WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

İSTANBUL 1.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/764 Esas
KARAR NO : 2024/61

DAVA : Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti,önlenmesi,tazminat
DAVA TARİHİ : 24/11/2017
KARAR TARİHİ : 15/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti,önlenmesi,tazminat avasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait "..." markasına davalının hem ... alan adı aracılığıyla hem de web sitesi içerisinde davacıya ait diğer markalar olan "..." "..." "..." ..., ..., gibi markalara tecavüz edildiğinin ve haksız rekabetin tespiti, şimdilik 10.000 TL maddi( davacı 18.1.2024 tarihi talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 25.000 TL olarak talep etmiştir) ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsili, erişimin engellenmesi, davalının müvekkili ile arasında imzaladığı sözleşmelere aykırı davranmasından dolayı sözleşme bedelinin (devir bedeli) müvekkiline iadesi, masrafı davalıya ait olmak üzere hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında hükümsüzlük istemi ile dava açıldığını, “...” markasını ilk olarak ...Hiz. A.Ş nin ... tarih ve ... numara ile tescil ettirdiği, markanın koruma süresinin dolduğu, bu defa müvekkilinin ... tarihinde başvuruda bulunarak ...tarih ve .... numara ile “...” markasını kendi adına tescil ettirdiğini, Davacı şirketin ise davalının markayı tescil ettirmesinin ardından 21.10.2014 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, ... markalarını kullanan onlarca site bulunmakta iken bu sitelere dava açılmayıp sadece ... gibi bir domain adresinin sahibine dava açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, dava devam ederken taraflar arasında Sulh Sözleşmesinin de imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca davaya konu ... marka tescili ile ... ibareli alan adının davacıya devredileceği bunun karşılığı olarakta davacı tarafça müvekkiline 25.000 TL ödeneceğinin belirtildiğini, Sulh Sözleşmesinden de görüleceği üzere davacı tarafça bedel karşılığı müvekkilinden söz konusu markaların tescilinin aldığını, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile görülen dava da Sulh Sözleşmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davanın öncelikle husumetten reddine, esasa girilecek olması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; davacıya ait "..." markasına hem ... alan adıyla hem de web sitesi içerisinde "...", "...", "..." ..., ..., gibi davacı markalarını kullanmak suretiyle tecavüz edildiğinin tespiti,haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, şimdilik 10.000 TL maddi( ( davacı 18.1.2024 tarihi talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 25.000 TL olarak talep etmiş ve 12.11.2018 tarihli dilekçesiyle de SMK 151/2-c kapsamında lisans seçeneğine göre tazminatın hesaplanmasını talep etmiştir.) ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsili, erişimin engellenmesi istemine ilişkin bir davadır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar husumet itirazında bulunulmuş keza 25.12.2021tarihli dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş ise de bu usuli itirazlar yerinde görülmemiş, esas yönünden tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... 03/03/2020 tarihli bilirkişi raporlarında; dava konusu ..., ..., ..., ... ve ...” markaların tescilli olduklarını ve koruma süresinin devam ettiğini, haksız rekabet şartlarının oluştuğunu, 08.02.2017 tarihli Marka ve Alan adı devir sözleşmesi ile Sulh sözleşmesi sonrasında www ... alan adına bağlı site üzerinde gerçekleştirilen alan adı tahsis ve site faaliyetinin kötü niyetli değerlendirilebileceğini, davalının marka tescilinde öncelik hakkı iddiasının asılsız olduğunu, marka tescilinde ve sonraki faaliyetlerinde davacının faaliyetlerinden haberdar olduğu ve bu yönde faaliyetlerinden dolayı marka hakkında tecavüz şartlarının oluştuğunu, anlaşmanın iptali ve bedelin iadesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu görüş kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler..., ..., ...,... 23/10/2020 tarihli EK bilirkişi raporlarında; Dosya kapsamında bulunan ... 1 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş dosyasında sunulu 26.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda ve web arşiv kayıtlarının incelenmesinde; davaya konu “...” alan adında ve bu alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ibareli isimlerin kullanıldığı ve ... D. İş dosyasında ilgili tespit edilen İnternet sitesinin içerik sağlayıcısı olduğu davalı tarafından “... (Davacı) bayisi olduğundan dolayı ... (Davacı) markalarını ve hizmetlerini ilgili sitede tanıttıklarını” beyanında da kabul edildiğini, Dosyada davalı tarafından sunulan 01.04.2019 tarihli dilekçelerinde davalı ile davacı kurum yetkilileri arasındaki e-mail görüşmelerinden örnekleri dosyaya sunmuş oldukları. Dosyada bulunan bu mail yazışmalarının geneli incelendiğinde maillerin ilkinin “17 Ekim 2017” tarihli diğer maillerin ise “Mart 2019” tarihli olduğu, davalı ve davacı kurum yetkilileri arasında dava konusu olan “...” internet sitesi için değil “...” internet sitesine ait içerikleri hakkında bilgi alışverişlerinin yapıldığı, internet sitesinin hangi bilgi ve verileri içermesi gerektiği ve/veya içermemesi gerektiği yönünde davacı kurum yetkililerinin davalıyı yönlendirdiklerinin görülmekte olduğunu, Dosyada davalı tarafından sunulan belgeler detaylıca incelendiğinde davacı firmanın yetki belgesi vermiş olduğu yetkilinin “...” adına olduğu, Dosyaya sunulmuş olan davalı ile davacı kurum yetkilileri arasında yapılmış olan mail yazışmalarında davalının E-posta adresinin “...- ...” olarak kullanıldığı tespit edilmiş olup, davacı firmanın yetki belgesi vermiş olduğu yetkilinin “...” olması ve dosya kapsamında davalının “...” ın çalışanı/yetkilisi olduğunun anlaşıldığı, Dosya ekine sunulan lisans sözleşmesinin eksik olduğu, konan ekin tek taraflı imzalandığı, delil sayılması halinde anlaşmaya muhalefet şartlarının oluşacağı, delil sayılmaması halinde muhalefet şartlarının oluşmadığı, Dosya ekine sunulan lisans sözleşmesinin 8. Sayfasında taraflarca ücret belirtilmediği, davacının sunulan delil üzerinden görmüş olacağı zararın hesaplanmasının mümkün olmadığını bildirmişlerdir. ,
Bilirkişiler..., ..., ..., ... 15/12/2021 tarihli 2. EK bilirkişi raporlarında; Dava konusu “...” isimli alan adının 21.10.2020 tarihli raporlarında tespiti yapılan ve yönlendirildiği görülen “...” isimli alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 19.08.2016 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “... Ltd.” isimli firma adına kayıt edildiği, “...” isimli internet sitesinin davacının kendi sitesi olduğu belirtilen “...” sitesinde, satış yetkisi bulunan “Satış Yetkisi Bulunan Çözüm Ortağı Web Siteleri” sayfasında yer alan sitelerden olduğunun tespit edildiğini,Dosyaya sunulan LİSANS sözleşmesi delilinin lisans sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, Davacı ile davalı arasında ticari bir husumetin olmasından kaynaklı olarak , bu durumun marka hakkına tecavüz niteliği taşımadığı, Bilişim uzmanınca yapılan ek inceleme sonucu kök raporda oluşan kanaatlerinin değiştiğini , bu aşamada marka hakkına tecavüz şartlarının oluşmadığını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler..., ..., ..., ...06/09/2022 tarihli 3.EK bilirkişi raporlarında; Davaya konu ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından ne zamandan itibaren kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin “25 Temmuz 2010” tarihinden “07 Ekim 2018” tarihine kadar arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve bu tarihler arasında aralıksız şekilde davaya konu “...” hizmetlerinin bulunduğu internet sitesi olarak kullanıldığının tespit edildiğini, kullanım şeklinin ...,...,... , şeklinde olduğu, kullanım alanının sadece internet ortamı olduğu, Davalı ...`ın ...`da ikamet etmesi nedeni ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığını,bilişim açısından yapılan değerlendirmelerde 25 Temmuz 2010” tarihinden “07 Ekim 2018 tarihine kadar ki sürede davaya konu “...” hizmetlerinin bulunduğu internet sitesi üzerinden elde ettiği gelirin tespiti için ilgili yıllara ait ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, bu aşamada maddi tazminata ilişkin hesap yapılmasının mümkün bulunmadığını bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ..., ... 02/05/2023 tarihli EK 4.bilirkişi raporlarında; Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından dosya. celp edilen 2017 yılı Gelir Vergisi Beyannamesinde Davalının 2017 yılı içerisinde Sadece Gayrimenkul sermaye iradından gelir sağladığını, bu gelir tutarının ise 9.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, ek raporda da tespit edildiği üzere 25 Temmuz 2010” tarihinden “07 Ekim 2018 tarihleri arasındaki gelir vergisi beyanlarının tamamının ibrazı halinde Davalının dava konusu işten kaynaklı gelirinin tespiti yapılabileceğini nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirilmişlerdir.
DELİLLERİN TAKDİRİ VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
... 1.FSHHM’nin ... d.iş sayılı dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda özetle; ... alan adında ve bu alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde , ... üzerinden ... alan adı sorgulaması ile arşiv kayıtlarının ekran görüntülerinin alan adına ait whois bilgileri, website görselleri, web arşiv üzerinden alınan 27 Şubat 2017, 16 Temmuz 2017, 29 Eylül 2017 tarihlerine ait ekran görüntülerini içeren raporlarını sundukları anlaşılmıştır.
... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas-... karar ve 8.1.2019 tarihli ilamı ile ... BAM 5.CD’nin ... esas-...karar ve 19.6.2019 tarihli ilamları celp edilmiş, ... hakkında verilen beraat kararının 19.6.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Türk Patent ve Marka kurumunun 6.12.2017 tarihli yazıları ekinde davacıya ait markalar gönderilmiş olup, ayrıca ... nolu ... markasının ve ... alan adının devrine dair ... 16. Noterliğinin... tarih ve ... yev no sözleşme mahkememize sunulmuş olup sözleşmenin incelenmesinde devir alanın ... , devir edenin ise ... olup, sözleşmenin 5.1 maddesi düzenlemesine göre sözleşmeye konu marka ve alan adının devri, devir ücretinin ödenmesinden bağımsız olarak işbu sözleşmenin imza tarihinde gerçekleşmiş olduğu hususu 8.2.2017 tarihinde imzalanan sözleşme düzenlemesinden anlaşılmıştır.
Kurum kayıtlarına göre ... nolu ... markasının hizmet sınıfından ...sınıf olarak ilk defa 15.6.2011 tarihinde tescil edildiği, markanın 14.6.2011 tarihinde yenilendiği, tescilinin 5.2.2013 tarihinde sicile kayıt edilerek ,30.3.2013 tarihli resmi marka bülteninde yayınlandığı ve markanın ...’ne ait olduğu anlaşılmıştır.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET YÖNÜNDEN İNCELEME:
(OLAYA UYGULANACAK YASAL MEVZUAT)
6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesinde öngörülen marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları şu şekilde düzenlenmiştir.
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 Sayılı SMK m. 29/l-(b) hükmü uyarınca markanın hak sahibinin izni olmaksızın aynı veya ayırt edilemeyecek şekilde benzerinin kullanılması yoluyla taklit edilmesi doğrudan marka tecavüzü olarak öngörülmüştür.
TTK MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Her ne kadar Bilirkişiler 21.10.2020 tarihli 3. ek raporlarında davaya konu ... adlı alan adının yönlendirildiği ... isimli alan adı sahibinin ...Tic. Ltd Şti olduğunu ve bu firmanın da davacı ...'ın satış yetkisi bulunan çözüm ortaklarından birisi olduğu belirlemesinden hareket ile davacı ile davalı ... arasında ticari bir husumet olduğu ve marka tecavüzü ve haksız rekabet niteliği taşımadığından kök raporda oluşan kanaatlerinin değiştiği yorumu yapılmışsa da hukuki yorum ve nihai takdir sunulu delillere göre Mahkemece incelenmelidir. Zira davaya konu tüm tespit ve hukuki nitelendirmeler dava tarihi itibari ile yapılacaktır.
Davalı yan savunmasında davacının çözüm ortağı olan bir yüklenici firmada çalıştığını bildirmiş olup, sunulu deliller kapsamına göre bu husus da deliller ile doğrulanmıştır. Somut olayda davalının yüklenici firmada çalışmasının davacıya ait marka ve alan adlarını izinsiz bir şekilde tescil ettirip kullanma keza başkalarına satıp devretme hak ve yetkisi verip vermeyeceği hususlarının da tartışılmasını gerekli kılmaktadır.
Davalı ...'ın hizmet vermek için sözleşme imzaladığı yüklenici firmalarda çalıştığından bahisle sorumluluğunun bulunmadığını, sunulu mailler kapsamında davacının bilgisinin bulunduğunu ileri sürmektedir. Davalı ancak ...'ın yetkilendirdiği firmalar bünyesinde ve ilgili sözleşmeler kapsamındaki hizmetleri ancak ilgili yüklenici firmalar adına sunabilir. Aksi düşüncenin kabulü halinde bu tür firmalarda çalışan herkes kendi şahsı adına hak sahibinin izni olmadan bir marka veya alan adını tescil ettirebilir şeklinde bir sonuca ulaşılmaktadır. Dolayısıyla 3.kişi konumundaki bir çalışanın yüklenici sözleşmelerini ileri sürerek hukuka aykırı eylemleri meşrulaştırmaya çalışması SMK 29. VD maddeleri gözetildiğinde hukuka uygun bir savunma olarak değerlendirilmemiştir. Öte yandan davalının sunduğu email yazışmalarına konu alan adı da davaya konu ... isimli alan adı değil, ... isimli alan adıdır. Davacı yan dava açmadan önce delil tespiti yaptırmış, davalı ile devir sözleşmesi imzalamış, keza dosyaya sunulan Sulh sözleşmesi dahi bir bütün olarak incelendiğinde davacının davalıya bu marka adı altında artık ticari bir faaliyette bulunmaması gerektiği hususu bildirilmiş, buna rağmen davalının çalıştığı yüklenici firma için Türksat'ın tahsis edilen websitesinden farklı olarak, tamamen bağımsız bir şekilde ve izinsiz olarak tek başına davacının bayisi gibi hareket ederek davacı markasıyla birebir aynı adla websitesi açıp içeriğinde ise davacının markalarını izinsiz kullandığı, bu durumun ise SMK 7/3-d, SMK 29. ,TTK 54. Maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak nitelendirildiğinden eylemlerin tespiti, durdurulması ve önlenmesi talepleri yerinde görülmüştür.
Davalı yana ait kesinleşmiş ceza yargılamasına ilişkin ilam celp edilmiştir.Bilindiği üzere Ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarihli ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı kararı ile de aynen benimsenmiştir. Somut olayda ise celp edilen ... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas-... karar ve 8.1.2019 tarihli ilamı ile ... BAM 5.CD’nin 2019/1591 esas-2019/1749 karar ve 19.6.2019 tarihli ilamları celp edilmiş, ... hakkında verilen beraat kararının 19.6.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İlgili ilam incelendiğinde;
... C.Başsavcılığının 08/05/2018 tarihli iddianamesi ile ;Müşteki ... şirketi tarafından sunulan dilekçede; sanıklar ..., ve ...’nun müştekiye ait "..., ..., ..., ..., ..., ..., .." markalarının sanıklara ait ... adresi üzerinde ve web sitesi içeriğinde izinsiz olarak kullanıldığının iddia edilerek soruşturma başlatıldığı, sanıkların alınan savunmalarında, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, alınan bilirkişi raporunda; sanıkların eylemlerinin 6769 sayılı yasa kapsamında ihlal oluşturacağının ve haksız rekabet oluşturacağının belirtildiği, Sınai Mülkiyet Kanunu 30/1, TCK 53 maddeleri gereğince sanıkların cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, huzurdaki dosya davalısı Sanık ... savunmasında: "...'da bilgisayar işletmesi sahibiydim. ... çözüm ortağı olduk. ... net sitesini ben de aldım. ... bayisi olarak ... markalarını ve hizmetlerini tanıtıyorduk. Hala aynı hizmetleri sunmaya devam ediyoruz, ben daha sonra bu siteyi 07/09/2017 tarihinde ...'na devrettim"şeklinde savunmada bulunduğu, diğer sanık Sanık ... savunmasında: " Benim ne ... ne de diğer sanığın hizmetleri ile bir ilgim alakam yoktur. Form sitesi yapmak için site isim arayışı içindeydim, Televizyon ve uydu yayınları hakkında bilgilendirme sitesi olacaktı. 2017 yılı eylül ayında bu siteyi ...'dan devraldım. Devraldıktan sonra üzerinde hiçbir işlem yapamadan mahkeme kararı ile kapatıldı, ne ... la ne markalarıyla bir alakam olmadı"şeklinde savunmada bulunduğu, ... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas...karar ve 8.1.2019 tarihli ilamının gerekçesinde ise ; müştekiye ait "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." markalarının sanıklara ait ... adresi üzerinde ve web sitesi içeriğinde izinsiz olarak kullanıldığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine sanıklar hakkında Sınai Mülkiyet Kanununun 30/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ve bilirkişi raporunda ihlal koşullarının oluştuğu belirtilmiş ise de; sanık ...'ın televizyon ve uydu kanalları hakkında bilgi vermek üzere ... internet adresini oluşturduğu, 07/09/2017 tarihinde bu siteyi diğer sanık ...'na devrettiği, müşteki vekilinin tescilli markalarının izinsiz olarak kullanılması yoluyla hem marka tescilinden doğan haklarının ihlal edildiği hem de haksız rekabet şartlarının oluştuğunu iddia ederek şikayetçi olduğu, sanıkların ... ve hizmetleri ile ilgili tanıtım faaliyetinde bulunduğu, yapmış oldukları işlemde herhangi bir yarar sağlamalarının ve katılan firmanın zarar görmesinin söz konusu olmadığı, daha önce ... şirketinin çözüm ortağı olarak bayilik yapmalarından dolayı sitede bilgi amaçlı yapılan faaliyetin olsa olsa ... tanıtımına hizmet ettiği, katılan firmanın hizmetlerinin bu firma dışında başkaları tarafından ve sanıklar tarafından sunulmasının imkanının da bulunmadığı dolayısıyla ortada sanıklar tarafından bilgilendirme amaçlı yapılmış olan faaliyetin haksız rekabet ve katılanın marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak sanıkların yüklenen suç açısından kasıtlarının bulunmamaları açısından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmış ve ilamın katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine; ... BAM 5.CD’nin ... esas-...karar ve 19.6.2019 tarihli ilamları ile verilen beraat kararının 19.6.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ancak hukuk yargılamasında ceza yargılamasındakinden farklı iddialar da söz konusudur. Bu nedenle ceza yargılamasındaki beraat kararı tek başına hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte görülmemiştir.
Şöyleki; ... 1. FSHHM'nin... Dİş. dosyasında bilirkişi ...tarafından ... alan adında ve bu alan adı içerisinde bulunan web sitesi içerisinde "...", "...", "...", "...", "...", "..." ibareli isimlerin kullanıldığı, www ... alan adının whois bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının kayıt tarihinin...olduğu, alan adı tescil sahibi, idari ve teknik yetkilinin ... olduğu, ... websitesi üzerinde ... alan adı sorgulandığında web arşivine ulaşıldığı ve arşiv kayıtlarının ekran görüntülerinin https://web.archive.org websitesi üzerinde olduğu, www ... alan adına ait who’s bil gileri, website görselleri, web arşiv üzerinden alınan 27 Şubat 2017, 16 Temmuz 2017, 29 Eylül 2017 tarihlerine ait ekran görüntüleri ve Rapor doğrultusunda 10.11.2017 tarihinde tedbir kararı verildiği, Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından ... alan adına erişimin engellendiği, davalının 15.06.2011 tarihinde "..." markasını TPMK nezdinde tescili için müracaat ettiği ve ... sayılı ... markasının tescil edildiği, davalının aynı zamanda ... alan adı başvurusunu da nic.tr nezdinde yaptığı ,keza ... alan adını da tescil ettirdiği, davacı yanca davalıya ihtar gönderildiği davalının sorunu gidermediği bunun üzerine davacı yanca ... 3. AHM'nin ... E. Numarasıyla markanın hükümsüzlüğü ve tecavüzün önlenmesi istemli dava açıldığı, taraflar arasında Sulh Sözleşmesi imzalandığı, marka ve alan adının davacıya devredildiği ve 25.000 TL ödendiği, ancak davalının tecavüz fiillerine devam ettiği, bilirkişilerce raporlarında ekran görüntüsü verilen ... ibareli alan adı başvurusunu yaparak ayrıca davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalarının kullanıldığı, davalının "... sitesinde ..., ... vb. diğer markalar ile resmi bir bağlantısının bulunmadığına tamamen bilgilendirme ve yönlendirme amacı ile hizmet vermekte olduğuna ,sitede yer alan tüm ticari markaların isim haklarının ticari marka sahiplerine ait olduğu yönünde sitede bilgilendirme bulunduğu, ancak bu durumun davacının marka hakkının ihlaline engel nitelikte bulunmadığı, davalının bir yandan bilirkişilerce raporlarında görseli sunulan ... internet sitesi en alt kısmındaki “... sitesinin ..., ... vb. diğer markalar ile resmi bir bağlantısı yoktur. Tamamen bilgilendirme ve yönlendirme amacı ile hizmet vermektedir. Bu sitede yer alan tüm ticari markaların isim hakları ticari marka sahiplerine aittir.” ibaresi de organik bağının olmadığını belirttiği halde Davalı İnternet sitesinde bilgi verilmenin yanı sıra başvuruda aldığı belirlenmiş olup, dolayısıyla davacı ile ticari bir işbirliği olduğu izlenimi vererek yani organik bir bağı bulunduğu izlenimi yaratarak davacının markasından izinsiz ve haksız olarak ticari olarak faydalanma kasdı ile haraket ettiği anlaşılmıştır. Toplanan deliller incelendiğinde; ... markası ve ... alan adı devir işlemleri ... 16. Noterliği huzurunda ...tarihinde ... yevmiye numarası ile taraflarca karşılıklı anlaşmaya varılarak imzalanmıştır. Taraflar artık bu sözleşme içeriği ile bağlı olup, ayrıca Marka ve alan adına ilişkin Sulh Sözleşmesi de yine ... 16. Noterliği huzurunda... tarihinde ... yevmiye numarası ile taraflarca karşılıklı mutabataka varılarak imza altına alınmıştır.
Davacı 17.10.2017 tarihinde ... alan adlı site içinde yer alan ihlallerin için ... Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne tespit talebi dilekçe sunmuş ve mahkemenin ...diş numarasına kayıtlanan tespit dosyasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 26.10.2017 tarihli birlirkişi raporunda; ... alan adında ve bu alan adı içerisinde bulunan web sitesi içeriğinde “..., .... ..., ..., ... ve ...” isimli markaların kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı 01.04.2019 tarihinde vekili aracılığıyla beyan dilekçesi sunduğu , ekinde sunduğu yetki belgesinde ( 01.04.2019 tarihli yetki belgesinin) dava dışı ... adına olduğu dava taraflarını kapsamadığı, 16.10.2017 tarihli whois kayıtlarında davaya konu alan adı ve alan adı altında faaliyette bulunan site sahibinin davalı ...olduğu ayrıca ibraz edilen ... belgesi üzerinde yazılı, yetkili kurum ve kişi kaydının whois kaydında bulunmadığı anlaşılmıştır.
Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen marka tescil belgeleri ve davacıya ait ticari sicil kaydı incelendiğinde; Davacının ... ticaret sicil numarası ile 22.07.2004 tarihinde Ticaret Siciline Tescil edildiği, Faaliyet konusu olarak “... A.Ş., ... uyduları ve diğer uydular üzerinden her türlü uydu haberleşmesini gerçekleştiren uydu operatörleri olduğu, geniş bir coğrafyada uydular üzerinden ses, veri, internet, TV ve radyo yayıncılık hizmetleri sağlayan ...,... altyapının olmadığı bölgelerde müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik esnek çözümler sunar. Uydu haberleşmesi alanındaki küresel çözümleriyle farklı dilleri ve kültürleri birbiriyle buluşturan ..., sahip olduğu kablo altyapısı üzerinden yurtiçindeki abonelerine ... yayıncılık hizmetleri de sağlar. ... ayrıca, bilişim hizmetleri kapsamında e-Devlet Kapısı'nı işletir ve kamu hizmetlerinin elektronik ortamdan sunumuna yönelik projeler yürütür.” Şeklinde ticari faaliyetinin tanımlandığı, https: www ... alan adının da 2004 yılında alındığı, Davacı tarafından tescil almamış olsa dahi verdiği hizmetin adının “...” olduğu, ...'nin aynı zamanda davacının verdiği hizmetin adı olduğu, Davalının marka tescil talebi ve internet faaliyetindeki site içeriği yönünden bakıldığında, davalı yanın davacının ... hizmetini verdiğini bunun dışında hangi faaliyet alanında hangi hizmetleri verdiğini bildiği, bilinçli olarak ... marka tescilinde kötü niyetli hareket ettiği, tescil edilen markası ile ... alan adı ve diğer alan adlarını alarak alan adına bağlı sitenin faaliyetinin davacı ...A.Ş. faaliyet alanını ve hizmetini tanımlayarak ticari faaliyette bulunduğu, davacının davalıdan önceki tarihteki kullanımları, kablo esas unsurlu seri markalarının bulunduğu,... nolu markanın ... ibaresi ile ...sınıfınde içinde bulunduğu hizmet /ticaret sınıfında 8.3.2007 tarihinde tescil edildiği, davalının ise kablo esas unsunu içeren bu tarihten önceye ait hiçbir delil sunmadığı, davacının kullanımlarının davalıdan önce olduğu, davacının gerçek hak sahibi olduğu, öte yandan ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren sayılı firmalardan olması nedeniyle davalının eylemlerinin bilinci olarak davacının haklı ününden yararlanma amacı taşıdığı, davalının bayisi olduğu izlenimi vererek kullanımına devam ettiği, MK 2. Madde kapsamında her alanda uygulama yeri bulan basiretli tacir ilkesinden hareket ile davalının iyiniyetli olmadığı, kötüniyetin korunmayacağı anlaşılmıştır.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası celp edilmiş, ...esas-...karar ve 1.6.2017 tarihli ilam ile sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, ilamın istinaf edildiği, ... BAM 20.HD’nin 2017/1237 esas-...esas ve 25.1.2018 tarihli ilamı ile ..” sulh sözleşmesinin mahkemeye sunulduğu 01.06.2017 tarihli oturumda, sulh sözleşmesinin okunduğu tutanağa yazılmamış ve tutanak taraflara imza ettirilmemiştir. Bu durumda zorunlu şekil şartı yerine getirilmeden mahkemece yapılan sulh sözleşmesine dayalı olarak davanın sona erdirilmesi işlemleri hiç yapılmamış sayılır. Diğer bir ifade ile mahkemece yapılan işlemlere, kısmen dahi olsa geçerlik atfedilemez. Mahkemece yapılan geçersiz işleme dayanarak davanın sonuçlandırılması halinde ise tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olacağından ve anılan mahkeme dışı sulh sözleşmesinin, zorunlu şekil şartlarına uyularak, geçerli bir şekilde mahkeme içi sulh sözleşmesine dönüştürüldükten sonra, ortaya çıkacak sonuca göre yeni bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine “ karar verildiği anlaşılmıştır. SMK 155. Maddesi dikkate alındığında hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Toplanan deliller, ... 1. FSHHM'nin ... Dİş. dosyasında bilirkişi ...tarafından düzenlenen raporu, ticari sicil kayıtları, alan adı sahiplik kayıtları, Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen marka tescil belgeleri, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas-...karar ve 1.6.2017 tarihli ilamı, ... BAM 20.HD’nin ... esas-... esas ve 25.1.2018 tarihli ilamı, ... 3.Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas-... karar ve 8.1.2019 tarihli ilamı , ... BAM 5.CD’nin ... esas... karar ve 19.6.2019 tarihli ilamları , HMK 266 madde kapsamında teknik olarak denetime elverişli bulanan Bilirkişiler...,..., ..., ...tarfından düzenlenen kök ve ek rapor içerikleri, ... 16. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Sulh Sözleşmesi , ... 16. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi içerikleri, mali kayıtlar, dava dışı firmalar ile yapılan hizmet satın alma sözleşmesi bir bütün olarak incelendiğinde;
Bilirkişilerce ... adresinin ilk arşiv kaydının 25.07.2010, son arşiv kaydının ise 07.10.2018 olduğu tespit edilmiş olup,bu tarih ise ... 16. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı keza ... 16. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmelerinden sonraki bir tarihtir. Yani davalı yan sözleşme ile üstlendiği taahhütleri yerine getirmemiş, ayrıca ... sitesini ticari işleme konu ederek Mayıs 2017'de dava dışı ...'na devrettiğini beyan etmiştir.
Ancak teknik incelemeler ek raporlar kapsamına göre davacıya ait davaya konu markaların davalı tarafça izinsiz bir şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı yan yüklenici firmada çalıştığından bahisle sorumlu olmadığını keza alan adını devir ettiğini beyan ile sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de; davacı ile ticari –ekonomik hiçbir bağı olmayan davalı nın çözüm ortağı olan bir yüklenici firmada çalışıyor olmasının SMK 7/5. Fıkrası kapsamında dürüst ticari kullanım niteliğinde bulunmadığı, davacıya ait marka ve alan adlarını izinsiz bir şekilde tescil ettirip kullanma ve dahi başkalarına satıp devretme hak ve yetkisine haiz olmayan davalının eyleminin SMK 29. Madde kapsamında marka hakkına tecavüz niteliğinde bulunduğu, sunulu delillere göre davacının markasından, Ticari unvanından haberdar olmuş olmasına rağmen davalının izinsiz bir şekilde hem marka ve hemde alan adlarından oluşan ... ibareli bir alan adını tescil ettirmesinin ve hem de bu alan adıyla kurduğu web sitesinde davacı markalarını kullanması tipik marka hakkına tecavüz eylemi olarak kabul edilmiştir.
Davalının eylemi aynı zamanda haksız rekabete de neden olmuştur. Bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi için taraflar arasında dar anlamda rekabet ilişkisinin olmasına, yani tarafların aynı sektörde olmalarına ve birbirlerine rakip konumda olmalarına gerek yoktur (POROY R/ YASAMAN H, Ticari işletme Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2015, s. 334; NOMER ERTAN, F, Haksız Rekabet Hukuku, İstanbul 2016, s. 115).
Yasal mevzuatta da işaret edildiği üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında “dürüstlük kuralı”nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır . Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55’te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2’de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır. Ayrıca TTKm.55 özel olarak bazı haksız rekabet eylemleri sayılmıştır. Bunlardan TTK m.55/4’de yer alan “Başkasının malları, işi ürünlerini, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki eylem açısından davalı tarafın eyleminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, bir kimsenin bir başkasının iş ürünlerini, mallarını, faaliyet veya eylemlerini veyahut haklı olarak kullandığı işaretlerini haksız yere vere karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanması gerekli ve yeterlidir.
Somut olayda davacı yanca davalıya aleyhine ... ibareli (..., ..., ...) alan adlarını hukuka aykırı bir şekilde tescil ettirip kullanmasını engellemek için ilk olarak ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ...E. sayılı dosyasında markanın hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz davası açılmış olup, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası celp edilmiş, ... esas-... karar ve 1.6.2017 tarihli ilam ile sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, ilamın istinaf edildiği, ... BAM 20.HD’nin ... esas-... esas ve 25.1.2018 tarihli ilamı ile ..” sulh sözleşmesinin mahkemeye sunulduğu 01.06.2017 tarihli oturumda, sulh sözleşmesinin okunduğu tutanağa yazılmamış ve tutanak taraflara imza ettirilmemiştir. Bu durumda zorunlu şekil şartı yerine getirilmeden mahkemece yapılan sulh sözleşmesine dayalı olarak davanın sona erdirilmesi işlemleri hiç yapılmamış sayılır. Diğer bir ifade ile mahkemece yapılan işlemlere, kısmen dahi olsa geçerlik atfedilemez. Mahkemece yapılan geçersiz işleme dayanarak davanın sonuçlandırılması halinde ise tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olacağından ve anılan mahkeme dışı sulh sözleşmesinin, zorunlu şekil şartlarına uyularak, geçerli bir şekilde mahkeme içi sulh sözleşmesine dönüştürüldükten sonra, ortaya çıkacak sonuca göre yeni bir karar verilmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine “ karar verildiği, dosyanın yeni esas aldığı, derdest olduğu anlaşılmıştır.Ancak SMK 155. Maddesi dikkate alındığında hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Dava dışı Sulh metnine göre alan adının ve markanın davacıya devredilmesi hususunda anlaşıldığı, ancak dava Sulh ile sonuçlandığı halde davalının kararı istinaf etmesi nedeniyle ilamın kesinleşmediği , ancak taraflar arasında yaşanan süreç dikkate alındığında sözleşme hükümlerine göre davalının bu alan adını veya benzerlerini bundan sonra hiçbir şekilde kullanmayacağı, tescil ettirmeyeceği ve davacıya karşı hukuka aykırı eylem ve davranış içerisinde olmayacağının da taahhüd edildiği, davalının bu kez de ... uzantılı alan adı alarak benzer faaliyetlerine devam ettiği dolayısıyla , ... alan adı altında davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi markalarının kullanımını sürdürdüğü hususunun teknik olarak alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği anlaşıldığından davalı yanca ileri sürülen gerek husumet, gerek derdestlik gerekse yetki itirazları yerinde görülmemiş, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sabit görülerek önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
6769 sayılı SMK'nun 151.maddesi, ''(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.
(2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Düzenlemesi kapsamına göre davacı yan lisans seçeneğine göre maddi tazminat talep etmiştir.
Lisans seçeneğinde tarafların mali kapasitesi 1. derecede etken ise de tek başına lisans ücreti belirleme de bir kriter değildir. Lisans seçeneğine göre bir tazminat seçimi salt taraf cirolarından hareket ile tek başına hesaplandığında hakkaniyete aykırı sonuçlar yaratılabilir. Dolayısıyla zararın belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır niteliktede olmamalıdır. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğu sabittir. Bilirkişilerde hakkaniyete uygun bir lisans tazminatı belirleyememişlerdir.
Borçlar kanununun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , Türk Medeni Kanun'un 4. maddesinde de "Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği" belirtilmiştir.
Davacı markasının bilinirliğinin bulunduğu ve tescilli bir marka olarak koruma altında olduğu dolayısıyla belirli bir marka değerinin bulunduğu, belirli bir marka değeri bulanan firmaların verdiği lisansların günün ekonomik koşullarına göre belirli bir meblajın altında olamayacağı , hiçbir tacirin lisans seçeneğince 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %10 yada 15 i oranında sabit görüş bildirdikleri , bu durumda lisansın da ancak BK hükümlerine göre incelenmesinin gerektiği, gerek davacının gerekse davalının incelenen mali kayıt ve belgelerine göre ticari kapasitesi dikkate alındığında keza davacı talep artırım dilekçesinde devir için ödenen bedelin baz alınmasına talep ettiği, dolayısıyla somut olayda taraflar arasında bir marka değeri belirlendiği , davalının ise izinsiz olarak markayı kullandığı süre ve kullanım şekline göre davacının markasının ve reklam gücünden hiçbir çaba sarf etmeden yararlanan davalının lisans seçeneğine göre bir tazminat ödemesinin gerektiği , marka hakkı ihlaline dayalı tazminat hesabında çoğu zaman somut olarak ortaya çıkan zararın tazmininin tespitinin mümkün olmadığı, ancak tazminat hukukun genel ilkelerine göre marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi amaçlandığından , lisans seçeneği seçilmiş olsa dahi marka sahibinin ve mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda oluşacak artışında dikkate alınmasının gerektiği, tek başına cirolardan hareket edilerek bir lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine yada mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği , dolayısıyla gerek davacı gerekse davalının ticari -mali ekonomik durumları göz önüne alınarak 25.000 TL maddi tazminat mahkememizce hakkaniyete uygun maddi tazminat bedeli olarak kabul edilmiş, ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve yapılış şekli dikkate alındığında SMK 151/2-c kapsamında 25.000- TL lisans bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesine hükmedilmiştir.
Davacı her ne kadar sözleşme devir bedelinin davacıya devrini de talep etmişse de, bu bedelin lisans tazminatı olarak davacıya ödenmesine karar verildiğinden aynı istemin davacı yanca farklı şekilde talep edilmesi sonuca etkili görülmemiş bu istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın talep tarihi itibarıyla manevi tatmini sağlamamaya yetecek miktarda talep edilmiş olduğu, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya , tarafların dosyaya yansıyan mali ve sosyal durumlarına göre takdiren 20.000 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı tarafça davacı markası ticari etki yaratacak şekilde kullandığından, bu şekildeki kullanımın hukuka uygun bir kullanım niteliğinde olmayıp, marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve eylemin aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinden haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve tedbir talepleri de yerinde görülmüştür.
Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturmak gerekmiştir.
HÜKÜM;Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-İhlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre 25.000- TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın 1.6.2017 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
3- ... 1.fshhm’nin ... diş sayılı dosyası ile verilen ihtiyadi tedbirin karar kesinleşene kadar devamına,karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın talep halinde davacı yana iadesine,
4-Sözleşme devir bedelinin davacıya devri isteminin reddine,
5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
6-3.757,05 TL ilam harcının peşin ve ıslah harçtan mahsubu ile eksik kalan 2.134,02 TL harcın davalıdan tahsiline,
7-Kabul edilen tecavüzün önlenmesi talebi yönünden , Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.000- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 512,33 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı, 427,60 TL ıslah harcı, 560,05 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 8.200 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.731,38 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 15/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır