WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

DANIŞTAY IDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/245 E.  ,  2025/858 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/245
Karar No : 2025/858

TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
II-(DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/05/2023 tarih ve E:2018/785, K:2023/2575 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmı ile yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının, davalı idare tarafından davanın kabulüne ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Orman Genel Müdürlüğü, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı'nca hazırlanan 7022 No'lu ''Orman Köylülerinin Desteklenmesine Ait Tamim''in "Destekleme Çalışmaları" Bölümünün, "Tespit İşlemlerinde Dikkat Edilecek Hususlar" alt bölümünün ikinci fıkrasında yer alan ''...Baba vefat etmiş ise, ailenin diğer fertlerinden birisine kredi verilebilir.'' cümlesinin iptali ile düzenlemeden kaynaklandığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminat ve yasal faizi ile 50.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/05/2023 tarih ve E:2018/785, K:2023/2575 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 10. maddesine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesine ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasına yer verilerek,
Dava konusu Tamim hükmü yönünden;
Eşitlik ilkesinin öncelikle bir hak olduğu, bu ilkeden yararlananlar açısından eşit işlem görmeyi ve ayrım gözetilmemesini isteme hakkını da içermesi gerektiği, dava konusu düzenlemenin, Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve de Türk Medeni Kanunu'ndaki kadın-erkek eşitliğine aykırı olduğu; ancak dava konusu Tamim'de 28/04/2018 tarih ve 08 sayılı ve 21/05/2019 tarih ve 1014235 sayılı Makam olurlarıyla bazı değişiklikler yapıldığı ve bu değişiklikler sonucu dava konusu "Baba vefat etmiş ise, ailenin diğer fertlerinden birisine kredi verilebilir" düzenlemesinin kaldırıldığı görüldüğünden, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği,
Maddi tazminat istemi yönünden;
Anayasa'nın 10. maddesine göre herkesin; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, Devlet organları ile idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uymak zorunda olduğu; kanunların Anayasaya uygunluğunda ve idari işlemin yargısal denetiminde kullanılan bir ölçüt olan eşitlik ilkesinin idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, hukuka uygun olan uygulamayı sağlamak için objektif düzenlemeler yapması ve istikrarlı uygulamalarda bulunması gerektiği,
Davacının Orköy desteklerinden faydalanmak için ilgili idareye yaptığı başvurunun hukuka aykırılığı tespit edilen Tamim hükmü gerekçe gösterilerek reddedildiği, bu nedenle tesis edilen işlemin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve hukuka uygun olmadığı,
Dairelerince verilen 14/09/2022 ve 07/02/2023 tarihli ara kararları ile davacının açmış olduğu davayı ıslah edip etmediğinin sorulduğu, ancak davacı tarafça ıslah talebinde bulunulmadığı görüldüğünden, 5.000,00-TL maddi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği,
Manevi tazminat istemi yönünden;
Manevi tazminatın, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin değil, manevi tatmin aracı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntü duyulmuş olması ya da şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekmekte olup, uyuşmazlıkta anılan şartlar oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle,
Orman Genel Müdürlüğü, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı'nca hazırlanan 7022 No'lu ''Orman Köylülerinin Desteklenmesine Ait Tamim''in "Destekleme Çalışmaları" Bölümünün, "Tespit İşlemlerinde Dikkat Edilecek Hususlar" alt bölümünün ikinci fıkrasında yer alan ''...Baba vefat etmiş ise, ailenin diğer fertlerinden birisine kredi verilebilir.'' cümlesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; davacının maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne ve 5.000,00-TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine; davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu Tamim hükmünün hukuka aykırı olduğunun Dairece kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş ise de davanın açılmasına sebep olan davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken bu durumun kararda değerlendirilmediği, maddi zarar ile idari işlem arasında illiyet bağı kuran Dairece gerçek zarar hesabı yapılmaksızın ve davacıya gerçek zarar miktarı üzerinden ıslah imkanı tanınmaksızın verilen kararın eksik incelemeye dayandığı, ayrımcılık yasağının ihlalinin kadının kimliğine, kişiliğine, onur ve haysiyetine yönelik bir saldırı niteliği taşıdığı ve davacının uğradığı ayrımcılık dolayısıyla ağır elem ve üzüntü yaşadığı gözetildiğinde manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği belirtilerek Daire kararının karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, maddi tazminata ilişkin kısmının gerçek zararın hesaplanmaması yönünden bozulması gerektiği, manevi tazminat isteminin ise kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacının hibe desteği alma hakkını değil, verilen eğitim sonucu kuraya katılma hakkını elde ettiği, ancak gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle şartları taşımadığından ilgili projeden yararlandırılmadığı, davacının hibeden yararlandırılması halinde ne kadar gelir elde edeceğinin, arıcılık faaliyetlerinin başarılı olup olmayacağının belli olmaması nedeniyle muhtemel bir zarardan idarenin sorumlu tutulmaması gerektiği belirtilerek Daire kararının maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesinin maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kararı aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının hüküm fıkrası incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı Tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı Tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer (kabul edilen 5.000,00 TL maddi tazminat) üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletileceği, nispi karar harcı dışında kalan yargılama giderleri için haklılık oranına göre değerlendirme yapılacağı açıktır.
Bu durumda temyizen incelenen Daire kararının hüküm fıkrasında yer alan, "4. Hükmedilen tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 341,55 TL nispi karar harcından dava açılırken yatırılan 65,40 TL maktu karar harcı düşüldükten sonra kalan 276,15 TL'nin (dava açılırken dörtte birlik kısmı peşin yatırılmadığından) davacıya tamamlattırılmasına," ibarelerinin "Hükmedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 341,55 TL nispi karar harcının davalı idareden tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; temyize konu kararda yasal faizin başlangıç tarihi belirtilmeksizin "2. Davacının maddi tazminat istemi yönünden davanın KABULÜ ile 5.000 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine," karar verilmiş, dava dilekçesinde ise maddi tazminat istemi yönünden idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz isteminde bulunulmuş olup kararın bu kısmının "2. Davacının maddi tazminat istemi yönünden davanın KABULÜ ile 5.000 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 03/05/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Ayrıca kararda, "5. Davadaki haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 247,20 TL yargılama giderinin yarısı olan 180,45 TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısı olan 180,45 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına," hükmedilmiş ise de; belirtilen kısmın "5. Davadaki haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 247,20 TL yargılama giderinin yarısı olan 123,60 TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısı olan 123,60 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan; dava konusu işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare aleyhine bu kısım yönünden avukatlık ücretine hükmedilmediği görülmekte olup temyize konu kararın hüküm fıkrasındaki, "6. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi için 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," ifadesinden sonra gelmek üzere, "karar verilmesine yer olmadığı kararı nedeniyle, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin eklenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığı, maddi tazminat isteminin yasal faiziyle birlikte kabulü, manevi tazminat isteminin reddi yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 03/05/2023 tarih ve E:2018/785, K:2023/2575 sayılı kararının maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, yasal faizinin başlangıç tarihi, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yukarıda belirtilen şekilde olmak üzere düzeltilerek ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 17/04/2025 tarihinde maddi ve manevi tazminat yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY
X-Temeli “insan onuru” kavramına dayanan eşitlik ilkesi, Anayasa'nın 10. maddesinde “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bundan başka eşit davranma ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Ekonomik Topluluğu Andlaşması, Uluslararası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alınmış evrensel bir ilkedir.
Ayrımcılık ise, objektif ve makul bir neden olmaksızın, aynı durumdaki kişilere farklı muamelede bulunmak olarak tanımlanmakta olup (AİHM, Zarb Adami/Malta, B. No: 17209/02, 20/6/2006, § 71; Burden/İngiltere [BD], B. No: 13378/05, 29/4/ 2008, § 60), ayrımcılık yapmama da eşitlik ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını cinsiyeti nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamele cinsiyet temelinde doğrudan ayrımcılık oluşturmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; Artvin ili, Şavşat ilçesi, Cevizli Köyünde tarım ve hayvancılık yapan, aynı zamanda arıcılık eğitim sertifikasına sahip olan davacının, anılan köyün rehabilitasyon projesi kapsamına alınması üzerine oluşturulan hibe programından yararlanmak amacıyla yaptığı başvuru neticesinde 23/03/2017 tarihinde yapılan kurada 3. asil olarak arıcılık hibesi almaya hak kazandığı; ancak dava konusu Tamim'de yer alan "Baba vefat etmiş ise, ailenin diğer fertlerinden birisine kredi verilebilir.'' kuralı uyarınca davacının evli olduğu erkek sağ olduğu için kadın olması dolayısıyla hibeden yararlanmasının engellendiği görülmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan üzüntü, elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının cinsiyet esasına dayanan farklı bir muameleye maruz kaldığı, bunun objektif ve makul bir gerekçe içermediği ve meşru bir amaca yönelmediği görülmekte olup arıcılık eğitimi alarak aile bütçesine katkı sağlamayı amaçlayan davacının hukuka aykırı düzenleme nedeniyle bu faaliyeti gerçekleştirmesinin engellenmesi nedeniyle duyduğu üzüntü karşısında manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi tazminat yönünden istemi incelendiğinde; davacı tarafından, hibe programı kapsamındaki kazanmış olduğu hakları hukuka aykırı olarak elinden alındığı için bu programa göre hibe edilecek içinde arıları olan 20 adet arı kovanı, arıcılık faaliyeti için gerekli olan bütün alet ve malzemeler ile en az 600 kg bal üretebilme imkanından yoksun bırakılarak zarara uğradığı ileri sürülmüş olup, davacının, davalı idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın gerçek miktarının tespit edilerek varsa tazmin edilmesi gerektiği, bunun için 20 kovanlı arı ailesi ile birlikte üretebilecek bal miktarı, maliyet bileşenleri, balın piyasa değeri ve uğranılan zararın gerçek miktarının hesaplanması uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bilirkişi marifetiyle hesaplanan gerçek zarar miktarı dava dilekçesinde talep edilen zararın üzerinde ise 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi uyarınca davacıya miktar artırım hakkının tanınması suretiyle maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanan Daire kararının maddi tazminata ilişkin kısmında da hukuki isabet bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Artvin ili, Şavşat ilçesi, ... Köyünde tarım ve hayvancılık yapan, aynı zamanda arıcılık eğitim sertifikasına sahip olan davacının, anılan köyün rehabilitasyon projesi kapsamına alınması üzerine oluşturulan hibe programından yararlanmak amacıyla yaptığı başvuru neticesinde, 23/03/2017 tarihinde yapılan tespitte 79 puanla 3. asil olarak belirlendiği, ancak dava konusu Tamim uyarınca hibeden yararlanamadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; dosyada mevcut belgelerden, hibe programından yararlanacak kişilerin tespitinde kullanılan seçim kriterleri ile puanlamada kullanılan çiftçi puan formunda belirtilen seçim kriterleri uyarınca Artvin ili, Şavşat ilçesi, ... Köyünde ... tarihinde katılımcıların kendi beyanlarına göre puanlama yapıldığı ve sıralama oluşturulduğu, ancak katılımcıların beyan ettiği bilgilerin diğer kurumlardan araştırılması neticesinde 1. asil olarak belirlenen S.A. ile 3. asil olarak belirlenen davacının seçim kriterlerine uymadığı gerekçesiyle elendiği; bunun üzerine yapılan yeni sıralama neticesinde asil olarak belirlenen katılımcılardan “İcra Müdürlüğünden Borcu Yoktur” yazısının istenildiği ve katılımcıların Fetö ve diğer terör örgütleriyle ilgili bir bağlantısının olup olmadığı yönünde Şavşat Kaymakamlığından gelen cevaba göre sıralamanın güncelleneceğinin katılımcılara bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; idare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olduğundan; bakılan davada, davacının Tamim'in dava konusu edilen hükmü dışında aranan koşullar yönünden yapılacak değerlendirmelerde hak sahibi olma koşulunu taşıyıp taşımadığının henüz kesinleşmediği; öte yandan, davacının hibe kapsamında alacağı 20 kovanlı arı ailesi ile yapacağı faaliyet sonrasında ne kadar gelir elde edeceğinin belli olmaması, diğer bir ifadeyle maddi zararın muhtemel (olası) zarar niteliğinde olması nedeniyle bu aşamada maddi bir zarardan söz etmeye olanak bulunmadığından davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla bu kısım yönünden karara katılmıyoruz.