WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Mayıs 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/2731 E.  ,  2025/5297 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/2731
Karar No : 2025/5297

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 08/01/2020 tarihinden itibaren Çağ Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken iş akdinin 30/06/2024 tarihinde sona erdiğinden bahisle 01/07/2024 tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavan ücretine göre hesaplanacak kıdem tazminatını alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte; yıllık izin ücret alacağının aynı dönemde Devlet üniversitesince ödenen maaşlara göre hesaplanarak idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 100,00-TL kıdem tazminatı ve 100,00-TL yıllık izin ücretlerinin sözleşme fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın, davacının davalı üniversite bünyesinde görev yapmakta iken iş akdinin süresi sona erdiğinden bahisle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi gereğince kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin ödenmesi talebinden kaynaklanmış olduğu, iş akdinin sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretleri talebine dayanan ve idari yargının görev alanına giren bir idari işlemin sonucu da olmayan, bu niteliği ile tamamen iş mevzuatından kaynaklandığı anlaşılan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün bu amaçla kurulmuş İş Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereğince davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu uyuşmazlığın 200,00-TL'den kaynaklandığı, İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla kesin karar parasal sınırın 31.000,00-TL olduğu, belli bir parayı içeren davaya konu uyuşmazlık konusu miktar, nihai kararın verildiği tarih itibarıyla 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen parasal sınırın altında kaldığından verilen karar kesin olup, İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Çağ Üniversitesinin bir vakıf üniversitesi olup, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek. 46. maddesi ile vakıf yüksek öğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulduğu, sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin üniversite işleminin idare hukuku anlamında bir idari işlem olduğu, idari işlemden kaynaklanan kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı ve sair alacaklara ilişkin davanın da idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinde görülmesinin gerektiği, davacı ile üniversite arasındaki hizmet sözleşmesinin İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlık ve işçi tazminat ve alacak talebi gibi ele alınmasının olası olmadığı, ortada bir hukuk uyuşmazlığı değil, idari uyuşmazlık olmakla adli yargının değil idari yargının görev alanına giren bir ihtilaf olduğu, öğretim elemanı statüsüne sahip olan davacının işçi sayılmasının mümkün olmadığı, mahkemenin yorumunun kabul edilemez olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava; 08/01/2020 tarihinden itibaren Çağ Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken iş akdinin 30/06/2024 tarihinde sona erdiğinden bahisle 01/07/2024 tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavan ücretine göre hesaplanacak kıdem tazminatını alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte; yıllık izin ücret alacağının aynı dönemde Devlet üniversitesince ödenen maaşlara göre hesaplanarak idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davacı tarafından yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile şimdilik 100,00-TL kıdem tazminatı ve 100,00-TL yıllık izin ücretlerinin sözleşme fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin 1. fıkrasında, “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.” hükmü; 2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.” hükmü; 10. fıkrasında “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde; idari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmıştır.
Yine, anılan Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde; "1.İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmü yer almıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na 5772 sayılı Kanun ile eklenen ve vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları ile ilgili düzenlemeler getiren Ek Madde 2'de, “Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır.” kuralı; Ek Madde 5'de, “(Ek madde: 17/08/1983 - 2880/32 md.) (Değişik fıkra: 28/12/1999 - 4498/1 md.) Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunur. Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür." kuralı; aynı Kanun'un Ek Madde 8'de ise, “(Ek madde: 17/08/1983-2880/32 md.) Vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet Yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar. (Ek fıkra: 15/4/2020-7243/11 md.) Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. ” kuralına yer verilmiştir.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretim elemanları” başlıklı 23. maddesinde ise, “Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.” kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davalı Çağ Üniversitesi yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 46. maddesi ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının vakıf yükseköğretim statüsü ile faaliyet gösteren davalı üniversite bünyesinde 08/01/2020-30/06/2024 tarihleri arasında her yıl yenilenen sözleşmelerle Dr. Öğr. Üyesi unvanı ile öğretim elemanı olarak çalıştığı, sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine görevinden ayrılan davacının sözleşme döneminde almış olduğu ücretin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 8'inci maddesine 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi ile eklenen ikinci fıkrada yer alan "Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır." hükmü gereği Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları ile aynı seviyede belirlenmesi gerekirken, daha düşük belirlendiğinden bahisle 01/07/2024 tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavan ücretine göre hesaplanacak kıdem tazminatı alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte; yıllık izin ücreti alacağının aynı dönemde devlet üniversitesinde ödenen maaşlara göre hesaplanarak idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine talebiyle 02/08/2024 tarihinde başvuruda bulunduğu, davacının başvurusunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının statülerinin belirlenmesi için Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarının incelenmesi gerekmektedir. Çünkü, "mali ve idari konular" dışındaki akademik çalışmalar ve öğretim elemanlarının sağlanması yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarını bağlayan Anayasa hükümlerinin vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarını da bağlayacağı açıktır.
Diğer yandan, Anayasa'nın 130. maddesinde belirtilen vakıf yükseköğretim kurumlarının mali ve idari konular yönünden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarından farklı olması, vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvenceden yoksun kılınması sonucuna yol açamaz. Anayasa koyucunun böyle bir amacının bulunduğu kabul edilemeyeceği gibi, bilimsel özerklik ilkesinin gereği hiçbir ayırım yapılmadan bütün yükseköğretim kurumlarında bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme, eğitim ve öğretimi özgürlük ve güvence içinde sürdürebilme hak ve yetkileri bütün üniversitelerdeki akademik personele tanınmıştır. Gerek Devlet, gerekse vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin, mesleki güvenceleri yönünden idare hukukuna tabi olduklarının kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, vakıf yükseköğretim kurumlarındaki akademik personelin mesleki güvenceleri yönünden özel hukuk hükümlerine tabi olmaları Anayasa'ya uygun görülemez. Aynı kamu hizmetini yerine getiren akademik personelin, mesleki güvenceleri yönünden, bir kısmının üniversite ile ilişkilerinde kamu hukukuna, bir kısmının özel hukuka tabi olmalarına olanak sağlayan bir hüküm gerek Anayasa'da, gerekse 2547 sayılı Kanun'da bulunmamaktadır.
Kamu hizmeti, Devlet ya da diğer kamu tüzelkişileri tarafından ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulan sürekli ve düzenli hizmetler olarak tanımlanabilir. Toplumsal yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan, düzenlilik ve süreklilik isteyen yükseköğretim hizmeti de niteliği gereği kamu hizmetidir.
Vakıf yükseköğretim kurumlarında niteliği belirtilen kamu hizmetinin yürütülmesi için istihdam edilen akademik personel ile vakıf yükseköğretim kurumu arasında akdedilecek sözleşmenin "idari hizmet sözleşmesi" niteliğinde bulunduğunun kabulü zorunludur.
Nitekim, idari sözleşme, Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 04/07/1964 gün ve E:1964/4, K:1964/344 sayılı kararında belirtildiği üzere, bir kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan sözleşmedir. İdari sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların çözümünde görevli yargı yeri de idari yargıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin 25/05/1976 gün ve E:1976/1, K:1976/28 sayılı kararında, kamu hizmeti alanının idare hukuku kurallarına göre düzenlendiği, kamusal bir kuruluşun ve bu kuruluşa ilişkin bir kamu hizmetinin söz konusu olduğu hallerde kural olarak, idare hukuku kurallarının uygulanacağı belirtilmektedir.
Yine, Anayasa Mahkemesi'nin 22/12/1988 gün ve E:1988/5, K:1988/55 sayılı kararında, taraflardan birinin kamu tüzelkişisi olması, konunun kamu hizmetiyle ilgili bulunması, düzenleme biçimi ve yürütme yöntemine ilişkin kuralların özel hukuk kurallarından çok kamu hukuku kuralları olması ve yönetime üstünlük tanınması hallerinde, ortada bir idari sözleşme olduğu belirtilmektedir.
Öte yandan, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında, öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmelerinin yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılacağı belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise, "Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Aktarılan maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik ve idari personelin çalışma esaslarının, 2547 sayılı Kanun'da Devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabi olduğu belirtilerek Anayasa'nın 130. maddesine ve 2547 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine uygun bir düzenleme yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri ile Devlet yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri arasında ayırım yapılmamış, bu yönden bilimsel özerklik ilkesine uygun bir düzenleme öngörülmüştür.
Bununla birlikte, Yönetmelik kuralındaki "diğer özlük hakları" ibaresinin kapsamında akademik personelin hangi haklarının yer aldığı konusundaki belirsizliğin uygulamada hukuki sorunlara yol açtığı, esasen dava konusu uyuşmazlığın da bu belirsizlikten kaynaklandığı anlaşılmaktadır. "özlük hakları" kavramı tek başına kullanıldığında personelin bütün haklarını içerecek genişlikte bir kavram olduğundan ve düzenlemede bu kavramın personelin hangi haklarını içerdiği yönünde bir açıklık bulunmadığından, ayrıca davalı idarenin de düzenlemedeki "özlük hakları" kavramına dayanarak davacıyı iş sözleşmesine tabi olarak istihdam ettiği ve göreve son verme işlemini İş Kanunu hükümleri uyarınca gerçekleştirdiği anlaşıldığından, Yönetmelik kuralındaki "özlük hakları" kavramında, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin Anayasa'nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Kanun hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
Nitekim, Dairemizin 29/04/2011 gün ve E:2008/8234, K:2011/2452 sayılı kararı ile yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, söz konusu Yönetmelik hükmünün son cümlesinde yer alan “özlük hakları” ibaresinin iptaline karar verilmiş, bu karar İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 27/03/2014 gün ve E:2011/1493, K:2014/1351 sayılı kararı ile onanmıştır.
Bu itibarla, vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilecek akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin çalışma esaslarının (akademik personelin atanması, görevleri, unvanları, emeklilikleri, terfileri ve görevlerine son verilmesi gibi) idari sözleşmeyle belirlenmesi; akademik personelin yukarıda belirtilenler dışında kalan özlük haklarının ise (ücret, prim, çalışma saatleri, tatil günleri ve sosyal güvenlik gibi) İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın, dava konusu işlemin oluşturulma şekli ve süreci dikkate alındığında, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı tesis edilen, idari yargının sınırları içinde hukuki etki ve sonucu bulunan bir idari işlem niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 26/10/2020 tarih ve E:2020/485, K:2020/578 sayılı kararında da; Vakıf Üniversitesinde Profesör olarak görevini yürütürken istifa ettiğinden bahisle iş akdi sonlandıran davacının, maaş alacağı, sözleşmenin bakiye süresi ile ilgili ücret alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, makam tazminatı alacağı, yıllık zam farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan tazminat isteminin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin b fıkrasında belirtilen; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, vakıf yükseköğretim kurumu ile davacı arasında yapılan sözleşme idari hizmet sözleşmesi niteliğinde bulunduğundan, bu sözleşmenin yenilenmeyerek sona ermesi üzerine, sözleşme ilişkisinden kaynaklanan eksik ödendiği ileri sürülen parasal hakların hesaplanarak ödenmesi istemli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin de idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin verilen İdare Mahkemesi kararı hakkında yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmekteyken, istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 30/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X) - Uyuşmazlığın düğümlendiği nokta, öğretim üyesinin kıdem tazminatına ilişkin olarak tek hakim tarafından verilen ve kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle istinaf dairesince incelenmeksizin reddedilen karara ilişkindir.
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 1. fıkrasında; konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen 08/03/2021 tarih ve E:2021/6, K:2021/7 sayılı kararda 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinde belirtilen parasal sınırın altında kalan davalarda verilen kararların kesin olduğu ve istinaf merciince incelenemeyeceği belirtilmiştir.
Bu itibarla, tek hakim tarafından karara bağlanan ve istinaf parasal sınırının altında kalan davada verilen karar kesin olup istinaf dairesince verilen istinaf incelenmesizin ret kararı hukuka uygundur.
Tek hakim tarafından verilen kararın yargı kolu açısından üst yargı organlarının kararlarına aykırılık teşkil ettiği, bunun da temyiz incelemesinde dikkate alınması gerektiği ileri sürülebilir ise de, görev uyuşmazlıklarının nasıl sonuçlanacağı 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'da düzenlenmiş olup, bu Kanunda yer alan yöntemlerin işletilmesi gerektiğinden, bu iddiaya hukuken itibar edilemez.
Bu sebeple, istinaf incelenmeksizin ret kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.