Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5325 E. , 2025/400 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5325
Karar No : 2025/400
DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” ibaresi ile ... tarih ve ... sayılı yazının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Öğretmenliğe atanacakların alanlara göre mezun oldukları yükseköğretim programının belirlenmesinin Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca yayımlanan Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esasları doğrultusunda yapıldığı, bu Esaslara ekli çizelgenin 68. maddesinde atamaya esas alan olarak rehberlik alanının yer aldığı, bu alana atama yapılabilecek yükseköğretim programı/fakülte olarak da Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü/Anabilim Dalı, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü/Anabilim Dalı ve Psikoloji Bölümünün sayıldığı, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esasların "Başvuru ve Yerleştirme" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı kararıyla anılan düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, yargı kararlarının kararda yer alan gerekçelere uygun olarak idarelerce gereğinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, ancak davalı idarece yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemin, kararın gerekçesini karşılamadığı gibi Psikoloji Bölümü mezunlarının haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, anılan kararın gerekçesinde, Psikoloji Bölümü mezunlarının rehberlik alanında formasyon eğitimi alması ve bu alanda atamalarının yapılmasının hukuka aykırı olduğu yönünde bir tespitte bulunulmadığı, üniversitelerce açılacak olan pedagojik formasyon sertifika programlarının kontenjanları ile bu programlara başvuru şartlarının üniversite senatolarınca belirlenmesine ilişkin usulün hukuka aykırı olduğunun tespitine yönelik olduğu, bir başka anlatımla; pedagojik formasyon eğitimi sertifika programı açılmasına izin verilen üniversitelerin, bu programların başvuru şartları ile kontenjanlarının belirlenmesi noktasında sahip oldukları yetkinin hukuka aykırı olduğu, bu hususların Milli Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde bulunmak suretiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na ait olduğu, fakat davalı idarece, yargı kararının uygulanmasına yönelik olarak kararda belirtilen hukuka aykırılığın giderilmesine ilişkin olarak başvuru şartlarını ve kontenjan sayılarını belirleme yetkisinin Kurul uhdesine alınması gerekirken, Psikoloji Bölümü mezunları için pedagojik formasyon eğitimi sertifika programı açılmaması yoluna gidildiği, anılan düzenlemenin, yargı kararının gereğinin yerine getirilmesinden uzak olduğu, bu durumun, Anayasanın gerek 42. maddesine gerekse 70. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu düzenleme ile Psikoloji Bölümü mezunlarının eğitim alma hakkı, çalışma hakkı ve kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiği, dava konusu düzenleme ve yazının iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, ehliyet yönünden davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.Esasa ilişkin olarak, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul Ve Esasların 'Başvuru ve Yerleştirme' başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı kararıyla anılan düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, anılan kararın gereğinin yerine getirilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin tesis edildiği, anılan davada davacı derneğin dava açma ehliyeti dikkate alınarak sadece Psikoloji Bölümü mezunları yönünden kararın uygulandığı, öğretmen adaylarını seçme ve atama yetkisinin Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğu, atamaya esas alanların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından öğretmenlik yapılacak alanda verilecek dersler ile bu dersleri verebilecek alanlara ilişkin inceleme ve değerlendirmeler yapılarak belirlendiği, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel, yaygın ve örgün eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanacakların atamalarına esas alanlar ile mezun oldukları yükseköğretim programları ve aylık karşılığı okutacakları derslerin belirlenmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esasları, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Kararı ile belirlendiği, eğitim fakültelerinde ilköğretime ve ortaöğretime öğretmen yetiştiren programlara öğrenci alımının devam ettiği, öğrenci alımı devam eden öğretmenlik programlarına kaynaklık eden diğer alanlarda öğrencilerin hak mahrumiyetine uğramasını engellemek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı planlaması çerçevesinde Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın... tarih ve ... sayılı Kararında yer alan alanlarda pedagojik formasyon sertifika eğitiminin verildiği, buna göre 88 farklı öğretmenlik alanının bulunduğu, bu alanlarda öğretmen yetiştirmenin, başta eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri, ilahiyat/ilahi ilimler fakülteleri, spor bilimleri fakülteleri tarafından gerçekleştirildiği, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin kapatılmasından sonra bu alanlarda öğretmen ihtiyacının pedagojik formasyon yoluyla sağlandığı, yine Adalet, Ayakkabı ve Saraciye Teknolojisi, El Sanatları Teknolojisi, Endüstriyel ve Otomasyon Teknolojileri, Gemi Yapımı, Gıda Teknolojisi, Grafik ve Fotoğraf, Harita Tapu Kadastro, İnşaat Teknolojisi, Kuyumculuk Teknolojisi, Metal Teknolojisi, Mobilya ve İç Mekan Tasarımı, Raylı Sistemler Teknolojisi gibi bazı alanlarda öğretmen yetiştirme görevinin Teknik Eğitim Fakülteleri, Mesleki Eğitim Fakülteleri, Mesleki ve Teknik Eğitim Fakülteleri, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakülteleri ile Endüstriyel Sanatlar Eğitimi Fakülteleri’nde gerçekleşmekteyken, bu fakültelerin... sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kapatıldığı, bu alanlarda öğretmen yetiştirme ihtiyacının “Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı” ile karşılandığı, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tarafından İzin Verilecek Üniversitelerce Uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Usul Esaslar’da, üniversitelerin program açabilmesi için bazı koşulların belirlendiği, gerek Uygulama Öğrencilerinin Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Yönerge gerekse Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tarafından İzin Verilecek Üniversitelerce Uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul Esaslar değerlendirildiğinde, üniversitelerin sınırlı sayıda fakültelerinde Pedagojik Formasyon Eğitimi Programının açılabileceği ve sınırlı sayıda öğrenci kontenjanın belirleneceği, her üniversitenin bu şartları sağlamasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi 209 üniversitenin de bu programı açmasının söz konusu olmayacağı, Talim Terbiye Kurulu’nun ... sayılı Kararı’nda Rehberlik için; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü/ Anabilim Dalı ve Psikoloji Bölümü’nden mezun olanların atanabildiği, bu alanlar arasında sadece Psikoloji Bölümü mezunlarının Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifikası almaları halinde atanacakları, bu çerçevede Psikoloji Bölümü’nün rehberlik alanına atamaya esas alanları arasından çıkarılması hususunda Talim Terbiye Kurulu’nca bir karar alınması halinde yükseköğretim kurumlarında bu bölüm mezunları için pedagojik formasyon eğitimi sertifika programı açılmasının mümkün olmayacağı, üniversitelerde “pedagojik formasyon bölümü” adı altında bir bölüm olmadığı, dolayısıyla YÖK’ün buna dönük herhangi bir kontenjan belirleme konusunda görevinin bulunmadığı, Kurul’un esasen ön lisans ve lisans düzeyinde programlar için kontenjan belirlediği, pedagojik formasyon programlarının üniversiteler bünyesinde açılan kurs niteliğinde olduğu, bu kurslara ilişkin başvuru şartlarının ilgili çerçeve usul esaslar dahilinde üniversiteler tarafından belirlendiği, pedagojik formasyon sertifika programlarının, üniversiteler içinde yer alan bölümler bünyesinde değil sürekli eğitim merkezlerinde ya da rektörlükler tarafından oluşturulacak bir birim bünyesinde açıldığı, pedagojik formasyon eğitimi sertifika programı ile ilgili başvuru koşulları ve kontenjanların zaman zaman YÖK tarafından belirlendiği, YÖK’ün asli görevleri arasında bu kurslara dönük kontenjan ve başvuru koşulları belirleme yetkisinin bulunmadığı, geçmişte yaşanan bazı sorunlar dikkate alınarak eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinin alt yapı imkanlarının, öğretim üyesi yeterliliğinin ve ildeki öğretmenlik uygulaması yapılacak okullarda yeterli öğretmenlerin bulunması gerektiği hususunun dikkate alınması gerektiğinin çerçeve usul esaslarda belirtildiği, üniversitelerin pedagojik formasyon eğitim sertifika programı açarken İl Milli Eğitim Müdürlükleri ile koordinasyon halinde uygulama yapılacak okulların ve sınıfların fiziki yeterliliklerini, öğretmenlik uygulamasına rehberlik edecek öğretmenlerin sayıca yeterliliğini dikkate alarak kontenjan belirlemeleri gerektiği, dava konusu düzenleme ve yazının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemlerin iptaline, yargılama giderleri yönünden ise haklılık oranına göre karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Yükseköğretim Genel Kurulunun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen; “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığa konu düzenleyici işlem, yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacına yönelik olduğu için hukuki değerlendirmenin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca; idarenin, yargı kararlarının gereklerini yerine getirmekle zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmesi ya da eylemde bulunması Anayasa'nın 2. maddesinde kabul edilen "hukuk devleti" ilkesinin bir gereğidir.
Dosyanın incelenmesinden, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında kabul edilen Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. Fıkrasında; "Programa başvuran adaylar, program açılan alanlar itibarıyla ilgili üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, ildeki okulların kapasitesi ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları göz önünde bulundurularak üniversite senatolarınca belirlenen kontenjanlar ve kriterler çerçevesinde açılan programlara yerleştirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan fıkranın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan başka bir davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı kararı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından Milli Eğitim Bakanlığıyla işbirliği ile program ve kontenjanların belirlenmesi gerekirken senatoya yetki veren düzenleme hukuka aykırı bulunarak, davacı Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği'nin dava açma ehliyeti çerçevesinde, "Rehberlik Alanına" yapılacak atamalarda "Psikoloji Bölümü" mezunları yönünden dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bu karara itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/10/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/420 sayılı kararı ile düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığından bahisle davalı idarenin itirazı kabul edilerek düzenlemenin yürütmesinin durdurulması istemi reddedilmiştir.
Ancak anılan itiraz kararı idareye tebliğ edilmeden önce davalı idare tarafından yukarıda belirtilen, Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla, Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararıyla, 'Yükseköğretim Kurulu tarafından izin verilen üniversitelerce uygulanacak Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına dava konusu; “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” cümlesi eklenmiştir.
Bu arada Türk Psikologlar Derneği tarafından, davalı idarece, psikoloji bölümü mezunları için pedagojik formasyon eğitimi sertifika programı açılmaması yoluna gidildiği başka bir anlatımla yargı kararının gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle 29/07/2022 tarihinde açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesince 12/10/2022 tarihinde verilen karar ile Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 Tarihli Kararının; “Danıştay Sekizinci Dairesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı Uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına Devam Eden Adayların Statülerinin Korunması Şartıyla" ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması hakkındaki istemin reddine; "... Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Alanı Hariç" ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması hakkındaki istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Belirtilen süreç gereği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca hukuka uygun bulunan Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrası uygulanmaya devam edeceğinden, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen yürütmenin durdurulması kararının hukuk aleminde etki ve sonuç doğurmayacağı başka bir anlatımla üst kurul kararı uyarınca uygulanma kabiliyetine haiz olamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacına yönelik olarak, Yükseköğretim Genel Kurulunun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümlenin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/02/2025 tarihinde, davacı dernek vekili Av. ...'nın ve davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usule yönelik itirazı kabul edilmeyerek işin esası incelendi:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasamızın 'Mahkemelerin bağımsızlığı' başlıklı 138. maddesinde; "...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Kararların sonuçları' başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” ibaresi ile ... tarih ve ... sayılı yazı yönünden yapılan inceleme:
Uyuşmazlığın evveliyatında; 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararında, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasında; "Programa başvuran adaylar, program açılan alanlar itibarıyla ilgili üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, ildeki okulların kapasitesi ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları göz önünde bulundurularak üniversite senatolarınca belirlenen kontenjanlar ve kriterler çerçevesinde açılan programlara yerleştirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan fıkranın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı kararıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından Milli Eğitim Bakanlığıyla işbirliği ile program ve kontenjanların belirlenmesi gerekirken, senatoya yetki veren düzenleme hukuka aykırı bulunarak yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davalı idarece bu karara itiraz edilmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 12/10/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/420 sayılı kararı ile, düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığından bahisle davalı idarenin itirazı kabul edilmiş ve düzenlemenin yürütmesinin durdurulması istemi reddedilmiştir.
Davalı idare tarafından yukarıda belirtilen Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi amacıyla bu kez işbu dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararıyla, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasına, “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” cümlesi eklenmiş, ... tarih ve ... sayılı dağıtımlı yazı ile değişiklik üniversitelere bildirilmiştir.
Öte yandan, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararının Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin olarak Dairemizin 28/06/2024 tarih ve E:2021/6551, K:2024/3965 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, dava konusu değişikliğin 2577 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca tesis edildiği, ancak değişiklikten önceki düzenlemeye karşı açılan davada Dairemizce verilen YD Kabul kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla kaldırıldığı, işin esası hakkında Dairemizce davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında; dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” ibaresi ile ... tarih ve ... sayılı yazı yönünden hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” ibaresi ile ... tarih ve ... sayılı yazı yönünden İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
05/02/2025 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
(X-) Dava,Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 2. fıkrasına eklenen “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” ibaresi ile ... tarih ve ... sayılı yazının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında, yargılama giderlerine yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama giderinin kapsamı' başlıklı 323. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan kalemler sayılmış, aynı maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, 'Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri' başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, yürütmenin durdurulması kararları; 2577 sayılı Kanun'daki şartların oluşması durumunda davaya konu edilen idari işlemin uygulamasını askıya alan, geçici nitelikte kararlar olup yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanması ile iptal kararlarının uygulanması açısından herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Nitekim 2577 sayılı Kanun'un 'Kararların sonuçları' başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında; yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarelerin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecbur oldukları ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, davanın açılmasından sonra taraflar arasındaki uyuşmazlığın kendiliğinden çözümlenmesi veya ortadan kalkması hallerinde dava konusuz kalmakta, böylelikle davanın esası hakkında bir karar verilmeyerek, idari yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmektedir.
Uyuşmazlığın evveliyatında, 27/09/2021 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararında, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasında; "Programa başvuran adaylar, program açılan alanlar itibarıyla ilgili üniversitenin fiziki imkanları, insan kaynağı, ildeki okulların kapasitesi ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerin alanları göz önünde bulundurularak üniversite senatolarınca belirlenen kontenjanlar ve kriterler çerçevesinde açılan programlara yerleştirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan fıkranın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı kararıyla, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiş; davalı idare tarafından bu karara itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 12/10/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/420 sayılı kararı ile düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin itirazı kabul edilerek düzenlemenin yürütmesinin durdurulması istemi reddedilmiştir.
Davalı idare tarafından yukarıda belirtilen Dairemizin 26/04/2022 tarih ve E:2021/6551 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi amacıyla bu kez işbu dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 2. fıkrasına, “Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmeyi durdurma kararı uyarınca Pedagojik formasyon Eğitimi Sertifika Programına devam eden adayların statülerinin korunması şartıyla mahkeme sonucu nihai hale gelene kadar 2022-2023 eğitim öğretim yılından itibaren Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanı hariç” cümlesi eklenmiş, ... tarih ve ... sayılı dağıtımlı yazı ile değişiklik üniversitelere bildirilmiştir.
Dava konusu değişikliğin 2577 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca tesis edildiği, ancak değişiklikten önceki düzenlemeye karşı açılan davada Dairemizce verilen YD Kabul kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla kaldırıldığı, işin esası hakkında Dairemizce davanın reddine kararı verildiği görülmektedir. Bu durumda dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 18/07/2022 tarihli kararı ile ... tarih ve ... sayılı yazı yönünden hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı tartışmasız olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kendiliğinden çözümlenmediği, ortadan kalkmadığı dikkate alındığında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmeyeceği de açıktır.
Bu itibarla, yargılama giderleri ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücreti için, uyuşmazlığın evveliyatı ve 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen hüküm dikkate alındığında, yargılama giderlerinin tamamının davalı idare üzerinde bırakılmasında hakkaniyete uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi, vekalet ücreti dışında kalan yargılama giderlerinin ise davanın tarafları arasında eşit olarak paylaştırılması gerektiği görüşüyle, yargılama giderleri yönünden çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!