T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/166 Esas
KARAR NO : 2024/86
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 17/05/2021
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilinin "...” adlı tiyatro oyunu için yaptığı çevirisini, müvekkilinden izinsiz ve telif ücreti ödemeksizin 04.03.2010 tarihinden başlamak üzere kullanmaları nedeniyle, davalılar aleyhine ikame ettikleri Fikri Mülkiyet Haklarına Tecavüzün tespiti ve yasaklanması istemli davalarının ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince yargılaması yapılmış olup ... Esas ( Eski esas ... ) ve ...Karar sayılı kararıyla 03.12.2019 tarihinde hükme bağlanmış olduğunu, dilekçeleri ekinde ibraz ettikleri ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Esas ve 2019/457 Karar sayılı kararının 26.04.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2019 tarih ve 2017/2186 Esas 2019/930 Karar sayılı ilamı ile) bu kapsamda; Davacının çevirisini yaptığı "..." isimli oyunun izinsiz kullanıldığı iddiasıyla (04/03/2010 tarihinden başlayarak) FSEK 68'e göre 15.000 TL maddi, Fsek 70/1 kapsamında 10.000 TL maddi (her bir davalıdan tahsil edilmek üzere toplamda 30.000 TL) , FSEK 70/3 kapsamında 15.000 TL manevi tazimantın davalılardan tahsili, tecavüzün tespiti, men ve ref'i ve ihtiyati tedbire hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalılar ... ve ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu oyunun yönetmeninin ..., yapımcısının ise ... olduğunu ...’a ve ... ‘ya husumet yönetilemeyeceğini, pasif husumet ehliyeti yokluğundan bu davalılar yönünden davanın reddi gerektiğini, söz konusu tercüme müvekkili ... tarafından ...’in tercümesi olarak ...’a ve tercümenin ait olduğu diğer davalı ...’e telif hakkı ödenerek alınmış olduğunu, dahası diğer davalı ve oyunun yönetmeni ... tarafından da kendi tercümesi olarak kullanılmış olduğunu, anlaşmada da tercümenin diğer davalı ... tarafından yapılacağı ve bu hususun yazar tarafından onaylandığı hususunun açıkça yazmakta olduğunu, Lisans Anlaşmasından da görülebileceği gibi ...Ltd.’den lisans ve yetki alan ...’ın müvekkili ... ile sözleşme yaparak eserle ilgili haklarını müvekkiline vermiş olduğunu, esasen hak sahibi ...Ltd. şirketi eser üzerinde tercüme haklarını birer sene müddetle vermekte ve süre sonunda yapılan tercümenin kendisine ait olacağı şartını sözleşmelere koymakta olduğunu yani davacı bir tercüme yapmış olsa dahi kontratı gereği kontrat bitim tarihi olan 2003-2004 tarihinden bu yana davacıya ait olabilecek tercümeden kaynaklanan hiçbir telif hakkı kaynağı ve dayanağının da olmadığını, kaldı ki işlenme sadece işlenme üzerinde işleyene hak sağlayacağını, işlenmenin asıl esere bağlılığı onun asıl eser sahibinden farklı bir tarzda korunmasını sağlamayacağını, bir eser birden çok kişi tarafından işlenebilir yani tercüme edilebilir olduğunu, Bu durumda bunların her birinın ayrı bir eser sayılacağını, müvekkili davalı ...da bu işlenme eserlerden davalı ...’in tercümesini lisans sahibi o olduğu için yine davalı ... tarafından kullanılmasına izin verdiğini, gelinen aşamada ...’tan ... tercümesi olarak ve dahası telif hakları ödenerek tercümeyi alan müvekkili ...’nun da pasif husumet ehliyeti bulunmadığı için davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı ...’nın dava açma sıfatının da olmadığını, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, karar verilmesini beyan etmişlerdir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; ...1,Fikri ve Sınai H.H.Mah'.nin ... Es. Sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere bilirkişiler önce oyunu günümüze uyarlayan müvekkilinin daha iyi bir çeviri yaptığını , çeviride farklılıklar olduğunu ,müvekkilinin kaynak metni okumadan çeviri yaptığına dair yeterli bulgularının olmadığını beyan etmiş akabinde de yaklaşık 80 sayfalık bir metinde bir iki benzer cümle bulması ile intihalin olduğuna karar vermiş olduğunu, buna karşılık taraflarınca defalarca itiraz edilmiş olduğunu, zira bu benzerlikler tercüme yapılırken zorunluluktan kaynaklanan bir durum olup tercümenin doğası gereği olduğunu, yine benzer cümlelerin oranı tüm eser göz önüne alındığında yok denecek kadar az olduğunu, ...1.FSHHM’nin ... Es. Sayılı dosyasında verilen hükümde “ ... isimli eserin davacı tarafından yapılan çevirisinin davalılar tarafından sergilenen oyunda kısmen kullanıldığının tespitine” karar verildiğini, kesinleşen mahkeme kararı gereği her ne kadar kısmi kullanım olduğu belirtilmiş ise de bu oranın belirlenmesinin açılan bu dava için zorunluluk arz ettiğini, Davacı taraf FSEK madde 70/3 uyarınca 04.03.2010 tarihinden itibaren ... adlı oyundan elde edilen gelirin karın tespitini , tespit edilecek bedelin faizi ile birlikte ödenmesini bunun mümkün olmaması halinde her bir davalıya düşen kısmın tespit edilerek şimdilik toplamda 15.000 TL bedel talebinde bulunmuş olduğunu, davacı yanın bu taleplerininde de yerinde olmadığını, zira mali hakları haleldar olduğunu iddia eden kişiler hukuken ya FSEK 68 . maddeye göre veya FSEK 70/3 . maddeye göre bir bedel talebinde bulunabileceklerini, Davacı tarafın müvekkilin malvarlığına İhtiyati Tedbir konulması talebinin de yerinde olmadığını, zira Oyun sadece yaklaşık 1 yıl sergilenmiş , 2011 yılından bu yana kesinlikle gösterime sunulmamış olduğunu, Davacı taraf .... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...Es sayılı dosyasında yargılamanın uzun sürmesinin sebebi olarak müvekkili ile diğer davalı tarafları göstermekte ise de bu hususun doğru olmadığını, oyun sergilenmemek üzere gösterimden kaldığını, gösterime sunulmayacak dava konusu oyun için tedbir taleplerinin de yerinde olmadığını, davacının ihtiyati tedbir istemesinde hukuki bir menfaati veya haklı bir sebebininde bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının çevirisini yaptığı "..." isimli oyunun izinsiz kullanıldığı iddiasıyla (04/03/2010 tarihinden başlayarak) FSEK 68'e göre 15.000 TL maddi, Fsek 70/1 kapsamında 10.000 TL maddi (her bir davalıdan tahsil edilmek üzere toplamda 30.000 TL) , FSEK 70/3 kapsamında 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili, tecavüzün tespiti, men ve ref'i ve ihtiyati tedbire hükmedilmesi istemlidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de oyunun en son 29.5.2011 tarihinde oynandığı davanın ise 17.5.2021 tarihinde açılmış olması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmiş, zamanaşımı ve husumet itirazları yerinde görülmemiş, esas yönünden tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ...,..., ... tarafından düzenlenen 30/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Yapılan mali incelemede; davalıların BA formları ve ilgili döneme ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile mali kayıtlarından davaya konu tiyatro oyununun sahnelendiği dönemdeki dava konusu tiyatro oyunun bilet hasılat gelirinin toplam 68.717,50 TL olarak tespit edildiğini, Davaya konu yazar ...'e ait İngilizce dilindeki orijinal adı ... isimli olan tiyatro oyunun FSEK md. 2/1 kapsamında ilim edebiyat eseri olduğu, anılan eserin davacı ... tarafından ... adı ile Türkçe diline tercüme edilmiş olan metninin FSEK md. 6/1 kapsamında tercüme (işleme eser) olduğu ve asıl eser sahibi ...ile işleyen eser sahibi tercüman ...'nın anılan tercüme niteliğindeki işleme eserin birlikte eser sahibi olduklarını, Davacının davaya konu tercümesine ilişkin işleme hakkını hak sahibi eser sahibi veya üçüncü kişilerden devralmış olduğuna ilişkin hak sahipliğini eser sahibinden başlayarak silsile halinde gösterir hukuken geçerli ve yeterli bilgi ve belgeleri dosyaya sunmamış olduğu; Her ne kadar davacı yanca tercüme edilmiş işleme eser niteliğindeki piyes çevirisini yapmış olan davacının asıl eser sahibinden başlamak üzere silsile halinde davaya konu eserin işleme mali hakkına sahip olduğuna ilişkin hukuken yeterli ve geçerli bilgi ve belgeleri dosyaya sunmamış olsa da ve davacı mali haklara ilişkin tasarruf yetkisini hak sahibi olmayan üçüncü kişilerden almış olsa da davacının işleme eser niteliğindeki tercümesi üzerindeki haklarını başka üçüncü kişilere karşı koruma hakkına sahip olduğunu, taraflar arasında görülmüş olan ve kesinleşen yargı kararı uyarınca davalıların sahnelediği tiyatro oyununda davacının tercüme eserinden kimi kısımların kısmen kullanıldığı ve bu yolla hak ihlali yapılmış olduğunun sabit olduğunu, Daha önce taraflar arasında görülmüş ve kesinleşmiş dava dosyası ise huzurdaki dava dosyası ile dayaya konu metinler ve dosyadaki belgeler incelendiğinde; davalılarca sahnelenen oyunda kısmen kullanılan yerlerin hangi bölümler olduğu, bu kısımların aynen mi yoksa farklı olarak mı kullanılmış olduğu, hangi kısımların esinlenme sınırını aşarak intihale vardığı ve davalılarca sahnelenen tiyatro oyununda davacının tercümesinden kısmen kullanılmış olan kısımların tüm esere oranın yüzde olarak hangi oranda olduğu hususlarında bilirkişi kurulunda denetlemeye ve sorgulamaya esas herhangi bir tespit yapılabilmesinin mümkün olamadığını, Davaya konu işleme eserin bütün değil bir bölüm olarak kısmen kullanıldığı yönündeki kesinleşmiş olan yargı kararı dikkate alındığında; davalılarca sahnelenen eserde davacının tercümesinde kısmen kullanıldığı ifade edilen bölümlerin kesin bir oran belirlenmesi mümkün olamamakla birlikte varsayımsal olarak ifade edilmesi gerekirse asıl eserin %25'ine denk gelebileceği varsayımında bulunulabileceği, kamu ödenekli tiyatrolarda sahnelenen çeviri oyunlarda tercümana ödenen telif bedelinin özel tiyatrolar yönünden rayiç ve emsal olarak kabul edilemeyeceği, Gerek davalı ... vekili tarafından dosyaya sunulmuş özel tiyatrolarda sahnelenen 12 farklı çeviri esere ilişkin sözleşme örneklerindeki gerekse ... tarafından dosyaya sunulmuş müzekkere cevabındaki birbiri ile uyumlu olarak ifade edilmiş olduğu görülen; özel tiyatrolarca sahnelenen çeviri eserlerin tercümanına bilet satış hasılatı üzerinden % 4 oranında telif bedeli ödenmesi hususunun mevcut sektörel ve sanatsal teamül ve uygulamalara uygun olduğu ve işbu davaya konu uyuşmazlıkta tercümana ödenecek telif bedeli olarak rayiç ve emsal bedel olarak kabul edilebileceği , davaya konu işleme eserin davalılarca sahnelenen oyunda kısmen kullanılmış olduğu sabit olduğundan ve bu oranın belirlenmesi mümkün olamadığından; davalılarca yapılmış olan kısmı kullanımın tüm eserin %25'ine denk geldiği varsayımının kabulü halinde özel tiyatrolarda sahnelen oyunların hasılat gelirinden çevirmenin alacağı %4 telif bedeli üzerinden haksız kullanım oranı olarak varsayılan %25 dikkate alındığında; davacının işbu dava kapsamında alacağı tazminat bedelinin davaya konu eserin sahnelenmesinden elde edilmiş olan hasılat gelirinin %1'i olarak kabul edilebileceği, bu kapsamda; mali bilirkişi tarafından yapılmış olan incelemede davalılarca sahnelenmiş davaya konu tiyatro oyununun toplam bilet hasılatı geliri 68.717,50 TL olarak belirlenmiş olup; bu bedelin %1 oranına denk gelen 687,17 TL bedelin işbu davada maddi tazminat bedeli olarak belirlenebileceği, davalılarca davacının eserinin kısmen kullanıldığının yargı kararı ile sabit olması, davacının davaya konu tercümesi ile dava dışı diğer tercümelerini bizzat davalılar sunmuş olması, davalılarca sahnelenmiş olan oyunda davacının eserinde kısmen kullanılan bölümlerin niteliği, oranı, sürekliliğinin belirlenmesinin mümkün olamaması ve taraflar arasında daha önce görülen yargılamaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12823 Esas 2017/1280 Karar ve 06/03/2017 tarihli kesinleşen ilamında “ihlalin dava sırasında tekrarlandığının iddia edilmemesi” yönündeki hükmü dikkate alındığında; davacı tercümanın FSEK 68 çerçevesinde 3 katın maddi tazminat talep edemeyeceği, Davacı taraf aynı zamanda manevi tazminat talebinde bulunmuş olduğundan davacının eserinin davalılarca sahnelenen oyunda kısmen kullanılması nedeniyle manevi tazminat talebin haklı olup olmadığı ve manevi tazminatın türü ve miktarını takdir hakkının mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın 05/07/2023 tarihli EK bilirkişi raporlarında; Davalı yana ait (13 yıllık) 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 dönemlerine ait Ba formları incelenmiş olduğu, 2010 BA formuna göre ... A.Ş. unvanına sahip şirketten 63.256,00 TL tutarında alışın olduğuna dair kök raporda sonuç bildirildiği, oyunun kaç kere ve hangi salonlarda oynandığının sorulması, gala ve prömiyer kavramları, salonların kaç kişilik olduğu, bilet birim fiyatlarının ne olduğu, çevirmen payı hesabı, tazminat hesabında intihal oranının %25 değil ancak % 1 yada % 2 civarında olacağı gibi beyan ve İtirazların mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanında olmadığı, mali müşavir bilirkişinin ticari defterler dışında kalan bu ve benzeri konularda görüş serdetmesinin veya hesaplama yapmasının teknik ve hukuki anlamda olanaksız olduğu, kaldı ki davalı şirketin döneme ait her türlü ticari belgenin elinde olmadığını iddia ettiği için böyle bir hesaplamaya girişilemeyeceği, tarafların kök rapora yönelik beyanları nedeni ile mahkemece tanımlanan görev çerçevesinde davalı yan vekillerinden, ... adlı oyunu müteallik; 2010 mali döneminden başlamak üzere 2022 mali dönemine kadar olacak şekilde defter tasdik bilgileri, satışlara ilişkin kayıtlar, fatura dökümleri ve eldeki davayı matuf olabilecek sair muhasebe dökümlerinin talep edildiği, ancak, İlgili dönemlere ait defter tasdik bilgileri, fatura ve her türlü ticari belgelerin Vergi Usul Kanunu ve Türk ticaret Kanunu hükümleri gereğince saklama yükümlülüğünün sona ermesinden bahisle mezkür vesaik heyetlerine sunulmadığı, ilgili evrakın sunulmama gerekçesinin tam olarak “Dava konusu oyun 2010 yılının Nisan, Mayıs, Ağustos, Ekim, Kasım ve Aralık ayları ile 2011 yılının Ocak, Şubat ve Mart aylarında oynanmış olup; bu döneme ait defterlerin, fatura ve her türlü ticari belgenin VUK ve TTK çerçevesinde saklama yükümlülüğü sona ermiş olup; elimizde bulunmamaktadır." şeklinde olduğu, dolayısı ile; FSEK Md. 70/3 kapsamında temin edilen kârın ne olduğunun “ticari defterlere dayalı olarak” tespit edilemediği, 6098 sayılı kanunun 50. Maddesi hükmünün veya ticari defter ve belgeler dışındaki enstrümanlar üzerinden hesaplama yapılmasının mahkemenin takdirinde olduğunu kök raporda anılan hasılat gelirinin 68.717,50 olduğu anca ... ait 4500 TL tutarın kök raporda hesaplanmadığı, ilgili tutarın da eklenmesiyle heyetlerine iletilen bilgi ve belgeler ışığında 73.217,50 TL tutarına ulaşıldığı, taraflarınca daha önce tanzim edilip dosyaya sunulmuş olan 29/12/2022 tarihli Bilirkişi Kök Raporunda davaya konu olayda yabancı tiyatro eseri çevirmeninin hasılat üzerinden alacağı orana ilişkin hesaplamanın nasıl yapılacağı ortaya konulmuş ve buradan hareketle ihlal oranı üzerinden bir kesin saptama yapılmaksızın varsayımsal olarak benzerlik oranı farazi ve örnek olarak %25 şeklinde ifade edilmiş ve yine örnek olarak hesaplama yöntemi örnek üzerinden ifade edilmiş olup, örnekte ifade edilen %25 oranı iki metin arasındaki intihal veya benzerlik oranı olmayıp, hüküm kurulması amacıyla değil örnek hesaplama amacıyla taraflarınca ifade edilmiş varsayımsal ve farazi bir oran olduğunu, heyetlerince yapılan benzerlik incelemesinde; her iki metin arasındaki benzerliğin çevirinin doğası, orijinal metindeki asıl eser sahibinin hususiyeti ve tiyatro sanatı ile dramaturji bilimi açısından tabii ve doğal benzerlikleri de içerdiği görülmüş olup; her iki metindeki kısmen aynı olan bölümlerdeki intihalın nerede ve ne oranda yapılmış olduğuna ilişkin sorgulamaya ve denetlemeye esas herhangi bir tespit yapılabilmesi mümkün olamadığı, mahkemenin işbu dosya kapsamındaki intihal oranının tespit edilebilmesi için bilirkişi heyetlerine 1 adet İngilizce dilinde çeviri uzmanı ile 1 adet tiyatro metinleri alanında Uzman dramaturgun heyetilerinde görevlendirilmesini müteakip heyetlerinden yeni bir ek rapor tanzim edilmesinin intihal oranına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne yönelik faydalı olabileceği ve bu husustaki takdirin tamamen mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
Toplanan deliller, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... Esas ve ... Karar sayılı kesinleşen ilam içeriği, ...’nın oyunun sergilenmesine ilişkin olarak 31.5.2021 tarihli cevabi yazısı,... firmasının 7.6.2011 tarihli yazıları ekinde oyunun sergilendiği mekan ve tarihe ilişkin kayıtlar( oyunun en son 29.5.2011 tarihinde oynandığı hususu sunulu liste kapsamında anlaşılmıştır) ,gösteri merkezlerine yazılan cevabi yazılar, taraflara ait vergi dairesinden celp edilen mali kayıtlar, HMK 266 madde kapsamında hükme dayanak olarak alınan bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde;
KESİNLEŞEN MAHKEME İLAMININ İNCELENMESİ:
.. 1. FSHHM’nin 03.12.2019 tarih ve ... sayılı ilamının Yargıtay 11.HD’nin 2020/513 esas, 2021/234 karar ve 20.1.2021 tarihli ilamı ile onandığı, ilam kapsamına göre( Davacı vekili; davalılardan ...'ın sahibi ve yetkilisi olduğu davalı şirketin programlaması ile diğer davalı ...'in yönetmenliğinde “...” adlı oyunun sahneye konulduğunu, ancak davalıların bu oyunu Türkçe'ye çeviren ve çeviri nedeniyle telif hakkı sahibi olan müvekkilinden oyunun Türkçe sahneye konulması için izin alınmadığını ileri sürerek davalıların eyleminin müvekkilinin telif haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri; dava konusu eserin lisans hakkına sahip olan dava dışı ... ile müvekkili şirketin sözleşme yaparak eserle ilgili hakları devraldığını, eserin Türkçe çevirisinin ... tarafından yapıldığını, davacının eser üzerinde hiçbir hakkının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesince Dairenin bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda gerekçesinde ; Davalılardan ...'in tiyatro oyun yönetmeni, ...'ın davalı ...Şti'nin temsilcisi ve yetkilisi olduğu iddia edilmiştir. Davalı ...'nin internet sayfasında da ...'in söz konusu oyunun yönetmeni olduğu açıklamalarına yer verilmiştir. Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Baş Dramaturgları tarafından davacıya gönderilen 13/03/1999 tarihli yazıda "..." adlı çevirisinin Edebi Kurulun ... gün ve ... sayılı toplantısında kabul edildiği, ...tarihli yazıyla davacıya bildirilmiş ve yine aynı idare tarafından davacıya gönderilen ... tarihli yazıda davacıya ait çeviriyle ilgili sözleşmeden söz edilerek sözleşme örneği kendisine gönderilmiştir. ... Ltd.Şti tarafından Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'ne gönderilen ... tarihli yazıda ... adlı oyunun çeviri hakkının davacıya verildiği bildirilmiş, davacı delilleri arasında yer alan Tiyatro afişlerinden aynı oyunun daha önce devlet tiyatrolarında da sergilendiği ve davacıya telif ücreti ödendiği anlaşıldığından davacının eserin çevirmeni olduğu kanıtlanmıştır.
FSEK 6.maddesi gereğince, işleme eser olan çeviri üzerindeki telif hakları davacıya ait olduğundan bunların kullanımı FSEK 52.madde gereğince ancak eser sahibinin izniyle yapılacak yazılı sözleşmeyle mümkündür. Davacı, davalılar tarafından sahnelenen oyunun kayıtlarını tespit ederek dosyaya sunmuştur. Davalılar ise sahnelenen oyunda kullanılan eserin çevirisinin davalı ...'e ait olduğunu iddia etmişlerdir. Sahnelenen oyunun davacının çevirisinden alınıp alınmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan üç kişilik bilirkişi raporunda; Edebi metin çevirilerinin hukuk ve teknik çeviriden farklı olarak yoruma açık olup işlevselliğin sağlanması kadar kaynak metne sadık olmanın da bir o kadar önemli olduğu, davacının çevirisinde bu hususların gözetildiği ve kaynak metne bağlı kalındığı, davalı ...'in çevirisinde ise yoruma açık cümlelerde birebir örnek çeviriler kullanılmakla metinlerin belirli bölümlerinde intihal yapıldığı sonuç ve kanaatine varıldığı, raporda yer verilen belli cümleler üzerinde tartışılmıştır.
Davalıların itirazı üzerine alınan ek raporda ise; İlk raporda yer almayan değişik sayfalardaki karşılaştırmalara da yer verilerek eserin bütününü kapsayacak şekilde oynanan oyun ile davacının ve davalının çevirileri yeniden karşılaştırılarak yapılan 7 sayfalık değerlendirmede; Tarafların çevirileri arasındaki farklılıkların tiyatro oyununun sergilenişi sürecindeki kısaltma ve yerelleştirmelere işaret ettiği ve raporda detaylı olarak açıklanan benzerliklerin ise birbirinden bağımsız iki çevirmenin tamamen tesadüfi biçimde tıpa tıp aynı söz dizilerini kullanmasından çok, ikinci çevirmenin ilk çeviriden yararlandığı iddiasını doğrular nitelikte olduğu ve çevirinin intihal olduğuna dair yeterli kanıtın bulunduğu ifade edilmiştir. Rapor metninde de vurgulandığı gibi çeviri intihali söz konusu olduğunda cümlelerin ve söz dizilerinin benzerliğinin yüzdesi intihal tespiti için yeterli değildir, çeviriler tıpa tıp aynı cümleleri içerdiği gibi farklılıklar da içerir. İntihalin tespiti ikinci çeviride belli yerlerde kaynak metni kullanmış olması intihal olmadığı anlamına gelmeyip, intihal tespiti metnin tamamına göre yapılır. Bazı farklılıklara rağmen çeviriler arasında göze çarpan benzerlikler varsa ve bu metinlerin benzer şekilde çevrilmesinde zorunluluk yoksa ve yine özellikle de iki metinde de hatalı olarak çevirilen yerlerin benzerliği söz konusu ise intihalin varlığından söz edilir. farklı çevrilebilecek cümlelerin birebir benzer çevrilmesi tesadüfle açıklanmayacağı gibi birinci çeviride yapılan hatanın ikinci çeviride de tekrarlanması tesadüfle açıklanmayacağından çeviri eserlerde bu olgular dikkate alınarak yapılır. Bilirkişi raporunda; sahnelenen oyunda uyarlama ve yerelleştirme, yani kaynak metnin kültürüne ait bir içeriğin hedef kültüre ve seyirciye hitap edebilecek bir şekilde uyarlanması süreçleri sonucunda belli yerler çıkarılmış, belli noktalarda da seyircinin oyunu anlamasını kolaylaştıracak şekilde yeni yerler eklenmiştir. Belli noktalarda davalının kaynak metindeki ifadeleri çevirirken davacının çevirisinden daha doğru bir yol izlediğinin gözlemlendiği belirtilerek buna bazı cümleler üzerinde örnekler verildikten sonra ancak belli yerlerde kaynak metni kullanılmış olmasının intihal olmadığı anlamına gelmediği, intihal tespitinin metnin tamamına dair bir tespit olduğu, örnek verilen farklılıklara rağmen çeviriler arasında bariz benzerliklerin intihal olduğu sonucuna vardırdığını, farklı çevrilebilecek bazı bölümlerin aynı çevrildiği gibi hatalı çevirilerin de davalı çevirisinde aynen kullanıldığı belirtilerek raporda bunlara çok sayıda örnek verilmiştir. Yine rapor metninden 12.sayfadan 91.sayfaya kadar yer alan değişik sayfalardaki bu özelliklere vurgu yapılmış olduğundan davalı vekilinin raporun tüm eser incelenerek yapılmadığına ilişkin savunması haklı bulunmamıştır. Sonuç olarak intihalden söz edebilmek için eserin tamamının birebir kopyalanması söz konusu olmayıp kısmen kullanımda intihal kapsamında kalır.
5846 Sayılı Yasa'nın eser üzerindeki tekel haklara kısıtlama getiren iktibas serbestisini düzenleyen 35.maddesinin 1.1 fıkrasına göre; alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması aynı maddenin son fıkrası gereğince iktibasın belli olacak şekilde yapılması kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yerin belirtilmesiyle mümkün olup davalılar bu kurala uymadıklarından eserin çevirisinin kısmen davacı çevirisinden yapılmış olması davacının telif haklarına tecavüz oluşturur. Davalılardan ... ikinci çeviriyi gerçekleştiren kişi, diğerleri ise çeviriyi izinsiz olarak oyunlaştıranlar olarak tecavüzden müteselsilen sorumludurlar.
Davalı taraf tanık anlatımlarına dayanmış ise de; Tanıklardan bazıları İngilizce bilmediği gibi diğerleri de oyun bir yandan sahnelenirken bölüm bölüm çevrildiğini belirtmiş iseler de davalının aynı zamanda oyunun yönetmeni olması nedeniyle pratik olarak bunun bu şekilde gerçekleşmesi mahkememizce mümkün bulunmadığı gibi, eserin tamamının tanıkların huzuruyla gerçekleştirildiğine dair de zaten beyanda bulunmamışlardır. Bilirkişi raporuyla benzerlikler ve ortak hatalar tespit edildiğinden ve değişik şekillerde çevirisi mümkün olan bölümlerin ve yine yapılan hataların da aynı şekilde tekrarlanması nedeniyle eserin tamamının davalı tarafından çevrilmediği kanıtlandığından savunmaya itibar edilmemiştir. Davalıların kısmen davacının eserini intihal ederek oyunlaştırdıkları anlaşıldığından tecavüzün önlenmesine, davalılar tarafından sahnelenmesinin önlenmesine ve karar kesinleştiğinde, karar özetinin Türkiye'de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar vermek gerekmiştir” şeklinde gerekçe oluşturduğu, dolayısıyla : davalıların kısmen davacının eserini intihal ederek oyunlaştırdıkları gerekçesiyle, davanın kabulüne, "...'' isimli eserin davacı tarafından yapılan çevirisinin davalılar tarafından sahnelenen oyunda kısmen kullanıldığının tespiti ile tecavüzün önlenmesine ve davalılar tarafından sahnelenmesinin önlenmesine, karar kesinleştiğinde karar özetinin Türkiye'de trajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına ve masrafın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.” Karar, davalı ... vekili ve davalılar ... ile Tiyatrokare Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ve davalılar ... ile ... Ltd. Şti. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekili ve davalılar ... ile ... Ltd. Şti. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 20.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” Şeklindedir.
Huzurdaki davada ise (Mahkememizin 2021/166 esas sayılı dosyasında) ; kesinleşen mahkeme ilamına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat talep edilmektedir.
TECAVÜZÜN REF’İ TALEBİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Dosyaya sunulu deliller kapsamına göre oyun en son 29.5.2011 tarihinde sergilenmiştir.
Tecavüzün ref’i davası FSEK’de düzenlenen maddi hukuk kökenli bir eda davasıdır. (fsek 66-68) Uygulamada fiil sona ermiş olsa bile sonuçları devam ettiği sürece ref davası açılabilir. Tecavüzün veya hukuki sonuçlarının devam ediyor olması şartı dava tarihi itibarıyla aranır. Tecavüz sona erdikten sonra tekrar ortaya çıkma ihtimali varsa tecavüzün ref’i değil men davası (FSEK 69) açılır. Ref davasının amacı ihlal öncesi halin iadesi amacına hizmet eder, zarar doğmuş ise davacının tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Huzurdaki davada da davacının eserden kaynaklı olarak tazminat talep etme hakkı bulunmakla birlikte dava tarihi itibarıyla ihlal ve sonuçlarının devam ettiği yönünde bir delil sunmadığından ref ve tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
ESER SAHİPLİĞİ VE TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Tercüme başka bir deyişle çeviri, sözlük anlamı olarak, dilden dile aktarma anlamına gelmektedir". Tercüme, asıl eserin tamamiyet ve hususiyetleri muhafaza edilerek, edebi veya ilmi bir mahsulün başka bir lisana naklidir”. Tercümede asıl eserdeki fikirler, başka bir lisanın kelimeleri ile ve o lisanın cümle yapısına uyularak ifade edilmektedir. Bir tercümenin (çevirinin) FSEK kapsamında korunabilmesi için, sahibinin yani çeviriyi yapanın hususiyetini başka bir deyişle kişisel özelliklerini taşıması gerekir. Tercümedeki yaratıcı unsur, muhtevada değil, harici şekildedir. Tercümede hususiyet yoksa, yapılan tercüme bir işlenme eser olarak nitelendirilemez. Diğer taraftan, tercüme edilen dilin yaşayan, ölü yahut bilimsel ve teknik bir dil olması önem taşımaz, yeter ki tercümeyi yapan her iki dildeki hakimiyetini gösterecek şekilde sarf ettiği fikri emekle hususiyet taşıyan bir çeviri meydana getirmiş olsun”. Davaya konu orijinal İngilizce dilindeki adı ... isimli tiyatro oyunu metni incelendiğinde; metnin belli bir tema, olaylar, olayların örüntüleri, çatışmalar, karışıklıklar, atmosfer, diyalog ile karakter özellikleri, sahne akışı, şık-dekor-kostüm gibi sahne unsurlarına dair ifade ve ibareleri içeren sahnelenmeye ve oynanmaya elverişli bir tiyatro oyunu metni olduğu; anılan eserin Amerika Birleşik Devletlerinde 1987 yılında İngilizce dilinde basılıp yayınlanmak ve sahnelenmek suretiyle alenileşmiş olduğu; metnin dramatik, estetik ve kurgusal yapısının eser sahibi yazarın hususiyetini içerdiği ve anılan tüm özellikleri bağlamında FSEK md. 2/1 hükmü kapsamında sahnelemeye ve oynamaya elverişli ilim ve edebiyat eseri niteliğini haiz bir tiyatro oyunu (piyes) metni olduğu ve ...'li yazar ...'in anılan eserin eser sahibi olduğu , Davaya konu orijinal adı ... isimli asıl eserin davacı ... tarafından ... adı ile Türkçeye tercüme edilmiş olanMetninin FSEK md. 6/1 kapsamında tercüme (işleme eser) niteliğini haiz bir tiyatro oyunuMetni olduğu ve asıl eser sahibi ... ile tercüme eserin sahibi davacı ...'nın anılan çevirinin birlikte eser sahipleri olduğu anlaşılmıştır. Tiyatro piyeslerinin tercümesi, tiyatro sanatının kendi öznel ve özel yapısından kaynaklanan nedenlerle sahneleme ve oynamaya yönelik piyesin temsil edilmesi bir diğer deyişle sahnelenmesine yönelik bir çeviridir. Bu nedenle asıl eserin tercüme edildiği lisandaki konuşma dili de çeviri yapılırken önem arz etmektedir. Tercüme edilen lisandaki konuşma dilinin toplumun mevcut konuşma diline uygun olarak çevrilmesi her durumda tercümenin birebir şekilde aynen çevrilmesini değil, tercüme edilen dildeki güncel konuşma diline uyarlanmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu açıdan bir tiyatro oyununun ve/veya bir sinema filmi senaryosunun tercümesinde, bir roman veya hikaye metni tercümesine nazaran daha fazla yerelleştirme ve uyarlama bulunması tabi bir durumdur. Yine bir tiyatro piyesinin çevirisi yapılırken varsa mevcut çevirilerin de incelenmesi ve önceki çevirilerden de yararlanılması tiyatro sanatına özgü öznel ve özel durum gereği tabi bir durum olacaktır. İntihal iddiası araştırılırken yukarıda açıklandığı üzere eser sahiplerinin Hususiyetleri dikkate alınarak eserler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler belirtilmeli, eserler arasında benzerlik varsa benzerliklerin neden kaynaklandığı ve ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği açıklanmalı, tespit edilen benzerliğin FSEK'nin 35. Maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı incelenmeli ve nihayetinde intihal yapılıp yapılmadığı hususu tüm deliller değerlendirilerek kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir.
Bu kapsamda bir çevirinin başka bir çeviriden intihal edildiği iddiasına ilişkin tazminatın hesaplanmasında; kullanılan kısımların intihal mi esinlenme mi olduğunun, intihal iddiasına konu bölüm veya kısımların başlı başına bir hususiyet içerip içermediğinin, kullanımların aynen mi kısmen mı yapıldığının ve intihal iddiasına konu olan bölümlerin tüm eserin tamamına oranla yüzde olarak hangi oranda intihal edilmiş olduğunun incelenerek tespit edilmesi talep edilecek tazminat miktarının tespiti açısından zorunludur. . Daha önce taraflar arasında davaya konu esere ilişkin görülerek Yargıtay ilamı ile kesinleşmiş olan dosyada; davacının tercüme eserinin davalılarca sahnelenen oyunda izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti amacıyla üç adet bilirkişi raporu alınmış olduğu görülmüştür. Bu raporlarda; asıl eserden tercüme edilmiş olan davacının eseri ile davalılarca sahnelenmiş olan tercüme eserin birbirine benzerliklerinin yanı sıra; davalılarca sahnelenen tercümenin asıl esere sadık kalarak tercüme edilmemiş olması da intihal olacağı ve davalının tercümesinin asıl esere sadık kalmamasının intihal iddiası yönünden düşündürücü olduğu ifade edilmiştir.
Davacı yalnız kendi tercümesi yönünden işleyen eser sahibi olarak hak sahibidir. Bu açıdan davalılarca sahnelenen tercümenin asıl esere sadık kalınarak yapılıp yapılmadığı hususu davacının intihal iddiası yönünden herhangi bir önem arz etmeyeceği gibi; davalılarca sahnelenen eserde davacının eserinin intihal edilmiş olduğuna gerekçe de olamayacağı açıktır. Ancak davalı tercümanın asıl eseri tercüme ederken eserin aslına sadık kalıp kalmaması hususu davalı ile asıl eser sahibi yönünden bir intihal husumeti olması durumunda değerlendirilmesi gereken bir husustur. Davalının asıl esere sadık kalıp kalmamasına ilişkin tespit ve değerlendirmelerin işleyen eser sahibi davacının tercüme eseri yönünden hak ihlali iddiasına yönelik bir değerlendirmeye esas olması mümkün değildir. Bu kapsamda davalının asıl esere sadık kalmaması durumunun aynı eseri tercüme eden davacıdan intihal edip etmediği yönünden bir öneminin bulunmayacağı hususu mahkememizce alınan rapor kapsamında beyan edilmiştir. Davaya konu uyuşmazlıkta; davacının intihal iddiasının tespitinde davalılarca sahnelenmiş olan oyunda davacının tercümesinin bire bir şekilde davacının tercüman olarak esere yansıttığı hususiyetinin alınarak bire bir kullanılması sureti ile geçirip geçirmemiş olduğu, benzeşmenin oranı, niteliği, çeviri yapılan dil ile çevrilen dilin özellikleri gereğince zorunlu olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak bir araştırma ve inceleme yapılarak intihal edilen kısımların davalılarca sahnelenen eserin tümünde yüzde olarak hangi orana denk geldiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Kesinleşen dava dosyasında alınan raporlarda mahkememizce atanan bilirkişi heyetince ilk raporda incelenmiş ve gerek ilk derece mahkemesi kararı ve Yargıtay ilamından; davacının tercümesi ile davalının tercümesinin farklılıklar içerdiği, metnin belli bölümlerinden intihal yapıldığı ve davalının davacının eserini kısmen intihal ettiğinin ifade edilerek intihalin hangi oranda yapılmış olduğunun ortaya konulmayarak kullanımın kısmen yapıldığı şeklinde belirsiz bir ifade ile hak ihlalinin oranı belirtilmeksizin yalnız kısmı kullanımın tespit edilmiş olduğu görülmüştür. Bu kapsamda; kesinleşen yargı kararı uyarınca davalıların sahnelediği tiyatro oyununda davacının tercüme eserinden kimi kısımların kısmen kullanıldığı ve bu yolla hak ihlali yapılmış olduğunun sabit olduğu tespit edilmiştir denilmektedir. Keza daha önce taraflar arasında görülmüş ve kesinleşmiş dava dosyası ise huzurdaki dava dosyası ile dayaya konu metinler ve dosyadaki belgeler incelendiğinde; davalılarca sahnelenen oyunda kısmen kullanılan yerlerin hangi bölümler olduğu, bu kısımların aynen mi yoksa farklı olarak mı kullanılmış olduğu, hangi kısımların esinlenme sınırını aşarak intihale vardığı ve davalılarca sahnelenen tiyatro oyununda davacının tercümesinden kısmen kullanılmış olan kısımların tüm esere oranın yüzde olarak hangi oranda olduğu hususlarında bilirkişi kurulunca denetlemeye ve sorgulamaya esas herhangi bir tespit yapılabilmesinin mümkün olamadığı bildirilmiştir. Özel tiyatrolarda sahnelenen oyunların tercümanlarına ödenen telif bedellerine ilişkin huzurdaki dava dosyasında kimi özel tiyatrolara müzekkere yazılmış ve davalılardan ... vekilinin 28/06/2021 tarihli cevap dilekçesi ekinde çeşitli tarihlerde çeşitli oyunlara ilişkin davacının da davaya konu eserin çeviri haklarını almış olduğunu iddia ettiği dava dışı ... Ltd. Şti. firması ile dava dışı ... arasında akdedilmiş birden çok sözleşme kopyasının dosyaya sunulmuş olduğu görülmüştür. Taraflar arasında daha önce görülmüş olan kesinleşen ilamda “... isimli eserin davacı tarafından yapılan çevirisinin davalılar tarafından sergilenen oyunda kısmen kullanıldığının tespitine” karar verilmiştir. Dosyada kesinleşen dava dosyasında alınan mübrez üç kişilik bilirkişi kök raporunda “Sonuç olarak Çeviri A ve Çeviri B arasındaki farklılıklar, tiyatro oyununun sergilenişi sürecindeki kısaltma ve yerelleştirmelere işaret ediyor.” denildiği görülmüştür. Anılan dosyadaki üç kişilik bilirkişi ek raporunda“İstenildiği takdirde, bu iki metindeki cümlelerin benzerlik yüzdesi belli yazılımlar kullanılarak tespit edilebilir, fakat bilirkişilerin manuel olarak bunu ölçüp bir yüzde belirtmesinin herhangi bir yolu yoktur zira belirtildiği gibi çeviri intihali söz konusu olduğunda, cümlelerin ve söz dizilerinin safi benzerliğinin yüzdesi, intihal tespiti için yeterli değerlidir. Çeviri A ve Çeviri B tıpatıp aynı cümleleri içerdiği gibi farklılıklar da içeriyor.” denildiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce atanan bilirkişilerce huzurdaki davada davalılarca sahnelenmiş olan ... isimli tercüme piyesin her bir temsilinin bilet veya satış hasılatı net satış hasılatı üzerinden çevirmene ödenecek olan bedelin %4 olarak kabul edilebileceği ve her ne kadar davalılarca sahnelenen eserde davacının eserinden kısman kullanılmış olduğu ifade edilen bölümlere ilişkin denetlemeye ve sorgulamaya esas bir tespitin heyetlerince yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmişse de, davalılarca yapılmış olan kısmı kullanımın tüm eserin %25 'ine denk geldiği varsayıldığında çevirmenin alacağı %4 üzerinden haksız kullanım oranı olarak varsayılan % 25 oranı dikkate alındığında; davacının işbu dava kapsamında alacağı tazminat bedelinin davaya konu eserin sahnelenmesinden elde edilmiş olan hasılat gelirinin %1 olarak kabul edilebileceği bildirilmiştir.
Son ek raporda intihal oranının tespit edilebilmesi için bilirkişi heyetlerine 1 adet İngilizce dilinde çeviri uzmanı ile 1 adet tiyatro metinleri alanında Uzman dramaturgun heyetilerinde görevlendirilmesini müteakip heyetlerinden yeni bir ek rapor tanzim edilmesinin intihal oranına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne yönelik faydalı olabileceğini bildirdikleri ancak mahkememizce belirlenen kesin sürede davacı yanın bilirkişi ücretini yatırmadığı gözetilmiş bu durumda kesinleşen mahkeme dosyasındaki ilam gerekçesi, kesinleşen dosyada alınan rapor ve Mahkememizce alınan kök ve ek raporlara göre ve toplanan delillere göre inceleme yapılarak tahkikat sonlandırılmıştır.
HMK 266 madde kapsamında FSEK Md. 70/3 kapsamında temin edilen kârın ne olduğunun “ticari defterlere dayalı olarak” tespit edilemediği, kök raporda anılan hasılat gelirinin 68.717,50 olduğu ancak ...ait 4500 TL tutarın kök raporda hesaplanmadığı, ilgili tutarın da eklenmesiyle toplanan mali kayıtlar ve ek bilirkişi raporu kapsamındaki bilgi ve belgeler ışığında 73.217,50 TL gelir elde edildiği anlaşılmıştır.
Ancak bu bedel intihal oranı tam olarak tespit edilmediğinden ve oyunun tüm gelirlerini içerdiğinden davacının hak ettiği tazminatın bu durumda BK hükümlerine göre takdir edilmesi gerekmiştir.
Zira her tazminat davasında göz önünde tutulması gereken borçlar kanunun amir hükümleri olup, bu kapsamda; TBK 50/2 maddesinde "Uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak , zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü ile TBK 51/1 maddesinde ; "Hakim, tazminatın kapsamı ve ödeme biçimini, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümleri düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukukî ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Buradaki amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Dolayısıyla hükmedilecek tazminatta eser sahibinin adalet ve hakkaniyete aykırı olarak çok oransız şekilde mağdur edilmemesi buna karşın zarar verenin sebepsiz zenginleşmesi ve mükafatlandırılmaması gözetilecektir. Borçlar Kanununun 43. Maddesiyle "Hakimin hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın biçimini ve şumulünün derecesini tayin edeceği" öngörülmüştür. Maddede "tayin eder" ibaresi kullanıldığından, bu değerlendirmenin hakim için bir zorunluluk olduğu sonucu çıkmaktadır. Söz konusu hüküm, Borçlar Kanununun genel hükümleri arasında yer aldığından, tüm tazminat talepli davaların tamamında uygulanır. Dolayısıyla da belirtilen hüküm nedeniyle talep edilen tazminatın makul olup olmadığı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı veya keyfi olup olmadığının hakim tarafından kontrol edilmesi gereklidir.
Öte yandan bilirkişilerce bir bedel belirlenmiş ise bu belirlenen bedelin hakkaniyete uygun olup olmadığı cihetinin hakim tarafından kontrol edilmesi gerektiği bilinmelidir, çünkü kanunun kesin tanıdığı hakların dahi kötüye kullanılmasının korunmayacağı esasını kabul eden bir hukuk sisteminde takdir hakkının mahkemece kontrol edilmeyeceğinin asla iddia edilemeyeceği bilinmelidir.
Toplanan deliller kapsamına göre; oyunun sergilendiği yıl ve tarihler, ihlal sayısı, ilgili döneme ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile mali kayıtlarından davaya konu tiyatro oyununun sahnelendiği dönemdeki dava konusu tiyatro oyunun bilet hasılat gelirinin toplam 73.217,50 TL olarak tespit edildiği, Davaya konu yazar...'e ait İngilizce dilindeki orijinal adı ... isimli olan tiyatro oyunun FSEK md. 2/1 kapsamında ilim edebiyat eseri olduğu, anılan eserin davacı ... tarafından ... adı ile Türkçe diline tercüme edilmiş olan metninin FSEK md. 6/1 kapsamında tercüme (işleme eser) olduğu ve asıl eser sahibi ...ile işleyen eser sahibi tercüman ...'nın anılan tercüme niteliğindeki işleme eserin birlikte eser sahibi olduğu, davacının işleme eser niteliğindeki tercümesi üzerindeki haklarını başka üçüncü kişilere karşı koruma hakkına sahip olduğu, dolayısıyla mali hakları kullanma ehliyetine sahip olduğu, aktif dava ehliyetinin bulunduğu kesinleşen ilam uyarınca davalıların sahnelediği tiyatro oyununda davacının tercüme eserinden kimi kısımların kısmen kullanıldığı ve bu yolla hak ihlali yapılmış olduğunun sabit olduğu, davacının 10 yılık süre dolmadan dava açtığından zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, Davaya konu işleme eserin bütün değil bir bölüm olarak kısmen kullanıldığı yönündeki kesinleşmiş olan yargı kararı dikkate alındığında; davalılarca sahnelenen eserde davacının tercümesinde kısmen kullanıldığı ifade edilen bölümlerin kesin bir oran belirlenmesi mümkün olamamakla birlikte davacının işbu dava kapsamında alacağı tazminat bedelinin davaya konu eserin sahnelenmesinden elde edilmiş olan hasılat gelirinin %1'ine hak kazanacağı, davacının kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmadığından daha çoğuna hak kazandığını ispat edemediği, BK hükümlerine göre en alt sınır olan %1 oranının hakkaniyete uygun olduğu, mali bilirkişi tarafından yapılmış olan incelemede davalılarca sahnelenmiş davaya konu tiyatro oyununun toplam bilet hasılatı gelirinin 73.217,50 TL olduğu ve bu bedelin %1 oranına denk gelen bedelin işbu davada maddi tazminat bedeli olarak belirlenebileceği gözetilmiş BK hükümlerine, işlenme eserin niteliği, davalılarca kullanıldığı yer ve süreye göre ; ihlal tarihleri olan 4.3.2010-29.5.2011 tarihleri arasında davalıların elde ettikleri kar kapsamında davanın kısmen kabulü ile FSEK 70/3. maddeye ve BK hükümlerine göre hesaplanan 732.18 TL'nin 4.3.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi ile fsek 68. Maddesinin uygulama şartları bulunmadığından bu maddeye dayalı tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı yan manevi tazminat da talep etmiş olup, eserin umuma arzı yönünde davacıdan kullanılacak yer ve zaman için izin alındığı ispat edilmediğinden tarafların mali kayıtları kapsamında dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, eylemin işleniş şekli gözetilerek takdiren FSEK 70/1 madde kapsamında her bir davalıdan ayrı ayrı tahsil edilmek üzere 2500- ‘er TL manevi tazminatın 4.3.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı tahsiline,(Toplamda her 3 davalı yönünden kabul edilen miktar 7500 TL=(2500+2500+2500 ) )manevi tazminatta fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
1-Dava açıldığı tarih itibarıyla oyunun sahnelendiği yönünde dosyada delil bulunmadığından Tecavüzün Ref’i isteminin ve ihtiyati tedbir isteminin reddine,
2-En son ihlal tarihi delil durumuna göre 29.5.2011 tarihi gözetildiğinde davanın 10 yıllık süre içinde açıldığı (17.5.2021) gözetilerek ihlal tarihleri olan 4.3.2010-29.5.2011 tarihleri arasında davalıların elde ettikleri kar kapsamında davanın kısmen kabulü ile FSEK 70/3. maddeye ve BK hükümlerine göre hesaplanan 732.18 TL nın 4.3.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi ile fsek 68. Maddesinin uygulama şartları bulunmadığından bu maddeye dayalı tazminat istemlerinin reddine,
3-Takdiren FSEK 70/1 madde kapsamında her bir davalıdan ayrı ayrı tahsil edilmek üzere 2500- ‘er TL manevi tazminatın 4.3.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı tahsiline,(Toplamda her 3 davalı yönünden kabul edilen miktar 7500 TL=(2500+2500+2500 ) )manevi tazminatta fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-562,34 TL ilam harcının, 59,30 TL peşin harçtan ve 965,30 TL tamamlama harcından mahsubu artan 462,26 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç, tamamlama harcından tahsil edilen 503,04 TL harç olmak üzere toplam 562,34 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 732.18 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 7.500 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen toplam maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 7.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Tecavüzün Ref’i istemini talebinin reddi yönünden , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
11-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 59,30 TL başvuru harcı, 5.250 TL bilirkişi ücreti, 824,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 6.133,80 TL yargılama giderinin taktiren 1/3 'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davalı ... tarafın yargılama giderlerinden olan 200 TL tebligat ve müzekkere masrafının taktiren 2/3' ünün davacıdan alınarak davalı ... 'e verilmesine,
13-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi.
19/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!