DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/393 E. , 2025/67 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/393
Karar No : 2025/67
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Defterdarlığı - ...(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVACI) ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Dekorasyon Elektrik Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait 2011 ila 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin borçların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Asıl borçlu... Dekorasyon Elektrik Elektronik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kurulduğu 10/01/2011 tarihinden itibaren davacının kanuni temsilci olduğu, 29/12/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin tasfiyesine ve davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği görülmüştür.
Şirketin amme borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmı şirketin iş yeri adresinde tebliğ edilmiş, bir kısmı ise şirketin tasfiyeye girdiği tarihten sonra tasfiye memuru olan davacının ikametgâh adresinde tebliğ edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin borcu karşılayacak mal varlığının olmadığının tespit edildiğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir.
Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde işlemin yasal dayanağı olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi birlikte gösterilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle somut olayda uygulanacak kanun maddesinin belirlenmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'a, 4108 sayılı Kanun'la eklenen mükerrer 35. maddenin gerekçesi ve aynı maddeye 5766 sayılı Kanun'la eklenen son fıkranın iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 213 sayılı Kanun kapsamında bulunan alacaklar için kanuni temsilcilerin takibinde uygulanacak hükmün, 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi olduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca, 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamına giren amme alacaklarının kanuni temsilcilerden takibinin mükerrer 35. madde kapsamında yapılabilmesi yasal olarak olanaklı değildir. Bu bakımdan, uyuşmazlığın 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi çerçevesinde çözümlenip karara bağlanması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un 32. maddesinde, hükmi şahısların tasfiyesinde bunların borçlu bulundukları amme alacaklarını ödeme ve bu kanun hükümlerinin tatbikıyla ilgili vecibelerin tasfiye memurlarına geçeceği; 33. maddesinin birinci fıkrasında, tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin, tasfiyenin başladığını üç gün içinde ilgili tahsil dairelerine bildirmek mecburiyetinde oldukları; ikinci fıkrasında, tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin, amme idarelerinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan önce tasfiye sonucunda elde edileni dağıtamayacakları veya bunlar üzerinde herhangi bir şekilde tasarrufta bulunamayacakları, aksi halde tahakkuk etmiş ve edecek amme alacaklarından tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin şahsen ve müteselsilen mesul olacakları, bu mesuliyetin yapılan tasarrufların ifade ettiği para miktarını geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Olayda, dava konusu ödeme emirleri içeriği borçların bir kısmı şirketin tasfiyeye girdiği tarih olan 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olup bir kısmı ise tasfiyeye giriş tarihinden sonraki dönemlere ilişkindir. Ancak ödeme emirlerinin tamamı kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenmiştir.
Kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluk ile tasfiye memuru sıfatıyla sorumluluğun farklı kanun maddeleri ile düzenlenmesi ve hukuki sorumluluğunun farklı sonuçlar doğurması nedeniyle şirketin tasfiyeye girdiği 29/12/2014 tarihinden sonra doğan borçlar için davacı adına tasfiye memuru sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmında hukuka aykırılık, bu tarihten sonraki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmı yönünden davayı reddetmiş; bu tarihten sonraki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmını iptal etmiştir.
Tarafların istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemlerine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemlerini reddetmiştir.
Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 31/05/2022 tarih ve E:2019/358, K:2022/2331 sayılı kararı:
i. Temyize konu kararın dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:
Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyize konu kararın sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
ii. Temyize konu kararın dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden sonraki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (7) numaralı fıkrasında tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiş olup anılan fıkrada "Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun bir karşılık ayırmadan aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.
a) Yukarıda belirtilen vergiler ile sekizinci fıkra uyarınca tasfiye işlemlerinin incelenmesi sonucu tarh edilecek vergilerin asılları ve zamları, tasfiye sırasında dağıtım, devir, iade veya satış gibi yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan ya da tasfiye kalanı üzerinden kendisine paylaştırma yapılan ortaklardan da aranabilir. Ortaklardan tahsil edilmiş olan vergi asılları için ayrıca tasfiye memurlarına başvurulmaz.
b) Tasfiye memurları, bu madde gereğince ödedikleri vergilerin asıllarından dolayı, yukarıda belirtilen yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan veya tasfiye kalanından pay alan ortaklara ya da ortakların aldıkları bu değerler vergileri karşılamaya yetmezse İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun oranlar dahilinde aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklarını tamamen veya kısmen tahsil eden alacaklılara rücu edebilirler." kuralına yer verilmiştir.
Olayda, davacının 29/12/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiye memuru olarak atandığı açık olduğundan, her ne kadar dava konusu ödeme emirleri kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenmiş olsa da davacının tasfiye dönemine ilişkin borçlardan sorumluluğunun incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu kararın sözü edilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
iii. Karar sonucu:
Daire, bu gerekçeyle kararın, dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrasını onamış; dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden sonraki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrasını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararının bozulan hüküm fıkrasında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı tarafından, hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, temyize konu karar ile tarafların istinaf istemlerinin reddine karar verildiği, kendisine ihbarnamelerin ve vergi inceleme raporlarının tebliğ edilmediği, tahakkuk etmeyen borçlar için ödeme emri düzenlenemeyeceği, şirketin halen tüzel kişiliğinin bulunması nedeniyle vergi borcunun öncelikle şirketin mal varlığından tahsil edilmeye çalışılması gerektiği, oysa adına dava konusu ödeme emirleri düzenlenmeden önce asıl borçlu şirket hakkında takip yapılmadığı, dava konusu ödeme emirleri içeriği borcun 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin kısmının zamanaşımına uğradığı belirtilerek ısrar kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından, davalının temyiz dilekçesinde temyize konu kararın hangi gerekçeyle hukuka aykırı olduğuna değinilmediği belirtilerek davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı tarafından cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği; davacının temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
i. Davalının temyiz isteminin incelenmesi:
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
ii. Davacının temyiz isteminin incelenmesi:
Bölge idare mahkemesince verilen ilk kararın dava konusu ödeme emirlerinin 29/12/2014 tarihinden önceki dönemlere ait borçlara ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrası Danıştay Dokuzuncu Dairesince onandığından kararın belirtilen hüküm fıkrası yargılamanın daha önceki aşamasında kesinleşmiştir.
Bu durumda, davacının temyiz iddialarının bu aşamada incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Davacının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4- Davacıdan daha önce yatırılan ... TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
5-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
05/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, davalının temyiz istemin reddi gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!