T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/810 Esas
KARAR NO : 2024/42
DAVA : Marka hakkına tecavüzün önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü, unvan terkini,tazminat
DAVA TARİHİ : 28/12/2017
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan marka hakkına tecavüzün önlenmesi, markanın hükümsüzlüğü, unvan terkini,tazminatdavasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının şirketlerinin, 50 yılı aşkın süredir tanınmış ... markası altında hizmet verdiğini, davalının iltibas yaratacak şekilde benzer ticaret unvanı alındığını , Davalıya kullanımlarını sona erdirmesi için ihtar çekildiğini, ancak davalı tarafın “...” ibaresini ... Sınıfta adlarına tescil ettirdiklerini bu nedenle taleplere olumlu cevap verilmeyeceğini bildirdiklerini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın davacının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını , müvekkillerinin markasının tanınmış marka olması nedeniyle davalının markasının baştan itibaren hükümsüz olması gerektiğini, Davalının fiş, tabela, internet sitesi, ticaret unvanı ve faturaların başında halen ... ibaresini kullandığını, bu kullanımların durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı markasının ne kadar verilmesini, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkinini, şimdilik 5.000 TL maddi( davacı vekili 16.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 238.080.12 TL olarak artırmıştır) ve 25. 000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı ve yetki itirazlarının olduğunu, müvekkillerinin 1987 yılında kurulmuş bir firma olup 2015 yılında “... A.Ş. unvanını aldığını, “...” ibareli ... restaurantının ilk şubesinin ise 30 Ekimde ...'da açıldığını, müvekkillerinin “...” markasını 29.03.2016 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonrasında ... ibareli markayı tescil ettirdiğini, ... markasının kaynağının, dönerin mucidi olarak tanınan ... tarihi şahsiyet ... geldiğini, davacı markası ile ilgisi olmadığını, ülkemizde ticaret unvanında ... ibaresi yer alan binlerce firma olduğunu, iltibas riskinin bulunmadığını, müvekkillerinin “...” ibaresini tek başına değil “...” şeklinde kullandığını, davacının ise ağırlıklı olarak ... logosunu kullandığını, bu logoda ön planda .. harfinin bulunduğunu, ...ibaresinin arka planda kaldığını, müvekkillerinin kullanımlarının ise bu logo ile tamamen farklı olduğunu, ... markasının zayıf marka olduğunu, lokanta sektöründe birçok firma tarafından kullanıldığını, davacının ... alan adlı internet sitesini kullandığını, müvekkillerinin internet sitesinin ise ... olduğunu, bu iki alan adının birbiri ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, google arama motorunda yapılan aramalarda da benzerliğin olmadığının görülebileceğini, çıkan sonuçların karıştırılma ihtimali olmadığını gösterdiğini, Davacının markasının tanınmış marka olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davalının ticaret ünvanını terkini , davalı adına ... tescil nolu "..." markasının hükümsüzlüğü, davalının marka hakkına tecavüzün tespiti , meni, önlenmesi, ... alan adının engellenmesi için tedbir kararı verilmesi, içerisinde ... ibaresi geçin tüm kullanımların engellenmesi hakları saklı kalmak kaydıyla 5000 TL maddi ( davacı vekili 16.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 238.080.12 TL olarak artırmıştır) ve 25000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili taleplidir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar zamanaşımı ve yetki itirazında bulunulmuş ise de SMK 156 ve 149 vd maddeler gözetildiğinde bu itirazlar yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış,uzman görüşleri dosyaya sunulmuş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 01/03/2019 tarama tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Davalı yana ait ... TİC. A.Ş. şeklindeki ticaret unvanının terkini şartlarının oluştuğunu, bilgi ve belgeler kapsamına göre ; Davacı yana ait ... ibareli markaların dava konusu ... kod numaralı davalı markasının tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarihten önce tanınmış olduğu yönünde dosya içerisinde herhangi bir verinin bulunmadığını, ... ibaresinin ZAYIF MARKA mahiyetinde olduğunu; Davalı yan adına tescilli ... kodlu “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, Tescilli markası dışında herhangi bir markasal kullanımı dosya üzerinden tespit edilemeyen davalı yanın tescilli markasının hükümsüzlüğü gerekmediği gibi ilgili ibare üzerinden yaptığı markasal kullanımların davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil etmediği, bu nedenle www.donercihamdiusta.com.tr uzantılı alan adına erişimin engellenmesi koşullarının oluşmadığını, kötüniyet takdirinin yalnızca mahkemenin takdirinde olduğunu, Marka vekili ve Sektor bilirkişisinin tespitlerine göre, tazminat şartlarının oluşmadığını, ancak mahkeme talebine istinaden yinede lisans bedeline göre yapılan hesaplama tablosuna göre ;
Net Satış Oran Yıllık iki yıllık
9.820.248,13 x 0,01 = 98.202,448 *2= 196.404,96 TL
9.820.248,13 x 0,03 = 294.607,44 *2= 589.214,88 TL
9.820.248,13 x 0,04 = 392.809,92 *2 = 785.619,84 TL
Ayrıca davacı vekili tarafından sunulan 4.12.2018 havale tarihli beyan dilekçesi ve eklerinde,"davacının dava dışı iki şirket ile anlaşma yaptığını ve tazminat konusunda bu belgelerin emsal teşkil etmesini talep ettiklerini ”, sunulu davacı delillerine göre yapılan hesaplamaya göre Toplam lisans bedeli - (2016 dönem kârı x %45) + 2017 dönem kârı x %45) = 22.268,28 + 25.991,55 = 48.259,80 TL olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine heyete marka hukukunda uzman akademisyen eklenmek suretiyle ek rapor alınmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'ın 08/08/2019 tarihli bilirkişi raporlarında; “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu, davalıya ait “...” esas unsurlu markaların ayırt ediciliği düşük/zayıf marka olduğu, bu markaya/ibareye yapılacak ayırt ediciliği yüksek/düşük eklemeler neticesinde ayırt ediciliğin sağlanacağı, bu kapsamda davalıya ait ...no'lu “...” markasının hükümsüzlük şartlarının işaretsel benzerliğin ve iltibas ihtimalinin bulunmaması nedeniyle oluşmadığı, diğer bir deyişle “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir marka olması sebebi ile “...” ibaresinin davacı markalarına marka tecavüzü oluşturmadığı davalı markasında yer alan “...” ibaresinin de ayırt ediciliği düşük bir ek olduğu, ancak ibarenin, davalı markasını davacı markasından ayırabilecek nitelikte olması sebebi ile “...” ibaresinin/markasının davacıya ait “...” esas unsurlu markalara tecavüz oluşturmadığı, davalıya ait... no'lu şekil ibareli ve ... no'lu şekil ibareli markaları ile tescilli olmayan şekil ibaresini içeren kullanımlarının davacı yanın marka hakkına tecavüz oluşturmadığı ve bu açıdan, SMK m. 9/2-a hükmü de dikkate alındığında hukuka uygun olduğu davalıya ait internet sitesi ... adresine erişimin engellenmesi şartlarının oluşmadığı, davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanlarının farklı olduğu, bu bakımdan davalı yan ticaret unvanının terkinini gerektiren bir durumun bulunmadığı, davalı yanın unvanının, davacı yan markasıyla iltibas teşkil edici ve/veya davacı yan markasının fonksiyonlarına zarar verici; davacı yan markasından haksız faydalanma teşkil eden nitelikte olmaması nedeniyle, davacı yan markasına tecavüz teşkil etmediği, davalının fiilleri sebebi ile davacının ticari hayattaki güveninin zedelendiğine dair bir bulguya rastlanmadığından maddi ve/veya manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda maddi tazminat miktarının davacı yanın tercih ettiği hesaplama usulüne göre 49.259,80 TL olduğu, manevi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ..., ..., ... 'in 21/01/2021 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı yan tarafından 15.03.2018 tarihli kök bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarını sunduğu dilekçesi ekinde, “..." markasının tanınmışlığına konu dokümanlarını da dosyaya sunduğu, bu dökümanlar heyetçe incelendiğinde; davacının 40 yılı aşkın bir süredir restorancılık sektöründe faaliyette bulunduğu, davacı işletmesinin davalının ticaret odasına kayıt ve İlk marka başvurusu tarihi olan 2015 yılından 10 yıl öncesine dayanan dönemlerde 2004 yılı ve 2006 yıllarında basında yer alan haberlere ve röportajlara konu olduğu, restorancılık ve mekan ödüllerine hak kazandığının görülmekle olduğunu, davacının *...' markasının restorancılık sektöründe, davalı marka başvuru tarihi olan 21.05.2015 tarihi öncesinde sektörel tanınmışlığa ulaştığını, davacının "..." markasını restorancılık sektöründe meşhur ve maruf hale getirdiği, Davalıya ait ... no'lu “..." markasının hükümsüzlük şartlarının 6789 Sayılı SMK' nın 6/1 b maddesi kapsamında oluştuğu, 6759 Sayılı SMK' nin 7/2 b ve 29. Maddesi atfı ile davalıya ait ...no'lu şekil ibareli ... no'lu markaları ile tescilli olmayan ''şekil'' ibaresini içeren kullanımlarının davacı yanın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, Davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanları arasında iltibas bulunduğu, davalı yan ticaret unvanının terkinin talep edilebileceği, Davacı yanın 6769 Sayılı SMK' niın 6/9. Maddesine dayandırdığı hükümsüzlük taleplerinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış olduklarını bildirmişlerdir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine ayrıca ilk rapor ve ek rapor ile 2. Heyetin raporları çeliştiğinden yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ...,..., ...'ın 03/03/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Tanınmış marka kavramında, markanın mal ve hizmetin alıcı çevresi dışında kalan çok daha geniş bir çevrede bilinirliğinin aranacağını, davacı markasının TPE nezdinde tanınmış marka olarak tescilinin bulunmadığı görülmekle iş bu dosyaya sunulmuş beyan ve deliller ile sınırlı olmak üzere davacı markasının somut olayda tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığını raporda yer alan tüm açıklamalar, markaların görsel, işitsel, kavramsal karşılaştırma sonuçları ile markaların karıştırılma ihtimali kavramları ile markaların hitap ettikleri kesim, ... ibaresinin zayıf ibare olması, google arama sonuçları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve davalı markası arasında ki benzerliğin ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratmadığı, Marka tecavüzü iddiasında markaların fiili kullanımlarının da değerlendirilmesi gerektiğini,raporlarında tarafların marka şekillerinin karşılaştırılmasında yer verilmiş olduğu üzere açılan iş bu davada davalıya ait şekilli markanın hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de markaya tecavüz iddialarının değerlendirilmesi için davalının fiilen kullandığı tescilli marka şekli olan '' ... '' şekli ile davacı markası karşılaştırıldığında, davalının fiili kullandığı tescilli marka şekli ile de davacı markasının arasında iltibas tehlikesi taşıdığı sonucuna varılamadığını, marka tecavüzünün oluştuğu kanaaatine varılamayacağını, davacı tarafça iddia edilmiş olan kötü niyetli tescil iddiasının değerlendirilmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, her iki tarafında ticaret unvanları “...” ibaresi ile başlamakta olup ticaret unvanı yönünden ... tarafından yapılmış olan değerlendirmelere katılmakta olduklarını, diğer hususlarda ise hukukçu bilirkişinin ayrık rapor tanzim ettiğini bildirmişledir.
Ayrık görüş bildiren ...'ın raporunda özetle: Davacı ve davalı markalarının esas unsurunun ... ibaresinden oluştuğu, davalıya ait tescilli markaların SMK m. 5/1-ç anlamında davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu durumlarda, iltibas incelemesine bile gerek bulunmadığı, davacıya ait ... ibareli işaretin zayıf marka olmadığı, davalıya ait ticaret unvanının davacı ticaret unvanına iltibas oluşturduğu, davalı marka tescillerinin kötü niyetli olduğu, davalıya ait ... alan adının davacının marka hakkını ihlal ettiğini, davalının davacı markasına ayırt edilemeyecek derecede markaları tescil ettirmesi ve kullanmasının haksız rekabet oluşturduğu yönünde sonuç ve kanaatine vardığını bildirmiştir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ... , ..., ..., ...'in 26/01/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; davacının markasının tanınmış marka olduğu, davalıya ait ... numaralı “...” markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Davalının marka kullanımlarının davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, tarafların ticaret unvanları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, Davacı dosyaya sunduğu emsal lisans sözleşmelerinden .. firmasında 2016 ve 2017 Yılları Lisan bedeli + mal satış karı olarak toplamda 234.875,54 TL + KDV 35.231,33 toplamda KDV dahil 270.106,87TL , ... A.Ş.' nin unvan değişikliği ile (...A.Ş.) olduğu firmasından 2016 ve 2017 yılları lisans bedeli + mal satış karı olarak toplamda 669.628,41 TL+ KDV 120.533,11 TL toplamda KDV dahil 790.161,52 TL, kar elde ettiği, Davacı, davalı ile dosyaya sunduğu emsal lisans sözleşmesine göre sözleşme yapmadığından, davalının Gelir tablosundaki tutarlara göre KDV dahil 238.080,12 TL kardan mahrum kaldığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine tekrar yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ..., ..., ...'in 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; Davalı yanın markası ile davacı markası arasında iltibas oluşturabilecek mahiyette bir benzerlik olmadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüzün olmadığı, Davacı yanın tescilli markalarının tanınmış marka kapsamında olmadığı, Davalıya ait ... no'lu "..." markasının hükümsüzlük şartlarının 6769 Sayılı SMK' nin 6/1 b maddesi kapsamında oluşmadığı, ancak Davalı yanın ticaret unvanının davacının ticaret unvanıyla iltibas oluşturduğu ve bu nedenle terkini gerektiği, Davalıya ait ... alan adının bütünü itibariyle bıraktığı etki göz önüne alındığında, marka sahibi ile alan adı sahibi arasında ticari bağ bulunduğu ihtimalini ortaya koymadığından bu alan adının davacının marka hakkını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, Davalı yanın kötüniyetli olup olmadığının dosyadaki deliller çerçevesinde mahkemenin takdirinde olduğu, mahkemece tazminata hükmedilmesi halinde Mali inceleme neticesinde; 2015 yılı 1.055,09 TL, 2016 yılı 22.268,25 TL, 2017 yılı 25.991,55 TL ve toplam 49.314,89 TL olabileceğinin hesap edilmiş olduğunu bildirmişlerdir.
UZMAN GÖRÜŞLERİ
... tarafından hazırlanan uzman görüşünde özetle : Davacıya ait dayanak markaların “...” ibaresi olduğu, Davacıya ait “...” markasının ve “...” ibareli diğer markaların zayıf marka niteliğinde olduğu, markaya başkaca unsurların eklenmesiyle davacı markasıyla olan benzerliğin kaldırılabileceği, dava konusu markada “...” ibaresinin yanında yer alan “...” ve “...” ibareleriyle taraf markalarının farklılaştırıldığı, davacı markalarında “...” ibaresinden sonra bazı cins isimlere yer verilmek suretiyle seri markalar oluşturulduğu, dava konusu markada ise ticaret konusu malın cinsine işaret eden ibarenin “...” ibaresinin önüne konuşlandırıldığı, yine dava konusu markada yer alan “döner(ci)” ibaresinin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının zayıf marka niteliğinde olması itibarıyla dava konusu markanın davacı markalarıyla benzer olmadığı, markaların bir bütün hâlinde karşılaştırılması kapsamında da taraf markalarının farklı olduğunun görüldüğü, davacı markası tanınmış marka olarak kabul edilse dahi taraf markalarının benzer olmadığı, kaldı ki davacı markasının tanınmış marka niteliğini de haiz olmadığı, “...” ibaresinin marka hukuku anlamında davacı tekeline verilmesi hâlinde içerisinde “...” ibaresine yer verilen herhangi bir işletmenin faaliyet göstermesinin mümkün olmayacağı; bu markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi hâlinde ise herhangi bir sektörde “...” ibaresinin kullanılmasının davacı yanca engellenebileceği, 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda ... ile davacı arasında bağlantı kurularak davacı markasının tanınmış marka olduğu sonucuna ulaşılmasının da isabetli olmadığı, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı gibi, davacı markasının bilinir şeklinin “...” olması münasebetiyle taraf markaları/işletmeleri arasında bir iltibasın da söz konusu olmadığı, yine tarafların faaliyet gösterdiği coğrafi alan itibarıyla da bir iltibasın gündeme gelemeyeceği, davalı yanın dava konusu markanın tescilinde kötü niyetli hareket ettiği hususunun davacı yanca ispat edilmesi gerektiği, , davalının ayrıca dava dışı ...tescil no'lu “... ” markasının da sahibi olduğu, bu bakımdan da kötü niyetli kabul edilemeyeceği, kötü niyet gerekçesiyle dava konusu markanın hükümsüz kılınamayacağını, davalı kullanımının da davacı markasına tecavüz teşkil etmediğini, nitekim tecavüz iddiası bakımından davalı kullanımının esas alınacağı, davalı kullanımının “...” ibaresi yanında ayrıca döner kesen sakallı ve yaşlı erkek figürünü de içerdiği, davacı markasında/kullanımında ise bu şekilde bir şeklin/figürün bulunmadığı, mezkür şeklin markanın yöneldiği emtiaya işaret etmesinin ayırt ediciliği haiz olmadığı anlamına gelmediği, zira döner kesen insan şeklinin farklı şekillerde resmedilebileceği, sağladığı ve takiben tecavüz iddialarının kabul edilebilirliğini bertaraf ettiği, davalının ticaret unvanının terkinine yönelik talebin de kabul edilebilir olmadığını bildirmiştir.
... tarafından hazırlanan uzman görüşünde özetle : ... markasının, tescilli olduğu mal/hizmet sınıflarındaki ürün ve hizmetlere referans vermeyen, ürün ve hizmetlerin cins ismini oluşturmayan yapısıyla zayıf marka olmadığını, davacı tarafın uzun süre ve yoğun kullanımı sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış olduğunu ve her iki tarafın faaliyet gösterdiği lokantacılık/restaurant sektöründe sektörel tanınmışlık düzeyine ulaştığını, davacının ... sözcüğünü tek başına veya esas unsur olarak içeren markalarının, davalı şirket tarafından SMK.m.5/l-ç ve m. 6/1 kapsamında “ayrı mal veya hizmetlerle ilgili olarak” tescil edilmiş olduğu, davacı şirketin 1999 yılından itibaren tescilli markalarında münhasır veya esaslı unsur olarak tescilli olan .... markası ile davalı şirket tarafından... Sınıflarda tescil edilmiş markaların, SMK.m.5/1-ç kapsamında ayırt edilemeyecek kadar benzer ” oldukları, hiç olmazsa SMK.m.6/1 kapsamında “benzer” olduklarını, Davalının, özellikle ... Sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” ve ... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” alt grupları yönünden ... markasını fiili kullanımının, SMK. m. 6/1 kapsamında, “halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali” yönünden “benzer” olduğunu, davalının davacı tarafın önceden tescilli ticaret unvanı ve markalarındaki ... ibaresinin peşinde olduğunu, bu ibarenin önünde veya sonunda kullanılan ... sözcükleri ile ... figürünün, davacının ... markası ile iltibası ve marka hakkına tecavüzü kamufle etmeye yönelik olduğunu, Sonuç olarak, davalı şirketin ..., ... ve ... nolu markalarının yapısı ve ... ibaresini ön plana çıkaran kullanım şeklinin, davacı şirketin ... ve ... nolu markaları başta olmak üzere ... ibaresini tek başına ve esas unsur olarak içeren yukarıda listelenen tescilli markalarıyla benzer olduğu ve iltibas yarattığını, Ticaret unvanı yönünden; Davacı şirketin 1992 yılından beri kesintisiz şekilde kullandığı ticaret unvanındaki “...” ve “...” eklerine, davalı şirketin ticaret unvanında yer verilmesinin TTK.m.52 gereğince açıkça “ticari dürüstlüğe aykırı” olduğundan, ticaret unvanının terkini gerektirdiğini, tecavüz ,hükümsüzlük ve tazminat koşullarının oluştuğunu bildirmiştir.
SOMUT UYUŞMAZLIKTA UYGULANACAK YASAL MEVZUAT
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun ("SMK") 6. maddesinde öngörülen marka tescilinde nisbi red sebepleri şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa İtiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”
6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 Sayılı SMK'nın 25. maddesinde öngörülen marka hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talepleri şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
6769 Sayılı SMK'nın 29. maddesinde öngörülen marka hakkına tecavüz sayılan fiiller şu şekilde düzenlenmiştir.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
UNVAN TERKİNİ İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Tarafların ticaret unvanlarına ait kayıtlar ticari sicil müdürlüğünden celp edilmiştir.
Davacının ticari unvanının ...Tic. A.Ş olup (Tescil:02.01.1996)
Davalının ...Tic. A.Ş. olup (Tescil:30.12.2015), Her iki tarafın faaliyet konuları incelendiğinde görüldüğü üzere işletmeler pastane, firin, restoran işletme işi ile iştigal etmektedir.
TTK m.52 vd. maddelerinde "Ticaret unvanı' ve "İşletme adı'nın korunması sistemi getirilmiştir. Davacı, davalı şirket ticaret unvanında yer alan ibarenin terkinini talep etmiştir.
Davalı Şirket niteliği itibariyle bir Anonim Şirkettir. Dolayısıyla tüzel kişi tacirdir. 6102 sayılı TTK'nda tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri de ''basiretli olma" yükümlülüğüdür. Davalı şirket bir tüzel kişi tacir olması sebebiyle, TTKm.18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu hükme göre, faaliyet alanı içerisinde tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalı şirketin, tanıtım faaliyetlerinde kullandığı ifadelerin halkı yanıltacak nitelikte olmamasına dikkat etmesi, bu konuda gereken özeni göstermesi de bu kapsamdadır.
Zira her iki firmanın unvanında yer olan Restoran Turizm ve Gıda San/ Restaurant İşletmeleri San. yapılan işleri nitelendirmek için kullanılan sıradan(‘yan) ibarelerdir. Davacı ve davalı ticaret unvanındaki asıl unsur ... ibareleridir. Tescilde öncelik ilkesi gereğince davacının, davalı unvanının terkini talebi yerinde olduğu anlaşılmıştır.
TTK’nun 20 ve 40 ncı maddeleri uyarınca her tacir, bütün ticari işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmaya, imzaladığı evrakı bu unvanı kullanarak imzalamaya mecburdur. Tacirin ticaret unvanı kullanma ve tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. İşletme adı,işletmeyi benzeri işletmelerden ayırmaya yarayan ve işletmeyi tanıtma amacı güden bir isimdir. Hizmet markası ise,bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir. Dolayısıyla ticaret unvanları arasında benzerlik incelemesi marka hukukundaki benzerlik incelemesi gibi yapılmamaktadır. Zira ticaret unvanları tacirin ticari kimliği ve işletmesel bağı ile ilgili olup, marka ise bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran alameti farikadır.
Ticari hayatta, müşteri ve tedarikçiler arasında şirketler genellikte kısaca asıl ve baştaki unsuru ile anıldığı da bilenen bir gerçektir. Davalının ticaret unvanı davacının tescilli unvanı ile başladığı gibi aynı ticaret unvanını( ... ) kullanmaktadır. Davacının ticari unvanının esas unsuru ... ibaresi olup eki niteliğindeki Restoran Turizm ve Gıda San yan unsurdur. Keza Davalı şirketin ... ibaresi ticari unvandaki asıl unsur ... ibaresi olup, Restaurant İşletmeleri San. Tic. A.Ş. yan unsurdur. Davalının ... ibaresinden sonra gelen “...” ibaresi ticaret unvanında ayırt edici bir ek niteliğinde olmayıp devamında Restoran ibaresinin geçmesi davacı yanın unvanıyla meydana gelebilecek iltibasa engel değildir. Bu açıdan davacının unvan terkini talebi yerinde görülmüştür.
HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, ticaret sicil gazetesi ,alan adı sahiplik (WHO’s) kaydı, marka tescil belgesi, uzman görüşleri, mahkememizce alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak marka hukuku ilkelerine göre incelendiğinde hukuki nitelendirme mahkememize ait olduğundan yapılan inceleme kapsamına göre;
Marka hukuku kapsamında tescile mutlak ya da nispi engel olacak sebeplerin, aynı zamanda tescil edilen markaların hükümsüz kılınmasının sebebi olarak belirtildiği görülmektedir. SMK m. 25/1 hükmü uyarınca tescil edilmiş bir marka, aynı Kanun'un 5. ve 6. hükümlerinde belirtilen hâllerden birinin mevcut olması hâlinde hükümsüz kılınabilecektir.
Somut olayda taraflarca 2 uzman görüşü sunulmuş, ayrıca mahkememizce farklı heyetlerden bilirkişi raporları alınmış olup, HMK 266 madde kapsamında son alınan rapor içeriği tüm çelişkileri gidermiş olması, dosyada sunulu deliller ile uyumlu olması nedeniyle mahkememizce hükme dayanak olarak alınmıştır.
Uyuşmazlıkta davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davalının kötüniyetli olup olmadığı, gerçek hak sahipliği, benzerlik ve iltibas yönlerinden hükümsüzlük ve tecavüzün oluşup oluşmadığı hususlarının incelenmesi gereklidir.
TANINMIŞ MARKA DEĞERLENDİRMESİ:
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda , mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir. Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu, tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır. Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve 2001/9903 esas-2002/3699 karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir. Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş Hanife Dirikkan tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı, bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde ... Yasaman tarafından ifade edilmiştir. ... ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak, reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir. Öte yandan belirli bir bilinirliği olan marka ile tanınmış marka da aynı hukuki statüde kabul edilmeyecektir. Tanınmış marka toplumun tüm kesimleri tarafından refleks olarak hatırlanan güçlü reklam ve yatırımları ile toplum hafızasında yer eden markadır. Somut olayda ise Tanınmış marka kavramında, markanın mal ve hizmetin alıcı çevresi dışında kalan çok daha geniş bir çevrede bilinirliğinin aranacağı bilindiğinden , davacı markasının TPE nezdinde tanınmış marka olarak tescilinin bulunmadığı , dosyaya sunulmuş beyan ve deliller ile sınırlı olmak üzere davacı markasının somut olayda tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından tanınmışlığı dayalı olarak hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Son bilirkişi raporunda sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu heyet raporunda isabet ile tespit edildiği üzere; Gıda sektörü ve restoran sektöründe yer alan kullanımlarda her ne kadar marka tescilinde tek sınıfa toplanmış isede, alt emtialarıda bulunmaktadır. Hitap ettiğiniz yararlanıcı kitlesi, sunduğunuz hizmete ilişkin fiyat politikanız, restoranın yeri konumu, sulu yemek veya kuru yemek olup olmadığı, alkollü alkolsüz olup olmadığı vb. gibi sektör içinde alt gruplara ayrılmaktadır. Davacının ... bölgesinde bilinen ve orta ekonomik ve üst ekonomik yararlanıcı kitlesine hitap ettiği bu sebep ile tüm yararlanıcı kitlesi bakımından tanınmadığı, diğer delillere göre de davacı markasının ülke geneline hitap edip etmediği , Wipo kriterlerine ve Yüksek yargı uygulamalarına göre tanınmış marka statüsü için gerekli koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davaca markasının tanınmış marka korumasından faydalanamayacağı anlaşılmıştır.
KARIŞTIRMA /KÖTÜNİYETLİ TESCİL DEĞERLENDİRİLMESİ
Davacının ... nolu markanın ... esas unsunu ile 14.8.2007 tarihinde , ...nolu ... markasının 5.2.2007 tarihinde,...nolu ...şekil markasının 29.11.199 tarihinde tescil edildiği, ... nolu ... markasının 23.11.2011 tarihinde, ...nolu ... markasının 23.11.2011 tarihinde, ... nolu ... markasının 13.10.2008 tarihinde,... nolu ... markasının 22.1.2014 tarihinde,... nolu hamo dayı markasının 14.8.2007 tarihinde,...nolu ... markasının 14.8.2007 tarihinde, ... nolu ... markasının 13.10.2008 tarihinde,... nolu ...markasının 23.11.2011 tarihinde,... nolu ... şekil markasının 27.8.2022 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen markalar incelendiğinde davacıya ait ... esas unsurlu markaların ... ,“...”, “...”, “...”, “...” şeklinde olduğu , davacının “...”ibaresine eklemeler yapılarak oluşturulmuş isim kombinasyonları incelendiğinde görüldüğü üzere davacı markasının esas unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, Davacının işletmesel faaliyetlerinde ise logo olarak siyah zemin üzerine ortada sarı renkli büyük “...” harfini çevreleyen çelenk gönümündeki yapraklar ve üzerine “...” yazısı eklenerek oluşturulmuş logosunu kullandığı anlaşılmaktadır.
Davalının ise başvuruya esas ilk markasının 21.05.2015 başvuru tarihli ... no'lu “...” markası olduğu, keza ... nolu markanın “... ” markası olduğu, ... nolu markanın “... ” markası olduğu anlaşılmıştır.
Davalı markalarının esas unsurları keza ticari hayattaki kullanımları(tabale-kıyafet/menü vb..) incelendiğinde ise; davalıya ait ... davalı markalarında şekil unsuru /logo olarak yer almak ve esas unsur olarak göze çarpmaktadır. Keza “...” ve “...” şeklinde oluşturulmuş isim kombinasyonları ise ayrı ayrı yine esas unsur niteliğindedir. davalının “...” ibaresine eklediği sözcükler farklı bir anlama sahip kombinasyonlar ve kompozisyonlar ve logo markanın ayırt ediciliğini sağlamış ve davacı markasından farklı bir görsel oluşturarak markaların birbirinden farklılaşmasını sağlamıştir.
Davacıya ait... no'lu markasının tescil başvurusunun 18.08.1997 tarihinde yapıldığı ve 04.12.1998 tarihinde marka siciline tescil edildiği görülmüştür. Buna karşılık davalı yanın ilk tescil edilen markasının ise 21.05.2015 başvuru tarihli... no'lu “...” markası olduğu tespit edilmiştir.
Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Karıştırma inceleme yapılırken ; İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi kural olarak bu işaretlerin bütünsel biçimde karşılaştırılması suretiyle yapılır.
Davalının ...no'lu şekil markası( döner kesen insan figürü) şekil markası ... ve ... no'lu davalı markalarında ticari hayatta aynen kullanılmaktadır. Davacı markaları incelendiğinde ise insan figürüne ilişkin hiçbir şekil unsurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da görsellleri sunulan davalıya ait şekil ve isim olarak oluşturulmuş ve içinde “...” ibaresi geçen...no'lu ve ... no'lu markalarının davacı markalarından herhangi birine tecavüz eder nitelikte olmadığı, şekil unsuruna eklenen “...” ve “...” ibarelerinin davacı markasına tecavüz oluşturmadığı ve iltibasa neden olmadığı anlaşılmıştır.
Davalıya ait ... no'lu ve ... no'lu markaları görsel olarak değerlendirildiğinde görüleceği üzere; ..., figürün sol altına ve “...” ibaresinin üstüne denk gelecek şekilde sarı renk ile küçük puntolarla “...” ve “...” ibarelerinin yazılması, siyah ve kalın punto ile yazılmış “...” ibaresi ve yanına ...” ibaresinin eklenmesi ile oluşturulmuştur. “...” ibaresinin altında küçük punto ile “1855”yazılıdır ancak diğer kelimelere nazaran küçük puntolarla yazıldığından dikkati çekmemektedir. Davalıya ait şekil markalarında yer alan ...kombinasyonun üstünde yer almakta ve şeklin yaklaşık 2/3'ünü kaplamaktadır. Buna göre öne davalı markasında öne çıkan ibare döner keşen insan figürüdür. Bir an için öne çıkan ibarenin döner kesen insan değil de yazı unsuru olduğu düşünülse dahi “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük/ zayıf marka olması şebebi ile “...” markalarının davacı markasına tecavüz eder mahiyette olmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere göre, Davalı ve davacı markasında ortak unsur “...” ibaresi, ayırt ediciliği düşük nitelikte bir markadır. Dolayısıyla “...” ibaresine eklenen “...” ve “...” ibareleri keza şekil unsuru iltibası önlemeye yetecek kabiliyettedir. Davacının “...” esas unsurunu içeren markaları; ...sınıflarda tescillidir. Davalının markaları ... sınıflarda tescilli olmakla birlikte hükümsüzlüğü istenen/dava konusu “...” markası ise yalnızca ...sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri için tescillidir. Davacının ...sınıfta tescillimarkaları davalının faaliyet konusunu kapsar şekilde yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, servisinin yapılması, dağıtım hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri: otel, motel, tatil köyü, pansiyon v.b. hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri gündüz bakımı (Rreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri için tescillidir. Dolayısıyla davacı ve davalı markalarının aynı/ benzer mal ve hizmetlerde tescilli olduğu görülmektedir.
Davalı markası ile davacı markasının görsel olarak incelendiğinde benzer olmadığı anlaşılmıştır. zira davacı markasında insan figürü, döner görseli bulunmamaktadır.
Yine son raporda da isabetle tespit edildiği üzere içinde ... esas unsuru bulunan ... Sınıfta tescilli bir çok marka bulunmaktadır.( ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..VB) Dava dışı bu markalarda da ... ibaresi yer almakta olup, dava dışı bu markaların tamamının .... Sınıf yiyecek ve içecek hizmetlerinde tescil edildiği dolayısı ile ... markasının tek başına tescil edilmemiş ve tanınmamış olması sebebi ile ilgili markanın başında zayıf marka hükmünde ... ibaresi bulunduğundan bu unsura yapılan ekler ve şekil görselleri ile TPMK tarafından ... Sınıf için ... esas unsurlu ... Sınıf markalara tescil belgesi verilmiştir.
Yine son raporda 19.sayfada dönerin tarihçesi hakkında sektörel yönden inceleme yapıldığı ve klasik dönerin tarihçesine bakıldığında 1800 lü yıllarda kazandırılan bir yemek olduğu, Davalının dosyaya sunmuş olduğu tarihçede yer alan ve 1830'lu yıllarda ... olarak bilinen bir dönercinin olduğu, davalının bu markadan esinlendiği , dolayısıyla davacının ününden yararlanma kastının olmadığı , davalının tescil anında kötüniyetle hareket ettiği hususunun davacı yanca ispat edilemediği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere Kötü niyetle marka tescilinin varlığı her somut olayda değişmekle birlikte, 11.HD’nin bazı yerleşik uygulamalarına (01.03.2021 T. ve 2020/1726 E. - 2021/1838 K.; 03.03.2021 T. ve 2020/1913 E. - 2021/1928 K.) göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir. Bu anlamda tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanamaz. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Böyle bir durumda, hangi mal ve hizmetler yönünden markanın tescilli tanınmış markaya zarar verecek veya haksız yararlanmaya sebebiyet verecek ise sadece o markalar yönünden başvuru reddedilecektir. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir. Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.
Somut olayda davalının “...” markasının davacı işletmeye zarar verdiğini ortaya koyan bir delile de rastlanmamıştır. Bu durumda davalı markasının SMK 6/6 uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 01/03/2019 tarama tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'ın tarafından düzenlenen 08/08/2019 tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler ..., ... tarafından düzenlenen 03/03/2022 tarihli bilirkişi raporları, Bilirkişiler ..., ..., ...'in 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporları HMK 266 madde kapsamında hükümsüzlük, tecavüz iddiaları kapsamında hükme dayanak olarak alınmış, bu raporlar kapsamına göre; her iki marka arasında işitsel bir benzerlik olmakla birlikte, her iki marka görsel, kavramsal ve işitsel açıdan bir bütün olarak değerlendirilerek markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibasa yol açacak ölçüde bir benzerliğin bulunmadığı , karıştırmaya dayalı olarak bir iltibasın bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının kötüniyetli olduğunu iddiasının davacı yanca ispat edilmediği, markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı keza davalı kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturmadığından maddi ve manevi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı bildirilmiştir.
Diğer bilirkişi raporlarında (... , ..., ..., ...'in 26/01/2023 tarihli bilirkişi raporları , Bilirkişiler ..., ..., ...'in 21/01/2021 tarihli bilirkişi raporları ve ayrık rapor düzenleyen...'ın raporları ) ise markaların karıştırma ihtimali bir bütün olarak incelenmeden değerlendirildiğinden keza tanınmışlık yönünden ise yüksek Mahkeme ilamları gözetilerek denetime uygun bir tanınmışlık değerlendirilmesi yapılmadan hükümsüzlük ve tecavüzün varlığı belirlendiğinden Mahkememizce marka hukuku ilkelerine göre hazırlanmamış raporlara itibar edilmemiştir.
Taraflar uzman görüşü sunmuş olup, uzman görüşleri tarafların beyanlarına göre hazırlandığından esasen tarafların dava ve cevap dilekçesindeki keza rapora itirazları içerir şekilde kaleme alındığından , hukukçu bilirkişilerce hazırlandığından tek başına hükme dayanak alınması mümkün bulunmamıştır.
Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, tarafların markayı kullanmasına ilişkin tabela ve kıyafetler üzerindeki logo ve kullanım, alan adı sahiplik kayıtları, ticari sicil kayıtları, taraf iddia ve savunmaları , mahkememizce HMK 266 madde kapsamında karıştırma ihtimali ,, tanınmışlık , tecavüz incelemesi yönünden dosyadaki deliller ile uyumlu , bilimsel olarak marka hukuku ilkelerine göre hazırlanmış ; Bilirkişiler ..., ...,... tarafından düzenlenen 01/03/2019 tarama tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'ın tarafından düzenlenen 08/08/2019 tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler ..., ... tarafından düzenlenen 03/03/2022 tarihli bilirkişi raporları, Bilirkişiler..., ..., ...023 tarihli bilirkişi raporları HMK 266 madde kapsamında hükümsüzlük, tecavüz iddiaları kapsamında hükme dayanak olarak alınmış, ancak unvan tecavüzü tamamen hukuki nitelikte bir inceleme olduğundan bu yönde mahkememizce gerekçeli kararımızda hukuki değerlendirme yapılmış olup, toplanan deliller kapsamına göre; Davaya konu markalar karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, her iki marka arasında işitsel bir benzerlik olmakla birlikte, her iki marka görsel, kavramsal ve işitsel açıdan bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibasa yol açacak ölçüde bir benzerliğin bulunmadığı , somut olayda gerçek hak sahipliğinden kaynaklı karıştırmaya dayalı olarak bir iltibasın bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının kötüniyetli olduğu iddiasının davacı yanca ispat edilmediği, asıl olanın iyiniyet olduğu, , somut olayda markanın hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı keza davalı kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturmadığından eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi de mümkün bulunmadığından maddi ve manevi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı gözetilerek bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, unvan terkini talebi mahkememizce yerinde görülerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE
1-Marka hakkına tecavüz ,men, tazminat,erişimin engellenmesi ve hükümsüzlük istemlerinin ayrı ayrı reddine,
2- Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, karar kesinleştiğinde ticari hayattaki güven ilkesi gereği bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine,
3-427,60 TL ilam harcının peşin harçtan ve 3.982,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla yatan 4.066, 73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yatırılan peşin harçtan mahsup edilen bakiye 427,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen unvan terkini talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen tecavüzün önlenmesi istemi talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Reddedilen maddi tazminat istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Reddedilen manevi tazminat istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Reddedilen hükümsüzlük istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 31,40 TL başvuru harcı, 962 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.993,40 TL yargılama giderinin taktiren 1/3 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 100,7 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.100,7 TL yargılama giderinin taktiren 3/2 sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ,
12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı vekilinin ve davalı yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 08/02/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!