WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

ISTANBUL 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/429 Esas
KARAR NO : 2025/202

DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 23/06/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı şirketin kurucularından olduğu ve halen davalı şirket sermayesinde %30 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 24/03/2023 tarihinde yapılan 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda müvekkilinin olumsuz oyuna karşılık genel kurul çoğunluğu tarafından 500.000 TL olan şirket sermayesinin 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve şirket ana sözleşmesinin bu şekilde değiştirilmesine karar verildiğini, sermaye artışı kararın batıl olduğunun tespitini aksi halde iptalini talep etme mecburiyeti doğduğunu, davalı şirketin ... A.Ş ve diğer grup şirketleri gibi aile şirketi olduğunu, şirketin kurucusu müvekkili ile dava dışı hissedarları babaları ...'ın 13/06/2014 tarihinde rahatsızlanması nedeni ile 22 ay süresince kısıtlı olarak tedavi gördüğünü, bu süreçte ...'ın sağlığında davalı şirket dahil olmak üzere önemli tüm grup şirketlerinde davacıyı yardımcı olarak belirlediğini, bu dönemde davacı pay sahiplerinden ... ve ...'ın tüm şirketleri kontrolleri altına aldıklarını, ...'ın şirketlerde oluşan zararları izah edemediği için kurucu ... tarafından şirketlerden uzaklaştırıldığını, ...'ın şirketleri zarara uğrattığını, öz kaynakların eritildiği ve zararların büyütüldüğünü, bu durumun davalı şirket bilançolarından açıkça görülebileceğini, müvekkilinin haksız şekilde davalı şirket yönetiminden çıkarıldığını, müvekkilinin davalı şirket tarafındaki haklarının ... kontrolündeki yönetim kurulu tarafından yok edilmeye çalışıldığını, teknik olarak iflas etmiş firma davalı şirketin genel kurulunda doğrudan sermaye artırımı kararı alınmasının TTK 376. Maddesi hükmüne aykırı olduğunu, şirketin borca batık olduğunu, şirketin öz kaynaklarının 31/12/2022 tarihli ayrıntılı bilançosuna göre -9.250.433,10 TL'ye düştüğünü, şirketin 2017 yılından itibaren borca batık olduğu, yönetim kurulunun görevini ihmal ederek gereğini yerine getirmediği, davalı şirketin 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının 7 nolu kararı ile sermaye artırımına karar verilmesinin mümkün olmadığının, TTK 376 Maddesinde yapılması gerekenlerin tarif edildiğini, maddede ön görülen tedbirlerin hiçbirinin uygulanmadığını, TTK 376/1 Maddesi uyarınca sermayesini yitirmiş davalı şirket için Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın düzenlenmediğini, önerilerin genel kurula sunulmadığını, TTK 376/2 maddesi uyarınca yönetim kurulunun genel kurulu sermayenin 1/3'i ile yetinmeye veya sermayenin tamamlanmasına karar vermeye davet etmediğini, borca batıklığın açık olmasına rağmen iflas başvurusunda bulunulmadığını, bunlar yapılmadan sermaye artırımı kararı alındığını, bu nedenle 7 nolu kararın iptalinin gerektiğini, TTK 446 maddesi uyarınca bu davanın açılması gerekliliğinin doğduğunu, TTK madde 376 hükmüne aykırı olarak alınan sermaye artırımı kararının bilanço zararlarının kapatılmasına yönelik yükümlülük bitiren bir karar olduğunu, bu kararın TTK 421/2-a hükmüne aykırı olarak alındığını, sermaye artırımı adı altında alınan kararın pay sahiplerine bilanço zararlarını kapatma yükümlülüğü getirdiği, bilanço zararlarının kapatılmasına yönelik yükümlülüğünün müvekkilinin muhalefine rağmen mümkün olmadığını, bu kararın oy birliği ile alınması gerektiğini, davalı şirket sermayesinin %4000 artırılmasına karar verilmesinin sonrası müvekkilinin %39 hisse oranını koruyabilmesi için müvekkilinin 5.850.000 TL ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakıldığını, aksi halde müvekkilinin davalı şirketteki hisse oranının %0,75'e düşeceğini, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olması yanında TTK 421/2-a anlamında bilanço zararlarının kapatılması için getirilen bir yükümlülük olduğunu, oy birliği olmadan böyle bir yükümlülüğün getirilmesini TTK 421 maddesine aykırı olduğunu, benzer bir durumda ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Sermaye Artırım Kararı'nın iptaline karar verdiğini, Sermaye Artırma Kararı'nın ana sözleşmenin 26. Kararına aykırı olduğunu,... tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 438. Sayfasında yer verilen davalı şirket ana sözleşmesinin 26. Maddesine göre ana sözleşmede yapılacak değişikliklerin yönetim kurulunun bu konudaki kararı ile ana sözleşmedeki değişikliklerin usulüne uygun olarak tasdik ve tescilinden sonra ilan edileceği, 24/03/2023 tarihli sermaye artırım kararının Genel Kurul'da görüşülebilmesi için öncelikle Yönetim Kurulu'nun sermaye artırımına yönelik kararı ile Ticaret Bakanlığı'nın izin kararının sicile tescil edilmiş ve ilan edilmiş olmasının gerektiğini, yönetim kurulunun bu konuda bir karar almadığını, Ticaret Bakanlığı'ndan izin kararı alınmadığını, ana sözleşmede yer alan bu usul takip edilmeden sermaye artırımı kararının alınmasının ana sözleşmeye aykırı olduğunu, bu nedenle kararın iptalinin gerektiğini, TTK 462/3 maddesi uyarınca bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların durulması halinde bu fonların sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamayacağı, davalı şirketin 2022 yılının ayrıntılı bilançosunun öz kaynaklar başlıklı 52 nolu sermaye yedekleri sıfırında 958.484,82 TL göründüğü böyle bir kaynağın yönetim kurulu tarafından bilançoya yazıldığı, şirketin sermaye artırımına ihtiyacı olduğunda öncelikle bunun sermaye yedeklerinden karşılanması gerektiğini, iç kaynaklardan artırım yapılmadan doğrudan dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının alınmasının TTK 462/3 maddesine aykırı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ...Esas sayılı dosyasında benzer şekilde karar verildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu tarafından TTK 457. Maddesini içerir bir beyan hazırlanmadığını, Genel Kurul çağrısına yer verilen ana sözleşme değişikliği metni ile genel kurulda oylamaya sunulan değişiklik hükmünün birbirlerinden farklı olduğunu, gündemin gereği gibi ilam edilmediğini, bu nedenle kararın iptalinin gerektiğini, davalı şirketin 2022 yılı olan Genel Kurul Toplantı çağrısının yayınlandığı, 9 Mart 2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ana sözleşmenin 7. Maddesinin yeni şekline ilişkin metin ile genel kurul toplantısında oylamaya sunulan ana sözleşme değişikliği maddesinin farklı olduğu, bu farklılığın genel kurul toplantısında yaşanan müzakereden kaynaklanmadığı, genel kurula ilam edilenden farklı bir sözleşme değişikliğinin getirildiğini, gündemin gereği gibi ilam edilmediğini, hakim ortakların şirketler topluluğu hukukunun gereği olarak pay sahiplerin haklarını koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini, sermaye artırımı ile şirketleri denetimden kaçırmayı ve kaynakları keyfi olarak kullanmayı amaçladıklarını, şirketin fiktif zararının müvekkiline ödettirilmeye çalışıldığını, kararın dürüstlük kuralına aykırı olması sebebi ile de iptalinin gerektiğini, benzer nedenlerle grup şirketlerle açılan davalarda iptal kararlarının kesinleştiğini, davalı şirketin ... ve ... kontrolündeki yöneticiler tarafından bilerek kötü yönetildiğini, kara geçmek için çalışmalar yapılmadığını, davalı şirketin borçlandırıldığını, muvazalı işlemlerle şirketteki öz kaynakları ile kayden oynandığını, şirketin 2022 yılı itibari ile öz kaynaklarının -9.250.433,10 TL'ye gerilemesine rağmen sermayenin 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasının izah edilmesi gerektiğini, şirketin hiçbir yeni yatırımının bulunmadığını, açıklanan nedenlerle 24/03/2023 tarihinde yapılan 2022 yılında yapılan olağan genel kurul toplantı tutanağının 7. Maddesi ile karara bağlanan sermaye artırımının batıl olduğunun tespitine, aksi halde iptaline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine, karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı müvekkilinin ... Grup Şirketlerinden bir tanesi olduğunu, davacının şirketin ve grup şirketlerinin kurucusu ...'ın vefatından sonra aile içinde anlaşmazlık yarattığını, yönetim kuruluna seçilememesi sebebi ile seçilmiş diğer kişilere husumet duyduğunu, kötü niyetli tutum ve davranışlar gösterdiğini, kendisini babasından sonra ezeli ve ebedi söz hakkı sahibi olarak gördüğünü, bunu mesele olarak şirketlerin genel kurul kararının aleyhine davalar açtığını, davalı şirketin sermayesinin 500.000 TL olduğunu, davacının 150.000 TL karşılığı 30 adet pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 24/03/2022 tarihli genel kurul toplantısında yalnız davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile sermaye artırımı kararı aldığını, karar sonrasında ortaklara rüçhan haklarını kullanmaları için davet gönderildiğini, davalının davete icabet etmediğini ve rüçhan hakkını kullanmadığını, sermaye artırım kararında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığını, genel kurulunun şirket sermayesini güçlendirmek için sermaye artırım kararı aldığını, davacının 2017 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, dava dilekçesinde sermaye artırımı yapılamayacağına ilişkin iddialarının yanında öz kaynaklarının eksiye düştüğünü belirttiğini, sermaye artırımı yapılmasının gerektiğini kabul ve ihrar ettiğini, davacının görevini gereği gibi ifa etmediğini, 2014 yılını ait genel kurul toplantı tutanağından anlaşıldığını, şirketin mali durumunun davacı tarafından bilindiğini, şirketin sermayesinin artırılmasının gerektiğini, iyileştirici önlemler alınması gerektiğini, davacıya ... 5. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesi ile bildirildiğini, bu bildirim üzerine sermaye artırımı kararının gündeme konulduğunu, şirketin öz kaynaklarında iç kaynak olarak görünen 968.484,82 TL'nin yeniden değerleme artış fonunda kaydi kıymet olduğunun davacı tarafından bilindiğini, davalının sermaye artırım kararı ile iflas halinden kurtulduğunu, çelişkili davranış yasağına aykırı davranarak TTK 462'ye aykırı karar olduğunun iddia edildiğini, bununla birlikte böyle bir kaynağın olmadığını belirtildiğini, şirketin borcunu ödeyecek durumu olmaması halinde genel kurulun 2 şekilde karar verebileceğini, sermaye artırımına veya mevcut sermaye ile yetinmeye karar verilebileceğini, davalı şirketin ise sermaye artırım kararı aldığı, şirketin 31/12/2022 tarihli bilançosuna göre öz kaynaklar toplamının -9.250.433,10 TL olduğu, sermaye artırımı kararının esas sözleşmeye aykırı bir yönünün bulunmadığı, davanın 3 aylık hak düşürücü sürenin sonunda açıldığını, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iddia ve talep etmiştir.
Davalı şirketin sicil kaydı, sermaye artırımına ilişkin kararın ilan edildiği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilan örnekleri dosya içerisine alınmıştır.
Davalı şirketin sermaye artırımı kararı almasında finansal zorunluluk bulunup bulunmadığı, finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı, sermaye artırma kararlarının 3 aylık süre içerisinde tescil ettirilmemesi sebebi ile davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda davalı şirketin 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defterleri incelenerek rapor düzenlenmesi için dosya 1 bağımsız denetçi mali müşavir bilirkişi, 1 işletme mühendisi bilirkişi ve 1 şirketler hukukundan oluşan uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilmiş, Bilirkişiler 23/09/2024 tarihli raporda özetle: Şirketin ticari defter ve mali tabloları ile dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre 24/03/2023 tarihinde şirketin teknik iflas koşullarından çıkması için asgari 7.050.560,16 TL sermaye artışı yapılması gerektiğinin hesaplandığı, şirketin sürekli zarar etmesi nedeni ile sermayenin daha fazla tutarda yapılmasının uygun olabileceği, şirketi 12.949.439,84 TL net öz kaynak değerini taşıyacak tutarda sermaye artırımı yapılmasında finansal bir zorunluluk bulunmadığını, 24/03/2023 tarihli genel kurul tarihinin üzerinden 3 aylık hak düşürücü süre geçmesine rağmen tescil edilmeyen sermaye artırımı kararının TTK 450/3 Maddesi uyarınca geçersiz olduğu ancak yargılama sırasında genel kurul kararının 21/09/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilip sicile tescil edilmiş olması sebebiyle davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, TTK 462/3 maddesi kapsamında sermayeye ilave edilebilecek bir fon bulunmadığı, TTK 376/3 maddesi kapsamında borca batık durumda olan bir şirketin sermaye artırım kararının alıp alamayacağının öğretide tartışmalı olduğunu, şirketin 19.500.000 TL tutarında sermaye artışında finansal zorunluluk bulunmadığı, 30/09/2023 tarihli mali verilere göre asgari 7.050.560,16 TL sermaye artırımı yapılması gerektiği, ihtiyatlılık ilkesi gereği bu tutarın bir miktar artırılabileceği ancak 19.500.000,00 TL sermaye artırımı yapılmasında finansal zorunluluğun bulunmadığı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, anonim şirketin 24/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda 500.000,00 TL olan sermayenin 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına, ana sözleşmenin 7. maddesinin yeni şekli ile değiştirilmesine dair alınan 7 nolu kararın batıl olduğunun tespiti olmadığı takdirde ise kararın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini toplantı tutanağına şerh ettirmiş ve eldeki davayı üç aylık süre içerisinde açmıştır. Butlan istemi ise ( TTK 447.maddesi uyarınca) bir süreye bağlı değildir.
Davalı şirketin incelenen pay defteri bilgilerine göre sermaye tutarının toplam 500.000 TL olduğu, davacının 150.000 TL karşılığı 30 adet, dava dışı ...'ın 50.000 TL karşılığı 10 adet, dava dışı ...'ın 150.000 TL karşılığı 30 adet, ... AŞ.'nin 150.000 TL karşılığı 30 adet pay sahibi olduğu, sermaye artırımı kararı sonrası davacının 50.000 TL karşılığı 10 adet hissesinin bulunduğu, sermaye artırımı ve karar sonrası ortaklardan ... AŞ.'nin 3900 Hisse karşılığı 19.500.000,00 TL bedelle sermaye artışına iştirak ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 24/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının 7 nolu gündem maddesinde ,şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 7. maddesinin tadili ile ilgili 500.000 TL olan şirket sermayesinin 20.000.000,00 TL teklifinin müzakere edildiği, davacı ... tarafından karara muhalif kalındığı ve muhalefetin tutanağa yazdırıldığı, davacının 30 adet olumsuz oyuna karşılık 70 adet olumlu oyla ana sözleşmenin 7.maddesinin değiştirilmesine karar verildiği ,24/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda hazır bulunanlar listesindeki pay oranları ile pay defterindeki pay oranlarının uyumlu olduğu, pay sahiplerinin tamamen toplantıya katıldığı, genel kurul toplantısında sermayenin 1/3' ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda açık bir karar alınmadığı gibi yönetim kurulunca ara bilanço çıkarıldığına dair tespitte bulunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu” başlıklı 376. maddesi;
“(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.” hükmünü haizdir.
Bilirkişi raporu, davacı iddiaları ve davalı savunmaları ile dosya kapsamından; davalı şirketin 31.12.2022 tarihli bilançosundaki kaydi değerlere göre borca batık durumda göründüğü hususunun sabit olduğu, TTK 376. maddesinde belirtilen önlemlere başvurmadan- ara bilanço düzenlenmeden sermaye artırımı kararı alınmasının TTK 376.maddesine aykırılık teşkil ettiği bu nedenle kararın iptalinin talep edilebileceği anlaşılmaktadır.Bununla birlikte sermaye artırımı ile ilgili esas sözleşme değişikliğine dair alınan genel kurul kararının 24.03.2024 toplantı tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde tescil ettirilmediği, bu nedenle kararın geçersiz hale geldiği, geçersiz kararın yargılama sırasında 21.09.2023 tarihinde tescil ve ilan ettirildiği 10919 sayılı 21.09.2023 tarihli TTSG'den anlaşılmaktadır.
TTK'nın 455. maddesinde genel kurul kararlarının tescili "Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı, yönetim kurulu tarafından, şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil edilir; ayrıca ilana bağlı hususlar ilan ettirilir; tescil ve ilan edilen karar şirketin internet sitesine konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez." şeklinde düzenlenmiştir.Esas sermaye sistemine tabi anonim şirketlerde sermaye artırımı, esas sözleşme değişikliği şeklinde genel kurul kararı alınması, yönetim kurulunun tescil ve ilanı için beyanda bulunması ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi şeklinde üç aşamada gerçekleşmektedir. Söz konusu bu işlemler genel kurul kararının yürürlüğe girmesi ve geçerli bir sermaye artırımı için geçerlilik koşuludur. Bir başka deyişle, bu unsurları içermeyen sermaye artırımı kararının geçerliliğinden söz edilemeyecektir.
TTK nun 456/3 maddesi uyarınca toplantıda alınan sermaye arttırımı ile ilgili ana sözleşme değişikliğine dair 7 nolu kararın 24.03.2023 tarihinden itbaren 3 aylık süre geçtikten sonra tescil ettirilmiş olması sebebiyle davacının, kararın geçersizliğinin tespitini dava etmekte hukuki yararının devam ettiği anlaşılmakla davalı şirketin 24/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda 7 nolu gündem maddesinde alınan kararın geçersiz olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, davalı şirketin 24/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda 7 nolu gündem maddesinde alınan kararın geçersiz olduğunun TESPİTİNE
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına
3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsubuna karar verilen 179,90 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından 24.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 569,25 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 24.569,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 13/03/2025

BAŞKAN

ÜYE

ÜYE

KATİP