Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/469 E. , 2025/5477 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/469
Karar No : 2025/5477
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin düzeltilerek çalışma izninin iade edilmesi ve başka bir özel okulda çalışmak üzere çalışmasına engel bir hali bulunmadığına dair belge verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında Fetö/PDY terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesince ... tarih ve E:... sayılı beraat kararının verilmiş olduğu ve davacı hakkında herhangi bir olumsuz tespitin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek, davacının çalışma izin belgesinin iadesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e (yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş olmasının, davacının terör örgütü ile irtibatı veya iltisaklı olmadığı anlamına gelmediği, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütü'ne Üye Olma" suçundan yapılan yargılamada verilen gerekçeli kararın incelenmesinden de, terör örgütüne müzahir bir bankada aktif bir hesabının olduğu, yine terör örgütüne müzahir sendikaya üye olduğu, aynı zamanda 2008 yılından itibaren çalıştığı okulların milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütüne üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı bulunduğundan bahisle Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı hususları, birlikte değerlendirildiğinde; davacının çalışma izninin iadesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık ve aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise, hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmiştir.
Anılan kararın Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2021/788, K:2024/1912 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisak, bunlarla irtibatı olup olmadığı hususunun araştırılması amacıyla Dairenin 11/09/2024 tarihli Ara Kararı üzerine davalı idare ve adı geçen kurum ve kuruluşlarca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olduğunu ortaya koyan bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ceza yargılaması neticesinde terör örgütü üyeliği suçlamasından beraat etmiş olmasının millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütleriyle irtibatı ve iltisakı olmadığı anlamına gelmeyeceği belirtilerek temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin düzeltilerek çalışma izninin iade edilmesi ve başka bir özel okulda çalışmak üzere çalışmasına engel bir hali bulunmadığına dair belge verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Dairemizce verilen bozma kararına uyulmak üzere Mahkemece davacının, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olup olmadığının tespitine yönelik; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; Vakıflar Genel Müdürlüğünden; ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden, Ara Karar ile bilgi ve belge talep edilerek, davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgelerin, davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra, davacının, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesince yukarıda anılan kurum ve kuruluşlara yönelik Ara Kararı verildiği, ilgili kurumlarca, Ara Karar gereği dosyaya bilgi ve belgelerin sunulduğu, ancak; Bölge İdare Mahkemesince anılan bilgi ve belgelerin, davacıya tebliğ edilmek suretiyle karşı beyanı alınmadan uyuşmazlığın karara bağlandığı görüldüğünden; Dairemizin 25/02/2025 tarihli Ara Kararı ile ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı Ara Kararı gereği dosyaya sunulan bütün bilgi ve belgenin, karşı beyanı alınmak üzere adil yargılanma hakkı bağlamında; savunma hakkı çerçevesinde davacıya tebliğine karar verilmiş olup: davacı tarafından Ara Karara cevap süresi içerisinde dosyaya karşı beyan sunulmamıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde; "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; (...) terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı işlemiyle bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda; "667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında çalışma izin onaylarının iptal edilmesi, bu personellere başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ile bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği, 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacağı, Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi üzerine ilgili kişiler hakkında MEBBİS'te yer alan şerhlerin düzeltileceği" yolunda yapılan açıklama üzerine bütün valilikler bünyesinde ayrı ayrı komisyon kurulduğu anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda ayrıntısına yer verilen uygulamayla; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel hakkında; millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ile bunlarla irtibatının tespitine yönelik bireysel değerlendirme yapılmaksızın, çalışma izin onayları iptal edilerek kişilere özel öğretim kurumlarında bir daha çalışma izni düzenlenmemesine ilişkin işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde oluşturulacak komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilen kişiler hakkında, özel öğretim kurumlarında çalışabilmelerinin önündeki engelin kaldırılması hedeflenmiştir.
Özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlendiği, bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" aranan şartlar arasında sayıldığı görülmektedir.
Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar mevzuatta sayılmış olup, bu şartların terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmayarak, esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31028 ).
Yine Anayasa Mahkemesi; olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikeler gözetilerek olağanüstü hâl döneminde terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunulup bulunulmadığının tespiti bakımından, terör örgütleriyle bağın varlığı konusunda yapılacak değerlendirmenin olağan dönemde yapılacak değerlendirmeden farklı olabileceğini; olağanüstü dönemde iltisak ve irtibat tespitine dayalı olarak kamu görevinden çıkarılma kararı verilirken söz konusu bağın “sübut” derecesinde ortaya konulmasının aranmadığını, bu yönde bir "değerlendirme" yapılarak "kanaat" oluşturulmasının yeterli görüldüğünü, belirli bir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmemiş olmakla birlikte bu yönde bir kanaate varılırken keyfilikten uzak durulması gerektiğini belirtmiştir. (AYM Genel Kurul Kararı: E:2016/6 (Değişik işler), K:2016/12, 04/08/2016, p.85-88; AYM Kararı: E:2018/89, K:2019/84, 14/11/2019, p-30-33)
Burada; Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve ... tarih ve ... sayılı işlemiyle valilikler bünyesinde komisyonların kurularak anılan komisyonlarca yapılacak bireysel değerlendirme neticesinde; ilgililer yönünden irtibat iltisak tespitlerinin bireyselleştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında; komisyona yapılan başvurunun komisyonca esastan reddi veya zımnen reddi işlemlerinin, hukuken kişinin terör örgütleri ile irtibatlı/iltisaklı olduğu yolundaki değerlendirmeye dayandığı açıktır.
Bu itibarla; uyuşmazlığın esasını, davacının, terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti oluşturmaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 28/05/2015 tarihli Asya Katılım Bankası A.Ş. hakkındaki mali durum tespit raporunda yer alan, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı FETÖ/PDY ana davası soruşturması kapsamında incelenen 15 Ocak 2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan örgüt lideri Fetullah Gülen'e ait 25 Aralık 2013 tarihli bir telefon konuşmasında, Fetullah Gülen'le konuşan kişinin bankanın likidite durumuna ilişkin bilgi vererek, örgüt içindeki kişiler ile bu kişilerin çevrelerinin bankaya yönlendirilmesi noktasında Fetullah Gülen'den onay aldığı ve akabinde bahse konu görüşmenin ulusal medyaya Gülen'den "Bank Asya’ya para yatırın" talimatı verildiği şeklinde yansıdığı, bu talimat üzerine 01/12/2013-30/06/2014 tarihleri arasında Asya Katılım Bankasında 334.000 hesabın açıldığı, 30/01/2014 tarihinde bir günde toplam 6.069 adet hesap açıldığı, 30/12/2013 tarihinde BDDK'nın incelemesine göre 2 günde 192.000 hesap açıldığı, sonrasında ise 10 Eylül 2014 tarihinde Bank Asya'ya para yatırılması için FETÖ silahlı terör örgütüne ait Zaman Gazetesi'nin internet sitesinde "Millet Bankasya'ya sahip çıkıyor" başlığı ile haber yapıldığı, yine sosyal medyada ve bazı internet siteleri üzerinden bankaya mevduat girişi sağlamak için motive amaçlı paylaşımlar yapılıp ilanlar verildiği, yine hakkında halen FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğundan bahisle yakalama kararı bulunan Hakan Şükür'ün Bank Asya'ya para yatırılması yönünde 04 Şubat 2015 tarihinde erken saatlerde Twitter'dan çağrı yaptığı ve "Bu ülkenin tarihini bilen, ülkesini seven kim varsa; Zulme ve hukuksuzluğa karşı yarın 1 TL'de olsa Bankasya'ya yatırsın" yazıp bunu #seninleyizbankasya etiketiyle paylaşarak aynen örgüt elebaşısının yaptığı çağrı gibi eski milli futbolcu ve milletvekili olmasının da örgüt üyeleri nezdindeki nüfuzuyla bankaya sahip çıkma yönünde örgüt üyelerine talimat verdiği anlaşılmaktadır.
FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına işlemler yapılmıştır.
Gelen talimatlar doğrultusunda; örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce, başka bankalarda bulunan vadeli/vadesiz mevduat hesaplarındaki paraların çekilerek Bank Asya'ya yeni hesap açmak ve/veya mevcut hesaplara para yatırmak veya bu bankalardan kredi çekmek suretiyle elde edilen paraların Bank Asya'ya aktarmak suretiyle bankanın likidite durumunda artış sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yine, Bank Asya'da vadeli mevduat hesabı açarak, bu hesapları vadesinden önce temdit etmek suretiyle müşteri tarafından alınması gereken kar payının bankada kalmasının sağlanması yoluyla da likidite artışının desteklendiği bilinmektedir. Bunların dışında; ziynet eşyası veya yastık altı birikim mahiyetindeki altınların da talimat döneminde bankaya getirilerek "hurda altın alımı" adında işlemler yapılması suretiyle bir başka destekleme yöntemi de geliştirilmiştir.
Görüldüğü üzere; yukarıda açıklanan faaliyetler, örgüte üye, örgüt mensubu veya örgütle irtibat veyahut da iltisaklı kişilerce rutin bankacılık iş ve işlemlerinin dışına çıkılarak, örgütsel amaç için belirlenen yöntemlerin talimatlar doğrultusunda uygulanması mahiyetindendir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Bankasya hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde; 2.500,00 TL yatırılarak 15/01/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 03/02/2015 tarihinde kapatıldığı, 15.000,00 TL yatırılarak 28/01/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 07/08/2014 tarihinde kapatıldığı, 19.000,00 TL yatırılarak 29/01/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 07/08/2014 tarihinde kapatıldığı, 2.500,00 TL yatırılarak 12/05/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 16/10/2014 tarihinde kapatıldığı, 27.000,00 TL yatırılarak 02/09/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 10/11/2014 tarihinde kapatıldığı, 5.200,00 TL yatırılarak 18/12/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 19/02/205 tarihinde kapatıldığı, 10.146,00 TL yatırılarak 19/12/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 22/01/2015 tarihinde kapatıldığı, 5.166,00 TL yatırılarak 22/12/2014 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 29/04/2015 tarihinde kapatıldığı, aynı gün ikinci bir vadeli mevduat hesabı açılarak 25/12/2014 tarihinde kapatıldığı, 1.291,00 TL yatırılarak 15/01/2015 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 16/02/2015 tarihinde kapatıldığı, 42.000,00 TL yatırılarak 06/02/2015 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 16/07/2015 tarihinde kapatıldığı,1.807,00TL yatırılarak 03/02/2015 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının aynı gün kapatıldığı, 42.000,00 TL yatırılarak 02/04/2015 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 04/06/2015 tarihinde kapatıldığı, 2.297,00 TL yatırılarak 16/04/2015 tarihinde açılan vadeli mevduat hesabının 23/07/2015 tarihinde kapatıldığı, anılan bütün vadeli mevduat hesaplarının talimat dönemi içerisinde açıldığı ve kapatıldığı, yalnız son üç hesabının talimat döneminde açılamakla birlikte Mayıs 2015 sonrası kapatıldığı, ayrıca 19/03/2015 tarihinde TL karşılık döviz satışı (3000USD) 24/04/2015 tarihinde TL karşılık döviz satışı (6431,57 USD) gerçekleştirildiği, son olarak; 02/04/2015 tarihinde 4000,98 USD ve 70009,2 USD yatırılarak iki ayrı vadeli mevduat hesabı açıldığı (döviz üzerinden) görülmektedir.
Öte yandan; SGK kayıtlarının incelenmesi neticesinde 2004 ila 2008 yılları arasında Sinop- Boyabat'ta bulunan örgüte müzahir kurumda çalışma kaydının bulunduğu (yıllar itibarıyla 2007 öncesine ait olduğundan Milli Eğitim Bakanlığınca tutulan hizmet cetvelinde görülmese de), 03/09/2008 ila 23/07/2016 yılları arasında ... İlkokulunda görev yaptığı ve bu haliyle Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY'ye müzahir kurumlarda oniki yıllık hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan Bank Asya'ya ilişkin açıklamalar ile davacıya ait hizmet cetveli ve SGK kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; davacının açtığı katılım hesaplarının talimat dönemleri içerisinde yer aldığı, bu haliyle; bankacılık hareketlerinin rutin olduğundan söz edilemeyeceği, davacının oniki yıllık bir süre zarfında farklı kurumlarda olmakla birlikte süregelen çalışma hayatının bulunduğu, davacının, Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunduğunun kabulü sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusun gerekçeli olarak reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığından bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 11/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!