TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 14/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .....Diyarbakır'da düğün organizasyonlarında solist olarak sahne alan bir sanatçı olduğunu, .....tarihinde İstanbul'da davadışı .....adlı şahsın düğününde diğer müzisyen arkadaşları ile birlikte sahne almak için 35.000,00-TL bedelle anlaştığını, İstanbul'a gitmek İçin uçak biletinin düğün sahibi .....tarafından satın alındığını, ancak .....tarihli TK-2613 sayılı olup saat 11.25'te gerçekleştirilecek İstanbul-Diyarbakır seferinin hava muhalefeti bahanesi ile davalı/müvekkil Ortaklık tarafından iptal edildiğini, keyfiyet doğru olsa bile kendisine alternatif bir seçenek sağlanmadığı, bu sebeple .....tarihinde yapılan bir düğün organizasyonuna sanatçı olarak katılamadığı vs. maddi ve manevi yönden mağdur olduğu, düğün sahibi .....tazminat ödemekle karşı karşıya kaldığı belirterek, 35 bin TL alacağının zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olan seferin müvekkili ortaklığın irade sorumluluğu dışında İstanbul Havalimanındaki olumsuz hava koşulları sebebiyle uçak ve ekip dengesinin bozulması sonucunda gerçekleştirilmemiş olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, tamamıyla bir mücbir sebep hali olan hava muhalefetinden kaynaklanmış bir sefer iptalinden ötürü davacının kusurunun meydana gelmesinin müvekkili dahli ve kusuru bulunmadığından hukuken sorumlu tutulamayacağını, dünyanın hiçbir havayolunun taşıma şartlarında her ne pahasına ve hangi koşullarda olursa olsun evvelce yayınlanmış tarifeye uyulup uçulacağı ve tarifede belirtilen saate iniş kalkış yapılacağı şeklinde bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davaya konu sefer saatinden çok önce biletini iptal eden ve bilet ücreti kendisine herhangi bir kesinti yapılmaksızın aynen iade edilen davacı yolcunun huzurdaki maddi tazminat talebi ile dava açma hakkının bulunmayacağını, davacı yolcunun maddi tazminat talebinin somut belgeye dayalı ve gerçek olmayıp, varsayama dayandığından reddini gerektiğini belirterek, açılan davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın, .....tarihinde Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesinde nezdinde ikame edildiği, mahkemenin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı ilamı ile, iş gezisi nedeniyle uçak bileti alan davacı tarafından ayıplı hizmet nedeniyle uğradığı iddia edilen maddi zararların tahsili istemiyle açılan davada, davacının mesleki amaçla hareket etmesi nedeniyle tüketici olarak kabul edilemeyeceği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ticari dava niteliğinde olduğu ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkememize verilen görevsizlik kararı taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleşmiş ve davacı vekilinin süresinde gönderme talebi üzerine dava dosyası mahkememize gönderilerek işbu esasa kaydedilmiştir.
Dava, davacı tarafından İstanbul ilinden Diyarbakır iline düğün organizasyonuna santaçı olarak gitmek üzere davalı şirketten satın aldığı biletin iptal işleminin hatalı yapıldığı ve bu kapsamda sunulan hizmetin ayıplı olduğundan bahisle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Taşımacılık sözleşmesi, bir mal veya bir yolcunun ücreti mukabilinde belirli bir noktadan başka bir noktaya taşınması için akdedilen sözleşmedir. Tanımından da anlaşılacağı üzere taşımacılık sözleşmesi, yolcu taşımacılığı ve eşya taşımacılığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 850.maddesinde de bu ayrım yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK.'nun 855. ve devamı maddelerinde düzenlenen taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Taşımacılık sözleşmesi Türk Ticaret Kanununda düzenlendiğinden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesi gereğince tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliğindedir.
Her ne kadar taşıma sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 3/ı bendinde ise; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmış ve ilgili Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasındaki yolcu taşımacılığına ilişkin sözleşmesinin aynı zamanda tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı taşıyıcının ticari amaçlı hareket ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre taşıyıcı ile taşınan yolcu arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olup olmadığının değerlendirilmesinde taşıma öncesi gerçekleştirilen hukuki işlemde taşınan yolcunun ticari veya mesleki amaçla hareket ettiğinin tartışılması ile taşımanın yolcunun mesleği veya ticari işletmesiyle ilgili başka bir hukuki işlemin gerçekleştirilmesi amacıyla araç olarak kullanıldığının tespiti yapılarak taşınanın tüketici olarak kabul edilmemesi halinde; tüketici sıfatına haiz olabilecek şekilde gerçek kişi olarak taraf olunan hizmet, alım-satım, konaklama gibi sözleşmelerin mesleki veya ticari amaçla kurulan sözleşmelerin ifasında araç olarak kullanıldığı durumların tamamında araç olarak kullanılan hizmet, taşıma, alım-satım, eser, konaklama vb. sözleşmelerin tarafı olan gerçek kişinin hiçbir şekilde tüketici olarak kabul edilmemesi sonucu ortaya çıkacaktır. Bu şekilde yapılacak değerlendirmenin de 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun amacına ve ruhuna uygun düşmeyeceği açıktır. Mahkememizce, yolcu taşımaya yönelik taşıma sözleşmelerinde, taşınan yolcunun tüketici sıfatına haiz olup olmadığının tespitinde, yolcunun taşıma sözleşmesinin ifası aşamasında ticari veya mesleki amaçla mı hareket ettiğinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş ve bu açıklamalar ve kabul karşısında dava konusu olayda taşıma sözleşmesinin ifası aşamasında değil sonrasında davacı yolcunun ticari veya mesleki amaçla hareket ettiği sonucuna varılmıştır. Buradan varılan sonuç ile davacı yolcunun tüketici, taraflar arasındaki ilişkinin de tüketici işlemi olduğu, tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu değerlendirilerek Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesine karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
G.D:Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
HÜKÜM:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c maddesi ve 115/2. Maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin daha önce görevsizlik kararı veren DİYARBAKIR .....TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA
2- Dosyanın Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiş olduğu nazara alınarak, mahkememiz kararının istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi hususunda merci tayini için dosyanın DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-Taraflarca yatırılan gider avansında kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!