WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2024/8036 E.  ,  2025/1942 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/8036
Karar No : 2025/1942

DAVACI : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ...
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Manisa İli, Yunusemre İlçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde ve ekli listede bulunan taşınmazların “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/11/2020 tarih ve 31295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Halihazırda Manisa Organize sanayi Bölgesinde bir çok boş alanın bulunduğu, davacının yer tahsis talebinin bulunduğu, söz konusu arazide yatırım yapmaya hazır durumda olması sebebiyle davacıya ait taşınmazın kamulaştırılmasına gerek kalmadan yer tahsis işleminin yapılabileceği, davacının kamulaştırma amacına uygun şekilde yatırım yapmayı taahhüt ettiği, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 6. maddesi uyarınca Bakanlık tarafından belirlenen tahsis şartlarını kabul edeceğini taahhüt eden ve Yönetmeliğin ek-3 sayılı ekinde yer alan noter tasdikli taahhütnameyi veren yatırımcılara ait taşınmazların kamulaştırmadan imar uygulamasına dahil edilmesi gerektiği, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ortaya konulmadığı, acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : 1- Cumhurbaşkanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, doğrudan yabancı sermayeli bir yatırımcının, Ülkemizde gerçekleştireceği yatırımın yerini Manisa OSB olarak belirlediği, bu nedenle ilave alana duyulan ihtiyacın ivedilik kazandığı, yatırımın gerçekleşmesiyle birlikte doğrudan yaratacağı katma değerin yanında pek çok sektör ve yönden bölge ve Ülke ekonomisine sosyal- ekonomik gelişme sağlayacağı, yatırımın niteliği ve büyüklüğü sebebiyle doğrudan ve dolaylı yoğun istihdam artışı, bağlantılı sektörlerin gelişmesini sağlayacağı, yatırımın gerçekleşmesi için öngörülen sahanın kamulaştırma işlemlerinin uzaması ve yatırıma başlanmasının gecikmesi halinde yatırımcıların projelerini iptal etmelerinin söz konusu olacağı, ekonomik ilerleme ve istihdam artışının zarar göreceği, bölgenin doluluk oranının “6 99'a ulaşmış bulunması ve yatırımın gerçekleştirilebilmesi amacıyla ivedilikle genişleme ihtiyacının olması, kamulaştırılacak alanın sanayi parseline çevrilmesi için bayındırlık ve dönüşüm çalışmalarının yapılmasının gerekmesi, yatırımın niteliği ve büyüklüğü sebebiyle istihdam artışını, nitelikli sermaye, ürün ve hizmet dolaşımını sağlayacak olması sebebiyle olağan kamulaştırmaya konu edilmesi halinde yatırımın gerçekleşmesinin önemli ölçüde gecikeceği ve süreçin uzamasının bağlı olarak yatırımcının vazgeçmesine neden olabileceği, üstün kamu yararının bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
2- Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından; taşınmazın tapu kaydına 11/11/2020 tarihinde işlenen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre şerh bulunmasına rağmen taşınmazın davacı tarafından 15/05/2024 tarihinde satın alındığı, dolayısıyla davacının taşınmazı satın alma tarihi olan 15/05/2024 tarihinde tapu dairesinde satış sözleşmesini akdederken taşınmazın acele kamulaştırmaya tabi bir taşınmaz olduğunu öğrendiğinden davanın süresinde açılmadığı, yatırımcı otomotiv firması ile yatırıma ilişkin çerçeve sözleşme imzalandığı, halihazırda kamulaştırma alanının % 80’inin kamulaştırıldığı, acele kamulaştırmanın bölgenin ticari, sinai ve ekonomik kalkınması için zaruri olduğu, dava konusu taşınmazın imar planında Manisa OSB VII kısım Tevsi alanı içerisinde kaldığı, mevcut organize sanayi bölgesinin %100 doluluğa ulaştığı, doluluk oranı ve sanayileşmenin getirdiği ihtiyaca bağlı olarak sanayi bölgesinin genişlemesi yönünde karar alındığı, Organize Sanayi Bölgeleri Yer Seçimi Yönetmeliği hükümlerine göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda etüt ve mahallinde inceleme yapıldığı, talebin gün geçtikçe artması sonucunda acele kamulaştırma yoluna başvurulmasının kaçınılmaz hale geldiği, söz konusu alanda planlanan yatırımların bölgeye ve Ülkeye sağlayacağı istihdam ve ekonomik katkının sağlayacağı, kamulaştırma işlemlerinin uzaması ve yatırımların gecikmesi halinde yatırım projelerinin iptalinin söz konusu olacağı, büyük ölçekli yatırım projelerine uygun alt ve üst yapı hizmetlerinin sağlanması ve üretim için gerekli enerjinin iletilmesinin oldukça yoğun işgücü ve zaman gerektirdiği özellikle yüksek teknoloji ile üretim yapan işletmelerin söz konusu hizmetlerin sağlanması sebebiyle Manisa OSB'yi tercih ettikleri, OSB sınırları içinde katma değerli üretim faaliyetleri için yatırımcıya tahsis yapmanın olanaksız hale geldiği, yatırımcının yoğun olarak arsa tahsis talebinde bulunduğu halde sanayi parsellerinin oluşturulamamasının veya uzun sürede oluşturulmasının Ülke ekonomisinin büyümesini sağlayacak fırsatların kaçırılmasına sebebiyet verdiği, mevcut tevsi alanlar ile ilgili örneklerde kamulaştırma sürecinin tamamlanarak alt yapı çalışmalarına başlanması için sürenin 10 yıla yaklaştığı, nitelikli yatırım kaybının önüne geçilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidildiği, olağan kamulaştırma yoluna gidilmesi halinde yatırımların önemli ölçüde gecikeceği, bunun da yatırımdan vazgeçilmesine neden olabileceği, Manisa OSB'nin konumu itibarıyla yatırımcılar nezdinde cazibe merkezi olduğu, 2019 yılı verilerine göre Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında 19 firmanın bulunduğu, dava konusu proje alanının Manisa Ovası ile fiziken bağlantı içerisinde olmadığı ve Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görüş verildiği, acele kamulaştırmaya konu taşınmazların korunacak ova statüsünde yer almadığı ve ovaya kilometrelerce uzaklıkta bulunduğu, davaya konu alanın Organize Sanayi Bölgesinin fiziken genişlemesine konu edilebilecek son alan olduğu ve genişleyebileceği bu alandan başka alanını bulunmadığı, yatırımcılar tarafından 700.000 metrekare arsa tahsis başvurusunda bulunulduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakimi ...'ın açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Manisa İli, Yunusemre İlçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde ve ekli listede bulunan taşınmazların “Manisa Organize Sanayi Bölgesi alanının ilave yatırımlara imkan sağlamak üzere genişletilmesi amacıyla Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle 18/12/2024 tarihinde açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 40. maddedeki düzenlemeyle uyumlu olarak idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, acele kamulaştırma işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu düzenlenmiştir.
Anılan Kanunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun,14. maddesinde; dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde ise; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 997. maddesinde "Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur." hükmüne, 1020. maddesinde ise "Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru
önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez" hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararı davacıya tebliğ edilmediğinden, bu işleme karşı öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; tapu sicili, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi uyarınca alenilik ilkesi çerçevesinde herkese açık olup ilgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebileceğinden hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Tapu sicilinin açıklığı ilkesi gereğince davacı şirketin tapu kayıtlarını araştırmasının hayatın olağan akışının gereği olduğu gibi, şirket olan davacı için basiretli tacir olmanın da gereği olduğu da açıktır. Öngörülebilir, erişilebilir ve belirli nitelikteki 4721 sayılı Kanunun 1020. maddesi hükmündeki "tapu sicilinin açıklığı ilkesi" dikkate alındığında davacı şirketin tapu sicilinin beyanlar hanesinde bulunan dava konusu acele kamulaştırma kararını bilebilecek durumda olduğu kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden; Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, Cumhurbaşkanı tarafından acele kamulaştırma kararı verilen taşınmazların tapu kaydına 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre şerhi konulmasının Manisa Tapu sicil Müdürlüğünden talep edildiği, tapu müdürlüğünce uyuşmazlığa konu taşınmazın beyanlar hanesine ... tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtme yapıldığı, davacı şirket tarafından uyuşmazlığa konu taşınmazın 15/05/2024 tarihinde satın alındığı, "taşınmazın beyanlar hanesine ... tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile yapılan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtmenin içeriğinde, 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile alınan acele kamulaştırma kararına yer verilip verilmediği ile anılan beyanın içeriğinin ne olduğunun açıklanmasının istenilmesine, anılan beyana ilişkin sayfanın bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine" yönelik Dairemizce verilen 10/03/2025 tarih ve E:2024/8036 sayılı ara kararına Yunusemre Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre belirtmenin Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ve eki olan 05/11/2020 tarih ve 31295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve eklerine dayanılarak yapıldığı yönünde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; uyuşmazlığa konu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine tapu müdürlüğünün ... tarih ve ... yevmiye nolu işlemi ile 04/11/2020 tarih ve 3177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve eklerinin tescil edildiği dikkate alındığında, dava konusu acele kamulaştırma kararının, davacı şirketin uyuşmazlığa konu taşınmazı satın aldığı 15/05/2024 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içerisinde, en son 16/07/2024 tarihinde (dava açma süresinin son gününün resmi tatil olan 14/07/2024 tarihine denk geldiği) dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 18/12/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL
yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4.Kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.