WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY VERGI DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/931 E.  ,  2025/49 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/931
Karar No : 2025/49

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ağaç Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İTİRAZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesiyle eklenen (ı) bendinde belirtilen kurumlar vergisi indiriminden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda tereddüte düşerek 30/12/2015 tarihinde özelge talebinde bulunan, ancak talebine cevap verilmeden önce süresinde (25/04/2017 tarihinde) verdiği 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini indirimden yararlanmış olarak ve herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan beyan eden davacı tarafından, özelge talebine ... tarih ve ... sayılı yazı ile indirimden yararlanamayacağı yolunda cevap verilmesi üzerine kanuni süresinden sonra 31/05/2017 tarihinde anılan indirimleri kayıtlarından çıkararak ve kurumlar vergisi indiriminden yararlanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden vergi ve hesaplanan gecikme faizinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı şirket, yaptığı nakit sermaye artırımının 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde yer alan indirim hakkı kapsamında olduğundan bahisle, kanuni süresi içinde verdiği 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde herhangi bir ihtirazi kayda yer vermemiştir. Verilen ilk beyannameden sonra, daha önce konuya ilişkin olarak davalı idareye başvurduğu özelge talebine, kanunda belirtilen indirim hakkından yararlanamayacağı yönünde cevap verilmesi üzerine kanuni süresinden sonra anılan kuraldaki indirimden yararlanmaya engel bir durum bulunmadığı ihtirazi kaydını içeren ikinci bir beyannameyi davalı idareye sunmuştur. İkinci beyanname, davalı idarenin bu yöndeki baskısı veya davacı şirketin iradesini sakatlayan herhangi bir eylemi neticesinde değil davacı şirket tarafından daha önceden talep edilen özelgeye davalı idarece olumsuz cevap verilmesi nedeniyle sunulmuştur. Zira kanuni süresinden sonra verilen ikinci beyannameye konulan ihtirazi kayda konu ihtilafın kanuni süresi içerisinde verilmesi gereken kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi öncesinde de bilindiği, bu konuda 30/12/2015 tarihinde davalı idareden özelge talebinde bulunulduğu dikkate alındığında, ikinci beyannameye konan ihtirazi kayıt aynı şekliyle kanuni süresi içinde verilen 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesine de konulabilecektir.
Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, beyanname verme süresi geçirildikten sonra, 31/05/2017 tarihinde verilen düzeltme beyannamesine konulan ihtirazi kaydın, süresinden sonra verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergiye dava açılmasına olanak sağlayan bir çekince olarak kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin süresinden sonra verdiği düzeltme beyannamesi üzerine ihtirazi kayıt koyduğu ve bu beyan üzerine tahakkuk eden vergilere karşı dava açtığı, ancak sonradan verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın tahakkuk eden vergilere karşı dava açma imkanı vermeyeceği dikkate alındığında, dava konusu tahakkuk eden vergi ve hesaplanan gecikme faizinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı şirketin vergi hatası bulunduğu iddiasıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan düzeltme/şikayet hükümleri kapsamında gerekli başvuru yollarını tükettikten sonra düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde dava açmasına bir engel de bulunmamaktadır.

Vergi Mahkemesi belirtilen gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 06/10/2022 tarih ve E:2019/2154, K:2022/3618 sayılı kararı:
Mükelleflerce, ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri esas alınarak yapılan tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı açılan davaların esası incelenmeden reddedilmeleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 27/02/2019 tarih ve Başvuru No:2015/15100 sayılı kararıyla, başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale teşkil eden vergilendirme işlemlerinin yargı yoluyla denetlenebilmesi imkânına sahip olamadıkları, dolayısıyla mahkemelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hukuk kuralını, düzeltme beyannamesine ihtirazi kayıt konulmasının dava açma hakkı vermeyeceği şeklinde yorumlanmasının -sürecin bütününe bakıldığında- başvurucuların müdahalenin hukuka aykırı olduğuna yönelik olarak iddia ve itirazlarını etkin bir biçimde sunamaması sonucuna yol açtığı ve mülkiyet hakkının öngördüğü usul güvencelerinin sağlanamamasından dolayı müdahalenin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde yer verilen tanıma göre açılan bir iptal davasında iptali istenen işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları açısından hukuka uygun olup olmadıklarının denetlenmesi gerekmektedir. Bu unsurlardan birisinde hukuka aykırılık bulunursa işlem iptal edilmelidir.
Hukuka uygunluk denetiminin yapılması gereken sebep unsuru idari yargıda idareyi işlemi yapmaya iten saik olarak tanımlanmıştır. İdare tesis ettiği işlemi gerçek ve hukuka uygun sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin gerçek olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; hukuka uygun olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta sebep unsuru, davacıya ... tarih ve ... sayılı yazı ile duyurulduğu üzere, kâr dağıtımından sonra artırılan sermaye üzerinden hesaplanan tutarın indirimden yararlandırılmamasıdır.
2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesini, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmü doğrultusunda, artırdığı sermaye üzerinden hesapladığı tutarı kurum kazancından indirmek suretiyle yasal süresi içerisinde veren davacı şirketin, aynı konuda aksi görüş bildiren 09/05/2017 tarihli özelge sonrasında yapılacak bir vergi incelemesi neticesinde karşılaşacağı vergi, ceza ve gecikme faizinden kaçınmak amacıyla yasal süresinden sonra verdiği düzeltme beyannamesine koyduğu ihtirazi kaydın dava açma hakkı verdiğinin kabulü gerekmektedir. Zira, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengenin davacı aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, davacının süresinde vermiş olduğu beyannamede idarenin görüşü doğrultusunda tahakkuk eden bir vergi bulunmadığından bu beyannameye konulan ihtirazi kaydın bir anlamı olmayacaktır.
Bu durumda davacı tarafından verilen düzeltme beyannamelerine konulan ihtirazi kayıt kabul edilmeyerek tahakkuk ettirilen vergi ve hesaplanan gecikme faizinin sebep unsuru hakkında yargısal denetim yapılması gerekirken, bu husus göz ardı edilmek suretiyle verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlal edildiği yolunda verilen karar, sadece vergi dairelerinin müeyyideli yazıları üzerine ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergi ve kesilen cezalara karşı açılan davalara ilişkin olup idarenin müeyyideli yazısı olmaksızın süresinden sonra kendiliğinden ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere karşı açılan davalar bu kapsamda bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Nakit sermaye artışlarının önemli bir kısmının hissedarları olan Yıldızlar Yatırım Holding Anonim Şirketi tarafından ödenen temettülerden finanse edilmesi nedeniyle öz sermayeden yapılmış bir sermaye artışı gibi algılanacağı hususunda tereddüte düşülmesi nedeniyle davalı idareden özelge talebinde bulunulduğu, ancak cevap verilmemesi üzerine ilgili mevzuat hükmünde belirtilen indiriminden yararlanmamaları için herhangi bir sebep bulunmadığı değerlendirilerek 2015 ve 2016 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin indirimden yararlanılarak verildiği, kendilerine yaklaşık bir buçuk yıl sonra olumsuz bir şekilde cevap verilmesi üzerine cezalı tarhiyata ve önemli tutarda gecikme faizine muhatap olmamak için ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi verildiği, Anayasa Mahkemesinin 27/02/2019 tarih ve Başvuru No:2015/15100 sayılı kararı da dikkate alındığında uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği, sonradan verilen beyannamenin serbest iradeleriyle verilmediği ve varsayıma dayalı olarak karar verildiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde re'sen vergi tarhı tanımlanmış ve vergi matrahının bu tarh yöntemine göre saptanma koşulları gösterilmiş; maddenin ikinci fıkrasında re'sen tarh yöntemine başvurulması için gerekli koşulların oluştuğunun varsayıldığı haller altı bent halinde sayılmıştır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında, vergi beyannamesini kanunî süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılacağı ve bu beyannamelerin re'sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmeyeceği ancak, vergi incelemesine başlanmasından veya ilgilinin dönem matrahının takdir edilmesi amacıyla takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler için bu hükmün uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 378. maddesinin ikinci fıkrasında, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları belirtilmiştir.
Yine aynı Kanun'un "Mükelleflerin izahat talebi" başlıklı 413. maddesinin birinci fıkrasında, mükelleflerin, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilecekleri; ikinci fıkrasında, Gelir İdaresi Başkanlığının kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan Kanun'un 369. maddesinde, yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin bir içtihadın değişmiş olması halinde vergi cezası kesilmeyeceği ve gecikme faizi hesaplanmayacağı
düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerden dolayı açılan davaların, tahsil işlemini durdurmayacağı, bunlar hakkında yürütmenin durdurulmasının istenebileceği kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda vergilendirmenin beyana dayanılarak yapılması gereken durumlarda matrahın veya verginin tümüyle ya da kısmen ihtirazi kayıtla bildirilmesini öngören bir düzenleme yapılmamıştır. Kanun'un 378. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere itiraz edemeyecekleri yolundaki hükmün istisnasız uygulanmasının çeşitli hak kayıplarına ve verginin beyan edilmesinde çekinceye yol açarak vergi kaybına neden olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine beyanname ile bildirilmesi gereken matrahın tespit şeklinden ya da uygulanması gereken vergi oranından, muafiyet veya istisna uygulamasından doğan duraksamaların varlığında, vergi kaybı yaratmaktan kaçınılarak vergi kanunlarında belirtilen zamanda verilen beyannameye ihtirazî kayıt konulabileceği Danıştay içtihatlarıyla benimsenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki bu dönemde ihtirazî kayıtla verilen beyannameler üzerine hesaplanan vergilere karşı itiraz yoluna başvurulmasının tahsil işlemine etkisi hususunda çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Ayrıca içtihatla benimsenen ihtirazî kayıtla beyanname verme yolunun yükümlülerce yaygın bir şekilde kötüye kullanılması ve vergi borcunu sürüncemede bırakmanın bir aracı haline gelmesi üzerine 1980 yılında 2365 sayılı Kanun’la Vergi Usul Kanunu’nun 389. maddesine bir cümle eklenerek ihtirazî kayıtla verilen beyannameler üzerine hesaplanan vergilere yapılan itirazların verginin tahsilini durdurmayacağı hükmü getirilmiştir.
Bu kural, idari yargının yeniden düzenlenmesi sırasında kabul edilen 2577 sayılı Kanun’un 63. maddesiyle yürürlükten kaldırılmakla beraber aynı yönde düzenlemeye 2577 sayılı Kanun'un o tarihte yürürlükte bulunan 27. maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer verilmiştir. Kanun'un yürürlükte bulunan halinde bu düzenlemenin aynı maddenin (4) numaralı fıkrasında yer aldığı görülmektedir. Böylece, yükümlülerin beyannamelerine ihtirazî kayıt koyabilecekleri ve bu yolla dava hakkına sahip olabilecekleri dolaylı olarak kanunda ifade edilmiştir. Ancak bu şekilde dava açılması yürütmenin kendiliğinden durmasına neden olmayacaktır.
Vergi beyannamesine ihtirazi kayıt konulması ve beyannamede hesaplanan verginin tümü ya da bir kısmının tahakkuk ettirilmemesinin istenmesi, ancak ihtirazi kaydın konusunu oluşturan nedenin tarhı yapan idare tarafından kabul edilmemesi halinde, beyanname üzerinden tarh edilen verginin ihtirazi kayıt konulan kısmının dava konusu edilebilmesini olanaklı kılarak noksan beyanda bulunulmasını önlemektedir.
Vergi dairelerinin, beyanların düzeltilmesine yönelik müeyyideli yazıları üzerine mükellef tarafından ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri esas alınarak yapılan vergi tarhiyatlarına ve kesilen cezalara karşı açılan davaların esası incelenmeden reddedilmeleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvurular üzerine Anayasa Mahkemesi, 27/02/2019 tarih ve B.No:2015/15100 sayılı kararıyla, başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu gerekçesiyle Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlal edildiği yolunda verilen karar, sadece, vergi dairelerinin müeyyideli yazıları üzerine ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergi ve kesilen cezalara karşı açılan davalara yönelik olup idarenin müeyyideli yazısı olmaksızın süresinden sonra kendiliğinden ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere karşı açılan davalar bu kapsamda bulunmamaktadır.
Mükellefler tarafından kanunî süresi geçtikten sonra verilen beyanname üzerine bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılacağı ve bu beyannameler için Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca kesilecek cezanın yüzde elli oranında uygulanacağı da Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ile 344. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün lafzından açıkça anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda davacı, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasına 07/04/2015 tarih ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesiyle eklenen (ı) bendinde belirtilen kurumlar vergisi indiriminden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda tereddüte düşerek 30/12/2015 tarihinde davalı idareden özelge talebinde bulunmuştur. Bu durum dikkate alındığında, (kanuni süresinde verilen) ilk beyannamenin verildiği 25/04/2017 tarihinde davacının ilgili kanun maddesi kapsamında indirimden yararlanıp yararlanmayacağı konusundaki tereddütünün mevcut olduğu ve indirimden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun davacı açısından müphem olduğu açıktır.
İhtirazi kaydın mevzuata eklenmesine ilişkin yukarıda anlatılan süreç ve vergi ödevlilerine bu hakkın tanınma nedeni göz önünde bulundurulduğunda davacının kanuni süresinde verdiği beyannameye, indirimden yararlanmamak suretiyle, ihtirazi kayıt koyarak tereddüte düştüğü bu hususu o tarihte dava konusu etmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktayken, davacının anılan beyannameye ihtirazi kayıt koyarak dava açmadığı sabittir.
Diğer taraftan 213 sayılı Kanun'un 369. ve 413. maddeleri dikkate alındığında, davacının özelge talebine verilecek cevabın, muhteviyatından bağımsız olarak, bilgilendirici nitelikte olacağı ve özelgede, cevabın içeriği hangi yönde olursa olsun davacıyı bir eylemde bulunmaya yönelten ve eylemde bulunmaması halinde yaptırım uygulanacağına dair ibarelere yer verilmeyeceği açıktır. Ancak vergi ödevlisi tarafından idarenin ortaya koyduğu görüş doğrultusunda hareket edilmesine rağmen vergi tarh edilmesi halinde vergi ziyaı cezasının kesilmeyeceği ve gecikme faizinin hesaplanmayacağı tabiidir.
Nitekim uyuşmazlık konusu olayda davacının talebi üzerine verilen özelge de bilgilendirici niteliktedir.
Bu kapsamda, beyanname vermeden önce tereddüte düştüğü husus bilgisi dahilinde olmasına rağmen beyannameye ihtirazi kayıt koymayarak bu hususu yargı mercii önüne taşımayan davacının kanuni süresinden sonra verdiği beyannameye koyduğu ihtirazi kaydın, bu beyanname nedeniyle tahakkuk eden vergilere dava açma hakkı verdiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, tahakkuk eden vergi üzerinden hesaplanan gecikme faizinin de hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenle, temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
05/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.