WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY IDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2668 E.  ,  2025/408 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2668
Karar No : 2025/408

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2019/11241, K:2023/8694 sayılı kararının, davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin E:2016/1241 sayılı dosyasında verilen kararın gereğinin uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 10.000,00TL; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin E:2016/298 sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması ve akabinde iptal kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ise 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2019/11241, K:2023/8694 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiş,
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı kararının yürütmenin durdurulmasına ilişkin kısmının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık manevi tazminata hükmolunması istemi yönünden:
Davacı tarafından, 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi Genelgesi'nin 1.3, 1.8, 1.9, 1.10, 1.11.5 maddeleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 2. fıkrasında yer alan "SUT eki Ek-2/A listesinde yer alan tutar faturalandırılamaz" ibaresi ve 9. fıkranın tamamı ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresinin yürütülmesinin durdurulması ve akabinde de iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı kararıyla; 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi Genelgesi'nin 1.3, 1.8, 1.9, 1.10, 1.11.5 maddeleri le Sağlık Uygulama Tebliğinin 2.2.1.B-1 maddesinin 9. fıkrasının tamamı ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği; bu kararın 05/08/2016 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, anılan kararın kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan itirazın da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/1029 sayılı kararıyla reddine karar verildiği,
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi kararı uyarınca yürütmesi durdurulan Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 9. fıkrası ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresi yönünden; 07/10/2016 tarih ve 29850 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" ile söz konusu yürütmenin durdurulması kararının gereğinin yerine getirildiği görüldüğünden, bu kısım yönünden davalı idarenin yargı kararının gereğini yerine getirmediğinden söz edilemeyeceği,
Aynı Daire kararı uyarınca yürütmesi durdurulan 2011/62 sayılı Genelge'nin, 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık Hizmet Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in yürürlüğe girmesi ile birlikte 08/03/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kalktığı, ancak bu süre içerisinde sağlık hizmet sunucusu olan davacı şirkete yönelik dava konusu Genelge hükümlerinin uygulanmasına devam edildiğinin anlaşıldığı,
Manevi tazminatın, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiği,
Uyuşmazlıkta, davalı idarenin, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin E:2016/298 sayılı kararı ile yürütmesi durdurulan 2011/62 sayılı Genelge hükümlerini uygulamaya devam etmek suretiyle Anayasa'da düzenlenen hukuk devleti ilkesi ile Anayasa'nın 138. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki kurallara uymayarak hukuka olan inancın sarsılmasına sebep olduğu ve bu nedenle hizmet kusurunun bulunduğu, manevi tazminat ödenmesini gerektirecek koşullar oluştuğundan, davalı idarenin, olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığı dikkate alındığında, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/10/2018 tarih ve E:2016/1241, K:2018/7019 sayılı kararının uygulanmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık manevi tazminata hükmolunması istemi yönünden:
Davacı tarafından, acil serviste “yeşil alan” uygulamasına ilişkin olarak açılan davada verilen karar ile davalı idarenin uygulama noktasında maddi hata yaptığının kesin olarak ortaya konulmasına rağmen uzun yıllardır özel sağlık hizmeti sunucularına ücret ödenmediği, bu durumun mülkiyet hakkı ihlaline sebebiyet verdiği ileri sürülerek manevi tazminat talebinde bulunulduğunun anlaşıldığı,
Ancak, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/10/2018 tarih ve E:2016/1241 K:2018/7019 sayılı kararının gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, anılan Daire kararı ile davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında, manevi tazminat ödenmesini gerektiren koşullar oluşmadığından bu kısım yönünden manevi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay tarafından verilen iptal kararının gerektiği gibi uygulandığı, söz konusu kararlar bağlamında davacının mağduriyetine sebebiyet veren bir durumun bulunmadığı, henüz dava aşaması devam ederken iptaline karar verilen Genelge'nin yürürlükten kaldırılmış olması sebebiyle söz konusu Genelge açısından tesis edilecek bir işlem bulunmadığı, tüzel kişi olan davacının manevi tazmin talebine ilişkin şartların oluşmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı şirket tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.3. maddesinde yer alan "Ancak sağlık hizmeti sunucularınca acil servislerde verilen ve Kuruma acil sağlık hizmeti olarak faturalandırılan hizmetlerin Kurumun inceleme birimlerince yeşil alan muayenesi olarak değerlendirilmesi halinde verilen sağlık hizmeti bedelleri karşılanmaz" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 18/10/2018 tarih ve E:2016/1241, K:2018/7019 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Yine, davacı tarafından, 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi Genelgesi'nin 1.3, 1.8, 1.9, 1.10, 1.11.5 maddeleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 2. fıkrasında yer alan "SUT eki Ek-2/A listesinde yer alan tutar faturalandırılamaz" ibaresi ve 9. fıkranın tamamı ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresinin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada ise, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı kararıyla; 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi Genelgesi'nin 1.3, 1.8, 1.9, 1.10, 1.11.5 maddeleri ile Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 9. fıkrasının tamamı ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne; Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 2. fıkrası yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, bu karar 05/08/2016 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiş, anılan karara taraflarca karşılıklı olarak yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No: 2016/1029 sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, davanın esasına yönelik olarak Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 06/06/2018 tarih ve E:2016/298, K:2018/5620 sayılı kararıyla, Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 2. fıkrasında yer alan "SUT eki Ek-2/A listesinde yer alan tutar faturalandırılamaz" ibaresi yönünden davanın reddine, 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi Genelgesi'nin 1.3, 1.8, 1.9, 1.10, 1.11.5 maddeleri ile Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.2.1.B-1 maddesinin 9. fıkrasının tamamı ile 2.2.1.B-2 maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Özel tıp merkezleri ile özel dal merkezleri dışındaki" ibaresinin iptaline karar verilmiş, bu karar 05/07/2018 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiş, tarafların temyiz istemleri Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2019 tarih ve E:2018/2473, K:2019/6011 sayılı kararıyla reddedilerek Daire kararı onanmıştır.
Davacı şirket tarafından, yukarıda anılan Daire kararlarının uygulanmaması nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle uğranılan zararların karşılığı olarak manevi tazminata hükmolunması istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş; 125. maddesinin birinci fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu vurgulanmıştır.
Yine Anayasa'nın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasında da, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde de Anayasa hükmüne benzer bir düzenleme öngörülerek birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne; üçüncü fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan hukuk kurallarına göre, idarelerin yargı kararlarını gecikmeksizin uygulaması yasal bir zorunluluk olup, idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmesi ya da eylemde bulunmak zorunda olması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Yine, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre yargı kararının derhal uygulanması asıl olup, öngörülen otuz günlük süre ise kararın uygulanması için idarelere tanınan nihai süreyi ifade etmektedir. Dolayısıyla, Kanun'da öngörülen süre içerisinde mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi durumunda, idarenin sorumluluğunun ortaya çıkacağı kuşkusuzdur.
Ancak idari yargı yerlerince verilen kararların "gecikmeksizin" veya "derhal" uygulanma zorunluluğu, infazın olanaklı olması halinde söz konusu olup, kararın süresinde uygulanmasının hukuken yahut fiilen imkansız olması durumunda kararın zamanında uygulanmaması, infaz etmeme olarak nitelendirilemeyecektir. Bununla birlikte, kararın uygulanmaması durumunun idare tarafından kasıtlı yaratıldığı hâllerde, idare sorumluluktan kurtulamayacaktır.
Bu durumda, uyuşmazlıkta idarenin yargı kararının gereğini zamanında yerine getirip getirmemesinde kusurlu bir davranışı bulunup bulunmadığını ortaya koymak gerekmektedir.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı kararıyla, yürütmesi durdurulan "Fatura Bedellerinin Ödenmesi" konulu 2011/62 sayılı Genelge'nin, 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık Hizmet Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in yürürlüğe girmesi ile birlikte yürürlükten kalktığı, söz konusu kararın yasal olarak belirlenen sürede uygulanmaması nedeniyle temyize konu karar ile idarenin kusur sorumluluğuna hükmedildiği görülmektedir.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı yürütmeyi durdurma kararının anılan Genelge'ye ilişkin gerekçesinin, "5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun "Yönetmelik ve tebliğler" başlıklı 41. maddesinin son fıkrasında "Kurum, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlerin uygulanmasına ilişkin hususları duyurmak amacıyla tebliğ çıkarmaya yetkilidir. Kurum dışındaki gerçek ve tüzel kişileri ilgilendiren tebliğler, Resmi Gazetede yayımlanır. " hükmüne yer verilerek, Kurum'a, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlerle ilgili olarak tebliğ çıkarma yetkisi verilmiş, ancak bu tebliğler veya diğer düzenleyici işlemlerin Kurum dışındaki kişileri ilgilendirenlerinin Resmi Gazete'de yayımlanması zorunlu kılınmıştır.
Dava konusu Genelge ile, sağlık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişiler ile kamu idarelerine ait döner sermayeli işletmelerin hizmet bedeli olarak ödenmek üzere Kuruma gönderdikleri veya kişi adına düzenledikleri fatura bedellerinin ödenebilmesi amacıyla; fatura inceleme birimlerinin oluşumu, fatura ve eki belgelerin Kuruma teslimi, incelenmesi, itirazları ve buna ilişkin komisyonların oluşumu ve görevleri ile faturaların ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup, bu haliyle dava konusu Genelgenin, Kurum dışındaki sağlık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişileri yakından ilgilendirdiğinden, 5502 sayılı Kanunun 41. maddesi hükmü uyarınca bir tebliğ şeklinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulması gerekmektedir.
Resmi Gazete'de yayımlanmadan yürürlüğe konulan Genelgenin dava konusu maddelerinde yukarıda belirtilen nedenle hukuka uyarlık bulunmamaktadır." şeklinde olduğu görülmektedir. Anılan yargı kararı davalı idareye 05/08/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, karara taraflarca karşılıklı olarak yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/11/2016 tarih ve YD İtiraz No: 2016/1029 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Söz konusu kararın aktarılan gerekçesi dikkate alındığında, Genelge'nin esası yönünden bir değerlendirmede bulunulmadığı, Genelge'nin şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunun ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından ise, tebliğ yerine hukuken daha belirleyici niteliğe sahip olan ve 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık Hizmet Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"le anılan Genelge'de düzenlenen hususlar yeniden düzenlenmiş ve Genelge yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/05/2016 tarih ve E:2016/298 sayılı yürütmeyi durdurma kararının uygulanabilmesinin yeni bir mevzuat hazırlama süreci gerektirdiği, davalı idarenin de söz konusu süreci yürütmeyi durdurma kararının tebliğinden itibaren yedi aylık sürede tamamladığı, yedi aylık sürenin ilgili dönemde yürürlükte bulunan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'te yer alan hazırlık, görüş alma, düzenleme teklifi vb. süreçler bağlamında makul olduğu, bu süre içerisinde Genelge'nin yürürlükten kaldırılmamasının da uygulamada boşluk olmaması adına gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
Bu hususlar dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlıkta yargı kararının gereğinin yerine getirilmemesinden söz edilemeyeceğinden, davacının bundan dolayı tazmini gereken bir manevi zararının da bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2019/11241, K:2023/8694 sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 24/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.