WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY VERGI DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1097 E.  ,  2025/87 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1097
Karar No : 2025/87

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Demir Kömür Çimento Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait borçların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı, 26/03/2001 tarihinden itibaren ... İnşaat Demir Kömür Çimento Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağıdır. 19/12/2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden, anılan şirketin 01/12/2014 tarihli ortaklar genel kurul kararıyla, şirketin ticari işleri ve işlemlerini yürütmek üzere şirket müdürü olan Murat Efendi Ataer ile beraber davacının atanmasına ve aksine karar alınana kadar şirkette yapılacak her türlü işlemlerde münferiden şirketi temsil ve ilzam etmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Asıl borçlu şirketin vadesinde ödenmeyen borçlarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirleri 11/05/2016, 30/06/2016, 17/10/2016, 20/08/2018 ve 26/06/2019 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.
Şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda İstanbul/Beylikdüzü Tapu Müdürlüğünde kayıtlı ... Ada, ... Parsel'de bulunan bağımsız bölümün (dükkan) ve Ankara/Sincan Tapu Müdürlüğünde kayıtlı ... Ada, ... ve ... Parsellerde bulunan betonarme dubleks konutların şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Beylikdüzü Tapu Müdürlüğünün 15/08/2017 tarihli ve Sincan Tapu Müdürlüğünün 14/08/2017 tarihli yazılarından, davalı idare tarafından düzenlenen haciz bildirileri üzerine söz konusu taşınmazlara haciz uygulandığı anlaşılmıştır.
Tapu müdürlüklerinin yazıları ekinde sunulan takyidatlı tapu kayıt örneklerinden, söz konusu taşınmazlar üzerinde ipotek (rehin) tesis edildiği ve haciz şerhlerinin olduğu görülmekte ise de söz konusu rehinlere ve hacizlere ilişkin son borç durumları araştırılmamış ve taşınmazların kıymet takdirleri yaptırılmamıştır.
Bu durumda, amme alacağının şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği somut bir biçimde ortaya konulmadığından davacı adına kanuni temsilci ve şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2021/2182, K:2022/4845 sayılı kararı:
i. Temyize konu kararın davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:
Kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililere rücu olanağı tanınarak şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borcun tamamı üzerinden müteselsilen sorumluluk öngörülmüştür. Ortakların sorumluluğunu düzenleyen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde ise limited şirket ortaklarının şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçtan sermaye payları oranında sorumluluğu öngörülmüştür. Ortağa bu sorumluluktan doğan borcunu rücu etme imkanının da tanınmaması karşısında ödemekle sorumlu olduğu borç tutarının net olarak tespitinin önem arz ettiği açıktır.
Somut olayda, asıl borçlu şirkete ait hacizli taşınmazlar bulunduğundan, öncelikle bunların satışı gerçekleştirilerek şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borç tutarının tam olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Akabinde, ortak olan davacının hissesi dikkate alınmak suretiyle ödenmesi gereken borç mahiyet ve miktar olarak açıkça tespit edildikten sonra bu borç için ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi gerekmektedir.
Davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği tarihte asıl borçlu şirket adına kayıtlı ve üzerinde rehin şerhi bulunan hacizli taşınmazların satışı gerçekleştirilmediğinden ve davacının sorumlu olduğu borç miktarı yukarıda açıklandığı şekilde netleştirilmediğinden, temyize konu kararın davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
ii. Temyize konu kararın davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un ''Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı'' başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında, "Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur." kuralına; ikinci fıkrasında ise "Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur." kuralına yer verilmiştir.
Anılan kurallar ile tahsil dairelerinin kendi hacizlerinden önce tesis edilmiş hacizlere iştirak etmesi öngörülmek suretiyle kamu alacağının güvence altına alınması amaçlanmıştır. Ancak bu duruma bir istisna getirilerek rehinli alacaklıların hakları saklı tutulmuştur. Dolayısıyla, haczedilen bir malın satışı sonrası o mal üzerinde kamu haczi bulunsa dahi elde edilen tutardan öncelikle rehinli alacaklı alacağının tamamını alacaktır.
Şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirketin bir adet dükkan ile iki adet betonarme dubleks konuta sahip olduğunun tespit edildiği ve bu taşınmazlar üzerinde başka hacizler olduğu gibi hacizlerden önce rehin şerhlerinin de bulunduğu görülmüştür. Cebri takip işlemlerine konu kamu alacağının tutarı (61.093.079,44 TL) ile taşınmazların nitelikleri ve rehin şerhleri de dikkate alındığında borcun şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, temyize konu kararın, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
iii. Karar sonucu:
Daire, bu gerekçeyle kararın davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasını gerekçeli olarak onamış; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve .. sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararının bozulan hüküm fıkrasında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun inceleneceği tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
26/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.