WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/288 Esas
KARAR NO : 2024/17

DAVA : Marka hakkını ihlal haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü, tazminat
DAVA TARİHİ : 13/09/2021
KARAR TARİHİ : 23/01/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan marka hakkını ihlal haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü, tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in ("..."), 100 yılı aşkın süredir tütün sektöründe faaliyet gösteren, dünyaca tanınmış “...” markasının tescilli hak sahibi olduğunu, “...” markasının ... sayısı ile tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, müvekkili ...'in ("..."), ... iştiraki olarak ...'ın diğer bir tanınmış markası olan "... marka sahibi olduğunu, müvekkili ...TİC. A.Ş.'nin ('...") ise lisans alan olarak ...'a ait tütün ürünlerinin Türkiye'de üreticisi ve dağıtıcısı şirket olduğunu, ... Gümrük Müdürlüğünin ... tarihli ve ... No'lu Gümrük İşlemleri Durdurma Kararı ile davalı tarafından Türkiye'de üretilerek Suriye'ye ihraç edilmek istenen, ... markalı sigaraların ambalajlarını taklit eden ve üzerinde ... markasını taşıyan sigara ürünlerine ilişkin gümrük işlemlerinin re'sen durdurduğunu, akabinde Müvekkilleri tarafından yapılan incelemede söz konusu ürünlerin müvekkilinin ... markasının sigara ambalajlarına ayırt edilemeyecek kadar benzer bir ambalaj taşıdığı, ayrıca ... ibaresinin ... ibaresine son derece benzeyerek marka hakkına tecavüze neden olduğunun görüldüğünü, ayrıca aynı ürünler üzerinde, müvekkiline ait “...'' Markalarının da yer aldığı ve müvekkilleri adına tescilli çeşitli marka ve ambalaj unsurlarının bir araya getirilmesi ile oluşturulan bir taklit ürün olduğunun tespit edildiğini, ... 2. FSHHM'nin 24.08.2021 tarih ve ... D. İş sayılı tedbir kararı ile ürünlerin muhafaza altına alınmasına karar verdiğini, davalının tütün sektöründe faaliyet gösteren diğer firmaların da fikri ve sınai mülkiyet haklarını da ihlal eden faaliyetlerde bulunduğunu, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden dava konusu eylemlerinin yanı sıra, kötüniyetli olarak ...sayılı “...” kelime markasını .... sınıftla TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, davalı Markasının düz yazı olarak tescil edildiğini, ... markası ile birebir benzerlik yaratılarak, üstelik ... çatısı altında yer alan davacı müvekkillerinin diğer tescilli markalarından da unsurlar eklenerek kullanıldığını, davalı markasının tescil edildiği gibi kullanılmayan, tescil başvurusu itibariyle kötüniyetli, ... sınıfta tanınmış “...” markası ve müvekkillerine ait birden fazla marka ile bariz bir iltibas yaratma amacı ile tescil edilmiş bir marka olduğunu, davalının bu markayı tescil edildiği gibi kullanmadığı gibi aslında böyle bir amacının da olmadığını, davalının amacının kelime markasına dayalı olarak Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı'ndan gerekli üretim/ihraç iznini alabilmek olduğunu, ancak ürün ambalajında markayı müvekkillerinin marka ve kullanımlarına daha da yakınlaştırmak suretiyle taklit ederek kullanmakta olduğunu, markanın SMK m. 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9 , 25 uyarınca hükümsüz kılınarak sicilden terkin edilmesine karar verilmesini,davalının müvekkilinin dünya çapında yürüttüğü marka takibinden kaçmak amacıyla marka adı olarak “...” ifadesi yazarak başvurduğu ve ancak tanınmış “...” markalarına iltibas yaratacak şekilde oluşturduğu ... sınıfta ... sayılı “...” marka başvurusu bulunduğunun da tespit edildiğini, , marka hakkına tecavüzü ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ... "..." markasının hükümsüzlüğüne, tedbire hükmedilmesine, SMK 151/2-b kapsamında şimdilik 50.000 TL maddi 50.000 İtibar , 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “...” ibareli markaları ile davalının “...” ibareli markalarının birbirine benzemediğini, davacının bir zarara uğramadığını, davacının “...” dışındaki markalarının Türkiye'de kullanma unsurunun eksik olduğunu ve davacının tekelleşme çabası içinde huzurdaki davayı ikame ettiğini , davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; marka hakkını ihlal haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ... "..." markasının hükümsüzlüğü , tedbir, SMK 151/2-b kapsamında şimdilik 50.000 TL maddi 50.000 İtibar , 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 12/08/2022 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacı markalarının davalının ... tescil numaralı markasının tüm emtiaları yönünden ve SMK m.6/1, m.6/4 ve m.6/5 hükümleri gereğince hükümsüzlüğüne dayanak olabileceği, Davalının fiili kullanımlarının davacının “...” ve “...” ibareli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğu, Davalının fiili kullanımlarının davacı ile arasında haksız rekabet oluşturduğu, Davacının, tecavüz edenin net kazancı üzerinden talep edebileceği tazminat miktarının 75.000 TL olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...,...'ın 23/12/2022 tarihli bilirkişi EK raporlarında; Kök rapordaki görüşlerini tekrar etmişlerdir.
İkinci Bilirkişi heyeti ..., ..., ... 'ın 27/07/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Davalının - ...- sayılı “...' markasının davacı - ...'in “...” markasıyla karıştırılma ihtimalinin olduğu, bu nedenle hükümsüzlük şartının ve tecavüz halinin gerçekleştiği, Davalının ''...” ibarelerini kullanımının davacı ... International'in marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, Davalının arma kullanımının davacı ... şirketinin “...” Markasına tecavüz teşkil ettiği, Davalının fiillerinin TK 55/1 a-4 anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, Davalının kötüniyetli olduğunun değerlendirilebileceğini, Davacının talebi olan SMK 151/2(b) 'ye göre Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç’ın 28.695,99 TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanatine varıldığını bildirmişlerdir.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Bizim hukukumuzda kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir. Bu bakımdan, SMK”'nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK'nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK'nın 25. Maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir. Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği SMK'nın 25. Maddesinde atıf yapılan SMK'nın 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan düzenleme başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir. 6769 sayılı SMK'nun 7/1 maddesine rağmen, SMK'nun 6/3 maddesi gereğince bir markanın eskiye dayalı, öncelikli kullanıcısı o markanın gerçek hak sahibidir. (...) her ne kadar marka koruması tescil ile elde edilmekte ise de, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve o marka üzerinde hak elde eden kimsenin itirazı üzerine Türk Patent tarafından tescil başvurusunun reddi gerekir. Türk Patent'in tescil belgesi vermesi durumunda ise SMK'nun 25. Maddesine dayalı olarak gerçek hak sahibinin açacağı hükümsüzlük davası üzerine, tescil sahibinin bu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Bu durumda sonuçta tescil sahibinin tescili şeklen ve geçici olarak kendisine koruma sağlamakta, hükümsüzlük kararı ile birlikte ise bu koruma ortadan kalkmaktadır. ” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, İstanbul, 4. Baskı, Sf. 420.) Gerçek hak sahipliği ilkesinin hangi şartlarda uygulanabileceği gerek öğretide gerekse içtihat hukukunda ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur: İlk olarak, gerçek hak sahibinin markasıyla, kişiye ait başvuru ya da tescile konu Marka arasında ayniyet ya da benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmalıdır. İkinci olarak, gerçek hak sahibi markayı, üçüncü kişinin başvurusu veya varsa rüçhan tarihinden önce kullanmaya başlamış olmalıdır. Kullanımın Türkiye'de gerçekleşmesinin gerekip gerekmediği hususunda ülkesellik ilkesine atıfta bulunmakta ve marka üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasında bulunulabilmesi için o markanın Türkiye'de kullanılmasını aramaktadır. Üçüncü olarak, gerçek hak sahibinin kullanımı "markasal kullanım" olmalıdır. Yine Yargıtay kararlarında, tescilsiz işaretin ticaret sırasında marka hukukuna özgü bir şekilde kullanılması gerektiğini ifade etmektedir. Dördüncü olarak, Yargıtay kararlarında, "marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir." denilerek marufiyet şartı aramaktadır.
Türk Patent ve Marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiş ve davacının dava dilekçesine eklediği marka tescil belge örnekleri incelendiğinde;
Davacı ... firmasnın ... nolu tanınmış ... markasının sahibi olduğu ( tanınmışlık başvuru tarihi; 11.3.2016 ) anlaşılmıştır.
Davacı ... firmasının tanınmış Rothmans markasının sahibi olduğu,
Davacı ... firmasının ... markasının sahibi olduğu, davacıların yıllar içinde şekil markaları da dahi olmak üzere markalarının ... Sınıf için tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalı adına tescilli ... nolu “...” markası ise .... Sınıfta 6.7.2020 tarihinden itibaren tescil ettirmiş, 29.1.2021 tarihli resmi marka gazetesinde ise ilan edilmiştir.
Davacının tanınmış “...” markası ile davalının “...” markası arasında görsel ve işitsel açıdan benzerlik bulunmaktadır. Bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali vardır. Davacı ... ayrıca ... sınıfta tescilli, ... sayılı “...” markasının da sahibidir. Davalı ürünlerinde “...” ibarelerini ve davacılardan ...’ın kullandığı arma şeklini de kullanmaktadır. Davalı “...” ibarelerini ve arma şeklinin aynısını, aynı ürünler de kullandığı için bu kullanımları da, davacı ...’ın marka haklarına tecavüz teşkil etmektedir. Bu anlamda markaların mal ve hizmet sınıflarına bakıldığında, ... sınıf mal ve hizmetlerinin aynı ortama tüketici hedef aldığı ve ortalama tüketici yönünde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sabittir.
... C.Başsavcığının ... sor nolu dosyasında alınan ... tarafından düzenlenen 1.11.2021 tarihli rapor kapsamındaki görsel paketler bir bütün olarak incelendiğinde;davalı ent markasını tescilli olduğu şekli ile kullanmayıp, ent ibaresinin üstünde ...’ın şekil markası olan, yani ... tescil , ...tescil nolu markalarında yer alan kraliyet logosu şeklinde üstünde taç olan alt kısmında sağ ve sol taraftan simetrik olarak hayvan figürü ile kombin edilmiş olan şekil unsurunun birebir aynısının benzerini kullandığı ve ambalajı ilk gören tüketicinin direkt olarak ... ve ... firmaları ile bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğu , işletmeler arasında idari ve ekenomik bağlantı kurmasının kaçınılmaz olduğu ve davacıların marka haklarının ihlal edildiği anlaşıldığından hükümsüzlük isteminin ve tecavüzün önlenmesi istemlerinin yerinde olduğu anlaşalmıştır.
TANINMIŞLIK İDDİASININ İNCELENMESİ:
Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen ... nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş ... tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde ... tarafından ifade edilmiştir. Gürzumar ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Somut olayda da davacı markalarının tanınmış marka olduğu bilirkişi raporları kapsamından ve sunulu deliller kapsamından anlaşılmıştır.
KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASI KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İNCELENMESİ
Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve 2017/1345 E., 2018/7216 K. sayılı ilamı, ,1.03.2021 T. ve 2020/1726 E. - 2021/1838 K.; 03.03.2021 T. ve 2020/1913 E. - 2021/1928 K. Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir. Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir. Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.
6769 sayılı “SMK m.6/(9) maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde gerek yasa hükmü gerek de yerleşik içtihatlar çerçevesinde kötü niyetli olarak tescil ettirilen markaların hükümsüz kılınması gerektiği noktasında herhangi bir duraksama bulunmamakla beraber, hukukumuz çerçevesinde, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği de ifade edilmelidir. Zira Yargıtay aynı tarihli başka bir kararında, dayanak markanın tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, “asıl olan iyi niyetin varlığı olduğu için, tescilin kötü niyetli olduğunun bunu iddia edenin ispatlaması gerektiği, her ne kadar, markanın tanınmış olması ve tacirlerin aynı sektörde iştigal etmeleri ispat kolaylığı sağlamakta ise de, kötü niyetle tescil ettirildiği iddia edilen markanın tanınmış olmasının, kötü niyetin kabulü için tek başına yeterli olmadığı” kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.04.2013 Tarih,2012/7350 Esas, 2013/6540 Karar) CIBU, 2013 tarihli MALESİA DIARY- YAKULT kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu, tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli CJBU, C-529/07 sayılı CHOCOLADEFABRIKEN LINDT& SPRÜNGLI-FRANZ HAUSWITH kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239). Bilirkişi raporlarında kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı bildirilmişitir.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ&HAKSIZ REKABET &TAZMİNAT İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ:
6769 SAYILI SMK m.7/II'ye göre; Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahihine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
SMK m.29/I-c uyarınca markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka hakkına tecavüz sayılır.
6769 sayılı SMK'nın 7. Maddesine göre; Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Yine kanunun "Tazminat" başlıklı 150. maddesinde de "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3)Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Kanunun 151.maddesi gereğince marka sahibinin yoksun kalınan kazancını talep edebileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... Madde 56'da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
Toplanan deliller, alınan her iki heyet rapor içeriği, marka tescil belgeleri, ürün kullanımına ilişkin ambalaj görselleri, ... 2. FSHHM'nin... D. İş sayılı dosyasında verilen tedbir kararı, ... Gümrük Müdürlüğünün durma kararına konu evrakları,... C.Başsavcığının ... sor nolu dosyasında alınan ... tarafından düzenlenen 1.11.2021 tarihli rapor kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Davalı eyleminin davacıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ,Davalı adına ... tescil nolu ... markasının SMK 6/1-4-5 maddeleri gözetilerek SMK 25. Madde kapsamında hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde kararın Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan tazminat istemini SMK 151/2-b kapsamında talep etmiştir. Mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporunda farazi hesaplama başlığında; ... Markasına ilişkin 250.000 adet üzerinden yapılan hesaplamada 250.000 adet x 15 TL-3.750.000 TL ciro elde edilmesinin mümkün olduğu, sektörel karlılık oranının % 2 olduğu ve3.750.000 TL x %2 = 75.000 TL kar miktarına ulaşılarak yoksun kalınan karın 75.000 TL olduğu bildirilmiştir. Ancak bu hesaplama net kar değil brüt karlılık rakamı olduğundan son alınan rapor HMK 266 madde kapsamında denetime uygun bulunmuş ve mali yönden hükme dayanak olarak alınmıştır. Son rapor kapsamına göre ; dava konusu ihraç ürünlerin faturası üzerinden davalının cirosu tespit edilmiş ve Kurumlar Vergisi beyannamesi üzerinden de vergi öncesi net karlılık oranı ile fatura üzerindeki cironun çarpımı neticesinde davacının SMK 151/2(b) hükmünce net karı üzerinden yoksun kalınan kazancın hesaplanması yapılmış bu kapsamda soruşturma dosyasında ihracat faturasında ... markalı ürünlerin kap adet fiyatının 75 USD olduğu ve 500 kap fiyatının 37.500 USD (500X75 usd) olduğu görülmektedir. Şirketin 2021 yılında hem faaliyet zararı hem de dönem net zararı gerçekleştiğinden 2020 yılındaki oranları hesaplamada dikkate alınmış, mali veriler kapsamına göre 2020 yılı net satışlar 141.438.351,76 TL dönem netkarı 12.716.332,08 TL olup, Net karlılık oranı 0,0899 'oranına tekabül etmektedir. Fatura üzerinde yazılı bulunan 37.500 USD'den giderlerin etkisi de dikkate alınarak yoksun kalınan kazanç net kar (8.5111 USD/TL kur) 37.500 usd x 8,511 Kur oranı = 319.166,63 TL olup, cironun 0,0899'u net kar olarak hesaplanacağından; 319.166,63 x 0,0899 = 28.695,39 TL olarak net kar hesaplanmış olup, SMK 151/2(b) 'ye göre Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç 28.695,99 TL olarak BK hükümlerine göre de hakkaniyete uygun bulunduğundan 28.695.99 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan manevi tazminat ve itibar tazminatı da talep etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği ,davalının markasal kullanımının boyutu, marka hakkı tecavüze uğrayan davacının, piyasada oluşturduğu kalite algısı, yarattığı güven ve imajda meydana gelebilecek tahribat ile tarafların ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulduğunda somut olayın özelliklerine göre 28.000- TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bir miktar olduğu kabul edilmiş ve 28.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilme gerekmiştir.
Davacı vekili itibar tazminatı da talep etmiştir. Gerek mülga 556 sayılı KHK’nın 68. maddesine göre gerekse SMK madde 150/2 madde düzenlemesine göre “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uuygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sımai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat islenebilir ” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Görüldüğü gibi madde metninde itibar tazminatının oluşabilmesi için tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartını aramıştır. İtibar tazminatına hükmedilebilmesi için, Davalının kusurlu eylemi,Marka sahibinin itibarının zarara uğraması ve Davalının kusurlu eylemi ile itibarın zarara uğraması arasında illiyet bağı aranır. İtibar tazminatı tüzel kişi işletmeden ziyade doğrudan markanın itibarına yönelik meydana gelen zararın giderilmesi amacını gütmektedir.Ancak somut olayda davacı markasının itibarının ne şekilde zarar gördüğü ispat edilmediğinden itibar tazminatının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan tedbir de talep etmiş olup, ... 2.FSHHM’nin ... d.iş sayılı dosyasında verilen tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına,karar kesinleştiğinde yargılamaya konu markaları içeren ürünlerin imhasına, masrafın davalıdan tahsiline,keza davalı yanın marka ihlali ve haksız rekabet yaratan tüm kullanımlarının ürünlerin satışının,ithal ve ihracının ticari mevkiiye konulmasının her türlü mecrada tedbiren önlenmesine, ihlal yaratan tanıtım materyalinde kullanımlarının durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz oluşturan ve karar kesinleştiği halde davalı elinde bulunan ihlal teşkil eden tanıtım materyali yada ürün varsa karar kesinleştiği takdirde toplatılmasına, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın talep halinde davacıya iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-Davalı adına ... tescil nolu ... markasının hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde kararın Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,
3-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri, BK hükümleri de nazara alınarak 28.695.99 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Somut olayın özelliklerine göre takdiren 28.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-İtibar tazminatının koşulları oluşmadığından reddine,
6-... 2.FSHHM’nin ... d.iş sayılı dosyasında verilen tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına,karar kesinleştiğinde yargılamaya konu markaları içeren ürünlerin imhasına, masrafın davalıdan tahsiline,
7-Davalı yanın marka ihlali ve haksız rekabet yaratan tüm kullanımlarının ürünlerin satışının,ithal ve ihracının ticari mevkiiye konulmasının her türlü mecrada tedbiren önlenmesine, ihlal yaratan tanıtım materyalinde kullanımlarının durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz oluşturan ve karar kesinleştiği halde davalı elinde bulunan ihlal teşkil eden tanıtım materyali yada ürün varsa karar kesinleştiği takdirde toplatılmasına,
8-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
9- Karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın talep halinde davacıya iadesine,
10- 3.872,90 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 1.311,27 TL harcın davalıdan tahsiline,
11-Kabul edilen tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
12-Kabul edilen Hükümsüzlük talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya( ...firmasına) verilmesine,
12-kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 4.591,35TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
13-kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 4.480,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
14-Reddedilen Maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 4.591,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
15-Reddedilen Manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 4.480,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
16-Reddedilen İtibar Tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
17-Davacı tarafından yatırılan 2.561,63 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
18-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 59,30 başvuru harcı, 324,75 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.384,04 TL yargılama giderinin taktiren 2/3 ünün davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
19-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 9.000 TL bilirkişi ücretinin taktiren 1/3 inin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
20-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 23/01/2024

Katip
¸

Hakim
¸