DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/634 E. , 2025/360 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/634
Karar No : 2025/360
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Makine İmalat Montaj Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz bildirisine süresi içinde itiraz etmediğinden bahisle borç zimmetinde sayılarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı tarafından, dosyaya sunulan belgelere göre ... İnşaat Makine İmalat Montaj Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı adına düzenlenen 01/03/2019 tarih ve 328.090,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklı borç, aynı gün ... Bankası Anonim Şirketinin ... Şubesi'nden yapılan ödemelerle kapatılmıştır. Bu ödemeler, ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ... fiş numaralı dekontlarla belgelenmiştir.
Ödemelerin haciz bildirisinin tebliğ tarihinden önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, hem haciz bildirisinin tesis edildiği tarih itibarıyla hem de ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla dava dışı şirket ile davacı arasında bir alacak-borç ilişkisi kalmamıştır.
Dolayısıyla, uyuşmazlıkta 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi kapsamında işlem yapılma koşulu ve olanağının bulunmaması, davacı iddialarının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durumda dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
6183 sayılı Kanun'un 58, 62 ve 79. maddeleri uyarınca, adına haciz bildirisi düzenlenerek tebliğ edilen kişi, 6183 sayılı Kanun'da öngörülen seçimlik haklardan birini kullanmak suretiyle haciz bildirisinde gösterilen borcun uhdesinde olmadığını ispat edebilir. Bunlardan ilki, haciz bildirisinin tebliği üzerine, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, haciz bildirisine konu borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verildiğinin haciz dairesine bildirilmesidir. Bu bildirimin yapılması durumunda, haciz dairesinin üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat etmesi gerekmektedir. Bu halde, haciz bildirisi gönderen idarece, kamu alacağının adına haciz bildirisi düzenlenen kişiden tahsili için ödeme emri düzenlenmesine olanak bulunmamaktadır. İkinci olarak, adına haciz bildirisi düzenlenen kişi yedi günlük itiraz süresini geçirdiğinde, idareye bildirimde bulunmak yerine menfi tespit davası açmak suretiyle borcun uhdesinde olmadığını ispat edebilir. Bu halde, haciz bildirisi düzenlenen kişi, itiraz için öngörülen süre geçtikten sonra ve haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde açacağı menfi tespit davasıyla, borçlu olmadığını ve malın elinde bulunmadığını ispat edebilir. Ancak bu yolun seçilmesi halinde haciz bildirisi tebliğ edilen kişinin adına ödeme emri düzenlenmesi ve kamu alacağının tahsiline geçilmesi mümkündür. Bu halde ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, vergi mahkemesince sadece öngörülen süre içinde itiraz edilip edilmediği hususunun değerlendirilmesi suretiyle işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi mümkün bulunmaktadır. Yoksa, vergi mahkemesince davacı tarafından borcun ödendiğine dair delillerin değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesine ve davacı iddialarının borcum yoktur iddiası kapsamında değerlendirilmesine olanak yoktur.
Haciz bildirisi düzenlenerek tebliğ edilen kişinin Kanun'da öngörülen seçimlik haklarından hangisini kullandığına bağlı olarak açılacak dava türü ve kimin dava açacağı ayrı ayrı kurala bağlanmış, haciz bildirisi düzenlenen kişinin Kanun'un 79. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bildirimde bulunması halinde idarenin genel mahkemelerde dava açacağı; bildirimde bulunmaması halinde ise kendisinin dava açacağı düzenlenmek suretiyle idare ve haciz bildirisi tebliğ edilen kişi arasında bir denge sağlanmış, karşılıklı olarak iddialarını ileri sürmeleri için taraflar eşit silahlarla donatılmıştır. Ayrıca, düzenlemede, amme borçlusu ile haciz bildirisi tebliğ edilen kişi arasındaki özel hukuk ilişkisinden doğan borcun sona erip ermediği, böyle bir borcun gerçekte olup olmadığı hususunun çözümlenmesinde genel mahkemeler görevli kabul edilmiştir. Dolayısıyla, menfi tespit davasında adli yargı yeri tarafından tespit edilecek hususların, ödeme emrine karşı açılacak davada "borcum yoktur" ibaresinin olağan anlamı dışında yorumlanmak suretiyle vergi mahkemesince çözümlenmesi "kanuni hakim ilkesi"ne aykırı nitelik taşımaktadır.
İstinaf aşamasında ara kararıyla menfi tespit davası açılıp açılmadığı davacıdan sorulmuştur. Ara kararına verilen cevaptan, menfi tespit davasının açılmadığı anlaşılmıştır.
Olayda, haciz bildirisinin tebliği üzerine davacının yazılı bildirimde bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, borç kanun gereği davacının zimmetinde sayılmıştır. Borç miktarı dikkate alınarak ödeme emri düzenlenmiştir. Ancak davacı tarafından süresi içinde açılacak menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddiaların, ödeme emrine karşı açılan işbu davada "borcum yoktur" iddiası kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini kabul ederek Vergi Mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 10/11/2022 tarih ve E:2021/88, K:2022/5669 sayılı kararı:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre amme borçlusunun üçüncü şahıslardaki alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için amme borçlusunun üçüncü şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçlu şirketin bu şahıslardan alacağı olduğunun tespit edilmesi ve tespit edilen tutar için haciz konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından haciz bildirisinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde davalı idareye itirazda bulunulmamıştır. Ancak davalı idare tarafından, davacının ... İnşaat Makine İmalat Montaj Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borcu olduğuna ve borcun miktarına dair herhangi bir tespit yapılmamıştır. Bu nedenle salt anılan şirketin verdiği Bs bildirimine dayanarak söz konusu şirketin davacıdan alacağı bulunduğu sonucuna varılmasında yasal isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, ... İnşaat Makine İmalat Montaj Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınan mal veya hizmet bedelinin, haciz bildirisinden önce 01/03/2019 tarihinde banka kanalıyla ödendiği ve buna ilişkin dekontların sunulduğu da görülmüştür.
Bu durumda, davacı adına 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanarak borç zimmetinde sayılmak suretiyle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Somut bir alacak tespiti yapılmadan düzenlenen dava konusu ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!