DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2112 E. , 2025/459 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2112
Karar No : 2025/459
TEMYİZ EDENLER:1- (DAVACI): ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI):... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kısmen iptal, kısmen davanın reddine ilişkin 22/02/2024 tarih ve E:2023/11569, K:2024/1153 sayılı kararın aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2, 3 ve 4. maddelerinin (4. maddenin, esas Yönetmeliğin 18. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hariç) iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/02/2024 tarih ve E:2023/11569, K:2024/1153 sayılı kararıyla;
06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesine ilişkin olarak;
19/4/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki 1. fıkrasının; 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirildiği,
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yanı sıra, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisinin de verildiği,
Korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili tespit, tescil ve uygulamaya yönelik her türlü karar alma görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüyle, söz konusu Genel Müdürlük bünyesinde faaliyet göstermekte olan Koruma Yüksek Kurulunun ise, mevzuatta yer verilen diğer görevlerinin yanı sıra, 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde ifade bulan kültür ve tabiat varlıklarını koruma amacına en iyi şekilde ulaşabilmek için, bölge kurulları arasında koordinasyonu sağlamakla, bir diğer deyişle, koruma bölge kurullarının, birbirleriyle bağlantılı ve uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamakla görevli olduğu, söz konusu koordinasyon yetkisinin, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluk bakımından denetlenmesi yetkisini kapsamadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine" ifadesinin mevzuat hükümlerine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesine ilişkin olarak;
Ana Yönetmeliğin 18. maddesinin, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklindeki 3. fıkrasının, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirildiği,
Maddenin değişiklikten önceki haline göre, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına karşı hiçbir surette Yüksek Kurula itiraz edilemezken, değişiklikle, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar sonucunda yeni verilerin ortaya konması halinde, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına itiraz etme olanağının sağlandığı,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca, idarenin, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına
göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olup, yargı kararlarıyla bağlı olduğu,
Dava konusu değişiklikle, yargısal denetime tabi tutularak, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına karşı, söz konusu yargı kararından farklı bir karar verilmesi sonucunu doğurabilecek idari bir itiraz yolunun açıldığı, bu nedenle, dava konusu düzenlemede geçen "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Öte yandan, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen yeni verilere dayanılarak, ilgililerce, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, haklarında idari davaya konu olabilecek bir karar alınması için her zaman idareye başvurulabileceği, böyle bir başvuru üzerine alınacak yeni kararların yeni bir idari işlem niteliğinde olması sebebiyle, yeniden yargısal denetime tabi tutulabileceği dikkate alındığında, idarenin, söz konusu değişikliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarının, gelişen teknoloji ve araştırma metotları ile elde edilen veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilebilmesine imkan sağlamak amacıyla yapıldığı yönündeki savunmasının kabulüne hukuken olanak bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesine gelince;
Ana Yönetmeliğin, 15. maddesinin, "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, koruma bölge kurulları davacı ve mecburi dava arkadaşı dışındaki kişilerce yapılan ve davaya konu kurul kararını etkilemeyen başvuruları değerlendirebilir." şeklindeki 3. fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, ilgili koruma bölge kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanlarına yönelik başvuruları değerlendirebilir." şeklinde değiştirildiği,
Maddenin değişiklikten önceki haline göre, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda dava açılması durumunda, iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, maddede belirtilen kişilerce yapılan ve davaya konu kurul kararını etkilemeyen başvuruların değerlendirilmesi mümkün iken, değişiklikle, söz konusu kararlara karşı idari yargıda açılan davalarda, idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, ilgili koruma bölge kurulunun ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanlarına yönelik başvuruların değerlendirebilmesine olanak sağlandığı,
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelemesinden, koruma kurulu kararlarına karşı idari yargıda açılan davaların devamı sırasında, kurula yapılan başvuruların değerlendirilmemesine ilişkin 04/03/1988 tarih ve 21 sayılı ilke kararı ile yine dava konusu koruma kurulu kararının içeriğini etkilemeyecek şekilde değerlendirilmesini öngören 25/02/2016 tarih ve 533 sayılı ilke kararlarının; korumanın devamlılığı ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından yeniden değerlendirildiği, korumanın idarenin karar verme ve yerindelik denetimi yapma sürecini kesintiye uğratmadan gerçekleştirmesi gereken bir husus olduğu, gerekçeleri ile yeniden incelenmesi neticesinde, 07/11/2018 tarih ve 1110 sayılı ilke kararı ile iptal edildiği, bahsi geçen 1110 sayılı ilke kararına karşı açılmış bir dava bulunmadığı, iptale ilişkin bu ilke kararı ile davaya konu Yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla söz konusu değişikliğin yapıldığı, davaya konu değişiklik yapılırken, idari yargıda dava konusu yapılmış alanlara ilişkin koruma kurulları tarafından yapılacak başvuruların değerlendirilebilmesi için idari yargı tarafından verilmiş iptal kararı ya da yürütmenin durdurulması kararı bulunmaması gerektiğinin açıkça belirtildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, davaya konu değişiklikte, idari yargı tarafından verilmiş iptal kararı ya da yürütmenin durdurulması kararı bulunması şartının da arandığı dikkate alındığında, başvurulara ilişkin koruma kurulu tarafından yapılacak değerlendirmenin, ancak idari yargı merci tarafından henüz yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediği aşamada ya da davanın esası hakkında mahkemece hukuki bir değerlendirme yapılmasından önceki aşamada yapılabileceği, sonrasında koruma kurulu tarafından mahkeme kararını etkisiz kılabilecek bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle, düzenlemenin 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine aykırılığından bahsedilemeyeceği, ayrıca idarenin, yetki alanı kapsamında bulunan konularda her zaman yeni bir işlem tesis edilebileceği, mevcut işlemin geri alınabileceği açık olmakla birlikte, idarenin bu durumda alacağı kararların yeni bir idari işlem niteliğinde olması sebebiyle, yeniden yargısal denetime tabi tutulabileceği de dikkate alındığında, 1110 sayılı ilke kararı ile uyumu sağlamak adına yapılan davaya konu değişiklikte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine" ifadesi ile 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin iptaline, Yönetmeliğin dava konusu diğer düzenlemeleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin (esas Yönetmelik) 15. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle ilgili; açılan davaların sonucunu beklemeden kurullara, dava konusu edilen konu ile ilgili karar verme imkanının tanındığı, bu değişikliğin uygulamada yargı kararlarının uygulanmasını ortadan kaldırarak, giderilmesi mümkün olmayan hukuka aykırı sonuçlar doğuracağı, hukuka bağlı idare ilkesinin ihlal edildiği, yapılan düzenlemenin Koruma Yüksek Kurulunca daha önce alınmış İlke Kararları ile de uyuşmadığı belirtilerek temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile yapılan değişiklikle ilgili; 2863 sayılı Kanun ile 08/01/2013 tarih ve 12610 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönerge gereğince, koruma bölge kurullarınca alınan kararların bazı biçimsel özelliklere sahip olması gerektiği, ancak idarelerince gerçekleştirilen incelemelerde koruma bölge kurullarınca alınan kararların mevzuata aykırı hususlar içerdiğinin tespit edildiği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 281. maddesiyle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarının alınması ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ile koordinasyonun sağlanması konusunda görevlendirildiği, bu kapsamda dava konusu Yönetmelik değişikliği ile koruma bölge kurullarınca alınan kararlar arasında dil birliğinin sağlanması, aynı içerikteki kararların değerlendirilmesi hususunda aynı koşulların göz önünde bulundurulması, varsa farklılıkların tespit edilmesi ve uygulama birliği sağlanmasının hedeflendiği, karar içeriğine müdahale edilmesi gibi bir sonucun doğmayacağı, kararların yine mevzuat düzenlemelerine göre koruma bölge kurullarınca alınacağı, dolayısıyla anılan düzenlemede ve "denetlenmesine" ibaresinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle esas Yönetmeliğin 18. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle ilgili ise; Koruma Yüksek Kurulunca hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan kararların yapılan mevzuat değişikliği ile dahi olsa gündeme alınması veya görüşülmesinin mümkün olmadığı, yapılan değişiklikle, Koruma Yüksek Kurulunca hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararının değil, yargı kararı bulunan alanla ilgili alınan yeni kararın değerlendirilmesinin sağlanmasının hedeflendiği, bu doğrultuda ulaşılmak istenen faydanın, davaya konu olan bir alanda ilgili kurulca yeniden değerlendirme yapılabilmesi, değişen mevzuatın gerekliliklerini uygulama ve bu kapsamda alınan kurul kararına karşı varsa itirazların Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilmesinin sağlanmasına yönelik olduğu, diğer bir deyişle, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan kurul kararına konu alanda, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında taşınmazların 2863 sayılı Kanun çerçevesinde yeniden Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilmesine imkan tanındığı, bunun koruma ilkelerine de uygun bir yaklaşım olduğu, dolayısıyla anılan değişiklikte de hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyize konu Daire kararının iptale yönelik kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın redde ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle, 19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 15. maddesinin üçüncü fıkrası; 3. maddesiyle, 17. maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiş; 4. maddesiyle de, 18. maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak, aynı maddenin üçüncü fıkrasının değiştirilmesi üzerine, anılan Yönetmeliğin 2, 3 ve 4. maddelerinin (4. maddenin, esas Yönetmeliğin 18. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hariç) iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun;
"Kuruluş, görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 51. maddesinde, "Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları" kurulur.
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,
b) Koruma bölge kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak,
c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmak.
d) Bakanlıklarca Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesi talebiyle gönderilen ve gündeme alınan konularda karar vermek.
Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesini istedikleri hususları bağlı, ilgili veya ilişkili oldukları bakanlıklar aracılığıyla bildirir. Koruma Yüksek Kurulunca karar verilen konular ilgili koruma bölge kurulunca tekrar görüşülmez.
Koruma Yüksek Kurulunun gündemi Bakanlıkça belirlenir. Gündemin belirlenmesini müteakip Koruma Yüksek Kurulu toplantıya çağırılır. Toplantı sayısına bir sınırlama getirilmez. Koruma Yüksek Kurulu salt çoğunlukla toplanır, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar verir.
Koruma Yüksek Kurulunun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle düzenlenir." hükmüne
"Koruma Bölge Kurullarının görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 57. maddesinde ise, "Koruma bölge kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,
b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,
c) Sit alanlarının tescilinden itibaren üç ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek,
d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip karar almak,
e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,
f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak,
g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak.
...
Koruma bölge kurullarının teknik ve idari hizmetleri, koruma bölge kurulu müdürlükleri tarafından yürütülür...
...
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir."
hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
" başlıklı 281. maddesinde, "(1) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: ... e) Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak...
" düzenlemesi yer almaktadır.
19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, koruma bölge kurullarınca alınan kararlara karşı kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazları değerlendirerek karar vermek, Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri arasında sayılmış; dava konusu 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile değişik 17. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemlerin Genel Müdürlükçe, koruma bölge kurullarının idari ve teknik hizmetlerinin ise Genel Müdürlüğe bağlı koruma bölge kurulu müdürlüklerince yürütüleceği belirtilerek, koruma bölge kurulu müdürlüklerinin çalışma usul ve esaslarının yönergeyle belirleneceği düzenlenmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 18. maddesinin yedinci fıkrasında ise, "Mevzuatla çeliştiği saptanan ve Genel Müdürlükçe yeniden değerlendirilmesi istenen kararlarda koruma bölge kurulunca aynı kararda ısrar edilmesi halinde konu Koruma Yüksek Kurulunca değerlendirilir." düzenlemesi yer almaktadır.
08/01/2013 tarih ve 12610 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönerge'nin 8. maddesinde de, koruma bölge kurulu kararlarının oluşturulmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin "denetlenmesine" ibaresi haricindeki kısımları ve 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ibarelerine yönelik kısımları incelendiğinde;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Dördüncü Dairesi kararının, anılan kısmı aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresine ilişkin kısmına gelince;
19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki birinci fıkrası; 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yürütülmesi görevi yanında, koruma bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisi verilmiştir.
Temyize konu Daire kararıyla; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili tespit, tescil ve uygulamaya yönelik her türlü karar alma görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüyle, söz konusu Genel Müdürlük bünyesinde faaliyet göstermekte olan Koruma Yüksek Kurulunun ise, mevzuatta yer verilen diğer görevlerinin yanı sıra, 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde ifade bulan kültür ve tabiat varlıklarını koruma amacına en iyi şekilde ulaşabilmek için, bölge kurulları arasında koordinasyonu sağlamakla, bir diğer deyişle, koruma bölge kurullarının, birbirleriyle bağlantılı ve uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamakla görevli kılındığı, ancak söz konusu koordinasyon yetkisinin, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluk bakımından denetlenmesi yetkisini kapsamadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "denetlenmesine" ibaresinde mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan anılan ibarenin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda içeriğine yer verilen mevzuat düzenlemeleriyle, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; bu düzenlemelerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün bir karar mercii olarak belirlenmediği, yalnızca Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarının alınmasına ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması hususlarında yetkili ve görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 281. maddesinde ifade bulan koordinasyonun sağlanması hususundaki yetkisi, anılan Genel Müdürlüğe, aynı ya da benzer konular hakkında, aynı veya farklı koruma bölge kurullarınca, farklı anlamlara gelecek ve birbirine aykırı sonuçlar doğurabilecek kararlar verilmesinin önüne geçilmesi, koruma bölge kurullarınca verilen kararların 2863 sayılı Kanun ve 08/01/2013 tarih ve 12610 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönerge ile belirlenen kararların oluşturulmasına ilişkin esaslara uygun olarak yazılarak dağıtımının sağlanması ve mevzuata aykırı sonuçlar doğmasına neden olabileceği değerlendirilen kararların, karar mercii olan koruma bölge kurullarında yeniden ele alınmasının sağlanması gibi sorumluluklar yüklemektedir.
Söz konusu koordinasyon yetkisinin asıl amacının ise, uygulamada birliğin ve kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulamaların etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmesinin sağlanması olduğu açıktır.
Nitekim, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan dilekçelerde de, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile esas Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğin, koruma bölge kurullarınca alınan kararlar arasında dil birliğinin sağlanması, aynı içerikteki kararların değerlendirilmesi hususunda aynı koşulların göz önünde bulundurulması, varsa farklılıkların tespit edilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla yapıldığı ifade edilmiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, anılan Yönetmelik değişikliğiyle Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün, kültür varlıklarını ilgilendiren konularda yapılacak uygulamalarla ilgili karar mercii haline getirildiği ileri sürülmekte ise de; Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin dava konusu edilmeyen 18. maddesinin yedinci fıkrasındaki "Mevzuatla çeliştiği saptanan ve Genel Müdürlükçe yeniden değerlendirilmesi istenen kararlarda koruma bölge kurulunca aynı kararda ısrar edilmesi halinde konu Koruma Yüksek Kurulunca değerlendirilir." şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, anılan Genel Müdürlüğün kültür varlıklarını ilgilendiren konularda uygulamaya yönelik herhangi bir karar alma yetkisi bulunmamaktadır.
Bahsi geçen mevzuat düzenlemelerinde, Genel Müdürlüğün, biçim ve mevzuata aykırı gördüğü koruma bölge kurulu kararları üzerindeki "denetim yetkisinin" kapsamının, mevzuatla çeliştiği saptanan kararların koruma bölge kurulunca yeniden değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin olduğu, koruma bölge kurulunun bu durumda Genel Müdürlüğün tespiti doğrultusunda kararını değiştirme zorunluluğunun bulunmadığı, aynı kararında ısrar edilebileceği ve bu halde de konunun Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca karara bağlanacağı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; konuya ilişkin mevzuat düzenlemelerinin bir bütün halinde incelenmesinden, bu ibarenin Genel Müdürlüğe hiyerarşik bir yetki tanımadığı gibi Genel Müdürlüğü bir karar mercii haline de getirmediği anlaşıldığından, anılan ibarede üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, Genel Müdürlüğün koordinasyonun sağlanması hususundaki yetkisi kapsamında, uygulamada mevzuatla çelişen farklılıkların giderilmesine yönelik olarak işletileceği anlaşılan bu sürecin, kültür varlıklarının korunması uygulamalarının etkin, hızlı ve eşit bir şekilde yürütülmesini sağlayacağı anlaşıldığından, anılan düzenlemenin kamu yararı amacı taşıdığı da açıktır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresi yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, anılan kısmın iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunamamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine; davalı idarenin temyiz isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 22/02/2024 tarih ve E:2023/11569, K:2024/1153 sayılı kararının, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi ile 3. maddesinin "denetlenmesine" ibaresi haricindeki kısımları ve 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ibarelerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan kararın dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki birinci fıkrası; 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yanı sıra, koruma bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun "denetlenmesi" yetkisi de verilmiştir.
2863 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuat düzenlemelerinde, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; bu düzenlemelerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün bir karar mercii olarak belirlenmediği, yalnızca 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 281. maddesindeki düzenleme uyarınca, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması hususlarında yetkili ve görevli olduğu, dolayısıyla koruma bölge kurulları ve Yüksek Kurul ile Genel Müdürlük arasında hiyerarşik bir hukuki ilişkinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin dava konusu edilmeyen 18. maddesinin yedinci fıkrasındaki "Mevzuatla çeliştiği saptanan ve Genel Müdürlükçe yeniden değerlendirilmesi istenen kararlarda koruma bölge kurulunca aynı kararda ısrar edilmesi halinde konu Koruma Yüksek Kurulunca değerlendirilir." şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, anılan Genel Müdürlüğün, kültür varlıklarını ilgilendiren konularda uygulamaya yönelik herhangi bir karar alma yetkisi bulunmamakta olup; tek yetkisinin mevzuatla çeliştiğini saptadığı kararların, ilgili koruma bölge müdürlüğünce yeniden değerlendirilmesini sağlamak olduğu da açıktır.
Genel Müdürlüğün; kültür varlıkları ile ilgili koruma bölge kurullarınca alınan kararların, ilgili koruma bölge kurulunca yeniden değerlendirilmesini isteyebilmesi için, başka bir deyişle, anılan Yönetmeliğin 18. maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen sürecin işletilebilmesi amacıyla, kararların biçim ve mevzuata uygun olup olmadığını inceleyebileceği pek tabiidir.
Ancak, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile, Genel Müdürlükçe yapılması gereken bu incelemenin, hiyerarşik hukuki ilişkiler açısından geçerli bir terim olan "denetim" terimi ile ifade edilmesinin, işin maksadına uygun bir ifade niteliğinde olmadığı, uygulamada Genel Müdürlüğün, koruma bölge kurulları üzerinde hiyerarşik bir makam ve hatta karar mercii olarak algılanması sonucunu doğurabileceği açıktır.
Dolayısıyla, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde geçen "denetlenmesine" ibaresinin, Genel Müdürlüğün koruma bölge kurulları arasındaki koordinasyonun sağlanması hususundaki yetkisi çerçevesinde, işin maksadına uygun düşecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde geçen "denetlenmesine" ibaresinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresi bakımından, Daire kararının iptale yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY
XX-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresinin iptaline ilişkin kısmının; usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX-19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 18. maddesinin, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklindeki üçüncü fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
2863 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuat düzenlemelerinde, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; anılan konularda alınan kararların, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda değiştirilebilmesi/güncellenmesi mümkündür. Bu durum, koruma ilke ve esasları ile kültür varlıklarının korunmasına ilişkin kamu hizmetinin de bir gereğidir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle de, sözü edilen bu gerekliliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına konu kültür varlıklarıyla ilgili, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir verinin ortaya çıkması halinde ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Koruma Yüksek Kurulunca hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarının, yapılan mevzuat değişikliği ile dahi olsa, doğrudan gündeme alınması veya görüşülmesinin mümkün olmadığı, yapılan değişikliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararına konu alanda, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda ilgili koruma bölge kurulunca alınan yeni kararların, Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilmesine ilişkin olduğu açıktır.
Bu kapsamda, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan konuların, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya yeni veriler konulsa bile ilanihaye yetkili kurullarca değerlendirilemeyeceğine ilişkin yaklaşımın, kültür varlıklarının korunmasına yönelik kamu hizmetinin gereği gibi yürütülememesi sonucunu doğurabileceği de göz önünde bulundurulduğunda, yapılan değişiklikle, gelişen teknoloji ve bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya konulan yeni veriler çerçevesinde, kültür varlıklarının, ilgili mevzuatında bu konuda karar almakla yetkilendirilen koruma bölge kurulları ve Yüksek Kurulca yeniden değerlendirilmesine imkan tanınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, yapılan değişikliğin, koruma ilkelerine uygun olarak, kültür varlıklarının atıl vaziyette bırakılarak daha çok yıpranmasına ve değer kaybına yol açılmasının önüne geçilerek, hızlı, etkin ve verimli bir şekilde korunmasının sağlanması ve kamu yararı amacı taşıdığı da açıktır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yönde değerlendirme ile verilen Daire kararının anılan ibarenin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!