WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/2255 E.  ,  2025/562 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2255
Karar No : 2025/562

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, maden sicili ... nolu, ... erişim nolu, 1999,67 hektar yüzölçümündeki IV. grup maden ruhsatına sahip olan davacı tarafından, aynı ruhsat sahasına ilişkin olarak Karayolları .... Bölge Müdürlüğüne verilen IV.grup kuvarsit hammadde üretim izninin ve bu iznin yenilenmesine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen ... İdare Mahkemesinin ...... tarih, E:..., K:...sayılı iptal kararının 27/03/2018 tarihinde kesinleşmesi üzerine maden ocağının 2008 yılından itibaren kullanılamadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 1.000.000,00 TL zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tazmini istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemenin 18/12/2018 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine bilirkişilerce hazırlanan 02.08.2019 kayıt tarihli bilirkişi raporu ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih, ... sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde madencilik faaliyetinde bulunmak üzere ruhsat aldığı, maden sicili ... nolu ... erişim nolu, 1999,67 hektar yüz ölçümlü maden ocağında 2008 yılından itibaren Karayolları .... Bölge Müdürlüğü tarafından çıkartılan toplam malzeme tutarının mt=819.172,16 m3 olduğu, kar-zarar durumu da gözetilerek sahadan hafriyat alınması ile ruhsat sahibinin uğradığı zararın parasal değerinin 2019 yılı fiyatlarıyla 590.980,22 TL. olduğu, dolayısıyla 590.980,22 TL'nin dava açma tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi, davacının kalan 409.019,78 TL'lik isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varılarak davanın 590.980,22 TL'lik kısmının kabulüne, 409.019,78 TL'lik kısmının ise reddine, 590.980,22 TL'nin dava açma tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNANLARIN İDDİALARI : Davacı tarafından; sahadaki kuvarsit miktarının en az %10 olduğu, tespit edilen miktar gerçek zararın çok altında olduğundan yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, bilirkişinin belirttiği %1 oranının bilimsel bir yönteme dayanmadığı, sadece gözleme dayanarak bu oranı tespit ettikleri, dosyaya sunulan ... Üniversitesi Öğretim Üyesince hazırlanan teknik görüşte görüntü analizi teknik uygulaması ile sahada kaynak miktarının genel ortalamasının %7 olarak tespit edildiği Maden Kanunun 16. maddesine göre ruhsata konu madenin üretimi sırasında zaruri neticesi olarak çıkan diğer grup madenler genel müdürlükten izin alınarak değerlendirilebileceği, bu halde bilirkişi raporuna göre davacının sahadaki %99 şist-marnın hak sahibi olduğu, zararın miktarının bilimsel verilere dayanılarak ortaya konulması gerekirken bilirkişilerin verilerinin gözleme dayalı subjektif olduğu, davalı idare tarafından; henüz üretim yapılmamaış maden sahaları için zarar oluşmasının mümkün olmadığından faaliyetinin engellenmesi durumunun da gerçekleşmediği, henüz çıkarılmamış bir maden üzerinde mülkiyet hakkından söz edilemeyeceği, çünkü madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olup sadece kişilere işletme hakkının belli bir süreyle verildiği, davacının işletme izninin bulunmadığı, Hammadde Üretim İzin Belgesi idare mahkemesi kararı üzerine iptal edildiğinden süre uzatım talebinin de değerlendirmeye alınmaması sonucunda 2011 yılında iptal olduğu, 2019 yılı fiyatlarının baz alınmasının hukuka aykırı olduğu, zarar ile fiil arasında illiyet bağının bulunmadığı, bilirkişi raporunda yer alan miktarların fahiş ve farazi değerlendirmelere dayandığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; maden ocağının 2008 yılından itibaren kullanılamadığı, davalı idare tarafından ise; ... İli dahilinde ... sayılı hammadde üretim izin belgesi 1 a grubu ariyet malzemesi olarak, dönemin uygulamaları kapsamında heyete gönderilmeden Karayolları .... Bölge Müdürlüğüne verildiği, söz konusu izin düzenlenmeseydi zararın da oluşmayacağı, ruhsatın alındığı tarihten itibaren haklarının başladığı ve idarece düzenlenen izin nedeniyle haklarının ihlal edildiği, kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiğinin açıkça ortaya konulduğu, davalı idare tarafından; madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olması, madenler üzerinde kamu mülkiyetine yaklaşan bir hukuki rejim uygulandığını gösterdiği, damarından sökülmeyen madenlerin devletin malı olduğu, gerçek ve tüzel kişilere sadece devlet adına ''madencilik faaliyetinde bulunma/işletmecilik hakkı'' verildiği, bilirkişi raporunun bilimsel gerçeklikten uzak olduğu, bilirkişi heyetinde yer alan mühendislerin ticari işletme maliyeti hesaplaması yaparak maliyet giderine ilişkin varmış oldukları görüşün hatalı bir kanaat olduğu, üretim yapılan yılın değil 2019 yılı ocak başı satış fiyatının baz alınmasında hukuka uyarlık olmadığı, maden mevzuatı uyarınca sahada ödenmesi gereken bir çok kalem bedel varken %80 gibi bir karlılıkla maden üretimi yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına 27/10/2005 tarihinden geçerli olarak düzenlenen IV. grup arama ruhsatına ilişkin sahada, Karayolları Genel Müdürlüğü adına 2005 yılında düzenlenen I(a) grubu hammadde üretim izni mevcut iken idarece sahada yapılan inceleme üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü adına düzenlemiş olan I(a) grubu Hammadde Üretim İzni iptal edilerek 09/04/2007 de 4. Grup Hammadde Üretim İzni verildiği, sahada gerçekleşen izinsiz malzeme alımları nedeniyle söz konusu faaliyetlerin önlenmesi talebiyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne şikayette bulunması sonucu 2006 ile 2007 yıllarında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile ... Valiliği ile yapılan yazışmalar ve şikayet dilekçeleri üzerine sahada I(a) grubu ruhsat verilmesinin uygun olup olmadığı hususunda ... tarih ve ... sayılı Olur ile görevlendirilen heyet tarafından yapılan inceleme sonucu sahada kuvars madeninin bulunduğunun tespit edildiği, bunun akabinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından aynı koordinatlar dahilinde Karayolları .... Bölge Müdürlüğü adına... grup kuvarsit hammadde üretim izninin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından Karayolları .... Bölge Müdürlüğü adına ...... nolu IV. grup kuvarsit hammadde üretim izninin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nde açılan davada mahkemece verilen hammadde üretim izninin iptaline ilişkin karar, Dairemizin ... gün ve E:... K:... sayılı kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi ise ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından maden ocağının 2008 yılından itibaren kullanılamadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 1.000.000,00 TL zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 168. maddesinde; "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu’nun 1. maddesinde; bu Kanun ile, madenlerin aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usullerin düzenlendiği belirtilmiş; 2. maddesinde, IV. Grup madenler ''a) Kaolen, Dikit, Nakrit, Halloysit, ...Diyasporit, Kuvars, Kuvarsit ve bileşiminde en az %80 SiO2 ihtiva eden Kuvars kumu, Feldispat (Feldispat ve Feldispatoid grubu mineraller), Mika (Biyotit, Muskovit, Serisit, Lepidolit, Flogopit), Nefelinli Siyenit, Kalsedon (Sileks, Çört). ...'' olarak belirlenmiş; 3. maddesinde, işletme ruhsatının, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesini; işletme izninin, bir madenin işletmeye alınabilmesi için verilen izni; ruhsat hukukunun, ruhsat sahiplerinin ruhsattan doğan hak ve yükümlülükleri olarak tanımlanmış; 4. maddesinde ''Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir.'' kuralına yer verilmiş, aynı Kanunun 14. Maddesinde; “…Kamu kurum ve kuruluşlarınca yol, köprü, baraj, gölet, liman gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için Bakanlıkça ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına izin verilir. Üretim yapılacak yerlerde ruhsatlı alanlar var ise kamu kurumunun ihtiyacı olan üretim madencilik faaliyetlerine engel olmayacak ve kaynak kaybına yol açmayacak şekilde yapılır. Bu izinler çerçevesinde yapılacak üretimden Devlet hakkı alınmaz ve izinler proje süresini aşamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin 59. maddesinde ''Yol, köprü, baraj, gölet, liman, enerji santrali gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için izin almak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca Ek-18’de yer alan örneğe uygun olarak yapı hammaddesi talep projesi hazırlanır. Talep yazısına eklenen bu proje ile Genel Müdürlüğe müracaat edilir.'' hükmüne, Talebin değerlendirilmesi başlıklı 60. maddesinde; ''Hammadde üretim izni talep edilen alanda ruhsatlı saha bulunması halinde, yapılacak hammadde üretiminin madencilik faaliyetlerine engel olup olmayacağı ve kaynak kaybına yol açıp açmayacağı göz önünde bulundurularak mahallinde tetkik yapılır. Heyetin saha mahallinde yapacağı tetkik tarihi, hammadde talep sahibi ile ruhsat var ise ruhsat sahibine bildirilerek tetkik tarihinde saha mahallinde bulunulması istenir. İlgililerin, heyetin mahallinde yapacağı tetkike katılmamaları durumunda tetkik re’sen yapılabilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının altı aydan az süreli ve toplam bin tondan az olan miktarlardaki hammadde talepleri, talep edilen alanda yürüyen ruhsat hakları yok ise mahallinde tetkik yapılmadan da karşılanabilir. Bu kapsam dahilinde yürütülen faaliyetler için daimi nezaretçi atanması zorunluluğu yoktur. Ancak teknik ve emniyet yönünden meydana gelecek tüm olaylarda sorumluluk izin sahibi kamu kurum ve kuruluşuna aittir.'' hükmüne, aynı yönetmeliğin 62. maddesinde ise ''Genel Müdürlükte yapılan değerlendirmeler sonucunda, hammadde üretimi için en fazla proje süresi sonuna kadar Ek-19’da yer alan hammadde üretim izin belgesi talep eden kamu kurum ve kuruluşuna verilir.'' hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Davalı idarenin temyiz istemi yönünden:
Davacının dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde madencilik faaliyetinde bulunmak üzere ruhsat aldığı, ancak Karayolları .... Bölge Müdürlüğü'nün 2007 yılında, ... otoyolunun yapımında dolgu malzemesi olarak kullanmak üzere Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne (MİGEM'e) başvurarak hammadde üretim izin talebinde bulunması üzerine Karayolları .... Bölge Müdürlüğü'ne... sayılı hammadde üretim izni verildiği, davacı tarafından söz konusu iznin verilmesine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih, E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Danıştay 8. Dairesi'nin 13/04/2016 tarih, E:2011/8650, K:2016/3656 sayılı kararıyla Mahkeme kararının onandığı, karar düzeltme isteminin de Danıştay 8. Dairesi'nin 27/03/2018 tarih, E:2016/11206, K:2018/1725 sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın 27/03/2018 tarihinde kesinleşmesi üzerine maden ocağının 2008 yılından itibaren kullanılamadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 1.000.000,00 TL zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılarak 2008 yılından itibaren Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından çıkartılan toplam malzeme tutarının mt=819.172,16 m3 olduğu, kar-zarar durumu da gözetilerek sahadan hafriyat alınması ile ruhsat sahibinin uğradığı zararın parasal değerinin 2019 yılı fiyatlarıyla 590.980,22 TL. olduğu, dolayısıyla 590.980,22 TL'nin dava açma tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi, davacının kalan 409.019,78 TL'lik isteminin ise reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan her iki tarafça istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca maden faaliyetinde bulunabilmek için arama ruhsatının alınmış olmasının yeterli olmayıp arama safhasından sonra işletme aşamasına geçilerek işletme ruhsatı ve ilgili kurumlardan alınması gereken izinlerden sonra işletme izninin alınması gerekmektedir. Söz konusu izinler alınarak idareden işletme izni talebinde bulunulup işletme izni düzenlenmeden, ruhsat sahasında faaliyette bulunulması yasal olarak mümkün değildir. Faaliyette bulunanlar hakkında Kanunun ve yönetmeliğin öngördüğü idari yaptırımların uygulanacağı tabidir.
Öte yandan; tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete ait olup, Devletin bu hakkı belli bir süre için, gerçek ve tüzel kişilere devredebileceği açıktır.
Somut olayda; davacının arama ruhsatına sahip olduğu ruhsat sahasında 2007 yılından itibaren sahadan malzeme alımlarının gerçekleştiği, İdare Mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi sonunda hazırlanan raporda sahadan alınabilecek kuvarsit miktarı ile bu miktarın ocak başı satış fiyatı ile çarpımı sonucu sahadan alınan toplam kuvarsitin fiyatının hesaplanarak elde edilen tutardan %20 üretim maliyeti çıkarıldıktan sonra kalan tutarın davacının zararı olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu sahadan alınan kuvarsit madeninin, yukarıda yer alan açıklamalar ışığında Karayollarına veya davacıya değil sadece işletme hakkını veren Devlete ait olduğu kuşkusuzdur. Madencilik faaliyetinde bulunanlar bu madenleri işleterek ekonomiye kazandırdıktan sonra bundan gelir elde etmektedirler. Yine yukarıda açıklandığı üzere gerçek/tüzel kişilerin bu madenleri işleyebilmek için işletme ruhsatına ve akabinde işletme iznine sahip olmaları zorunludur. Ancak bu izni alarak faaliyette bulundukları zaman, üretilen madenlerden kar veya zarar etmek söz konusu olacaktır.
Dairemizin 06/11/2024 tarihli ara kararı ile davacının işletme ruhsatı ve izni aşamalarına geçip geçmediği ve buna ilişkin yapılan tüm başvuruların sorulması üzerine idarece verilen cevabi yazıda davacı hakkında 06/04/2016 tarihinde IV (a) grubu işletme ruhsatı düzenlendiği, Maden Kanununun 7. maddesi kapsamında alınması gerekli izinlerin sunulmaması nedeniyle işletme izninin düzenlenmediği belirtilmiştir. İdari yargı içtihatları uyarınca, tam yargı davalarında, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemlerinden doğan ve dava açma tarihi itibarıyla ortaya çıkmış olan gerçek zararların tazmin edileceği, yoksun kalınan kârın ise fiilen üretim yapılıp yapılamayacağı belli olmadığından gerçek zarar olarak kabul edilemeyeceği, üretim yapılırsa doğması muhtemel bir zarar olduğu, bu nedenle tazminine karar verilemeyeceği istikrarlı halde vurgulanmaktadır. O halde uyuşmazlıkta Karayollarının malzeme alımlarının gerçekleştiği zaman diliminde davacının işletme ruhsatı ve izni olmadığından ilgili sahada maden faaliyetinde bulunması da söz konusu olamayacaktır. Bu nedenle davacı hakkında oluşan bir zarardan söz etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan aynı ara kararı ile davacıdan uhdesindeki IV. Grup maden sahasında kuvars üretimine ilişkin olarak varsa yapmış olduğu yatırımlara ve ekipmanlara ilişkin harcamalarını gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine davacı tarafından sunulan bilgi ve belgelerden neye ilişkin olarak yapıldığı belirli olmayan finansal kiralama ödeme planlarının, nerede hangi iş için kullanıldığı açıklanmamış ekskavatör araç ruhsatlarının ve yine ekskavatör araç proforma faturaların sunulduğu görülmüştür.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. Tazmin sorumluluğunun meydana gelmesi için ise; idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcut olması gerekir. Olayda ise; davacı tarafından sunulan bu bilgi ve belgeler ile ruhsat sahasında gerçekleşen malzeme alımı nedeniyle meydana gelen zarar arasında illiyet bağının varlığından söz etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın 590.980,22 TL'lik kısmının kabulü ve dava açma tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

2- Davacının temyiz istemi yönünden
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ruhsat sahasında malzeme alımı nedeniyle davacının zarara uğradığı sonucuna ulaşılamadığından, davacının tazminat talebinin reddi gerekmektedir.
Temyizen incelenen karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, davacının temyiz isteminin ise belirtilen gerekçe ile reddine,
2. Dava konusu kararın... TL'lik kısmının BOZULMASINA,
3. Dava konusu kararın ... TL'lik kısmının ise yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 07/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.