WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/184 Esas
KARAR NO : 2024/67

DAVA :Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi&tazminat
DAVA TARİHİ : 28/05/2021
KARAR TARİHİ : 22/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan asıl davada Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi&tazminat , birlişen davada markanın hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Lisans veren ...’un hak sahibi olduğu “...” markasının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayı ile ... sınıfta tescilli olduğunu, Davalının, davacının markası ile aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” ibaresi ile Konferans ve Seminerler düzenlediğini, davacının ... sitesinin de sahibi olduğunu, davalının eyleminin marka haklarına tecavüz ettiğini, haksız rekabete neden olduğunu, bu fiillerinin durdurulması ve giderilmesine, haksız rekabetin tespiti ve menine, Marka hakkına tecavüz dolayısıyla davalının internet sitesinde (sosyal medya dahil) ve işyerinde olmak üzere internet mecrası dahil her türlü mecrada (tüm görsel ve tanıtım materyallerinde) kullanılan “...” ve “...” (ve tüm formlarda) ibarelerinin kullanımın yasaklanmasına ve önlenmesine; Davalının işyerindeki “...” ve “...” (ve tüm formlarda) ibareli tüm yazılı ve görsel materyallerin ihtiyaten el konulmasına, toplatılmasına ve dava sonunda bu materyaller ve görsellerin imha edilmesine; ...nolu "..." ibareli markaya davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, SMK 151/1-b kapsamında şimdilik 10.000 TL maddi, (davacı 30.11.2023 tarihli ıslah harç makbuzu ve ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 402.422.35 TL olarak talep etmiştir) 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ... 1.FSHHM ...Esas sayılı dosyası ile “marka hükümsüzlüğü” davası açılmış olduğundan birleştirme kararı verilmesini, 2021 yılında da müvekkili şirketin ... markası altında, ... etkinliğini gerçekleştirdiğini, müvekkili olan firmanın tüm dünyada herkes tarafından kullanılabilen ve iş hayatının son 15 yıldır aktif konuşulan hususlarından biri olan ... /... ibaresini, iş hayatının geleceğinin konuşulduğu bir etkinlikte konu başlığı olarak kullandığını, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an bile ... ibaresinin tescil edilebilir olduğu düşünüldüğünde dahi, markanın sahibi yine davacı şirket olmadığını, Davacıya ait dayanak marka tanınmış marka olmadığını, Aksine tescili mümkün olmayan bir genel ibare olduğunu, .../... olarak tek başına ya da esas unsur olarak tescilinin mümkün olmadığını, tescil edilmiş olsa bile, söz konusu marka zayıf marka olduğundan, 3. Kişilerin tecavüz meydana getirmesi mümkün olmayan bir marka olduğunu, ... ibaresi iş hayatı, insan kaynakları ve organizasyonlar açısından genel ibaredir ve davacının kötü niyetli tesciline dair hükümsüzlük davası açıldığını, ... markasının tescil kabiliyeti olduğu düşünüldüğünde dahi, söz konusu ibare 2020 yılında dünyada yaşanan pandemi nedeniyle hızlıca yayılmış, tüketilmiş ve kamuya mal olduğunu, Sadece bu dönemde dahi dünyada ... adı altında, yüzlerce canlı yayın, online etkinlik, basılı yayın vs. gerçekleştirildiği, müvekkili şirketinin etkinliği ile davacının markasının benzerliği karşılaştırıldığında dahi, ibarelerin hiçbir şekilde benzer olmadığı, davacı taraf kendisi de ... ibaresinin dünyadaki kullanımlarından haberdar olduğunu, markasının sitesini ve logosunu dahi markanın Türkçesi üzerinde kurduğunu, dünyada ... uzantılı tüm sitelerin uzun yıllardır 3. Kişilere ait olduğunu, davacı tarafın kendi kullanımları dahi, markasal bir kullanımdan öte, etkinlik konusu, konu başlığı şeklinde yapıldığını, Müvekkilinin tüm dünyada aktif olarak konuşulan ve tartışılan bir konu üzerinde konuşmak üzere etkinlik düzenlediğini, bunu kendi ... markası altında gerçekleştirdiğini, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada: Davalı şirket adına kötü niyetli olarak tescil edilen ve sektörel bir genel ibare olan .../... esas unsurlu ... nolu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ve dava sürecinde markaların 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; Asıl davada davacıya ait ...nolu "..." ibareli markaya davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, SMK 151/1-b kapsamında şimdilik 10.000 TL maddi(davacı 30.11.2023 tarihli ıslah harç makbuzu ve ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 402.422.35 TL olarak talep etmiştir), 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, hükmün ilanı, tedbir kapsamında açıldığı, birleşen dava konusunun ... nolu markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip asıl ve birleşen davada davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler..., ..., ... tarafından düzenlenen 01/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; birleşen dava yönünden; Dava konusu markanın, SMK 5/1-b-c-d kapsamında ayırdedici nitelikte bulunduğu ve tescil edildiği ... Sınıf kapsamındaki söz konusu hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde olmadığı, marka zayıf unsurlar içerse dahi bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceği ,kötüniyetin ispatı hususunda soyut beyan dışında başkaca bir delilin dosyaya sunulmadığını , SMK. m.6/9 uyarınca “kötüniyetli tescil” hususundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu, asıl dava yönünden ise; Davacının ... sınıfta 20.10.2017 başvuru, 13.11.2017 ilan ve 23.03.2018 tescil tarihli “... – ...” tescilli markasını ve türevleri olan “...”, “...” marka/ibarelerini ilk kez 2017’de olmak üzere 2018’den beri kullandığı, Davacının 10.05.2018, 03.05.2019 ve 06.12.2021 tarihlerinde bu markalar ile İnsan Kaynakları alanında etkinlik ve konferanslar düzenlediği, bu konferansları sosyal medyada “...” markası ile tanıttığı ve konferanslar sonrasındaki konuşmaları video formatında yayınladığı ve bunlar dışında online içerikler ürettiği, Davalının, Davacının tescilli markasını 25-28.03.2021 tarihlerinde düzenlediği yine İnsan Kaynakları alanındaki etkinliğini “...” teması ile düzenlediği ve temayı etkinlik öncesindeki tanıtım ve sonrasındaki içeriklerde de kullandığı, davalı kullanımının, SMK’nın ... maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağını, haksız rekabet açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğunu,Davalıya ait Resmi Defterlerin kendi lehine delil olabileceğini, ... markası altında, ... etkinliği gerçekleştiren davalının bu kullanımının Tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilecek olursa 388.039,85 TL kar elde ettiğini beyan etmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...tarafından düzenlenen 15/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Birleşen dava yönünden SMK m.5 hükümleri gereğinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının kullanımında olan markanın slogan marka ve zayıf marka niteliğinde olmadığı, SMK m.6/9 hükmünce belirtilen kötüniyetli tescil halinin tespit edilemediğini, Asıl dava yönünden davalı kullanımlarının karıştırılma ihtimali oluşturacağı, bu durumun SMK m.7 ve 29. hükümleri gereğince marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, davalının heyete sunmuş olduğu faturalarda ... ibaresi ile kesmiş olduğu faturalarda bu markayı kullandığının kabulü halinde, bu satışlardan 402.422,35 TL satış karı elde ettiği, ancak bu karın net faaliyet karı olmadığı, davalı şirketin 2021 yılında toplam 276.716,00 TL Faaliyet Zararı elde etmiş olduğunu, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu beyan etmişlerdir.
Marka Hakkına Tecavüz ve İlkeler
Bir markanın sahibinin izni olmadan, başkası tarafından 6769 sayılı SMK’nın 7. maddesinin 2. fıkrasının a, b ve c bentlerinde ve 3. Madde öngörülen şekilde kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Zira SMK’nın 29. Maddesinde maddesin de tecavüz, 7. maddenin ihlâli olarak ifade edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 7/3. maddesinde : tescilli markanın mal veya ambalajı üzerine konulması; markayı taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi; işareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi; işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması; işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması; işaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.
Hükmün marka sahibine sağladığı yasaklama yetkisi sadece 7/3 hükmünde sayılan hallere münhasır değildir. 6769 sayılı SMK tarafından, tescilli bir markanın ticaret hayatında kullanımı genel olarak hukuka aykırı kabul edilmiş bulunduğundan, tescilli bir markanın aynısı veya benzerinin başka bir kişi tarafından izinsiz olarak ticari yaşamda kullanılması genel olarak yasaklanmıştır.
Hakkın mutlak karakterli olması sebebiyle marka sahibinin yapılmasının önlenmesini talep edebileceği 6769 sayılı SMK'nm 7. maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirenin gerçek veya tüzel kişi olması yahut özel hukuk veya kamu tüzel kişisi olması arasında fark bulunmamaktadır.
6769 sayılı SMK’nın 7/2,b hükmü uyarınca, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Hüküm kapsamında ihlal eyleminin oluşabilmesi için markaların aynı veya benzer olması; ürün ve hizmetlerin aynı veya benzer olması ve tescilli markanın ayırt edicilik seviyesinin, markaların ortalama tüketicilerde bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalini doğuracak düzeyde bulunması gerekir.
TTK MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Somut olayda ise alınan ve hükme dayanak yapılan denetim ve hüküm kurmaya elverişli her iki bilirkişi raporu kapsamına göre marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin gerçekleştiği hususu mahkememizce de sabit kabul edilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 149.maddesi; "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." hükmü amirdir.
Dava konusu tescilli marka Türk Patent ve marka Kurumundan celp edilmiştir. ...nolu “...”ibareli markanın ... adına ... sınıfta 20.10.2017 tarihi itibarıyla başvurusunun yapıldığı, 31.5.2018 tarihli bültende yayınlandığı, anlaşılmıştır,
Asıl davada Davacı ... A.Ş. ye ait ticari sicil kaydı celp edilmiş ve şirketin yetkisinin ... ve ... olduğu, markanın sahibinin aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olduğu, sunulu lisans sözleşmesine göre marka sahibi ... ile ... A.Ş. arasında 30.11.2017 tarihli lisans sözleşmesi yapıldığı,sözleşmenin 5. Maddesi kapsamına göre Davacı ... A.Ş. nin tek başına dava açma hakkı olduğu, sözleşmenin her yıl kendiliğinden yenilendiği, bu hususun aksinin davalı yanca ispat edilmediği, dolayısıyla davacı yanca ileri sürülen aktif husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. HMK 266 madde kapsamında alınan her iki heyet raporunda da marka hakkına tecavüz eyleminin sabit görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Davacının lisans alan sıfatıyla üzerinde hak sahibi olduğu ... sınıfta tescilli “...” tescilli markasını ve türevleri olan “...”, “...” marka/ibarelerini ilk kez 2017’de olmak üzere 2018’den beri kullandığı, Davacının 10.05.2018, 03.05.2019 ve 06.12.2021 tarihlerinde bu markalar ile İnsan Kaynakları alanında etkinlik ve konferanslar düzenlediği, bu konferansları sosyal medyada “...” markası ile tanıttığı ve konferanslar sonrasındaki konuşmaları video formatında yayınladığı ve bunlar dışında online içerikler ürettiği, Davalının ise Davacının tescilli markasını 25-28.03.2021 tarihlerinde İnsan Kaynakları alanında düzenlediği etkinlikte “...” teması ile düzenlediği ve temayı etkinlik öncesindeki tanıtım ve sonrasındaki içeriklerde de kullandığı, davalı kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğu gözetilerek HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları da hükme esas alınarak SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına,önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
ASIL DAVADA TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
6769 sayılı SMK'nun 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Davacı yan SMK 151/2-b kapsımda; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre tazminat talep etmiştir.
Ancak alınan alınan son bilirkişi raporunda da satışlardan 402.422,35 TL satış karı elde ettiği, ancak bu karın net faaliyet karı olmadığı, davalı şirketin 2021 yılında toplam 276.716,00 TL Faaliyet Zararı elde etmiş olduğu hususu belirtilmiş olup, dolayısıyla her iki raporda da davalının faturalarında ... ibaresine rastlanmadığı tespit edilmiş olup, keza 2021 yılında reklam ve sponsorluk gelirleri kapsamında 402.422,35 TL satış karının net faaliyet karı olmadığı da tespit edilmiş, davalı şirketin 2021 yılında toplam 276.716,00 TL zarar ettiği anlaşılmıştır.
TBK 50/2 maddesinde "Uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak , zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü ile TBK 51/1 maddesinde ; "Hakim, tazminatın kapsamı ve ödeme biçimini, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümleri düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukukî ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, markanın niteliği, tescilli olduğu süre, davalının kullanım şekli ve süresi, zayıf marka olup olmadığı, markanın kullanıldığı coğrafya dikkate alınacaktır. Ancak her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, markanın bilinen ekonomik değeri net olarak ortaya konulamadığından, marka hukukundaki tazminat hesabının kendine has ispat hukuku kurallarındaki zorluk gözetilerek mahkemece takdir edilmesi gereklidir.
Mahkememizce BK hükümlerine göre maddi tazminat belirlenirken, Davacının lisans alan sıfatıyla üzerinde hak sahibi olduğu ... sınıfta tescilli “...” tescilli markasının 20.10.2017 tarihinden beri tescilli olması, Davacının 10.05.2018, 03.05.2019 ve 06.12.2021 tarihlerinde bu markalar ile İnsan Kaynakları alanında etkinlik ve konferanslar düzenlediği, bu konferansları sosyal medyada “...” markası ile tanıttığı ve konferanslar sonrasındaki konuşmaları video formatında yayınladığı ve bunlar dışında online içerikler ürettiği, Davalının ise Davacının tescilli markasını 25-28.03.2021 tarihlerinde İnsan Kaynakları alanında düzenlediği etkinlikte “...” teması ile düzenlediği ve temayı etkinlik öncesindeki tanıtım ve sonrasındaki içeriklerde de kullandığı keza taraflara ait mali kayıt içerikleri, tazminat hukukunun genel ilkesi niteliğinde olan “ mahkemece hükmedilecek maddi tazminatın hakkaniyete uygun olması, ihlal edeni mükaflandırır , talep edeni ise sebepsiz olarak zenginleştirmeme “ kuralı gözetildiğinde SMK 151/2-b , BK 50 vd maddelerine göre takdiren 50.000 TL - maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan manevi tazminatta talep etmiştir. tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal edilen hakkın özelliği, ihlalin sonuçları, tecavüzün boyutu ve tecavüzün şekli gözetilerek günün ekonomik verilerine göre takdiren 20.000 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ele davalıdan tahsiline karar verilmiş, manevi tazminat bir sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağından hareket ile fazlaya ilişkin istemin reddine, HMK 389 vd maddelerine göre davalının içinde “ ...” ve “ ...” ibaresi geçen markasal etki yaratacak her türlü görsel ve tanıtım mataryallerinin kullanmasının önlenmesine, Hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
6769 Sayılı SMK madde 5/1-b’de “herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilmesi mutlak ret nedenlerinden sayılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın 5. maddesinin 1. fıkrası göndermesine göre “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir” düzenlemesi yer almaktadır. Bir marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini, başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi koşuluyla, özellikle kişi adları da dâhil olmak üzere sözcükler, harfler, rakamlar, malların veya ambalajların şekli gibi grafik olarak temsil edilebilen, herhangi bir işaretten oluşabilir. Söz konusu düzenlemelerin tamamında kastedilen, tescil edilmek istenilen işaretin soyut ayırt edici niteliğidir.
Buna karşılık bir işaretin somut ayırt edici niteliği incelenirken, tescili talep edilen işaretin tescile konu mal veya hizmetleri diğer mal veya hizmetlerden ayırt etmeye elverişli olup olmamasına bakılır. Söz konusu işaretin tescile konu mal ve hizmetler açısından ayırt edicilik fonksiyonu yoksa aksine bu mal veya hizmetlerin bir özelliğini veya kullanım amacını belirtiyorsa ya da mal veya hizmet hakkında bilgi veriyorsa, somut ayırt edici niteliğe sahip değildir. Bu nedenle bir işaret soyut ayırt edici niteliğe, dolayısıyla, marka olma özelliğine sahip olabilir, ancak bu işaret belli mal ve hizmetler için ayırt edici niteliği bulunmadığından tescil edilemez. Dolayısıyla, soyut ayırt edici nitelik somut ayırt edici niteliğe göre daha geniş kapsamlıdır.
Bu bağlamda asgari düzeyde ayırt edici niteliği olması kaydıyla, her türlü işaret marka olabilmektedir. Ayırt edici nitelik başlangıçtan itibaren olabileceği gibi sonradan kullanıma bağlı olarak da zaman içinde kazanılabilir. Ayırt edici niteliğin tespitinde temel alınan husus, markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıflarıdır.
Dolayısıyla soyut anlamda ayırt edicilik değerlendirmesi yapılırken mal ve hizmet sınıfı temelinde bir değerlendirme yapılmaması gerekir, “Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir.”
“Bu hükmün gerektirdiği ayırt ediciliğin en düşük derecesine sahip olmak için bir marka ilgili tüketiciye mal veya hizmetlerin kaynağını göstermeli ve karışıklığa olanak vermeden farklı bir kaynaktan ayırt etmeyi sağlamalıdır.
Hükümsüzlüğü talep edilen markanın tüketicide kavramsal bir algı bıraktığı konusunda şüphe yoktur. Ayrıca emtialardan bağımsız olarak düşünüldüğünde “...” markasını gören bir tüketicinin bu ibareyi marka olarak algılamasının da mümkün olduğu dolayısıyla davacı yanca ileri sürülün hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Keza 6769 Sayılı SMK’nın 5/1-c maddesi uyarınca, “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilmesi mümkün değildir.
Bir işaretin SMK m. 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle mal veya hizmetin bir özelliğini derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir.
Bir işaret, marka olarak kullanılacağı kavramın adına veya tanımına yakın olduğu oranda ayırt etmeyi sağlamaktan uzaklaşır. Kavramdan veya kavramın tanımından uzaklaştığı oranda ayırt edici nitelik kazanır.
6769 s. SMK’ nın 5/1-c bendine göre bir ibarenin tasviri işaretlerden sayılması için benimsenen temel kriter, işaretin, tescil edilmek istenilen emtia sınıflarında, hiçbir özel zihni çabaya gerek olmaksızın, doğrudan doğruya, mal ve hizmet ile sıkı ilişkisi nedeniyle malın veya hizmetin bir özelliğini veya kompozisyonunu derhal düşündürmesi ve akla getirmesidir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanılayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür. Bu kapsamda “ ...”markasının SMK 5/1-c kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı hususu sabittir.
Davacı yan davalının aynı zamanda tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek SMK 6/9 madde kapsamında da hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
HGK’nın 29.06.2022 tarih, .. E., ...K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.
Alınan her iki heyet raporunda da Birleşen dava yönünden SMK m.6/9 hükmünce belirtilen kötüniyetli tescil halinin tespit edilemediği bildirilmiştir. HMK 266 madde kapsamında hükmü dayanak olarak alınan her iki heyet raporu da dikkate alındığında birleşen davada hükümsüzlük koşulları bulunmadığından birleşen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
I-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE
1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına,önlenmesine,
2-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri BK hükümlerine göre takdiren 50.000 TL - maddi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,
3- İhlal nedeniyle takdiren 20.000 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ele davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,
4- HMK 389 vd maddelerine göre davalının içinde “ ...” ve “ ...” ibaresi geçen markasal etki yaratacak her türlü görsel ve tanıtım mataryallerinin kullanmasının önlenmesine,
6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
7-Asıl davada 4.781,70 TL ilam harcının peşin ve ıslah harçtan mahsubu ile 2.944,54 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine
8-Asıl davada davacının yatırmış olduğu 1.024,65 TL peşin harç 6.701,59 TL ıslah harcının 4.781,70 TL ilam harcından mahsubu ile 4781,70 TL harcın davalı ... TİC.LTD.ŞTİ'den alınarak davacıya verilmesine,
9-Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000 TL vekalet ücretinin davalı alınarak davacıya verilmesine,
11- Kabul edilen Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet eyleminin tespitine talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalı dan alınarak davacı ya verilmesine,
12-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 54.864.50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
14-Asıl davada davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 59,30 TL başvuru harcı, 7.500 TL bilirkişi ücreti, 200 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 7.759,30 TL'nin taktiren 4/5 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
II-BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE
1-Birleşen davada 427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL harcın birleşen davada davac ...ŞTİ''den tahsiline,
2-Reddedilen hükümsüzlük talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacı ...TİC.LTD.ŞTİ'den alınarak davalı ...'a verilmesine,
3-Birleşen davada da davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 22/02/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır