WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/7744 E.  ,  2025/2163 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/7744
Karar No : 2025/2163

DAVACI : ... Mimarlar Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmının, 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinde getirilen değişikliklerin tümünün, 3. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. maddenin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden;
Dava konusu düzenlemede, "İçerisinde konut yer alan zemin hariç 7 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle içerisinde konut yer alan zemin hariç 4 kat ve daha az katlı binalarda kapalı çıkma yapılmasına imkan tanıyan düzenlemenin, hangi bilimsel ve teknik veri ve analize dayalı yapıldığının davalı idarece açıkça ortaya konamadığından dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden;
Kat yüksekliklerinin uygulama imar planlarında gösterileceği, dava konusu düzenlemede kat yüksekliği eğer uygulama imar planında daha fazla gösterilmemiş ise en fazla ne kadar olacağının belirtildiği, imar planında davacı tarafından iddia edildiği gibi kat yüksekliğinin artırılmasının bina yüksekliğini artırmayacağı sonucuna varılarak dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. madde yönünden;
Nazım ve uygulama imar planı değişikliği yapılmadan, uygulama imar planı ile belirlenmiş konut kullanım oranının tadilat ruhsatı alınmak suretiyle değiştirilmesine dair düzenlemede 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesine uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki, nazım ve uygulama imar planı değişikliği yapılmadan, salt ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %30 olarak belirlenen oranın %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair düzenlemede de mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılacağına dair hükmüne aykırıdır. Yine, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanacağı ve 9. maddesinin 2. fıkrasındaki, plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verileceğine dair hükmüne de aykırıdır.
Nazım ve uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlenmiş alanın konut kullanım oranına göre belirlenen daimi nüfus ve ticari kullanım oranına göre belirlenen daimi olmayan, hareketli nüfusa göre belirlenen sosyal ve teknik donatı standartlarını bozan düzenlemenin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki planların kademelenmesi ve ölçeğine göre ve yapılaşma amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir ilkesine aykırı olduğu gibi üst ölçekli imar planlarının alt ölçekli imar planlarına mekansal nitelikte hedef koyma, yol gösterme ve ilke belirleme hükmüne aykırıdır. Buna göre, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen imar planların yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu yönetmeliğin EK-2 tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur koşuluna da aykırıdır.
Diğer yandan, uyuşmazlığa konu düzenlemedeki ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %30 olarak belirlenen oranın %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair kısmı, başka bir ifadeyle, imar planı değişikliği yapılmasızın konut kullanım oranının %30 dan %50 ye kadar çıkartılabilmesine imkan veren düzenlemesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendindeki "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
" düzenlemesine aykırıdır. Kaldı ki, ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla belirlenen konut oranı, imar planlarında belirlenen konut kullanımına ilişkin sosyal ve teknik altyapı donatılarının büyüklüğü ve standartlarını yetersiz hâle getireceğinden mevzuata aykırıdır. Bu durumda, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddesinde, mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı ile 3. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddenin iptaline, Yönetmeliğin 2. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava;12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmının, 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinde getirilen değişikliklerin tümünün, 3. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. maddenin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden;
3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasında, "Aşağıda belirtilen bina türleri için bu fıkrada belirtilen kurallara uyulması zorunludur:
a) İçerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat (Mülga ibare:RG-12/8/2023-32277) yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması zorunludur.
b) İçerisinde konut yer alan zemin hariç (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamaz. Ancak kapalı çıkma yapılamaması nedeniyle parselin plan ve bu Yönetmelikle verilen emsal haklarının kullanılamadığı durumlarda; arka bahçe mesafesi 2 metrenin altına düşmemek kaydı ile arka bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde, sadece kolon ve/veya perdelerden (bunların zemin altında temele kadar devam eden bölümleri dahil) oluşan kapalı çıkmasız bina uygulamalarında, belirtilen taşıyıcı sistemin çevrelediği alan bahçe mesafesi ve taban alanı ihlali sayılmaz. Emsal haklarının bu şekilde dahi tamamen kullanılamaması halinde, parselin yol sınırlarına 4 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile ön bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde aynı uygulamaya müsaade edilir. Bu alanın hiçbir kenarı duvar veya herhangi bir malzeme ile kapatılmaz ve bahçe niteliği ortadan kaldırılamaz. Bu fıkra kapsamındaki uygulamalarda hiçbir şekilde çıkmalı olarak tasarlanmış olan binaya göre emsal artışı sağlanamaz. (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) Kapalı çıkma yapılabilen binalarda ise; çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi zorunludur.
c) Bitişik nizam parsellerde bitişik yapılacak olan binaların arasında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği gereği bırakılması gereken deprem derz boşluğu kadar mesafenin parsel sınırından itibaren bırakılması zorunludur. Bu boşluğun dışarı bakan tüm cepheleri, yapıların salınım yapmasına engel olmayacak şekilde hafif malzemeler ile bina boyunca kapatılarak can ve mal güvenliği temin edilir." düzenlemelerine yer verilmiş iken 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresi "7 kat" şeklinde değiştirilmiştir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendi uyarınca, kapalı çıkma yapılabilmesi için binalarda çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi halinde dava konusu düzenleme ile içerisinde konut yer alan zemin hariç 7 kat ve daha az katlı binalarda kapalı çıkma yapılmasına imkan sağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
Bina ve bina türü yapıların tasarım, projelendirme, inşa ve denetimi için yapılması zorunlu olan zemin ve temel etütlerinin planlaması, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrası ile 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Temel Zemini ve Temellerin Tasarımı İçin Özel Kuralların 16.2.2 nci maddesine ve 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin (ççççç) bendine dayanılarak hazırlanan Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğ'de belirtilen kategorilere göre yapılmaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Planlarda afet, jeolojik ve doğal veriler esas alınır.
" hükmüne yer verilmiş olup buna göre uygulama imar planlarında, binaların kat adedi/yüksekliği planlama alanının jeolojik yapısına göre belirlenmektedir. Uyuşmazlıkta, davalı idarece detaylı olarak yapılan gözlemler sonucu dava konusu düzenlemenin emsal hakları kullanılamayan hallerde ön ve arka bahçelere taşılmasına imkan verilen düzenlemeye dair kuralın taşıyıcı sistem yönünden tehlike arz etmesi olasılığı az olan durumlar göz önüne alınarak her durumda uygulanmasının önüne geçmek adına zemin hariç 7 kata kadar kapalı çıkma uygulamasının nispeten sorun teşkil etmeyeceği değerlendirmesine varılmıştır.
Bu itibarla, planlama alanının jeolojik yapısına ve zemin durumuna göre yapının taşıyıcılık kapasitesi elverdiği ölçüde, çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi halinde içerisinde konut yer alan zemin hariç 7 kat ve daha az katlı binalarda kapalı çıkma yapılmasına imkan sağlayan dava konusu düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde, "(1) Kat yükseklikleri uygulama imar planında daha fazla belirlenmemiş ise döşeme üst kotundan döşeme üst kotuna olmak üzere en fazla;
a) Ticaret bölgelerinde; zemin katlarda 4.50 metre, asma katlı zemin katlarda 5.50 metre; diğer katlarda 4.00 metre,
b) Ticaretin de yapılabildiği karma alanlarda; zemin katlarda 4.50 metre, asma katlı zemin katlarda 5.50 metre; diğer katlar konut ise 3.60 metre konut harici ise 4.00 metre,
c) Konut bölgelerinde zemin ve normal katlarda 3.60 metre,
ç) Zemin katında ticaret yapılabilen konut bölgelerinde ise zemin katlarda 4.50 metre, (Mülga ibare:RG-12/8/2023-32277) diğer katlarda 3.60 metre,
d) (Ek:RG-9/10/2021-31623) Konut bölgelerinde; geleneksel mimari öğeler barındıran ve taşıyıcı sistemi kesme taş yığma bina olarak tasarlanan zemin dâhil 3 katı geçmeyen binalarda zemin ve normal katlarda 4.50 metre, kabul edilerek uygulama yapılabilir.
(2) Bu maddede belirtilen kat yükseklikleri dikkate alınmadan bina yüksekliği verilen planlarda bu bende göre değerlendirme yapılıp bina yüksekliği yeniden değerlendirilinceye kadar uygulamalar birinci fıkrada belirtilen kat yükseklikleri ile plandaki veya planda belirlenmemişse bu Yönetmelikle belirlenen kat adedinin çarpılması sonucu bulunan bina yüksekliğine göre gerçekleştirilebilir. Ancak bir adada bulunan parsellerin en az dörtte üçünün yürürlükteki planın kat adedine göre yapılaşmış olması halinde mevcut teşekkülün kat yükseklikleri dikkate alınır.
(3) Tesisat katının yüksekliği normal kat yüksekliğini aşamaz. Özelliği gereği tesisat katı zorunluluğu olan 60.50 metreyi aşan binalarda tesisat katının 2.00 metresi bina yüksekliğinden ve yapının kat adedinden sayılmaz. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (...)
(4) İskân edilen katların iç yüksekliği, asma katlar hariç 2.60 metreden az olamaz. Ancak hava maniası olup planla kat adedi belirlenen parsellerde bu yükseklik 2.40 metreye düşürülebilir.
(5) Yıkanma yeri, banyo, duş, lavabo yeri, tuvalet, kiler, merdiven altı, her türlü iç ve dış geçitler ve iskân edilmeyen bodrum katları ile müştemilât binalarında, iç yükseklik 2.20 metreye kadar düşürülebilir.
(6) Garaj, kalorifer dairesi, odunluk, kömürlük, bodrum katlarda yer alan otoparklar ve benzeri özellik arz eden yerlerin yükseklikleri bu maddede yer alan hükümlere tabi olmayıp, hizmetin gerektirdiği şekilde 2.20 metrenin altında olmamak kaydıyla idaresince tespit ve tayin olunur.
(7) Eğitim, sağlık, sanayi yapıları ile sinema, tiyatro ve konferans salonları, katlı otoparklar, düğün salonu, resmi kurum ve kuruşlara ait binalar ve spor salonları gibi özellik arz eden yapılarda iç yükseklikler, teknolojik ve mimari gereklere göre mimari estetik komisyon kararı ile belirlenir." düzenlemeleri yer almakta iken 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “metre,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bodrum hariç 3 katı geçmeyen binalarda ise 4.00 metre,” ibaresi eklenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, uygulama imar planı, "Tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." şeklinde tanımlanmış; Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde de, uygulama imar planı "Nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," olduğu ifade edilmiş; Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (rr) bendinde ise, kat yüksekliği, "Binanın herhangi bir katının döşeme üstünden bir üstteki katının döşeme üstüne kadar olan mesafesi" olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu düzenleme ile birlikte içerisinde konut bulunan binaların zemin katında asma kat yapılması imkanı bulunmadığı, bu sebeple düzenlemenin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi, olası çelişkilerin önlenebilmesi ve uygulamalarda herhangi bir tereddüte mahal vermemek adına 5. maddenin 30. fıkrasının (a) bendinde yapılan düzenlemeye paralel olarak aynı Yönetmeliğin 28. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde bulunan "Zemin katında ticaret yapılabilen konut bölgelerinde ise zemin katlarda 4,50 metre, asma katlı zemin katlarda 5,5 metre diğer katlarda 3.60 metre" hükmündeki "asma katlı zemin katlarda 5.5 metre," ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, bu düzenleme ile Yönetmelik hükümlerinin kendi içinde tutarlı hale getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kat yüksekliklerinin uygulama imar planlarında gösterileceği, dava konusu düzenlemede kat yüksekliği eğer uygulama imar planında daha fazla gösterilmemiş ise en fazla ne kadar olacağının belirtildiği, imar planında davacı tarafından iddia edildiği gibi kat yüksekliğinin artırılmasının bina yüksekliğini artırmayacağı sonucuna varılarak dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırlık görülmemiştir.
12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. madde yönünden;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin dava konusu Geçici 6. maddesinde, "Uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda 1/7/2023 tarihinden önce ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, 1/7/2024 tarihine kadar sonuçlanmak kaydı ile parselin tamamında konut kullanım oranı %30’u geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebilir. Bu oran ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %50 ye kadar çıkartılabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla" düzenlendiği, 3.maddesinde de, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.
" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kanunun 5. maddesinde de, nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda; 1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. 2) Bu alanlarda ayrıca gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir. 3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır. 4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir. Ancak bu durumda, karma kullanımın bir alanı dikkate alınarak yapılacak uygulama karma kullanımın diğer alanına göre gerekli koşullara aykırılık teşkil etmemesi gerekir." düzenlemesi yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 6. maddesinde, "(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır.
", 7.maddesinde de, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır:
c) Planlar, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir. ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır.
" hükümlerine yer verilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.
", 9. maddesinin 1. fıkrasında da "Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.", 9. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Ayrıca, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasında, "İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapıalanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgaristandartlara ve alan büyüklüklerine uyulur.", 21.maddesinin 10. fıkrasında da, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." düzenlemeleri yer almaktadır.
Nazım imar planı, nüfus yoğunluklarını göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen plan, uygulama imar planı ise, nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış olup uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda 1/7/2023 tarihinden önce ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, 1/7/2024 tarihine kadar sonuçlanmak kaydı ile parselin tamamında konut kullanım oranı %30’u geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebileceği, bu oranı ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair düzenlemede, uygulama imar planı kararı ile öngörülen nüfusa göre belirlenen sosyal ve teknik donatı dengesini bozacağından mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, nazım ve uygulama imar planı değişikliği yapılmadan, uygulama imar planı ile belirlenmiş konut kullanım oranının tadilat ruhsatı alınmak suretiyle değiştirilmesine dair düzenlemede 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesine uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılacağına dair hükmüne de aykırı olduğu gibi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanacağı ve 9. maddesinin 2. fıkrasındaki, plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verileceğine dair hükmüne de aykırıdır.
Nazım ve uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlenmiş alanın konut kullanım oranına göre belirlenen daimi nüfus ve ticari kullanım oranına göre belirlenen daimi olmayan, hareketli nüfusa göre belirlenen sosyal ve teknik donatı standartlarını bozan düzenlemenin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki planların kademelenmesi ve ölçeğine göre ve yapılaşma amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir ilkesine ve üst ölçekli imar planlarının alt ölçekli imar planlarına mekansal nitelikte hedef koyma, yol gösterme ve ilke belirleme hükmüne aykırıdır.
Uyuşmazlığa konu düzenlemenin imar planı değişikliği yapılmaksızın konut kullanım oranının %30 dan %50 ye kadar çıkartılabilmesine imkan veren kısmı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendindeki "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
" düzenlemesine de aykırıdır.
Bu itibarla, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddesinde, mevzuata uygunluk bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı ile Yönetmeliğin 2. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden davanın REDDİNE; 12/08/2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddenin İPTALİNE karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı TMMOB Mimarlar Odası Başkanlığı tarafından, 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmının, 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinde getirilen değişikliklerin tümünün, 3. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. maddenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla" düzenlendiği, 3.maddesinde de, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.
" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kanunun 5. maddesinde de, nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden,
3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasında, "Aşağıda belirtilen bina türleri için bu fıkrada belirtilen kurallara uyulması zorunludur:
a) İçerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat (Mülga ibare:RG-12/8/2023-32277) yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması zorunludur.
b) İçerisinde konut yer alan zemin hariç (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamaz. Ancak kapalı çıkma yapılamaması nedeniyle parselin plan ve bu Yönetmelikle verilen emsal haklarının kullanılamadığı durumlarda; arka bahçe mesafesi 2 metrenin altına düşmemek kaydı ile arka bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde, sadece kolon ve/veya perdelerden (bunların zemin altında temele kadar devam eden bölümleri dahil) oluşan kapalı çıkmasız bina uygulamalarında, belirtilen taşıyıcı sistemin çevrelediği alan bahçe mesafesi ve taban alanı ihlali sayılmaz. Emsal haklarının bu şekilde dahi tamamen kullanılamaması halinde, parselin yol sınırlarına 4 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile ön bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde aynı uygulamaya müsaade edilir. Bu alanın hiçbir kenarı duvar veya herhangi bir malzeme ile kapatılmaz ve bahçe niteliği ortadan kaldırılamaz. Bu fıkra kapsamındaki uygulamalarda hiçbir şekilde çıkmalı olarak tasarlanmış olan binaya göre emsal artışı sağlanamaz. (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) Kapalı çıkma yapılabilen binalarda ise; çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu (Değişik ibare:RG-12/8/2023-32277) düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi zorunludur.
c) Bitişik nizam parsellerde bitişik yapılacak olan binaların arasında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği gereği bırakılması gereken deprem derz boşluğu kadar mesafenin parsel sınırından itibaren bırakılması zorunludur. Bu boşluğun dışarı bakan tüm cepheleri, yapıların salınım yapmasına engel olmayacak şekilde hafif malzemeler ile bina boyunca kapatılarak can ve mal güvenliği temin edilir." düzenlemelerine yer verilmiş iken 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresi "7 kat" şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile 3 ay sonra yukarıda siyah olarak işaretlenen ifadeler ile birlikte 5. maddenin (b) bendinin birinci cümlesindeki "4 kat" ibaresinin "7 kat" olarak değiştirildiği, 3 ay içerisinde yapılan söz konusu değişikliğin hangi amaçlarla hangi bilimsel ve teknik veriye dayalı olarak yapıldığının anlaşılamadığı, yapılan değişiklikle 4 kattan 7 kata çıkılmasının bir bilimsel analiz ya da veriye dayanması gerektiği, böyle bir tespitin bulunmadığı, yaşanan deprem felaketinin ardından davalı Bakanlık tarafından deprem bölgesinde yapılan tespitlerden hareketle bir takım düzenlemeler getirilmeye çalışıldığı, fakat gerekli bilimsel ve teknik araştırmalar yapılmadan tüm ülke geneline ilişkin imar uygulamalarına yönelik düzenlemeler getirilmesinin kişilerin Anayasa'dan doğan mülkiyet haklarının ihlali niteliğinde uygulamalara neden olabileceği gibi mimari tasarım hizmetlerini oldukça sınırlayan bir yaklaşıma neden olduğu, deprem kuşağında bir ülkede yaşıyor olmakla birlikte her ilin hatta ilçenin fiziki ve coğrafi yapısının değişkenlik gösterdiği, bu kapsamda da Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin esaslar başlıklı 69. maddesi uyarınca birçok büyükşehir belediyesinin imar yönetmeliklerini hazırladığı, yapılan değişikliklerle söz konusu yönetmeliklerin hepsinin kadük bırakıldığı, bu değişikliklerin 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle yapıldığı, ancak bu kadar önemli olan ve yapılaşma koşullarını etkileyen değişikliklerin ilgili mevzuat çerçevesinde tüm paydaşlarla beraber geniş kapsamlı olarak tekrar değerlendirilmesi gerekmekte iken herhangi bir ilgili meslek grubu, akademisyen veya sivil toplum kuruluşundan görüş alınmadan, neden sadece bir yapı sınıfı özelinde bu değişikliğin getirildiğinin anlaşılamadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Davalı idare tarafından, yapıların deprem etkisi altında tasarımı ve yapımı ile ilgili kuralların 18/3/2018 tarih ve 30364 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hükümleri ile belirlendiği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 41. maddesi uyarınca binalarda taban alanı dışında kendi bahçe hudutları dışına taşmamak şartı ile binanın her cephesinde açık ve kapalı çıkma yapılabileceği, kapalı çıkmaların parsellerin yol cephelerinde parsel sınırları içerisinde kalmak koşuluyla yapı yaklaşma sınırından itibaren en fazla 1.50 metre taşacak şekilde yapılabileceği, arka ve yan bahçe mesafelerine, parsel sınırlarına 3.00 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile 1,50 metre taşabileceği, bina tabanı zeminde yapı yaklaşma sınırlarından daha içeri çekilerek bu fıkranın (a) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerindeki mesafelere tecavüz etmemek şartı ile istenilen ölçülerde yapılabileceği, dolayısıyla kapalı çıkmaların yukarıda verilen kısıtlayıcı ölçüler haricinde Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygunluğun sağlanması kaydıyla istenilen ölçülerde yapılabildiği, yaşanan deprem felaketi sonrası konutlarda artan kat adedi de dikkate alındığında betonarme perde, kolon ve kirişlerle teşkil edilen çerçeve sistemden bir çıkıntı yapmak suretiyle tek doğrultuda mesnetlenme ile imal edilmeleri, yüklerini yatayda yalnızca konsol döşeme ve/veya çerçeve sistemdeki kolona veya kirişe saplanan kirişler vasıtasıyla aktarmaları nedeniyle yapısal düzensizlik olarak tanımlanan kapalı çıkmaların, özellikle tabanı alanı kısıtlı olan imar parsellerinde emsal haklarının kullanılabilmesi amacıyla yapının dört cephesinde bina boyunca her taraftan yapılabilme ihtimali ile birlikte binanın mevcut yüklerine ilaveten konut yapılarındaki tefrişat ve eşya+insan yükü ile birlikte bu çıkmalarda yer verilen başta duvar olmak üzere yapısal elemanların katlar boyunca binaya getirdiği yükler de dikkate alındığında deprem anında olumsuz davranış gösterdiği, kimi yapıların cephelerinde kapalı çıkmaların katlar boyunca yük altında kısmen veya tamamen göçme eğiliminde olduklarının görüldüğü, bu nedenlerle yaşanan felaketin hemen ardından iskan sorununun giderilmesi için mevcut veya yeni yapılacak inşaatlardaki barınmanın ivedilikle sağlanması için hızlıca yapılması muhtemel uygulamalarda herhangi bir hataya mahal vermemek üzere ilave tedbir olarak konut yapılarında zemin hariç 4 kata kadar kapalı çıkmaya müsaade edilmiş iken sonrasında daha detaylı olarak yapılan gözlemler neticesinde dava konusu düzenlemenin emsal hakları kullanılamayan hallerde ön ve arka bahçelere taşılmasına imkan verilen düzenlemeye dair kuralın taşıyıcı sistem yönünden tehlike arz etmesi olasılığı az olan durumlar göz önüne alınarak her durumda uygulanmasının önüne geçmek adına zemin hariç 7 kata kadar kapalı çıkma uygulamalarının nispeten sorun teşkil etmeyeceği değerlendirmesine varıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Dairemizce yapılan değerlendirmede, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendi uyarınca, kapalı çıkma yapılabilmesi için binalarda çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi halinde dava konusu düzenleme ile içerisinde konut yer alan zemin hariç 7 kat ve daha az katlı binalarda kapalı çıkma yapılmasına imkan sağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
Bina ve bina türü yapıların tasarım, projelendirme, inşa ve denetimi için yapılması zorunlu olan zemin ve temel etütlerinin planlaması, 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrası ile 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Temel Zemini ve Temellerin Tasarımı İçin Özel Kuralların 16.2.2 nci maddesine ve 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin (ççççç) bendine dayanılarak hazırlanan Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğ'de belirtilen kategorilere göre yapılmaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Planlarda afet, jeolojik ve doğal veriler esas alınır.
" hükmüne yer verilmiş olup buna göre uygulama imar planlarında, binaların kat adedi/yüksekliği planlama alanının jeolojik yapısına göre belirlenmektedir. Uyuşmazlıkta, davalı idarece detaylı olarak yapılan gözlemler sonucu dava konusu düzenlemenin emsal hakları kullanılamayan hallerde ön ve arka bahçelere taşılmasına imkan verilen düzenlemeye dair kuralın taşıyıcı sistem yönünden tehlike arz etmesi olasılığı az olan durumlar göz önüne alınarak her durumda uygulanmasının önüne geçmek adına zemin hariç 7 kata kadar kapalı çıkma uygulamasının nispeten sorun teşkil etmeyeceği değerlendirmesine varılmıştır.
Bu itibarla, planlama alanının jeolojik yapısına ve zemin durumuna göre yapının taşıyıcılık kapasitesi elverdiği ölçüde, çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu düşey taşıyıcı elemanların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi halinde içerisinde konut yer alan zemin hariç 7 kat ve daha az katlı binalarda kapalı çıkma yapılmasına imkan sağlayan dava konusu düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde, "(1) Kat yükseklikleri uygulama imar planında daha fazla belirlenmemiş ise döşeme üst kotundan döşeme üst kotuna olmak üzere en fazla;
a) Ticaret bölgelerinde; zemin katlarda 4.50 metre, asma katlı zemin katlarda 5.50 metre; diğer katlarda 4.00 metre,
b) Ticaretin de yapılabildiği karma alanlarda; zemin katlarda 4.50 metre, asma katlı zemin katlarda 5.50 metre; diğer katlar konut ise 3.60 metre konut harici ise 4.00 metre,
c) Konut bölgelerinde zemin ve normal katlarda 3.60 metre,
ç) Zemin katında ticaret yapılabilen konut bölgelerinde ise zemin katlarda 4.50 metre, (Mülga ibare:RG-12/8/2023-32277) diğer katlarda 3.60 metre,
d) (Ek:RG-9/10/2021-31623) Konut bölgelerinde; geleneksel mimari öğeler barındıran ve taşıyıcı sistemi kesme taş yığma bina olarak tasarlanan zemin dâhil 3 katı geçmeyen binalarda zemin ve normal katlarda 4.50 metre, kabul edilerek uygulama yapılabilir.
(2) Bu maddede belirtilen kat yükseklikleri dikkate alınmadan bina yüksekliği verilen planlarda bu bende göre değerlendirme yapılıp bina yüksekliği yeniden değerlendirilinceye kadar uygulamalar birinci fıkrada belirtilen kat yükseklikleri ile plandaki veya planda belirlenmemişse bu Yönetmelikle belirlenen kat adedinin çarpılması sonucu bulunan bina yüksekliğine göre gerçekleştirilebilir. Ancak bir adada bulunan parsellerin en az dörtte üçünün yürürlükteki planın kat adedine göre yapılaşmış olması halinde mevcut teşekkülün kat yükseklikleri dikkate alınır.
(3) Tesisat katının yüksekliği normal kat yüksekliğini aşamaz. Özelliği gereği tesisat katı zorunluluğu olan 60.50 metreyi aşan binalarda tesisat katının 2.00 metresi bina yüksekliğinden ve yapının kat adedinden sayılmaz. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (...)
(4) İskân edilen katların iç yüksekliği, asma katlar hariç 2.60 metreden az olamaz. Ancak hava maniası olup planla kat adedi belirlenen parsellerde bu yükseklik 2.40 metreye düşürülebilir.
(5) Yıkanma yeri, banyo, duş, lavabo yeri, tuvalet, kiler, merdiven altı, her türlü iç ve dış geçitler ve iskân edilmeyen bodrum katları ile müştemilât binalarında, iç yükseklik 2.20 metreye kadar düşürülebilir.
(6) Garaj, kalorifer dairesi, odunluk, kömürlük, bodrum katlarda yer alan otoparklar ve benzeri özellik arz eden yerlerin yükseklikleri bu maddede yer alan hükümlere tabi olmayıp, hizmetin gerektirdiği şekilde 2.20 metrenin altında olmamak kaydıyla idaresince tespit ve tayin olunur.
(7) Eğitim, sağlık, sanayi yapıları ile sinema, tiyatro ve konferans salonları, katlı otoparklar, düğün salonu, resmi kurum ve kuruşlara ait binalar ve spor salonları gibi özellik arz eden yapılarda iç yükseklikler, teknolojik ve mimari gereklere göre mimari estetik komisyon kararı ile belirlenir." düzenlemeleri yer almakta iken 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yönetmeliğin 28. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “metre,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bodrum hariç 3 katı geçmeyen binalarda ise 4.00 metre,” ibaresi eklenmiştir.

Davacı tarafından, Yönetmeliğin 28. maddesindeki değişikliklerin hangi bilimsel ve teknik veriye dayandığının anlaşılamadığı, dava konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılarda farklı bir kısıtlama getirilmemişken bu düzenlemenin getirilmesinin dayanaklarının anlaşılamadığı, farklı uygulamalara neden olacak söz konusu değişikliklerin açıkça hukuka aykırı olduğu, İmar Kanunu eki yönetmeliklerde yapı yüksekliklerinin yol genişlikleri ile doğrudan bir ilişkisinin bulunduğu, cadde, sokak gibi yol genişliklerini Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğine uygun olarak artırmadan yapı yüksekliklerinin artırılmasının, imar planlarının öngördüğü yapı yüksekliklerinin yönetmelikle değiştirilmesinin İmar Kanunu'na açıkça aykırı olduğu, yönetmelik değişikliği ile getirilen hususların, mimari ve statik projelerde fen ve teknik kurallara uygun bir şekilde değerlendirildiği takdirde binanın güvenliği ve dayanıklılığını sağlamanın mümkün olduğu, dolayısıyla sadece tasarımı kısıtlayan düzenlemelerle depreme dayanıklı binalar elde edileceği yaklaşımının hukuka, fen ve sanat kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmektedir.

Davalı idare tarafından, 12 Mayıs 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 30. fıkrasına eklenen (a) bendi ile içerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için aranan şartlardan birinin de asma kat yapılmaması olduğu, bu düzenleme ile birlikte içerisinde konut bulunan binalarda asma kat yapılması imkanı bulunmadığı, bu sebeple düzenlemenin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi, olası çelişkilerin önlenebilmesi ve uygulamalarda herhangi bir tereddüte mahal vermemek adına 5. maddenin 30. fıkrasının (a) bendinde yapılan düzenlemeye paralel olarak aynı Yönetmeliğin 28. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde bulunan "Zemin katında ticaret yapılabilen konut bölgelerinde ise zemin katlarda 4,50 metre, asma katlı zemin katlarda 5,5 metre diğer katlarda 3.60 metre" hükmündeki "asma katlı zemin katlarda 5.5 metre," ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, bu düzenleme ile Yönetmelik hükümlerinin kendi içinde tutarlı hale getirilmesinin amaçlandığı, düzenleme ile konut binalarında asma kat yapılamadığı da dikkate alındığında belli bir kat adedinin altında kullanıma konu olanlar için zemin katın 4.00 metre kat yüksekliğinde yapılabilmesine imkan tanındığı, düzenlemede halihazırda farklı fonksiyondaki yapılar için belirtilen zemin kat yüksekliklerinin konutlara nazaran fazla olduğu, uygulama imar planında kısıtlayıcı bir hüküm bulunmaması kaydıyla kat adedi az olan bu konut yapılarının zemin kat yüksekliğinin düzenlenmesi sayesinde bina görünümlerinde, sokak siluetinde diğer yapılar ile uyum sağlanması, zemin katların daha ferah bir mekan olarak tesis edilebilmesi ve yol cephesinde davetkar bir etki sağlanmasının hedeflendiği, uygulama imar planında veya plan notlarında kat adedi verilmişse buna uyulmasının zorunlu olduğu, planda kat adedi verilmeyen parsellerde kat adetlerinin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğin 9/1-a maddesi hükmünde belirtilen yol genişliklerine göre belirlenmesi gerektiği, dolayısıyla 28. maddede yer alan hükmün, kat adedini veya bina yüksekliğini belirlenmesine dair olmayıp "kat yüksekliğini" belirlemeye yönelik olduğu, kat adetlerinin tanımı gereği uygulama imar planıyla belirlenmesi gerektiği, belirlenmemesi halinde ise azami bina yüksekliğinin; parselin imar planındaki kullanım kararı dikkate alınarak Yönetmeliğin 28. maddesinde belirlenen kat yüksekliklerinin plandaki kat adedinin çarpılması suretiyle hesaplanması gerektiği, ancak söz konusu parselin bulunduğu imar adasında bulunan parsellerin en az dörtte üçünün yürürlükteki planın kat adedine göre yapılaşmış olması halinde ise mevcut teşekkülün kat yükseklikleri dikkate alınmak suretiyle hesaplanacak azami bina yüksekliğinin dikkate alınması gerektiği, kaldı ki dava konusu düzenlemenin planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilebilir nitelikte olduğundan idarelerin bu konuda yol genişliklerine uygun düzenleme getirebilme yetkisine de sahip olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Dairemizce yapılan değerlendirmede, 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, uygulama imar planı, "Tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde de, uygulama imar planı "Nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," olduğu ifade edilmiştir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (rr) bendinde, kat yüksekliği, "Binanın herhangi bir katının döşeme üstünden bir üstteki katının döşeme üstüne kadar olan mesafesi" olarak tanımlanmıştır.
Davalı idare savunmasında belirtildiği gibi dava konusu düzenleme ile birlikte içerisinde konut bulunan binaların zemin katında asma kat yapılması imkanı bulunmadığı, bu sebeple düzenlemenin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi, olası çelişkilerin önlenebilmesi ve uygulamalarda herhangi bir tereddüte mahal vermemek adına 5. maddenin 30. fıkrasının (a) bendinde yapılan düzenlemeye paralel olarak aynı Yönetmeliğin 28. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde bulunan "Zemin katında ticaret yapılabilen konut bölgelerinde ise zemin katlarda 4,50 metre, asma katlı zemin katlarda 5,5 metre diğer katlarda 3.60 metre" hükmündeki "asma katlı zemin katlarda 5.5 metre," ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, bu düzenleme ile Yönetmelik hükümlerinin kendi içinde tutarlı hale getirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, kat yüksekliklerinin uygulama imar planlarında gösterileceği, dava konusu düzenlemede kat yüksekliği eğer uygulama imar planında daha fazla gösterilmemiş ise en fazla ne kadar olacağının belirtildiği, imar planında davacı tarafından iddia edildiği gibi kat yüksekliğinin artırılmasının bina yüksekliğini artırmayacağı sonucuna varılarak dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırlık görülmemiştir.
3. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. madde yönünden,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin dava konusu Geçici 6. maddesinde, "Uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda 1/7/2023 tarihinden önce ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, 1/7/2024 tarihine kadar sonuçlanmak kaydı ile parselin tamamında konut kullanım oranı %30’u geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebilir. Bu oran ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %50 ye kadar çıkartılabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla" düzenlendiği, 3.maddesinde de, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.
" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kanunun 5. maddesinde de, nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda; 1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. 2) Bu alanlarda ayrıca gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir. 3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır. 4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir. Ancak bu durumda, karma kullanımın bir alanı dikkate alınarak yapılacak uygulama karma kullanımın diğer alanına göre gerekli koşullara aykırılık teşkil etmemesi gerekir." düzenlemesi yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 6. maddesinde, "(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır.
", 7.maddesinde de, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır:
c) Planlar, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir. ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır.
" hükümlerine yer verilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.
", 9. maddesinin 1. fıkrasında da "Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.", 9. maddesinin 2. fıkrasında ise, "Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
Ayrıca, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasında, "İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapıalanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgaristandartlara ve alan büyüklüklerine uyulur.", 21.maddesinin 10. fıkrasında da, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." düzenlemeleri yer almaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu geçici maddeyle ofis/büro amaçlı yapıların konuta dönüştürülmesi sonucunda daha önce plan kararlarıyla konut kullanım oranına göre belirlenmiş kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarının yetersiz kalacağı, bu yönüyle düzenlemenin mevzuata, planlama ilke ve esaslarına aykırı olduğu, düzenlemede yer alan uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda 1/7/2023 tarihinden önce ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenen veya yapı kullanma izin belgesi alan yapılarda, parseldeki konut kullanım oranı % 30'u geçmeyecek şekilde kullanım amacının değiştirilmesine yönelik olarak tadilat ruhsatı verilebileceği, 1/7/2023 tarihinden önce ne kadar yapıya ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlendiği ve yapı kullanma izin belgesi verildiğine dair veriler olmaksızın, tüm karma kullanım alanlarının yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni belgesi almasına bağlı olarak konut alanına dönüştürülmesinin önünün açıldığı ve konut kullanım alanının genişletildiği, dolayısıyla Geçici 6. maddede yer alan düzenlemenin Yönetmeliğin 21. maddesinin 10. fıkrası gereğince planda, yapının ne kadarının konut olarak kullanılacağının belirtilmesi durumunun ortadan kaldırıldığı, bu durumun ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenmesi ve yapı kullanma izin belgesi alınması şartına bağlandığı, ilgili düzenleme öncesinde planla konut kullanım oranı %30'un altında belirlenmiş ve bu doğrultuda sosyal-teknik altyapı alanı sağlanmış karma kullanım alanlarının tamamında herhangi bir plan değişikliği şartı aranmaksızın, sosyal ve teknik altyapı dengesini gözetmeksizin, konut kullanım oranının % 30'a çıkarıldığı, artırılan söz konusu konut kullanım oranına istinaden alanda oluşacak nüfus artışının gereksinim duyacağı sosyal/teknik altyapı alanı gereksiniminin nasıl karşılanacağına dair bir hüküm bulunmadığı, üst ölçek plan kararlarına uyumlu, planların kademeli birlikteliğini esas alan bir bakışla plan değişikliği yapılarak çözülmesi zorunlu olan bu tür bir değişikliğin ilgili mevzuata ve şehircilik ilke ve esaslarına tamamen aykırı bir geçici madde düzenlemesi ile çözülmeye çalışıldığı, % 30 şeklinde belirlenen konut kullanım üst sınırının ilgili idarenin meclis kararı ile % 50'ye çıkarılmasının da önünün açıldığı, Yönetmeliğin 21. maddesinde yer alan % 30'luk olan oran ile düzenlemede yer alan % 50'lik oranın birbirleri ile uyumsuz olduğu, konut kullanımının nüfus artışı getireceği, artan nüfus yoğunluğu üzerinden sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının toplam nüfusa hizmet edecek şekilde hesaplanması gerektiği, karma kullanımda tüm kullanımlar için gerekli koşulların ayrı ayrı hesaplanarak yerine getirilmesi gerektiği, planlanan alanın şartları ve gereksinimleri gözetilerek plan kararı alınması ve alınan karar ile gerekli donatı alanı ayrılması gerektiği, ancak davaya konu düzenleme ile nüfus artışı ve artışa bağlı gereksinimler göz ardı edildiği, planda değişikliğe gidilmesi gerekliliği oluşmasına rağmen bu hususta bir düzenlemeye yer verilmediği, bu eksikliğin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alan yapılar ile sağlanmaya çalışıldığı, plan değişikliğinin plan ana kararları ile sürekliliğinin ve sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmaması ve kamu yararı amacı taşıması gerektiği, zorunluluk halinde, bilimsel ve teknik temele dayalı, bütüncül, kamu yararı gözetilerek, sosyal ve teknik altyapı ihtiyaçlarının yönetmelikler doğrultusunda sağlanmasıyla yapılması gerektiği, ancak dava konusu düzenelemenin kamu yararı niteliği taşımadığı, parsel bazında yoğunluk artışı getiren, plan ana kararlarını ve sosyal ve teknik altyapı dengesini bozucu nitelikte ve parsele özel uygulamalar içerdiği, ofis alanlarının konuta dönüşmesi ile zaten bir nüfus artışı yaşanmaktayken konut alanlarının oranının ilgili idare meclisi kararıyla %50'e kadar artırılmasına imkan sağlanarak halihazırda planla belirlenmesi beklenen nüfus ve sosyal/teknik altyapı dengesinin daha da bozulacağı, davaya konu düzenlemeyle, ülke bütünündeki imar planlarında kent bütünü gözetilerek oluşturulmuş olan plan ana kararlarının sürekliliği, bütünlüğü, sosyal ve teknik altyapı dengesi teknik ve nesnel gerekçelere dayanmaksızın bozulmakta ve kamu yararına aykırı bir biçimde bütüncül plan çalışmalarının vasıfsız/etkisiz hale getirilmekte olduğu, mimari projede yer alan mekân kodlamasına göre her bir mekânın asgari olarak tavan, döşeme, duvar kaplamaları, kapı-pencere kasa ve kanatları, süpürgelik, merdiven basamak ve rıhtları, küpeşte ve korkuluklar, denizlik ve parapetler ile mekanik ve elektrik tesisat projelerinde yer alan musluk, batarya, lavabo, duy, anahtar, armatür gibi sıva ve kaplama üzeri malzemeler ile yine bu kapsamda olduğu proje müellifince belirlenen diğer malzemelerin mevzuat ve standartlara uygun olarak özelliklerini belirten bilgileri içeren ve ilgisine göre mimari, elektrik ve mekanik tesisat proje müellifleri tarafından hazırlanan mahal listelerinin ilgili projelerin ekinde bulunması gerektiği, mimari projenin yönetmelikteki tanımlama, tapu kayıtlarına ve imar planına göre hazırlanması ve projede her bir bağımsız bölümün mekan kodlamasına göre ölçü ve tanımlarına uygun olarak gösterilmesi gerektiği, mimari tadilat projelerinin de bu kurallara uygun hazırlanmasının imar mevzuatının gereği olduğu, düzenleme ile ofis kullanımlarının konuta dönüşümünün sağlanması için tadilat ruhsatı düzenleneceği belirtilmekte ise de Yönetmelikte konut kullanımı için öngörülen minimum ölçülerin sağlanması söz konusu olmadığında ruhsat verilip verilmeyeceğine dair bir açıklamaya yer verilmeyerek bütün taleplerin kabul edebileceği, yani bir anlamda imar affı sonucuna yol açacak ruhsatlar verileceği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 29. maddesinde yapı piyesleri ve ölçüleri düzenlenmiş ve her müstakil konutta en az bir oturma odası, bir yatak odası, bir mutfak, bir banyo ve tuvalet olması gerektiği ve bunların minimum alanlarının belirlendiği, mimari projesinde ofis olarak projelendirilerek yapı ruhsatı veya kullanma izin belgesi almış olan bölümlerin konut kullanımı için öngörülen bu piyeslere sahip olmadan konuta dönüştürülmesinin olanaklı olmadığı, aksi halde düzenlenecek tadilat ruhsatlarının yönetmeliğe aykırı olacağı, 28. maddede kat yüksekliği konut ve ticaret kullanımları için farklı belirlenirken 31. maddede kullanımların birbirine dönüştürülmesi durumunda yeni oluşan kullanım için bağımsız genel merdiven oluşturulmadan tadilata izin verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı, bu gibi somut yapılaşma koşulları dikkate alınmadan kullanımların dönüştürülmesine olanak sağlanmasının mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Davalı idare tarafından, günümüzde yaşanılan konut sorununun çözümüne yönelik olarak ülke genelinde konut arzının arttırılması amacıyla kamu yararını gözeterek getirilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin dava konusu Geçici 6. maddesinde yer alan hükmü ile uygulama imar planlarında diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda, 1/7/2023 tarihinden önce "ofis veya büro" amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, gerek Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğin 21. maddesininin 1. fıkrasının 10. bendinde belirlenmiş olan orana uyum sağlamak, hem de Danıştayın önceki metni iptal gerekçesinde belirtmiş olduğu % 30'u aşmaması gereğini sağlamak bakımından 01/07/2024 tarihine kadar sonuçlanmak kaydı ile konut kullanım oranı % 30'u geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebilmesine imkân sağlandığı, %30 oranındaki konut kullanım oranının % 50'ye çıkartılabilmesi için ise zaten plan yapımı ve değişikliği yetkisini haiz olan ilgili idare meclisi kararı alınması gerektiğine ilişkin düzenleme getirildiği, düzenlemede "Uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda.." ibaresi ile halihazırda plan kararları uyarınca konutun da yapılabildiği alanlarda uygulanacağından İmar Kanununun 3. maddesine aykırılıktan bahsedilemeyeceği, Geçici 6. madde kapsamında yapılacak esaslı tadilat taleplerinin imar planı hükümlerine, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine ve diğer ilgili tüm mevzuat hükümlerine uygun olarak karşılanabileceği ve tadilat projelerinin anılan hükümlere uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinde şüphe olmadığı ve dava konusu hükümde aksine bir düzenleme de bulunmadığı, yapı ruhsatı düzenleyen idarelerce uygulama imar planı ile belirlenmiş sosyal ve teknik altyapı alanları da dahil olmak üzere plan kararları ve ilgili mevzuat hükümlerinin mevcudiyeti halinde işlem tesis edebilecekleri ortada iken dava konusu düzenlemenin sosyal ve teknik altyapı ile sosyal donatı dengesini bozacağı şeklinde bir yorum yapılmak suretiyle İmar Kanununun amacına aykırı olduğu iddiasının dayanaksız olduğu, düzenleme ile konut arzının artırılmasının amaçlandığı, düzenleme kapsamındaki uygulamaların esaslı tadilat yapılmak suretiyle gerçekleştirilecek olması karşısında yapılacak esaslı tadilatta yürürlükteki imar planı ve mevzuat hükümlerine uyulacağından plan kararlarının kapsamlı olarak değiştirildiğinden yahut planlar arasında hiyerarşiyi ve kademeli birliktelik esasını bozduğundan söz edilemeyeceği, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün 30/12/2014 tarih ve 20956 sayılı yazısında; " ... İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." hükmünün imar planlarında karma kullanımlarda önerebilecek maksimum konut yapılaşma alanının veya emsalin tariflenmesine yönelik bir hüküm olmadığı, konut kullanım alanlarının belirlenmemiş olması durumunda bu alanlarda ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının hesaplanabilmesi için bu alanda yerleşecek "nüfus büyüklüğünün" tespitine yönelik bir hüküm olduğunun açıklandığı, söz konusu oranın planlama alanındaki nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının belirtilen bu oran dahilinde mevcut plan kararları ile karşılanıp karşılanmadığının ortaya konulabilmesi için bir değerlendirme ölçütü olduğu, düzenlemede yer alan "Bu oran ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla % 50 ye kadar çıkartılabilir." ifadesi ile azami konut kullanım oranı belirlenerek bu oran içinde işlem tesis edilebileceği, yukarıda da değinildiği üzere parseldeki nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının karşılanmış olduğunun ortaya konulması halinde uygulanabilecek bir hüküm olduğu, buradaki değerlendirmenin plan yapma ve ruhsat düzenleme yetkisi bulunan ilgili idarelerce yapılması gerektiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasında imar planlarının yapımı ve değişikliklerinde uyulması gereken hususların düzenlendiği, dava konusu düzenleme ile sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar ve asgari alanlar kapsamında imar planlarında planlanmış eğitim tesisleri alanlarını, açık ve yeşil alanları, sağlık tesis alanlarını, sosyal ve kültürel tesis alanları, ibadet yerleri, teknik altyapı alanlarını yetersiz bırakması, bulunduğu sahadaki nüfus/donatı dengesini olumsuz yönde etkilemesi ve donatı standartlarını düşürücü bir nitelik taşımasının söz konusu olmadığı, yapıların imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılması ve ruhsat eki mimari projelerinde belirlenen fonksiyonuna göre kullanılması gerekmekte olup kullanım amacını değiştiren işlemlerin esaslı tadilat tanımı kapsamında kaldığından bu kapsamdaki uygulamaların parsel malik veya maliklerinin tamamının muvafakati alınmak suretiyle ilgili idaresinden alınacak tadilat ruhsatına istinaden yapılması gerektiği, tadilat ruhsatı düzenlenirken; otopark, sığınak, TAKS, KAKS gibi hesaplar ile kapıcı dairesi, merdiven, ışıklık, bağımsız bölümlerde bulunması gereken piyesler, bunların asgari nitelik ve nicelikleri gibi detaylar ve deprem, yangın, enerji verimliliği uygulamaları ve ilgili diğer tüm hususlarda yürürlükte olan plan ve mevzuata uygun olmak şartıyla Geçici 6. madde kapsamında tadilat ruhsatı düzenlenebileceği, ruhsat eki projelerin, İmar Kanununa ve ilgili yönetmeliklerine, yürürlükteki imar planı kararlarına, konuyla ilgili diğer mevzuat, ilke ve standartlara uygunluğu bakımından incelenmesi ve uygun bulunduğu takdirde onaylanması görev ve sorumluluğu bulunan davacı tarafın ilgili mevzuatta yetki görev ve sorumlulukları açıkça düzenlenen proje müellifleri ve fenni mesullerin tadilat projelerini hazırlaması ve denetlemesi için teknik ve yasal bir doküman olmadığı şeklindeki ifadelerinin izahtan uzak kaldığı, yapı ruhsatı düzenleyen idarelerce esaslı tadilat kuralları dahilindeki yürürlükteki plan ve ilgili mevzuat hükümlerinin mevcudiyeti halinde işlem tesis edilebileceğinden getirilen düzenlemede özel kurallar belirlenmemiş olmasının eksik düzenleme olarak nitelendirilemeyeceği, dava konusu düzenleme kapsamındaki uygulamaların herhangi bir esaslı tadilat talebinden farklı değerlendirilmesinin söz konusu olmadığı, esaslı tadilat taleplerinin yürürlükteki plan ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında ilgili idaresince değerlendirilmesi neticesinde işlem tesis edileceği, yasal düzenlemeler, ilgili mevzuat, somut olay, konu ile ilgili bilgi ve belgeler dikkate alındığında dava konusu düzenlemede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Dairemizce yapılan değerlendirmede, Nazım imar planı, nüfus yoğunlukları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen plan, uygulama imar planı ise, nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış olup uygulama imar planı kararı ile diğer kullanımlarla birlikte konutun da yapılabileceğine dair hüküm bulunan alanlarda 1/7/2023 tarihinden önce ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, 1/7/2024 tarihine kadar sonuçlanmak kaydı ile parselin tamamında konut kullanım oranı %30’u geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebileceği, bu oranı ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair düzenlemede, uygulama imar planı kararı ile öngörülen nüfusa göre belirlenen sosyal ve teknik donatı dengesini bozacağından mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, nazım ve uygulama imar planı değişikliği yapılmadan, uygulama imar planı ile belirlenmiş konut kullanım oranının tadilat ruhsatı alınmak suretiyle değiştirilmesine dair düzenlemede 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesine uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki, nazım ve uygulama imar planı değişikliği yapılmadan, salt ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %30 olarak belirlenen oranın %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair düzenlemede de mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Ayrıca, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılacağına dair hükmüne aykırıdır. Yine, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1. fıkrasındaki, mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanacağı ve 9. maddesinin 2. fıkrasındaki, plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verileceğine dair hükmüne de aykırı bulunmuştur.
Nazım ve uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlenmiş alanın konut kullanım oranına göre belirlenen daimi nüfus ve ticari kullanım oranına göre belirlenen daimi olmayan, hareketli nüfusa göre belirlenen sosyal ve teknik donatı standartlarını bozan düzenlemenin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki planların kademelenmesi ve ölçeğine göre ve yapılaşma amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir ilkesine aykırı olduğu gibi üst ölçekli imar planlarının alt ölçekli imar planlarına mekansal nitelikte hedef koyma, yol gösterme ve ilke belirleme hükmüne aykırıdır. Buna göre, dava konusu düzenleme, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen imar planların yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu yönetmeliğin EK-2 tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur koşuluna da aykırıdır.
Diğer yandan, uyuşmazlığa konu düzenlemedeki ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla %30 olarak belirlenen oranın %50 ye kadar çıkartılabileceğine dair kısmı, başka bir ifadeyle, imar planı değişikliği yapılmasızın konut kullanım oranının %30 dan %50 ye kadar çıkartılabilmesine imkan veren düzenlemesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendindeki "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
" düzenlemesine aykırıdır. Kaldı ki, ilgili idare meclisi kararı alınmak kaydıyla belirlenen konut oranı, imar planlarında belirlenen konut kullanımına ilişkin sosyal ve teknik altyapı donatılarının büyüklüğü ve standartlarını yetersiz hâle getireceğinden mevzuata aykırıdır.
Bu itibarla, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddesinde, mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde yer alan "4 kat" ibaresinin "7 kat" şeklinde değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28. maddesinde getirilen değişiklikler yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. 12.08.2023 tarih ve 32277 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine eklenen Geçici 6. maddenin İPTALİNE,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, ...TL'nin davalı idareden alınarak davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.