WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/32 Esas
KARAR NO : 2024/162

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/02/2021
KARAR TARİHİ : 11/06/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... oyunculuk kariyerinin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri' nde “...” okulunda illüstrasyon ve tasarım üzerine lisans eğitimini tamamladığını ve aldığı bu eğitim doğrultusunda illüstrasyon, resim ve tasarım çalışmaları yaptığını, davalı şirketin, “ ...” markası altında üretimi ve piyasaya arzı gerçekleştirilen alkollü içkinin ...Koleksiyonundaki yeni şişe ve rakı kadehi illüstrasyonları için sektörde tanınmış ve dünyanın en iyi illüstrasyon okullarının birinden mezun olması sebebiyle davacı ile 20.12.2019 tarihli e-posta mesajıyla iletişime geçildiğini, piyasaya arzı gerçekleştirilecek yeni bir serinin tüm tanıtım kampanyası için şişelerin ve rakı kadehlerinin illüstrasyon çalışmasını gerçekleştirmesini ve bu çizdiği illüstrasyon çalışmasını ise 23.12.2019 tarihine kadar (e-posta mesajında pazartesi gününe kadar denmektedir)göndermesini talep ettiklerini, davalı şirketin, aynı e-posta mesajında imzalaması için bir gizlilik sözleşmesi de gönderdiğini ve imzaladıktan sonra kargo ile bu gizlilik sözleşmesini kendisine geri göndermesini istediğini, müvekkilinin, davalı şirket tarafından gelen bu teklife olumlu yaklaştığını; vakit darlığı, davalı şirketin köklü bir şirket olması ve gizlilik sözleşmesi imzalatmak istemesi gibi unsurları göz önünde bulundurarak, kendisine ait telif haklarına saygı duyulacağı inancıyla başlangıçta herhangi bir sözleşme talep etmeksizin şişe ve rakı kadehine ilişkin 3 (üç) farklı illüstrasyon çalışmasını 23.12.2019 tarihli e-posta mesajıyla davalı şirkete ilettiğini, davalı şirketin, davacının gönderdiği illüstrasyon çalışmaları arasından dava konusu illüstrasyonu beğendiğini, davacıdan 17.01.2020 tarihli e-posta mesajıyla da illüstrasyon bütçesi ile takvimini talep ettiğini, taraflar arasında müzakere sürecinin başladığını, ödenecek telif bedeline ilişkin pazarlıkların dahi yürütüldüğünü, bu hususların yapılan yazışmalarla sabit olduğunu, davalı şirketin, illüstrasyon çalışmasını çok beğendiğini, 13.02.2020 tarihinde “ Yarın son süreci netleştirmek amacındayız ve hafta sonu önce eğer ortak noktada isek go vermek isteriz.“ şeklinde bir e-posta mesajı gönderdiğini, bir an önce projeye başlamak istediklerini dile getirdiklerini, tüm bu yazışmalar esnasında davalı şirketin dava konusu illüstrasyon çiziminin geliştirilmesi için çeşitli revizeler de talep ettiğini, davacının başlangıçta kendisinden talep edilen bu revizeleri çizdiğini ancak sektörde de deneyimli olduğundan öncelikle dava konusu illüstrasyonun telif haklarının davalı şirket tarafından satın alınması için sözleşme yapılmasını ve ücretinin belirlenmesini istediğini, yazışmaların sürdürdüğünü, 11.05.2020 tarihli e-posta mesajıyla müvekkilinin talep ettiği bütçenin onaylandığının bildirdiğini ve 14.05,2020 tarihinde ise hazırladığı sözleşme taslağını e-posta mesajıyla davacıya gönderdiğini, aynı e-posta mesajında “ Haftaya finalize edip imzaları da tamamlayarak bayram tatilimiz öncesi go vermek isteriz.” şeklinde ifade ederek, bayram tatilinden önce sözleşme görüşmelerini sonlandırmak istediğini ve böylece projeye başlamak istediğini de belirttiğini, ödemeler için banka hesap bilgilerini ve ilgili muhasebe evraklarını dahi talep ettiğini, davalı şirketin, 21.05.2020 tarihli e-posta mesajında işe “ Bugün veya yarın görüşleriniz gelirse süreci bu hafta finalize etmek isterim. Bayram haftasını kaçırmayalım isterim, sana da güzel uzun bir süre olur. şeklinde ifade ederek, projeye bir an önce başlama isteğini bir kez daha paylaştığını, davacının da, 22.05.2020 tarihli e-posta mesajıyla sözleşme taslağının son halini sözleşmede yaptığı revizelerle birlikte davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin, o zamana kadar davacıya karşı sergilediği tutumla projede birlikte çalışacağına dair güven uyandırdığı için, davacının davalı şirket tarafından kendisine gönderilen 20.12.2019 tarihli ilk e-posta mesajında “Ana tasarım aşamasını geçtiğimizde uygulanabilir. 3d olarak almamız gerekecek” şeklinde belirtildiği üzere, çizdiği illüstrasyon çalışmasının şişelerin ve rakı kadehlerinin üzerine 3D teknolojisiyle uygulanabilmesi için ihtiyaç duyduğu malzemeleri satın aldığını, davalı şirketin, davacının 22.05.2020 tarihli e-posta mesajına uzun bir süre geri dönmediğini, davacının bu süre zarfında iyi niyetli bir biçimde öncelikle sözleşme aşamasının tamamlanması için davalı şirkete süre tanıdığını ancak işin ilerlememesi sebebiyle çekilmez hale gelen ve iş takvimini de sekteye uğratması sebebiyle 10.06.2020 tarihli e-posta mesajıyla projeyi ancak Eylül 2020 ayı içerisinde gerçekleştirebileceğini davalı şirkete bildirdiğini, mesajına da davalı şirketten net bir geri dönüş olmayınca, davacının davalı şirketin kendisine ulaşması ve talebi üzerine 6 (altı) ay boyunca meydana getirdiği illüstrasyon çalışması bakımından sürecin davalı şirket tarafından sonlandırıldığını ve projenin gerçekleştirilmek istenmediğini düşündüğünü, davacının Eylül 2020 ayı içerisinde davalı şirket ile paylaştığı kendisine ait illüstrasyon çalışmasının hem davalı şirketin uzun yıllar boyunca şişe ve rakı kadehi tasarımlarını yapan “ ...” ismindeki bir tasarımcının sosyal medya hesabında hem de perakende satış noktalarında davalı şirkete ait şişelerin üzerinde kullanıldığını tespit ettiğini, bu nedenle Tecavüzün Ref'i , Fsek 68'e göre şimdilik 1.000 TL maddi tazminat, eser olarak kabul edilmediği taktirde haksız rekabet hükümlerine göre FSEK 70/2 maddesine göre 1.000 TL maddi , 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, hükmün ilamı ve ihtiyati tedbire hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacı vekili 5.4.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 90.000 TL olarak talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 20.12.2019 tarihinde davacı yanla, müvekkili firmaya ait tescilli " ..." markası adı altında çıkartılması planlanan yeni seri (...koleksiyonu) hakkında görüşmek istenildiğini, süreçle ilgili nasıl bir yol izleneceğine ve işbu koleksiyonda kullanılabilmesi için birkaç çizim istendiğine dair e posta üzerinden iletişime geçildiğini, davacı tarafın, müvekkilinin teklifine olumlu bir dönüş yaparak bahsi geçen serinin kendisinde neler hissettirdiğini anlatan ve bu seriye yönelik yapmış olduğu eskizler çizimleri olan bir e posta gönderdiğini, bu tarihten sonraki süreçte müvekkil şirketçe tasarım ve proje hizmet kalemlerinin belirlendiğini ve karşı yanın tasarım bütçesini öğrenmek amacıyla yeniden davacıyla iletişime geçildiğini, davacı tarafın yüz yüze bir toplantı yapmak istediğini beyan ettiğini ve toplantı gününün ayarlandığını, müzakere sürecinde böylece bir adım atıldığını, ilerleyen günlerde müvekkili şirket tarafından, davacı tarafa dava dışı ...' e ait tasarım örneklerinin gönderildiğini, davaya konu edilen koleksiyonda yer alacak tasarımların hangi formda uygulanacağının anlaşılabilmesi için çeşitli görseller sunulduğunu, bu durumun hem kendilerince sunulan hem de davacının sunmuş olduğu ek-3 isimli mail yazışmalarında da görüldüğünü, sonrasında bütçeye ilişkin konuşmalara başlandığını, davacı tarafından müvekkili şirkete bir teklif iletildiğini, müvekkili şirketin, davacının teklifi üzerinde değerlendirme yapılacağını ve süreci netleştirmek için çeşitli adımlar atılarak projenin artık hayata geçirilmesinin istendiğinin ifade edildiğini, bütçeye ve davacının sunmuş olduğu teklifi değerlendirmek ve süreci netleştirmek için davalı müvekkili şirketin kendi içinde de sürekli bir iletişim halinde olduğunu ve hem e-posta üzerinde hem de yüz yüze çeşitli toplantılar gerçekleştirdiğini, bu süreçte şirket içi görüşmelerin devam ettiğini ve projenin diğer aşamalarında da aksiyon alınabilmesi için çalışmalar yapıldığını, projenin pazarlama, üretim ve reklam gibi kısımlarının da olduğu ve şirketin yalnızca tasarımla ilgili çalışmalar yapmadığını, dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle evden çalışma sistemine geçildiğini, tasarım ve projeler için detaylı tabloların da davacıya atıldığını, 30 Mart' ta davacı tarafın bu adımlarına karşı olarak bu proje için umutsuzluklarının olduğunu, iptal edileceğini ve bazı konuları netleştirmek istediğini dile getirdiğini, 2 Nisan tarihinde davalının karşı yanın tüm endişelerini ve sıkıntılarını gidermek için çalıştığını ve her zaman bunun için çalışacağını da dile getirdiğini, vazgeçme gibi bir durum olmadan çalışmaya devam ettiklerini, bu durumu davacıya da ilettiklerini hatta daha önce çıkartılan ... serisinde de çeşitli aksaklıklar yaşanmasına rağmen Temmuz ayında raflara çıktığını da söyleyerek davacının sorularına cevap olmaya çalıştıklarını, öyle ki büyük bir aksaklık olması halinde gerekirse konsepte dahi değişiklik yapılacağını bunun hep birlikte düşünülüp karar verileceğini dile getirdiklerini, mahkemeye sunulan yazışmalarda da görüleceği üzere davalı şirketin mart ve nisan ayına ait iç yazışmalarında davacı yanla telefon üzerinden iletişime geçildiğini ve konsept ve zamanlama konusunda anlaşma sağlandığının söylendiğini, davacının dava konusu edilen tasarımının haziran başına kadar şişe tasarımını teslim etmeyi kabul ettiğinin ve bu konuda anlaşma sağlandığının 3 nisan tarihli mail yazışmalarında da aşikar olduğunu, davacının kafasında artık herhangi bir soru olmadığı ve projenin hayata geçirileceği konusunda davalı yana hemfikir olduğunu, 9 nisan'da şirket içinde yapılan yazışmalarda da davacı ile madde madde tüm konularda konuşulduğunu ve davacının haziran' da bu projeyi tamamlayabileceğini dile getirdiğini şirketteki bu proje ile ilgilenen diğer birimlere bu durumun iletildiğini, tüm şirketin bu takvime göre harekete geçmeye başladığını, davacının projeyi daha sonraki günlerde (30 nisan'da) haziran sonu, temmuz başı gibi teslim edebileceğini söylediğini, mayıs ayında sözleşmelerin hazırlandığı ve bu süreçten sonra artık sözleşmenin ve ödeme planlarının finalize edilmek istendiğinin davacı yana mail üzerinden bildirildiğini, bu sürece gelene kadar hem şirket içinde hem de karşı tarafla defaatle iletişime geçildiğini, müvekkilinin, şirketin içerisinde yer alan hukuk departmanıyla da sözleşme üzerinden defalarca geçildiğini ve dava konusu tasarımın yer alacağı proje için verilen önemin üst seviyede olduğu için oldukça titiz davranıldığını, şirket içinde yapılan yazışmalarda da görüleceği gibi, sözleşmede belirtilen maddelerde davacı ile bir sorun çıktığında bu sorunun hızlıca çözülmesi için çözüm üretilmeye çalışıldığını, davacının söylediği ve mutabık kalınan tarihte bitirilmesi için çalışmalar yapıldığını, davacının sunmuş olduğu ek-9 ekli delilde de davacının avukatının yapmış olduğu düzenlemelerin sonucunun da beklendiği ve haber beklendiğinin hatırlatıldığını, müvekkili şirketin içinde yapılan görüşmelerde davacı tarafından sözleşme içerisinde yapılan revizelerde birçok noktasında değişiklik yapması nedeniyle şirketteki birçok birime bu sözleşmenin gönderildiğini, dolayısıyla sözleşmenin farklı birçok birim tarafından incelenmek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin sözleşme düzenlendikten ve onca hazırlık yapıldıktan ve bütçe ayrıldıktan sonra bu projeyi hayata geçirmeyeceğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu süreçte bayram tatilinin devreye girdiğini, müvekkili şirketin de tatilde olacağının davacı yana bildirildiğini, 10 Haziran' da davacıya sözleşmenin artık tamamlandığını ve bu projenin hayata geçirilmeye hazır olduğunun iletildiğini, davacının bu maile karşılık olarak " 22 Mayıs’ ta sözleşmeyi size attığımda 10 Haziran'a kadar dönmemiş olabileceğinizi ön göremedim. Bu ay içerisinde konsept tasarımların sunulması demişsin ama ben sizden ses çıkmayınca artık kendi programımı ayarlamış bulundum. " ..." cevabını verdiğini, Aralık 2019' dan beri üzerinde konuşulup toplantılar düzenlenen bir projenin varlığı varken bu projeye vakit ayırmadan " başka programlar" yapılmasının davacı tarafından öne sürülen sözleşme öncesi sorumluluğun kim tarafından ihlal edildiğini gösterdiğini, tüm bu süreci sonuna kadar götüren müvekkil şirketin sözleşmelerin imzalanacağını düşünürken bir anda davacı tarafından bu sözleşmenin kestirilip atıldığını ve belirsiz bir tarihe ertelendiğini gördüğünü, sözleşmenin hayata geçirileceği tarihte mutabık kalınmasına ve mutabık kalınan tarihte müvekkilinin davacıya dönüş yapmış olmasına rağmen davacı tarafın bu proje hiç yokmuş gibi hareket ettiğini, projeyi kestirip attığını, zarara uğrayan, sözleşme öncesinde tarafların uyması gereken davranışlara uyan tarafın davalı müvekkili olduğunu, , dava dışı ...' in de covid19 pandemisi döneminde... ona ne çağrışım yaptığını ve neler hissettirdiğini özgün bir şekilde çeşitli eskizler hazırladığını, davacının; tamamen farklı bir tasarım yapan ...' in çalışmasını kendi çalışması ile birebir aynı kabul ettiğini, birbirinden tamamen farklı olan çalışmaların varlığı nedeniyle davacı ne maddi ne de manevi zarara uğramadığını, somut durumda zarara uğrayan tarafın davacı taraf değil, müvekkili şirket olduğunu, mail yazışmalarından da görüldüğü üzere, davacı tarafın kendisinden talep edilen zaman ve şekilde işi teslim etmediği için müvekkili şirketin, ...' e özel çizim yaptırmak zorunda kaldığını ve hem programın gerisinde hareket edildiğini şirketin hem de maddi- manevi zarara uğradığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Tecavüzün Ref'i , Fsek 68'e göre şimdilik 1.000 TL maddi tazminat, eser olarak kabul edilmediği taktirde haksız rekabet hükümlerine göre FSEK 70/2 maddesine göre 1.000 TL maddi , 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, hükmün ilamı ve ihtiyati tedbir istemli açıldığının tespitine karar verilmesi taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, uzman görüşleri sunulmuş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ..., 08/09/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu uyuşmazlıktaki illüstrasyonun FSEK m.4/1 anlamında güzel sanat eseri olduğu, davacının FSEK m.11 deki karine çerçevesinde eser sahibi sayılacağı, teknik değerlendirmede; davacı tarafa ait illüstrasyon çalışması ile davalı tarafa ait illüstrasyon çalışması arasında genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, teknik değerlendirme kısmında davacı eseri ile davalı illüstrasyonu arasında temasal ve kurgusal bir benzerlik söz konusu olmakla beraber, kompozisyonu oluşturan öğelerin gerek biçimleri, gerekse çizim teknikleri, renkleri, yerleşimleri ve zemin ile ilişkileri birbirinden oldukça farklı olduğu, değerlendirilen çalışmalar, aynı konuyu farklı sanatçıların farklı grafik görseller, mekan, zaman, renk ve çizim tekniği kullanarak oluşturduğu iki farklı eser olarak algılandığı” belirtilmiş olmakla teknik değerlendirme çerçevesinde FSEK kapsamında yada haksız rekabet anlamında TTK 55/1-a4 anlamında iltibas durumunun söz konusu olmadığı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler..., ..., ..., 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu illüstrasyon grafik eserinin davacı tarafından vücuda getirildiği, davacının FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, davalının ambalajı üzerinde yer alan illüstrasyon çalışmasının davacının eserindeki “ sonsuzluğa giden ve bitmeyen sofra” mesajını taşıdığı, her ne kadar ...’ in çizimindeki üslupsal detaylar davacı ...’ un eseriyle birebir aynı olmasa da aradaki küçük farklılıkların eserin genel görünümünü etkilemediği, davalının çiziminin davacı illüstrasyon eserinden taklit edildiği, davacı eseri ve davalı kullanımındaki tasarımın benzer olarak algılanacakları, davacı eserinin taklit edilerek içki şişeleri üzerine basılıp satılması eyleminin davacının FSEK m.22 ve 23 mali haklarını ihlali olduğu, davacıya ait illüstrasyon eserindeki yaratıcılık unsuru olan fikrin davalı eserinde görsel detaylarda küçük farklar olacak şekilde değiştirilerek kullanılmasının davacının FSEK m.16 kapsamındaki eser üzerinde değişiklik yapılmasını menetmek manevi hakkının ihlali niteliğinde olduğu, gerçekleşen ihlal sebebiyle davacının 2020 senesi itibariyle eserin rayiç bedeli olarak belirlenen 30.000,00 TL’ nin 3 katını FSEK m.68 kapsamında davalıdan talep edebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; davacı ...’ un dava konusu uyuşmazlıktaki eskiz illüstrasyon çalışmasının özgün bir güzel sanat eseri olduğu, davalı şirketin ...’ e çizdirdiği ve hakla arz ettiği illüstrasyonun davacı ...’ un eskizi ile yüksek oranda benzerlik taşıdığı, bu kapsamdan 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporundaki görüşe katıldıkları, takdir ve değerlendirmesinin Mahkemeye ait olmak üzere FSEK 68/1.Maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyebilecek ticari reeskont faiziyle birlikte istenebilecek bedelin 3 kat fazlası olarak hesaplanabilecek tazminat miktarının; A) MİNİMUM 100.000,00 TL X 3 = 300.000,00 TL + Stopaj+ KDV, B) MAXSİMUM 140.000,00 TL X 3 = 420.000,00 TL + Stopaj+ KDV olabileceği, dava dilekçesinde 10.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği görülmüş olup takdir ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... 25/01/2024 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu illüstrasyonun FSEK m.4/1 kapsamında güzel sanat eseri olduğu, davacının FSEK m.11 deki karine çerçevesinde eser sahibi sayılacağı, taraflara ait illüstrasyon tasarımlarında detaylarda, biçim ve yerleşimlerde sanatçı yorumu sebebiyle üslupsal farklılıklar bulunmasına rağmen genel izlenimde kavramsal fikir ve kurgu bağlamında benzerlik olduğu, bu çerçevede FSEK kapsamında yada haksız rekabet anlamında TTK 55/1-a4 anlamında iltibas durumunun söz konusu olup olmadığı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı, mali İnceleme neticesinde; eser olarak kabul edilmemesi durumunda FSEK 70/2 kapsamında hesaplama talep edilmiş olup, buna göre 96.034.747,53 TL kazanç hesap edildiği, FSEK m. 68 hükmüne göre talep edilebilecek tutarın davacının 21.479,00 TL ile 30.000,00 TL aralığında olabileceği, bu tutarın üç katına hükmedilip edilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Taraflarca dosyaya uzman görüşleri sunulmuştur.
... tarafından düzenlenen uzman görüşünde özetle; Her bir tasarımcının da ... şişesinin etiketinde kullanmak üzere eser ürettikleri, bu nedenle her ikisinde bazı benzerlikler olmasının kaçınılmaz olduğu, sipariş konusu ürünün tanıtımına ve satışına katkı sağlamak amacıyla tasarlanan etiketin ölçülerinde ve ürünün içeriğini yansıtmada benzer yöntemlerle hareket ettikleri, fakat orijinalliği kanıtlamaya yönelik kişisel üslup, biçim-içerik ilişkisi, kompozisyon, renk vb. gibi sanatın ve tasarımın olmazsa olmazları sayılan temel kavramlarda benzerlik saptanmadığı, her iki resimde masa; tabak, çatal, kaşık, su bardakları, baharatlıklar, sürahi vb. yiyecek aletleri; rakı şişesi ve içki bardakları; yiyecekler, meyveler, mezeler; çiçekler ve çiçek demetleri; müzik notaları ve aletleri; yıldızları, balık; su gibi ortak nesnelerin bulunduğu; davacı tasarımında tek parçalı masanın davalı ürününde iki parça olduğu, her ikisinde masanın üstünün benzer nesnelerle dolu ve kalabalık olduğu, her iki görselde sonsuzluk duygusu yaratma amacına yönelik uzun ve kıvrımlı masanın bulunduğu, iki ve tek parçalı olmanın benzerliği bozmadığı, her iki resimde masanın biçiminin çocuk kitabı resimleme yöntemine uygun, basit çizgilerle sade ve kolay anlaşılır bir üslupla resimlendiği, biçim, içerik, üslup ve amaç benzerliği olduğu; her iki görselde yemek masasında bulunması gereken çatal, kaşık, sürahi vb. yiyecek aletlerinin benzer kalabalıkta çizilip farklı dizilişe masanın Üzerine yerleştirildiği, içki esnasında zaman diliminin uzun sürmesini amaçlayan bol yiyecekli ve bol nesneli görselliğin ön planda tutulduğu; her ikisinde rakı masasının uzun-ince ve beyaz görünümlü bardaklarla doldurulduğu, rakı bardaklarının masadan sonra dikkat çeken ikinci nesne olduğu, rakı şişesi yerine rakı bardağını kullanma yönteminin rakı üreten firmanın tercih ettiği, bunun hafızada rakıya özgü bardak türü için, rakı şişesinden daha kalıcı etki bıraktığı; rakının yemekle üretilen bir içki türü olduğu ve her iki resimde bunun bolca vurgusunun bulunduğu, yiyeceklerin çizim benzerliğinin bulunduğu; içki sofraların uzun ve derin sohbetler dostluklar pekiştirmeye katkı sağladığı, sevgi dostluk kavramlarının her iki resimde çiçek ve çiçek demetleri ile resimlendiği, kökeni eski kültürlere dayanan sevgiyi çiçekle betimlemenin her iki tasarımcı tarafından ön çıkarılan sevgi-dostluk metaforu yaratma yöntemi olduğu; müziğin neşe ve eğlencenin dışavurumunu en iyi betimleyen sanat türü olduğu, davacının eğlence ve neşe kavramlarını rakı kültürünün vazgeçilmezleri olarak düşünmüş olacağını, bu nedenle müzik notalarını ve üflemeli müzik aletlerinin görsellerini kullandığını, ...'in de aynı yoğunluk ve benzer yöntemle müzik notalarını ve çalgı görsellerini neşe ve eğlence amaçlı çizdiğinin açık olduğu, burada da amaç, üslup, biçim ve içerik açısından benzerlik bulunduğu; rakının akşam yemeğinde bol su ile içilen ve genellikle balık yemeği ile tercih edilen bir içki olduğu, davacının ...'e önerdiği çizimlerde bu temayı fazlası ile öne çıkardığı, ...' in tasarımda da benzer vurgunun bulunduğu, bunun amaç ve içerik benzerliğini akla getirdiği; ...'in tasarımının kendisinden önce aynı amaç İçin yapıldığı anlaşılan ...'un eserinden farklı bir yeni bir amaç ve yeni bir biçim dili ortaya koymadığı; ...'un tasarımında ortaya koyduğu ...dostlukların kurulmasında bir köprü görevi gördüğü, içki masasında zamanın derin sohbetlerle hiç bitmeyecek olduğu ve içki içenlerin neşelendiği temasını ...'in de kullandığı, yine kendi kompozisyonunda benzer bir sanat anlayışı ile (çocuk kitapları resimleme dili) benzer sembolleri, biçimleri verenkleri uyguladığı” yönünde görüş bildirmiştir.
... tarafından düzenlenen uzman görüşünde özetle; Oluşturulan çalışmalarda kullanılan sembollerin anlam ve biçim özellikleri ile bunların kompozisyon yapılarının birbirinden farklı olduğunu, her iki sanatçının farklı üslup, tarz ve kendilerine has özelliklerde yöntemler kullandıklarını, bu anlamda her iki çalışmanın kendisini yaratan sanatçıların hususiyetini taşıdığını bildirmiştir.
...ve ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde; Somut olayda, çizilmesi istenen (sipariş edilen) illüstrasyonun davalı şirket tarafından, rakı şişesi üzerine yerleştirilerek ticari alanda kullanılacak olan,“...” ya da “...” olarak belirlendiği; böyle bir görselde kullanılabilecek unsurların aşağı - yukarı belli olduğu dikkate alındığında, çalışmaya eser vasfını kazandırabilecek “hususiyetin”, eser sahibinin bu unsurları bir arada algılama duygusunun yansıması ve bu unsurların birbirleri arasında kurulan ilişki ile oluşabileceği;Her iki çizim karşılaştırıldığında, önceki tüm rapor, mütalaa ve değerlendirmelerde üzerinde fikir birliği oluşan tek benzer unsurun, yukarıya doğru uzun uzadıya giden bir rakı sofrası bulunmasından ibaret olduğu; Ne var ki, Davacının çizdiği uzun rakı masasının tek başına dahi hususiyet taşıdığı varsayımında, karşılaştırılması gerekenin, çizime yansıyan somut özellikleriyle Davacının çizdiği uzun rakı masası ile dava dışı ...'in çizdiği görseldeki uzun rakı masasının çizimine yansıyan somut özellikler ve benzerlikler olması gerektiği; zira uzman görüşünde gerekçeleri açıklandığı üzere, soyut olarak “uzun uzadıya giden, sonu belli olmayan ya da sonsuza giden” bir rakı masası çizilmesi fikrinin, (konsepti ya da konusunun), tek başına fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunamayacağı; somut uyuşmazlıkta her iki eser sahibine de Davalı şirket tarafından verilen iş tanımlarının, rakı şişesi üzerinde kullanılacak “...”, “...”,“...” “...” konseptlerine (fikirlerine) uygun bir çizim olması nedeniyle, rakı masası fikrinin somut çizime aktarılmasının tekbaşına korunamayacağı ve her rakı masasında bulunması olağan nesnelerin de serbest yararlanma kapsamında kalacağını bildirmişlerdir.
Taraflar tanık deliline da dayanmış olup dinlenen beyanlarda;
Tanık ... duruşmadaki beyanında aynen; “…ben davacı ile gerek meslektaş gerekse arkadaş olmam nedeniyle tanışıyorum, 2020 yılı Ocak ayında davacı ile görüştüğümde MEY Rakı için tasarım yaptığını söylemişti tasarımı bana gösterdi daha sonra görüştüğümüzde akıbet sordum yavaş ilerlediğini söyledi, Eylül Ekim gibi ben tasarımı ... mağazasında ...üzerinde gördüm davacı tasarımının benzer birebir aynısıydı notalar, çiçekler , tabak... Tarzında davacının bana gösterdiği tasarımın birebir aynısı olduğunu gördüm, ayrıca ben davacıya bu durumu telefonla bildirdim, davacı bana süreci bildiğini hukuki yollara başvuracağına kendi adının kullanılmadığı söyledi, Davacı bana kendi eskizini gösterdi, sonra bir çilingir sofrası konsepti olduğunu söylemişti, eskizlerde sonsuzluğa uzayıp giden bir rakı sofrası konsepti vardı, sürecin neden uzadığı hususunda ise geri dönüşlerin ...yönünden yavaş ilerlediğini bana davacı söyledi,iki tasarımda da sonsuzluğa uzanan konsetp vardı her iki tasarımda da masa tabaklar çiçek sonsuzluğa uzanın bir konsept içindeydi “ şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmadaki beyanında aynen; “... davacıyı uzun yıllardır tanıyorum bende reklam sektöründen faaliyet gösterdiğim için davacı bana ...konsepti çizilmesi için başvurulduğunu söyledi ve bana çizmiş olduğu görselleri gösterdi bende reklamcı olduğum için çizimleri çok beğendim , bir kaç ay sonra görüştüğümde yeni rakı işi ne oldu diye sorduğumda çok geç dönüşler olduğunu hatta maillere dahi 1 ay sonra cevap verdiklerini söyledi, Eylül ayında tekrar karşılaştığımızda da kendi çalışmalarının izinsiz kullanıldığını, şişe üzerine basıldığını hukuki sürece girileceğini söyledi bende merak edip şişeyi incelediğimde uzun masa görünümünün davacı çalışmasının birebir kullanıldığını gözlemledim, 2019 sonu 2020 başı gibi hatırlıyorum ancak tam olarak ayı hatırlamıyorum “ şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmadaki beyanında aynen; “.. ben grafik tasarımcısı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteriyorum dönem dönemde ... tasarım hizmeti sundum 2016 yılında ilk çalışmaya başladık ve şişede 2017-2018-2019 yılında 3 farklı şişe çalışması yaptık huzurdaki uyuşmazlığa konu şişe tasarımını ise 2020 Temmuz ayında başladım pandemi dönemi olması nedeniyle mesafa temasını bizzat ben düşündüm bu tema üzerine mesafeleri aştığımız mesafesiz duygular mesafesiz sofralar üzerine bir düşüncem oluştu, ben çizdiğim eskizleri görselleri Temmuz ayında 3 haftası gibi davalı ... gönderdim, Eylül'ün ilk haftası şişe çıktı, çizimlerin tamamı ve konsept tamamen benim tarafımdan düşünülmüş çizilmiş konsepttir dedi, ayrıca benim daha önceki çalışmalarımda da tabak çanak meze gibi görseller düşünülmüştü ancak TABDK kurumu içkinin özendirici olacağı görüşünde olabileceği hukuk departmanınca belirtildi ,bildiğim kadarıyla davalı taraftan davacıya çilingir sofrası çizin şeklinde başvurulmuş ve kendisine benim daha önce yaptığım tasarımlar gönderilmiş hangi tarifte gönderildiğini ben bilmiyorum, ben 2017 den beri yeni rakı ekibinden Beril bunu çiz şeklinde bir yönlendirme almadım, çilingir sofrası çiz deseler dahi şişenin üzerine dik bir sofra çizebilir yatay bir sofra çizemez şişe üzerinde çalışılacağı için dik çizilmesi gereklidir , ben davacının çizimini kesinlikle görmedim, davacı 2016 senesinde eğitim aldı toplamda 2 ders aldı, ben tasarımcı olduğu için benden bu dersi aldı dedi”... şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyaya sunulu mail yazışmaları, taraflar arasındaki süreç birlikte incelendiğinde tanık beyanlarının sonuca etkili olmadığı, huzurdaki davanın tanık delili ile ispat edilecek nitelikte bulunmadığı , zira huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde; Davacının sahibi olduğu illüstrasyonun eser vasfında olup olmadığı ile davalı şirket tarafından üretip ticaret mevkiine sunduğu şişeler üzerinde yer alan dava dışı ...'in oluşturduğu illüstrasyonun davacının eserden doğan haklarını ihlal edip etmediği , davacı eserinin niteliğin ile esere yönelik tecevüz/ihlal var ise 3 kat tazminatın belirlenmesi taleplerine ilişkindir.
ESER SAHİPLİĞİNİN İNCELENMESİ :
5846 s. Kanunun, "Tanımlar" başlıklı 1/B Maddesi eseri, "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri" olarak tanımlanmıştır.
TEKİNALP; bir fikir veya sanat eserinin 5846 s.y tarafından korunabilmesi, kısaca eser olarak kabul edilmesinin 4 şarta bağlı olduğunu bildirir. Bu koşullar; sahibinin hususiyetini taşıması, sahibinin hususiyetini yansıtacak düzeyde şekillenmiş olması, Kanunda öngörülen eser türlerinden birisine dahil olması ve belirli bir fikri çabanın ürünü olmasıdır.
Hususiyet, ise eserin meydana getirilmesinde etkili olması sebebiyle aslında eserde bulunması zorunlu olan yegane asli şarttır. Ancak doğal olarak eserin bu hususiyeti taşıması ve yansıtması da gereklidir ki, eserin hususiyeti taşıması ve göstermesi, eser sahibinin hususiyetini esere katabilmesine bağlıdır. ... doğru bir bakış açısıyla hususiyetin aslında bireysellikle ilgili olduğunu, bireysellikten kaynaklandığını belirtir. Demek ki bireyselliğin özelliklerinin, yani kişinin teknik/bilgi veya estetik/sanat ile ilgili şahsi özelliklerinin; meydana getirdiği eserde kendini bulması ve ayrıca bu kişisel farklılıkların başkaları tarafından da ayırt edilebilmesinin, kısaca kişiye özgü olmanın gerekliliğini belirtir.
Eseri meydana getirenin kendi özelliklerini esere nakşetmesi, istediği ölçüde ve şekilde çizmesi, yazması, resmetmesi ya da bestelemesi..vb fiilleri; eser sahibinin düşünmesini, ön hazırlık/plan yapmasını ve uygun şartlar ile aletleri kullanarak eseri meydana getirmesini gerektirecektir. Bu halde her eserde düşünce, fikri hazırlık, üretim veya meydana getirme safhalarından bir kaçının bulunması gerekir. Bu safhaların varlığı, hem sahibinin fikri çabasını hem de bireyselliğini yansıtmaya çalıştığının, göstergesidir. Bir ressam, orjinal yağlıboya tabloya geçmeden, karakalem eskizlerini çizer, değiştirir veya bu eskizleri tekrar çizmeye/boyamaya başlar. Bestekâr, belki yüzlerce sayfa notayı eskiz olarak çalışır, değiştirip tekrar yazar ve sonunda eser ortaya çıktığında, aynı zamanda elinde bir çok eskiz sayfası da bulunur ki, bunlar bestekârın fikri çabasını, eseri meydana getirirken izlediği yolu/yöntemi gösterir.
..., "..." kriterini kabul etmekle birlikte, "eseri meydana getirenin başkalarından esinlenmesinin normal olduğunu, ancak eserinde bu esinlenmelere munzam olan kendine has özelliklerin de bulunmasının yeterli olduğunu," düşünür. Bu sebeple asgari şart olarak, neticeyi gösterecek fikrin -eseri meydana getiren kişi bakımından- nisbî istiklâle sahip olması gerektiğini söyler. ..., hususiyetin özgünlükte aranması gerektiğini, güzel sanat eserlerinde "biçim ve renklerinin orjinalliği" önemliyken, bilim ve edebiyat eserlerinin "fikir ve sunumlarının özgünlüğü kriterini" savunur (TEKİNALP a.g.e. sh.104-105).
Hususiyetin eser üzerinde yansıması ve bu yansımanın nasıl gerçekleştiği konusu, bizleri üslup (anlatım tarzı), şekillenme ve soyut/somut içerik bilgilerine götürür ki, tüm bunlar eser sahibinin yeteneğini, hususiyetini, fikri çabasını eserine aktarması ve bu çabanın başkaları tarafından da görülmesini sağlar.
Üslup (anlatım tarzı):
Öncelikle üslup (anlatım tarzı) hakkında, ... şunları ifade eder.
" hususiyet kendisini "anlatım"da (üslup) gösterir. Anlatım sanatsal kişiliği, yaratıcılığı ve fikri çabayı yansıtır, sanatçının mührüdür. Başka bir deyişle, her üslup, sahibinin sanatsal ürünüdür, onun yaratıcı erkini, diğerlerinden farkını yansıtır, basit bir olay sıralaması değildir. Bu sebeple bireysel ve özneldir (TEKİNALP a.g.e. sh.104).
Eserin, eser sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığı konusu, eserin üslubundan anlaşılır ve rahatça görülen, çoğu insan tarafından kolayca fark edilen üsluba sahip eserler olduğu gibi ancak belirli kimselerin anlayabileceği özel bir hususiyetin yansıtıldığı eserler de bulunur. Örneğin bir tiyatro eserinin, yazarının hususiyetini taşıdığı bir anlatım dili vardır ancak bu eseri sahneleyen oyuncuların da -kendilerine has oyunculukları ile birleşen- ayrı bir sahne üslubu/dili bulunur. Hatta aynı tiyatro eserinin aynı oyuncular tarafından bir kaç yıl arayla sahnelenmesinde bile, hem teknik özelliklerdeki değişim (ses ve ışık düzeni, sahne özellikleri vb) sebebiyle hem de oyuncuların kişisel gelişimleri ve ruh halleriyle değişen bir üslup farklılığından bahsedebiliriz. Tiyatronun oyuncularını değiştirdiğimizde, biri diğerinden kesin çizgilerle ayrılan farklılıklar açıkça görülür. Örneğin 1982 yılında sahnelenen tiyatro oyununda "..." oynayan ...in ve birlikte sahnede olan diğer oyuncuların sergiledikleri "..." daha sonraki dönemlerde belki yüzlerce kez farklı oyuncular tarafından sergilenmiş ancak her defasında -ilkinden az veya çok- farklı sanatsal üslup ortaya çıkmıştır. Bu örnekte görülen husus, sahnelenmesindeki üslup farklılığının herkes tarafından görülebilecek kadar açık olması sebebiyle eserin arzında ortaya çıkan en küçük anlatım farkının, eserin görünüşünü etkileyen bir unsur olmasıdır.
Eserin umuma arzı sonucu onunla muhatap olan kitlelerin eser sahibinin üslubunu farketmeyecekleri ya da farkedemeyecekleri eserler de bulunur. ..., ... ve kareografi gibi dallarda ortaya çıkan eserlerin hususiyetinin belirlenmesinin güç olduğunu söyler ve şunları ekler;
Çünkü, her ikisinde de "eser" ile "icra" birbirine karışır; üslubu ancak konunun uzmanları belirleyebilirler. "Hususiyet"in var olup olmadığını ve düzeyini uzmanlar (bilirkişi) saptar ve mahkeme karara bağlar. Her eser türünün kendisine özgü özellikleri bulunduğu için tüm eser gruplarına uygulanabilecek tek ölçüt verilemez (TEKİNALP a.g.e. sh.106).
TEKİNALP, üslubun düzey ve içerik ile (şekil/biçim) yansıdığını söyler, bu terimleri ayrı ayrı inceler ve "düzey"i ise sıradan olmama ile tanımlar (TEKİNALP a.g.e. sh.107). Bu şartlarda düzey unsurunun eserde bulunmasını, gerçekte eser sahibinin teknik ve estetik bilgisiyle yoğurduğu hususiyetinin eser üzerinde görülebildiğini söylememiz gerekir. Kısaca hususiyetin düzeyi, gösterilme şekli ve yöntemi, sıradan kişilerin meydana getirmelerinin zor ya da imkansız olacağı bir fikri çabadan bahsetmemiz gerekir. Şu halde eser üzerinde sahibine ait olan ve eseri sıradanlıktan ayıran ölçüde teknik veya estetik düzey bulunması gerekir. TEKİNALP, eserin belirli bir düzeye ve hususiyete sahip olduğunun sadece konusunda uzman bilirkişilerin belirleyeceğini şu sözlerle açıklamaktadır.
"Düzeyin var olup olmadığını bilirkişi saptar. "Eser"in başarılı veya "güzel" ya da "etkileyici" olmaması, hatta bazılarınca berbat bulunması, onu FSEK anlamında "eser" sayılmaktan çıkaramaz. "Eser" hukuken, eleştirel yargılara göre değil, düzeyli bir fikri faaliyetin sonucu olup olmamasına göre tanımlanır. Yüksek olmasa bile belirli bir düzeyi haiz bulunması, asgari uzmanlık bilgisini içermesi kaydı ile, kataloglar, programlar, avukatların dilekçeleri, yemek kitapları kabul olunmaktadır." (TEKİNALP a.g.e. sh.107)
Şekil ve içerik ile ilgili olarak "bütünlük ilkesini" tanımlayan TEKİNALP, eserin konusunun önemli olmadığı, sadece şekil ve içeriğe önem verilmesi gerektiği fikrini de kabul etmez. Ancak hususiyeti bulunmayan bir "konu"nun "eseri" tanımlamayacağını özellikle belirtir ve şunları yazar.
"Hususiyet şekil ve içerikte, yani her ikisinin bütününde kendisini gösterir. Şekil içeriği, içerik şekli getirir. Bu iki unsur bir eserde tamamen birbirinden bağımsız ise veya biri diğerine nazaran öne çıkıyorsa bu durumun altı çizilebilir, ancak sonuç değişmez" (TEKİNALP a.g.e. sh.108).
Yazar tarafından, bütünlük ilkesi olarak tanımlanan olgu, hususiyetin hem şekilde hem de içerikte gösterilebilmesini ifade eder. Ancak şekil ve içeriğin birbirinden ayrılamadığı müzik, şiir veya resim gibi dallarda, eserin konusu ve bu konunun gösterdiği hususiyet birbiriyle iç içe geçmiş olduğu için, eserden ayrı bir içerik ya da hususiyet araştırılması imkanı bulunmaz. Kısaca bu tip eserlerde eser sahibinin hususiyeti ve gösterdiği fikri çaba; eserle mündemiç (birleşik) olacak, dışardan bakan gözler onları farklı olgular olarak görmeyip, tanımlayamayacaklardır.
Şekillenme:
"Şekillenmemiş fikir korunmaz. Fikri çabanın sonucu olan düşüncenin bir şekil altında ortaya konulması gerekir. Salt düşünceler eser olarak korunamaz.
Tamamlanmamış eserin "eser" sayılabilmesi için belli bir düzeye gelmiş olması şarttır.
TEKİNALP, şekillenme ile fikri çabanın somutlaşmasını, kısaca eser sahibinin aklında sadece bir ide (fikir) olarak bulunan amacın, somut bir varlık olarak meydana gelmesini anlatır. Ancak burada bahsedilen somutlaştırma, eserin tamamen bitirilmesini, eser sahibinin aklındaki amacın bitmiş eser olarak meydana getirilmesini değil, herhangi bir şekilde somut hale gelmesini anlatır.
Bu sebeple müsveddeler ve taslaklar henüz tamamlanmamış da olsa, eserin şekillendiğini ya da şekillendiğinde ortaya çıkacak sonucu gözler önüne serdiği için "eser" olarak korunur. Bir mimari projenin krokileri/eskizleri, bestenin tamamlanmamış notalarının yazıldığı sayfalar, ressamın karakalem eskiz çizimleri veya hazırlık dökümanı olarak algılanabilecek her belge; eserin nihâyetini târife kâfi ise kendileri de eserdir.
Kanun tarafından korunan eserlerin arasında sayılan "güzel sanat eserleri" 5846 s. Kanunun 4üncü Maddesinde sınırlı sayılı (numerus clausus) olarak sıralanmıştır. HMK 266.madde kapsamında alınan raporlarda;
Bilirkişiler ..., ...,..., 08/09/2022 tarihli bilirkişi raporlarında ; davacı eseri ile davalı illüstrasyonu arasında temasal ve kurgusal bir benzerlik söz konusu olmakla beraber, kompozisyonu oluşturan öğelerin gerek biçimleri, gerekse çizim teknikleri, renkleri, yerleşimleri ve zemin ile ilişkileri birbirinden oldukça farklı olduğu, değerlendirilen çalışmaların, aynı konuyu farklı sanatçıların farklı grafik görseller, mekan, zaman, renk ve çizim tekniği kullanarak oluşturduğu iki farklı eser olarak algılanmış ve FSEK kapsamında yada haksız rekabet anlamında ihlal bulunmadığını bildirmişler, Bilirkişiler..., ..., ..., 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; davalının çiziminin davacı illüstrasyon eserinden taklit edildiği, davacı eseri ve davalı kullanımındaki tasarımın benzer olarak algılanacağını, davacı eserinin taklit edilerek içki şişeleri üzerine basılıp satılması eyleminin davacının FSEK m.22 ve 23 mali haklarını ihlali olduğunu bildirmişler, Bilirkişiler ..., Doç. Dr. ..., ...., ... 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu uyuşmazlıktaki eskiz illüstrasyon çalışmasının özgün bir güzel sanat eseri olduğu, davalı şirketin ...’ e çizdirdiği ve hakla arz ettiği illüstrasyonun davacı ...’ un eskizi ile yüksek oranda benzerlik taşıdığı, bu kapsamdan 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporundaki görüşe yani ihlalin bulunduğunu bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... 25/01/2024 tarihli bilirkişi raporlarında; genel izlenimde kavramsal fikir ve kurgu bağlamında benzerlik olduğunu, bu çerçevede FSEK kapsamında yada haksız rekabet anlamında takdirin Mahkemeye ait olacağını bildirmişler, davacı yan kendi lehlerine 1 uzman görüşü, davalı yan ise 2 uzman görüşü sunmuştur.
Mahkememizce HMK 266 madde kapsamında bilimsel verilere ve dosyadaki delillere göre hazırlanan bilirkişi raporlarından Bilirkişiler ..., ..., ..., 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporları ile Bilirkişiler ..., ..., ..., ... tarafından hazırlanan 23/06/2023 tarihli raporlara itibar edilmesi gerekmiş, sunulu uzman görüşleri taraf beyanlarına göre hazırlandığından keza tanık delilleri ise somut dava dosyası tanık ile ispat edilecek bir dava türü olmadığından 23/02/2023 ve 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmesi gerekmiş, miktar yönünden yani raiç yönünden ise Bilirkişiler ..., ..., ... ... 25/01/2024 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmesi gerekmiştir.
Toplanan delillere göre, davacı ...'un illüstrasyon eseri estetik değer taşımanın yanı sıra “sonsuzluğagide n, sonsuza kadar devam eden keyfi temsil eden rakı sofrası” mesajını bünyesinde barındırmakta ve izleyiciye aktarmaktadır. ...'un illüstrasyon eserinde ön planda olan ... kavisli şekilde perspektifli biçimde sonsuza doğru uzayıp giderek küçülm ekte vekaybolmaktadır. Davalının ambalajı üzerinde yer alan illüstrasyon çalışması da Davacının eserindeki “...” mesajını taşımaktadır.Her ne kadar ...'in çizimindeki üslupsal detaylar Davacı ... eseriyle birebir aynı olmasa da aradaki küçük farklılıklar eserin genel görünümünü etkilememektedir. Bilirkişilerce görsellerde yapılan karşılaştırmada; Davalı tarafın, Davacıya ait orijinal eserlerin üzerinden kamera veya tarayıcı gibi herhangi bir teknik reprodüksiyon yoluyla kopya aldırmadığı, bir başka ressama yeniden çizim yaptırdığı görülmektedir. Bu husus da taraf delilleri arasında da bir uyuşmazlık yoktur. Yeniden çizim yaptırılırken, davacının orijinal eserinden muhteva ve şekil olarak bağımsız ve onlara benzemeyen yeni çizimler yaptırmak yerine, davacının eserine çok yakın benzerini çizdirdiği sabit kabul edilmiştir.
... “Fikri hukukta korunan unsur ifade mi fikir mi?” başlıklı makalesinde “Fikrin alıntılandığı öne sürülen eserde, eser sahibinin hususiyetinin şekillendiği ayrıntılar önem kazanır.” ? demektedir. Dava konusu illüstrasyonlar incelendiğinde, ...'in sadece konuyu intihal etmediği, birinci çizere ait hususiyetlerin bulunduğu tüm görsel ayrıntıları da benzerini çizerek intihal yarattığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf çizerinin davacının eserine hususiyet katan detayları yani sonsuzluk ve bitmeme hissi uyandıran sofra temasını tesadüf olamayacak şekilde benzer olarak çizdiği , Davalının çiziminin Davacı illüstrasyon eserinden taklit edildiği hususu bilirkişilerce tespit edilmiş olup, Sonsuzluğa giden rakı sofrası fikri ilk eser sahibinin temayı ifade ederken başvurduğu sembolik görsel şifreler (anahtarlar) olup bu husus davacının eserine hususiyet katan en önemli yaratıcı anahtar simge olarak değerlendirilmelidir. Davalı tarafın Davacının buluşuna ait bu yaratıcı simgeyi aynen kullanmış olması, gerek konuyu gerekse şekli kopya ederek, taklit esere kendi hususiyetini katmadığını göstermektedir. Bu sebeple aleyhe olan raporlara itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan sunulu deliller ve taraflar arasındaki süreç de dikkate alındığında; taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmasa da; taraf dilekçelerindeki beyanlardan tarafların “...” kapsamında müzakerelere başladığı, dosyada yer alan e-postalarında davacının davalıya proje kapsamında kullanılması muhtemel tasarımlara ilişkin eskiz çizimler dışında eski çizimlerini de gönderdiği, davacının 03.02.2020 tarihli e-postasında her bir kullanım için fiyat teklifinde bulunduğu ,29.04.2020 tarihli eda.cebecif)diageo.com adresinden gönderilen e-postada stopaj hariç net tasarım bedeli olarak 100.000-TL ödeyebileceklerinin belirtildiği, 30.04.2020 tarihli sensoyderya(igmail.com adresinden gönderilen e-postada da bütçenin 100.000- TL KDV-Stopaj üzerinden sonlandırılabileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. FSEK m. 48-52 madde düzenlemeleri mali hakların devrine ilişkin hükümler içermektedir.FSEK m. 51 düzenlemesine göre “48 ve 49 uncu maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi muteberdir.”düzenlemesi mevcuttur.
Taraflarca imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığından FSEK hükümleri gereğince genel olarak yürürlüğe girmiş bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak taraf iddialarından sözleşme müzakereleri esnasında sözleşmenin ifa edilmeye başlanmış olduğu , bir eser taahhüt sözleşmesi kurulması amaçlandığı anlaşılmaktadır. davacı 3D modeller için malzeme satın aldığını beyan etmiş ancak buna ilişkin delil sunulmamıştır. Bu durumda tazminat davacının eserinin izinsiz olarak kullanılması nedeniyle talep edebileceği tazminat ile sınırlıdır.
Doktrindeki yazarlara göre ...” demektedir. Hirsch hususiyeti herkes tarafından yaratılamayan ürünleri eser kabul etmekte, ...'a göre, “güzel sanat eserlerinde özellik biçimde belirlendiği halde, bilim ve edebiyat eserlerinde orijinalite daha çok fikirde, fikrin işleniş ve sunuşunda ortaya çıkar”şeklinde ifade etmekteyken, Prof. Dr. ... hususiyetin yenilik olmadığını, üslupla yakın ilişkisi olduğunu, ölçütün sıradan olmamak olduğunu, her eser türünün farklı bir hususiyet ile karşılanması gerektiğini ifade etmektedir. , yine Tosun “FSEK'te yer alan sahibinin hususiyetini taşıyan kavramını, sahibinin kişisel izni yüksek derecede taşıyan eser olarak anlaşılmaması gerektiğini, eser sahibinin kişisel iznini eserde çok katı bir şekilde aramak yerine eser sahibiyle ilişkisi kurulabilen, çok yüksek seviyede olmasa da belirli bir düzeyde yaratıcılık taşıyan eserlere eser sahibinin hususiyetini tanımak yolunda öncelik verilmeli ve her eser tipinin niteliği de göz önünde alınarak karara varılmalıdır” şeklinde ifade etmektedir.
FSEK m. 8/1 düzenlemesine göre “Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.” Kanunun 11. maddesine göre de “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında,o eserin sahibi olarak adını vey bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.” Dosyada yer alan e-postalardan davacının davalı ile paylaştığı eserlerin sahibinin davacı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan ...'in çalışmaları incelendiğinde de bu çalışmalar davacının eserinden faydalanarak ortaya getirildiği anlaşılmaktadır. Davacının eseri kullanılarak davalının kullandığı tasarımlar vücuda getirildi için davacının iradesi dışında eser umuma arz edildiğinden FSEK m. 14 hükmü ihlal edilmiş olup, Yine eser sahibi davacı olmasına rağmen eser sahibi olarak sosyal medyada ... ismine yer verildiğinden bu eserin davacıya ait olduğu üçüncü kişiler tarafından bilinemeyeceğinden ve davacının adının ne şekilde kullanılacağı tespit ve tayin hakkı eser sahibine ait olduğundan FSEK m. 15 hükmü ihlal edildiğinden davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşılmıştır.
İhlale konu olan ve FSEK hükümlerince eser olarak kabul edilen illüstrasyonlar bir rakı sofrasında yer alması beklenen öğeleri içeren çilingir masası betimlemeleridir. Bu betimlemeler rakı şişesi üzerine konumlandırılmıştır.
Her iki tasarım karşılaştırıldığında Davacı ...'un eskiz çiziminin içeriğinde iki ayağı görünen ve yandan resmedilip tek kaçışlı perspektif kuralıyla sonu görülmeyecek şekilde uzatılmış ve masanın sonu çiçek dalına dönüştürülmüştür. Çizimde Masanın solunda bir ağaç, masanın sağında sekiz adet gülden oluşan buket halinde çiçek ve hemen yanında bir adet zurna ve karşısında da bir adet zilli tef resmedilmiştir. Zurna ve teftençevr eye yayılan 11 adet nota çizilmiştir.Masanın önünden sağ ayağına doğru gül yaprakları dökülmektedir. Masanın solunda ise 3 adet ince dal halinde çiçekler çizilmiştir. Masanın üstünde önden arkaya doğru sırayla rakı şişesi, buz kovası, sürahi, salata kasesi, kavun tabağı, karpuz tabağı, salata kasesi, buz kovası, rakı şişesi ve devamında ayrıntıları kaybolup küçülmüş tabaklar çizilmiştir. Masanın üstünde sağdan ve soldan sıralı olarak 20 adet rakı bardağı yerleştirilmiştir. Masanın bulunduğu mekanın üstünde 3 şerit halinde sarı lambalar yerleştirilmiştir. Çizimin arkasında ise karanlık bir gökyüzü ve mehtap manzaralı deniz çizilmiştir. Gökyüzünde ise dolunay ve çevresinde yıldızlar çizilmiştir. Suluboya ile yapılmış eskiz illüstrasyondaki şekiller temiz ve anlaşılır çizilmiştir. Renklerin kullanımı da tekniksel olarak düzgündür. Ayrıca perspektif kuralı da kullanılmıştır.
Davalı şirkete ait ve ...'in çizimi olan illüstrasyon çalışmasında ise ince ayaklı ve uzun bir masa vardır. Masa tek perspektif kuralına uygun olarak geriye doğru kıvrımlı olarak Uzatılarak resmedilmiştir. Masanın sonunda ince iki ayak çizilmiştir. Masanın ortasında bir kesinti olup masa bu kesiğin içinden geçirilmiş ve devam ettirilmiştir. Masanın üzerinde yemekler, mezeler ve kavun dilimi bulunan dolu tabaklar ve salata kaseleri ile (ilk yarısında 9 adet, ikinci yarısında 14 adet) ve küçük çerez kaseleri vardır. Ön tarafta bir şişe ve arka tarafta ise bir sürahi vardır. Ayrıca masada 11 adet kadeh ve iki adet figür vardır. Bunlardan biri üflemeli çalgı çalmaktadır. Masanın sağında ve solunda birer adet çiçek buketi ve çevresinde uçuşan çiçekler, notalar ve bir kuş çizilmiştir.
Her iki çalışmada sanatçı/tasarımcıların iş tanımları bağlamında yakın kavramsal modeller geliştirmişlerdir, Bilindiği üzere, farklı kişilerce meydana getirilen fikir ürünlerinin “eser” niteliği ile bunlar arasındaki benzerliğin eser sahipliği haklarına tecavüz sayılıp sayılmaması için dikkate alınması gereken temel kriter, her bir fikir ürünü açısından hususiyetin belirlenmesidir. Sonraki tarihli fikir ürünü, önceki tarihli ürün ile benzeyen noktaları olsa da, kendi hususiyeti ile ön plana çıkarsa birbirinden bağımsız iki eser söz konusu olur. Buna karşılık, sonraki ürün, önceki tarihli eserin hususiyetini taşıyorsa artık bağımsız ikinci bir eserden söz edilemez.
Toplanan delillere göre; dava konusu illüstrasyon grafik eserinin davacı tarafından vücuda getirildiği, davacının FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, davalının ambalajı üzerinde yer alan illüstrasyon çalışmasının davacının eserindeki “..." ...’ in çizimindeki üslupsal detaylar davacı ...’ un eseriyle birebir aynı olmasa da aradaki küçük farklılıkların eserin genel görünümünü etkilemediği, davalının çiziminin davacı illüstrasyon eserinden taklit edildiği, davacı eseri ve davalı kullanımındaki tasarımın benzer olarak algılanacakları, davacı eserinin taklit edilerek içki şişeleri üzerine basılıp satılması eyleminin davacının FSEK m.22 ve 23 mali haklarını ihlali olduğu, davacıya ait illüstrasyon eserindeki yaratıcılık unsuru olan fikrin davalı eserinde görsel detaylarda küçük farklar olacak şekilde değiştirilerek kullanılmasının davacının FSEK m.16 kapsamındaki eser üzerinde değişiklik yapılmasını menetmek manevi hakkının ihlali niteliğinde olduğu, gerçekleşen ihlal sebebiyle 30.000,00 TL’ nin raiç bedel olarak belirlenmesinin uygun bulunduğu, FSEK m.68 kapsamında ihlalin niteliği, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, eylemin gerçekleştirilme biçimi dikkate alındığında ıslah ile talep edilen 3 kat maddi tazminat isteminin de yerinde olduğu gözetilerek; FSEK 68. maddeye göre hesaplanan 30.000 TL nin 3 katı olan 90.000 -TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumlarına göre ve ihlal edilen manevi hakkın niteliğine göre somut olaya uygun olarak takdiren 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, 176/214 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda, davalının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; davacı hak sahibi farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın refini ve menini isteyemeyeceğinden bu yöndeki istemin ve tedbir isteminin reddine,karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
2-FSEK 68. maddeye göre hesaplanan 30.000 TL nin 3 katı olan 90.000 -TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
3-İhlal nedeniyle somut olaya uygun olarak takdiren 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
4- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, 176/214 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda, davalının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; davacı hak sahibi farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın refini ve menini isteyemeyeceğinden bu yöndeki istemin ve tedbir isteminin reddine,
5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
6-6.831,00 TL ilam harcının 187,86 TL peşin harç ve 1.519,89 TL ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsiline,
7- Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Ref isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 59,30 TL başvuru harcı, 187,86 TL peşin harç, 1.519,89 TL ıslah harcı, 1.112,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 17.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.879,05 TL yargılama giderinin takdiren 2/3 sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 50,00 TL tebligat masrafı ve 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.050,00 TL yargılama giderinin takdiren 1/3 inin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 11/06/2024

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza