WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/5367 E.  ,  2025/1275 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5367
Karar No : 2025/1275

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalılar) 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili : Av....
2- ... Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...
3- (Davacı) ... Turizm Tic.ve San. A. Ş.
Vekili : Av. ...

4- (Davacı Yanında Davaya Katılan) ... Anonim Şirketi
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2019 tarih ve E:2018/828, K:2019/2797 sayılı bozma kararına uyularak verilen, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti: Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, davacı ve davacı yanında müdahil tarafından, kararın aleyhe ilişkin kısımlarının bozulması, lehe ilişkin kısımlarının onanması gerektiği savunulmuş olup, davalı ... Genel Müdürlüğünce savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından , davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Dava, filo araç kiralama işi ile iştigal eden davacı şirket tarafından, 56 adet araçtan 41 adedinin 15.05.2006 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesi ile ......Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'nin ...Sokak, No:... ...- ... adresinde bulunan fabrikasının otoparkındayken ... çevreleyen duvarların çökmesi üzerine yağmur sularının otoparka dolması nedeniyle araçlardaki hasar miktarı, tamir süresi ve kira geliri kaybı nedeniyle 882.030,59 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, meydana gelen zararlarla ilgili olarak alınan bilirkişi raporları ile belirlenen kusur oranları da dikkate alındığında, davacının uğramış olduğu toplam 872.401,56-TL zararın %10'u olan 87.240,16-TL'lik tutarından davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu, zararın %15 nispetindeki 130.860,23-TL'lik kısmından ise ... Su ve Kanalizasyon İdaresinin (...) sorumlu olduğu, bu tutarın üstündeki kısımlardan ise davalı idarelere sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle, davacı tarafından uğranıldığı öne sürülerek talep edilen 882.030,59- TL maddi zararın, 218.100,39-TL'ye ilişkin kısmının kabulüne, 663.930,20-TL kısmı yönünden davanın reddine, kabul edilen tazminat üzerinden 14.898,44-TL karar harcı alınması gerektiğinden, davanın başında davacı tarafından yatırılan 11.914,00-TL tutarın mahsubu ile kalan 2.984,44- TL harcın davacıdan tahsili için vergi dairesine müzekkere yazılmasına, dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlandığından dökümü yapılan 20.072,04-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 5.018,01-TL'lik kısmının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, diğer yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, faiz talebi hakkında Mahkeme tarafından karar verilmediği, kusur noktasında davalı idarelerin kusurlu olduğundan eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı, hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştay'ın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, davalı idarelerin olaydaki hizmet kusurlarının tespiti, kusur oranlarının tayini, müterafik kusur oranı ve hükmedilen maddi tazminat tutarı yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

A- Temyize konu Mahkeme kararında hükmedilen maddi tazminat tutarına faiz işletilmemesi hususuna ilişkin yapılan incelemede:
Davacının idareye başvuru yaptığı tarihte yürürlükte bulunan, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibâren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır. Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle, yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
İdarenin işlem, eylem ve faaliyetleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; eksilen ya da yoksun kalınan maddî değerin tazmininin zaman içinde gecikmesi, bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır.
Faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse, ödenecek faiz kanuni (yasal) faizdir. Kanuni faiz oranı kanun ile belirlenir. Sözleşmeden doğan anapara veya temerrüt faizi oranlarının sözleşmede gösterilmemiş olduğu hallerde ve anapara faizi ile temerrüt faizinin doğrudan doğruya kanundan doğduğu hallerde “kanuni faiz oranları” uygulanır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket tarafından davalı idarelere dava konusu maddi tazminatın ödenmesi maksadıyla Üsküdar .... Noterliği aracılığıyla ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile başvuruda bulunmasının devamında açılan işbu temyize konu davada, dava dilekçesinde toplam 882.030,59 TL maddi zararının, olay tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmesine rağmen, ... İdare Mahkemesince faize ilişkin hüküm verilmediği görülmektedir.
Bu durumda; yukarıda yer verilen açıklamalar gereğince davacı şirket lehine hükmedilen maddi tazminat tutarlarına idarelere yapılan başvuru (07/12/2007 tarihli noter ihtarnamesi) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak, ... İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 3- Kabul edilen tazminat miktarının 87.240,16-TL'lik kısmının davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, 4- Kabul edilen tazminat miktarının 130.860,23-TL'lik kısmının davalı ... Su ve Kanalizasyon İdaresinden alınarak davacıya verilmesine, ifadelerinden sonra ayrı ayrı ''davalı idarelere başvuru tarihi olan 07/12/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.

B- Temyize konu Mahkeme kararında yer verilen yargılama giderleri ve karar harcına ilişkin yapılan incelemede:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332/1 maddesinde; yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği hüküm altına alınmıştır. Bu bakımından, Yargılama giderlerine hükmedilmesinin kamu düzeninden olması nedeniyle, re'sen incelenmesi gerekmektedir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2 nci maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 11 inci maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15 nci maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16 ncı maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21 inci maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28 inci maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31) oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Aktarılan Kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanacak nispi karar harcının ise tümüyle, haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında, temyiz incelemesine konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında kabul edilen tazminat üzerinden 14.898,44-TL karar harcı alınması gerektiğinden, davanın başında davacı tarafından yatırılan 11.914,00-TL tutarın mahsubu ile kalan 2.984,44-TL harcın davacıdan tahsili için vergi dairesine müzekkere yazılmasına, ayrıca karar sonunda yer verilen yargılama giderleri tablosuna da 14.898,44-TL karar harcının dahil edilerek verilen kararın (5) numaralı başlığında haklılık oranına göre tahsiline karar verilmişse de, hükmedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan nispi karar harcının davalı idarelerce haklı çıkan taraf olan davacıya ödenmesi gerektiği ayrıca anılan nispi karar harcının da yargılama giderleri kısmına mükerrer olacak şekilde dahil edilmemesi gerektiği tartışmasızdır.
Bu durumda; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca,.... İdare Mahkemesinin 30/05/2022 tarih ve E:2020/1746, K:2022/1057 sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasına, ''2- Kabul edilen tazminat üzerinden 14.898,44-TL karar harcı alınması gerektiğinden, davanın başında davacı tarafından yatırılan 11.914,00-TL tutarın mahsubu ile kalan 2.984,44- TL harcın davacıdan tahsili için vergi dairesine müzekkere yazılmasına, hesap edilen 14.898,44-TL karar harcının davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine'', ayrıca yargılama giderlerine ilişkin kurulan hükmün de karar harcı tutarı haricinde kalan kısmının '' 5- Dava kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 5.173,60-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 1.293,40-TL'lik kısmının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, diğer yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına'' şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idareler ve davacının temyiz istemlerinin reddi ile kararın hüküm fıkrasında yer alan yasal faiz, karar harcı ve yargılama giderlerine ilişkin ibarelerin yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.