WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 1. FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/354 Esas
KARAR NO : 2024/226

DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men' i
DAVA TARİHİ : 09/11/2021
KARAR TARİHİ : 19/09/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men' i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır ...' den ithalettiği ve online platformda satışa sunduğu çeşitli kozmetik ürünler aracılığıyla Türkiye çapında faaliyet gösterdiğini, kozmetik ürünler üzerinde ayrıca, imalatçı ve üretici firma ...' nin sağladığı Türkiye içinde tek distribütörlük hakkınına haiz olduğunu, müvekkilinin ilgili imalatçı ve ihracatçı ... firmasının toplam ürünlerinin neredeyse %90' ını ithal ettiğini ve sattığını, müvekkilinin ayrıca ithalat ve satışını yaptığı ilgili ürünler üzerinde "..." adı ile marka tescilinin sağlandığını, davalı şirketin... başvuru numarası ve "..." adıyla tescil ettirdiği marka aracılığıyla, müvekkilinin markası ve satışa sunduğu ürünlerle neredeyse birebir aynı ambalajı taşıyan "sahte" ürünler sattığını, bu ürünlerin, "..." ibaresiyle ...' den ithal edildiğinin öne sürüldüğünü, ithalat adresi olarak gerçeğe aykırı biçimde müvekkilinin tek distribütörü olduğu ... Ltd. şirketinin adresinin gösterildiğini, barkod kodundan anlaşıldığı kadarıyla anılan ürünlerin Çin malı olduğunu, davalı şirketin, mevzuatın zorunlu kıldığı pek çok maliyet kaleminden yasadışı bir şekilde kurtulmak amacıyla, satışını yaptığı tecavüz teşkil eden ürünleri, müvekkilinin tüm yasal prosedürleri takip ederek sunabildiği satış fiyatından çok daha ucuza satabildiğini, davalının bu eylemi ile davacının çok yoğun bir emek, çaba ve sermaye harcadığı markasına zarar verdiğini, bu nedenle tecavüz fiillerinin tespiti ile tecavüzün men'ine , tecavüze konu malların üretiminin/ ithalatının durdurulması ile ilgili tecavüz teşkil eden mallara tedbiren el konulmasına ve ürünlerin imhasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı ...ŞİRKET vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait "..." markasının ... no ile 23.08.2021 tarihinde tescil edilerek koruma altına alındığını, bu marka ile kozmetik sektöründe, çeşitli kozmetik ürünlerinin üretimin, ithalatı ve de satışını yaptığını, dava konusu edilen ürünü ise müvekkili şirketin yurt dışından ithal ettiğini ve yurt içinde satışının gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin koruma altına alınan markasını taşıyan ürünler arasında yer aldığını, müvekkili şirketin satışını gerçekleştirdiği ürünlerin tamamının müvekkili şirketin markasını taşımakta olduğunu, davacının markasını kullanılmadığını, davacının, müvekkili şirketin, davacının markasına tecavüz ederek ürettiği sahte ürünleri piyasaya sürdüğü iddiasının asılsız olduğunu, davacının "..." markasını tescil etmek için yaptığı başvurunun tarihi 11.12.2019, davacının ... ile yaptığını iddia ettiği özel distribütörlük sözleşmesinin imza tarihi ise 01.08.2020 tarihi olduğunu, belirtilen tarihler ile dava tarihi arasında uzun yılların geçmediğini, davacının Türkiye' de uzun süredir faaliyet gösteren saygın ve beğenilen bir tacir olduğu iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin ... adıyla tescil ettirdiği marka aracılığıyla satışa sunduğu ürünlerle neredeyse birebir aynı ambalajı taşıyan sahte ürünler sattığı iddiasının yerinde olmadığını, ürünlerin sahte olmadığını, müvekkili şirket tarafından ithal edildiğini ve müvekkil şirketin koruma altındaki "..." markasını taşıdığını, dava konusu ürünlerin üreticisinin adresinin ürünlerin arkasında yer aldığını, bu adresin davacının işbirliği içinde bulunduğunu belirttiği üreticinin adresinden farklı olduğunu, ürünlerin ambalajları arasında bazı farklılıklar ve bazı benzerlikler olmasına rağmen, bu durumun uzak doğuda üretilmiş olan ürünlerde oldukça yaygın göründüğünü, karşı tarafın Türkiye içinde çok kısa bir süredir satışta bulunan bir ürünün, kendisi adına tescil edilmemiş bir ambalaj tasarımını kendisiyle tüketici gözünde özdeşleşmiş sayması ve dolayısıyla kendi ürününü "orijinal" diğerlerini "sahte" saymasının kabul edilebilir olmadığını, her iki ürünün de ayak ile ilgili kozmetik ürünleri olduğunu, ürün ambalajlarında ilk akla gelen görselin "ayak" olmasının doğal olduğunu, iki ürünün ambalajları arasında farklılıklar da mevcut olduğunu, kullanılan renk tonları, insan ayağı görselleri, yazı karakterleri ve marka işaretlerinin farklı olduğunu, ürünlerin içeriklerinin ve üreticilerinin de birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, iki markanın birbirlerine benzemediğini, müvekkilinin markasına yönelik olarak itiraz süresinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, "..." ile davacının markası olan "..." nin benzer olduğu iddiasının mümkün olmadığını, iki harfin benzemesi dışında herhangi bir bağlantının bulunmadığını, ayak bakımıyla ilgili kozmetik bir üründe, ayak ile ilgili görsellerin ve şekillerin kullanılmasının gayet normal olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVASINDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, bu davanın davalısı ile ... 1.FSHHM'nin ... E. sayılı davanın davalısı ... LTD. ŞTİ. arasında organik bağ olduğunu, davalı şirketin hukuki neticelerden kaçınmak maksadıyla işbu şirket unvanıyla şirketin açıldığını, davalı şirketin müvekkilinin markasına karşı işlemiş olduğu tecavüz fiillerinin tespiti ile tecavüzün men'ine ve bu davanın daha önce açılan ... 1.FSHHM nin... E. sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ŞİRKET vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan davada, müvekkili şirkete ait olduğu iddia edilen "..." markanın müvekkili şirkete ait olmayıp davacının bu husustaki beyanının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ... markasının dava dışı ... adına ... tescil numarasıyla ....emtia ve ....hizmet sınıfında tescil edilerek koruma altında alındığını, ... markasının müvekkili şirkete ait olduğuna yönelik davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, markanın müvekkili şirkete ait olmaması sebebiyle müvekkili şirkete husumet yöneltilmeyeceğini, müvekkili şirketin pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, bu sebeple de davanın, öncelikle husumet yokluğundan aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN... ESAS SAYILI DAVASINDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile bu davanın davalısı ile ... 1.FSHHM'nin ... E. sayılı davanın davalısı ...ŞTİ. ve ...LTD. ŞTİ. arasında organik bağ olduğunu, davalının tecavüz fiillerinin tespiti ile tecavüzün men'ine ve bu davanın daha önce açılan ... 1.FSHHM nin ...E. sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde, müvekkili ...' ın taraf olarak gösterilmiş ise de dava dilekçesinin içeriği itibariyle davanın şirket aleyhine ikame edildiğini, müvekkilinin gerçek kişi olduğunu, gerçek kişinin tüzel kişiliğinin bulunmadığını, bu davanın taraf sıfatında belirsizlik oluşturduğunu, davanın, öncelikle husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, "..." markasının, Marka ve Patent Kurumuna yapılan 10.04.2021 tarih ve ... numaralı başvuru sonucunda, kurum tarafından 23.08.2021 tarihinde, ...nice sınıflarında müvekkili ... adına tescil edilerek koruma altına alındığını, "..." ibaresinin, Marka ve Patent Kurumuna yapılan başvuru sonucunda ... tescil numarasıyla nice... emtia sınıflarında müvekkili ... adına tescil edilerek koruma altına alındığını, müvekkili adına tescilli "..." ve "..." markasıyla kozmetik sektöründe, çeşitli kozmetik ürünlerinin üretiminin, ithalatı ve de satışının yapıldığını, dava konusu edilen ürünün ise diğer davalı şirket tarafından yurt dışından ithal edilerek yurt içinde satışının gerçekleştirildiğini, müvekkili adına tescilli markayı taşıyan ürünlerin arasında yer aldığını, ürünlerin hiçbirinde davacının markasının kullanılmadığını, davacının markasına tecavüz edildiğine yönelik davacı iddiasının asılsız olduğunu, davacının davaya konu ettiği ürünlerin sahte olmadığını, birleşen dosya davalısı tarafından ithal edilmiş ve müvekkil ...' ın koruma altındaki "..." markasını taşıdığını, dava konusu ürünlerin üreticisinin adresinin, ürünlerin arkasında yer aldığını, bu adresin davacının işbirliği içinde bulunduğunu belirttiği üreticinin adresinden farklı olduğunu, ürünlerin ambalajları arasında bazı farklılıklar ve bazı benzerlikler olmasına rağmen, bu durumun uzak doğuda üretilmiş olan ürünlerde oldukça yaygın görüldüğünü, Türkiye içinde çok kısa bir süredir satışta bulunan bir ürünün, kendisi adına tescil edilmemiş bir ambalaj tasarımını kendisiyle tüketici gözünde özdeşleşmiş sayması ve dolayısıyla kendi ürününü "orijinal" diğerlerini "sahte" saymasının kabul edilebilir olmadığını, tescil edilmemiş bir ambalaj tasarımının marka hakkı kapsamına alınamayacağını, dava konusu edilemeyeceğini, davacının yalnızca markası için tescil başvurusunda bulunduğunu, ürün bazlı olarak başvuruda bulunmadığı gibi ürünlerinin ambalajını da tescil ettirmediğini, davacının sanki ürün ambalajını da tescil etmiş olduğuna dair yanıltma amaçlı beyanlarına itibar edilmemesini talep ettiklerini, davacı tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna davalı ...' a ait markaya yönelik olarak itiraz süresinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, iki marka arasında nice sınıfları bakımından da farklılıkların mevcut olduğunu, MJkorean markasında nice sınıfları... iken davacının nice sınıfı ise sadece 03 olduğunu, davalıya ait markayı taşıyan ürünler üzerinde "..." markasının yanında, müvekkili adına tescilli "..." ibaresinin yer aldığını, "..." ibaresinin de...tescil numarasıyla nice ... emtia sınıflarında müvekkili ... adına tescil edilerek koruma altına alındığını, birleşen dava davalısının satışını gerçekleştirdiği ürünlerin, davacının markasını taşıyan ürünler ile karıştırılmasının mümkün olmayacağını, davacının, müvekkili ... adına tescilli "..." markasını ürünlerinde kullanarak, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, birleşen dava davalısının satışını gerçekleştirdiği ürünlerde yer ..." markası ile davacının markası olan "...' in aynı sanılmasının mümkün olmadığını, iki harfin benzemesi dışında herhangi bir bağlantının dahi bulunmadığını, karıştırılmasının mümkün olmadığını, ayak bakımıyla ilgili kozmetik bir üründe, ayak ile ilgili görsellerin ve şekillerin kullanılmasının gayet normal olduğunu, ayrıca davacının koruma altındaki markasını taşıyan ürünlerin ambalajındaki ayak şeklinin koruma altında olmaması hususunu düşündüklerinde bu konuda bir ihlalin olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi bir marka hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını, öncelikle birleşen davanın pasif husumet yokluğundan reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini, verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen davalardaki davada uyuşmazlık konusunun; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, tedbir istemi ve imha istemlerini ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ...,..., ... 27/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda: Raporlarında ayrıntısıyla yapılan karşılaştırma ile davacı markası ile davalı markasının karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği, sadece alıcıların belirli bir mal yerinde başka bir malı almak istediklerinde değil, alıcıların malların birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğunda inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı nedenleriyle davalı tarafın markasal kullanımlarının, davacı yan markası ile karıştırma ihtimali yarattığından marka hakkına tecavüzün varlığından bahsedilebileceğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 30.10.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda: kök rapordaki görüşlerini muhafaza etmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 30/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; taraf markaların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, aynı raf ve reyonlarda satışa sunulduğu, birbiri yerine ikame edilebilme ihtimali bulunduğu, kullanım amacı ve biçimlerinin benzer olduğu hususları göz önüne alındığında markalar arasındaki karıştırılma ihtimali tehlikesinin bulunduğu, Davalı ile davacı taraflara ait ürün ambalajları karşılaştırmalı olarak incelemeye tabi tutulduğunda, davalı tarafa ait ürünün genel görünüm olarak davacı tarafa ait ambalaj kompozisyonu ile ayniyet içerdiği, her iki yanda ayak şekillerinin bulunduğu, orta kısımda aynı şekilde bilgilendirmelerin yer aldığı, orta kısımda bilgilendirmelerin altında ayak görseline yer verildiği ve hemen altında biçiminde marka kullanıldığı ve orta kısmın üstünde çıkıntı unsurunun bulunduğu, ambalaj kompozisyonun aynı olduğu, davalı ürününün genel rengi ile ayak şekillerinde bulunan rengin farklı olduğu, ancak bu farklılıkların taraflara ait kullanımların özgün ve farklı olarak kabul edilmesine yeterli olacak derecede olmadığı, davalı tarafın ürünlerindeki marka kullanımında marka adını kullanış biçiminin biçiminde olduğu, davacının marka örneğinin biçiminde olduğu, marka adında kullanılan yazı stillerinin benzer olduğu, her iki marka adının “...” ibaresi ile başlaması ve taraf markalarının aynı sektörde faaliyet göstermeleri gözetildiğinde davalı tarafından tescilli marka örneğinde yer alan marka adının davacı taraf markasına yakınlaşarak benzerlik oluşturacak biçimde kullanılmasının ve aynı zamanda seçenek özgürlüğü bulunmasına karşın davacı ürün ambalajına benzer şekilde ticari sunum gerçekleştirilmesinin marka hakkına tecavüz teşkil edeceğini bildirmişlerdir.
Türk patent ve marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
... tescil numaralı ... markasının ...sınıf için ...adına 11.12.2019 başvuru tarihi ile tescil edildiği anlaşılmıştır.
... tescil numaralı ... markasının ... adına 10.04.2021 tarihinde ... emtia/hizmet sınıfında tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtları celp edilmiştir. Davalı ...ŞTİ’nin 31.3.2022 tarihinde odaya kayıt olduğu, toptan ticaret alanında faaliyet göstermek amaçlı kurulduğu keza ortak ve tek yetkilisinin ise ... olduğu anlaşılmıştır.
TASFİYE HALİNDE ...' nin 3.9.2021 tarihinde odaya kayıt olduğu, toptan ticaret(kozmetik dahil) alanında faaliyet göstermek amaçlı kurulduğu keza ortak ve tek yetkilisinin keza tasfiye memurunun ise ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... e ait ticari sicil kaydının incelenmesinde ise odaya kayıt tarihinin 15.9.2021 tarihi olup, kozmetik dahil alım satım pazarlama faaliyeti kapsamında kurulduğu, keza 18.5.2023 tarihli ticari sicil kaydı ekinde ... tarafından kurulduğu ve TPMK tarafından gönderilen ... nolu markanın da ... adına tescilli olduğu, keza sunulu özel distribütörlük sözleşmesinde de firma adına ... tarafından 1.8.2020 tarihinde imza atıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, özel distribütörlük sözleşmesi,HMK 266 madde kapsamında iki farklı heyetten alınan ve her iki heyetin de ihlal olduğu yönündeki tespitlerini içeren denetim ve hüküm kurmaya elverişli raporları gözetildiğinde asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalıların eylemlerinin ayrı ayrı davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile eylemlerin men’ine, hükmün etkinliğinin sağlanması bakımından 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince davacı yanın İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 300.000 (üçyüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜ İLE; Davacıya ait ürün ile iltibasa sebebiyet verdiği değerlendirilen davalı yana ait ürünlerin satışının pazarlanmasının önlenmesine, masrafları talep edene ait olmak üzere toplatılarak YEDDİ EMİNE TEVDİNE, 6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, İstanbul İcra Dairesi aracı kılınarak infazına karar verilmesi gerekmiş, gerekçeli karar yazılmadan önce davacının teminatı yasal sürede yatırdığı , davalının ise itiraz ettiği anlaşılmış,ancak alınan her iki rapor kapsamına göre davalının itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
TOPLANAN DELİLLERE GÖRE:
Davacı ... şirketinin kurucusu ...adına 11.12.2019 tarihinde başvurusu yapılan , markanın 09.09.2020 tarihinde Nice ... emtia sınıfında tescil edildiği ve dava tarihinde koruma altında olduğu, ... tescil numarası ile ... adına kayıtlı markanın ise 10.04.2021 tarihinde başvurusunun yapıldığı, markanın 23.08.2021 tarihinde ... emtia/ hizmet sınıfında tescil edildiği ve dava tarihinde koruma altında olduğu, Davalıların marka kullanımının davacı taraf üretimi ... markalı ayak kremi ile davalı taraf üretimi ... markalı ayak kremi ambalajlarının, ambalajın ayak şekillerinin, orta kısımları ve güvenlik talimatları ve renklerinin ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalı tarafın birçok ambalaj ve tasarım seçme özgürlüğü olmasına rağmen, davacı ambalajına benzer bir ambalaj seçerek ürünlerin ticari sunumları bakımından, davacı marka ve ambalajına yanaşarak markalar arasında bulunan iltibası kuvvetlendirecek şekilde dizayn edildiği, Davacı ve davalı markalarına bakıldığında ... ibaresi ile başladığı, ... ibaresindeki yazı stillerinin aynı olduğu, davacı markasının ..., davalı markasının ... şeklinde devam ettiğinin görüldüğü, bu haliyle taraf markaları arasında aynı hizmet sınıfına yönelik ihtiyaçları giderdikleri için aldanmanın kaçınılmaz olduğu, taraflara ait markaları gören tüketici nezdinde iltibasa neden olacağı, iki markanın farklı olduğunu düşününen tüketicinin dahi markalar arasında idari olarak birliktelik olduğu kanaatine haiz olacağı ve her iki marka arasında karıştırma ihtimalinin bulunması nedeniyle marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğu anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK’nun 29. maddesinin (a) bendi uyarınca, " marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7.madde de belirtilen biçimlerde kullanmak"; (b) bendi uyarınca, "Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek", fiilleri marka hakkına tecavüz sayılır. Maddenin (a) bendi ile atıf yapılan SMK’nun 7.maddesi ise, marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları düzenlemekte olup, özetle, tescilli bir marka sahibine, "Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması…” marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilmektedir.
Davalı yan tescilli markasının bulunduğunu ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
6769 sayılı SMK MADDE 155- (1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.”hükmü çerçevesinde, davalı yanın dava konusu markalarını “tecavüz davasında savunma argümanı olarak ileri süremeyeceği” düzenlemesi gözetildiğinde ...adına... numaralı şekil ibareli markanın TÜRK PATENT nezdinde 03.emtia sınıfında tescilli ve koruma altında olduğu, davalı ... adına ... numaralı ibareli markanında ise 03.emtia ve 35.hizmet sınıfında tescilli ve koruma altında olduğu, yapılan karşılaştırma ile davacı markası ile davalı markasının karıştırılma ihtimalinin olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği, sadece alıcıların belirli bir mal yerinde başka bir malı almak istediklerinde değil, alıcıların malların birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen bunların kaynağının aynı işletme olduğunu veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğundan inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı nedenleriyle davalı tarafın markasal kullanımlarının, davacı yan markası ile karıştırma ihtimali yarattığından marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Davalılar her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ise de ihlal teşkil eden markanın gerçek kişi ... adına tescilli olduğu ve gerek Davalı ...LTD. gerekse davalı TASFİYE HALİNDE ... ‘nin tek ortak ve tek yetkilisinin ... olduğu, sunulu deliller kapsamına göre ise karıştırma ihtimali yaratan ürünlerin bu firmalar tarafından satışa sunulduğu ve gerçek kişinin da marka sahibi olarak her iki firmanın yetkilisi ve ortağı olarak sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Nitekim dosyaya sunulan ürün örneklerinde ve ürün fotokopilerinde ... adına tescilli ... nolu ... ibareli markanın üstte olacak şekilde keza ürün ambalajında alt kısımda ise ... tescil numaralı ... markasının bulunduğu , dolayısıyla davacı şirketin yetkili olan gerçek kişi adına tescilli markanın davalı şirketler aracılığıyla satışa sunulduğu gerek dosyaya sunulan ürün örneklerine ilişkin görseller ve gerekse dosyaya sunulan numune örnekleri ile anlaşıldığı gibi, davalılar vekilinin 6.6.2022 tarihli cevap dilekçesinin 5.sayfasında ise şirketin satışını gerçekleştirdiği ürünlerin karıştırma ihtimali yaratmadıklarını ileri sürdüğü, keza diğer davalı şirketin 17.12.2021 tarihli dilekçesinde 3.sayfasında piyasaya sürdükleri kozmetik ürünleri olduğu, benzerliklerin olmasının normal olduğunu savunduğu, dolayısıyla davalıların tümünün marka hakkına tecavüzden dolayı sorumlu oldukları, alınan rapor kapsamları ile sabittir. Davacı ve davalı markaları görsel yönden kıyaslanmış, ürünlerin hitap ettiği piyasanın aynı tüketici grubuna yönelik kozmetik ürün olması, ... ibaresini gören tüketicinin her iki markanın birbirinin devamı şeklinde bir algıya kapılmasının kaçırılmaz olduğu (... ve ...) anlaşılmıştır.
Toplanan delilere göre davalıların kullanımlarının davacının markasına tecavüz teşkil ettiği, davacının sunduğu distribütörlük sözleşmesi ile marka üzerinde davalılardan önce hak sahibi olduğu , bunun aksini ispat eden delillerin davalılarca sunulmadığı , davalıların davacıdan aldıkları bir izin ve lisans olmadığı, SMK 29. Madde kapsamında davalı eylemlerinin ihlal teşkil ettiği, taraf markaların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, aynı raf ve reyonlarda satışa sunulduğu, birbiri yerine ikame edilebilme ihtimali bulunduğu,kullanım amacı ve biçimlerinin keza markaların benzer olduğu hususları göz önüne alındığında markalar arasındaki karıştırılma ihtimali tehlikesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı ile davacı taraflara ait ürün ambalajları karşılaştırmalı olarak incelemeye tabi tutulduğunda, davalı tarafa ait ürünün genel görünüm olarak davacı tarafa ait ambalaj kompozisyonu ile ayniyet içerdiği, her iki yanda ayak şekillerinin bulunduğu, orta kısımda aynı şekilde bilgilendirmelerin yer aldığı, orta kısımda bilgilendirmelerin altında ayak görseline yer verildiği ve hemen altında biçiminde marka kullanıldığı ve orta kısmın üstünde çıkıntı unsurunun bulunduğu, ambalaj kompozisyonun aynı olduğu, davalı ürününün genel rengi ile ayak şekillerinde bulunan rengin farklı olduğu, ancak bu farklılıkların taraflara ait kullanımların özgün ve farklı olarak kabul edilmesine yeterli olacak derecede olmadığı, davalı tarafın ürünlerindeki marka kullanımında marka adını kullanış biçiminin biçiminde olduğu, davacının marka örneğinin biçiminde olduğu, marka adında kullanılan yazı stillerinin benzer olduğu, her iki marka adının “...” ibaresi ile başlaması ve taraf markalarının aynı sektörde faaliyet göstermeleri gözetildiğinde davalı tarafından tescilli marka örneğinde yer alan marka adının davacı taraf markasına yakınlaşarak benzerlik oluşturacak biçimde kullanılmasının ve aynı zamanda seçenek özgürlüğü bulunmasına karşın davacı ürün ambalajına benzer şekilde ticari sunum gerçekleştirilmesinin marka hakkına tecavüz teşkil edeceği gözetilerek asıl ve biryen davaların kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
I-ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARIN ayrı ayrı KABULÜNE,
1-Davalıların eylemlerinin ayrı ayrı davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile eylemlerin men’ine,
2-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince davacı yanın İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 300.000 (üçyüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜ İLE;
A-Davacıya ait ürün ile iltibasa sebebiyet verdiği değerlendirilen davalı Yana ait ürünlerin satışının pazarlanmasının önlenmesine, masrafları talep edene ait olmak üzere toplatılarak YEDDİ EMİNE TEVDİNE,
B-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, (ihtar yapıldı)
C-6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, İstanbul İcra Dairesi aracı kılınarak infazına,
III-asıl davada harç ve vekalet ücreti yönünden:
1-Asıl dava yönünden 427,60 TL ilam harcının, 59,30 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davalıdan tahsiline,
2-Asıl dava yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-Birleşen ... 3. FSHHM’nin ... E sayılı dosyasında harç ve vekalet ücreti yönünden:
1- 427,60 TL ilam harcının, 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL harcın davalıdan tahsiline,
2-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
V-Birleşen ... 3. FSHHM’nin ... E sayılı dosyasında harç ve vekalet ücreti yönünden.
1-Birleşen ...sayılı dava yönünden 427,60 TL ilam harcının, 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL harcın davalıdan tahsiline,
2-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
VI-YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç 1.200,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.361,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 19/09/2024

Katip ... Hakim ...