WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/923 E.  ,  2025/1153 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/923
Karar No : 2025/1153

DAVACI :... Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU :
11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinin;
1) 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde geçen; "Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir." ibaresinin;
2) 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresinin;
3) 128. maddesinin 5. fıkrası ile;
4) 132. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Usule ilişkin olarak; Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin Görüş Alma Başlıklı 6. Maddesi uyarınca dava konusu düzenleyici işlemler tesis edilirken davacı Odanın görüşünün alınması gerekirken alınmadığı belirtilmiştir.
Esasa yönelik olarak ise; Yönetmeliğin 32. maddesinin 17. fıkrasının b bendideki ibare yönünden; Maden Kanunun 31. maddesine aykırı olarak birden fazla ruhsat sahasına tek bir maden mühendisinin daimi nezaretçi olarak atanabileceğine dair hüküm getirildiği, önceki Yönetmelikte de benzer bir düzenlemeye yer verildiği ve buna karşı açılan davada 8. Dairenin E:2017/7300 sayılı kararındaki gerekçelerle iptali gerektiği, Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasındaki ibare yönünden; Maden Kanunun 31. maddesine göre maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezdinde yapılmak zorunda olduğu, ilgili hükmü bertaraf eden ve daimi nezaretçi ataması yapılmadan faaliyet yürütülmesine izin veren hükmün kanuna aykırı olduğu, nitekim kanunda dahi böyle bir istisna getirilmediği, yukarıda anılan Daire kararı da göz önünde bulundurularak iptal edilmesi gerektiği, Yönetmeliğin 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası yönünden ise; Kanuna aykırı olarak daimi nezaretçilere KEP veya UETS adresi bildirme zorunluluğunun getirildiği, Maden Kanunu 13. maddesinde EK Madde 18 de Geçici Madde 37 de ve Tebligat Kanunu 7/a maddesinde bunun ruhsat ve hak sahipleri için zorunlu kılındığı, kanunlarda bulunmamasına rağmen yönetmelikle KEP veya UETS adresi bildirme zorunluluğu getirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. Maddesinde görüş alınması zorunlu tutulan kurumların sayıldığı, bu kapsamda davacıdan görüş alma zorunluluğunun bulunmadığı, şekil yönünden hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 32. maddesinin 17. fıkrasının b bendideki ibare yönünden; mevzuat gereği ortak proje kapsamına alınan maden sahalarında can ve mal tehlikesini önleme, çevresel etkilerin azaltılması ve bir maden rezervinin verimli şekilde kullanılmasını sağlama amacıyla birbirine mücavir sahaların tek bir ruhsat alanında birleştirilerek ilgili sahada ortak işletme projesi uygulandığı, bunun sonucunda sahada işletme faaliyetlerinin tek bir plan dahilinde yürütüldüğü, bu nedenle ortak proje kapsamında üretim yapılan sahalarda tek bir daimi nezaretçi atanmasının yeterli görüldüğü ileri sürülmüştür.
Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasındaki ibare yönünden; Maden Kanunun 31. maddesine göre işletme faaliyetleri maden mühendisi nezaretinde yapılmak zorunda olduğu, hammadde üretim sahalarında ise maden ruhsatı düzenlemesi değil Maden Kanunun 14. maddesine göre hammadde üretim izni verilmesi neticesinde faaliyet gösterdiği, daimi nezaretçi zorunluluğunun maden ruhsat sahaları için getirildiği ancak hammadde üretim izni sahaları için böyle bir zorunluluğun söz konusu olmadığı, iptali istenen Yönetmelik hükmüyle daimi nezaretçi ataması bakımından muafiyet getirilen kamu kurum ve kuruluşlarının hammadde üretim sahaları, muafiyetten yararlanma şartı bakımından üretim süresi ve üretim miktarı noktasında sınırlandırıldığı, muafiyet şartı için aranan üretim üst limiti, ortalama bir hammadde üretim sahası yahut maden ruhsat sahasına göre oldukça düşük seviyede tutulmuş olup bu miktarın üzerindeki üretimlerde yine daimi nezaretçi bulundurma koşulunun aranabileceği, üretim konusunda getirilen üst limit neticesinde ilgili sahada maden ruhsat sahalarında görülen basamaklı yapının dahi oluşmayacağı, bu sebeple maden ruhsat alanlarına oranla işletme güvenliğini etkileyebilecek durumların görülme olasılığının çok düşük olduğu sabit olup, üst limit olarak bin ton üretimin kabul edilmesi karşısında bu miktardaki bir üretimin, ortalama 25 ton kapasiteli kamyonlarla sevkiyat yapıldığı düşünüldüğünde, toplamda 40 kamyonluk bir sevkiyata tekabül edeceği, söz konusu hammadde üretiminin, cevherin herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulmadan sevkiyatına dayalı olması sebebiyle bir günden daha kısa sürede dahi yapılabileceği, daimi nezaretçinin ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine haftada en az bir kez kaydetmek ve işletmede yeni veya riskli bir durumun ortaya çıkması halinde bunu aynı gün kaydetme zorunluluğunun bulunduğu gözetildiğinde hammadde üretim izinli sahalarda bu hükmün uygulanabilirliğinin olmadığı, yapılacak üretimin üst limitinin düşük olması ve üretim süresinin de kısa olması sebebiyle ilgili sahalarda daimi nezaretçi atanması zorunluluğuna gerek duyulmadığı ifade edilmiştir.
Yönetmeliğin 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası yönünden; Maden Yönetmeliğinin 125. maddesi hükmü uyarınca maden mühendisinin daimi nezaretçi olarak atanabilmesi için Ek 20 maddede yer alan daimi nezaretçi talep atama belgesinin Genel Müdürlüğe verilmesi zorunlu olup, Yönetmeliğin bu bölümünde daimi nezaretçinin KEP ve UETS adreslerinin de bildirilmesi gerektiği, E tebligatın normal tebligata göre daha kısa sürede muhattabına ulaştığı, kağıt israfını önlemesi nedeniyle çevreci ve ekonomik bir uygulama olduğu, Maden Kanunun Ek 18. maddesi ile MAPEG in görev alanine giren her türlü tebligatı KEP ve E-tebligat yoluyla yapabileceği öngörülmüş ve bu sayede iptali istenilen Yönetmelik hükümlerinin yasal dayanağının ortaya konulduğu, 2017 tarihli Maden Yönetmeliği’nin Ek 22 maddesinde yer alan ‘’KEP adresine’’ ibaresinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 09/12/2021 tarih ve E:2017/6864, K:2021/6139 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın onandığı ileri sürülerek yürütmenin durdurulması talebinin ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : 11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin; 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde geçen; "Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir." ibaresinin, 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresinin iptaline; 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI :...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 11/12/2022 tarihli ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinin; 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde geçen; "Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir." ibaresinin, 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresinin, 128. maddesinin 5. fıkrasının ve 132. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın "Yönetmelikler" başlığını taşıyan 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükmü ile ''Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi'' başlıklı 168. maddesinde ''Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.'' hükmü yer almaktadır. 3213 sayılı Maden Kanununun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, daimi nezaretçi; işletmede daimi olarak istihdam edilen maden mühendisi olarak, maden işletme faaliyeti; üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim için yapılan faaliyetler olarak, madencilik faaliyetleri ise; madenlerin aranması, üretime yönelik hazırlık çalışmaları, üretilmesi, sevkiyatı, cevher hazırlama ve zenginleştirme, atıkların bertarafı, ruhsat sahasındaki stoklama/depolama işlemleri, maden işletmelerinin kapatılması ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi ile ilgili tüm faaliyetler ve bu faaliyetlere yönelik geçici tesislerin yapılması olarak tanımlanmıştır.
Yine aynı Kanunun "Daimi nezaret ve teknik eleman" başlıklı 31. maddesinde; "Kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılır. Maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunludur. Daimi nezaretçi ile vardiyalı çalışan işletmelerde işletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak her vardiyada zorunlu olarak istihdam edilecek maden mühendisi ve görevlendirilecek diğer mühendislerin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esasları Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Yönetmeliğin 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendindeki ''Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir.'' ibaresi yönünden inceleme;
Yönetmeliğin dava konusu edilen 32. maddesinde, ''Maden ruhsat sahaları ve/veya hammadde üretim izin sahalarında rezervin verimli bir şekilde değerlendirilmesi, can ve mal/işletme güvenliği tedbirlerinin alınması amacıyla birden fazla ruhsatın birbirine mücavir olarak bulunduğu sahalarda faaliyetlerin ortak bir proje çerçevesinde yapılmasına hak sahiplerinin rızasının olması hâlinde Genel Müdürlük kararı ile ruhsat sahiplerinin rızasının olmaması hâlinde Bakan onayı ile karar verilebilir. Bu amaçla, ortak ruhsat alanları içinde işletme izin alanları, uygun bulunacak termin planları dikkate alınarak yeniden düzenlenebilir. Kamu kurumlarının ortak projeye dahil olacak hammadde üretim izinli sahalarının mevcuttaki rezerv miktarı, hammaddenin fiziksel ve kimyasal kalitesi ve benzeri durumları dikkate alınır. Bakanlıkça ortak proje hazırlanmasına karar verilen ruhsat sahalarında ortak proje hazırlanması için ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre verilir. Verilen sürede ortak projenin Genel Müdürlüğe verilmemesi veya ortak projenin Genel Müdürlüğe sunulması ancak katılmayan ruhsat sahiplerinin olması halinde ortak projeye katılmayan ruhsat sahiplerine ait ruhsat sahalarında üretim faaliyetleri durdurulur. Ortak proje verilmemesi halinde; taraflardan herhangi birinin verdiği proje kapsamında Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Ortak proje verilmemesi veya taraflardan birinin verdiği projenin uygun bulunmaması halinde, tüm bedel ve masrafları taraflardan karşılanmak üzere Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere proje yaptırılır ve Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Genel Müdürlük veya Bakan onayı ile uygun bulunan ortak ve/veya tek taraflı proje kapsamında maden işletme faaliyetleri yürütülmek kaydıyla;
....
b) Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir. Faaliyet raporları ayrı ayrı verilir, ruhsat bedeli ve Devlet hakkı ayrı ayrı ödenir.'' hükmü yer almaktadır.
Maden Kanunun yukarıda yer verilen 31. maddesi ve madde gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, iş riski yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin can ve mal emniyeti ile kazaların en aza indirgenmesi amacıyla maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin maden mühendisi nezaretinde yapılmasının zorunlu kılındığı anlaşılmıştır. Madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve maden işletmesinin çevre yönünden taşıdığı tehlike dikkate alınarak, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdamı ve işletme faaliyetinin maden mühendisinin gözetiminde yapılması konusunda bir istisna öngörülmemiştir.
Buna karşın; Maden Yönetmeliğinin dava konusu 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde, ortak proje kapsamında üretim yapan sahalar hususuna istisnalar getirilmiş olup, belirli durumlarda, tek bir daimi nezaretçinin birden fazla ruhsat sahasına atanabilmesi ve birden fazla işletme faaliyetine nezaret etmesi mümkün kılınmış, davalı idare tarafından, sektörün ihtiyaçları göz önüne alınarak, zaman içinde yaşanan ve tecrübe edinilen hususlar sonucu tesis edilen dava konusu düzenlemelerde, işletme güvenliği açısından tek noktadan kontrolün sağlanması amacıyla bir daimi nezaretçi atanmasının öngörüldüğü savunulmuşsa da, Maden Kanunun 31. maddesi, madde gerekçesi ve teknik nezaretçi yerine daimi nezaretçi istihdamı ile madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki can ve mal emniyetinin gereği gibi sağlanmasındaki kanun koyucunun iradesi dikkate alındığında, bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Daimi nezaretçinin, maden ruhsat sahasındaki görev, yetki ve sorumlulukları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, birden fazla ruhsat sahasına bir daimi nezaretçinin atanması madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve çevre yönünden oluşabilecek tehlikeli durumlara derhal müdahale edilebilmesi ve gereken tedbirlerin alınması konusunda sorunları beraberinde getireceğinden bu haliyle dava konusu düzenlemenin üst hukuk normuna uygun olduğundan söz etme olanağı bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresi yönünden inceleme; Maden Kanunu'nun 14/17. maddesinde; kamu kurum ve kuruluşlarınca yol, köprü, baraj, gölet, liman gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için Genel Müdürlükçe ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına izin verileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen projelerde kullanılacak hammaddelerin üretimi için söz konusu kurum ve kuruluşlara izin verilmesine imkan tanınmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarına verilen iznin (hammadde üretim izninin) projede kullanılacak madenin teminine yönelik olduğu ve Maden Kanunu kapsamında maden üretilmesinin istisnai bir halini oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla Maden Kanunu'na göre maden üretimi ile maden üretimine yönelik hazırlık çalışmaları, maden işletme faaliyeti ve/veya madencilik faaliyeti olarak tanımlandığından hammadde üretim izni kapsamında maden çıkartılmasına yönelik faaliyetin de bu nitelikte (madencilik faaliyeti niteliğinde) olduğu sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 54/2. maddesinde yer alan "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." düzenlemesiyle madencilik faaliyetinde bulunulan hammadde üretim sahasında daimi nezaretçi atanması zorunluluğu ortadan kaldırılmaktadır.
Bu itibarla, mevzuat hükümleri birlikte ele alındığında hammadde üretim izniyle maden çıkarılmasının da bir madencilik faaliyeti olduğunun kabulü gerektiğinden, Maden Kanununda kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin maden mühendisi nezaretinde yapılacağının öngörülmüş olması karşısında dava konusu Yönetmeliğin hammadde üretimi için daimi nezaretçi atanması zorunluluğunu ortadan kaldıran söz konusu düzenlemede üst normlara uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Maden Yönetmeliğinin 126. maddesiyle işletme faaliyetinin güvenliği ile ilgili konularda daimi nezaretçiye verilen görev, yetki ve sorumluluklar dikkate alındığında, hammadde üretim sahasında yapılan üretim için de daimi nezaretçi bulunmasının işletme güvenliği açısından gerekli olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Maden Yönetmeliğinin; 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendi ve 54. maddesinin 2. fıkrasının dava konusu edilen kısımlarının iptaline, diğer maddeleri yönünden ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/02/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'nın ve davalı idare vekili Av....'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava,11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin; 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde geçen; "Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir." ibaresinin, 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresinin, 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın Yönetmelikler başlıklı 124. maddesinde ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.'' hükmü ile Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi başlıklı 168. maddesinde ''Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.'' hükmü yer almaktadır.
3213 sayılı Maden Kanununun Tanımlar başlıklı 3. maddesinde Daimi Nezaretçi; İşletmede daimi olarak istihdam edilen maden mühendisini ifade ettiği hüküm altına alınmış ve Beyan usulü başlıklı 10. maddesinde ''Madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devamı süresince teknik ve mali konularda yapılan (…)(4) beyanlar ile yetkili kişilerce tanzim edilen raporlar doğru kabul edilir.
Teknik elemanlar sadece ihtisas sahibi oldukları konularda beyanda bulunabilirler ve beyanları ile sorumludurlar. Ruhsat sahipleri ise teknik konular dışındaki tüm beyanlardan sorumludurlar.
(Değişik fıkra: 26/5/2004 – 5177/5 md.) Beyanlardaki hata ve noksanlıklar, idarenin tespiti ve sorumluların uyarılmasından itibaren iki ay içerisinde düzeltilir. Bu sürede gerekli düzeltmenin yapılmaması halinde 20.000 TL idari para cezası uygulanır ve beyanlardaki hata ve noksanlıklar düzeltilinceye kadar maden üretim faaliyetleri durdurulur.
(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/10 md.) Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisabına sebep olan teknik elemana ve daimi nezaretçiye 1.000 TL idari para cezası uygulanır. Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanların üç yıl içinde tekrarı hâlinde teknik elemana ve daimi nezaretçiye 5.000 TL idari para cezası uygulanarak bu Kanun gereğince yapacakları beyanlar bir yıl süreyle geçersiz sayılır. Fiilin her tekrarında hak mahrumiyeti uygulamasına devam edilir. Uygulanan uyarı ve hak mahrumiyeti, teknik elemanın bağlı bulunduğu mesleki teşekküle bildirilir.
(Ek fıkra: 10/6/2010-5995/5 md.) (Değişik fıkra:14/2/2019-7164/10 md.) Daimi nezaretçi, atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine haftada en az bir kez kaydetmek zorundadır. Bu süre içerisinde işletmede yeni bir durumun ve/veya işletme güvenliği açısından riskli bir durumun ortaya çıkması hâlinde bu hususu aynı gün deftere kaydetmesi zorunludur. Aksi takdirde daimi nezaretçiye 1.000 TL idari para cezası uygulanır. İkinci kez bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda daimi nezaretçiye 5.000 TL idari para cezası uygulanarak bu Kanun gereğince yapacakları beyanlar bir yıl süreyle geçersiz sayılır. Daimi nezaretçi defterini, daimi nezaretçi ile ruhsat sahibi veya vekili imzalar. Defterin ibraz edilmemesi, ruhsat sahibi ya da vekili tarafından imzalanmaması veya düzenli tutulmaması hâlinde, ruhsat sahibine 31.054 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin ruhsat sahibi veya vekili tarafından aynı yıl içerisinde tekrarı hâlinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.'' düzenlemesine; Daimi nezaret ve teknik eleman başlıklı 31. maddesinde ise ''(Değişik: 4/2/2015-6592/16 md.) Kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılır. Maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunludur. Daimi nezaretçi ile vardiyalı çalışan işletmelerde işletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak her vardiyada zorunlu olarak istihdam edilecek maden mühendisi ve görevlendirilecek diğer mühendislerin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esasları Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Birinci fıkrada belirtilen istihdam şartlarını sağlamadan maden işletme faaliyetinde bulunulması hâlinde 30.000 TL idari para cezası uygulanarak maden işletme faaliyetleri durdurulur. İstihdam şartlarının sağlanması hâlinde faaliyete izin verilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yine aynı Kanunun Ek 18. maddesinde ''(Ek: 2/7/2018 - KHK/703/118 md.) MAPEG görev alanına giren konulara ilişkin her türlü tebligatı, kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya kurumsal elektronik tebligat sistemi (e-Tebligat) yoluyla ilgilisine tebliğ edebilir. Bu yollarla yapılan tebligatlar 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca tebliğ edilmiş sayılır. 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu ile 30/05/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamında ruhsat ve hak sahibi olanların, aktif edilmiş tebligata esas kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) kullanmaları zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri her üç ay için 25.000 Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Bu idari para cezası her yıl 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde artırılır.'' düzenlemesi ile Geçici 37. maddesinde ''(Ek: 2/7/2018 - KHK/703/118 md.) 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamında ruhsat ve hak sahibi olanların 3213 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesinde düzenlenen aktif edilmiş tebligata esas kayıtlı elektronik posta adresini (KEP) 31/8/2018 tarihine kadar MAPEG’e sunması zorunludur. Bu tarihe kadar sunmayanlar hakkında ek 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idari para cezası uygulanır.'' düzenlemesi yer almaktadır.
24/2/2022 tarih ve 31760 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin Görüş alma başlıklı 6. maddesinde ''Cumhurbaşkanlığına sunulmadan önce taslaklar hakkında kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gereğince görüş alınması zorunlu olan kurumların ve ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınır. Görüş isteme yazısına, taslak metin, karşılaştırma cetveli, genel gerekçe ile varsa madde gerekçeleri, düzenleyici etki analizi ve bütçe etki formu eklenir. Bu çerçevede ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra;
a) Ekonomik ve sosyal politikalar ve tedbirlerle ilgili taslaklar, kamu gelir ve giderlerini etkileyen taslaklar ile mali konuları düzenleyen taslaklar hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının,
b) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince Sayıştayın denetim alanına giren mali konularda düzenlenecek yönetmelik ve yönetmelik niteliğindeki düzenleyici işlem taslakları hakkında Sayıştay Başkanlığının,
c) Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde hazırlanan taslaklar hakkında Avrupa Birliği Başkanlığının,
görüşlerinin alınması zorunludur.
(2) Bakanlıklar ile bunlara bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gönderilecek görüş isteme yazısı, taslağın mahiyeti ve aciliyet durumu değerlendirilerek bakan veya ilgili bakan yardımcısı tarafından, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile diğer kurum ve kuruluşlarda ise en üst yönetici tarafından imzalanır.
(3) Sayıştay Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığından görüş alınması gereken hâllerde diğer kurum ve kuruluşlardan alınacak görüşlerin tamamlanması ve değerlendirilmiş olması zorunludur.
(4) Taslaklar hakkında konuyla ilgili mahallî idareler, üniversiteler, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının, iş ve yatırım ortamına ilişkin taslaklar hakkında ise ayrıca özel sektör paydaşlarının görüşlerinden de faydalanılır.
(5) Kamuoyunu ilgilendiren taslaklar, Cumhurbaşkanlığına iletilmeden önce teklif sahibi bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından internet, basın veya yayın aracılığıyla kamuoyunun bilgisine sunulabilir. Bu suretle taslak hakkında toplanan görüşler değerlendirildikten sonra teklifte bulunulur.
(6) Cumhurbaşkanlığı taslaklara ilişkin doğrudan görüş alabilir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin Maden Yönetmeliği'nin Tanımlar başlıklı 4. maddesinde Daimî nezaretçi; Maden işletme faaliyetlerine nezaret eden, işletmede daimî olarak istihdam edilmek üzere ataması talep edilen ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ataması onaylanan maden mühendisini ifade ettiği düzenlemesine; Projeye uygun faaliyette bulunulması başlıklı 32. maddenin 17. fıkrasında ''Maden ruhsat sahaları ve/veya hammadde üretim izin sahalarında rezervin verimli bir şekilde değerlendirilmesi, can ve mal/işletme güvenliği tedbirlerinin alınması amacıyla birden fazla ruhsatın birbirine mücavir olarak bulunduğu sahalarda faaliyetlerin ortak bir proje çerçevesinde yapılmasına hak sahiplerinin rızasının olması hâlinde Genel Müdürlük kararı ile ruhsat sahiplerinin rızasının olmaması hâlinde Bakan onayı ile karar verilebilir. Bu amaçla, ortak ruhsat alanları içinde işletme izin alanları, uygun bulunacak termin planları dikkate alınarak yeniden düzenlenebilir. Kamu kurumlarının ortak projeye dahil olacak hammadde üretim izinli sahalarının mevcuttaki rezerv miktarı, hammaddenin fiziksel ve kimyasal kalitesi ve benzeri durumları dikkate alınır. Bakanlıkça ortak proje hazırlanmasına karar verilen ruhsat sahalarında ortak proje hazırlanması için ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre verilir. Verilen sürede ortak projenin Genel Müdürlüğe verilmemesi veya ortak projenin Genel Müdürlüğe sunulması ancak katılmayan ruhsat sahiplerinin olması halinde ortak projeye katılmayan ruhsat sahiplerine ait ruhsat sahalarında üretim faaliyetleri durdurulur. Ortak proje verilmemesi halinde; taraflardan herhangi birinin verdiği proje kapsamında Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Ortak proje verilmemesi veya taraflardan birinin verdiği projenin uygun bulunmaması halinde, tüm bedel ve masrafları taraflardan karşılanmak üzere Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere proje yaptırılır ve Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Genel Müdürlük veya Bakan onayı ile uygun bulunan ortak ve/veya tek taraflı proje kapsamında maden işletme faaliyetleri yürütülmek kaydıyla;
a) Ek-13’e uygun çevre ile uyum planını veya taahhüdünü içeren ortak proje, işletme ruhsat taban bedeli ile Genel Müdürlüğe müracaatta bulunulur.
b) Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir. Faaliyet raporları ayrı ayrı verilir, ruhsat bedeli ve Devlet hakkı ayrı ayrı ödenir.
c) Ortak proje kapsamında üretim yapan ruhsatlardan birinin iptali ve projenin uygulanamaz duruma gelmesi halinde faaliyetler durdurulur. Genel Müdürlükçe yeniden değerlendirme yapılarak faaliyetlerin ortak yürütülüp yürütülemeyeceğine karar verilir.
ç) Kanun kapsamında öngörülen idari para cezaları ve idari yaptırımlar ruhsat bazında uygulanır.'' hükmüne; Talebin değerlendirilmesi başlıklı 54. maddenin 2. fıkrasında '' Kamu kurum ve kuruluşlarının altı aydan az süreli ve toplam bin tondan az olan miktarlardaki hammadde talepleri, talep edilen alanda yürüyen ruhsat hakları yok ise mahallinde tetkik yapılmadan da karşılanabilir. Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur. Ancak teknik ve emniyet yönünden meydana gelecek tüm olaylarda sorumluluk izin sahibi kamu kurum ve kuruluşuna aittir.'' hükmüne; Daimî nezaretçinin istihdamı başlıklı 124. maddesinde (1) Kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılır. Daimî nezaretçisi olmayan maden işletme ruhsat ve hammadde üretim izin sahalarında, maden işletme faaliyeti yapılamaz.
a) Ruhsat sahalarında; birbirinden bağımsız birden fazla yer altı ocağı için veya farklı kimseler tarafından faaliyette bulunulan açık işletme ocakları için ayrı ayrı daimî nezaretçi atanması zorunludur ve ayrı ayrı daimî nezaretçi defteri tutulur.
b) Ruhsat sahalarında aynı kimse tarafından faaliyette bulunulan birbirinden bağımsız birden fazla yer altı ocağı için ayrı ayrı, açık işletme ocak/ocakları için tek daimî nezaretçi atanması zorunludur. Ruhsat sahasında aynı işletmeci tarafından faaliyette bulunulan açık işletme ocakları için her ocağa ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabilir. Bu durumda her açık ocak için ayrı ayrı defter tutulması zorunludur.
c) Vardiyalı çalışılan ocaklar için tek daimî nezaretçi ataması yapılır ve tek daimî nezaretçi defteri tutulur.
(2) Ruhsat sahibi, hammadde üretim izin sahibi, rödövansçı veya faaliyeti gerçekleştiren tarafından daimî nezaretçinin atanması, Genel Müdürlük onayı ile tamamlanır.
(3) Atanan daimî nezaretçi; ruhsat sahibi, hammadde üretim izin sahibi, rödövansçı veya faaliyeti gerçekleştiren tarafından istihdam edilebilir.
(4) Maden işletme faaliyetinde bulunulan her ruhsat/hammadde üretim izni için en az bir maden mühendisi daimî nezaretçi olarak atanır. Bir maden mühendisi aynı takvim yılı içinde en fazla üç defa daimî nezaretçi olarak atanabilir.
(5) Genel Müdürlük tarafından belirlenen veya faaliyet raporu ya da imalat haritalarında beyan edilen pasa, atık/artık ve cüruflar ile stoktan maden sevkiyatı yapılması esnasında daimî nezaretçi atanma şartı aranmaz.'' hükmüne, Daimî nezaretçi atama talebi ve atanması başlıklı 125. maddesinde ''(1) Maden mühendisinin daimî nezaretçi olarak atanabilmesi için aşağıdaki belgeler ile Genel Müdürlüğe başvurulur:
a) Ek-20’de yer alan daimî nezaretçi talep/atama belgesi.
b) Daimî nezaretçinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik belgesi.
c) Talep/atama belgesinde adı geçenlere ait imza beyanları, adı geçenlerin şirket olması halinde şirketin sicil tasdiknamesi.
ç) Açık işletme yöntemi ile çalışan ve işletme projesinde yıllık tüvenan maden üretimi en az beş milyon ton olarak belirlenen maden işletmelerinde maden mühendislerinin herhangi bir işletmede en az üç yıl maden mühendisi olarak çalıştığına dair SGK tarafından verilen belge.
d) Yer altı işletme yöntemiyle çalışan kömür işletmelerinde maden mühendislerinin, yer altı kömür işletmelerinde en az beş yıl maden mühendisi olarak çalıştığına dair SGK tarafından verilen belge.
e) Yer altı işletme yöntemiyle çalışan kömür harici yer altı işletmelerinde maden mühendislerinin, yer altında en az üç yıl maden mühendisi olarak çalıştığına dair SGK tarafından verilen belge.
f) Yer altı işletme yöntemiyle asfaltit, linyit veya taşkömürü üretimi yapılan ruhsatlar için, atama yapılacak ocağa ilişkin gerçek veya tüzel kişiye ait işyeri numarası.
g) Genel Müdürlük ya da Genel Müdürlük tarafından yetki verilen kamu kurumu, üniversiteler, meslek odası, dernek veya vakıflar tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında alınan daimî nezaretçi sertifikası.
ğ) Oda sicil belgesi veya oda üye kimlik belgesi.
h) Diploma veya çıkış belgesinin aslı ya da onaylı sureti.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan mühendisler için imza beyanı ve oda sicil belgesi istenmez.
(3) Atama işleminin tesis edilmesine engel bir durumun tespit edilmemesi ve Genel Müdürlükçe uygun bulunması halinde talep tarihi itibarıyla atama gerçekleşmiş olur.'' hükmüne; Daimî nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları başlıklı 126. maddesinde ''(1) Daimî nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:
a) Daimî nezaretçi, nezaret görevini Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında yürütür.
b) Ruhsat alanı içerisinde maden işletme faaliyetlerini işletme projesine uygun olarak planlar, koordine eder ve yürütülmesini sağlar. İşletme projesine aykırı olan tehlikeli bir durumun varlığı söz konusu olduğu zaman, gerekli önlemlerin alınmasını önerir ve önlem alınmasına nezaret eder.
c) Daimî nezaretçi işletme güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetler.
ç) Daimî nezaretçi, görev aldığı ocak/ocaklardaki işletme güvenliğini tehlikeye atan hususlarla ilgili tespit, öneri ve önlemleri belirler. Aynı zamanda bu hususları, içeriği Genel Müdürlük tarafından belirlenmiş daimî nezaretçi defterine rapor ederek ruhsat sahibine bildirir. Ruhsat sahibi işletme gü-venliği açısından tehlikeli durumları gidermeye yönelik faaliyetler dışındaki maden işletme faaliyetle-rini derhal durdurur. İşletme güvenliği açısından tehlikeli durumlara ilişkin tespit, öneri ve önlemlerin rapor edilerek bildirilmesinden daimî nezaretçi, bunların yerine getirilmemesinden ruhsat sahibi so-rumludur.
d) Daimî nezaretçi defteri, elektronik ortamda tutulur.
e) Daimî nezaretçi defterine;
1) Temsili ocak koordinatları, üretilen maden cinsi, Kanunun 7 nci maddesi kapsamındaki izinler, faaliyeti gerçekleştirenin bilgisi, üretim yöntemi, havalandırma, nakliyat, su atımı, barajlama ve uygulanan tahkimata ilişkin bilgiler değişmediği sürece en az bir defa, belirtilen hususlarda değişiklik olması durumunda aynı gün,
2) Yapılan tüvenan üretim miktarlarını, açık işletmelerde ocak geometrisine ilişkin bilgilerini, yer altı işletmelerinde sürdürülen üretime hazırlık ve üretim faaliyetlerine ilişkin bilgileri en geç yedi günde bir,
3) Maden işletme faaliyetlerinde işletme güvenliği açısından tehlikeli olabilecek durumlara ilişkin tespit ve önerilerini aynı gün,
4) Ruhsat sahasındaki madencilik faaliyetlerinde patlayıcı madde kullanılması halinde kullanılan patlayıcı madde miktarlarının,
5) Ek-4’te yer alan daimî nezaretçi defterinde rapor edilmesi gereken hususların, daimî nezaretçi tarafından kaydedilmesi zorunludur. Aksi takdirde daimî nezaretçiye Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası kapsamında işlem tesis edilir.
f) Daimî nezaretçi defterinin, daimî nezaretçi ve ruhsat sahibi veya vekili, hammadde üretim izin sahalarında hammadde üretim izin sahibi veya faaliyeti gerçekleştiren tarafından imzalanması zorunludur. Daimî nezaretçi atanması talebinin rödövansçı tarafından yapılmış olması halinde daimî nezaretçi defterini daimî nezaretçi, ruhsat sahibi veya vekili ile rödövansçının birlikte imzalaması zorunludur.
g) Maden işletme faaliyetinde bulunulmayan dönemlerde faaliyetlere ara verildiği hususu en geç yedi gün içerisinde deftere yazılır. Yeniden faaliyetlere başlanıncaya kadar defter doldurulmaz.
(2) Daimî nezaretçi defterinin düzenli tutulmadığının tespit edilmesi halinde Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası kapsamında ruhsat sahibine veya hammadde üretim izin sahalarında hammadde üretim izin sahibi veya faaliyeti gerçekleştirene işlem tesis edilir.
(3) Vardiyalı çalışılan işletmelerde, maden işletme faaliyeti, daimî nezaretçinin koordinasyonunda yapılır.
(4) Daimî nezaretçi ve teknik eleman olarak görev yapan mühendis YTK’de görev alamaz. Ancak, YTK yeterlik belgesi alan maden arama/işletme ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişiliklerde istihdam edilen personel, aynı firmaya ait ruhsat sahalarında daimî nezaretçi ya da teknik eleman olarak görevlendirilebilir.'' hükmüne; Daimî nezaretçi eğitimi ve daimî nezaretçi sertifikası başlıklı 127. maddesinde ''(1) Genel Müdürlük veya Genel Müdürlük tarafından yetki verilen kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri, üniversiteler, meslek odası, dernek veya vakıflar tarafından daimî nezaretçi eğitim programı hazırlanır ve yürütülür.
(2) Eğitim; teorik hususlara ilişkin olarak uzaktan veya yüz yüze eğitim şeklinde verilebilir. Bu eğitim sonucunda Genel Müdürlükçe sınav yapılır, sınavda başarılı olanlar adına Ek-1’de yer alan daimî nezaretçi sertifikası düzenlenir.
(3) Madencilikle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında denetim veya üretim faaliyetlerinde fiili olarak en az beş yıl çalışan maden mühendislerine başvurmaları halinde, daimî nezaretçi eğitim programına katılma şartı aranmaksızın daimî nezaretçi sertifikası düzenlenir.
(4) Daimî nezaretçi sertifikası beş yıl süre ile geçerlidir. Sertifika süresi dolan daimî nezaretçiler, yenileme eğitimine tabi tutularak sertifikaları yenilenir.'' hükmüne; Daimî nezaretçinin görevinin sona ermesi başlıklı 128. maddesinde ise ''(1) Daimî nezaret görevi; işverenin maden mühendisi ile yaptığı sözleşmeyi feshetmesi, ruhsat sahibi veya rödövansçının daimî nezaretçiyi azletmesi, ruhsat iptali, terki, devri, intikali durumlarında ve daimî nezaretçinin istifası veya ölümü halinde sona erer. Bu gibi durumlarda ruhsat sahibi veya rödövansçı tarafından on beş gün içerisinde yeni bir daimî nezaretçi atanması zo-runludur. Daimî nezaretçiyi istihdam eden gerçek veya tüzel kişi, en fazla on beş güne kadar olan süre için bir maden mühendisini geçici daimî nezaretçi olarak görevlendirir.
(2) Ruhsatların birleştirilmesi durumunda;
a) Atanmış olan daimî nezaretçi görevine devam eder.
b) Birden fazla nezaretçi ataması olan ancak bir daimî nezaretçi atamasının yeterli olduğu du-rumda; ruhsat sahibi iki ay içerisinde her ocak için daimî nezaretçi sayısını tek daimî nezaretçiye dü-şürebilir. Aksi takdirde atanmış olan daimî nezaretçilerden ilk atanan dışındakilerin görevleri sona erer.
c) Birleşen sahalarda ayrı ayrı nezaretçi ataması gerekli olan durumlarda, ayrı ayrı atanmış olan nezaretçilerin görevleri devam eder.
(3) Daimî nezaretçinin istifası veya azli durumunda tarafların dilekçeyi birlikte imzalamamaları halinde taraflar birbirlerine bir hafta önceden noter aracılığıyla haber vermek zorundadır. Aksi tak-dirde daimî nezaretçinin görevi devam eder.
(4) Daimî nezaretçinin yasal izin, rapor veya görevli olduğu süreler tek seferde on beş günü aşarsa yeni daimî nezaretçinin atanması zorunludur. Daimî nezaretçiyi istihdam eden gerçek veya tüzel kişi, on beş güne kadar olan süre içerisinde bir maden mühendisini daimî nezaretçi olarak görev-lendirir. Bu durum daimî nezaretçi defterine yazılır.
(5) Daimî nezaretçinin, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunludur.'' hükmüne; Teknik elemanın görevinin sona ermesi başlıklı 132. maddesinin 3. fıkrasında ''Teknik elemanın, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunludur.'' hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın 124. maddesi ve normlar hiyerarşisi gereğince, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmaktadır.
Normlar hiyerarşisi kuramına göre; hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir.
Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca; idare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmalıdır.
04/02/2015 gün ve 6592 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3213 sayılı Kanunun "Teknik nezaret" başlıklı 31. maddesi başlığı ile birlikte değişikliğe uğrayarak "Daimi nezaret ve teknik eleman" başlığına almış olup, 6592 sayılı Kanunun 16. maddesinin gerekçesinde; madde ile, teknik nezaretçi kaldırılarak iş riski en yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerine daimi olarak bir maden mühendisinin nezareti getirildiği, faaliyetlerin can ve mal emniyeti açısından daha teknik ve güvenilir şekilde yapılarak kazaların en aza indirgenmesinin hedeflendiği, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olarak, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu gözönüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunluluğu getirildiği, mühendis istihdam etmeden maden işletme faaliyetinde bulunulması halinde idari para cezası uygulanması yönünde düzenleme yapıldığı ifade edilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 04/02/2015 gün ve 6592 sayılı Kanun ile değişik 31. maddesi ile de; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na daimi nezaretçi ile işletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak istihdam edilecek maden mühendisi ve görevlendirilecek diğer mühendislerin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

1- Yönetmeliğin 32. maddesinin 17. fıkrasının b bendindeki ''Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir.'' ibaresi yönünden;
Dava konusu edilen Yönetmeliğin 32. maddesinde ''Maden ruhsat sahaları ve/veya hammadde üretim izin sahalarında rezervin verimli bir şekilde değerlendirilmesi, can ve mal/işletme güvenliği tedbirlerinin alınması amacıyla birden fazla ruhsatın birbirine mücavir olarak bulunduğu sahalarda faaliyetlerin ortak bir proje çerçevesinde yapılmasına hak sahiplerinin rızasının olması hâlinde Genel Müdürlük kararı ile ruhsat sahiplerinin rızasının olmaması hâlinde Bakan onayı ile karar verilebilir. Bu amaçla, ortak ruhsat alanları içinde işletme izin alanları, uygun bulunacak termin planları dikkate alınarak yeniden düzenlenebilir. Kamu kurumlarının ortak projeye dahil olacak hammadde üretim izinli sahalarının mevcuttaki rezerv miktarı, hammaddenin fiziksel ve kimyasal kalitesi ve benzeri durumları dikkate alınır. Bakanlıkça ortak proje hazırlanmasına karar verilen ruhsat sahalarında ortak proje hazırlanması için ruhsat sahiplerine altı aya kadar süre verilir. Verilen sürede ortak projenin Genel Müdürlüğe verilmemesi veya ortak projenin Genel Müdürlüğe sunulması ancak katılmayan ruhsat sahiplerinin olması halinde ortak projeye katılmayan ruhsat sahiplerine ait ruhsat sahalarında üretim faaliyetleri durdurulur. Ortak proje verilmemesi halinde; taraflardan herhangi birinin verdiği proje kapsamında Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Ortak proje verilmemesi veya taraflardan birinin verdiği projenin uygun bulunmaması halinde, tüm bedel ve masrafları taraflardan karşılanmak üzere Genel Müdürlükçe kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere proje yaptırılır ve Bakanlıkça değerlendirme yapılır. Genel Müdürlük veya Bakan onayı ile uygun bulunan ortak ve/veya tek taraflı proje kapsamında maden işletme faaliyetleri yürütülmek kaydıyla;
a) Ek-13’e uygun çevre ile uyum planını veya taahhüdünü içeren ortak proje, işletme ruhsat taban bedeli ile Genel Müdürlüğe müracaatta bulunulur.
b) Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir. Faaliyet raporları ayrı ayrı verilir, ruhsat bedeli ve Devlet hakkı ayrı ayrı ödenir.'' hükmü yer almaktadır.
"Kanuni idare ilkesi" ve normlar hiyerarşisi uyarınca, idarenin eylem ve işlemlerinin bir kanuna dayanması, bu eylem ve işlemlerinin kanuna aykırı olmaması, idarenin kanun ile kendisine verilen yetkiyi kanuna uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Maden Kanununun 31. maddesi gereği, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarının Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği açık olmakla birlikte, maddede kurala bağlanan maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde yapılması ve asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdam edilmesi zorunluluğunun lafzi ve amaçsal olarak yorumlanması uyuşmazlığın çözümü için gereklidir.
Yukarıda aktarılan Maden Kanunun 31. maddesi ve madde gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, iş riski yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin can ve mal emniyeti ile kazaların en aza indirgenmesi amacıyla maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin maden mühendisi nezaretinde yapılmasının zorunlu kılındığı anlaşılmıştır. Madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve maden işletmesinin çevre yönünden taşıdığı tehlike dikkate alınarak, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdamı ve işletme faaliyetinin maden mühendisinin gözetiminde yapılması konusunda bir istisna öngörülmemiştir.
Nitekim bu durum, Maden Kanunun 31. maddesi ile de maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde diğer bir ifade ile gözetiminde yapılmasının zorunlu olduğu ifadesiyle ortaya konulmuştur. Buna göre daimi nezaretçi istihdamının zorunlu kılınmasındaki amaç, bu görevin daimi olarak yürütülmesi ve yapılan denetimlerdeki tespit ve önerilerin düzenli olarak kaydedilmesi olduğundan, maden işletme faaliyetinde bulunulan her bir ruhsat için en az bir maden mühendisinin daimi olarak nezaret görevini yürütmesi gerekmektedir.
Buna karşın; Maden Yönetmeliğinin dava konusu 32. maddesinin 17. fıkrasının (b) bendinde, ortak proje kapsamında üretim yapan sahalar hususuna istisnalar getirilmiş olup, belirli durumlarda, tek bir daimi nezaretçinin birden fazla ruhsat sahasına atanabilmesi ve birden fazla işletme faaliyetine nezaret etmesi mümkün kılınmıştır.
Davalı idare tarafından, sektörün ihtiyaçları göz önüne alınarak, zaman içinde yaşanan ve tecrübe edinilen hususlar sonucu tesis edilen dava konusu düzenlemelerde, işletme güvenliği açısından tek noktadan kontrolün sağlanması amacıyla bir daimi nezaretçi atanmasının öngörüldüğü savunulmuşsa da, Maden Kanunun 31. maddesi, madde gerekçesi ve teknik nezaretçi yerine daimi nezaretçi istihdamı ile madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki can ve mal emniyetinin gereği gibi sağlanmasındaki kanun koyucunun iradesi dikkate alındığında, bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Bununla birlikte; Maden Yönetmeliğinin 126. maddesinde, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları kurala bağlanmış olup; bu maddenin (ç) bendinde, daimi nezaretçinin, atandığı ve sorumlu olduğu işletmenin faaliyetlerinin projeye uygunluğunu işletme faaliyetinde bulunulan her gün inceleyerek tespitlerini ve önerilerini daimi nezaretçi defterine en az haftada bir kaydetmek zorunda olduğu, bu süre içerisinde işletmede yeni bir durumun ortaya çıkması halinde bu hususun aynı gün deftere kaydedileceği, aksi takdirde daimi nezaretçinin Genel Müdürlükçe uyarılacağı, daimi nezaretçinin, işletme projesine aykırı faaliyetin işletme açısından tehlikeli durum oluşturduğunu tespit etmesi halinde bu durumu işverene bildireceği, işverenin, üretim/üretime yönelik faaliyetleri derhal durduracağı belirtilmiştir.
Daimi nezaretçinin, maden ruhsat sahasındaki görev, yetki ve sorumlulukları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, birden fazla ruhsat sahasına bir daimi nezaretçinin atanması madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve çevre yönünden oluşabilecek tehlikeli durumlara derhal müdahale edilebilmesi ve gereken tedbirlerin alınması konusunda sorunları beraberinde getirecektir. Nitekim; bu durum daimi nezaretçinin, atandığı ve sorumlu olduğu işletmenin faaliyetlerinin projeye uygunluğunu işletme faaliyetinde bulunulan her gün incelemesi ve tehlikeli bir durum oluştuğunda faaliyetin derhal durdurulması gerekliliğine ilişkin Maden Yönetmeliğinin 125. maddesinin (ç) bendinin uygulanmasını da bertaraf edecektir.
Bu itibarla; Maden Yönetmeliğinin 32. maddesinin 17. fıkrasının b bendinde, dayanak norm olan 3213 sayılı Maden Kanunun 31. maddesinin lafzi ve amaçsal yorumuna aykırı olarak birden fazla ruhsat sahasına bir daimi nezaretçi atanabilmesini mümkün kılınması nedeniyle kanuni idare ilkesine ve normlar hiyerarşisi ilkesinin ihlal edildiği anlaşıldığından, bu fıkra yönünden dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır.

3. Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin "Talebin Değerlendirilmesi" başlıklı 54. maddesinin 2. fıkrasında ''Kamu kurum ve kuruluşlarının altı aydan az süreli ve toplam bin tondan az olan miktarlardaki hammadde talepleri, talep edilen alanda yürüyen ruhsat hakları yok ise mahallinde tetkik yapılmadan da karşılanabilir. Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur. Ancak teknik ve emniyet yönünden meydana gelecek tüm olaylarda sorumluluk izin sahibi kamu kurum ve kuruluşuna aittir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
"Kanuni idare ilkesi" ve normlar hiyerarşisi uyarınca, idarenin eylem ve işlemlerinin bir kanuna dayanması, bu eylem ve işlemlerinin kanuna aykırı olmaması, idarenin kanun ile kendisine verilen yetkiyi kanuna uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Maden Kanunu'nun 31. maddesinde ''Kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılır. Maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunludur.'' düzenlemesi yer almakta iken; dava konusu düzenleme ile Kamu kurum ve kuruluşlarının altı aydan az süreli ve toplam bin tondan az olan miktarlardaki üretim faaliyetlerinin daimî nezaretçi gözetiminde yapılması zorunluluğunun kaldırıldığı görülmektedir.
Davalı İdare tarafından, Maden Kanunun 31. maddesine göre işletme faaliyetleri maden mühendisi nezaretinde yapılmak zorunda olduğu, hammadde üretim sahalarında ise maden ruhsatı düzenlemesi değil Maden Kanunun 14. maddesine göre hammadde üretim izni verilmesi neticesinde faaliyet gösterdiği, daimi nezaretçi zorunluluğunun maden ruhsat sahaları için getirildiği ancak hammadde üretim izni sahaları için böyle bir zorunluluğun söz konusu olmadığı, söz konusu hammadde üretiminin, cevherin herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulmadan sevkiyatına dayalı olması sebebiyle bir günden daha kısa sürede dahi yapılabileceği, daimi nezaretçinin ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine haftada en az bir kez kaydetmek ve işletmede yeni veya riskli bir durumun ortaya çıkması halinde bunu aynı gün kaydetme zorunluluğunun bulunduğu gözetildiğinde hammadde üretim izinli sahalarda bu hükmün uygulanabilirliğinin olmadığı, yapılacak üretimin üst limitinin düşük olması ve üretim süresinin de kısa olması sebebiyle ilgili sahalarda daimi nezaretçi atanması zorunluluğuna gerek duyulmadığı savunulmuş ise de; Maden Kanunun 31. maddesi ve madde gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, iş riski yüksek olan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin can ve mal emniyeti ile kazaların en aza indirgenmesi amacıyla maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin maden mühendisi nezaretinde yapılmasının zorunlu kılındığı anlaşılmıştır. Madencilik faaliyetini yürüten maden işçilerinin can güvenliği ve maden işletmesinin çevre yönünden taşıdığı tehlike dikkate alınarak, maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisinin daimi olarak istihdamı ve işletme faaliyetinin maden mühendisinin gözetiminde yapılması konusunda bir istisna öngörülmemiştir.
Nitekim bu durum, maddede maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinin, maden mühendisi nezaretinde diğer bir ifade ile gözetiminde yapılmasının zorunlu olduğu ifadesi ile ortaya konulmuştur. Teknik nezaretçinin kaldırılarak, daimi nezaretçi istihdamının zorunlu kılınmasındaki amaç, bu görevin daimi olarak yürütülmesi ve yapılan denetimlerdeki tespit ve önerilerin düzenli olarak kaydedilmesi olduğundan, maden işletme faaliyetinde bulunulan her bir ruhsat için en az bir maden mühendisinin daimi olarak nezaret görevini yürütmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; Maden Yönetmeliğinin 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresinin kanuni idare ilkesine ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğundan, bu fıkra yönünden kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır.

3) 11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası yönünden;
Yönetmeliğin "Daimî nezaretçinin görevinin sona ermesi" başlıklı 128. maddesinin 5. fıkrasında; daimî nezaretçinin, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunlu olduğu; "Teknik elemanın görevinin sona ermesi" başlıklı 132. maddesinin 3. fıkrasında;Teknik elemanın, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunlu olduğu hususuna yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'na 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 118. maddesi ile eklenen Ek 18. maddesi uyarınca; MAPEG'in görev alanına giren konulara ilişkin her türlü tebligatı, kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya kurumsal elektronik tebligat sistemi (e-Tebligat) yoluyla ilgilisine tebliğ edeceği hükmü karşısında, bakılan dava hakkında karar verildiği tarih itibariyle Yönetmeliğin daimi nezaretçi/teknik elemanın (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunluluğuna ilişkin düzenlemelerde belirtilen ibarelerinin yasal zemine kavuşmuş olması nedeniyle dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Yönetmeliğin 32. maddesinin 17. fıkrasının b bendindeki ''Ortak proje kapsamında üretim yapan sahalara ayrı ayrı daimî nezaretçi atanabileceği gibi bir daimî nezaretçi de atanabilir.'' ibaresi yönünden İPTALİNE oybirliği ile,
2.Yönetmeliğin 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresi yönünden İPTALİNE oyçokluğu ile,
3.11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası bakımından DAVANIN REDDDİNE oyçokluğu ile,
4. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan... TL tutarın davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...- TL yargılama giderinin yarısı olan ...TL tutar ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
19/02/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Dava konusu, 11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin; 128. maddesinin 5. fıkrası ile 132. maddesinin 3. fıkrası yönünden,
Yönetmeliğin "Daimî nezaretçinin görevinin sona ermesi" başlıklı 128. maddesinin 5. fıkrasında; daimî nezaretçinin, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunlu olduğu; "Teknik elemanın görevinin sona ermesi" başlıklı 132. maddesinin 3. fıkrasında;Teknik elemanın, kendisine yapılacak tebligatlar için Genel Müdürlüğe aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresi (KEP) veya UETS adresini bildirmesi zorunlu olduğu hususuna yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun, "Elektronik tebligat" başlıklı, 7/a maddesinde dava açıldığı tarihte yürürlükte olduğu şekliyle, "Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur." hükmü mevcut iken; anılan madde 28/2/2018 tarih ve 7101 sayılı Yasanın 48 maddesi ile, "Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
1. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.
2. 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler.
3. Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.
4. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri.
5. Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.
6. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları.
7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri.
8. Noterler.
9. Baro levhasına yazılı avukatlar.
10. Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler.
11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim.
Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur." şeklinde değiştirilmiştir.
Tebligat Kanununun dava açıldığı tarihteki hükümlerinde; tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabileceği, ve yalnızca anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunluluğu düzenlenmiş iken, 28.2.2018 tarihli değişiklik ile bu husus zorunlu hale getirilmiş ve gerek o tarihte gerekse halen yürürlükte olan hükümlerde elektronik yolla tebligat yapılması zorunluluğu getirilen gerçek ve tüzel kişiler sayma yoluyla belirtilmiş ve bunlar dışındaki kişilere kayıtlı elektronik posta adresi edinme zorunluluğu getirilmemiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu ve 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılacak tebligatların ve Bakanlığa yapılacak bildirimlerin kayıtlı elektronik posta adresi üzerinden iletilmesini "Daimi Nezaretçi" ve "Teknik Eleman" açısından zorunlu kılan hüküm bulunmadığı, ancak dava konusu Yönetmelik hükümleri ile tebligatların kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılmasının zorunlu hale getirildiği, idarenin düzenleyici işlem tesis etme yetkisinin sınırsız olmadığı, daha önce kanunla düzenlenmeyen bir alanda idarenin düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı gözönüne alındığında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı
sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY :
(XX)- Dava konusu, 11.12.2022 tarih ve 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Maden Yönetmeliği"nin; 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresi yönünden,
Yönetmeliğin Talebin Değerlendirilmesi başlıklı 54. maddesinin 2. fıkrasında ''Kamu kurum ve kuruluşlarının altı aydan az süreli ve toplam bin tondan az olan miktarlardaki hammadde talepleri, talep edilen alanda yürüyen ruhsat hakları yok ise mahallinde tetkik yapılmadan da karşılanabilir. Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur. Ancak teknik ve emniyet yönünden meydana gelecek tüm olaylarda sorumluluk izin sahibi kamu kurum ve kuruluşuna aittir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasanın 124. maddesi ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanmaktadır.
Maden Kanunun "Daimi nezaret ve teknik eleman" başlıklı 31. maddesinde; "Kaynak tuzlaları hariç olmak üzere maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılır. Maden ruhsat sahalarındaki işletme faaliyetlerinde asgari bir maden mühendisi daimi olmak üzere, işletme tekniği, büyüklüğü ve yapısal durumu göz önüne alınarak diğer meslek disiplinlerinden mühendis istihdam edilmesi zorunludur. Daimi nezaretçi ile vardiyalı çalışan işletmelerde işletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak her vardiyada zorunlu olarak istihdam edilecek maden mühendisi ve görevlendirilecek diğer mühendislerin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esasları Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 04/02/2015 gün ve 6592 sayılı Kanun ile değişik 31. maddesi ile de; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na daimi nezaretçi ile işletmenin büyüklüğü ve niteliği esas alınarak istihdam edilecek maden mühendisi ve görevlendirilecek diğer mühendislerin görev, yetki ve sorumlulukları, atanma usul ve esasları, eğitimi, çalışma usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.
Maden Kanunun 31. maddesine göre işletme faaliyetleri maden mühendisi nezaretinde yapılmak zorunda olduğu, hammadde üretim sahalarında ise maden ruhsatı düzenlemesi değil Maden Kanunun 14. maddesine göre hammadde üretim izni verilmesi neticesinde faaliyet gösterdiği, yapılacak üretimin üst limitinin düşük olması ve üretim süresinin de kısa olması sebebiyle ilgili sahalarda daimi nezaretçi atanması zorunluluğuna gerek duyulmayacağı ve davalı idarenin düzenleme yetkisi gözönüne alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı
sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava Maden Yönetmeliği"nin; 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen; "Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimî nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur." ibaresi yönünden reddi gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.