WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/5852 E.  ,  2025/1512 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5852
Karar No : 2025/1512

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davalı idareye ait ve sabitlenmemiş olduğu ileri sürülen demirden kale direğinin üzerine düşmesi sonucu 08/09/2020 tarihinde oğulları/kardeşleri ...'nın vefat etmesi olayında, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, anne ... için şimdilik 5.000,00-TL, baba ... için şimdilik 5.000,00-TL destekten yoksun kalma/maddi tazminatın, yine baba ... için 160.000,00-TL, anne ... için 160.000,00-TL, abisi ... için 100.000,00-TL, diğer abisi ... için 100.000,00-TL, ikiz kardeşi ... için 130.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 660.000,00-TL tutarında tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; olayda, davacılar tarafından davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde yapılan ilk başvuru dilekçesinin incelenmesinden; zararın, olayın/fiilin ve muhatap idarenin bilindiği, olayın niteliği göz önüne alındığında olayın ve zararın sonradan öğrenildiği yahut yeni bir hukuki/fiili durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde yapılan (ilk) başvurunun zımnen reddi tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde ve en son 30/07/2021 tarihinde ancak anılan tarihin adli tatile gelmesi sebebiyle adli tatilin bitimini takiben 07/09/2021 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 19/08/2022 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun dava açma süresinin yeniden ihya etmeyeceği göz önüne alındığında 29/09/2022 tarihinde açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15 inci maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca süre aşımı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı dosyada soruşturmaya devam edildiği, soruşturma sürecinde alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediği, henüz soruşturma aşamasının tamamlanmadığı, ceza davasının açılmadığı ve kovuşturma tamamlanmadığından sorumlu idarenin halen netleşmediği, bu nedenle süre aşımının söz konusu olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar tarafından, oğulları/kardeşleri ...'nın 09/08/2020 tarihinde Konya Ereğli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ait olduğu belirtilen ... Parkındaki beton futbol sahasında futbol oynarken, kale direğinin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle toplam 1.250.00,00-TL maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı idarece anılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiği, davacılar vekili tarafından yeniden 19/08/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun da zımnen reddi üzerine 29/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan mevzuattan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın bütün yönleriyle kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme veya savcılık soruşturması veya kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun'da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştay'ın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin başlatılması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
Somut olayda dava dosyasının incelenmesinden, idarenin kusuru ve bu kusurun doğurduğu zararın, ölüm olayından sonra yapılan -ceza soruşturması da dâhil- değişik araştırma ve incelemelerle ortaya çıktığı, bu itibarla davacıların ortaya çıkan bu yeni durum nedeniyle olayda idarenin kusurunu ve bu kusurun doğurduğu zararı öğrendiklerini söyleyebilmeyi mümkün kılan herhangi bir durum tespit edilememiştir.
İlk Derece Mahkemesi de dava açma süresinin hesabında bu yönde bir tespitte bulunamadığı gibi davacıların da idarenin kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararı, başka deyişle eylemin idarîliğinin ne zaman öğrenildiği ya da eylemin idarîliği ihtimaline ne zaman kanaat getirildiği hakkında herhangi bir olay ve olgu ileri sürmemeleri nedeniyle 2577 sayılı Kanun‟un 13. maddesinde yer alan bir yıllık süreyi, olayın meydana geldiği 09/08/2020 tarihinden ve bu bir yıllık süre içinde davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinden tarihten itibaren işleterek davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönünde hüküm kurmuştur.
Diğer taraftan, davacıların olayda idarenin kusurunu ve bu kusurun doğurduğu zararı öğrendiklerini söyleyebilmeyi mümkün kılan yeni bir durum ortaya çıkması halinde, bu yeni duruma istinaden açacakları davada dava açma süresi bu yeni duruma göre değerlendirileceğinden, bu aşamada İlk Derece Mahkemesince zararı doğuran olayın meydana geldiği tarih esas alınarak bu tarihten itibaren bir yıl içinde idareye tazmin talepli başvuru yaparak açık veya zımni red cevabı üzerine 60 günlük dava açma sürecinde davalarını açmamaları sebebiyle bakılan davada süre aşımı bulunduğu şeklinde yapılan değerlendirmenin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Davanın, davacıların oğulları/kardeşleri ...'nın 09/08/2020 tarihinde Konya Ereğli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ait olduğu belirtilen ... Parkındaki beton futbol sahasında futbol oynarken, kale direğinin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle toplam 1.250.00,00-TL maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı idarece anılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiği, davacılar vekili tarafından yeniden 19/08/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun da zımnen reddi üzerine 29/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Dava açma süresi' başlıklı 7. maddesinde; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler; idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,...tarihi izleyen günden başlar...İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.", 'İdari makamların sükutu' başlıklı 10. maddesinde; "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.", 'Üst makamlara başvurma' başlıklı 11. maddesinde; "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava konusu uyuşmazlığa esas ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle,"Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinin hüküm altına alındığı ancak 10. maddenin anılan düzenlemesine benzer bir hükme yer verilmediği görülmektedir.
14/07/2021 tarih ve 31541 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe giren 1. ve 3. maddeleriyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. ve 13. maddelerinde yer alan ilgililerce yapılan başvurulara cevap vermeye ilişkin "altmış" günlük sürelerin "otuz" gün olarak değiştirildiği düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından olayda, davacılar tarafından davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde yapılan ilk başvuru dilekçesinin incelenmesinden; zararın, olayın/fiilin ve muhatap idarenin bilindiği, olayın niteliği göz önüne alındığında olayın ve zararın sonradan öğrenildiği yahut yeni bir hukuki/fiili durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde yapılan (ilk) başvurunun zımnen reddi tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde ve en son 30/07/2021 tarihinde ancak anılan tarihin adli tatile gelmesi sebebiyle adli tatilin bitimini takiben 07/09/2021 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 19/08/2022 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun dava açma süresinin yeniden ihya etmeyeceği göz önüne alındığında 29/09/2022 tarihinde açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15 inci maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca süre aşımı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla İlk derece mahkemesi tarafından olayda 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde yapılan (ilk) başvurunun zımnen reddi tarihi hesaplanırken 14/07/2021 tarih ve 31541 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun düzenlemesi geriye dönük ve hatalı uygulanarak 30 gün olarak hesaplandığı, oysa ki anılan tarihte aktarılan mevzuat düzenlemesinin yürürlükte olmadığı, dolayısıyla zımni ret süresinin dava konusu olayda 60 gün olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde dava açma süresi 28/09/2021 tarihinde sona ermektedir.
Diğer taraftan davacılar vekili tarafından yeniden 19/08/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun da zımnen reddi üzerine 29/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile işbu davanın açıldığı 28/09/2021 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 19/08/2022 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun dava açma süresinin yeniden ihya etmeyeceği göz önüne alındığında 29/09/2022 tarihinde açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15 inci maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca süre aşımı yönünden davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf başvurularının reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

KARŞI OY :
(XX)-Davanın, davacıların oğulları/kardeşleri ...'nın 09/08/2020 tarihinde Konya Ereğli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ait olduğu belirtilen ... Parkındaki beton futbol sahasında futbol oynarken, kale direğinin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle toplam 1.250.00,00-TL maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye 26/05/2021 (davalı idare kaydına giriş tarihi 31/05/2021) tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı idarece anılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiği, davacılar vekili tarafından yeniden 19/08/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun da zımnen reddi üzerine 29/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun -davaya konu önkarar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında; "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu olayda, ...'nın davalı Belediyeye ait parkta futbol oynarken, kale direğinin üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybettiği olayın 09/08/2020 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 29/09/2022 tarihinde yani eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde açıldığı, süre gibi dava açmaya ilişkin usûl koşulları birden fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise, mahkemeye erişim hakkı kapsamında bireylerin dava açma haklarını engelleyecek şekilde katı bir yoruma tabi tutulmaması gerektiği, dolayısıyla davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15 inci maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca süre aşımı yönünden davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf başvurularının reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.