Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/3906 E. , 2025/1989 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/3906
Karar No : 2025/1989
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Denizcilik Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borcunun tahsili amacıyla, banka hesaplarına Suburcu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının 02/07/2008-11/02/2009 tarihleri arasında asıl borçlu ... Denizcilik Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin %33 hisseli ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, idarece dosyaya sunulan haciz varakalarına göre dava konusu haciz işleminin dayanağını oluşturduğu anlaşılan 23/01/2017 tarih 2017/1 sayılı ve ...tarih... sayılı ödeme emirlerinin davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlendiği, ... tarih ve..., ..., ..., ...,..., ..., ...,..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin ise kanuni temsilci sıfatıyla düzenlendiği, söz konusu ödeme emirlerinin 19/01/2017 20/06/2017 ve 06/06/2017 tarihlerinde, davacının Mernis kayıtlarında yer alan adresinde, memur eliyle tebliğ edildiği, yapılan tebligatların 213 sayılı Kanunda öngörülen tebliğ usullerine uygun olduğu, ödeme emirlerinin dava konusu edilmeyerek kesinleştiğinin görüldüğü olayda, davacının sorumluluğu bakımından dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin incelenmesinden;... tarih ... sayılı ödeme emrinde yer alan 2009 yılına ait özel usulsüzlük cezası, davacının şirketle hiçbir bağının bulunmadığı 2014 yılında kanuni temsilci olan ...'un defter ve belgeleri ibraz etmemesi fiilinden kaynaklandığı, davacının fiilleri ile 2009 yılına ilişkin özel usulsüzlük cezası arasında nedensellik bağı bulunmadığından, bu ödeme emrinde yer alan borçlar yönünden uygulanan haciz işleminde hukuka uyarlık görülmediği, ... tarih ...sayılı ödeme emrinin içeriğinde yer alan 2003 ve 2004 yılına ait vergi borçlarının ait olduğu dönemlerde davacının asıl borçlu şirkette kanuni temsilci veya ortak olmadığı, dolayısıyla bu dönemlere ait vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle, davacının kanuni temsilci ve ortak olduğu 02/07/2008-11/02/2009 tarihleri dışındaki dönemler için şirket ortağı olduğundan bahisle adına düzenlenen bu ödeme emrine dayanılarak uygulanan haciz işleminde de hukuka uyarlık görülmediği, ... tarih ... sayılı ödeme emri incelendiğinde, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlendiği, içeriğinde yer alan 2010, 2014 ve 2015 yılına ait vergi borçları yönünden davacının kanuni temsilci olmadığı dönemlere ait olan bu borçlardan davacının sorumluluğu bulunmadığı, 2009 yılına ait özel usulsüzlük cezasının ise ... tarih ...sayılı ödeme emrinde yer alan özel usulsüzlük cezası ile aynı olduğu ve davacıdan sonra kanuni temsilci olan kişinin defter ve belge ibraz etmemesi fiilinden kaynaklandığı anlaşıldığından, davacının kanuni temsilci ve ortak olduğu 02/07/2008-11/02/2009 tarihleri dışındaki dönemler için kanuni temsilci olduğundan bahisle adına düzenlenen bu ödeme emrine dayanılarak uygulanan haciz işleminde de hukuka uyarlık görülmediği, gerekçesiyle davanın kabulüne , dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına kesileşen vergi borçlarının tahsili amaçıyla ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emrine karşı dava açılmadığı gibi süresi içerisinde ödeme yapılmaması üzerine haciz tatbik edildiği görülmüş olup bu durumda amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine tatbik edilen haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne,Vergi Mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra şirket adına yapılan cezalı tarhiyatın usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği, ortaklık durumu gözetilmeden adına uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı iddiasıyla, kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına, ... Denizcilik Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borcunun tahsili amacıyla, banka hesaplarına Suburcu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu, 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.
Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırlarının dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu vergi borçlarının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, davacı adına, şirket ortağı sıfatıyla ... tarih ... sayılı ve ... tarih ...sayılı ödeme emirlerinin, kanuni temsilci sıfatıyla da ... tarih ve..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz konusu ödeme emirlerinin 19/01/2017 20/06/2017 ve 06/06/2017 tarihlerinde davacının Mernis kayıtlarında yer alan adresinde memur eliyle tebliğ edildiği, yapılan tebligatların 213 sayılı Kanunda öngörülen tebliğ usullerine uygun olduğu, dava konusu edilmeyen ve kesinleşen borçların tahsili için davacı adına haciz varakaları düzenlenerek banka hesaplarına haciz uygulandığı, davacı tarafından, Suburcu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta her ne kadar haciz işleminden önceki aşama olan ödeme emri aşamasında davacı tarafından ödeme emrine dava açılmamış ise de amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır.
Bu durumda; davacının ödeme emrine karşı süresinde dava açmadığından bahisle amme alacağının usulüne uygun kesinleşmesi nedeniyle, dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulumadığı gerekçesiyle, vergi mahkemesince verilen kabul kararına yönelik davalı istinaf başvurusunun kabulü ile vergi mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine hükmeden Bölge İdare Mahkemesi kararının; ödeme emri içeriği borçların dönem ve vadeleri dikkate alınarak davacının bu borçlardan şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gözetilmek suretiyle yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen vergi mahkemesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!