WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2024/3780 E.  ,  2025/2245 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2024/3780
Karar No : 2025/2245

DAVACILAR : 1- ... 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı-...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA KATILAN : ... Jeotermal Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : 20 Nisan 2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, Aydın ili, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... ve...sayılı parsellerin de içinde yer aldığı taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca acele kamulaştırılmasına dair 19 Nisan 2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI : Davacı, dava konusu işlemin sıradanlaştırılmaması ve olağanüstü durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olan acele kamulaştırmanın yasal amacına aykırı olduğu, ticari şirketin çıkarları için kamulaştırma yapılamayacağından kamulaştırmanın ön koşulu olan kamu yararının işlemde bulunmadığı, acele kamulaştırılmak istenilen proje sahası zeytinliklerle kaplı olduğu halde 3573 sayılı Yasa'nın göz ardı edildiği, dava konusu işlemin çok sayıda zeytin ağacının sökülmesine yol açacağı ve zeytinliklerin vegatatif ve genaratif gelişmesine mani olacağı, dayanağı olan projenin zeytinlikler üzerindeki çevresel, kimyasal vb. etkileri araştırılmadan tesis edilen acele kamulaştırmaya ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca dava konusu işlemin Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkının da ihlal edilmesine neden olduğu, zeytin ağaçları kesildikten sonra verilecek bir yürütmenin durdurulması kararının uygulanma kabiliyetinin bulunmayacağı, belirtilerek yapılacak yargılama sonunda iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMALARI : Usule ilişkin olarak davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, esasa yönelik olarak ise; dava konusu taşınmazların tarla niteliğinde olduğu ve 3573 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu bilgisine rastlanmadığı, taşınmazların 3573 sayılı Yasa kapsamında tarım dışı amaçla kullanılması için Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden... tarihli, ... sayılı görüşün alındığı, ülkemizin giderek artan enerji ihtiyacının karşılanması için jeotermal enerji yatırımlarının önemli bir kaynak oluşturduğu, 2022 yılında açılan kuyuların kullanılması için gerekli olan acele kamulaştırma için İçişleri Bakanlığınca ... tarihli, ... sayılı kamu yararı kararının alındığı, dava konusu işlemin kamu yararı çerçevesinde ve mevzuata uygun şekilde tesis edildiği, yenilenebilir, temiz ve verimli bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin zeytinlikler ve tarım alanları üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunmadığı, belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI YANINDA KATILANIN SAVUNMASI : Şirketlerince halihazırda açılmış olan kuyular için boru hattı geçirileceğinden acele kamulaştırma gerektiği, jeotermal santrallerin zeytinliklere herhangi bir zararının bulunmadığı, belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına yönelik olarak Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ... tarihli, ... sayılı görüşünde; taşınmazların 3573 sayılı Yasa kapsamında kaldığının belirtildiği ve irtifak kamulaştırması için tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni niteliği taşımadığı vurgulanan bir iznin verildiği görülmekte olup verilen bu iznin niteliğinin ortaya konulmadığı ve hangi yasal dayanağa göre irtifak kamulaştırması yapılmasının uygun görüldüğünün de açıklanmadığı anlaşıldığından, 3573 sayılı Yasa kapsamında kalan alandaki zeytin ağaçlarının zarar görebileceği ve yatırımcı şirketin faaliyeti alanı ile alanın özelliği birlikte değerlendirildiğinde, yatırımcı şirketin ruhsat sahasında halihazırda açılmış kuyulardan elde edilen akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacının tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği, olağan kamulaştırma yoluna başvurulmaksızın acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan üstün kamu yararının, kamu düzeninin korunmasının ve kamu düzenine ilişkin olma halinin bu aşamada gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, 19/04/2024 tarihli, 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava konusu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava,20 Nisan 2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, Aydın ili, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ...mevkii, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerin de içinde yer aldığı taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/04/2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir.
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği hükmü yer almıştır.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde: "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine bağlıdır. Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almıştır.
3573 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen "zeytinlik saha" tanımının ve yine aynı Yönetmelikle değiştirilen 23. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.01.2016 günlü, E:2012/6709, K:2016/164 sayılı kararıyla; dava konusu edilen düzenlemelerin, bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenmesini belirli koşullara bağlayarak bu alanların asgari 25 dekar olmasını öngördüğü ve bu şekilde belirlenen zeytinlik sahalarda belirli şartlar dahilinde madencilik, enerji üretimi gibi faaliyetlerin yapılmasına imkan sağlandığı, ancak Anayasa ve yönetmeliğin dayanağı niteliğindeki kanunun ilgili hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, zeytinliklerin korunmasının ve amaç dışı kullanılması ile tahribinin önlenmesinin kamu idarelerinin görevi olduğu, bu alanların kullanımına ilişkin şartların Kanun ile saptanması gerektiği, zeytinlik alanlarda faaliyetlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı direktifi altında yürütüleceği, alanların Bakanlık tarafından tespit edilip haritalandırılacağı, belli şartlar dahilinde zeytinlik alanların bu alanlarda zeytincilik faaliyeti gösteren kişilere devredilebileceği, devralan kişilerin bu alanları amacı dışında kullanamayacağı ve küçültemeyeceği, zeytinlik alanlar ve bu alanların üç kilometre yakınında zeytin yağı fabrikası hariç zeytinlerin gelişimini engelleyici tesis kurulamayacağı, hatta konut alanlarının bile zeytinlik alanlar dikkate alınarak sınırlandırmaya tabi tutulduğu ve zeytinlik alanların daraltılamayacağı, 3573 sayılı Kanunda bir alanın zeytinlik saha olarak belirlenebilmesi için asgari büyüklük koşulunun bulunmadığı ve Kanunun geneline yaygın koruyucu hükümler dikkate alındığında zeytinlik sahalarda ve bu sahalara üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran bir tesisin yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda, zeytinlik sahalarda belirli şartlar dahilinde madencilik, enerji üretimi gibi faaliyetlerin yapılmasına imkan sağlayan hükümlerin Kanunun gözettiği koruma amacına aykırılık taşıdığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu Yönetmelik değişikliğinin 4. maddedeki tanım ile 23. maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesi dışındaki kısmının iptaline karar verilmiş ve bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29.11.2017 günlü, E:2016/3011, K:2017/4020 sayılı kararıyla onanmıştır.
2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davanın, Aydın İli sınırları içinde yer alan ...numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsat sahasında halihazırda açılmış kuyulardan elde edilen akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacıyla Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... ve ... sayılı parsel sayılı taşınmazların 0,386 hektarlık kısmının Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/04/2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açıldığı, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden alınan... tarihli, ... sayılı görüşde; taşınmazların 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan zeytinlik vasfındaki taşınmazların bulunduğu alanda irtifak kamulaştırması için verilen izin, tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni niteliği taşımadığından 3573 sayılı Yasa kapsamında kalan alandaki zeytin ağaçlarının zarara uğrayabileceği, somut olayla yatırımcı şirketin faaliyeti alanı ile alanın özelliği birlikte değerlendirildiğinde, yatırım yapan şirketin ruhsat sahasında halihazırda açılmış kuyulardan elde edilen akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacının tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği, olağan kamulaştırma yoluna başvurulmaksızın acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan üstün kamu yararının, kamu düzeninin korunmasının ve kamu düzenine ilişkin olma halinin bu aşamada gerçekleşmediği, dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, 19/04/2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının davaya konu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Aydın ili, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ...mevkii, ... ada, ... ve ... sayılı parsellerin de içinde yer aldığı taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19 Nisan 2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı, 20 Nisan 2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Bakılan dava, anılan acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanunun 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir..." hükmü yer almaktadır.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun'un 20.maddesi (Değişik: 28/2/1995-4086/5 md.); "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.
(Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir.
Bu Kanunun yayımından önce zeytinlik alanlarına ilişkin kesinleşmiş imar planları geçerlidir." hükmüne yer vermektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davalı Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Dava konusu taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 19 Nisan 2024 tarihli ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının 20/04/2024 tarihli, 32523 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, 14/05/2024 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri müdürlüğü kaydına giren aynı tarihli dilekçe ile dava açma süresi içerisinde açıldığı görülen davada süre aşımı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa ve 2942 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Yasa'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Yasa ile, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
2942 sayılı Yasa'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Yasa'nın 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Yasa'nın 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Yasa'nın 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Yasa'nın 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, a) Aydın ili, Kuyucak ilçesi, ... mevkii, ...ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parseller üzerinde kamulaştırma yapılmasının planlandığından bahisle kurum görüşünün talep edilmesi üzerine, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün... tarihli, ... sayılı ve Aydın Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'na hitaben yazılan yazısında; jeotermal akışkan iletim hattı güzergahına isabet eden taşınmazlarda irtifak hakkı amaçlı yapılması planlanan kamulaştırma işlemine yönelik olarak, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun kapsamında kalan ... ada, ..., ... ve ... sayılı parsellerin yüzölçümünün %10'luk kısmının aşılmadığının görüldüğü, bu nedenle toplam 4,583 hektar yüzölçümüne sahip ... ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellerin 0,386 hektarlık kısmı üzerinde jeotermal akışkan iletim hattı güzergahı amaçlı irtifak hakkı kamulaştırması yapılmasının uygun anlaşıldığı, ancak bu yazının, bir tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni niteliği taşımamakta olup, taşınmazlar üzerinde inşaat faaliyetlerine başlamadan önce imar planına esas olmak üzere 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun kapsamında tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni alınmasının gerektiğinin bildirildiği, b) Aydın Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının (YİKOB)... tarihli ve ... sayılı, ...tarihli ve ... sayılı, ... tarihli ve ... sayılı yazısı ve eklerinde; Aydın ili, Kuyucak ilçesi, Çobanisa Mahallesinde faaliyette bulunan, ... Taahhüt İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketi adına kayıtlı ... ruhsat ... erişim numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsat sahası içinde kalan, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... sayılı parselde bulunan ..., ..., ..., ... numaralı dört kuyudan elde edilen akışkanı, boru hattı ile şirketin mülkiyetinde olmayan, Kuyucak ilçesi, ... mevkii, ... ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellerden geçirerek, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parselde bulunan Pamukören JES isimli jeotermal elektrik üretim santraline taşımak amacıyla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5'inci maddesinin (c) bendi gereğince "kamu yararı kararı" verilmesi talebinde bulunulması üzerine, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 12'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında belirtilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5'inci maddesinin (c) bendi uyarınca, dava konusu Aydın ili, Kuyucak ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... sayılı, 5555,55 m²'lik parselin 547,78 m²'lik kısmı ile ... ada, 39 sayılı, 11206,71 m²'lik parselin 1120,56 m²'lik kısmı için İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı'nca ... tarihli, ... sayılı "kamu yararı kararı"nın verildiği, c) 20/04/2024 tarihli ve 32523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 19/04/2024 tarih ve 8358 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile; Aydın ili sınırları içerisinde yer alan ... numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsat sahasında açılan kuyulardan elde edilen akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası ve bu suretle jeotermal elektrik enerjisi yatırımının devamının sağlanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aydın İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına, 2941 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27'inci maddesi gereğince karar verildiği anlaşılmaktadır.
09/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik'in 23. maddesine dayanılarak hazırlanan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 09/05/2023 tarih ve 2023/6 sayılı Genelgesinin 9. maddesinin 3. fıkrasında "Zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst veya alt kullanımı (irtifak tesisi) ile ilgili iletim hattı (sabit tesisler hariç) güzergâhında kalan arazilerin "tarım dışı amaçlı" izinlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak, hat geçirilmesi sırasında zorunlu olarak kazı-dolgu işlemi yapılan doğalgaz güzergâhında, kazı ile elde edilen doğal malzemenin doğal yapı ile uyumlu bir şekilde tekrar yerine konulması işlemi için "toprak koruma projesi" istenecektir.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. 5403 sayılı Kanun'da, tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmişse de, bu durumun tarım arazilerinin tarımsal amaç dışında yani tarım dışı kullanımlarında söz konusu olacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu ... ada, 12 sayılı, 5555,55 m²'lik parselin 547,78 m²'lik kısmı ile ... ada, ... sayılı, 11206,71 m²'lik parselin 1120,56 m²'lik kısmının irtifak hakkı şeklinde kamulaştırılacağı, yani taşınmazda mülkiyet kamulaştırması yapılmayacağı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 09/05/2023 tarih ve 2023/6 sayılı Genelgesinin 9. maddesinin 3. fıkrasında, zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst kullanımı (irtifak tesisi) ile ilgili iletim hattı (sabit tesisler hariç) güzergahında kalan arazilerin "tarım dışı amaçlı" izinlendirilmesine gerek bulunmadığının açıkça belirtilldiği, dolayısıyla enerji iletim hattı projesi bölgesindeki tarım arazilerinden akışkanı taşıyacak boru hattı yerlerine ilişkin olarak 5403 sayılı Kanuna göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmekle birlikte, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce kamulaştırılması planlanan alanın parsellerin yüzölçümünün %10'luk kısmını aşılmadığının görüldüğü, bu nedenle toplam 4,583 hektar yüzölçümüne sahip ... ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellerin 0,386 hektarlık kısmı üzerinde jeotermal akışkan iletim hattı güzergahı amaçlı irtifak hakkı kamulaştırması yapılmasının uygun bulunduğu ve taşınmazlar üzerinde inşaat faaliyetlerine başlamadan önce imar planına esas olmak üzere 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun kapsamında tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni alınmasının gerektiğinin belirtildiği anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu parseller üzerinde irtifak hakkı kurulmasının bu aşamada tarım arazisinin kullanımına, yani tarımsal faaliyetin yürütülmesine engel teşkil etmediği ve bu nedenle 5403 ve 3573 sayılı Yasalar uyarınca tarım dışı bir kullanımdan söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; somut olayda taşınmazlarda jeotermal kaynak işletme ruhsat sahasında açılan kuyulardan elde edilen akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası ve bu suretle jeotermal elektrik enerjisi yatırımının devamının sağlanması amacıyla sadece irtifak hakkı kamulaştırmasının yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu aşamada 5403 ve 3573 sayılı Yasalar uyarınca tarım dışı bir kullanımdan söz edilemeyeceği, taşınmazlar üzerinde inşaat faaliyetlerine başlamadan önce imar planına esas olmak üzere 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun kapsamında tarım dışı amaçlı arazi kullanım izni alınacağının tabii olduğu, artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı ve dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan anılan enerji projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, enerji projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.