T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/135 Esas
KARAR NO : 2024/143
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türkiye ve dünyada ulaşılabilir lüks kavramının öncülerinden olan ...'nın ; 30 yılı aşan deneyimin, sahip olduğu sağlam alt yapı ve uluslararası iş anlayışının gücüyle büyük hedeflerine hızla yaklaşmakta olan ve moda arenasında ülkemizi başarıyla temsil eden bir marka olduğu, davacının ... markasını ... sınıfları için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirerek, marka tescilinden doğan haklara münhasıran sahip olduğu, Davacı markasının, tanınmış bir marka olup, ... ibaresinin aynı zamanda davacı şirketin ticari unvanının baş kelimesi ve en önemli parçası olduğu, davacı şirket ile karşı tarafın aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... markasının tanınmış marka olarak tespit edildiği, davacının marka tescilinden doğan hakların münhasıran sahibi olduğu ... markalarının ana unsuru ... iken, davalının yaptığı ... ibaresinin tescil başvurusu için yapılan itirazın, Türk Patent tarafından kabul edilerek başvurunun reddedildiği, davacı markası ile karşı tarafın ticari faaliyetlerine devam ettiği ... markaları arasında SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında benzerlik olduğu ve durumun hem haksız menfaate sebep olduğu, davacının — itibarını zedelediği, davacı tarafından davalıya ... 15. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile aykırılığın giderilmesi ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son vermesi için ihtarname gönderildiği ancak davalının davacınn markadan doğan münhasır haklarına tecavüzün devam ettiği, Davalı tarafın davacı şirketin markası ile iltibas yaratacak nitelikte olan ... ve ... markalarını haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığına, taklit edildiğine ilişkin bazı görüntülere dilekçe içeriğinde yer verildiği ,davalı tarafın davacı adına tescilli markayı davacının herhangi bir rızası ve onayı olmaksızın davalı tarafa ait; ...linkindeki internet sitesindeki tüm görsellerde ve kataloglarında, ...- Bağlantılı İnstagram hesabında, haksız bir biçimde kullandığı, haksız rekabetin işlendiğinin taraflarınca tespit edildiği davacı ve davalı şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri ,24.12.2004 tarihinde odaya tescil edilen davacı şirketin kuruluşunun 30.12.2004 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği Davacı şirketin faaliyet gösterdiği meslek grubu "..." olup, iş konusu ise Yün, tiftik, ipek, pamuk, keten, deri gibi tabii maddelerle naylon akrilik, polyester, floş gibi sentetik maddelerden veya bunların karışımlarından oluşan iplik, kumaş örme, dokuma gibi tekstil ürünleri, her nevi triko, konfeksiyon, tuhafiye eşyası ve bunlarla ilgili kopça, kemer, düğme, fermuar, dantel, ayakkabı, çanta gibi yardımcı malzemeleri, bu işlerle ilgili hammadde ve yardımcı maddelerle mamul ve yarı mamul maddelerin imalat, alım satım, ithalat ve ihracatını yapmak, otel, restorant, cafe, lokanta işletmeciliği yapmak. Her nevi giyim ürünleri aksesuarları ile tekstil ürünlerinin toptan alım ve satımı ile ihraca, ithalatı yapmaktır.” olduğu , davacı ve davalı şirketin İTO kayıtlarındaki meslek grupları ve nace kodlarının aynı olduğu ,davalının davacı şirketin marka haklarına tecavüz ettiği ve davacının esas ve ayırt edici unsur özelliğine haiz "..." ibaresini kullandığı, davacının Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde markalarında "..." ibaresini ayırt edici unsur olarak kullandığı ayrıca "... " markasının da davacı adına tescilli olduğu, markaların tescilden doğan münhasır kullanım haklarının davacıya ait olduğu, bu hakların iltibas yaratılarak hukuka aykırı bir şekilde " ..." şeklinde davalı tarafından kullanılmasının, 6769 sayılı SMK uyarınca davacının marka tescilinden doğan münhasır haklarının ağır ihlali anlamına geldiği, yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleri gereğince halk tarafından karıştırılma ihtimali, ortalama tüketicinin algılamasına göre değerlendirildiği, Yargıtay içtihatları ve öğretideki görüşlerle sabit olduğu üzere ihtilaflı markalar arasındaki herhangi bir bağlantı, genel görünüş itibariyle benzerlik ve hatta çağrışım dahi karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterlidir ifadesinin yer aldığı ,Yargıtay 11. H.D, 2017/1410E, 2018/7017Kararının örnek verildiği, somut olayda davalının kullandığı "...." markasının davacının diğer markaları ile dar ve geniş anlamda karıştırılmaya elverişli olduğu, SMK 7. madde uyarınca, davacının tescilden doğan münhasıran haklarının ihlal edildiği, ayrıca ... ve ... ibareleri görsel ve fonetik olarak ayniyet derecesinde benzer olduğu, ... 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş Sayılı delil tespiti dosyası ile alanında uzman marka vekili ve bilgisayar mühendisi tarafından davalı tarafın internet sitesinde, iş yerinde detaylı inceleme yapılarak her iki marka arasında benzerlik ve iltibas yaratacak niteliklerin olduğu yönünde kanaat getirilmiş olduğu , ayrıca davalı şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, arabuluculuk süreci yürütüldüğü ve anlaşmama şeklinde arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini ileri sürerek davalıya ait... internet sitesine ve ... hesabına erişimin engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıya ait üzerinde "... ve ..." ibaresini içeren tabela, broşür, ürün ambalajı, iş evrakı, katalog, vs. araçların Üzerindeki "..." ibarelerinin değiştirilmesi veya silinmesi; bunun mümkün olmaması halinde ise el konularak imhasını, SMK 149 ve TTK 56 uyarınca davalının haksız fayda sağladığının, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin ve tecavüzün önlenmesi, durdurulması, giderilmesini, davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinini; bu talebin kabul görmemesi halinde davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinini, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik davacının uğramış olduğu zarara karşılık olmak üzere 100 TL maddi tazminatın işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, verilecek mahkeme kararının masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesi ve ülkemizdeki en yüksek tirajlı gazete de kamuya ilan yolu ile duyurulmasını talep etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davalı şirketin ismini ...'da bulunan ... esinlenerek seçmiş olduğu, davalının isim hakkı için başvuruda bulunduğu ve başvurusunun reddedildiği, ret kararına itiraz edildiği ve bu itirazın sonucunun beklendiği, herhangi bir şekilde davacı şirketten esinlenme yahut davacı şirketin ününden faydalanma durumunun söz konusu olmadığı, davalı firmanın davacı firmadan, arabulucuya başvurulması hasebiyle, kendilerine gönderilen davet neticesinde haberdar oldukları, davalı şirket ile davacı her ne kadar tekstil işiyle uğraşıyor olsalar da satışını yaptıkları ürünlerin büyük farklılıklar gösterdiği, İki şirketin de internet sitesine girildiği anda bu iki şirketin birbirinden tamamen alakasız olduğu ve karıştırılabilecek bir hususun bulunmadığı, gerek web sitesinin tasarımından gerekse sitenin ana sayfasında bulunan ürünlerden bariz bir şekilde anlaşılacağı, davalı şirketin tesettür giyim üzerine iş yaptığı, ancak davacı şirketin tesettür ürünlerinin satışını yapmadığı, dolayısıyla iki şirket aynı ürün kategorilerinin satışını yapıyor olsa dahi bu kategoriler içerisindeki ürünlerin birbirlerinden tamamen farklı olduğu, bu nedenle şirketlerin birbiriyle karıştırılması da mümkün olmayacağı, davalı şirketin, davacıdan haberdar olması üzerine Türk Patent ve Marka Kurumuna "..." ismi ile ... sayılı başvurusu olduğu Türk Patent ve Marka Kurumundaki işlemlerin henüz devam ettiği dolayısıyla işbu başvuru hakkında kesin olarak karar verilmeden mahkemece dava konusu hakkında karar verilememesi gerektiği, davalı şirketin bile kendisine başvuru yapılıncaya kadar davacının varlığından haberinin bulunmadığı, dolayısıyla tüketicilerin bu iki şirketi ve dolayısıyla ismi birbirleriyle karıştırmalarının mümkün olmadığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından davalının başvurusu kesin olarak sonuçlanması akabinde gerekli adımları atacakları, davalının bu duruma göre kullanmış olduğu "...” ismini değiştirmeyi düşündüğü, davacının haklarına herhangi bir saldırısı veya müdahalesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafın tamamen farazi düşüncelerle hareket ettiği, davacı tarafından ayırt edici unsur olarak ileri sürülen ... ile ... ibarelerin karıştırılmasının mümkün olmayacağı, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, iki şirket arasında isim benzerliği dışında hiçbir benzerlik yahut hak ihlalinin söz konusu olmadığı, "..." ismi ...'da bulunan piramitlerden esinlenerek konulduğu, müvekkilinin bu ismin hakkını almak ve tescil ettirmek için uğraştığı, ...hala gizemi çözülmemiş eşsiz tarihi yapılar oldukları, İnsanların kurdukları iş yerlerine yahut markalara verdikleri isimleri, piramit isimlerinden esinlenerek koymalarının hayatın olağan akışına tamamen uygun olduğu, İsimler her ne kadar birbirine benzese de davalı şirketin, anlamlı olarak ve davacı şirketin markasından bağımsızca bu ismi seçtiği, davacının sırf bu isim benzerliği nedeniyle hiçbir temeli ve gerçeklik payı olmayan iddialarla hakkını kötüye kullanılması suretiyle dürüstlük kuralını ihlal ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ... ve ... 30/08/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Davalının “...” ibareli kullanımları ile davacı ... ve ...sayılı ... esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı kullanımlarının davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğu, Davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, Davacının, davalı unvanında yer alan “...” ibaresinin terkinini talep edebileceği, Sektörel değerlendirme sonucu davalı taraf ... markası kadın abiye ve günlük giysi tasarımları ile davacı taraf ... markası kadın abiye ve günlük giysi tasarımlarının kadın giysi grubunda bulunmaları nedeni ile aynı hedef kitleye hitap ettikleri, ürün yelpazelerinin geniş olması nedeni ile sezon trendlerine paralel olarak benzerlikler gösterdikleri, marka adlarındaki ve satış kanallarındaki benzerlik nedeni ile tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varıldığı, Mali inceleme neticesinde 2019-2020 yıllarında ağırlıklı yazar kasa kullanılarak parekende satış yaptığı 2021 yılında internet satışları ile faturaları satışların ağırlık kazandığı tespit edilen davalıya ait 2019-2020-2021 yıllarına ait örnekleme yolu ile incelenen faturalarda, mal hizmet bölümünde elbise açıklamalarının yer aldığı, ... ifadesinin yer almadığı, E Arşiv fatura düzenleme sistemine geçilmeyen 2019 yılında matbaada basılmış faturaların sol üst köşesinde piramit şeklinde amblem ve ... ifadesinin yer aldığı, davacının tazminat hesabı ile ilgili lisans örneksemesi yöntemini seçtiği ancak dosya içeriğinde bu konuda bir örneğe rastlanılmadığından hesaplama yapılamadığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşmışlardır.
Bilirkişiler ..., ...ve ... 13/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporlarında; Davalı itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde, marka ve sektörel yönden Kök Raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerden dönülmesini gerektiren bir durum saptanmadığı, Kök raporlarında yer alan; Davalının “...” ibareli kullanımları ile davacı ... ve ... sayılı ... esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı kullanımlarının davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğu, Davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, Davacının, davalı unvanında yer alan “...” ibaresinin terkinini talep edebileceği şeklindeki görüşlerini muhafaza etmişlerdir. Sektörel inceleme neticesinde; davalı taraf ... markasına ait “...” instagram adresinde yer alan modeller ile davacı taraf ... markası giysi tasarımlarının kadın giysi grubunda bulunmaları nedeni ile aynı hedef kitleye hitap ettikleri, benzerlikler gösterdikleri, marka adlarındaki ve satış kanallarındaki tasarımlar açısından benzerlik nedeni ile tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varmışlardır, Mali inceleme neticesinde; Davacının tazminat hesabı ile ilgili lisans örneklemesi yöntemini seçtiği, ... Ticaret Odası'ndan gelen müzekkere cevabında yer alan 9610 oranına göre, ilk olarak marka hakkı ihlal edilenin cirosuna göre, 1 yıllık lisan bedeli tazminatı, 12.037.829,41 TL olarak, İkinci olarak, davalıya ait ciroya Ticaret Odası'ndan gelen müzekkerede yer alan yüzde 10 lisans bedeli oranı uygulanarak 1 yıllık lisan bedeli tazminatını, 72.280,34 TL olarak hesaplamışlardır.
Mali bilirkişi ... hazırlamış olduğu 19/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; 13.11.2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda davalının tüm satışları üzerinden 151/2-c bendine göre 72.280,34TL tazminat hesaplandığı , yapılan açıklamalar ışığında davalının satışını yaptığı ürünlerin ... markası olmadığı, farklı markalar olduğu için ilgili yıllarda toplam satışlarda ... markalı tabelanın, poşet ve sosyal medyada kullanımının etkisinin tespitinin imkansız olacağından , hakkaniyete uygun tazminat hesabı yapılamadığını takdir mahkemede olduğunu tespit etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Marka hakkına ihlal, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, unvan terkini şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili, hükmün ilanı, tedbir kapsamında açıldığı, davacının bilahare sunduğu talep arttırım dilekçesi ile dava değerini 100.000 TL'ye yükselttiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ... markasını ... sınıfları için Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil ettirerek, marka tescilinden doğan haklara münhasıran sahip olmuş olup, davacı şirket markası, ... ibaresi aynı zamanda davacı şirketin ticari unvanının baş kelimesi ve esas parçası olup, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından da ... markasının tanınmış marka olarak tespit edildiği dosya kapsamı itibari ile tespit edilmiştir.
Davacı şirketin marka tescilinden doğan hakların münhasıran sahibi olduğu ... markalarının ana unsuru ... olup, karşı tarafın yaptığı ... ibaresinin tescil başvurusu için Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı’na itiraz başvurusu yapılmış, yapılan itirazlar sonucunda "..." ibareli markaya yapılan itirazlar , Türk Patent tarafından ilgili mevzuata göre incelenmiş ve itirazlar kabul edilerek, başvuru reddedilmiştir. Davaya esas markasal kullanıma konu ... ibaresi davalı adına tescilli bir marka olmadığı dosya kapsamı itibari ile varittir.
Davacı yanca iş bu dava ikame edilmeden önce yaptırılan delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile; yerinde tespit ve incelemeler yapılmış;" tespite konu adresteki İş yeri unvanının ... ŞTİ. olduğu, ... Vergi Dairesine... Vergi Kimlik Numarasıyla bağlı mükellef olduğu, Tespite konu adreste yapılan incelemelerde: İşyeri ön cephe tabelasında, İşyerinin giriş kapısı üzerindeki instagram yönlendirme görselinde, İşyerinin kasa bankosu arkasındaki instagram yönlendirme görselinde, İşyerine ait naylon çanta üzerinde, İşyerine ait kartvizit üzerinde, İşyerinde satışa sunulan ürünlerin karton etiketinde düzeyde ... şeklinde markasal kullanım bulunduğu, Taraf markaların aynı sektöre işaret etmesi, markalarının kapsamlarındaki emtiaların aynı olmaları, aynı ihtiyaçları karşılamaları, önceki markanın ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, tüketici, sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayabileceğinden kaynaklı markalarının karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri
yönünde çağrışım yapabileceği, sadece alıcıların belirli bir mal yerinde başka bir malı almak istediklerinde değil, alıcıların malların birbirinde farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunda inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı kanaatine varılmıştır.” şeklinde tespitte bulunulmuştur.
Marka hakkına tecavüze konu talebinin değerlendirilmesi için evvela yasal mevzuatın incelenmesi gerekmekte olup; 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. madde hükmüne göre; Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a-)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri Satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
İlgili hükmün atıfta bulunduğu SMK 7. madde ise;
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılmas hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ma veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (
3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrak ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük yada benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması...” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olay yukarıda belirtili yasal mevzuat muvacehesinde değerlendirildiğinde; Davacı... ve ... sayılı ve ... ibareli markaları, kelime ve şekil unsurlarından oluşmaktadır. Ortalama tüketicilerin markanın şekil unsurunu tarif etmek yerine
kelime unsurunu belirterek söz konusu mal ya da hizmetlere daha kolay atıfta bulunacak olması nedeniyle, bir işaretin kelime ve şekil unsurlarını birlikte içermesi durumunda, kelime unsurunun ilke olarak şekil unsurundan daha fazla ayırt edici olduğu kabul edilir. Bununla birlikte davacı markasında yer alan şeklin yüksek ayırt ediciliğe sahip olmaması, daha ziyade dekoratif unsurlar içermesi nedeniyle söz konusu davacı markalarında tüketicinin dikkatini çekecek asıl unsur ... kelimesidir.
Nitekim Davacıya ait ..., ..., ... sayılı markalarının tek ve asıl unsuru ibaresinin de ... olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davacı markasının asıl unsurunun ... olduğu tartışmasızdır.
... 20. Sulh Hukuk Mahkemesi ...D.İş Sayılı Dosyası ile davalı işyerinde, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında 13.05.2022 tarihinde yapılan delil tespiti neticesinde düzenlenen 15.05.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen davalı yanın markasal kullanımları tek tek belirlenmiş olup, yapılan incelemede davalı yanın ... ibareli olacak şekilde markasal kullanımlarının bulunduğu markalar görsel olarak karşılaştırıldığında; davacı markalarının esas unsuru olan ... ibaresi
ile davalı ... ibareli kullanımlarının benzer olduğu, Markalar işitsel olarak karşılaştırıldığında; davacı ... markası ve davalı ... kullanımlarının yazıldığı gibi telaffuz edildiği ve benzer olduğu, Markalar anlamsal olarak karşılaştırıldığında ... ibaresinin bilinen bir anlamı bulunmadığı, ... kelimesinin ise Kahire yakınlarında bulunan ... şehrinin İngilizce adı olduğu, davacı markaları ile davalı kullanımlarının anlamsal açıdan benzer olmadığı, Sonuç olarak davacı tescilli markaları ile davalı kullanımlarının görsel ve işitsel açıdan benzer olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ve evvelce alınan delil tespiti dosyasına konu bilirkişi raporu ile de bu husus sabit hale gelmiştir.
Mal ve hizmetlerin karşılaştırılması amacı ile dosya kapsamına alınan 30/08/2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerde de açıklandığı üzere; "Davalıya ait işyerinde, “https://www.gizagiyim.com/” alan adlı internet sitesinde ve sosyal
medya hesaplarında tespit edilen kullanımlar incelendiğinde, davalının ... markalı bir ürününün bulunmadığı, ... markası ile perakende giysi satışı yaptığı görülmektedir. Mağazacılık olarak tabir edilen bu hizmet, sınıflandırma listesinin 35’inci
sınıfında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, şallar, eşarplar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” kapsamında kalmaktadır. ...’inci sınıfta yer alan “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için
malların bir araya getirilmesi hizmetlerinin”1 nihai amacı alışveriş işleminin gerçekleştirilmesidir ve bu hizmet alışverişin gerçekleşmesi için yapılan her türlü eylemi içermektedir. Bu eylem, sayılanlarla sınırlı olmamak üzere, satışa sunulan birçok mal arasından seçim imkânı tanınması ve satışın rakiplerle değil de kendisiyle tamamlanmasını isteyen işletme tarafından tüketicilerin ikna edilmesi için türlü hizmetlerin sunulmasını içerir. Esasen ... sınıf, başlı başına bir hizmeti içermektedir ve bu hizmet, “müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, malların bir araya getirilmesi hizmeti”dir. Bu hizmet, süpermarket, hipermarket gibi perakende veya toptan mağazacılık hizmetidir. Buna karşılık bir
malı üreten işletmenin, ürettiği malı satması işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucudur. Bir malın üreticisinin o malı satmak için ayrıca 35.05 sınıfta marka tescili elde etmesine gerek yoktur. Sözgelimi ayakkabı üreten bir işletme, kendi mağazasında tüketcilere hitaben perakende olarak veya kendisi dışındaki işletmelere hitaben toptan olarak bu ayakkabıları satabilecektir. Bunun için ... sınıfta tescile ihtiyaç yoktur. Buna karşılık eğer bu işletme mağazasında kendi üretimi olan ayakkabılar dışında başka firmaların da ayakkabılarını veya başka mallarını da bir araya getirip satmak istiyorsa, bu durumda ... sınıfta bir marka tesciline ihtiyaç duyacaktır. Böyle bir ihtimalde bile, yapılacak hizmeti kendi üretimi olan ayakkabıların bir araya getirilmesi, sergilenmesi, satışı değil, pek çok markalı malın bir araya getirilip aynı ortamda satışıdır. Davacı ..., ... ve ... sayılı markaları “Perakende satış hizmetleri yani müşterilerin malları elverişli şekilde görmeleri ve satın almaları için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmeti”nde tescillidir. Burada, Sınıflandırma Tebliği’nde 2011 yılında ... sınıfta yapılan değişiklik öncesinde genel ifadesiyle mağazacılık olarak tabir edilmekte olan alt sınıfa hangi tür emtiaların girdiği, müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için hangi malların bir araya getirilmesi hizmeti olduğu yönünde bir sınırlandırma yapılmadığı hatırlanacaktır. Marka genel olarak mağazacılık hizmetinde tescilli olduğunda, böyle bir markanın iltibas oluşturan sonraki markalara karşı koruma kapsamının dar olacağı kabul edilmelidir. Dolayısıyla markanın koruma kapsamı ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmemelidir. Dava konusu markanın kullanıldığı fiili iştigal alanları dikkate alınarak, hedef tüketici nezdinde bağlantı kurulma ve karıştırılma tehlikesi doğup doğmadığı burada ölçüttür. Sadece önceki tarihli markanın genel nitelikli mağazacılık hizmetinde tescilli olmasına dayanılarak bir başkasının marka kullanımının iltibasa sebep olacağı peşinen kabul edilmeyecektir. (Bu yönde bkz. 11. HD., 27.02.2017 tarih ve E. 2015/12715, K. 2017/1112 ve 28.03.2013 tarih ve E. 2012/6538, K. 2013/6137 sayılı kararlar) Davacının 2004 40886, 2005 06132 ve 2005 06132 sayılı markalarının genel olarak müşterilerin malları elverişli şekilde görmeleri ve satın almaları için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerinde tescilli olması, doğrudan davalının 35. sınıfın 05. alt grubunda bazı malları kapsar şekilde kullanımını önlenebileceği anlamına gelmeyecektir. " Dosya kapsamında, davacı tarafın, davalının yukarıda izah edilen ... sınıfta yer alan satış hizmeti kapsamında bir başka deyişle kendi üretimi olan giysilerin bir araya getirilmesi, sergilenmesi, satışı değil, pek çok markalı malın bir araya getirilip aynı ortamda satış faaliyetinde buluduğuna dair bir
delil bulunmamaktadır. Davacının emtia sınıflarındaki tescilleri ile davalı kullanımlarının ... sınıfta mağazacılık hizmetinde kapsadığı emtiaların ürün benzerliği yönünden karşılaştırılması gerekmektedir.
Davacı ... ve... sayılı markaları ... Sınıfta “koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, şallar, başörtüleri” emtialarında tescillidir. Davalı kullanımları 35.05 sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için iç-dış giysiler, şallar, eşarplar mallarının bir araya getirilmesi hizmeti kapsamında kalmaktadır.
Davacı markalarının tescilli olduğu ... sınıftaki emtialar ile davalının söz konusu emtiaların perakendeciliği hizmetinin tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle davacı ... ve ... sayılı markaları ile davalı kullanımlarının benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacıya ait ... ibareli markalar ile davalı ... ibareli kullanımlarının benzer olduğu ve benzer hizmet sınıfı kapsamında kullanıldığı, davacı ... markasının giyim ürünleri üzerinde yoğun kullanımı ve tanıtım faaliyetleri nedeniyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ...sayı ile tanınmış marka statüsünde korunduğu, davacı markasının arttırılmış ayırt ediciliğe ve bilinirliğe sahip olduğu, taraf marka ve kullanımlarının tüketiciler tarafından ilişkilendirilebileceği, ortalama tüketici nezdinde markanın kaynağı konusunda karışıklığa yol açabileceği, davacı markalarından biriymiş gibi algılama yaratabileceği, davacı markasını çağrıştırabileceği; taraf marka ve kullanımları arasında
ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu yönünde kanaate ulaşılmıştır.
Davacı yanın bir diğer iddiası haksız rekabete ilişkin olup; taraflara ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde her iki taraf aynı sektörde faaliyet göstermekte ve aynı tüketici kitlesine hitap ettiği anlaşılmaktadır.
TTK md. 55/1-a-4 hükmü uyarınca, davacının tescilli markaları ve faaliyet alanı ile davalı kullanımları ve faaliyet alanı arasında ayniyet/benzerlik bulunması, ilgili tüketicinin davacı ile davalı arasında ekonomik bir işbirliği olduğu kanısına kapılması olasılığının bulunması ve yine yukarıda aktarılan marka hakkına yapılan tecavüz eylemleri nedeniyle davacı aleyhine haksız rekabet koşullarının oluştuğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı yanın bir diğer iddiası ticaret unvanından terkin istemine ilişkin olup, yapılan incelemede; davacı ve davalının “Hazır Giyim ve Konfeksiyon” alanında faaliyet gösterdiği, tarafların iştigal alanlarının aynı olduğu, davalı kullanımlarının davacı tescilli markaları kapsamında kaldığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı ...ŞTİ. unvanı ve ... Oda Sicil No ile ... Ticaret Odasına kayıtlı olup, Meslek Grubu “...” dur. Odaya kayıt tarihi ise 03.01.2019’dur.
Tarafların iştigal alanlarının aynı olduğu, eskiden beri davacının markasını bilen ilgili tüketicinin markanın benzerini içeren davalı ticaret unvanı nedeniyle işletmeleri karıştırabileceği, davalının ticaret unvanı altında sunduğu hizmetlerin tüketici nezdinde markasal bir etki bırakacağı keza davalının unvanını aşan markasal kullanımlarının bulunduğu ve bu kullanımların davacı marka tescili kapsamında kaldığı, davacının ilki 13.12.2004 tarihinde başvurulmuş ... sayılı ve ayrıca ... sayılı ... markalarına dayanarak davalının ... LTD. ŞTİ. unvanından “...” ibaresinin terkinini talep etme hakkına sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı yan aşamalarda sunmuş olduğu beyan dilekçeleri ve rapora itiraz dilekçeleri ile; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müşteri kitlelerinin farklı olduğunu, davalı yanın giza ibareli ürün satmadığını, her iki tarafın sattığı ürünlere ilişkin fiyatların farklı olduğunu, davalı şirket yetkilisi hakkında somut eylem sebebiyle beraat kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı yanın tesettür ürün sattığını beyan etmiş olup, davalı yanın itirazları bilirkişilerce ek rapor ile tek tek değerlendirilip, itirazlar karşılanmış olup, mahkememizce de itirazlar incelendiğinde; davalı yanın belirttiği fiyat farklılığının marka hakkına tecavüz gerçeğini değiştirmeyeceği, marka hakkına tecavüzün oluşması için tecavüze konu işletmenin uygulamış olduğu fiyatın hak iddia edene ait ürünler ile aynı ya da benzer fiyatlarda olmasının şart olmadığı, davalı yan her ne kadar davalı yanın giza ibareli ürün satmadığını beyan etmiş ise de, bu hususta ihtilafın olmadığı, davalı yanın giza ibareli ürün satmadığı ancak marka hakkına tecavüz için sadece ürün bazlı değerlendirmenin yapılamayacağı, nitekim gerek delil tespit raporu gerekse de alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, davalıya ait işyeri ön cephe tabelasında, İşyerinin giriş kapısı üzerindeki instagram yönlendirme görselinde, İşyerinin kasa bankosu arkasındaki instagram yönlendirme görselinde, İşyerine ait naylon çanta üzerinde, İşyerine ait kartvizit üzerinde, İşyerinde satışa sunulan ürünlerin karton etiketinde düzeyde ... şeklinde markasal kullanım bulunduğu sabit olup, söz konusu kullanımların da markasal kullanımlar olduğu ve marka hakkına tecavüz teşkil edeceği tartışmasızdır.
Davalı taraf her ne kadar müşteri kitlesinin farklı olduğunu, ürün tarzlarının aynı olmadığını beyan etmiş ise de; Davacı taraf ... Markasına ait resmi web sayfası, ... sayfası ile ..., ..., ... gibi internet satış kanallarında tanıtımı yapılarak satışa sunulan Kadın Giysi grubu tasarımlarının geniş bir yelpazede olduğu, birbiri ile paralellik gösterdiği, sezona göre yenilenerek değişiklik gösterdiği ve modeller arasında muhafazakar kesime hitap edecek giysi çeşitlerinin de yer aldığı sektör bilirkişisinin tespitleri ile tespit edilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar ... markalı ürünlerinin tesettür giyime uygun olduğu bu bakımdan Davacı tarafın marka ve modelleri ile farklılık gösterdiğini beyan etmiş olsa da kadın giyimi söz konusu olduğunda tüketicilerin beğendiği ve ihtiyaç duyduğu giysi ve aksesuarları tüm seçenekleri değerlendirerek temin ettikleri ve farklı mağaza ve markalardan aldıkları ürünleri kendi zevkleri ve ekonomik koşulları doğrultusunda kombine ederek kullandıkları bilinmektedir. Davalı ... markasının modelleri başörtüsüz olarak da tercih edilebileceği gibi, Davacı markasının modellerinin de başörtüsü kullanılarak giyilebileceği görülmektedir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da Sektörel açıdan yapılan değerlendirmeler sonucunda, kadın modası prensipleri doğrultusunda Dava dosyası delil ekleri ve bilirkişilerce resen yapılan araştırmalar sonucunda Davalı taraf ... markası ürün ve marka adı ile Davacı taraf markası ürün ve Marka adının birbirine benzer olduğu, hedef kitlelerinin kadın tüketiciler olarak ortak olduğu ve bu nedenle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaati oluşmuştur.
Davalı vekili ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde şirket yetkilisi hakkında beraat kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini beyan etmiş olup, mahkememizce ilgili dosya uyap üzerinden incelenmiş, yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesince "İncelenen tüm dosya kapsamından; Sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın ticaret ünvanı olan ... Ltd. Şti ibaresinin Ticaret Sicilinde ... sicil numarası ile tescilli olduğu, suç tarihinde sanığın ... ve ... hesaplarında ve içeriğinde ticaret ünvanının bu şekilde kullanıldığı, Türk Ticaret Kanununun 50. Maddesinde"usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret ünvanını kullanma hakkı sahibine aittir"düzenlemesi bulunduğu, usulüne uygun olarak tescili yapılmış olan bu ünvanın tescil sahibinin ticari işletmesi ve faaliyeti ile ilgili olarak kullanılması mutad ürünleri üzerinde ticaret ünvanına yer vermesinin doğal olduğu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri arasında öncelik sonralık ilişkisinin bulunmayıp ticaret ünvanının haksız olarak tescil edildiği iddiası var ise öncelikle sözkonusu tescilin hükümsüz kılınmasının gerektiği bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Gerekçesi ile beraat kararı verilmiş, karara ilişkin yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
İstanbul 16. BAM CEZA DAİRESİ'nin 2023/1860 ESAS, 2023/1804 Karar sayalı ilamı ile;" "
Yapılan yargılama sonunda CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a. maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren mahal mahkemesine gönderilmesine," şeklinde kesin olarak karar verilmiştir.
Her ne kadar yukarıda belirtili ceza mahkemesi kararı ile beraat kararı verilmiş ise de, ilgili kararın gerekçesi incelendiğinde mahkemece marka hakkına tecavüz olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmayarak, sadece davalı yanın ticaret unvanının ... olması sebebiyle ... ibaresini taşıyan kullanımlarda bulunmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı sonucuna varacak gerekçe ile beraat kararı verilmiş olup, davalı yanın ticaret unvanında ... ibaresinin bulunması, bu ibareyi taşıyan markasal kullanımlarda bulunmasını haklı olarak gösteremeyeceği, ilgili ceza mahkemesinin gerekçeli karar bölümündeki bilirkişi raporunda dahi "Bilirkişi Raporu: Bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda, şüphelinin ... adresindeki intemet sitesi ile ... adlı sosyal medya hesaplarındaki mağazalarında, mağaza adı olarak “...” ve “...” markalarının kullanıldığı, bu şekildeki kullanımların müşteki şirket adına... numarası İle .... Emtia sınıfında tescilli “...” ibareli markası ile İltibasa yol açacakları belirtilmiştir. " şeklinde tespitlerin yer aldığı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile de esasen marka hakkına tecavüzün varlığı net bir şekilde saptanmış ancak ilgili mahkemece, marka hakkına tecavüz olup olmadığı, davalı yanın aynı zamanda ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin davacıya ait marka ile benzerlik taşıyıp taşımadığı, iltibas olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmiş olması sebebiyle bahsi geçen mahkeme kararı yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında mahkememizce hüküm için esas alınmadığı gerek delil tespiti raporu gerek iş bu mahkemece alınan bilirkişi raporları gerekse de ceza mahkemesine ait dosyada gerekçeli karar bölümünde yer alan bilirkişi raporu bütün olarak ele alındığında; davacının marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve ticaret sicilinden terkin istemli davasında haklı olduğu mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle davalıya ait üzerinde "..." ibaresini içeren tabela, broşür, ürün ambalajı, iş evrakı, katalog, vs. araçların üzerindeki "..." ibarelerinin masrafı davalıya ait olmak kaydıyla değiştirilmesi veya silinmesi; bunun mümkün olmaması halinde ise el konularak imhasına, davalının haksız fayda sağladığının, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin ve tecavüzün önlenmesi, durdurulması, giderilmesine, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, karar kesinleşmesi ile ilgili yere kararın icrası için müzekkere yazılmasına, iş bu kararın masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak hükmen kesinleşmesi ile birlikte hükmün kesinleştiği tarihte ülkemizdeki en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde kamuya ilan yolu ile duyurulmasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekilinin bir diğer talebi maddi tazminat istemine ilişkin olup, davacı yan seçimlik hak olarak, SMK 151/2-c maddesine dayanmış, mahkememizce de bu minvalde inceleme yapılmıştır.
13.11.2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda davalının tüm satışları üzerinden, İTO'dan gelen yazı cevabı nazara alınarak % 10 oran uygulanmak suretiyle 151/2-c bendine göre 72.280,34TL tazminat hesaplandığı ancak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalının satışını yaptığı ürünlerin ... markası olmadığı, farklı markalar olduğu için ilgili yıllarda toplam satışlarda marka hakkına tecavüz teşkil eden ... markalı tabelanın, poşet ve sosyal medyada
kullanımının satışlara etkisinin belirlenerek maddi tazminatın bulunması gerekeceği ancak bu meyanda tespitinin imkansız olacağı, tespitin yapılamayacağının ve hakkaniyete uygun tazminat belirlenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde tespitler ihtiva eden bilirkişi raporu nazara alındığında mahkememizce TBK 50 ve 51. Madde nazara alınarak takdir yetkisi kullanılmış, somut olay, tarafların faaliyet alanları, dosya kapsamına yansıyan sosyal ve ekonomik durum, marka hakkına tecavüz eylemleri ve yine davalı yanın tüm satışlar üzerinden elde edilen gelir miktarı da göz önünde bulundurularak takdiren 30.00,00 TL maddi tazminata hükmedilmiş, davalı yan her ne kadar davalı yanın elde ettiği gelirin sadece giyim sektöründe olmadığını, gıda ve konaklama sektöründe de faaliyet gösterdiğini beyan etmiş ise de, davalı yanın bu alanlarda faaliyet gösterdiğine ilişkin sunulu delil olmadığı gibi dosya kapsamına alınan İTO kaydında davalı yanın giyim sektöründe faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, iş bu sebeple davalı yanın bahsi geçen itirazı yerinde bulunmamış, sonuç olarak 30.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, maddi tazminata ilişkin davacının fazlaya dair isteminin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Davalıya ait üzerinde "..." ibaresini içeren tabela, broşür, ürün ambalajı, iş evrakı, katalog, vs. araçların üzerindeki "..." ibarelerinin masrafı davalıya ait olmak kaydıyla değiştirilmesi veya silinmesi; bunun mümkün olmaması halinde ise el konularak imhasına,
-Davalının haksız fayda sağladığının, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin ve tecavüzün önlenmesi, durdurulması, giderilmesine,
-Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, karar kesinleşmesi ile ilgili yere kararın icrası için müzekkere yazılmasına,
-İş bu kararın masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak hükmen kesinleşmesi ile birlikte hükmün kesinleştiği tarihte ülkemizdeki en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde kamuya ilan yolu ile duyurulmasına,
-SMK 151/2-c bendi kapsamında tazminatın tespitinin mümkün olmaması hasebiyle TBK50 ve 51. Maddeleri kapsamında takdir hakkı kullanılarak; takdiren 30.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, maddi tazminata ilişkin davacının fazlaya dair isteminin reddine
2-Davanın kabulüne konu değer üzerinden davalı yandan alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah harcı toplamı olan 1.773,70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 275,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcı tutarına mahsup edilen davacının yatırdığı peşin ve ıslah harcı toplamı olan 1.773,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi masraflarından oluşan 7.683,95 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 4.994,56 TL olan kısmı davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
Marka hakkına yapılan tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve giderilmesi ile unvan terkini istemli talepler esasen marka hakkına yapılan tecavüz eylemleri ile birlikte husule gelen, marka hakkına yapılan tecavüzün tezahürü olan sonuçlar olması sebebiyle iş bu davalar r yönünden 25.500,00 TL tek vekalet ücreti, maddi tazminat istemli davanın kabul değeri üzerinden de 25.500,00 TL olmak üzere 51.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu tazminat talebi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/05/2024 11:54:55
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!