DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/14 E. , 2025/69 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/14
Karar No : 2025/69
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul satışından ticari kazanç elde ettiği ve bu kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonunca takdir edilen matrahlar üzerinden re'sen tarh edilen 2011 yılına ilişkin gelir vergisi, aynı yılın tüm dönemlerine ilişkin geçici vergiler ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Dosyanın incelenmesinden, davacının ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de bulunan 866 m² büyüklüğündeki imarlı arsayı 30/12/1994 tarihinde, bitişiğinde bulunan ... Ada ... Parsel'i teşkil eden 678 m² büyüklüğündeki arsanın 272/678 hissesini 29/07/1994 tarihinde, 47/678 hissesini 30/12/1994 tarihinde, 319/678 hissesini 30/12/1994 tarihinde, 3/678 hissesini 18/11/2005 tarihinde, 1/678 hissesini 04/06/2007 tarihinde, geriye kalan 36/678 hissesini de ortaklığın giderilmesi davası sonrasında 10/09/2009 tarihinde satın aldığı, bu arsaların ... Noterliğinin ... tarih ... numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi içerikli daire karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile müteahhide verilmesi karşılığında inşa edilen binalardan, ... Ada ... Parsel'den beş adet, ... Ada ... Parsel'den de beş adet olmak üzere toplam on adet dairenin davacının hissesine düştüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, kendi nam ve hesabına 2010 yılında iki adet, 2011 yılında dokuz adet, 2012 yılında dört adet, 2013 yılında da iki adet gayrimenkul satışı yapılmıştır. Davacı tarafından yapılan sair satışlar ise kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle müteahhidin hissesine düşen dairelerin satışına ilişkin olup müteahhidin nam ve hesabına yapılmıştır.
Dava konusu tarhiyat dönemi olan 2011 yılında yapılan dokuz satıştan altı adedi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi neticesinde elde edilen dairelerin satışına ilişkin olup bir adedi, 10/11/2003 tarihinde edinilen arsanın satışına ilişkindir. 2012 yılında yapılan dört adet satışın tamamının ise kat karşılığı inşaat sözleşmesi neticesinde elde edilen dairelerin satışına ilişkin olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından ticari faaliyetinin bulunmadığı iddia edilmiştir. Ancak, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle edindiği taşınmazlar ile 2003 yılında edinilen arsanın 2011 yılında satılması dışında 2010 yılında iki adet, 2011 yılında iki adet, 2013 yılında iki adet taşınmazı aynı yıl içerisinde alıp sattığı tespit edilmiştir.
Bu durumda, gayrimenkul alım-satım işlemlerinde devamlılık bulunduğu, bu nedenle gerçekleştirilen faaliyetin ticari faaliyet kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, söz konusu faaliyetin ticari kazanç elde edilmesi dışında başka sebeplerle gerçekleştirildiği yolunda davacı tarafından dosyaya herhangi bir ispat edici bilgi veya belge de sunulmamıştır.
Dolayısıyla, ticari kazanç yönünden re'sen mükellefiyet tesis edilerek davacının beyan edilmeyen dönem matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Hal böyle olmakla birlikte takdir komisyonunca takdir edilen matrahların hukuka uygun olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla 15/03/2017 tarihinde verilen ara kararı ile davalı idareden, takdir komisyonunca takdir olunan matraha ulaşılırken izlenen hesaplama yönteminin ayrıntılı olarak ibrazı istenmiştir.
Davalı tarafından ara kararına cevaben gönderilen yazıda, davacının 2011 döneminde verdiği katma değer vergisi beyannamelerinde beyan ettiği tutarların satış bedeli olarak dikkate alındığı ve ilgili yılda uygulanan tapu harcı ile %80 oranında maliyet düşülerek hesaplama yapıldığı belirtilmiştir.
Davacı nezdinde tutulan tutanakta davacı tarafından, kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden hissesine düşen on adet dairenin maliyet bedelinin, ... Ada ... Parsel'de bulunan 678 m² büyüklüğündeki arsada mevcut ortaklığın giderilmesi için açılan davada alınan bilirkişi raporunda arsanın m² rayiç değerinin 500,00 TL olarak belirlendiğinden bahisle bitişik durumdaki ... Ada ... ve ... Parsellerin toplam büyüklüğü olan (678+866=) 1544 m²'yi 500,00 TL ile çarpmak suretiyle elde edilen toplam değerin (1544x500,00 TL=772.000,00 TL), daire sayısına bölünmesi suretiyle hesaplandığı beyan edilmiştir. ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün...... tarihli yazısında ise 678,00 m² vasıflı arsanın 14/07/2009 tarihinde 210.000,00 TL bedelle ihale edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda arsanın m² rayiç değerinin 309,73 TL olduğu, davacı ile müteahhit arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ise iki arsanın rayiç değerlerinin toplamının 217.000,00 TL olarak belirlendiği görüldüğünden, bina yapım ve satımı sektöründe re'sen takdir sırasında uygulanabilecek olan satış bedelinin %80'nin maliyet olarak alınabileceğine ilişkin yerleşik Danıştay içtihatları da göz önünde bulundurularak davacının lehine hareketle katma değer vergisi beyannamesinde beyan edilen satış bedellerinin %80'i maliyet %20'si kâr kabul edilmek suretiyle matrah takdir edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, mahsup dönemi geçen geçici vergilerde hukuka uygunluk görülmemiştir.
193 sayılı Kanun'un anılan maddesinde mahsup süresinin geçmiş olması nedeniyle geçici verginin terkin edilmesinin cezanın tahsiline engel olmayacağı belirtildiğinden, geçici vergiler üzerinden vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, takdir komisyonunca belirlenen matrahlar üzerinden re'sen yapılan tarhiyat esnasında Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergiler hesaplanırken önceki dönemler için hesaplanan geçici verginin mahsup edilmediği anlaşılmaktadır. Hesaplanan geçici verginin, sonraki dönemlerde hesaplanan geçici vergiden mahsup edilmesi, kümülatif hesaplamanın gereğidir. Aksi takdirde her bir dönem için hesaplanan vergi tutarı, sonraki dönem içinde mükerrer olarak hesaplanmış olacaktır. Nitekim, dava konusu tarhiyatlarda 2011 yılı için ödenmesi gereken gelir vergisi 20.971,00 TL, buna karşın ödenmesi gereken geçici vergi toplamı 39.705,15 TL olarak hesaplanmıştır. Bu nedenle anılan dönemlere ilişkin geçici vergiler hesaplanırken önceki dönemler için hesaplanan geçici vergilerin mahsup edilmemesinde, mahsup edilmeden yapılan geçici vergi tarhiyatlarına bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi mahkemesi bu gerekçeyle, dava konusu geçici vergiler ile Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının, önceki dönemler için hesaplanan geçici vergi miktarlarına isabet eden kısımlarını kaldırmış; diğer yönlerden davayı reddetmiştir.
Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davalının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
Vergi Mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olduğundan, davalı tarafından ileri sürülen iddialar anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
Vergi mahkemesi kararında, dava konusu tarhiyat dönemi olan 2011 yılında yapılan satışlardan birinin 10/11/2003 tarihinde edinilen arsaya ilişkin olduğu belirtilmişse de arsa davacı tarafından 03/11/1995 tarihinde alınmış olup 10/11/2003 tarihinde yapılan imar tadilatı ile ... Ada ... Parsel olarak revize edilmiş ve 10/02/2011 tarihinde satılmıştır.
Bu durumda, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen taşınmazların satışı servetin değerlendirilmesi niteliğinde olduğundan, 03/11/1995 tarihinde edinilen arsa ise aradan on altı yıl geçtikten sonra satıldığından, ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyecektir.
Diğer taraftan, bu satışlar dışında kalan, 2010 yılında iki adet, 2011 yılında iki adet, 2013 yılında iki adet taşınmaz satışının ise alım-satımda devamlılık nedeniyle ticari mahiyette olduğu sonucuna varılmıştır. Kaldı ki söz konusu satışların ticari amaçla yapılmadığı hususuna yönelik olarak davacı tarafından herhangi bir ispat edici bilgi ve belge de sunulmamıştır. Dolayısıyla, anılan taşınmazlar bakımından ticari kazanç yönünden re'sen mükellefiyet tesis edilerek davacının beyan edilmeyen dönem matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ancak, takdir komisyonunca matrah takdir edilirken sadece 2011 yılında ticari faaliyet kapsamında bulunan iki adet satışla ilgili olarak gerçek alış ve satış bedellerinin tespiti yoluna gidilmesi gerekirken, söz konusu satışlar ticari faaliyet kapsamında olmayan satışlardan ayrıştırılmaksızın, beyan edilen katma değer vergisi matrahları esas alınarak satış tutarının %80'inin maliyet kabul edilmesi suretiyle eksik inceleme ve varsayıma dayalı olarak matrah takdir edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Vergi dava dairesi bu gerekçeyle davalının istinaf istemini reddetmiş; davacının istinaf istemini ise kabul ederek vergi mahkemesi kararının davanın kısmen reddine dair hüküm fıkrasını kaldırmış ve bu yönden davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2018/3616, K:2022/3642 sayılı kararı:
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, bölge idare mahkemesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer taraftan, taşınmaz alım-satımı faaliyetinde devamlılık unsuru, bir yılda birden fazla veya birbirini izleyen yıllarda bir veya birden fazla taşınmaz alım-satımı ile gerçekleşeceğinden, uyuşmazlıkta devamlılık unsurunun oluştuğu, yapılan satışların ticari mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Takdir komisyonunca davacının lehine hareketle katma değer vergisi beyannamesinde beyan edilen satış bedellerinin %80'i maliyet, %20'si kâr kabul edilmek suretiyle matrah takdir edilmesinde hukuka aykırılık, bölge idare mahkemesi kararının aksi yöndeki gerekçeye dayanan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle bölge idare mahkemesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasını onamış; diğer yönlerden kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, bozulan hüküm fıkrası yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiş ve aynı yönde hüküm kurmuştur.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının gayrimenkul satışlarının ticari mahiyet arz edecek şekilde devamlı olduğu, dolayısıyla söz konusu satışlardan elde edilen ticari kazancın beyan dışı bırakıldığının tespiti üzerine tarh edilen vergilerde ve kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu vergilerin tarh edilmesine ve cezaların kesilmesine sebep teşkil eden gayrimenkul satışlarının bir kısmının kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edinilen bağımsız bölümlere ilişkin olduğu, bu şekilde bağımsız bölüm elde edilmesinin servetin şekil değiştirmesi mahiyetinde olması nedeniyle bunların satışından elde edilen kazancın ticari nitelik arz etmeyeceği, diğer gayrimenkullerin bir kısmının edinme tarihinin üzerinden çok uzun süre geçtikten sonra satılmış olması, bir kısmının ise arızi kazanç teşkil edecek şekilde aynı yıl içerisinde alınıp satılması nedeniyle ticari mahiyette olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin, ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden incelenmeksizin reddi; diğer hüküm fıkraları yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davalı tarafından davacıya tebliğ edilen... tarih ve ... sayılı yazı ile gayrimenkul satışlarından edinilen kazancın beyan edilmediğinin tespit edildiği belirtilerek davacıdan konuya ilişkin izahat talep edilmiştir.
16/04/2015 tarihinde idare kayıtlarına giren dilekçe ile davacı konuya ilişkin izahatta bulunmuştur.
Bunun üzerine davalı tarafından,... tarih ve ... sayılı yazı ile gayrimenkul alım-satımı yapıldığının tespit edilmesi nedeniyle 15/03/2010-07/06/2013 tarihleri arasındaki gelir vergisi ve geçici vergi dönemlerini kapsayacak şekilde ticari kazanç faaliyetinden dolayı mükellefiyet tesis edildiği, söz konusu mükellefiyete ilişkin bildirim ve beyan yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği davacıya bildirilmiştir.
Dava dilekçesinde, idarenin yukarıda bahsi geçen 25/06/2015 tarihli yazısına istinaden ihtirazi kayıtla beyanda bulunulduğu, ancak çeşitli sebeplerden dolayı dava açma süresinin geçirildiği, tahakkuk ettirilen vergilere karşı dava açılmadığı belirtilmiştir.
Davacının ilgili dönem gelir vergisi ve geçici vergi matrahlarının re'sen takdir edilmesi amacıyla takdire sevki üzerine takdir komisyonunca takdir edilen matrahlar üzerinden dava konusu cezalı tarhiyatlar gerçekleştirilmiştir.
Dava konusu cezalı tarhiyatların dayanağı takdir komisyonu kararlarında, matrah takdir edilirken ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ve ekindeki belgeler ile komisyonca mükellef nezdinde düzenlenen 26/01/2016 tarihli tutanağın dikkate alındığı, bu şekilde tespit ve takdir olunan matrahtan davacı tarafından beyan edilen matrahın düşüldüğü belirtilmiştir.
Takdir komisyonunca mükellef nezdinde tutulan 26/01/2016 tarihli tutanakta, GİB İntranet sorgulamasında davacının 2010, 2011, 2012, 2013 yıllarında gayrimenkul satışlarının olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından anılan yıllara ilişkin gayrimenkul satışları ile ilgili olarak ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne beyanda bulunulduğu belirtildikten sonra söz konusu satışlara ilişkin olarak yöneltilen sorulara davacı tarafından verilen cevaplara yer verilmiştir.
Tutanağa göre davacı kendi nam ve hesabına 2010 yılında iki adet, 2011 yılında dokuz adet, 2012 yılında dört adet ve 2013 yılında iki adet gayrimenkul satışında bulunmuştur.
Uyuşmazlık konusu dönem olan 2011 yılında satışı gerçekleştirilen dokuz adet taşınmazın altısı, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... Ada ... ve ... Parsellerde bulunan arsalar üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binalardan edinilen bağımsız bölümlere ilişkin olup kalan üçü ise (... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan arsa; ... ilçesi, ... ... Mahallesi ile ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümler) satın alma yoluyla edinilen taşınmazlara ilişkindir.
Diğer taraftan, vergi mahkemesince verilen ara kararı ile dava konusu cezalı tarhiyatların dayanağı takdir komisyonu kararlarında, matraha ve ödenecek vergi miktarına ulaşılırken izlenen hesaplama yönteminin rakamlar üzerinden ayrıntılı olarak gösterilmesi istenmiştir.
İdare tarafından verilen cevapta, davacının 2011 takvim yılında verdiği katma değer vergisi beyannamelerinde beyan ettiği tutarların satış bedeli olarak kabul edildiği, ilgili yıla ilişkin tapu harcı miktarı ile %80 oranında maliyet bedeli düşülerek hesaplama yapıldığı belirtilmiştir.
Ara kararına cevaben idarece dosyaya ibraz edilen ayrıntılı hesaplama tablosu incelendiğinde, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan arsa ile ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümün satışından elde edilen kazancın matrah hesabında dikkate alınmadığı, ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümün satışından elde edilen kazanca ilişkin matrahın ise taşınmazı edinme bedeli ile satış bedeli arasındaki farktan tapu harcının düşülmesi suretiyle belirlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin olarak hesaplanan geçici vergilerden, bir önceki dönem için hesaplanan geçici vergi tutarının da mahsup edilmediği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I. Israr kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Bölge idare mahkemesi kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasına davalı tarafından yöneltilen temyiz istemi, ısrar kararının verilmesinden önceki aşamada Danıştay Dördüncü Dairesince reddedilerek anılan hüküm fıkrası onanmış ve bu suretle kesinleşmiştir.
Bölge idare mahkemesi kararının, diğer hüküm fıkralarının bozulmasından sonra ilk karar ile aynı yönde verilen ısrar kararının varlığı, ilk kararın kesinleşen hüküm fıkrasının temyizen incelenmesini olanaklı kılmayacağından, davalının kararın sözü edilen hüküm fıkrasına yönelttiği temyiz isteminin incelenmesi mümkün bulunmamaktadır.
II. Israr kararının, "I" numaralı başlıkta belirtilen hüküm fıkrası dışında kalan hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Israr, davacı tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binalardan edinilen altı adet bağımsız bölümün satılmasından elde edilen kazancın ticari nitelik arz edip etmediğine; bunlar dışında kalan üç adet (... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan arsa; ... ilçesi, ... ... Mahallesi ile ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümler) taşınmazın satılmasından elde edilen kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilmesinde matrahın hukuka uygun şekilde belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
"MADDİ OLAY" başlığı altında detaylı bir şekilde açıklandığı üzere davalı idarenin 25/06/2015 tarihli yazısı ile gayrimenkul satışları nedeniyle davacı hakkında ticari kazanç yönünden vergi mükellefiyeti tesis edildiğinin davacıya bildirilmesi üzerine davacı tarafından ihtirazi kayıtla beyanda bulunulmuş, ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen vergilere karşı dava açılmamıştır.
Bu durumda, gayrimenkul satışlarından elde edilen kazancın ticari nitelik arz ettiği hususu davacı tarafından da kabul edilmiş olduğundan, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binalardan edinilen altı adet bağımsız bölümün satılmasından elde edilen kazancın ticari nitelik arz ettiğinin kabulü için başkaca bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binalardan edinilen bağımsız bölümlerin dışında kalan üç adet satıştan elde edilen ve ticari kazanç olarak vergilendirilen kazanca ilişkin matrahın hukuka uygun şekilde belirlenip belirlenmediği hususunda ise, vergi mahkemesince verilen ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan arsa ile ... ilçesi,... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümün satışından elde edilen kazancın takdir komisyonunca matrah hesabında dikkate alınmadığının anlaşılması karşısında, sadece ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümün satışından elde edilen kazanç yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Söz konusu bağımsız bölümün satışından elde edilen kazanca ilişkin matrahın, bölge idare mahkemesi kararında belirtildiğinin aksine davacının katma değer vergisi beyannamesinde beyan ettiği tutar satış bedeli kabul edilerek bu bedelden ilgili yıla ilişkin tapu harcı miktarı ile %80 oranında maliyet bedelinin düşülmesi suretiyle değil, taşınmazı edinme bedeli ile satış bedeli arasındaki farktan tapu harcının düşülmesi suretiyle belirlendiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, bölge idare mahkemesince, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binalardan edinilen altı adet bağımsız bölümün satılmasından elde edilen kazancın ticari nitelik arz ettiğinin kabulü ile bu taşınmazların satılmasından elde edilen kazanca ilişkin matrahın ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan bağımsız bölümün satışından elde edilen ticari kazanca ilişkin yukarıda belirtilen şekilde tespit edilen matrahın hukuka uygunluğu değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bölge idare mahkemesince yeniden verilecek kararda, geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin olarak hesaplanan geçici vergilerden, bir önceki dönem için hesaplanan geçici vergi tutarının mahsup edilmediği hususunun da dikkate alınması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K... sayılı ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası dışında kalan hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3-Anılan kararın, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
26/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası dışında kalan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, anılan hüküm fıkrasına yöneltilen istemin reddi gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyoruz.
XX - KARŞI OY:
Israr kararının, vergi mahkemesi kararının, dava konusu geçici vergilerin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası dışında kalan hüküm fıkrasının, Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!