WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/372 Esas
KARAR NO : 2024/26

DAVA :TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ&TAZMİNAT
DAVA TARİHİ : 30/07/2013
KARAR TARİHİ : 25/01/2024

İstanbul BAM 16.HD’nin 2019/1674 Esas, 2021/1957 Karar ve 18.11.2021 tarihli kaldırma kararı sonrasında yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, ... alan adlı web sitesinin sahibi ve işleticisi olduğunu, sitenin muhtelif konulara ilişkin soruların, ilgili konuda deneyim ve bilgi sahibi olan çeşitli uzmanlar tarafından bir söyleşi dâhilinde cevaplanmasından oluşan bilgilendirici videolar içerdiğini,davacının videolar üzerinde, FSEK.m.80 / f.2 gereği “yapımcı” sıfatıyla hak sahibi olup; FSEK m, 80 / f.21de öngörülen umuma iletim hakkı dâhil tüm mali haklara sahip olduğu gibi, videoların üçüncü kişiler tarafından kullanımına izin verme hakkı ve üçüncü kişilerce kullanımını yasaklama yetkisine de sahip olduğunu, davacı şirket ile davalının müvekkili şirketin, davalı yanın uzmanlık alanı olan estetik konusunda çeşitli soruları cevaplayacağı videoların yapımının gerçekleştirilmesi konusunda anlaştığını, videolardan 44 adedini Nisan 2008 tarihinde ve 9 adedinde Ocak 2009 tarihinde kendisine ait ... sitesinde umuma iletime sunduğunu,videoları ... sitesinden kaldırmadan önce, davalı yana gönderdiği 22.11.2011 tarihli e-posta ile; davaya konu videoların ... sitesinden kaldırılacağını ve söz konusu videoların davalı yan tarafından ... ve ... gibi sitelerde yayınlanamayacağını bildirdiğini, uzun bir süre sonra, tesadüfen, 53 adet videodan 37 adedinin, müvekkilinin bilgi ve onayı olmaksızın,ayrıca videoların orijinal kayıtlarında yer alan “...” logosu yerine “....” ibareleri konarak, ‘..." adlı ... kullanıcı hesabı üzerinden ... sitesine yüklendiğini, bu videoların bizzat Davalı yana ait ... alan adlı web sitesinde umuma iletildiğinden haberdar olduklarını, ... tarihinde davalıya ... 1. Noterliğinden ... yevmiye no.lu ihtarname keşide olunarak;videoların ... ve ... sitelerinden kaldırılması ve başkaca internet sitesinde ya da ortamlara kullanılmakta ise bu kullanımlara da son verilmesi husunun yazılı olarak bildirildiğini beyanla; davalının davacı ile sözleşme yapsa idi, davalı yanın kullanımı için şimdilik FSEK 68.maddeye göre 3 katı bedelin 10.000 TL kısmının, izinsiz kullanım sebebiyle Davalı yana gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 19.03.2013 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, muhtemel tecavüzlerin men’ine, videoların .... .... ... dahil ve fakat bunlarla sınırlı olmaksızın internet mecrasında herhangi bir sitede kullanılmaması için ihtiyati tedbir karan verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; videoların içeriğinin tamamen davalı müvekkili tarafından belirlenerek hazırlandığından, müvekkilinin eser üzerinde hak sahibi olduğunu, davalının hiçbir maddî çıkar gözetmeksizin uzmanlık alanındaki bilimsel bilgisini, deneyimlerini (ameliyat öncesi, ameliyat aşaması ve sonrası fotoğraf ve görüntüleri), emeğini ve zamanını vererek halkı bilgilendirmek ve aydınlatmak amacıyla bizzat en çok merak edilen soruları hazırladığını ve sözlü olarak cevaplayarak videolar hazırladığını, videoların davacı şirket çalışanlarınca davalının muayenehanesinde çekildiğini, içerik olarak davacı şirket elemanlarının videolara bir katkısının olmadığını, videoların bir kopyasını davalının talep etmesine rağmen kendisine verilmediğini, internet sitesinden alabileceğinin söylendiğini, 2007-2011 yılları arasında kesintisiz beş yıl süre ile davacının internet sitesinde yayınlandığını, 2011 yılında ise davacının yayınlar için ücret talep ettiğini, ücretin fahiş olması nedeni ile davalının para ödemeyi kabul etmediğini,taraflar arasında haklarının devrine dair sözlü veya yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının hem FSEK 68 e göre üç kat bedel, hem de ref ve men talebinde bulunamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVADA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı-karşı davalın ... sitesinde kullanıp yayından kaldırdığı, davalı-karşı davacı uzman Dr. ...'ın içeriğini hazırladığı 53 adet videonun yasal haklarının davalı-karşı davacı Dr. ...'a aidiyetlerinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın giderilmesini,davacı-karşı davalı tarafından söz konusu video kayıtlarının kullanılmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık asıl davada, FSEK 68.madeye göre 3 katı bedelin 10.000 TL nin 19.03.2013 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsili, muhtemel tecavüzlerin men’i, videoların .... ... dahil ve fakat bunlarla sınırlı olmaksızın internet mecrasında herhangi bir sitede kullanılmaması için ihtiyati tedbir karan verilmesi” taleplerine dayalı olarak açıldığı, karşı dava konusunun ise; davalın ... sitesinde kullanıp yayından kaldırdığı, davacı uzman Dr. ...'ın içeriğini hazırladığı 53 adet videonun yasal haklarının davacı ...'a aidiyetlerinin tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi, söz konusu video kayıtlarının önlenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Kaldırma kararı öncesinde ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20.11.2018 tarihli... E. - ... K. sayılı kararıyla; Asıl davada; " son bilirkişi heyet raporunun mevzuat ve dosyadaki delillere uygun hazırlandığı, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu hükme dayanak yapıldığı, bilirkişi heyetince yapılan incelemede davaya konu video içeriklerinin FSEK 2/1 anlamında hususiyet içermediği, içeriklerin estetik alanına ilişkin bilgilendirme amaçlı içerikler olduğu, FSEK anlamında "eser" vasfını haiz olmadığını, yapılan çekimin herhangi bir hususiyet arz etmeyen herhangi bir sistematik içerik ve ... dayalı anlatım içermeyen görüntüler dizisi olduğunun bildirildiği. Asıl davada davacının video içerikleri üzerinde FSEK 80/2 anlamında yapımcı sıfatının bulunduğunu iddia etmiş ise de davacının film yapımcısı olmadığının anlaşıldığı,...davaya konu olayda sinema eserinin söz konusu olmadığı gibi, kanunun aradığı anlamda “...” de söz konusu olmadığını....Davaya konu olayda davalıyla yapılan estetik alanına ilişkin çekim banda veya videoya alınmış olmakla dava konusu video FSEK m.84 anlamında korunabileceğini. Davacı ile davalının estetik alanına ilişkin bilgilerini sunacağı video yapılması konusunda anlaştıkları, bu konuda her iki tarafın herhangi bir ücret talep etmeden anlaşmaya vardıkları 2006-2011 yılları arasında davaya konu videoların www. ... isimli sitede yayınlandığı, bilahare davacının davaya konu video içeriğinin sitede yayınlanması nedeniyle ücret talebinde bulunduğu ve ancak tarafların ücret konusunda yapılan mail yolu ile müzakerelerde anlaşamadıkları, bu süreçte davalının reklamının yapıldığı dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkiden başından beri yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte bu yayınlara davalının reklamının yapılması nedeniyle davalı yanca ses çıkarılmadığı, ancak taraf iradelerinin ... isimli sitede davalının video haline getirilen konuşmalarını yayınlama konusunda uzlaşı içerisinde oldukları hususu dikkate alındığında, davaya konu video kayıtlarının davalı yanca ticari amaçla çoğaltıp yayınlaması hususları da dikkate alındığında davaya konu video kayıtları üzerinde davacının hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davalı ise bu video kayıtlarının çekimine rıza ile katılmış olmakla bu video kayıtları üzerinde FSEK’ten kaynaklı herhangi bir hakkının bulunmadığının tespit edildiği, davacının özel bir web alanı ihdas ederek, bu alana reklam ve yatırım yaparak konusunda uzman olanlar ile rızaya dayalı videolar çekmiş olması nedeniyle davaya konu somut olayda da video kaydının oluşturması nedeniyle video kayıtları üzerinde FSEK 84' ten kaynaklanan hakları söz konusu olmakla bu videolar üzerinde “...” ibaresinin kaldırılıp davalının ismi yazılarak başka mecralarda yayınlanmasının davacının FSEK 'ten kaynaklanan haklarına aykırılık teşkil edeceğinden, FSEK 84 atfı nedeniyle TTK 54 vd. hükümleri çerçevesinde maddi tazminat talebi kabul edilmiş davalı yanca 41 kez ihlal teşkil eden yayınlar umuma iletildiğinden 600 TL yayınların ulaştığı mecra dikkate alınarak BK hükümlerine göre makul bir bedel olarak belirlendiği, FSEK 84 maddesine aykırılık nedeniyle 24.600 TL nın kabulüne, davalı yanca davaya konu videoların ticari amaçlı olarak haksız rekabet kapsamında yeniden yayınlanması halinde yeni ihlaller sez konusu olacağından ref talebi ile muhtemel tecavüzlerin önlenmesine de karar verilmesi gerektiği, davacının 10.10.2018 tarihli bedeli ilişkin dilekçesinde maddi tazminat isteminin 133.140TL olarak belirlediğinden fazlaya ilişkin 108.540 TL nin yerinde olmadığı" gerekçesiyle; " ASIL DAVANIN KABULÜNE, FSEK 84. madde kapsamında 24.600 TL nın 19.3.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davaya konu videoların internet ortamında yayınlanmasının ref'i ve muhtemel tecavüzlerin önlenmesine" karar verilmiştir.
Karşı davada; "davacı, davalının ... sitesinde kullanıp yayından kaldırdığı, davacı uzman ...'ın içeriğini hazırladığı 53 adet videonun yasal haklarının davacı ...'a aidiyetlerinin tespitini talep etmiş ise de; yukarıda açıklanan gerekçe ile Davacı bu video kayıtlarının çekimine rıza ile katılmış olmakla, bu video kayıtları üzerinde davacının reklamı da yapılmış olduğundan, davacı ...'ın FSEK’ten kaynaklı herhangi bir hakkının bulunmadığı" gerekçesiyle; karşı davanın reddine karar verilmiştir. Davacı- K.Davalı vekilini süresinde mahkememiz karanını istinaf etmiştir.
İSTANBUL BAM 16.HD’NİN 2019/1674 ESAS, 2021/1957 KARAR VE 18.11.2021 TARİHLİ KALDIRMA KARARINDA ÖZETLE:”.. Dosya kapsamında birbiri ile çelişen üç ayrı bilirkişi heyet raporu bulunduğu, mahkemece raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiği gibi, diğer raporlara neden itibar edilmediği, son rapora neden üstünlük tanındığı da gerekçede açıklanmamıştır. Davaya konu videoların davacı tarafça çekildiği ve internet sitesinde TV kanalında yayınlandığı, video içeriklerinde doktor olan davalı tarafça estetik operasyonlar konusunda bilgi verildiği ve kendisine sıkça sorulan sorulara cevap verdiği, içeriğin kendisi tarafından oluşturulduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece konusunda uzman yeni bir heyetten önceki raporlardaki çelişkileri giderecek şekilde rapor alınarak, dava konusu videolardaki içeriğin, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunup bulunmadığı, videoların sinema eseri olup olmadığı, davalının eser sahibi olup olmadığı, davacının bağlantılı hak sahibi olup olmadığı varsa haklarını davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği ve FSEK 68. Madde kapsamında tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı yada davacının videolar üzerinde FSEK 84. Madde kapsamında hak sahibi olup olmadığı, davalı/karşı davacının internet sitesi ve internet üzerinde yayınlamasının bu madde kapsamında çoğaltma ve yayma hakkının ihlali niteliğinde bulunup bulunmadığının tartışılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi ve talep aşımı ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda çelişkileri giderecek şekilde yeni bir heyetten rapor alınarak yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.” Şeklindeki kaldırma kararı üzerine dava dosyası mahkememizin 2021/372 esas numarasına kayıtlanmış çelişkileri gidermek için yeniden rapor alınmıştır.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİNDE ALINAN RAPORLARDA:
Bilirkişiler ..., ...ve ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04.06.2014 tarihli raporda; dava konusu somut olayda davalının kendi bilgi, tecrübe, sosyal alandaki popülaritesi, ve mesleki alanda icra etmiş olduğu doktorluk mesleği ile ilgili toplumu bilgilendirici, yönlendirici mesleğine has bilgiler vermesi, sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim eseri olması nedeni ile, FSEK kapsamında Eser niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu video görüntülerinin FSEK kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Dava konusu somut olayda icracı Davalıdan mali hakları kullanma yetkisi Sözleşme ile devredilmediğinden, davacının bu konuda hak iddia edemeyeceği, Söz konusu FSEK 80. maddesinin uygulanamayacağını, FSEK'in 52. maddesi uyarınca mali haklar dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğunu, taraflar arasında, net ve açık bîr şekilde metne bağlanmış bir sözleşme bulunmadığını, FSEK’un 10. Maddesinde: “Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez” hükmünün de yer aldığını, davalı tarafın doktor olması sebebiyle hastaları tarafından veya muayeneye gelen kişilerden kendisine en çok sorulan sorular hakkında videoların hazırlandığı, konu seçiminin de doktor tarafından yapıldığını, davacı tarafın konu hakkında detaylı ve doyurucu bir bilgiye sahip olamayacağından, mutlaka konusunda uzman bir kişiye İhtiyaç duyduğu/duyacağı hususun açık olduğunu, videoların kurgusu, montajı, tespiti ve yapımın davacı tarafça gerçekleştirildiğini, davalı tarafın da bunu kabul ettiğini, FSEK’un 8. Maddesinde “bir işlenmenin sahibi, asıl eser sahibinin haklar mahfuz kalmak şartıyla, onu işleyendir, eserin yapımcısı veya yayımlayıcısının, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabileceğini, sinematografik eserlerde; yönetmen özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının, eserin birlikte sahibi olduğunu, eserin birlikte sahiplerinin, mali hakları, yapacakları bir sözleşmeyle ve uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredebileceklerini beyan etmişlerdir.
Aynı heyet ek raporlarında; FSEK md. 80/1-2 uyarınca film yapımcısının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra orada sayılı haklara sahip olunacağını, film yapımcısının eser sahibi ya da sahipleri ile yapmış olduğu sözleşmeye göre mali hakları kullanabileceğini, yapılan bu sözleşmeyle de mali haklar değil, mali hakları kullanma yetkisinin yapımcıya intikal ettiğini, davacı ile davalı arasında böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığını,somut olayda LOGO iptal edilerek davalı yanca kendi isminin eklendiğini, sözleşmenin olmaması nedeni ile FSEK kapsamında davacı tarafın Telif hakkına sahip olmayacağını, ancak çekimi yapan davacı firmanın bu çekilen video görüntüleri her ne kadar bir sinema filmi olmasa da 2006 yılında çekimleri yapılmış ve senelerdir internet ortamında yayınlamış ve bu sayede davalının bir nevi reklamını tanıtımını yaptığından, FSEK 68 ve haksız rekabet hükümlerine göre kullanım tarihi itibariyle 53 adet bilgilendirici video çekimleri konusunda her iki tarafında video üzerinde hakkı olduğu hususları da göz önüne alınarak 60.000 TL nin yarısı yani 30,000 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanarak rakamı talep edilebileceğini beyan etmişlerdir.
Bilirkişiler...ve ... oluşan ikinci bir heyetten alınan 04.10.2017 tarihli raporda; Video içeriklerinin davalı/karşı davacı tarafından üretildiği, dava konusu videoların içeriğini oluşturan konuşmaların söz ile ifade edilen ilim ve edebiyat eseri olduğu ve davalı/karşı davacının bu eserlerin sahibi olduğunu, taraflar arasında, davalı/karşı davacının eseri niteliğindeki konuşmalar üzerindeki haklarını konu alan yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, bu sebeple davacı/karşı davalının, bağlantılı hak sahibi olabilmek için gerekli olan izni hukuka uygun şekilde elde edemediği düşünülebilirken, bazı hallerde şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması (TMK m,2) olarak değerlendirilebileceğini,somut olayın şartlarına bakıldığında taraflar her ne kadar yazılı bir devir sözleşmesi yapmamışsa da davalı/karşı davacının, söz konusu videoların tespitine ve bu videoların davacı/karşı davalının internet sitesinde yayımlanmasına muvafakat gösterdiğinin dosya kapsamından ve kendi beyanlarından anlaşıldığını, davalı/karşı davacının, 16.09.2013 tarihli davaya cevap dilekçesine kadar bu kullanıma karşı çıktığını gösterir bir delile rastlanmadığını,bu durumda davalı/karşı davacının, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle davacı/karşı davalının bağlantılı hak sahibi olamayacağını iddia etmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceğini,şekle aykırılığın ileri sürülemeyeceği kabul edildiğinde, davalı/karşı davacının vermiş olduğu sözlü muvafakat, eser üzerindeki hakların ileriye dönük olarak devri sonucunu doğurmasa da davacı/karşı davalının bu sözlü muvafakata dayanarak ve yine bu muvafakat sınırları içerisinde gerçekleştirmiş olduğu kullanımın hukuka uygun kabul edilmesini gerektiğini. Bu durumda davacı/karşı davalının yaptığı tespitler için eser sahibinden hukuka uygun şekilde izin aldığının varsayılacağını, bunun da onu FSEK 80/2 kapsamında bağlantılı hak sahibi yapacağını, Yapımcıların tespitlerinin ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu (FSEK 80/2), yapımcının sahip olduğu bu hakkı tespitini yaptığı eser sahibine karşı dahi ileri sürebileceğini, davalı/karşı davacının, söz konusu videoları/tespitleri, davacı/karşı davalının izni olmadan kendi sitesinde umuma açık şekilde kullanmasının bağlantılı hakkın ihlali anlamına geldiğini, bağlantılı hak sahiplerinin, haklarının ihlali halinde eser sahipleri gibi, tecavüzün refi, meni ve tazminat davası haklarından faydalanacağını (FSEK 80/son), dolayısıyla FSEK 68'e dayalı taleplerin bağlantılı hak sahibi tarafından da ileri sürülebileceğini, FSEK 5 anlamında videoların yönetmen ve senaryosu bulunmadığından sinema eseri sayılamayacağını ancak içeriğinin söz ile ifade edilen ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğunu, davacının tespitler üzerinde FSEK 80/2 kapsamında bağlantılı hak sahibi olduğunu, davalı/karşı davacının içeriği başka şekilde tespit edip kullanma hakkı varsa da, davacı/karşı davalının tespit ettiği videoları kullanmak istiyorsa izin alması gerektiğini, emsal değer olarak,davalı/karşı davacının haklı olunması halinde, yalnızca teknik harcama olan 7.380 TL'nin, davacı/karşı davalının haklı bulunması halinde ise 7,530 TL teknik giderir yanı sıra, her bir bölüm için l.000 TL, 37 Video için 37.000 TL +- 7.580 TL (Teknik gider) Genel Toplam 44.380 TL olarak belirlendiğini beyan etmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ndan oluşan üçüncü bir heyetten alınan 30.03.2018 tarihli raporda; Dosyada bulunan... içindeki video kayıtları İncelendiğinde video kaydında ... yerine ... isminin yerleştirildiğini, dosya içerisinde bulunan websiteleri ekran görüntüleri kontrol edildiğinde bu videoların youtube ve ... üzerinden yayınlandığını, davaya konu olayda da davalıyla yapılan estetik alanına ilişkin çekim banda veya videoya alınmış olmakla dava konusu videoların FSEK m.84 anlamında korunmasının mümkün olabileceğini,Davacının FSEK 84 çerçevesinde davaya konu video kayıtlarının hak sahibi olduğunu, davalının ise bu video kayıtlarının çekimine rıza ile katılmış olmakla bu video kayıtlan üzerinde FSEK ten kaynaklı herhangi bir hakkının bulunmadığını,davacı tarafın izinsiz yayın nedeniyle davalıdan FSEK 84 atfı nedeniyle TTK 54 vd hükümleri çerçevesinde maddi tazminat talebinde bulunabileceğini, FSEK 84’e aykırılık halinde FSEK 68' e dayalı olarak tazminat talebinde bulunulmayacağını,dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve mail yazışmalarından davacının davalıdan 35 adet çekim karşılığı talep ettiği miktar video başına 600 TL olmakla bu rakamın sektörel uygulamadaki miktarlara da uygun olduğu, bu çerçevede davacının yukarıda teknik değerlendirme kısmında kullanıldığı tespit edilen 39 adet video yayını için TBK 50 ve 51 çerçevesinde 39 x 600= 23,400 TL maddi tazminat talebinde bulunabileceğini bildirdikleri anlaşılmıştır.
Üçüncü bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda; kök raporda ki hukuki tespitlerin aynen muhafaza edildiğini, her ne kadar kök raporda video hesaplamasında 39 videodan bahsedilmişse de delil listesinde sunulan klasör içerisinde bulunan dosya isimleri ile karşılaştırıldığında toplamda 41 video kaydında ... yerine Dr. ... isminin yerleştirildiği tespit ettiklerini, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve mail yazışmalarından davacının davalıdan 35 adet çekim karşılığı talep ettiği miktar video başına 600 Tl olmakla bu rakamın sektörel uygulamadaki miktarlara da uygun olduğu, bu çerçevede davacının yukarıda teknik değerlendirme kısmında kullanıldığı tespit edilen 41 adet video yayını için Takdiri TBK 50 ve 51 çerçevesinde Mahkemeye ait olmak üzere 41 x 600= 24.600 TL olabileceğini bildirdikleri anlaşılmıştır.
KALDIRMA KARARI SONRASINDA ALINAN RAPORLAR
Bilirkişiler ...,..., ... 12/09/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu videolardaki içeriğin, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunmadığı ,Videoların sinema eseri olmadığı ,Davalı- karşı davacının eser sahibi olmadığı ,Davacının videolar üzerinde FSEK 84. madde kapsamında hak sahibi olduğu Davalı/karşı davacının internet sitesi ve internet üzerinde yayınlamasının bu madde kapsamında çoğaltma ve yayma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu Sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 24/05/2023 tarihli bilirkişi raporlarında;12.09.2022 tarihli kök raporlarında teknik olarak ve resim örnekleri ile ; Dava konusu videolardaki içeriğin, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunmadığı, Videoların sinema eseri olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup , heyetlerindeki görüşlerinin aynı yönde olduğunu, Davalı- karşı davacının eser sahibi olmadığı, Davacının videolar üzerinde FSEK 84. madde kapsamında hak sahibi olduğu , Davalı/karşı davacının internet sitesi ve internet üzerinde yayınlamasının bu madde kapsamında çoğaltma ve yayma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu konusunda belirttikleri görüşe yapılan itiraz için yaptıkları değerlendirmede ; Davalı karşı davacı , ilk durumda videoları kayıt altına alınan ve röportaj yapılan kişidir. Videolar içinde aktif durumu kendisinin kayıt altına alınarak model olması olduğu, Bir bakıma icrayı yerine getiren kişi olduğu, Sonraki durumda ise , kök rapora ekran görüntüsü konulan videolarda, Dr. ..., alanıyla ilgili bilgiler verildiği, Videoların tamamı incelendiğinde, davalı/karşı davacının uzmanlık alanıyla ilgili yaptığı anlatım, televizyon stüdyo ortamında kurgulanarak/kısaltılıp düzeltilerek, üstüne ses-yazı ve anlatıma uygun farklı yerlerden elde edilmiş görüntülerle desteklenmiştir. Röportaj tarzı yapılmış bu videoların görsel ve işitsel olarak izlenirliğinin artırılması amacıyla stüdyo ortamında bazı işlemlerden geçirilmesi gerekmektedir. Bu videolarda da aynı işlemlerin davacı/karşı davalı tarafından yapıldığı görülmektedir. Yani sesli hareketli dizileri aynı şekilde aynı vasıtadan faydalanılmak sureti ile çoğaltılması ve yayınlanması söz konusudur. İtiraza konu olduğu gibi pek tabi, ilk tespiti içeren ürünün çoğaltma olmaksızın canlı biçimde yayınlanmak sureti ile umuma iletimine yada açık bir mahalde dolaylı bir biçimde temsil edilerek kullanımına bir engel yoktur. Fakat ilk tespiti gerçekleştiren hak sahibi tespit konusunun ses, sesli veya sessiz hareketli görüntüler dizisi olması halinde FSEK’in 80. md. uyarınca engel olabilir. ( Yavuz, Alıca, Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu 2013 cilt 2 S. 2830 )
FSEK 84 hükmünde korunan çoğaltılan eser değil, eser sayılan veya bu niteliği taşımayan üründen aynı yoldan yararlanma ve onun kullanma olanağı sağlayan işaret, ses ve resmi içeren tespittir ,birinci kişi davacı ilk tespiti yapan ,ikinci kişi davalı röpartaj veren fotoğrafik görüntüsü alınan,3.kişi davalı elde ettiği üzerinde değişiklik yaparak çoğaltma ve yayma yapan gerçek kişi olduğu görüşlerinden yola çıkılarak kök raporlarında herhangi bir görüş değişikliği bulunmadığını bildirmişlerdir.
Son alınan rapor ve ek rapor HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan mahkememizce hükme dayanak olarak alınmıştır.
VİDEONUN ESER NİTELİĞİNDE BULUNUP BULUNMADIĞININ İNCELENMESİ:
FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün sahibinin hususiyetini taşıması”, ikincisi ise “ kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması” dır. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
FSEK'in 5. maddesine göre; “ sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.” Bu tanımdan hareketle, sinema eserinin üç temel unsurdan meydana gelmesi gerekmektedir. Bunlardan birinci unsur, birbiriyle ilişkili olmak kaydıyla hareketli görüntü dizisi;ikinci unsur, bu görüntü dizisinin az veya çok kalıcı bir ortama tespit edilmiş olması; üçüncü unsur ise tespit edilen görüntü dizisinin mekanik, elektronik veya benzeri bir araçla gösterilebilir olması, eserin sinematografik tekniğine uygun olarak getirilmiş olması ve meydana getirilenlerin hususiyetini taşıması gerekir.
Sinema sanatı gerçeği taklit eder ve seyirciye yaşamın tıpkısını yeniden oluşturarak sunar. Bu nedenle seyirci öyküleme yöntemlerinin de etkisiyle izlediği izlencenin yapay olduğunu bilse de gerçeklik algısıyla filmin yarattığı dünyaya kendini bırakır. Sinema görsel ve işitsel öykü anlatma biçimidir. Bir teması, konusu ve öyküsü vardır. Bütün öykünün nasıl anlatılacağını belirten özenle yazılmış senaryosu vardır. Bu senaryoya göre oyuncular oynar, teknik ekip bu senaryoya göre sahnelerin ses-ışık ve diğer Filmin yönetmeni, öyküsünü anlatırken görsellikle beraber bazen ses ve müziği de kullanır. Dosyaya CD içerisinde sunulan görüntüler bilirkişi heyetince izlenmiş, raporda ekran görüntüsü konulan videolarda, ..., alanıyla ilgili bilgiler verdiğini, Videoların tamamı incelendiğinde, davalı/karşı davacının uzmanlık alanıyla ilgili yaptığı anlatım, televizyon stüdyo ortamında kurgulanarak/kısaltılıp düzeltilerek, üstüne ses-yazı ve anlatıma uygun farklı yerlerden elde edilmiş görüntülerle desteklenmiş olduğunu, Röportaj tarzı yapılmış bu videoların görsel ve işitsel olarak izlenirliğinin artırıması amacıyla stüdyo ortamında bazı işlemlerden geçirilmesi gerektiğini, Bu videolarda da aynı işlemlerin davacı/karşı davalı tarafından yapıldığının görülmekte olduğunu, Videoların sinema eseri olmadığının heyetlerinde açık bir şekilde tespit edildiğini, Davalı-Karşı davacı, mesleki bilgi ve becerisine dayanarak alanıyla ilgili bilgi vermekte olduğunu, Aynı konuda uzman olan başka bir doktorun da bunu pekala yapabileceğini, Mahkemece alınan ilk raporda ; “ Videolarda davalının kendi bilgi, tecrübe, sosyal alandaki popülaritesi, ve mesleki alanda icra etmiş olduğu doktorluk mesleği ile İlgili toplumu bilgilendirici, yönlendirici mesleğine has bilgiler vermesi” hususiyet olarak değerlendirildiğini, Keza ikinci raporda da “Video içeriklerinin davalı/karşı davacı tarafından üretildiği, dava konusu videoların içeriğini oluşturan konuşmaların söz ile ifade edilen ilim ve edebiyat eseri olduğu” belirtildiğini, ancak Hususiyet şartı, her fikri mahsulün, FSEK kapsamında korunmasını ve eserlerin diğer fikri ürünlerden ayırt edilebilmesini sağlayan bir unsur olmasından hareket ile İçerik, anlatım, üslup taşıyan her fikri ürün korunmayacağını, zira hususiyet, içerik, anlatım, üslup ile eşit anlamda olmayıp, bundan fazlasının ifade edilmesini gerektirdiğini, Hususiyetin belirlenmesinde anlatım, üslup ve nispeten bağımsızlığın yanında, üç unsurun büyük önemi bulunduğunu, birincisinin Fikri ürünü yaratanın, serbest biçimlendirme alanının varlığı: Serbest biçimlendirme alanı kavramından, bir fikri ürünü meydana getirmede onu yaratanın özgürlük alanı anlaşılacağını, Başka bir deyişle, bir fikri ürünü yaratırken işin maksadı, mahiyeti, doğası ve teknik zorunluluğu başkaca biçimlendirme - özgürlüğü bırakmıyorsa; yani belirtilen nedenlerle herkes o ürünü o şekilde biçimlendirmek zorundaysa serbest biçimlendirme alanının bulunmadığı sonucuna ulaşılacığını, Bu durumda eserin varlığından söz edilemeyeceğini,ikinci olarak Fikri üründe, genelin üstünde bir özelliğin varlığının bulunmasının gerektiği, üçüncü olarak Fikri üründe, amaca uygun olanın üstünde bir özelliğin varlığını gerekli kıldığı, korumanın kapsamını hususiyetin belirleyecek olduğu, Yani hususiyetin düzeyi ne kadar yüksek olursa, korumanın kapsamının da o kadar geniş olaacğı, Bir fikri ürünün telif korumasından yararlanabilmesi için, aynı alandaki diğer eserlerle arasına mesafe koyması gerektiği bilinmektedir.
Videolarda davalının kendi bilgi, tecrübe, sosyal alandaki popülaritesi, ve mesleki alanda icra etmiş olduğu doktorluk mesleği ile İlgili toplumu bilgilendirici, yönlendirici mesleğine has bilgiler verdiği ancak davalı yerine aynı cümleleri kuran aynı donanıma sahip başka bir doktorun yer alması ve hatta doktor rolü yapan bir oyuncunun yer almasının dahi bir farklılık yaratmayacağı, dolayısıyla davaya konu videoların sahibinin hususiyetini taşımadığı, eser mahiyetinde olmadığı hususu son raporda gerekçeleriyle belirlenmiş olup, davacının asıl davada eserden kaynaklı olarak yani FSEK 68. Madde kapsamında talepde bulunma şartlarının oluşmadığı ancak haksız rekabete dayalı olarak talepde bulunabileceği anlaşılmıştır.
VİDEOLAR ÜZERİNDE KİMİN HAK SAHİBİ OLDUĞU HUSUSUN İNCELENMESİ
Davacı ile davalının estetik alanına ilişkin bilgilerini sunacağı video yapılması konusunda anlaştıkları, 2006-2011 yıllan arasında davaya konu videoların www. ... .com isimli sitede yayınlandığı, bilahare davacının davaya konu video içeriğinin sitede yayınlanması nedeniyle ücret talebinde bulunduğu ve ancak tarafların ücret konusunda yapılan mail yolu ile müzakerelerde anlaşmadıkları, bu süreçte davalının reklamının yapıldığı,dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkiden başından beri yazılı bir sözleşme bulunmamakta birlikte bu yayınlara davalının reklamının yapılması nedeniyle davalı yanca ses çıkarılmadığı, ancak taraf iradelerinin ... isimli sitede davalının video haline getirilen konuşmalarını yayınlama konusunda uzlaşı içerisinde oldukları hususu” dosyaya sunulu deliller kapsamı ile sabittir.
Bilindiği üzere FSEK anlamında sözleşme, bir mali hak üzerinde tasarruf işlemi yapma taahhüdüdür. Bu taahhüt, mali hakkı veya kullanım hakkını devralacak olana, hakkın kendisine devri konusunda şahsi bir talep hakkı sağlar. Mali hakkın veya kullanım hakkının devri için öncelikle bir taahhüt işlemine gerek vardır. Taahhüt işlemi ve tasarruf işlemi ard arda yapılabileceği gibi, farklı zamanlarda yapılmaları da söz konusu olabilir. Davalı gerçek kişi tüm bu süreçte reklam amacı ile çekimlere rızası ile katılmış, uzun bir süre yayınlara onay vermiştir. Dava konusu videolar bir sinema eseri değilse de davacı tüzel kişi bu yapıma mali ve teknik anlamda destek sağlayarak videoların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yani davacı özel bir web alanı ihdas ederek, bu alana reklam ve yatırım yaparak konusunda uzman olanlar ile rızaya dayalı videolar çekmiş olması nedeniyle davaya konu somut olayda da video kaydının oluşturması nedeniyle video kayıtları üzerinde FSEK 84' ten kaynaklanan hakları söz konusu olmakla bu videolar üzerinde “...” ibaresinin kaldırılıp davalının ismi yazılarak başka mecralarda yayınlanması davacının FSEK 'ten kaynaklanan haklarına aykırılık teşkil edeceğinden, haksız rekabet hükümleri çerçevesinde maddi tazminat talebi kabul edilmiş davalı yanca 41 kez ihlal teşkil eden yayınlar umuma iletildiğinden yayınların ulaştığı mecra dikkate alınarak maddi tazminat isteminin kabulüne, davalı yanca davaya konu videoların ticari amaçlı olarak haksız rekabet kapsamında yeniden yayınlanması halinde yeni ihlaller sez konusu olacağından ref talebi ile muhtemel tecavüzlerin önlenmesine de karar verilmesi gerekmiştir. Zira Davacının yaratılan video kayıtları üzerinde Haksız Rekabet Hükümlerine göre FSEK 84. Anlamında hak sahipliği söz konusudur. “Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete mütaallik hükümler uygulanır. Eser mahiyetinde olmıyan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.”hükmü gözetildiğinde asıl davada Fsek 84. madde kapsamında davacı tüzel kişinin videolar üzerinde FSEK 84. madde kapsamında hak sahibi olduğu ve davalı gerçek kişinin internet sitesi ve internet üzerinde izin almadan yayınlamasının davacı tüzel kişinin çoğaltma ve yayma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu. Bu eyleminde haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin gerektiği gözetilerek bilirkişi raporları kapsamına göre davacının talep edebileceği miktar 24600 TL olarak tespit edilmekle birlikte talep ile bağlı kalınarak şimdilik 10.000-TL nin 19.3.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davaya konu videoların internet ortamında yayınlanmasının ref'i ve muhtemel tecavüzlerin önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Karşı dava yönünden ise ; videoların yasal haklarının davacı Dr. ...'a aidiyetlerinin tespitini talep etmiş ise de; karşı Davacı- davalı gerçek kişi ...’ın çekimlere rızası ile katıldığı ve videoların eser sahibi olmadığından FSEK'ten kaynaklanan bir hakkı olmadığı , videolar üzerinde mali hak sahibi olmadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
I- ASIL DAVANIN KABULÜNE,
1-Fsek 84. madde kapsamında davacının talep edebileceği miktar 24600 TL olarak tespit edilmekle birlikte talep ile bağlı kalınarak şimdilik 10.000-TL nin 19.3.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Davaya konu videoların internet ortamında yayınlanmasının ref'i ve muhtemel tecavüzlerin önlenmesine,
3-Asıl davada 683,10 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 512,30 TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Asıl davada, kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5--Asıl davada, kabul edilen ref talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Asıl davada davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 24,30 TL başvuru harcı, 170,80 TL peşin harç, kaldırma öncesi ve sonrası olmak üzere toplam 5.315,50 TL bilirkişi ücreti ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.510,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-KARŞI DAVANIN REDDİNE,
1-Karşı davada 427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 327,60 TL harcın davalı karşı davacıdan tahsiline ,
2-eser sahipliğinin tespiti isteminin reddi nedeniyle , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davalı-karşı davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı/karşı davalı vekilinin ve davalı/karşı davacı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 25/01/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır