Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/3876 E. , 2025/1243 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3876
Karar No : 2025/1243
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1-...
2- ...
3-...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı -...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların kardeşi olan müteveffa ...'nun, 07.12.2018 tarihinde belediye binası içerisinde A. A. isimli belediye çalışanı tarafından görevi başında ateşli silahla vurularak öldürülmesinde idarenin gerekli güvenlik tedbirlerini almayarak ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle her bir davacı için 100.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği tarih 07/12/2018'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlıkta, davacıların manevi tazminat talebinin dayandığı ölüm olayıyla ilgili yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, sanık A.A.'nın ...'ya yönelik kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme suçu nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karar ile olayın oluş şekli incelendiğinde, olay tarihi olan 07/12/2018 tarihinde saat 16:07 sularında belediye personeli sanık A.A.'nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan tabancasıyla belediye binasında bulunduğu, merdivenlerden zemin kata inerek personel ve vatandaş giriş kapısı önünden ilerleyip Zabıta Müdürlüğü personel giriş kapısından geçerek olay yerine ve zabıta müdürünün bulunduğu alana girdiği, diğer maktul ...'nın odasından çıktığı sırada A.A.'nın elini beline atarak tabancasıyla ...'nın ensesine ve sonra ayağına doğru ateş ettiği, ...'nın sendeleyerek yere doğru eğildiği anda ensesine doğru bir el daha ateş etmek suretiyle öldürdüğü, daha sonra zabıta müdürü ...'nun makam odasının bulunduğu yere doğru ateş ederek odaya doğru koştuğu, makam odasına girerek kapıyı kapatıp bir kaç el ateş ederek ...'yu da öldürdüğü, ardından zabıta amiri ...'nan bulunduğu odaya girerek karın bölgesi ve ayağına ateş edip ...'yü hayati tehlike arz edecek şekilde yaraladığı, odada bulunan 2 çalışan tarafından tutularak ateş etmeye devam etmesinin engellendiği anlaşılmakla, davalı idare bünyesinde çalışan A.A.'nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla bir şekilde belediye binasına girmek suretiyle yine davalı idare bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yapan davacılar yakını ... ile zabıta komiseri olarak görev yapan ...'yı görevi başında silahla vurmak suretiyle öldürdüğü, zabıta amiri ...'yü de hayati tehlike arz edecek şekilde silahla ağır yaraladığı sabit olup, bakılan davaya konu tazminat talebine esas öldürme olayının A.A.'nın taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla işlendiği ve idarece belediye binasına girişte gerekli ve yeterli güvenlik kontrolü sağlanmış olsaydı taşıma ruhsatsız silahın bina içerisine girmesinin ve dolayısıyla kamu görevlisinin görevi başında başka bir kamu görevlisi tarafından ruhsatsız silahla öldürülmesi şeklinde gerçekleşen zararın engellenebileceği açık olduğundan, davalı idarenin belediye binası içerisinde gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle ağır hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı, manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Kural olarak manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türü olup manevi tazminat ile kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıların dindirilmesi, hafifletilmesi amaçlandığı, bu bağlamda davacıların kardeşi olan ...'nun görev yaptığı Çukurova Belediye binası içerisinde mesai saatlerinde ve görevi başında yine bir başka belediye personeli tarafından taşıma ruhsatsız tabancasıyla vurulmak suretiyle öldürülmesi nedeniyle özellikle kamu görevlisinin olağan şartlarda güvenlik açısından tehlike barındırmayacağına güvenilen görev yerinde ve görevi başında acı bir şekilde öldürülmesinin bina güvenliğini sağlamakla yükümlü olan idarenin ağır hizmet kusurundan kaynaklandığı sonucuna varılarak, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilerek, her bir davacı için 40.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara başvuru tarihi olan 14/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, her bir davacı için 40.000,00-TL olmak üzere toplam 120.000,00-TL manevi tazminatın 14/10/2019 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; uyuşmazlıkta, davalı idare bünyesinde çalışan A.A.'nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla bir şekilde belediye binasına girmek suretiyle yine davalı idare bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yapan ... ile zabıta komiseri olarak görev yapan ...'yı görevi başında silahla vurmak suretiyle öldürdüğü, zabıta amiri ...'yü de hayati tehlike arz edecek şekilde silahla ağır yaraladığı sabit olup, bakılan davaya konu tazminat talebine esas öldürme olayının A.A.'nın taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla işlendiği ve idarece belediye binasına girişte gerekli ve yeterli güvenlik kontrolü sağlanmış olsaydı taşıma ruhsatsız silahın bina içerisine girmesinin ve dolayısıyla kamu görevlisinin görevi başında başka bir kamu görevlisi tarafından ruhsatsız silahla öldürülmesi şeklinde gerçekleşen zararın engellenebileceği açık olduğundan, davalı idarenin belediye binası içerisinde gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle ağır hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığı, gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmekle beraber olayın oluş şekli olarak hükümlünün davalı idare bünyesinde zabıta amiri pozisyonunda görev yaptığı belediye binasının dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere ana giriş kapısının genel vatandaşların da girip çıktığı bir kapı olduğu, burada x-ray cihazı bulunduğu, hükümlünün diğer kapı olan ve zabıta müdürlüğüne açılan kapıdan görevli bulunduğu zabıta bölümüne giriş yaptığının anlaşıldığı, binanın güvenliğinin özel güvenlik görevlilerince sağlandığı mevzuatlarına göre özel güvenlik görevlerinin üst araması yapamayacağı ve bu özel güvenlik görevlilerinin denetlemesinin özel güvenlik şube müdürlüğü tarafından yapıldığı sunulan belgelerden güvenlik zafiyetini gösterici bir durumun kurum açısından bulunmadığı, kurumun belediye binası olması nedeniyle halkın sürekli geliş gidiş yaptığı bir konumda olması bina içerisinde yakın ve uzak geçmişte herhangi bir silahlı eylemin bulunduğuna dair bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı söz konusu eylem nedeniyle ölüm ve yaralamadan sorumlu kişinin yargılaması ve mahkumiyeti dışında kurumda çalışan herhangi bir kamu görevlisinin ceza yargılamasının bu olayla ilgili bulunmaması nedenleri ile ağır hizmet kusurunun şartlarının uyuşmazlıkta bulunmadığı şahsi ve bireysel eylem nedeniyle hükümlü kişiye karşı ayrıca tazminat davası da açılabileceği gözetildiğinde şartları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idare bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yapan müteveffayı, davalı idare personeli A. A. isimli kişinin belediye binasına üstü aranmadan belindeki tabancayla girerek öldürmesi olayında idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğunu, davalı idarenin gerekli tedbirleri almakta ihmalinin olduğunu, nitekim davalı idarenin yaşanan olaydan sonra anlaşmalı olduğu güvenlik şirketi ile iş akdini sonlandırmasının da idarenin ağır hizmet kusuru olduğunu ortaya koyduğundan temyiz isteminin kabulü ile bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, söz konusu eylem nedeniyle ölüm ve yaralamadan sorumlu kişinin yargılaması ve mahkumiyeti dışında kurumda çalışan herhangi bir kamu görevlisinin ceza yargılamasının bu olayla ilgili bulunmaması nedeniyle ağır hizmet kusuru şartlarının oluşmadığını, idarenin söz konusu olayda herhangi bir ihmali veya kusurlu davranışının bulunmadığından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların kardeşi muteveffa ...'nun davalı idare bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yapmaktayken 07.12.2018 tarihinde saat 16:07 sularında belediye personeli A.A.nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan tabancasıyla belediye binasında bulunduğu, merdivenlerden zemin kata inerek personel ve vatandaş giriş kapısı önünden ilerleyip Zabıta Müdürlüğü personel giriş kapısından geçerek müteveffa ...'nun makam odasının bulunduğu yere doğru ateş ederek odaya doğru koştuğu, sonrasında makam odasına girerek kapıyı kapatıp bir kaç el ateş etmek suretiyle öldürülmesine ilişkin gerçekleşen olayda idarenin gerekli güvenlik tedbirlerini almayarak ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle her bir davacı için 100.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin ilk fıkrasında; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" kuralı yer almakta olup, aynı maddenin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin sorumluluğunu yerine getirmemesi sonucu hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması hali idareye bu zararın, hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğu yükleyecektir. Bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebilecek olması ise Anayasa'nın ve sorumluluk hukukunun temel ilkelerinin gereğidir.
Bir başka anlatımla, Kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bu bakımdan; tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esastır. Olayın şekli ve zararın niteliği değerlendirilerek, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespit edilmesi, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan, İdare Hukuku ilkeleri ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin "ağır hizmet kusuru" sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan güvenlik hizmeti nedeniyle uğranılan zararın tazmini de, kural olarak, ancak idarenin kusurunun açık ve belirgin olması halinde mümkündür.
Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Kural olarak manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türü olup manevi tazminat ile kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıların dindirilmesi, hafifletilmesi amaçlanır.
Diğer yandan, manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Kural olarak manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türü olup manevi tazminat ile kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıların dindirilmesi, hafifletilmesi amaçlanır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacıların manevi tazminat talebinin dayandığı müteveffanın görev yaptığı belediyede bir başka çalışan tarafından öldürülmesine ilişkin yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması uyuşmazlığın çözümlenmesi için gerekli görülmektedir. Ölüm olayıyla ilgili yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, sanık A.A.'nın ...'ya yönelik kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme suçu nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karar ile olayın oluş şekli incelendiğinde, olay tarihi olan 07/12/2018 tarihinde saat 16:07 sularında belediye personeli sanık A.A.'nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan tabancasıyla belediye binasında bulunduğu, merdivenlerden zemin kata inerek personel ve vatandaş giriş kapısı önünden ilerleyip Zabıta Müdürlüğü personel giriş kapısından geçerek olay yerine ve zabıta müdürünün bulunduğu alana girdiği, diğer maktul ...'nın odasından çıktığı sırada A.A.'nın elini beline atarak tabancasıyla ...'nın ensesine ve sonra ayağına doğru ateş ettiği, ...'nın sendeleyerek yere doğru eğildiği anda ensesine doğru bir el daha ateş etmek suretiyle öldürdüğü, daha sonra zabıta müdürü ...'nun makam odasının bulunduğu yere doğru ateş ederek odaya doğru koştuğu, makam odasına girerek kapıyı kapatıp bir kaç el ateş ederek ...'yu da öldürdüğü, ardından zabıta amiri ...'nün bulunduğu odaya girerek karın bölgesi ve ayağına ateş edip ...'yü hayati tehlike arz edecek şekilde yaraladığı, odada bulunan 2 çalışan tarafından tutularak ateş etmeye devam etmesinin engellendiği anlaşılmakla, davalı idare bünyesinde çalışan A.A.'nın bulundurma ruhsatlı ancak taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla bir şekilde belediye binasına girmek suretiyle yine davalı idare bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yapan davacılar yakını ... ile zabıta komiseri olarak görev yapan ...'yı görevi başında silahla vurmak suretiyle öldürdüğü, zabıta amiri ...'yü de hayati tehlike arz edecek şekilde silahla ağır yaraladığı sabit olup, bakılan davaya konu tazminat talebine esas öldürme olayının A.A.nın taşıma ruhsatı bulunmayan silahıyla işlendiği ve idarece belediye binasına girişte gerekli ve yeterli güvenlik kontrolü sağlanmış olsaydı taşıma ruhsatsız silahın bina içerisine girmesinin ve dolayısıyla kamu görevlisinin mesai saatleri içerisinde görevi başında başka bir kamu görevlisi tarafından taşıma ruhsatı bulunmayan silahla öldürülmesi şeklinde gerçekleşen zararın engellenebileceği açık olduğundan davalı idarenin belediye binası içerisinde gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle açık ve belirgin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacıların kardeşi müteveffanın silahla öldürülmesine ilişkin yaşanan olayda, hizmetin yürütülmesinden sorumlu olan idarenin, güvenlik tedbirlerini yeterli düzeyde almaması, gözetim ve denetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle nedensellik bağının bulunduğu ve bu hususun davalı idarenin hizmet kusuruna yol açtığı görüldüğünden yaşanan öldürülme olayından kaynaklanan davacıların manevi zararının, Anayasa'nın 125. maddesi gereği, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 20/02/2025 tarihinde kararda esas yönünden oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- İdarenin kusursuz sorumluluk ilkelerinden olan mesleki risk; bir mesleğin doğası gereği o meslek erbabının karşı karşıya bulunduğu riski ifade eder. Kamu görevlisinin görevini yaparken görevi nedeniyle uğradığı zararlar (Danıştay 10. D. E:2020/860) olayda hizmet kusuru bulunmuyor ise mesleki ilkesi gereğince tazmin edilmektedir.
Mesleki risk ilkesi, idarenin risk sorumluluğunun özel bir görünümü olup, münhasıran kamu hizmetine katılanların zararlarının giderilmesini öngörür. Bu ilke aynı zamanda görevin içerdiği riskten kamu görevlisini korumayı amaçlar ve bir yönüyle iş kazası ve meslek hastalığının doğurduğu zararların yasal düzenlemeler yoluyla karşılanmadığı durumlarda idari yargı yerlerince zararın giderimi için kullanılan bir ilkedir.
Bu risk, bazen mesleğin kendi bünyesinden (içsel, dahili, özel inherent risk), bazen mesleğin icra edildiği ortam ya da mekandan (mekânsal, external risk) bazen de mesleğin icrası sırasında zorunlu olarak temas edilen diğer etkileyicilerden (dışsal, environmental risk) kaynaklanır.
O halde mesleki risk ilkesi, hukuka uygun şeklide yürütülen bir kamu hizmetinin yürütümüne ister geçici isterse daimi şekilde katılmış olanların, kamu hizmetinin görülmesinden dolayı veya kamu hizmetinin görülmesi sırasında kamu hizmeti görmenin neden ve etkisiyle uğradıkları ve başka bir şekilde karşılanmayan zararlarının giderimini amaçlayan idari yargı ilkesi olarak tanımlanabilir.
Mesleki riskin en belirgin olduğu meslek grubu güvenlik hizmeti yürüten kamu görevlilerinin karşı karşıya oldukları risk olup, içsel mesleki riskin başat örneği olarak kabul edilmelidir.
Öte yandan güvenlik hizmeti bu hizmeti yürüten kamu görevlileri yanında hizmetten yararlananların hatta hizmetin yürütüldüğü ortamda her nasılsa bulunanlar yani üçüncü kişiler bakımından da risk taşımaktadır. Burada mesleki riskin, genel risk kavramından ayırıcı yönünü ortaya koymak gerekmektedir. Temel ayrım, kamu görevini yürütenlerin zararlarının mesleki risk ilkesine göre tazmini gerekirken diğerlerinin zararının genel risk (riskli kamusal faaliyet nedeniyle zarar) ilkesi gereğince tazmininin gerekliliği şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bunun yanında güvenlik hizmeti dışındaki kamu görevleri de içsel, mekansal ya da çevresel risk taşıyabilmektedirler. Bu nedenle mesleki risk ilkesi sadece güvenlik hizmeti yürütenlerin karşılaştıkları riskler olarak dar şekilde yorumlamak diğer meslek erbabı bakımından önlenemez hak kayıplarına sebep olacaktır.
Uyuşmazlıkta, dosyada yer alan bilgi, belgeler ile Ceza Mahkemesi kararında tespit edilen hususlar değerlendirildiğinde, silahlı öldürme eylemini gerçekleştiren A. A. isimli kişinin davalı belediye personeli olarak görev yaptığı, belediye binasının ana giriş kapısının genel vatandaşların da girip çıktığı bir kapı olduğu, burada x-ray cihazı bulunduğu, A. A.'nın diğer kapı olan ve zabıta müdürlüğüne açılan kapıdan görevli bulunduğu zabıta bölümüne giriş yaptığının anlaşıldığı, binanın güvenliğinin özel güvenlik görevlilerince sağlandığı mevzuatına göre özel güvenlik görevlerinin üst araması yapamayacağı ve bu özel güvenlik görevlilerinin denetlenmesinin özel güvenlik şube müdürlüğü tarafından yapıldığı, sunulan belgelerden güvenlik zafiyetini gösterici bir durumun kurum açısından bulunmadığı, kurumun belediye binası olması nedeniyle halkın sürekli geliş gidiş yaptığı bir konumda olması, bina içerisinde yakın ve uzak geçmişte herhangi bir silahlı eylemin bulunduğuna dair bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, söz konusu eylem nedeniyle ölüm ve yaralamadan sorumlu kişinin yargılaması ve mahkumiyeti dışında kurumda çalışan herhangi bir kamu görevlisi hakkında yapılan bir ceza yargılamasının bulunmadığı değerlendirildiğinde davalı idarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilemiyeceği kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacıların kardeşi müteveffa ...'nun davalı idare belediye bünyesinde zabıta müdürü olarak görev yaptığı, kamu hizmetinin yürütüldüğü bir mekanda görevi başında iken (binanın içerisinde zabıta hizmetlerine ilişkin müteveffa ile diğer çalışanların bulunduğu, koridorda yer alan), mesai saatleri içerisinde makam odasında yine aynı belediyenin personeli olan ve geçmişte aralarında çeşitli husumet ve yargılamaların bulunduğu A. A. isimli kişi tarafından bulundurma ruhsatlı tabancasıyla öldürülmesine ilişkin olayda yapılan işin niteliği gereği hayatını kaybetmiş olup bu hususlarda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu durumda müteveffanın hayatını kaybetmesine ilişkin yaşanan öldürülme olayından kaynaklanan, davacıların manevi zararının yapılan görevin vasıf ve mahiyeti itibariyle kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesine göre tazmin edilmesi gerektiğinden bölge idare mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması düşüncesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına gerekçe bakımından katılmamaktayız.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!