WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/312 Esas
KARAR NO : 2024/7

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/10/2020
KARAR TARİHİ : 17/01/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 2006 yılında seslendirdiği " ... " isimli şarkısının ... isimli sosyal medya platformuna yüklendiğini ve şarkının kamuoyunda büyük ilgi görmesi sonucu müvekkilinin adının sanat ve eğlence sektöründe ülke çapında herkesçe bilinen bir marka haline geldiğini, müvekkilinin " ... " ismini Türk Patent ve Marka Kuruluna ... tescil numarasıyla 04.03.2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde korunmasını sağlayarak 9. ve 41. kategoride tescil ettirdiğini, ancak davalı tarafın kötü niyetli ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin başarısını ve ününü sahiplenmeye çalıştığını, davalının ... olan adını nüfus kayıtlarında dahi değiştirmeyi göze alarak adını ... olarak değiştirdiğini, davalının, müvekkilinin tanınırlığından, yeteneğinden ve yorumundan faydalanarak haksız kazanç elde ettiğini, davalının katıldığı tüm programlarda şarkıyı seslendiren kişinin kendisi olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin markasına tecavüz edildiğini ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu zararın tazmini ile davalının “...” isimli markayı kullanımının dava devam ederken tedbiren durdurulmasına, dava sonunda ise kesin surette kullanımının engellenmesine, davalının elde ettiği net kazancın tespitine ve fazlaya ilişkin talep dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL tutarında tazminata hükmedilmesine, davalının markayı kötü şekilde kullanmasından dolayı oluşan itibar kaybı nedeniyle uğranılan zararın tespitine ve fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tutarında tazminata hükmedilmesine, marka hakkına tecavüzünden doğan 250.000,00TL manevi zararın tazminine, davalının müvekkilinin itibarını sarsacak eylemlerinden doğan manevi zarara ithafen müvekkilinden yazılı olarak özür dilemesine, masrafları davalıya ait olmak üzere hükmün Türkiye çapında yayın yapan gazetelerden birinde yayınlanmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi içeriğinden tescil işleminin başvuru tarihinin 04/03/2014 olduğunun görüldüğünü, söz konusu tarihin, müvekkilinin ad ve soyadı tashihinden yaklaşık bir yıl sonrası olduğunu, müvekkilinin "..." sahne adını kullanmaya başlamasından ise yaklaşık sekiz yıl sonrası olduğunu, müvekkilinin, davacının marka hakkına tecavüz etmediğini, müvekkilimin kötü niyetli olmadığını, davacıya zarar verme ve davacının adı üzerinden haksız kazanç elde etmediğini, davacının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olan iş bu davasının ve taleplerinin tümünün reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
İlgili yerlere müzekkere yazılmış, cevabi yazılar dosya kapsamına alınmıştır.
Bilirkişiler 26/10/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; marka hakkına ihlal ve tecavüz olduğunu, kazanç tespitine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı'na müzekkere yazılarak "Davacı/Davalı T.C. no ile verilmiş olan tüm yıllar Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin celp edilmesi, aynı zamanda ikinci durumun tespiti için yine Davacı/Davalı T.C. no suna ilişkin tüm yıllar için kaynakta stopaj kesintisi yapan kurumlarca beyan edilmiş vergi türü, matrahı, kesinti oranı ve miktarı, kalan net ücret ve kesintiyi yapan mükellef bilgilerinin bir arada olduğu dökümanın celp edilmesi" gerektiğini bildirmişlerdir. Bunun üzerine mahkememizce bilirkişi kök raporunda belirtilen yerlere müzekkere yazılarak gelen cevabi yazılarla birlikte dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş bilirkişiler 04/04/2023 raporlarında; kök rapordaki görüş ve kanaatinin korunduğunu, mali inceleme neticesinde belgelere ve beyannamelere dayanarak tespit edilebilen kadarıyla; müzekkere cevaplarına göre; davalının 2018-2019-2020 yıllarında beyan ettiği kazanç toplamının 17.105,89 TL olduğunun tespit edildiğini, meslek birliklerinden elde edilen kazancın kök raporda arz edildiği üzere, ... (Blokeli) 23.490,80 TL, ... 46.995,04 TL olduğu tespit edildiğini, davacıya ait mükellefiyet kaydının bulunmadığının kök raporda sunulduğu belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmuş. Islah dilekçesi davalı vekiline tebliği edilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlığın; davalının "..." isimli markayı kullanımının yargılama devam ederken tedbiren durdurulmasın dava sonunda verilecek hükümde kesin suretle kullanımının engellenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminata , markanın kötü şekilde kullanılması ve itibar kaybı oluşması nedeniyle zararın tespiti ile şimdilik 1000 TL maddi tazminata hükmedilmesi, marka hakkına ihla ve tecavüzden doğan 250.000 TL manevi zararın davalıdan tahsili, manevi zarara ithafen davalının davacıdan yazılı olarak özür dilemesi masrafları davalıya ait olmak üzere hükmün ilanı kapsamında açıldığı anlaşılmıştır.
TMK md. 26 da Adın korunması düzenlenmiş olup , adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. Kişi adlarının marka olarak tescilinde ilk akla gelen ihtimal kişinin kendi adını bu amaçla kullanmasıdır. Bununla beraber başka bir gerçek kişinin adının marka olarak tescil ettirilmesi de teorik olarak mümkündür. Ancak bunun için adı markada kullanılacak kişinin izninin alınması gerekir. Aksi halde bu tür bir marka tescili adın haksız kullanılması (TMK m.26/11) anlamına gelir. Burada korunacak olan kamusal menfaatlerdir.
Marka hakkının kazanılması kullanım ile veya tescil ile gerçekleşebilir. Davacı doğuştan sahip olarak kullandığı adını tescil ettirmiştir. Dosya ve tüm ekleri incelendiğinde davacı ve davalının başlangıçtaki ortak noktasının husumete konu müzik eseri olduğu görülmektedir.
Davacıya , 2008 yılında , 2008 /47 E. Sayılı ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kanalı ile 3. Kişi durumunda ... tarafından dava açılmış olup , dava kısmi red kısmi kabul edilmiştir. Bu davada husumete konu müzik eserinin bestecisinin davacı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11. H. D. onama ilamıyla 17/01/2013 tarihinde davacı ...'ın ...'dan şiiri izinsiz alarak bestelediği ve icra ettiği kararı verilmiştir.
Keza , kesinleşen ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mah. ...Sayılı dosyasında da kısmi red kısmi kabul ile davacının besteci olduğu belirtilmektedir.
Yukarıda belirtili dava dosyalarından da anlaşılacağı üzere söz konusu "..." şarkısının söz yazarının dava dışı ..., bestecisinin ve icra eden şarkıcının davacı olduğu tespit edilmiştir.
Esasen davanın uyuşmazlık konusu ilgili parçanın söz ve bestesinin kime ait olduğuna ilişkin olmayıp marka hakkına tecavüze ilişkindir.
Tüm dosya içinde görülen davalarda, davacı ve davalı sıfatının , davacı ... olduğu görülmektedir. Tüm bu süre zarfında davalı ... olduğu için ne asli ne feri müdahil olarak ne de hak sahibi taraf sıfatı ile davaların hiçbir aşamasında yer almamıştır. Davalı ... 12. Noterliği'nin... tarihli ... yevmiye no'lu husumete konu eserin kendisine ait olduğuna ilişkin beyanı da... olarak almıştır.
Zira Davalı Ad ve Soyadın Düzeltilmesi istemli davanın açıldığı 2013 yılına değin ... olduğundan , 3. Kişiler davacı ... Durukan'ı taraf olarak görmektedir.
Bu aşamaya kadar davacı ve davalının tek bağlantı noktası husumete konu müzik eseri iken bu tarihten sonra “ ad” ... karıştırmaya sebep olmaktadır.
Somut uyuşmazlığın başlangıç noktasına gidildiğinde; Davacı ... 2006 yılında seslendirdiği " ... " isimli şarkıyı ... isimli sosyal medya platformuna yüklemiş, şarkı kamuoyunda büyük ilgi görmüştür.
Davalı taraf davacının sesiyle yayılıp internette meşhur olan " ... " isimli şarkıyı kendisinin seslendirdiğini iddia ederek ilk olarak 2007 senesinde...'de yayınlanan ...'un ... programına katılmıştır. Programa o dönem davalı taraf ... ismiyle katılmış, hem şarkının söz ve bestesinin kendisine ait olduğunu, hem de seslendiren kişinin kendisi olduğunu iddia etmiştir. Aynı programda şarkıyı kendisi de seslendirmiştir. Söz konusu programda konuk olan ... tarafından söz konusu şarkının "..." tarafından seslendirdiği kendisine sorulmuş, ilgili programda davalı tarafın ... ismini sahne adı olarak kullandığına dair bir beyanı olmamıştır.
Davalı yan tarafından verilmiş olan cevap dilekçesinde "..." adlı parçanın davalıya ait olduğu, bu şarkıyla tanındığı belirtilmiştir. Davanın uyuşmazlık konusu ilgili parçanın söz ve bestesinin kime ait olduğuna ilişkin olmayıp marka hakkına tecavüze ilişkindir.
Davacının isim ve soy ismi birlikte olacak şekilde sıklıkla kullanılan bir isim ve soy isim olmayıp, ülkemizde de bu şekilde kullanımın mevcudiyetinin fazla olmadığı aşikardır.
Davalı yanın katıldığı "..." isimli magazin programında da kendisine "..., bir sahne adı değil neden özellikle bunu seçtin" sorusu yöneltilmiştir. Bu programda davalı yan "İkimizde söyledik ama şarkı onun sesinden sevildiği için onun adını aldım" diyerek bu hususu kabul etmiştir. Davalı yan açık bir şekilde davacının 2006 yılında "..." adlı parçayla yapmış olduğu çıkışı kullanarak kimliğini değiştirdiğini beyan etmiştir.
Bir diğer husus ise dosya kapsamına alınan davalının isim ve soy isim değişikliği davasının görüldüğü ... 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının 29/05/2013 tarihinde bizatihi davalı tarafça bildirilip dinlenen tanıklar davalının ... ismi ile şarkı yaptığını, bu şarkının çok tuttuğunu, bundan dolayı bu ismi kullandığını ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak, bizatihi davalı tarafın katılmış olduğu programlardaki ikrar mahiyeti taşıyan beyanları ile isim ve soy isim değişikliği davasındaki tanık anlatımları nazara alındığında, davalının isim ve soy isim değişikliğini, davacının 2006 yılında "..." adlı parçayla yapmış olduğu çıkışı kullanmak amacıyla yapmış olduğu dosya kapsamı itibari ile sabit hale gelmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında, davalı tarafın 2013 yılında isim ve soy isim değişikliği yapması, davacının tescilli markası olan aynı zamanda doğuştan gelen isim ve soy ismi olan " ..." markasını kullanma noktasında davalı tarafa haklı bir sebep bahşetmediği gibi davalı tarafın iddia ettiği gibi 2006 yılından bu yana davalı tarafın müzik hayatında " ..." markasını kullanması, davalı tarafın " ..." markası üzerinde hak sahibi olduğuna karine teşkil etmeyeceği, yukarıda gerekçesi ile aktarıldığı üzere davalının, " ..." ismini, davacının 2006 yılında "..." adlı parçayla yapmış olduğu çıkıştan mütevellit kullandığı sabit olup, davalı yanın 2006 yılından bu yana iddia ettiği markasal kullanımların haksız olduğu izahtan varestedir.
Haksız rekabet hukuku, rekabetin haksız biçimde yapıldığı haller için koruma sağlar. Fikri ve sınai hakkın ihlali aynı zamanda haksız rekabet de oluşturur. Kullanım dürüstçe olmalı, diğer deyimle, “iyiniyet” taşımalıdır. Kişinin kendi adını kullanıp tescil ettirmesi hayatın olağan akışına uygun olup, daha önce husumete konu pek çok dava dosyası mevcut iken , davalının davacı ile aynı adı- aynı markayı kullanması hayatın olağan akışına da uygun değildir. Marka açısından öncelik ilkesi ve amaca uygun kullanım bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme , internetin erişim kolaylığı göz önüne alındığında karıştırmanın kaçınılmaz olduğu ve davalı tarafından ... markasından faydalanılmaya çalışıldığı görülmektedir.
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Buna göre bir eylemin marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, muhataplarının zihninde karışıklık meydana getirebilecek nitelikte olması gerekir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ortalama tüketici karıştırması kaçınılmaz olup , davalı yanın davacının tescilli markası olan " ..." markasına tecavüz teşkil eder eylemlerinin bulunduğu mahkememizce tespit edilmiş anılı sebeplerle; davacı adına tescilli "..." ibareli markanın davalı tarafından kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun tespiti ile hüküm ile birlikte tedbiren "..." ibareli markanın hüküm kesinleşinceye kadar davalı tarafça kullanımının durdurulmasına, hüküm kesinleştikten sonra ise kesin surette davalı tarafından kullanımının engellenmesine İş bu kararın kesinleşmesiyle birlikte hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak kaydıyla kararın kesinleştiği tarih itibariyle Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar yazılı özür dilenmesi noktasında talepte bulunmuş ise de; yazılı özür özellikle basın yayın yolu ile işlenen eylemler hasebiyle açılan manevi tazminat istemli davalarda manevi tazminat yerine yahut manevi tazminat ile birlikte talep edilebilen manevi zararın giderilme istemlerinden biri olup, yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında husule gelen marka hakkına tecavüz eylemleri sebebiyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiş ayrıca marka hakkına tecavüz eylemlerinin tespitini ihtiva eden hükmün FSEK 67. Madde kapsamında gazete ilanına karar verilmiş olup; mahkememizce verilen hükmün mahiyeti ve içeriği nazara alındığında ayrıca yazılı özür dilenmesi isteminde hukuki bir yarar mahkememizce görülmediği, mahkememizce verilen manevi tazminat ile gazete ilanı kararın da yazılı özür dilenmesi istemindeki amacı karşılar mahiyete olduğu değerlendirilmekle bu yöndeki istemin reddine dair karar verilmiştir.
Davacı vekili maddi, manevi ve itibar tazminatına karar verilmesini talep etmiş olup; dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve bu itibarla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/c maddesi uyarınca markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Aynı Kanun'un 149. maddesi gereğince ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, maddi ve manevi zararının tazminini talep etme hakkına sahiptir. Yine aynı Kanun'un 150. maddesi uyarınca da, marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü ve uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibari zarara uğrarsa, marka sahibi bu nedenle ayrıca tazminat isteyebilir.
Yukarıda ayrıntısı ile ifade edildiği üzere; davalının, davacının ismini gerek mesleki faaliyetlerde gerekse de bilahare yapmış olduğu isim ve soy isim değişikliği suretiyle kullanarak marka hakkına tecavüz eylemlerini gerçekleştirdiği, davacının kendi seslendirdiği şarkının, davalı yanca sahiplenilmesi ve yine davalının isim ve soy isim değiştirmesi ile davacının itibar kaybına ve manevi anlamda zarara uğradığı dosya kapsamına giren deliller ile sabit olup, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konumları ihlal eyleminin gerçekleşme biçimi, davacının manevi tazminat ile elde edeceği manevi tatmin ve yine davanın açıldığı tarih, her davanın açıldığı tarih itibari ile nazara alınması prensibi dikkate alınmak sureti ile mahkememizce hükmedilen 75.000 TL manevi tazminat somut olay yönünden uygun bulunmuş ayrıca davacının itibar tazminatı talebi 1.000 TL olup, talebe konu miktarın davacının yaşamış olduğu itibar kaybı nazara alındığında fahiş olmadığı, taleple bağlılık prensibi nazara alınarak 1.000 TL tazminat miktarı uygun görülmüştür.
Davacı maddi tazminat istemi yönünden seçimlik hakkını SMK 151/2-b maddesi yönünden kullanmış, talep doğrultusunda marka hakkına tecavüz eylemleri sebebiyle dava tarihine kadar davalının elde ettiği net kazancın tespit edilmesi gayesi ile bilirkişi incelemesi yapılmış, dosya kapsamına alınan 04/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; mali inceleme neticesinde belgelere ve beyannamelere dayanarak tespit edilebilen kadarıyla; müzekkere cevaplarına göre; davalının 2018-2019-2020 yıllarında beyan ettiği kazanç toplamının 17.105,89 TL olduğunun tespit edildiği ancak salt ticari defter kayıtları ile net kazancın tespiti mahkememizce mümkün olmadığı görülmüş, meslek birliklerinden elde edilen kazancın dosya kapsamına yansıyan bilgilere göre ... 23.490,80 TL, ... 46.995,04 TL olduğu toplamda ise 70.485,84 TL olduğu, bu durumda davacının elde ettiği net kazancın dosya kapsamına yansıyan bilgi ve belgeler ışığında 70.485,84 TL olduğu anlaşılmış, davacı vekili de maddi tazminat istemini 70.485,80 TL olarak ıslah etmiş olup, dava ve ıslah dilekçesi nazara alınarak; SMK 151/2 -b Kapsamında talep edilen maddi tazminat isteminin tam kabulü ile; 70.485,80 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı yanın faiz istemi bulunmadığından faiz yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Davacı adına tescilli "..." ibareli markanın davalı tarafından kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun tespiti ile hüküm ile birlikte tedbiren "..." ibareli markanın hüküm kesinleşinceye kadar davalı tarafça kullanımının durdurulmasına, hüküm kesinleştikten sonra ise kesin surette davalı tarafından kullanımının engellenmesine,
-SMK 151/2 -b Kapsamında talep edilen maddi tazminat isteminin tam kabulü ile; 70.485,80 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddi ile; takdiren 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-İtibar tazminatı isteminin tam kabulü ile; taleple bağlılık ilkesi mucibince 1.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Tazminat istemleri yönünden faiz talebi bulunmadığından faiz yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-İş bu kararın kesinleşmesiyle birlikte hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak kaydıyla kararın kesinleştiği tarih itibariyle Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına,
-Davacı tarafın, davalının yazılı olarak özür dilemesi istemli talebinin somut olay yönünden koşulların oluşmaması sebebiyle reddine,
2-Davanın kabulüne konu kısım üzerinden hesaplanan ve davalı taraftan karşılanması gereken 10.006,44 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL peşin harç, 4.250,00 TL tamamlama harcı ve 1.200,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.504,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 4.502,04 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davacı tarafça yatırılan , davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcına mahsup edilen peşin alınan 54,40 TL peşin harç, 4.250,00 TL tamamlama harcı ve 1.200,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.504,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 4.496,15 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak, 3.709,32 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabulüne konu kısımlar üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre hesaplanan;
-Marka hakkına tecavüzün engellenmesi istemli dava yönünden 25.500,00TL
- Maddi tazminat istemli dava yönünden 25.500,00 TL
-Manevi tazminat istemli dava yönünden 25.500,00 TL
-İtibar tazminatı istemli dava yönünden 1.000,00 TL olmak üzere toplam 77.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddine( manevi tazminat istemli davanın reddine konu kısım) konu kısım üzerinden karar tarihindeki tarifenin 10/2 maddesi nazara alınarak hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/01/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır