DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/20 E. , 2025/19 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/20
Karar No : 2025/19
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
I. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN : İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu
II. İSTEMİN ÖZETİ: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) alt bendi kapsamında, uyuşmazlığa konu benzin ve elektrik motoru bulunan aracın, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun eki (II) sayılı Liste'de belirtilen özel tüketim vergisi oranlarından %80 (-Diğerleri,--Motor silindir hacmi 1600 cm3'ü geçmeyenler,---Diğerleri) yerine %10 (-Diğerleri,--Sadece elektrik motorlu olanlar,---Motor gücü 160 kW'ı geçmeyenler) oranına tabi olduğundan bahisle fazladan ödenen vergilerin iadesi istemiyle açılan davalarda verilen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 08/05/2025 tarih ve E:2025/500, K:2025/547 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 22/11/2024 tarih ve E:2024/2249, K:2024/2731 sayılı kararı arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının "c" işaretli bendi uyarınca, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin söz konusu kararı doğrultusunda giderilmesi, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki talebini uygun gören İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 25/06/2025 tarih ve E:2025/34, K:2025/34 sayılı kararıyla istenmiştir.
III. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2025/500 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, satın alınan ve aynı tarihte satıcı tarafından ihtirazi kayıt konulmak suretiyle özel tüketim vergisi beyannamesi verilen uyuşmazlığa konu benzin ve elektrik motoru bulunan aracın, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun eki (II) sayılı Liste'de belirtilen özel tüketim vergisi oranlarından %80 (Motor silindir hacmi 1600 cm³'ü geçmeyenler) yerine %10 (Motor gücü 160 kW'ı geçmeyenler) oranına tabi olduğundan bahisle fazladan tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisinin kaldırılması ile fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 05/03/2025 tarih ve E:2025/29, K:2025/165 sayılı kararının özeti:
i. Fazladan tahakkuk ettirildiği ileri sürülen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisinin kaldırılması ve ödenen vergilerin iadesi istemi yönünden yapılan inceleme:
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'a ekli (II) sayılı Liste'de yer alan kayıt ve tescile tabi olan araçların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) alt bendinde, ilk iktisabın; (II) sayılı Liste'deki mallardan Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini ifade edeceği belirtilmiştir.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı Liste'de 87.03 GTİP numaralı "Binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil)" ticari tanımlı mallar için özel tüketim vergisi oranı; "-Diğerleri" başlığı altında "--Motor silindir hacmi 1600 cm³'ü geçmeyenler" için %80, "--Sadece elektrikli motorlu olanlar" "---Motor gücü 160 kW' ı geçmeyenler" için %10 olarak belirlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık benzin ve elektrik motoru bulunan araçta elektrikli ve benzinli motorun birlikte bulunmasından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, aracın, 4760 sayılı Kanun'a ekli (II) sayılı Liste kapsamında "Sadece elektrik motorlu araç" olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğine bağlıdır. Bu sebeple söz konusu aracın teknik özelliklerinin irdelenmesi, bu itibarla da aracın özelliklerine ilişkin olarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile aracın yetkili satıcısı olan firmanın internet sitesinden yapılan inceleme sonucu ortaya konulan dava konusu araca ait özelliklerin ve ayrıca hibrit ve diğer motorlu araçların özelliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayda, sadece elektrik motorlu olduğundan bahisle %10 oranında özel tüketim vergisine tabi tutulması gerektiği davacı tarafından iddia edilen araç önden çekişli olup aracın, ön şanzımandan tahrikini sağlayan motorun elektrikli motor olduğu, benzin motorunun ise araca önden ve/veya arkadan çekiş imkânı sağlamadığı ve araçla mekanik bağlantıya sahip olmadığı dosya kapsamında sunulan belgelerden ve Türkiye yetkili satıcısının internet sitesinde yapılan açıklamalardan görülmektedir. Araçta bulunan benzin motorunun fonksiyonunun, menzil uzatımı için elektrik motoruna enerji (elektrik) üretme amacıyla jeneratörü çalıştırmak olduğu anlaşılmaktadır.
Yaygın olarak kullanılan konvansiyonel (benzin motorlu) araçlar ise sadece benzin motoruyla hareket etmektedir. Hibrit (melez) özellikli otomobillerde de aracın önden veya arkadan çekişi benzinli ve elektrikli motorun her ikisiyle de mümkün olmakta yani araç istenildiğinde benzinli motorla istenildiğinde elektrik motoruyla kullanılabilmektedir.
Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, bir aracın benzin motorlu (diğer), elektrik motorlu veya hibrit özellikli araç olarak nitelendirilmesinde araçta bulunan motorların değil, aracı hareket ettiren motorun önem arz ettiği, dava konusu aracı hareket ettiren motorun ise elektrik motoru olduğu ve araçtaki benzin motorunun aracı hareket ettiremeyeceği, benzin motorunun kullanıldığında da aracı hareket ettiren enerjinin benzinden değil benzinle üretilen elektrikten kaynaklandığı görülmekle birlikte, elektrik motorlu araçların daha düşük özel tüketim vergisi oranına tabi tutulmasının, çevre kirliliği ile mücadele ve enerji sarfiyatına karşı getirilmiş bir teşvik uygulaması olması karşısında, dava konusu aracın "sadece elektrik motorlu" araç olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu aracın yetkili firmasının internet sitesinden araca ait teknik bilgiler incelendiğinde aracın 140 kW gücünde elektrikli motor ile hareket ettiği, batarya kapasitesinin 1,9 kWh olduğu, bataryayı şarj eden 3 silindirli 1497 cm³ bir benzinli motorun olduğu, aracın elektrikli motor ile hareket ettiği bilgilerine yer verildiği görülmüştür.
Tüm bu veriler ışığında araca ait bütün belgelerde aracın hareketini sağlayan hem içten yanmalı motor hem de elektrikli motora sahip olan hibrit araçlardan olmadığı, tek yakıtlı olduğu ve yakıt türünün elektrik olduğu belirtilmesine rağmen mekanik olarak aracı hareket ettiremeyen benzin motorunun araçta bulunmasından dolayı davalı idare tarafından sadece tebliğ hükümlerinden hareketle, araçta benzinli motor bulunduğundan bahisle özel tüketim vergisi oranının %80 olarak hesaplandığı, davalı idarece araç üzerinde fiziki herhangi bir tespit ve inceleme yapılmadığı, aracın resmî belgelerinde yer alan bilgilerin aksini ispatlayıcı nitelikte aracın gerçekte hem elektrikle hem de benzinle hareket eden motorlara sahip hibrit araç olduğunun davalı idarece ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle elektrikli araçlara ilişkin olarak %10 oranında özel tüketim vergisi tahakkuk ettirilmesi gerekirken %80 oranında özel tüketim vergisi tahakkuk ettirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, benzer bir olaya ilişkin Danıştay Yedinci Dairesinin 11/02/2022 tarih ve E:2019/3070, K:2022/506 sayılı kararı da bu yöndedir.
ii. Faiz istemi yönünden yapılan inceleme:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun'la değişik (4) numaralı fıkrası uyarınca, fazla veya yersiz tahsilatın davacıdan kaynaklanmadığı dikkate alındığında, davacıdan tahsil edilen verginin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Karar sonucu:
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ve fazladan tahsil edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesine karar vermiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 08/05/2025 tarih ve E:2025/500, K:2025/547 sayılı kararının özeti :
Vergi Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle istemi kesin olarak reddetmiştir.
B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2024/2249 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, satın aldığı uyuşmazlığa konu benzin ve elektrik motoru bulunan araca ilişkin olarak özel tüketim vergisi oranının hatalı olarak tespit edildiğinden bahisle fazladan ödendiği iddia edilen özel tüketim vergisi ve bu vergiye matrah yönünden bağlı katma değer vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 15. Vergi Mahkemesinin 30/04/2024 tarih ve E:2023/2039, K:2024/716 sayılı kararının özeti:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116. maddesinde, vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış; 117. maddesinde, hesap hataları; matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer istenmesi; 118. maddesinde de vergilendirme hataları; mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hata olarak sayılmıştır.
Aynı Kanun'un 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri; 124. maddesinde vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri kurala bağlanmıştır.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'a ekli (II) sayılı Liste'deki kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) alt bendinde, ilk iktisabın; (II) sayılı Liste'deki mallardan Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini ifade edeceği belirtilmiştir.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı Liste'de 87.03 GTİP numaralı "Binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil)" ticari tanımlı mallar için özel tüketim vergisi oranı; "-Diğerleri" başlığı altında "--Motor silindir hacmi 1600 cm³'ü geçmeyenler" için %80, "--Sadece elektrikli motorlu olanlar" "---Motor gücü 160 kW' ı geçmeyenler" için %10 olarak belirlenmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (üü) alt bendinde "elektrikli araç" hareket etmesinde tek başına veya destekleyici olarak elektrikli motor kullanılan ve elektrik enerjisiyle haricen şarj edilebilen motorlu karayolu taşıtı olarak tanımlanmıştır.
Olayda, aracın uygunluk belgesi ile teknik broşürünün tetkikinden, söz konusu aracın benzinli ve elektrikli motora sahip olduğu, tekerleklere aktarılan hareket enerjisinin elektrikli motordan üretilen güç ile sağlandığı, benzinli motorun ise aracın tekerleklerine herhangi bir güç aktarmadığı, benzinli motorun araç içerisinde bulunan elektrikli motoru şarj etmek üzere jeneratör işlevi gördüğü, bu nedenle söz konusu aracın Özel Tüketim Vergisi Kanunu (II) sayılı Liste'de "sadece elektrik motoru olanlar" başlığı altında "motor gücü 160 kW'ı geçmeyenler" ve "Özel Tüketim Vergisi Matrahı 700.000,00 TL'yi aşmayanlar" kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu aracın sahip olduğu teknik özellikler bakımından taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık söz konusu araca uygulanacak olan özel tüketim vergisi oranının belirlenmesine ilişkindir. Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve ekli listelerde elektrikli araç tanımına yer verilmemekle birlikte anılan Kanun'da yalnızca elektrik motoru bulunan veya bulunmayan şeklinde bir ayrım yapıldığı, bu elektrik motorunun işlevine ilişkin olarak bir açıklama veya düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda hareket etmesinde tek başına veya destekleyici olarak elektrikli motor kullanılan ve elektrik enerjisiyle haricen şarj edilebilen motorlu karayolu taşıtı elektrikli araç olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre bir motorlu karayolu taşıtının elektrikli araç olarak tanımlanabilmesi için araç içerisinde yalnızca elektrik motorunun bulunması ve bu elektrik motorunun haricen şarj edilebilme imkânı olması şartlarının beraber sağlanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu araca ilişkin davacı tarafından yapılan açıklamalar ve ürün kataloğundan anlaşıldığı üzere araçta hareket enerjisini sağlayan elektrik motoru bulunmasına rağmen söz konusu elektrik motorunun haricen şarj edilebilme imkânının bulunmadığı, elektrik motorunun yalnızca araç bünyesinde bulunan benzin motorunun üretmiş olduğu enerji ile şarj olabildiği, bu durumda söz konusu aracın 6446 sayılı Kanun'da yer verilen tanıma göre elektrikli araç olarak tanımlanamayacağı ve 4760 sayılı Kanunu'na ekli (II) sayılı Liste'de "sadece elektrik motorlu olanlar" sınıfında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan 4760 sayılı Kanun'un vermiş olduğu yetkiye istinaden düzenlenen 18/04/2015 tarih ve 29330 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği'nde, (II) sayılı Liste uygulamasında, bir taşıtın elektrik motorunun yanı sıra elektrik motoru dışında başka bir motora da sahip olması durumunda, bu taşıtın “sadece elektrik motorlu olanlar” kapsamında değerlendirilmeyeceği ve elektrik motoru haricindeki motorun silindir hacmi dikkate alınarak vergilendirileceği, elektrik motoru haricindeki motorun, doğrudan tekerleklere güç verip vermemesinin bu yönde işlem tesisini etkilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre uyuşmazlık konusu aracın elektrik motoru dışında benzin motorunun bulunduğu ve bu benzin motorunun doğrudan tekerleklere güç vermemesinin bu aracı elektrikli araç haline getirmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu özel tüketim vergisi ve bu vergiye matrah yönünden bağlı katma değer vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkeme, bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 22/11/2024 tarih ve E:2024/2249, K:2024/2731 sayılı kararının özeti:
Vergi Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle istemi kesin olarak reddetmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE:
A. İLGİLİ MEVZUAT:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu" başlıklı 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrası ve anılan fıkranın (c) işaretli bendi şu şekildedir:
"4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:
...
c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek."
B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aynı veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince, benzer olaylarda verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolu, Danıştayın temyiz mercii olarak bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkları, temyiz istemine konu kararın taraflarının hukukuna etki edecek şekilde denetleme görevinden farklıdır. Aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolu, bölge idare mahkemesince verilen kararlar arasındaki aykırılık nedeniyle ortaya çıkan hukuki belirsizliğin, uygulamada hukuki belirliliği sağlayacak şekilde giderilmesine yöneliktir.
Danıştaydan aykırılığın giderilmesi isteminde bulunulabilmesinin asgari koşullarından biri, isteme konu bölge idare mahkemesi kararlarının benzer olaylara ilişkin olmasıdır. "Benzer olaylar" ifadesinden ne anlaşılması gerektiği ile ilgili olarak maddede bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amaç dikkate alındığında, "benzer olaylar" deyimi, hukuki belirlilik sağlanmak istenen uyuşmazlık yönünden hem maddi olayların hem de bu maddi olaylara uygulanacak hukuk kuralları ile bunların ortaya çıkardığı hukuki sonuçların aynı veya benzer nitelikte olmasını ifade etmektedir.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlar incelendiğinde, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin kararına konu uyuşmazlıkta davacı tarafından, düzeltme başvurusu üzerine yapılan şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile vergilerin iadesi istenmekte iken İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin kararına konu uyuşmazlıkta davacı tarafından, tahakkuk ettirilen vergilerin kaldırılması ve iadesi istenmektedir.
Şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılacak davalarda, idari yargı merciince, uyuşmazlıkta 213 sayılı Kanun'un vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin kuralları kapsamında açık bir vergi hatasının bulunup bulunmadığı incelenmektedir. Dolayısıyla şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde, uyuşmazlıkta sadece 213 sayılı Kanun'un 116, 117 ve 118. maddelerinde sınırlı bir şekilde sayılan vergi hatalarından birinin bulunup bulunmadığı irdelenmekte ve düzeltilmesi gereken bir vergi hatasının bulunduğu yolundaki iddianın bu hâller kapsamında incelenemeyecek nitelikteki hukuki ihtilaflardan birini oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmektedir. Beyan üzerine tarh ve tahakkuk ettirilen verginin kaldırılması istemiyle açılan davalarda ise idari yargı mercii, maddi vergi kanunları ile 213 sayılı Kanun hükümlerine göre verginin tarh ve tahakkukunun hukuka uygun şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyebilmektedir. Bu belirlemelere göre şikâyet başvurusunun reddine ilişkin davalar ile tahakkuk ettirilen vergiye karşı açılan davalarda maddi olaylar farklı hukuk kuralları temelinde şekillenerek farklı hukuki sonuçlar doğmakta ve yargı mercilerinin denetiminin kapsamı da bu doğrultuda farklılaşmaktadır.
Başka bir ifadeyle yargı merciince 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümler kapsamında yapılacak inceleme ile tahakkuk ettirilen vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davada yapılacak incelemede uygulanacak hukuk kuralları ve bunların ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar benzer nitelikte değildir.
Bu nedenle aykırılığın giderilmesi başvurusuna konu kararlar arasında yapılacak hukuki incelemenin kapsamı yönünden farklılık bulunduğundan, aykırılığın giderilmesi yolunun işletilebilmesi için aranılan "benzer olaylarda" verilme şartının gerçekleşmediği sonucuna varılmış; ayrıca, aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlara yönelik maddi olaylara uygulanacak hukuk kurallarının farklı özellikler barındırması nedeniyle aykırılığın giderilmesi yönünde verilecek karar, bu yolun öngörülme nedenini oluşturan hukuki belirliliği sağlama amacını gerçekleştirebilecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, isteme konu kararların arasında mevcut olduğu belirtilen aykırılığın 2576 sayılı Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi kapsamında giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, 22/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!