WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

İSTANBUL 1. FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/118 Esas
KARAR NO : 2024/220

DAVA : Patent ( Patent hakkının tespiti ve patentin devri )
DAVA TARİHİ : 10/03/2020
KARAR TARİHİ : 19/09/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Patent ( Patent hakkının tespiti ve patentin devri ) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın ... Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim üyesi ve bölüm başkanı olup, doğal kaynaklı ilaçları inceleyen farmokognozi alanında AR-GE faaliyetlerini yürüttüğünü, Bünyesinde çalışmalarını yürüttüğü ... Üniversitesi Geliştirme Vakfına Bağlı ... A.Ş. ile davalı ...'in tek pay sahibi olduğu dava dışı ... LTD. ŞTİ'nin sahibi olduğu ve aynı zamanda ...'in tek yöneticisi olduğu davalı ... Şirketi arasında 16.03.2013 tarihinde "..." akdedildiğini, davacı ve ekibince halk arasında böbrek taşlarının düşürülmesinde kullanılan "gilaburu (....) meyvelerinden, dal kabuklarından ve yapraklarından ilaç sanayisinde değerlendirilmek üzere "..." hazırlanması isimli proje uyarınca AR-GE çalışmaları yürütüldüğünü, Bu çalışmalar neticesinde "..." adlı, içerikleri farklı üç adet buluşun davacı tarafından bulunduğunu ve geliştirildiğini, 16.03.2013 tarihli "... AR-GE Çalışması İş Sözleşmesinin 9. Maddesinde "Sözleşme kapsamında yürütülecek AR-GE faaliyetleri sırasında veya sonucunda patent veya diğer fikri mülkiyet hakları kapsamında korunabilecek buluşlar ortaya çıktığında, tüm hakların eşit paylarda sadece ihbar olunan ... A.Ş. ve Sözleşmede gösterilen Araştırmacılara ait olduğu düzenlenmesine yer verildiğini, anılan Sözleşmenin "Araştırmacılar" başlıklı 3.1 inci maddesinde "araştırmacı" tanımıyla kastedilenin davacı olduğunun açıkça belli olduğunu, Davalı ... ve davalı ...in kötü niyetli olarak Türkpatent'e ..., ... ve ... nolu, 01.11.2013 başvuru tarihli patent başvurularında bulunduğunu, davacıya ait hakları kötü niyetli olarak gasp ettiklerini, buluşlar bakımından gerçek hak sahibinin davacı ile ihbar olunan ... A.Ş. olduğunun tespitini; hak sahipliğinin değiştirilerek Patent Siciline kaydedilmesine ve açılan davanın ... A.Ş.'ye ihbar olunmasını talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu buluşlara patent alınması için Türk Patent Enstitüsü'ne patent başvurularında bulunduklarını, başvuru öncesinde dava dışı ... A.Ş. ile ... arasında 16.03.2013 tarihinde "Bitkisel Ürünlerin Geliştirilmesi AR-GE çalışması İş Sözleşmesinin" imzalandığını, bu sözleşmeye göre AR-GE çalışmasını davacının yapacağını, Davacı tarafından yapılan AR-GE çalışmaları sonucunda bulunan buluşların 551 sayılı KHK 17. maddesi hükmü kapsamında hizmet buluşu olduğu, hizmet buluşlarında patent başvurusunda bulunma hakkının işverene (Davalı ...'a) ait olduğunu, davacının 16.10.2013 tarihli Sözleşme kapsamında kendileri için işçi statüsünde olduğunu, bu nedenle de davacının yapmış olduğu buluşların işveren statüsündeki davalıya ait olduğunu, müvekkili tarafından davaya konu buluş için 60.000 TL. ödendiğini, Müvekkilinin bir AR-GE çalışması için davacı ile çalıştığını ve karşılığında bir ücret ödemesinde bulunduğunu, bedelini ödediği bir buluşun patent hakkının davacıya verilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, patent alma işlemlerinin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalıların ..., ..., ... nolu patent başvurularının kötü niyetli olduğu, gerçek hak sahipliğinin davacı ile ihbar olunun ... olup, müşterek hak sahipliği tanınması suretiyle patentin gerçek hak sahibi olan davacıya devrine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...,... tarafından düzenlenen 08.10.2021 Tarihli bilirkişi Raporunda; Davaya konu buluşların ortaya çıkmasına sebep 16/07/2013 tarihinde imzalanan sözleşmedeki taraflar ... A.Ş. ile... firması olduğu, yine bu sözleşme kapsamındaki Ar-Ge çalışmalarının ... A.Ş. adına davacı Prof Dr. ...’ın yapacağının Sözleşmenin 3. maddesinde açıkça belirtildiği; davacı Prof Dr. ..., ... adına Sözleşme gereği çalışmalarını yürütmüş ... Üniversitesi’nde görevli öğretim üyesi olduğu; Sözleşme kapsamının, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasasının belirlediği Sözleşmenin 2.11 maddesine göre araştırmacı olarak teknoloji geliştirme bölgesinde yer alan faaliyetlerde hizmetine ihtiyaç duyulan üniversitelerde çalışan konusunda uzman akademik personel olarak tanımlandığı; bu nedenle 551 sayılı KHK’da bahsi geçen hizmet ilişkisinin davacı araştırmacı Prof Dr. ... ile ... Üniversitesi arasında bulunduğunu, ancak davacı ile davalı ... firması arasında ilişkinin hizmet ilişkisi olmadığı kanaatinin oluştuğu; ayrıca ... firması ile ... A.Ş arasında imzalanan anlaşmanın işçi-işveren sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, ... A.Ş. başlı başına bir anonim şirket olduğu ve... ile imzalanan anlaşmada açıkça TARAF olarak sözleşmenin 1. maddesinde belirtildiği, bunlara bağlı olarak sözleşme kapsamında ortaya çıkan buluşların hizmet buluşu kategorisinde değerlendirilemeyeceği , ... A.Ş. ile ... arasındaki Sözleşmenin 9.maddesinde Ar-Ge çalışmaları sonucunda patent veya diğer fikri mülkiyet hakları kapsamında korunabilecek buluşlar ortaya çıktığı takdirde, tüm hakların eşit paylarda sadece ... ile araştırmacı(lara) ait olacağının belirtildiği; Sözleşmenin 3. maddesine göre tek araştırmacı davacı Prof Dr. ... olduğunun belirtildiği, bu nedenle burada fikri mülkiyet hakları üzerinde eşit paydaki hak sahiplerinin sadece ... ile Prof Dr. ... olduğu, Davalı tarafın buluşlar için 60.000 TL ödediğini miktarın Ar-Ge çalışmalarının bedeli olarak göründüğü, Sözleşmede Ar-Ge çalışması sonucunda ortaya bir buluş çıkması durumunda fikri mülkiyet hakları için 60.000 TL ödeneceğine dair bir ibarenin bulunmadığı, dosya kapsamında buluş veya patent üzerindeki hakların devri için ödeme yapıldığına dair herhangi bir delile rastlanmadığı, Davalı yanın Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkan buluş için 60.000 TL ödediğini, 551 sayılı KHK uyarınca buluşu yapan işçinin adının buluşçu olarak belirtilmesi gerekliliğine binaen davacı ...’ın ismini buluşçu olarak gösterildiğini ve hatta söz konusu buluşların karşılığında davacı ...’a ticaret ortaklığı yaptığı ... firmasından kendisine hisse devir ettiklerini belirtiyor olsa da bahsi geçen sözleşmenin... ile ... A.Ş. arasında imzalandığını, davacının ...’den hisse devir aldığını gösteren resmi belgede "bu devri söz konusu buluşlar karşılığında aldığına" dair hiçbir ibare yer almadığını, Sözleşmede ortaya buluş çıktığı takdirde fikri mülkiyet haklarının eşit payda olacak şekilde ... ve ...’a ait olacağı belirtilmesi nedeniyle, ...’nin buluş karşılığında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini sadece ...’ın buluşçu olarak gösterilmesi ile gerçekleştirmesinin mümkün görünmediğini; Ortak hak sahibi olduğu kanaatine varılan ... A.Ş.’nin bu hususta adı anılmadığı gibi bu buluşlar üzerindeki haklarından feragat ettiğini gösteren bir belgenin de bulunmadığını; eğer ki bu buluşların karşılığı olarak bir ödeme yapılması ve/veya ... firmasından hisse devri söz konusu ise de bu bahsi geçen haklardan davacı ... ile eşit olacak şekilde ... A.Ş.’nin de hakkı olması gerektiği kanaatine varıldığını, Tüm Dosya kapsamı ve Türkpatent kayıtlarında yapılan incelemeler ve tespitler doğrultusundaki değerlendirmeler ışığında, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davalı ... firması ile ... A.Ş. arasından imzalanan sözleşme gereğince, dava konusu buluşlara ilişkin patent başvuruları üzerinde eşit paylarda olacak şekilde davacı ... ile ... A.Ş. hak sahibi olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişiler 12.09.2022 tarihli ..., ..., ... tarafından düzenlenen ek Bilirkişi Raporunda özetle; kök rapordaki tespitlerin aynen geçerli olduğunu, görüşlerini değiştirecek bir durumun bulunmadığını, Davacı yanın patentlerden/patentlerin süreçlerinden haberdar olması, bu zamana kadar patent hak sahipliğine yönelik herhangi bir girişimde bulunmaması, sessiz kalması patentler üzerindeki gerçek hak sahipliğini engeller bir husus oluşturmadığı; buluşu yapan kişi patent sahibinin KHK 551 Md. 11’e göre patent isteme hakkına sahip bulunmadığını ileri sürebileceğini; KHK 551 Md. 12 uyarınca, patent isteme hakkının gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi, başvuru sahibinin hak sahipliğine karşı dava açabileceğini, Dava dosyasına davalı yan tarafından sunulan e-postalar patentlerin tescil aşamasındaki işlemlerin davacı ...’ın bilgisi dahilinde yürüdüğünü gösterdiğini; ancak bu e-postalarda ...’ın patent hak sahipliği hakkından feragat ettiğini gösteren açık bir ifadeye rastlanmadığını, Dolayısıyla, rapora itirazlar ve sunulan ek bilgi ve belgeler incelendiğinde, 08.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yer alan değerlendirmelerinin seyrini değiştirecek bir hususun bulunmadığını; davalı yanın patentlere konu buluşlar bulunduğunda davacıya ...’den hisse teklif edildiğini ve bu sebeple patent haklarının ...’ye verildiği iddiasında bulunulduğu ancak patent haklarının devredildiğini ispatlayan herhangi bir delile dava dosyası kapsamında yapılan incelemede rastlanılmadığını; bu nedenle 08.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki değerlendirmelerin geçerliliğini koruduğunu Buna göre özetle; dava dosyasında bulunan deliller ışığında davaya konu patent başvurularının ... A.Ş ile ... firması arasında imzalanan sözleşme sonrasında ve ilgili sözleşme süresi olan 1 yıl içerisinde yapılması, söz konusu tüm patentlerde buluşçu olarak ...’ın gösterilmesi ve de davacı ...’ın davaya konu patentlerin esaslı unsuru olan ... bitkisiyle ilgili çalışmalarının söz konusu patentlerin başvuru tarihlerinden çok daha önceye uzanıyor olması, sözleşme kapsamı ile patentlere konu buluşların uyumlu olması şeklindeki sebeplere bağlı olarak davaya konu patentlerin ... A.Ş ile ... firması arasında imzalanan sözleşmeye istinaden ortaya çıktığını ve 16.07.2013 tarihli bu sözleşmenin 9.maddesine göre Ar-Ge çalışmaları sonucunda patent veya diğer fikri mülkiyet hakları kapsamında korunabilecek buluşlar ortaya çıktığı taktirde tüm hakların eşit paylarda sadece ... ile araştırmacı(lara) ait olacağı belirtilmiş olması nedeniyle ve sözleşmenin 3.maddesine göre tek araştırmacının ... olmasına bağlı olarak burada belirtilen fikri mülkiyet hakları üzerinde hak sahiplerinin sadece ... ile ... olduğunu bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 20.1.2023 tarihli raporda; Davalı ile ihtarda bulunulacak ... A.Ş. firması arasında imzalanan Sözleşme sonrasında yapılan araştırma inceleme sonrasında ortaya çıkan buluşların Mülga 551 sayılı KHK hükümlerine göre hizmet buluşu olmadığı, Sözleşmenin 3.1 maddesi kapsamında yapılan araştırma ve geliştirme işlemlerinde sonrasında ortaya çıkan buluşların davacı tarafından yapıldığı, bu buluşların gerçek buluş sahibinin davacı olduğu, Sözleşmenin 9. maddesi hükmü uyarınca yapılan araştırma inceleme sonrasında ortaya çıkan buluşlara patent başvurusunda (..., ...ve ...) bulunma hakkının ... A.Ş. ve sözleşmede araştırmacı olarak belirtilen davacı ...'a ait olduğu, Davalı ...'ın davaya konu bu buluşlara patent başvurusunda bulunma hakkına sahip olmadığı, dava dosyasında bulunan bilgi ve delilere göre bu hakkın kendisine ait olduğunu ispat edemediğini, Davalının patent başvurularında bulunulması ve alınma işlemleri sırasında davacı ...'ın patent başvurusunun işlemlerinin takip eden Patent Vekil ... tarafından haberdar edildiği, bu süreçte davalı ...'a karşı tescil kararının alındığı tarihten itibaren 2 yıl içinde herhangi bir itirazda bulunarak patent hakkının kendisine ait olması gerektiğine dair gasp davasının açılmadığı görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve .. tarafından düzenlenen 26.4.2024 tarihli ek raporlarında ise ; Gasp davasının yayından itibaren 2 yıl içinde açıldığını, dava açma süresine ilişkin olarak ek rapordaki tespitlerinde heyetçe düzeltme yaptıklarını, ortaya çıkan buluşların Mülga 551 sayılı KHK hükümlerine göre hizmet buluşu olmadığı, Sözleşmenin 3.1 maddesi kapsamında yapılan araştırma ve geliştirme işlemlerinde sonrasında ortaya çıkan buluşların davacı tarafından yapıldığı, bu buluşların gerçek buluş sahibinin davacı olduğu, Sözleşmenin 9. maddesi hükmü uyarınca yapılan araştırma inceleme sonrasında ortaya çıkan buluşlara patent başvurusunda (..., ... ve ...) bulunma hakkının ... A.Ş. ve sözleşmede araştırmacı olarak belirtilen davacı ya ait olduğu, Davalı ...'ın davaya konu bu buluşlara patent başvurusunda bulunma hakkına sahip olmadığını bildirmişlerdir.
DAVANIN SÜRESİ İÇİNDE AÇILMADIĞI SAVUNMASININ İNCELENMESİ
Türk Patent ve Marka Kurumundan patent tescil dosyaları celp edilmiştir.
... Nolu İncelemeli Patent Başvurusunun incelenmesinde ; Davalı ...ŞİRKETİ ve ... tarafından "Viburnum opulus standardize dal kabukları ekstresinin ve farmasötik ürünlerinin hazırlanması" Başlıklı buluş için 01.11.2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne incelemesiz patent başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 21.11.2014 tarihinde yayına çıktığı, 21.1.2019 tarihinden itibaren ise incelemesiz patent tescil belgesinin 7 yıl süre ile verildiği anlaşılmıştır. başvuru dosyasında buluşu yapının Davacı ... olduğunun belirtilmiştir.
TPMK tarafından gönderilen yazı ekinde patent vekili ...’a 24.6.2022 tarihli kurum yazısı gönderilmiş ve Her yıl düzenli olarak ödenmesi gereken yıllık koruma ücretlerinin 2021 yılına kadar ödendiği, ancak 2021 yılı ücretinin süresi içinde ödenmediğinden geçersiz kılındığı patent başvurusunun tekrardan işleme alınabilmesi için 24.06.2022 tarihli bildirimden itibaren 2 aylık süre içinde telafi ücreti ile birlikte ödenmesi için bildirimde bulunulduğu, yıllık ücretin ödenmemesi nedeniyle patentin sahipleri adına geçerliğini yitirdiği, ancak davanın açıldığı 10.03.2020 tarihinde geçerliliği devam eden bir patent olduğu anlaşılmıştır.
... Nolu İncelemeli Patent Başvurusunun incelenmesinde; Davalı ... ŞİRKETİ ve ... tarafından "... yaprak ekstresinin ve farmasötik ürünlerinin hazırlanması" Başlıklı buluş için 01.11.2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne incelemesiz patent başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 22.12.2014 tarihinde yayına çıktığı, 21.12.2018 tarihinden itibaren ise incelemesiz patent tescil belgesinin 7 yıl süre ile verildiği anlaşılmıştır. başvuru dosyasında buluşu yapının Davacı ... olduğunun belirtilmiştir.
TPMK tarafından gönderilen yazı ekinde patent vekili ...’a 24.6.2022 tarihli kurum yazısı gönderilmiş ve Her yıl düzenli olarak ödenmesi gereken yıllık koruma ücretlerinin 2021 yılına kadar ödendiği, ancak 2021 yılı ücretinin süresi içinde ödenmediğinden geçersiz kılındığı patent başvurusunun tekrardan işleme alınabilmesi için 24.06.2022 tarihli bildirimden itibaren 2 aylık süre içinde telafi ücreti ile birlikte ödenmesi için bildirimde bulunulduğu, yıllık ücretin ödenmemesi nedeniyle patentin sahipleri adına geçerliğini yitirdiği, ancak davanın açıldığı 10.03.2020 tarihinde geçerliliği devam eden bir patent olduğu anlaşılmıştır.
... Nolu İncelemeli Patent Başvurusunun incelenmesinde;
Davalı ... ŞİRKETİ ve ... tarafından "..." Başlıklı buluş için 01.11.2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne incelemesiz patent başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 23.2.2015 tarihinde yayına çıktığı, 22.10.2018 tarihinden itibaren ise incelemesiz patent tescil belgesinin 7 yıl süre ile verildiği anlaşılmıştır. başvuru dosyasında buluşu yapının Davacı ... olduğunun belirtilmiştir.
TPMK tarafından gönderilen yazı ekinde patent vekili ...’a 24.6.2022 tarihli kurum yazısı gönderilmiş ve Her yıl düzenli olarak ödenmesi gereken yıllık koruma ücretlerinin 2021 yılın kadar ödendiği, ancak 2021 yılı ücretinin süresi içinde ödenmediğinden geçersiz kılındığı patent başvurusunun tekrardan işleme alınabilmesi için 24.06.2022 tarihli bildirimden itibaren 2 aylık süre içinde telafi ücreti ile birlikte ödenmesi için bildirimde bulunulduğu, yıllık ücretin ödenmemesi nedeniyle patentin sahipleri adına geçerliğini yitirdiği, ancak davanın açıldığı 10.03.2020 tarihinde geçerliliği devam eden bir patent olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından ..., ... ve ... nolu patent başvurularında bulunulurken, davacının da bilgilendirildiğine dair Whatsap yazışmaları ve mailleri sunmuş ve davacının davasını süresinde açmadığı ileri sürülmüştür.
551 Sayılı KHK’nin 61/11. fıkrası uyarınca başvuru hakkında kesin karar verilirken yapılacak değerlendirmede başvuru sahibinin görüşleri ve varsa başvurudaki değişikliklerin Enstitüce incelenmesi ve dava konusu başvurunun 551 Sayılı KHK’nin 7 ila 10. maddeleri uyarınca patentlenebilir olup olmadığına ilişkin inceleme ofislerinden gelen görüşler ve başvuran tarafça ileri sürülen karşı görüşler üzerinde değerlendirme yapılarak gerektiğinde patent başvurusunun kabulü ya da reddi konusunda en son nihai takdir hakkı TPMK ‘na aittir. Dolayısıyla davacının süreçte buluşçu olduğunu bilmesi yani gerçek hak sahibi olması nedeniyle süreçde buluşları tescile bağlanmadığı yada bir itiraz olduğu takdirde kendisine başvurulacak olması da tabidir. Ancak davacının süreçde her konuda bilgilendirildiği yönünde delil sunulmadığı gibi davacının buluşçu olduğu bilindiği ve kurum nezdinde de bu yönde davalılarca beyanda bulunduğu halde davacının patent haklarından feragat ettiği yönünde delil sunulmamıştır öte yandan davacının dava açma hakkı bulunmadığının ileri sürülmesi MK 2. Madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Dava süresinin de bu nedenle patent tescil belge düzenleme tarihinden itibaren hesaplanması hakkaniyet gereğidir.
Dolayısıyla ... Sayılı Patentin Tecil Tarihi 21.01.2019,... Sayılı Patentin Tescil Tarihi 21.12.2018 , ... Sayılı Patentin Tescil Tarihi İse 22.10.2018 Olması ve davanın da 10.03.2020 Tarihinde açılmış olması nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunması yerinde görülmemiş ve davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.( Bilindiği üzere 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "..." başlıklı 13'üncü maddesinin 3üncü fıkrası; "Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen talep ve dava hakları patentin ilanı tarihinden itibaren iki yıl içinde ve kötü niyet halinde, patentin koruma süresinin bitimine kadar kullanılabilir" biçiminde düzenleme altına alınmış olup talep ve dava hakkının patentin ilan tarihinden itibaren iki yıl içerisinde ve kötü niyet halinde ise patent koruma süresi içerisinde ileri sürülebileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasında bulunan taraf iddia ve savunmaları, taraflarca sunulan tüm belgeler, 13.4.2021 tarihli celsede dinlenen tanık ...’ün beyanı, Türk Patent ve Marka Kurumundan celp edilen patent tescil dosyaları, dava dosyasında bulunan bilirkişi raporları HMK 266 madde kapsamında incelendiğinde;
Davaya konu buluşların ortaya çıkması için 16/07/2013 tarihinde ihbar olunan ... A.Ş. ile ... firması arasında bir sözleşme imzalanmıştır. Yine bu sözleşme kapsamındaki Ar-Ge çalışmalarının ... A.Ş. adına davacı Prof Dr. ... tarafından yapılacağı hususu Sözleşmenin 3. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Patent başvurularının yapıldığı tarihte (2013) henüz yürürlükte olması sebebiyle değerlendirme esasına dayanan 551 sayılı KHK Madde 16 hükümlerine göre işçi “bir özel hukuk sözleşmesi veya benzeri bir hukuk İlişkisi gereği, başkasının hizmetinde olan ve bu hizmet ilişkisini işverenin gösterdiği belli bir işle ilgili olarak kişisel bir bağımlılık içinde ona karşı yerine getirmekle yükümlü olan kişi” olarak tanımlanmıştır.Ancak davacı Prof Dr. ... ... adına çalışmalarını yürütmüş ... Üniversitesi'nde akademisyen olarak görevli olup, davalının işçisi yada hizmetli çalışanı değildir. Dolayısıyla 551 sayılı KHK'da bahsi geçen hizmet ilişkisinin davacı araştırmacı Prof Dr. ... ile ... Üniversitesi arasında bulunduğu, ancak davacı ile davalı ... firması arasında ilişkinin hizmet ilişkisi olmadığı sabittir. Ayrıca ... firması ile ... A.Ş arasında imzalanan anlaşma da işçi-işveren sözleşmesi olarak nitelendirilemez zira ... A.Ş. başlı başına bir anonim şirkettir ve ... ile imzalanan anlaşmada açıkça taraf olarak sözleşmenin 1. Maddesinde belirtilmiştir.
... A.Ş. ile ... arasındaki sözleşmenin 9.maddesinde Ar-Ge çalışmaları sonucunda patent veya diğer fikri mülkiyet hakları kapsamında korunabilecek buluşlar ortaya çıktığı takdirde, tüm hakların eşit paylarda sadece ... ile araştırmacılara ait olacağı da belirlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesine göre tek araştırmacı davacıdır.Bu nedenle burada sınai mülkiyet hakları üzerinde eşit paydaki hak sahipleri sadece ... ile Prof Dr. ...'dır. Hükme esas alınan bilirkişi raporların da detaylı olarak belirlendiği üzere ... ile davacı ... arasında bir işçi-işveren bağı bulunmadığından Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkan buluşların hizmet buluşu olarak nitelendirilemeyeceği, bu buluşlardan doğan patentler üzerindeki hak sahipliğinin davalılar olmadığı , davacı ve ... olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf buluşlar için 60.000 TL ödendiğini ileri sürmüştür. Ancak bu bedel arge bedelidir. Zira Sözleşmenin 5.Maddesine göre Ar-Ge çalışması için 12 ay boyunca her ay 5.000 TL ödeneceği ve çalışmanın toplam bedeli KDV dahil 60.000 TL olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı yanın ödediği 60.000 TL sözleşmede açıkça belirtilen Ar-Ge çalışmalarının bedeli olduğundan patent hakkının bedeli olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca sözleşmede Ar-Ge çalışması sonucunda ortaya bir buluş çıkması durumunda sınai mülkiyet hakları için 60.000 TL ödeneceğine dair bir ibare bulunmamaktadır . Keza patent haklarının devri için ödeme yapıldığına dair herhangi bir delilde sunulmamıştır.
Ancak davalı ise Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkan buluş için 60.000 TL ödediklerini,551 sayılı KHK uyarınca buluşu yapan işçinin adının buluşçu olarak belirtilmesi gerekliliğine binaen davacı ...'ın ismini buluşçu olarak gösterdiklerini ve hatta söz konusu buluşların karşılığında davacı ...'a ticaret ortaklığı yaptığı ... firmasından kendisine hisse devir ettikleri savunulmuş ise de; bahsi geçen sözleşme ... ile ... A.Ş. arasında imzalanmıştır, sözü edilen 60.000 TL yapılan Ar-Ge çalışmalarının karşılığı olarak ... A.Ş. ... Bankası, ... Şubesi... numaralı vadesiz mevduat hesabına yatırılmıştır, davacının ...'den hisse devir aldığını gösteren resmi belgede bu devri söz konusu buluşlar karşılığında aldığına dair hiçbir ibare yer almamaktadır ve sözleşmede ortaya buluş çıktığı takdirde sınai mülkiyet haklarının eşit payda olacak şekilde ... ve ...'a ait olacağı belirtilmesi nedeniyle, ...'nin buluş karşılığında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunması ispat edilemediğinden yerinde görülmemiştir. Zira davalı sadece buluşçu olarak kurum nezdindeki işlemlerde davacıyı Buluşçu olarak göstermiş,... A.Ş.'nin bu hususta adı anılmadığı gibi sözleşme hükümlerinin açıklığı keza bu buluşlar üzerindeki haklarından gerek davacının gerek ihbar olunanın feragat ettiğini gösteren delil de sunulmadığından davalı savunmalarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki ... firmasından hisse devri söz konusu olması durumunda dahi bu durumun haklardan feragate ilişkin olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla sözleşmenin açık hükmüne göre davacı ... ile ... A.Ş.'nin buluş üzerinde eşit şekilde hak sahibi olması gerektiği , dolayısıyla davalıların mali hakların usulünce devir alındığına ilişkin olarak da sübuta etki eden delil ikame edemedikleri, savunmalarını ispat edemedikleri, dolayısıyla davacının açtığı davada haklı olduğu ve davalının M.K 2. Mad. Aykırı olarak kötü niyetli olarak patent tescilini sağladığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili patent koruma sürelerinin dava sonuna kadar uzatılmasına, yenileme ücretinin ise kuruma ödenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişse de; bu talep niteliği itibarıyla idari bir işlem niteliğinde olduğundan, yenileme ücretinin mahkemece bilinmesi mümkün bulunmadığı gibi, esasen davacının kurum kayıtlarında buluşçu olarak yer alması nedeniyle ,idari bir konuda kuruma başvuru yapılarak , kurum tarafından her zaman bir karar alabileceği gözetilerek kısa hükümde Devri talep edilen patentlerin ise yargılama sırasında TPMK’nun 24.2.2024 tarihli cevabi yazıları kapsamına göre yıllık ücretleri ödenmediğinden sahipleri adına geçerliliğini yitirdiği bildirildiğinden patentin devri talebi konusuz kaldığından bu nedenle esas ile ilgili olarak bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ancak davacının SMK 111. Madde vd uyarınca kurum nezdinde işlem yapabileceği bilinmekle, karar kesinleştiğinde karardan bir suretin SMK 111/4 madde gereğince Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Toplanan deliller, 16/07/2013 tarihinde ihbar olunan ... A.Ş. ile ... firması arasında düzenlenen sözleşme hükümleri, 13.4.2021 tarihli celsede dinlenen tanık Mehmet Yürük’ün beyanı, Türk Patent ve Marka Kurumundan celp edilen patent tescil dosyaları , HMK 266 madde kapsamında hükme esas alınan 1. Ve 2. Bilirkişi heyet raporları ve 2. Heyetin ek raporları denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan mahkememizce hükme esas alınmış ve toplanan delillere göre; Dava konusu Patentlerin(...) buluş sahibinin davacı ... olduğunun, ... ile imzalanan sözleşme uyarınca dava konusu patent için başvuru yapma hakkının ... ile davacı ...’a ait olduğunun ve müşterek hak sahiplerinin ... ile davacı olduğunun tespitine,Devri talep edilen patentlerin yargılama sırasında TPMK’nun 24.2.2024 tarihli cevabi yazıları kapsamına göre yıllık ücretleri ödenmediğinden sahipleri adına geçerliliğini yitirdiği bildirildiğinden patentin devri talebi konusuz kaldığından ESAS İLE İLGİLİ OLARAK KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ancak davacının SMK 111. Madde vd uyarınca kurum nezdinde işlem yapabileceğine, karar kesinleştiğinde karardan bir suretin SMK 111/4 madde gereğince Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Dava konusu Patentlerin(...) buluş sahibinin davacı ... olduğunun, ... ile imzalanan sözleşme uyarınca dava konusu patent için başvuru yapma hakkının ... ile davacı ...’a ait olduğunun ve müşterek hak sahiplerinin ... ile davacı olduğunun tespitine,
2-Devri talep edilen patentlerin yargılama sırasında TPMK’nun 24.2.2024 tarihli cevabi yazıları kapsamına göre yıllık ücretleri ödenmediğinden sahipleri adına geçerliliğini yitirdiği bildirildiğinden patentin devri talebi konusuz kaldığından ESAS İLE İLGİLİ OLARAK KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ancak davacının SMK 111. Madde vd uyarınca kurum nezdinde işlem yapabileceğine, karar kesinleştiğinde karardan bir suretin SMK 111/4 madde gereğince Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine,
3-427,60 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 373,20 TL harcın davalılardan tahsiline,
4- Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 54,40 TL başvuru harcı 54,40 TL peşin harç , tebligat ve müzekkere masrafı olan 1076 TL ve 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.184,8 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, ihbar olunanın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 19/09/2024

Katip
¸

Hakim
¸