T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/242 Esas
KARAR NO : 2024/38
DAVA : Markanın hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 13/07/2021
KARAR TARİHİ : 06/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..." esas unsurlu tescilli markaların sahibi olduğunu ve dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ye 2005 yılından itibaren Marka Kullanım Sözleşmesi ile marka kullanım hakkı verdiğini, Müvekkilinin, "..." esas unsurlu ... sınıfta tescilli, ... tarihli ...no.lu;... sınıflarda tescilli, 11.05.2017 tescil tarihli ... no.lu;... sınıfta tescilli, 14.12.2016 tescil tarihli ... no.lu;... sınıflarda tescilli, 27.04.2014 tescil tarihli ...no.lu,davaya dayanak markaların sahibi olduğunu, Müvekkilin bu markalara dayanan hak sahipliği yalnızca tescile değil ayrıca uzun yıllardır yoğun kullanımına da dayandığını, müvekkilinin, eskiye dayalı kullanımı uyarınca da üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu ... nolu markanın, müvekkilinin dayanak markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı smk md. 25/1 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini , davalının esas iştigal alanı, bu emtiaları kapsayan ... ve ... sınıfa ait markalara özgü olduğunu, davalı tarafın, bu sınıflarda ayrıca "..." ibareli markalarını da kullanmakta olduğunu, davalının internet sitesi dahil "..." kılavuz unsuru ile ... alan adına haiz olduğunu,bu nedenle müvekkilinin dayanak tanınmış markalarının varlığı nedeniyle, tüketiciler nezdinde iltibasa sebep olacağından Davalı adına ...nolu markanın ...sınıf için kısmi olarak hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ve ... ibareli tanınmış ve seri markaları olduğunu, ... markasının davacının tekelinde olmadığını, ... markasının müvekkili ile bütünleşmiş bir marka olduğunu, Davacının „‟... şekil” markaları müvekkilin ... markasına benzemediği gibi davacıya ait tescilli tek bir ... markası dahi bulunmadığını, Müvekkilinin 1998 yılından beridir benzer sınıfta tescilli çeşitli formatlarda ... ibareli markalarının bulunduğunu, bu markalar ihtilaf konusu olmaktan çıkması ve müvekkilin kazanılmış hakkı bir yana, davacının hükümsüzlüğe gerekçe markalarından dahi çok daha eski tarihli markalar olduğunu, Bu nedenle Müvekkiline ait ... ve... ve ... markalarının tanınmışlığına ilişkin evrakın, Müvekkiline ait ..., ..., ..., ... tescil nolu ... markalarının, ... ve ... uzantılı seri markaların bulunduğunu, haksız olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalı adına ...nolu markanın ...sınıf için kısmi olarak hükümsüzlüğü kapsamında açılmış bir davadır. (SMK 6/1 , 6/3, 6/5 Md. dayalı)
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İlk bilirkişi heyeti ..., ..., ... 22/08/2022 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davalının mutfak eşyaları ve ev tekstili ürünlerine ilişkin olarak züccaciye sektöründe faaliyet gösterdiği, Davacının, davalının ticari faaliyet alanı olan mutfak eşyası ve ev tekstiline ilişkin ürünlerinin bulunmadığı, bu sektörde faaliyet göstermediği; ... başvuru numaralı “...” ibareli tanınmış marka ile ...başvuru numaralı ..., ... başvuru numaralı ... “...”, ... başvuru numaralı“...”, ... başvuru numaralı “...” ve ... başvuru numaralı “... ” ibareli markalarının; ...Nice Sınıflarında davacı adına tescilli olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı ... ibareli markanın davacı şirketin faaliyet alanı olan ...Nice Sınıfında da davalı şirket adına tescilli olduğu, Hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı ... şekil ibareli markanın davalı tarafından tescile uygun kullanılmadığı,kullanımın ... markasal kullanım olarak gerçekleştiği, Davalı ile davacı firmaların üretim ve satışlarını yaptıkları ürün ve müşteri potansiyelinin birbirlerinden tamamen farklı olduğu, hammadde ve diğer tedarik alanları bakımından da ortak bir tedarik ürün ve ağının bulunmadığı, hitap ettikleri müşterilerinin tamamen farklı olduğu, Davacıya ait... başvuru numaralı “...” ibareli tanınmış marka ile davalı şirketin Markasal kullanımlarının benzerlik teşkil ettiği, ancak hem davalının markasal kullanımlarının tanınmış marka hakkına dayanıyor olması hem de sektörel değerlendirme nazara alındığında markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve bu nedenle ... şeklindeki markasal kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, hükümsüzlük konusu markanın davacının tanınmış marka tescilinin bulunduğu ... Nice Sınıflarında herhangi bir üretim faaliyeti bulunmaması nedeniyle markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmişlerdir.
İkinci Bilirkişi heyeti ..., ...,... 21/02/2023 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 12.08.2005 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “..” adıyla ve “ ” ... (...) logosuyla “...” ile ilgili ürün tanıtım ve satışların yapıldığı internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” isimli alan adına girildiğinde “...” isimli alan adlı internet sitesine yönlendirildiği ve internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 05.12.1997 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla ve “ ” ... logosuyla (...)“Sofra, Mutfak, Küçük Ev Aletleri, Ev Tekstili, Aksesuar, Halı, Gıda” kategori başlıkları altında ürünlerin tanıtım ve satışların yapıldığı internet sitesi olarak kullanıldığı, Davalıya ait “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.06.2012 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri incelendiğinde genel olarak “...” adıyla ve “ ... ” logosuyla “Yatak Odası, Banyo, Aksesuar, Halı, Bebek ve Çocuk, Kozmetik, Çeyiz Setleri” kategori başlıkları altında ürünlerin tanıtım ve satışların yapıldığı internet sitesi olarak kullanıldığı, Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, 6769 Sayılı SMK’ nın 6/(1) maddesinde düzenlenen marka ve sınıf benzerliğine ilişkin şartların oluştuğu bu maddeye dayandırılan hükümsüzlük taleplerinin yerinde olduğu, Davalı adına tescilli ... numaralı ... şekil markasının ... sınıfta "Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları," "...", ... sınıfta "Bujiteri: (kravat iğnesi, yaka iğnesi, kol düğmesi, broşlar, küpeler, kolyeler, künyeler, zincirler, yüzükler)." ve .... sınıfta "Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, bandanalar, kemerler. Baş giysileri: Şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." emtiaları bakımından kısmen hükümsüzlüğün talep edilebileceğini, Davacı tarafça hükümsüzlük talepleri bakımından 6/3 ve 6/5 maddelerine de dayanılmış ise, davacı markalarının davalı markasının kısmen hükümsüzlüğü talep edilen ... Sınıflarda tescilli olması sebebi ile, anılan maddeler bakımından ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Birinci ve ikinci raporlar arasında kısmi olarak çelişki oluştuğundan 3. Kez bilirkişi heyeti oluşturulması gerekmiştir.
Üçüncü bilirkişi heyeti ..., ..., ...18/06/2023 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davalının mutfak eşyaları ve ev tekstili ürünlerine ilişkin olarak züccaciye sektöründe faaliyet gösterdiği, Davacının, davalının ticari faaliyet alanı olan mutfak eşyası ve ev tekstiline ilişkin ürünlerinin bulunmadığı, bu sektörde faaliyet göstermediği,... başvuru numaralı “...” ibareli tanınmış marka ile ... başvuru numaralı ... “...”, ... başvuru numaralı ... “...”, ... başvuru numaralı ... “...” ve ... başvuru numaralı ... “...” ibareli markalarının; ... Nice Sınıflarında davacı adına tescilli olduğu, Hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı ibareli markanın davacı şirketin faaliyet alanı olan ... Nice Sınıfında da davalı şirket adına tescilli olduğu, Davacının internet sitesinin giyim sektörü üstüne olduğu, davacının alan adı kaydını ise 12.08.2005 tarihinde kayıt ettirdiği ve alan adı sahibinin “...Şirketi” adına kayıtlı olduğu, Davalının “...” alan adlı internet sitesinde “Sofra, Mutfak, Küçük Ev Aletleri, Ev Tekstili, Aksesuar, Halı, Gıda” kategori başlıkları altında ürünlerin tanıtım ve satışların yapıldığı, “...” alan adlı internet sitesinde ise “Yatak Odası, Banyo, Aksesuar, Halı, Bebek ve Çocuk, Kozmetik, Çeyiz Setleri” kategori başlıkları altında ürünlerin tanıtım ve satışların yapıldığı, Davalının ... alan adı kaydını 05.12.1997 tarihinde kayıt ettirdiği ve alan adı sahibinin “gizli” olduğu, Davalının ... alan adı kaydını 05.06.2000 tarihinde kayıt ettirdiği ve alan adı sahibinin “gizli” olduğu, Davalının ... alan adı kaydını 11.06.2012 tarihinde kayıt ettirdiği ve alan adı sahibinin “gizli” olduğu, Davacının markaları ile davalının ... tescil nolu markasının görsel ve fonetik benzer olmadığı, davalının markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, SMK m. 6/3 uyarınca davacının gerçek hak sahibi konumunda olduğu kabul edilebilirse de markalar arasında karıştırılma ihtimali söz konusu olmadığından SMK m. 6/3 uyarınca davalı markasının hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığı, SMK m. 6/4 uyarınca davalı markasının davacının tanınmışlığından haksız yarar elde ettiği, markasının itibarını zedelediği yahut markasının sulandırdığı iddiaları ispatlanamadığından davalı markasının bu hüküm uyarınca da hükümsüz kılınamayacağı; davacı yanın dayandığı tüm hükümsüzlük iddialarının oluşmadığını nihai hukuki değerlendirmenin ise Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
YASAL MEVZUAT
6769 Sayılı SMK.nun 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri şu şekilde Düzenlenmiştir:
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir. Sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1. inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Hükmünü amirdir.
6769 Sayılı SMK.nun 25. Maddesinde “Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” düzenlenmiştir.
KARIŞTIRMA İHTİMALİ YÖNÜNDEN HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİNİN İNCELENMESİ
Karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir . Yapılacak incelemede karıştırılma ( iltibas ) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir.
İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında markaların bütünü itibarıyla bıraktığı etki incelenmelidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde, bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. İnceleme sırasında Markalar görsel, biçimsel, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas ve tamamlayıcı unsurları gözetilerek bir bütün olarak incelenir. Marka parçalara ayrılarak inceleme yapılmaz.
Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde vücut bulacağı kabul edilmiş ve bu iki koşuldan ilkinin tescili istenen markanın daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılmasının olacağı belirtilmiştir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, ortalama tüketici olarak tabir edilen alıcının söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.
Markaların karıştırılması açısından hem mülga 556 sayılı KHK.nın aradığı, hem 6769 Sayılı SMK.nun aradığı ve doktrinde kabul edilen görsel, anlamsal, fonetik değerlendirmeler, markanın esas unsuru, yardımcı unsuru türünden tüm ilkelere “markanın bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel intibaı” değerlendirmesine katkı yapan unsurlardır.
Tüketicinin aklına iki markanın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde az da olsa bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle mal ve hizmetlerin karıştırılma ihtimali doğuyorsa, markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin kabulü zorunludur. Elbet bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da (sınıflar yol gösterici olup, mal ve hizmetlerin ayniyeti, benzerliği ve birbiri ile ilgili olup olmadığı) göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava konusu markalar arasında farklılaşma kriterinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti açısından markaların esas unsur ve yardımcı unsurlar da gözetilmek suretiyle; görsel, anlamsal ve fonetik olarak birbirleri ile iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadıklarının tespiti gerekmektedir. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, inceleme konusu mallara veya hizmetlere ilişkin tüm faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler, mal ve hizmetlerin niteliğini, kullanım amaçlarını, kullanım biçimlerini ve birbirleriyle bağlantılı veya tamamlayıcı olup olmadıklarını içerir karıştırılma ihtimalinin varlığı tespit edilirken mal ve hizmetlerin benzerliği veya tüketicilerce ilişkilendirilebilir nitelikte olmaları da göz önünde bulundurulacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı ile kast edilen durum açıktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla, Tebliğ kapsamında belirlenmiş aynı tür mal ve hizmetler, benzer mal ve hizmetlerin tespit edilmesi için yeterli değildir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya işkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtim: konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir.
Davacı ve da valı markaları bilirkişi heyetlerince karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup, Davacının ..., ..., ... no ile tescilli markalarının ... ve şekil ibaresi ile oluşturulduğu ( siyah zemin üzerine karşılıklı duran beyaz çift .../geyik şekli altında 1917 ve altında ... kelime unsurlarından oluşan şekil ve kelime markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markaların esas unsurlarının ... şekli ve ... kelimesi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının ...(...) no ile tescilli markasının ... şekil ibaresi ile(siyah zemin üzerine karşılıklı duran sarı /kahve renk aralığında... - şekli altında 1917 ve altında ... bunun altında sarı şerit üstünde ... kelime unsurlarından oluşan şekil ve kelime markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markaların esas unsurlarının ... şekli ve ... kelimesi olduğu, ... ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, “...” ibaresinin markanın tali unsuru olduğu anlaşılmıştır.
Davalının hükümsüzlüğü talep edilmiş olan ... şekil ...tescil nolu şeklinde markasının ise ... ibaresinin üzerinde yer alan çelenk şekline benzeyen ilk bakışta bir cismi veya varlığı ifade etmeyen ancak dikkatli incelemede ... türü olan ... şeklinde bir logo olduğu, yani geyik hayvanının gövdesi olmadan yalnızca boynuz figürünü çağrıştırdığı bu şekil altında ... harflerinden oluşan karma bir marka şekil ve harf markası olduğu, ... harflerinin anlamsız olduğu, bütünsel bakış açısı ile markaların esas unsurlarının şekil ve ... kelime unsuru olduğu, davalı markasının davacının markaları ile görsel ve fonetik olarak benzer olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının önceki tarihli markaları incelendiğinde ... tescil nolu ... şekil(... sınıf) , ...tescil 'nolu (... , ... tescil nolu (...) ... , ... tescil nolu ... markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalının sözkonusu ibareyi 1998 yılından beri MARKASAL olarak özellikle; mutfak eşyaları ve ev tekstili sektöründeki emtialara ilişkin olarak kullandığı nizasız ve fasılasız kullandığı hususunda bilirkişi heyetince tespit edilmiş olduğu, Davacının markaları ile davalının ... tescil nolu ... markasının görsel ve fonetik benzer olmadığı, davalının önceki tarihli markalarının .... Sınıftaki emtialar ile ... Sınıfta yer alan “Pişirme,kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar,elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları.” İle ... Sınıfta yer alan “Ev ve mutfak için elle çalışan küçük aletler:Camdan, porselenden, seramikten, adi metalden, plastikten, sentetik madde ve diğer malzemelerden mamul ev ve mutfak eşyaları, kap, kacak. Ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalığı camdan,porselenden, seramikten, adi metalden, sentetik maddelerden, kil veya diğer malzemelerden mamul süs eşvaları” üzerinde kullanım açısından müktesep hakkı olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK” nın 6 (3) maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” 6769 sayılı SMK madde 6/3 uyarınca, tescil edilmiş olmamasına rağmen bir markanın kullanılmış ve belli bir oranda tanınır hale gelmiş olması durumunda, bu işaret üzerinde bir hak elde edilmiş olacağı kabul edilir. Gerçek hak sahipliği kişiye, açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır.
Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir. SMK m.6/3 gereği öncelik hakkına konu edilebilecek kullanım tescilsiz bir marka aracılığıyla olabileceği gibi tescilsiz ticaret unvanı, tescilsiz işletme adı gibi ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. SMK m.6/3 gereği, tescilsiz bir markanın, işaretin, ticaret unvanının eskiye dayalı kullanımı yoluyla bu marka, işaret, unvan üzerinde hak sahibi olan kimsenin bu markayı tescil ettirenin, tescil başvurusunu engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğü için talepte bulunma yetkisi mevcuttur.
SMK m. 6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için bu kullanımın ticarette diğer işletmelerden ayırt etme maksadıyla gerçekleşmesi kâfi olup, muhakkak marka biçiminde bir kullanım şart değildir. Ticaret esnasında internet alan adı ya da tescilli ticaret unvanı olarak kullanmak da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Söz konusu kullanım bakımından sınıf esası geçerli olup, SMK m. 6/3 kapsamında üstün/öncelikli hak hangi mal ve/veya hizmetler için elde edilmişse o sınıflardaki ve benzer sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilebilir. Kural olarak markanın sağladığı koruma tescil ile elde edilmekte ise de marka üzerindeki üstün hak sahipliği bunun istisnasını oluşturur. Dolayısıyla tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve o marka üzerinde hak elde eden kimsenin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilebilir. Davacının ... alan adını 12.08.2005 tarihinde kayıt ettirdiği görülmektedir. davacının söz konusu alan adını “iç ve dış giyim, aksesuarlar (Ayakkabı, Ceremony Aksesuar, Cüzdan, Çorap,Kemer, Kravat Mendil) üzerinde olduğu ve markayı sözkonusu emtialar ve bu emtiaların perakende satışı” konularına özgüleyerek kullandığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla davacının 2005 yılından bu yana ilgili emtia sınıfına yönelen, alan adı kullanımı nedeniyle öncelik hakkı sahibi/ gerçek hak sahibi olduğu kabul edilebilecektir.
Ancak “...” ibaresi ile davalının markaları arasında görsel ve fonetik benzerliğin bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davalının markalarının SMK' nın 6 (3) maddesi uyarınca kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı anlaşıldığından davacının SMK 6/3 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
TANINMIŞLIK İDDİASINA GÖRE HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacı yan tanınmış marka olduğunu iddia etmiştir. Tanınmışlık ile değerlendirme bilirkişi incelemesi kadar sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen ... nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. ...’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş Hanife Dirikkan tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde Hamdi Yasaman tarafından ifade edilmiştir. Gürzumar ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir.
6769 Sayılı SMK” nın 6 (5) maddesinde; “ Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği,markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine ” teddedileceği hükme bağlanmıştır.
SMK m.6/5kapsamında bir korumadan faydalanabilmek için, üçüncü kişilerin tescil başvurusuna itiraz eden veya hükümsüzlük talebinde bulunan kişinin ilk önce ispat etmesi gereken husus markasının tanınmış olduğudur.
SMK m.6/5 kapsamında önemli olan, farklı sınıf veya hizmetlerde kullanılmasına rağmen tüketicilerin bu işaretle tanınmış marka arasında kısmen bir bağlantı kurması, kullanımın niteliğine göre markanın itibarının zarar görmesi, ayırt edici karakterinin zedelenmesi ve imaj transferinin gerçekleşip, markanın tanınmışlığından haksız yararlanmanın ortaya çıkmasıdır.
Somut olayda davacı markasının Türkiye'de tanınmış marka olduğu kabulü halinde dahi SMK m. 6/5'in aradığı şartların oluşması için, davalı markasının davacı markasından haksız menfaat elde etmiş olması, markayı sulandırmış olması yahut tanınmışlığını zedelemesi gerekmektedir. Dosyada bu olguların gerçekleştiğini gösteren somut hiçbir delil bulunmadığından davacı yanın SMK m. 6/5 uyarınca davalı markasının hükümsüz kılınması talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Somut dava dosyasında davalının tescil anında davacının tanınmışlığından faydalanma amacıyla , yani kötü niyetle hareket ettiği yönünde bir iddia ve delilde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen marka tescil belgeleri, ticari sicil kayıtları, alan adı sahiplik kayıtları, bilirkişi raporları bir arada mütalaa edildiğinde; HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu 1. ve 3. Heyet raporları marka hukuku ilkelerine ve yüksek yargı uygulamalarına göre hazırlandığından mahkememizce hükmü dayanak olarak alınmış, toplanan delillere göre SMK 6/1,6/3,6/4,6/5 Maddelerine dayalı olarak açılan kısmı hükümsüzlük davasında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden olan 3.075 TL TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 06/02/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!