DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1678 E. , 2025/402 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1678
Karar No : 2025/402
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Elektromarket Elektrik ve Elektronik İnşaat Makina Gıda Tekstil Mobilya İmalat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin 2015 yılının Şubat ve Mart dönemlerine ilişkin katma değer vergileri, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerine ilişkin kısımlarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Olayda, dava konusu ödeme emrinin içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla öncelikle asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenmiş, bu ödeme emri şirkete elektronik ortamda 22/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı idarece amme alacağının cebren tahsili amacıyla şirkete ait mal varlığının bulunup bulunmadığı da araştırılmış, kamu alacağının şirketin sahip olduğu mal varlığından tahsil edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Asıl amme borçlusu şirket hakkında yapılan cebren takibatın bu şekilde sonuçlanması üzerine, kamu alacaklarının tahsili amacıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Mal varlığı araştırması neticesinde şirketten tahsil edilemeyeceği ortaya konulan kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Olayda davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği amme alacaklarının dava konusu edilen kısımlarının tahsili amacıyla asıl borçlu adına düzenlenen ödeme emri şirkete 22/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, bu tarihten sonra 20/12/2017 tarihinde şirket hakkında bankalar ve taşıt sicili dışında ilgili diğer kurumlar nezdinde mal varlığı araştırması yapılmıştır. Bankalar ve taşıt sicili nezdinde mal varlığı araştırması ise 2015 yılında yapılmıştır.
Şirket hakkında 2015 yılında bankalar ve taşıt sicili nezdinde yapılan mal varlığı araştırması, şirketin önceki yıllara ilişkin kamu alacakları yönünden yapılan takibat işlemleri bakımından hukuki sonuç doğuracağından, bu mal varlığı araştırmasının davacı hakkında 12/01/2018 tarihinde yapılan takibat işlemlerinden önce kamu alacağının şirketten tahsilinin olanaksızlığını ortaya koyması bakımından hukuken itibar edilebilir nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğinden sonra ancak davacı hakkında takibat yapılmadan önce şirket hakkında bankalar ve taşıt sicili nezdinde usulüne uygun bir şekilde mal varlığı araştırması yapılmadığından kamu alacağının şirketten tahsilinin olanaksızlığından söz edilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısımlarında hukuki isabet görülmemiştir.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle istinaf istemini kabul ederek mahkeme kararını kaldırdıktan sonra davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısımlarını iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 27/09/2022 tarih ve E:2019/1370, K:2022/5206 sayılı kararı:
Asıl amme borçlusu şirket hakkında bankalar ve taşıt sicili nezdinde 2015 yılında yapılan mal varlığı araştırması, şirket adına 2017 yılında düzenlenen ödeme emrinin tebliğ tarihinden önce yapılmıştır.
Olayda, vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu görülmüştür. Ayrıca davacı tarafından, asıl borçlu şirketin vergi borcunun tahsiline imkan verecek yeterlilikte bir mal varlığının bulunduğu yönünde ispat edici bir belge sunulmadığı gibi bu yönde bir iddia da ileri sürülmemiştir.
Bu nedenle aksi yönde verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacı, asıl amme borçlusu şirketin kurulduğu 26/06/2007 tarihinden itibaren şirketin kanuni temsilcisidir. Asıl amme borçlusu şirketin tüzel kişiliği ve davacının bu tüzel kişilikte kanuni temsilcilik görevi devam etmektedir.
Davacı, asıl amme borçlusu şirketin cirosunun yüksek olduğunu ve bankalar nezdinde mal varlığının bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak davacı bu iddiasını, ispata elverişli şekilde somutlaştırmamıştır. Nitekim şirketin kanuni temsilcisinin davacı olduğu dikkate alındığında davacı tarafından şirketin bankalar nezdinde mal varlığının bulunduğuna dair iddiasını destekler nitelikteki belgelere ulaşabilme yetkisinin bulunduğu açıktır. Diğer taraftan 10/02/2015 tarihli bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmasını takip eden yıllarda şirkete tebliğ edilen ödeme emri üzerine şirket adına mal bildiriminde veya mal edinme bildiriminde bulunma yükümlülüğü de şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya aittir.
Olayda, 10/02/2015 tarihinde yapılan mal varlığı araştırmasının, anılan tarihten sonra şirket adına düzenlenen ve 22/10/2017 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri içeriği kamu alacakları yönünden de aksi ispat edilinceye kadar geçerliliğini sürdürdüğünün kabulü gerektiğinden, anılan kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin ilgili kısmında bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle ödeme emrinin dava konusu edilen kısımlarının diğer yönlerden hukuka uygun olup olmadığı incelenerek karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile şirketle ilgili Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanlarda yer alan hususların birlikte incelenmesi sonucunda uyuşmazlıkta maddi olayın şu şekilde gerçekleştiği görülmüştür:
i. Davacı, asıl amme borçlusu şirketin kurulduğu 26/06/2007 tarihinden itibaren şirketin kanuni temsilcisidir.
ii. Asıl amme borçlusu şirketin tüzel kişiliği ve davacının bu tüzel kişilikte kanuni temsilcilik görevi devam etmektedir.
iii. Asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emri, 22/10/2017 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmiştir.
iv. Davalı idarece şirket hakkında bankalar dışındaki diğer kurumlar nezdinde (taşıt sicili dahil) bulunan mal varlıkları yönünden 20/12/2017 tarihinde mal varlığı araştırması yapılmıştır.
v. Bankalar nezdinde mal varlığı araştırması ise 10/02/2015 tarihinde yapılmış ve şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edildiği 22/10/2017 tarihinden sonra bu mal varlığı araştırması yeniden yapılmamıştır.
vi. Şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiş, bu ödeme emri 12/01/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği açıklanmış; ikinci fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen ve kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Mal bildirimi" başlıklı 59. maddesinin birinci fıkrasında "Mal bildirimi, borçlunun gerek kendisinde, gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın, nevini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirlerini veya haczi kabil mal veya geliri bulunmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödiyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesidir." şeklinde kurala yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un "Mal edinme ve mal artmaları" başlıklı 61. maddesinde ise "Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlıyarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmeye mecburdur." şeklinde kurala yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrası ise şu şekildedir:
"Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Uyuşmazlığın çözümü, asıl amme borçlusu şirket hakkında bankalar nezdinde mal varlığı araştırmasının yapıldığı tarihten sonra ancak kanuni temsilcinin takibinden önce şirket hakkında yeniden mal varlığı araştırmasının yapılmasının gerekip gerekmediği ve önceki tarihlerde şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasıyla tespit edilen hususların sonraki tarihlerde yapılan takipler için geçerli olup olmadığının değerlendirilmesine bağlıdır.
Asıl amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanun'un 54. maddesinde öngörülen cebren tahsil yöntemlerinden ilgili olanların usulüne uygun şekilde izlenmesine rağmen amme alacağının asıl borçludan tahsil edilememesi halinde alacağın ödenmesinden ikincil derecede sorumlu olanlara başvurulabilir.
Tahsil dairelerince, ikincil derecede sorumlu olanların takibinden önce asıl amme borçlusunun mal varlığının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla mal varlığı araştırması yapılması gerekir.
Olayda, asıl amme borçlusu şirket hakkında bankalar nezdinde 10/02/2015 tarihinde yapılan mal varlığı araştırması sonucunda borçlunun cüzi tutarlı TL cinsinden parasının bulunduğu tespit edilmiştir. Şirket adına düzenlenen ödeme emri şirkete 22/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebliğ edilen bu ödeme emrinden sonra 10/02/2015 tarihinde bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırması sonucunda tespit edilen durumun değişmediği kabul edilerek ve diğer kurumlar nezdinde yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirketin haczi kabil ve kamu alacağının tahsiline yetecek mal varlığının bulunmadığı tespit edilerek ilgili kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmiştir.
Davacı, asıl amme borçlusu şirketin kurulduğu 26/06/2007 tarihinden itibaren şirketin kanuni temsilcisidir. Asıl amme borçlusu şirketin tüzel kişiliği ve davacının bu tüzel kişilikte kanuni temsilcilik görevi devam etmektedir. Davacı, asıl amme borçlusu şirketin cirosunun yüksek olduğunu ve bankalar nezdinde mal varlığının bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak davacı tarafından ileri sürülen bu iddiayı ispatlamaya elverişli belgeler dava dosyasına sunulmamıştır.
Nitekim şirketin kanuni temsilcisinin davacı olduğu dikkate alındığında davacının bu iddiayı destekler nitelikteki belgelere ulaşabilme yetkisinin bulunduğu açıktır. Diğer taraftan 10/02/2015 tarihli bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmasını takip eden yıllarda şirkete tebliğ edilen ödeme emri üzerine şirketin mal edinmeleriyle veya mal varlığındaki artışla ilgili bildirimde bulunma yükümlülüğünün de şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya ait olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu durumda şirket hakkında bankalar nezdinde 10/02/2015 tarihinde yapılan mal varlığı araştırmasının, anılan tarihten sonra şirket adına düzenlenen ve 22/10/2017 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri içeriği kamu alacakları yönünden de aksi ispat edilinceye kadar geçerliliğini sürdürdüğünün kabulü gerektiğinden ve şirketin tespit edilen önceki mali durumunun değiştiğine dair davacı tarafından dava dosyasına herhangi bir belge sunulmadığından, anılan kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygun olup olmadığı incelenerek karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerekmiştir.
Öte yandan yeniden verilecek kararda, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısımları yönünden amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve ödeme emri içeriği vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılıp artırılmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra şayet artırılmışsa 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinin 7338 sayılı Kanun'la değiştirildiği dikkate alındığında lehe olan kanun hükümlerinin bu kısımlar için uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirileceği tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
21/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!