Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2025/2049 E. , 2025/3752 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/2049
Karar No : 2025/3752
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten ...'e velayeten
1-...
2- ...
3-...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Van ili, Gürpınar ilçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan murisleri ...'in, 29/10/2010 tarihinde sürücüsü olduğu araçla devriye görevini ifa ettiği sırada geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi olayında davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık eş ... için 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, çocuk ... için 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 30.000,00 TL manevi tazminat ve kardeş ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000,00 TL maddi ve 170.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davalı idarenin kusursuz sorumluluğu ortaya konulduğundan, bilirkişi raporunda çocuk ... için hesaplanan 37.266,84 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı idare tarafından davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'in yakınları ...'in vefat etmesi nedeniyle duyulan elem ve ızdıraptan dolayı manevi tazminat istenildiğinin görüldüğü, manevi tazminatın ilgilisinin mamelekinde meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat olayın niteliği ile idarenin bu olaydaki sorumluluğunun niteliğini ve özelliğini ifade edecek ölçüde saptanması gerektiğinden, olayın niteliği, idarenin kusursuz sorumluluğu ve 2330 sayılı Kanunun 6. maddesi dikkate alındığında ...'in vefat etmesinden dolayı duyulan elem ve ızdırap nedeniyle; eş ... için 30.000,00 TL, çocuk ... için 40.000,00 TL, baba ... için taleple bağlı kalınarak 30.000,00 TL, anne ... için taleple bağlı kalınarak 30.000,00 TL, kardeş ... için taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın toplam 250.000,00 TL maddi tazminat isteminin 37.266,84 TL'lik kısmının kabulüne, kalan 212.733,16 TL'lik kısmının reddine, toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın 140.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, kalan 30.000,00 TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, davalı idarenin maddi ve manevi tazminatın esasına yönelik istinaf isteminin reddine, kararın, davalı idare lehine maddi ve manevi tazminat için hükmedilen toplam 2.180,00-TL maktu vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davalı idare lehine manevi tazminat için 3.600,00 TL ile maddi tazminat için 4.449,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul ve hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/02/2025 tarih, E:2021/3058, K:2025/1239 sayılı kararıyla Dairemize gönderilen dosya Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından; Van ili, Gürpınar ilçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan murisleri ...'in, 29/10/2010 tarihinde sürücüsü olduğu araçla devriye görevini ifa ettiği sırada geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi olayında davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zarara karşılık eş ... için 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, çocuk ... için 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 30.000,00 TL manevi tazminat ve kardeş ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000,00 TL maddi ve 170.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 14. maddesinin 3/a. fıkrasında, dilekçelerin görev yönünden inceleneceği belirtildikten sonra 15/1-a. maddesinde de 3/a. bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954)
Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibarıyla görev konusunda verilmiş bir karar olup Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, yargı organları bakımından uyulması zorunlu bir karardır.
Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin anılan kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 25/11/2019 tarih ve E:2019/591, K:2019/749 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu itibarla, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken esasına girilerek verilen tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen de davanın reddi yönündeki ...İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esas yönünden reddi, vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden karar verilmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 16/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!