DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/839 E. , 2025/68 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/839
Karar No : 2025/68
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2024 tarih ve E:2024/306, K:2024/387 sayılı usule ilişkin bozma kararı üzerine verilen ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında ... Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan sözleşme uyarınca arsa sahibi sıfatıyla tarafına teslim edilen beş adet taşınmaza ilişkin olarak ... Büyükşehir Belediyesince beyan edilmek suretiyle ödenen 2017 yılının Eylül dönemine ait 140.596,05 TL katma değer vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta, ... Büyükşehir Belediyesince davacının ilgili taşınmaz hissesi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca kamulaştırılmıştır. Ancak söz konusu işlem karşılığında davacıya peşin veya taksitle herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmemiştir. Davacının hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde belediye tarafından inşa edilecek veya ettirilecek muhtelif yüz ölçümüne sahip konutların davacıya verilmesi karşılığında taraflar arasında anlaşmaya varılmıştır. Taraflar arasında imzalanan "arsa sözleşmesi" başlıklı sözleşme de buna yöneliktir. Buna göre anılan Belediye tarafından bir anlamda kamulaştırma işleminde trampa usulünün uygulanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Kamulaştırma, devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyete konu taşınmaz mallara kamu yararının gerektirdiği hallerde el koyma yetkisi veren ve mülkiyet hakkına sınırlama getiren bir idari işlemdir. 2942 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereğince de kamulaştırılacak taşınmazın maliklerinin değil tamamen kamu yararı nedeniyle idarenin iradesini yansıtmaktadır. Dolayısıyla kamulaştırmayı yapan idareyle anılan Kanun'un 8. maddesinde yer alan hükümlere göre anlaşan taşınmaz malikleri bakımından da durum farklı değildir. İdareyle anlaşmaya varılması kamulaştırma kararını ortadan kaldırmamaktadır. İdareyle anlaşmaya varılamaması halinde diğer yöntemler denenerek kamulaştırma işlemine devam edilebileceği ortadadır. Kaldı ki anılan Kanun'un 8. maddesinde de bu madde uyarınca satın alınan taşınmazların kamulaştırma yoluyla alınmış sayılacağı açıkça ifade edilmiştir.
Bir işlemin katma değer vergisine tabi olması için öncelikle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında kalan bir işlem olması gerekmektedir. Davacının ilgili taşınmaz hissesinin Ankara Büyükşehir Belediyesince kamulaştırılması karşılığında davacıya yapılan konut teslimlerinin, 3065 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında kalan bir işlem olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırılması karşılığında, kamulaştırma işlemini tesis eden idarece, davacıya yapılan konut teslimlerinin katma değer vergisine tabi tutulmasında ve bu surette davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davanın kabulüne, 140.596,05 TL katma değer vergisinin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanan faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Mahkemesi kararının iadeye ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Vergi Mahkemesi kararının faize ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, ilk maddesinde Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde uygulanacağı belirtilen 3095 sayılı Kanun uyarınca faize hükmeden Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Karar sonucu:
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle "davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine; ... Vergi Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, esasa ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine; faize ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının anılan faize ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın davacıdan mahsup edilen KDV iadesine ilişkin kısmına faiz işletilmesi talebinin reddine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca söz konusu hüküm fıkrası yönünden incelenen davanın, kısmen kabulüne, kısmen reddine" şeklinde karar vermiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/03/2023 tarih ve E:2019/3687, K:2023/1855 sayılı kararı:
3065 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre teslimlere ilişkin katma değer vergisinin nihai tüketici konumunda olan davacıya yansıtılması gerekmektedir. Davacıya katma değer vergisinin yansıtılamayacağına ilişkin taraflar arasında imzalanan özel hukuk sözleşmesi, vergi mükellefini, vergiyi doğuran olayı ve vergi oranını değiştiremeyeceği gibi istisna ve muafiyet de getiremeyecektir. Söz konusu sözleşme ancak taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurabilecektir.
Davacının taşınmaz hissesinin devri sonrasında belediye tarafından davacıya beş adet gayrimenkul devredilmiştir. Verilen hizmetlerin nakdî olarak karşılanması ile ayni olarak, taşınmaz devri ile karşılanması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu dönemde ticari nitelik taşıyacak sayıda gayrimenkul alım-satımının söz konusu olması sebebiyle olayda devamlılık unsurunun oluştuğu, değinilen faaliyetin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendi kapsamında ticari faaliyet olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, anılan gayrimenkul teslimlerine ilişkin olarak nihai tüketici konumunda olan davacıdan katma değer vergisi tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararıyla karara ilişkin görüşme tutanağında karar sonucu "Israr, İstinaf Başvurusu Ret" olarak belirtilmesine karşın, "Danıştay Dördüncü Dairesinin anılan bozma kararına uyulmayarak, Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2018/1545, K:2018/2009 sayılı kararında ısrar edilmesine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine; ... Vergi Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, esasa ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine; faize ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının anılan faize ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın davacıdan mahsup edilen KDV iadesine ilişkin kısmına faiz işletilmesi talebinin reddine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca söz konusu hüküm fıkrası yönünden incelenen davanın, kısmen kabulüne, kısmen reddine" şeklinde karar vermiştir.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2024 tarih ve E:2024/306, K:2024/387 sayılı kararı:
Kararın hüküm fıkrası ile görüşme tutanağında belirtilen kararın sonucu arasında çelişki bulunduğundan, 2577 sayılı Kanun'un 23. maddesindeki usul kurallarına aykırı olarak verilen temyize konu kararın aynı Kanun'un 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca bozulması gerekmektedir.
Kurul bu gerekçeyle ısrar kararını bozmuştur.
Bozma kararına uyduğunu belirten ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, Kurul kararında belirtilen hüküm fıkrası ile tutanak arasındaki uyumsuzluğa ilişkin usulî hatayı düzelterek ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiş ve aynı şekilde hüküm kurmuştur.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunan ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinde, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün kararda yer almasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması halinde kararı bozacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargılama hukukunda yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı "sonuç"tur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, hem Anayasa'nın hem de yargılama hukukunun ilkelerinden olup gerekçeli karar hakkının da güvencesini oluşturmaktadır.
Gerekçe, hakimin önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olaylar ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirmedir. Başka bir deyişle gerekçe, maddi olaylar ile hüküm fıkrası arasındaki köprüdür. Gerekçe, aynı zamanda kararın hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine de olanak tanır. Yargı kararlarının mutlaka gerekçeli olması gerektiği yolundaki ilkenin amacı da budur.
Yargı kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında da gerekçeye uygun olarak verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkinin bulunması yargılama hukukuna aykırılık teşkil etmektedir. Bununla birlikte hüküm fıkrası tarafların kanun yoluna başvurması açısından da belirleyici olmaktadır.
Vergi Dava Dairesince verilen 11/06/2024 tarihli ısrar kararının gerekçesinde, Vergi Mahkemesi kararının, iadeye ilişkin hüküm fıkrası yönünden istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, faize ilişkin hüküm fıkrası yönünden (yalnızca davalı tarafından istinaf isteminde bulunulduğu göz ardı edilerek) 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizin uygulanacağı, buna göre 3095 sayılı Kanun uyarınca faize hükmeden Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.
Israr kararının hüküm fıkrasında ise "Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 30/03/2023 gün ve E:2019/3687, K:2023/1855 sayılı bozma kararına uyulmayarak Dairemizin 26/12/2018 tarih ve E:2018/1545, K:2018/2009 sayılı kararında ısrar edilmesine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine;... Vergi Mahkemesi'nce verilen... gün ve E..., K:... sayılı kararının, esasa ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine; faize ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının anılan faize ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın davacıdan mahsup edilen KDV iadesine ilişkin kısmına faiz işletilmesi talebinin reddine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca söz konusu hüküm fıkrası yönünden incelenen davanın, kısmen kabulüne, kısmen reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Bu durumda, gerekçesi ile uyuşmazlığın konusuyla ilgili olmayan ifadeler içeren hüküm fıkrası arasında çelişki bulunan, dolayısıyla hukuka uygunluk denetimi yapılmasına imkan vermeyen, usul hükümlerine aykırı ısrar kararının, söz konusu çelişki giderilerek ve Vergi Mahkemesi kararına karşı yalnızca davalı tarafından istinaf isteminde bulunulduğu gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
05/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!