WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/20359 E.  ,  2025/2540 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/20359
Karar No : 2025/2540

DAVACI :...

DAVALI :... Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:...ayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI: Disiplin soruşturması dosyasında bazı bilgi ve belgelerin kendisine verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu meslekten çıkarma kararı ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğu, kanunda öngörülen zamanaşımı sürelerine uyulmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, üzerine atılı eylemler nedeniyle hakkında daha önce görevden uzaklaştırma ve akabinde kamu görevinden çıkarma kararı ile ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilerek mükerrer yargılama yasağının ihlal edildiği, söz konusu sosyal medya paylaşımlarının kendisine ait olup olmadığını hatırlamadığı, hesabının şifresinin çalınmış olabileceği, kendisine ait olduğunun kabul edilmesi halinde dahi herhangi bir kişi veya grup adından bahsedilmeden etik dışı davranış gösteren insan tutumunun eleştirildiği ve anılan paylaşımların ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, paylaşımın herhangi bir terör örgütü, yapı veya oluşumu övücü, destekleyici nitelikte bir içerik taşımadığı, üyeleri dışındaki kişilere kapalı mesleki bir forumda paylaşılan ve içeriğinde herhangi bir siyasi amacı yansıtan bir ifade bulunmadığı, AİHM tarafından Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında belirlenen ilkelerin mevcut davada uygulanması gerektiği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının başka bir nedenle meslekten çıkarılmış olmasının disiplin suçu teşkil eden işlem veya eylemleri nedeniyle hakkında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmediği, herkese açık bir ortamda paylaşım yapmak suretiyle icra ettiği kamusal faaliyetin önemi sebebiyle uluslararası evrensel etik kurallarına bağlı olarak meslek hayatında veya özel yaşantısında doğruluk, dürüstlük ve tarafsızlık görüntüsünü zedeleyecek söz ve davranışlardan kaçınmadığı ve mesleğin vakarını muhafaza etmesi gerektiği, bahse konu paylaşımların içeriğinde siyasi görüş içeren, hakim ve savcıların dürüstlük, doğruluk ve tarafsızlığını zedeleyen ifadeler olduğu, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aşacak nitelikte paylaşımlar yaptığı, davacı hakkında terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılamada mahkumiyet kararı verildiğinden dava konusu işlemde tespit edilen ve ileri sürülen hususların teyit edilmiş olduğu, dava konusu işlem tesis edilirken gerek soruşturma aşamasında gerekse karar verme aşamasında her bir kişi hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı, hakkında beraat kararı verilmesinin hâkimler ve savcılar hakkında verilecek disiplin cezaları bakımından bağlayıcılığının bulunmadığı, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ:
Dava; davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin ... tarih ve K:... sayılı kararının iptali ile mahrum kalınan özlük ve parasal haklarının faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinde ;"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
"hükmüne yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Bakılan davada, dosya içeriği bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının soruşturmaya konu sosyal medya paylaşımlarının içerik olarak "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğunun kabul edilerek davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği anlaşılmıştır. Nitekim, davacı hakkında... Ağır Ceza Mahkemesinin 19/04/2018 tarihli kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği, anılan kararın temyiz başvurularının da reddedildiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından, dava dilekçesinde kanunda disiplin cezaları için öngörülen zamanaşımı sürelerine uyulmadığı iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinde davacı hakkında yürütülen ceza davalarına ilişkin yapılan inceleme sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu... Dairesinin davaya konu... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle kovuşturma izni verilmesine de karar verilmesi üzerine görevi kötüye kullanmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açıldığı ve...Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiği görüldüğünden, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca davacının iddiaları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
HSK Genel Kurulunca daha önce meslekten çıkarılmalarına karar verilen bazı yargı mensuplarının sosyal paylaşım sitelerinde yapmış oldukları paylaşımları hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulmuştur.
Anılan soruşturma iznine Kurul Başkanı tarafından "Olur" verilmesi üzerine, ... Vergi Mahkemesi Üyesi iken meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında; 26/09/2014 tarihinde, www.adalet.org isimli sosyal paylaşım sitesinde; "Referans olduğunuz yiğidiniz buysa, (...’i kastederek) Babayiğitleriniz de ...., ... olsa gerek; Zira onlar da ülkeyi aynı şekilde kamplaştırıp, bölücülük yapıyordu… Ha kürt Türk bugün ki bölücüleri savunduğunuz gibi açık açık PKK’yı da savunun barı… BÖLENLERİN VE BÖLENLERE ESKORTLUK YAPANLARIN HER YERE YERLEŞTİRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUM. … Kimi zaman birlikte 5 vakit namaz kıldığınız hâkim ve savcı arkadaşlarınıza da paralelci diyerek, bu sıfatı söylemeyi sürdürerek sözün sahibi olan zat tarafından sahte peygamber ilan edilen hocalarını dinsizlikle itham ettiğini de göz önünde bulundurarak, yargıç kimliğine sahip ve muhafazakâr geçinen insanların, aynı paralel söylemini sürdürerek, hem meslektaşlarını dinsizlikle itham etmeleri ve bunun bayraktarlığını yapan HSYK adayı olan ve yargıya menteşe takmayı vaat eden bir adamın bölücü söylemlerine sahip çıkmayı ve bu suretle hepiniz patates dinindensiniz anlamına gelen bir söylemi sahiplenmeyi anlamıyorum. Devletin kelle avcılığının teorik ve psikolojik altyapısı oluşturuluyor farkında değilsiniz. Harcını da size kardırıyorlar ki yarın hukukçular olarak kendiniz ettiniz deyip işin içinden sıyrılmak için. Yarın IŞIDÇİLER gibi bu paralel hakimlerin kellelerini cellatlarınıza aldırırken da ALLAHUEKBER!!! Dersiniz alınlarınızdaki kara bantlarınızla… ve secde edersiniz taptığınıza… Sonunuzu kestiremiyorum…" şeklinde paylaşımda bulunduğu, 24/06/2015 tarihinde, www.....org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S. E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazının altında "...hiçbir ilke tanımadan sürgünlere yollanırken en azından insan olarak bir tepki vermek isteyip de HSYK'nın hışmına uğramaktan korkarak susan halimizi anlatması açısından önemli" Hakim bey enfes bir enfes bir yazı- manifesto olmuş, ellerinize sağlık. Bu meydan okumalarla karşılaşacaklarını tahmin edememişlerdi... Ülkede bir çoğunun düştüğü bir hatadır, herkesi kendileri gibi gölgelerin gücü adına hareket eder zannetmek, Karşılarındaki entellektüel birikimiyle- evrensel standartların farkında - ulusal karakterini özümsemiş koskoca yargı teşkilatının asil bir tavır sergileyebileceğini öngörmemelerinin, hukuku hiçe saymalarının ve mesleğin ve meslektaşların onuruyla oynamalarının ilerde önlerine nasıl bir fatura koyacağını merak ediyorum... Susturamayacaklarını anladıklarında iş işten geçmiş olacak.." paylaşımda bulunduğu, 03/07/2015 tarihinde, www.....org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim O. D. tarafından açılan "YARGIDA YENİ SORUNLU DÖNEM" başlıklı yazının altına "PANDORANIN KUTUSU AÇILMIŞTIR... YBP'lilerin içinden ... Bey gibi, 5 tane cesur ve vicdanlı hakim ve savcı çıkmış olsa idi, bu kurul, yargıç ve savcıların onurlarıyla bu kadar rahat oynayabilir miydi? Tüm teşkilata bu kadar korku salabilirler miydi? Salınan korkunun bir gün nefrete dönüşeceğini hesap edememelerinin ardında, 5 tane cesur, mesleğin, meslektaşının, komşusunun, oda arkadaşının onuruna, insanca yaşam hakkına, emeğine, sahip çıkabilecek ve saygı duyulmasını isteyebilecek 5 tane adam çıkartamadıkları içindir yapılan bu kıyımın bu reddeye varması... Ortak olduğunuz günahın-vebalin-kanunsuzlukların büyüklüğü karşısında hala vazgeçmeyecekmisiniz...? Aşağıda yayınlanan anket'in ilk sonuçlarına vicdanlı bir şekilde göz atılsa görülecektir. 17-25 Aralıktan sonra yeniden şekillendirilen HSYK 1. Dairesinin ve 2014 seçim sonrasında yeniden oluşturulan HSYK 2. Dairesinin çıkardığı kararnamelerin sayısı 11!' buldu. Bu 11 kararnamede toplam: 2224+293+271+10+127+37+57+123+43+96 + 24+888+ 2.666 =6.769 meslektaş oradan oraya tayin edildi. HSYK nın elinde istatistikler vardır, Cesaretleri varsa yayınlasınlar... Kaç yargıç ve savcının 1 yıl içinde 2-3 defa kanunsuzca tayin edildiğini,! Varsa yürekleri, talep ve rızaları olmaksızın, görev yaptığı bölgedeki süreleri dikkate alınmadan, sırf gözdağı vermek amacıyla yaptıkları keyfi tayinlerin sayısını açıklasınlar kamuoyuna... Yukarıda devam eden ve henüz 2 gün olan anket sonuçlarına bakarsanız durumun vehameti anlaşılır.... 6.769 kişiden, ankete katılan 900 meslektaş içinde Yapılan insanlıkla bağdaşmayan tayinlerle, bu hukuk dışı ve Anayasal Teminatlara aykırı kararnamelerle; SADECE bir yıl içinde 2 ve daha fazla tayin gören 28 yargıç ve savcı değil; süresi dolmadan-disiplin cezası olmadan sürülen 173 yargıç ve savcı değil; çok ciddi sağlık sorunlarına rağmen (eş ve çocuğunkiler dahil) sürgüne hastalığa- ölüme gönderilen 10 yargıç ve savcı değil; Tercihleri dışında yerlere ve unvanlara atanan; 79 yargıç ve savcı değil; Talepleri olmaksızın unvanları değiştirilen; 29 yargıç ve savcı değil; YANIBAŞINDAKİ YILLARDIR BİRLİKTE AYNI TABAĞA KAŞIK SALLADIĞI MESLEKTAŞLARINA YAPILANLARDAN KORKARAK, SAĞDAN HİZAYA GELMELERİ BEKLENEN TÜM YARGI CAMİASI-YARGIÇLAR VE CUMHURİYET SAVCILARI TEHDİT ALTINDADIR... VE DAHA KÖTÜSÜ, EN BÜYÜK TEHDİT BUGÜNLERDE, BU YAPILAN HUKUKSUZLUKLARIN -YA DA BİRİLERİNİN KEYFİ İÇİN YILLARIN İÇTİHATLARININ TAM TERSİNE- HUKUKUN EN TEMEL İLKELERİNİ AYAKLARA ALTINA ALARAK ALINAN KARARLARIN ALTINA SİCİLLERİNİ YAZIP İMZALARINI BASAN, BAŞSAVCILARA, SULH CEZA HAKİMLERİNE, KOMİSYON BAŞKANLARINA, İDARE MAHKEMESİ ÜYE VE BAŞKANLARINADIR... ONLARI BU İŞLERE ZORLAYANLARCA ONLARA KISA ZAMAN SONRA ŞUNLARIN DENECEĞİNİ GÖRECEĞİZ... SİCİLİNİZİ YAZIP, İMZA ATMASAYDINIZ, HERKES KENDİ YAPTIKLARINDAN MESUL değil midir? Hukukçu yargıç ve savcılar olarak bunu en iyi sizin bilmeniz gerekmezmiydi?... PANDORANIN KUTUSU AÇILMIŞTIR... SAYGILAR... Onur Bey'i cesaretinden ötürü bir kez daha kutluyorum. Attığı adımla, YBP li meslektaşlarını derin bir muhasebeye sevk edeceğini düşünüyorum... ama içlerinden kaç tanesi harekete geçebilir ve YETER ARTIK diyebilir, o kendilerine kalmış, Herkesten Onur gibi bir duruş beklemekte mümkün olmadığını biliyoruz... anket sonuçları: Konu:2014 ve 2015 YILLARI ADLİ VE İDARİ YARGIDA İSTEK DIŞI TAYİNLERİ BELİRLEME ANKETİ Anket Sorusu: Ocak 2014 sonrası, HSYK 1. Dairesi tarafından Adli ve İdari yargıda istek ve Ankete Katılan Meslekler: Hakim+C.Savcısı ..." şeklinde yorum ve paylaşımda bulunduğu iddiaları nedeniyle soruşturma başlatıldığı, davacıya isnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile;
"Hakim ve cumhuriyet savcılarının, meslek hayatı boyunca yaptığı iş ve davranışlarında, yaptığı mesleğin önemi nedeniyle bağlı olduğu bir takım evrensel etik kurallar vardır. Nitekim 2001 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Hindistan' ın Bangalor kentinde kabul edilen Yargı Etiği İlkeleri ile 2005 yılında kabul edilen Budapeşte ilkeleri, uluslararası belgelerden istifade edilip hazırlanan, yargı mensuplarına yönelik uyması gereken evrensel etik kurallar içermektedir.
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 27.06.2006 yılında 315 sayılı kararıyla kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde yer alan tarafsızlık değeriyle ilgili bölümde, "hakimin mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hakim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak davranışlar içerisinde olmalıdır, hakim kamuya açık olsun veya olması, herhangi bir şahıs veya mesele hakkında adil yargılanmayı etkileyecek yorum yapmamalıdır." Dürüstlük değeri ilkesiyle ilgili "hakim tüm faaliyetlerinde uygunsuz davranışlardan ve uygunsuzluk görüntüsü oluşturmaktan kaçınmalıdır. Sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hakim, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumundadır, bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapmalıdır." şeklinde düzenlemeye yer vermiştir.
2005 yılında Avrupa Savcıları Konferansında kabul edilen ve ülkemiz için de bağlayıcı olan "Budapeşte İlkeleri" olarak bilinen bildirgede, "Savcıların her zaman ve her koşulda görevlerini adil ve tarafsız yerine getirirler, mesleki gizliliği korumalıdır, özel yaşamlarındaki faaliyetleri nedeniyle savcılık hizmetinin fiili dürüstlüğünü, adilliğini, tarafsızlığını veya buna ilişkin makul algıları zedelememelidir." şeklinde evrensel etik ilkeler düzenlenmiştir.
Disiplin dosyasında ilgili hakim ve cumhuriyet savcıları, www.adalet.org, facebook ve twitter adlı sosyal paylaşım sitelerinde değişik tarihlerde bazı paylaşımlar yapmıştır. Bu paylaşımların içeriklerinde özetle; 2014 Ekim ayında yapılan HSYK' ya üye seçimi, HSYK' nın yapısı, HSYK' nın 2015 ocak ayında yapmış olduğu tayinler, hakimlerin müstemir yetkileri ve diğer idari tasarrufları, kamu oyunda 17/25 Aralık kumpas dosyası, Selam ve Tevhid kumpas dosyası, Mit Tırları olarak bilinen soruşturma dosyaları ile bu soruşturma dosyalarında görev alan yargı mensuplarının soruşturma dosyasından içeriği ile siyasal iktidarın yapmış olduğu tasarrufların ağır bir şekilde eleştirilmesi ilgili yapmış oldukları paylaşımlar veya bu paylaşımların benimsendiğine dair yorumlar olduğu tespit edilmiştir.
İlgili hakim ve savcıların paylaşımları ile yargı alanında etik kuralları düzenleyen uluslararası belgeler ve mesleki teamüller ile birlikte değerlendirildiğinde; çağdaş demokratik toplumların üç saç ayağından biri yargı erki olduğu, yargı mensuplarının icra ettiği kamusal faaliyetin önemi sebebiyle uluslararası evrensel etik kurallarına bağlı olarak meslek hayatında veya özel yaşantılarında doğruluk, dürüstlük ve tarafsızlık görüntüsünü zedeleyecek söz ve davranışlardan kaçınmaları ve mesleğin vakarını muhafaza etmesi gerektiği, bahse konu paylaşımların içeriğinde siyasi görüş içeren, hakim ve savcıların dürüstlük, doğruluk ve tarafsızlığını zedeleyen, FETÖ/PDY terör örgütünün lehine, planlı ve sistematik olarak terör örgütünün amacına hizmet eden, FETÖ/PDY örgütüne irtibat ve iltisak nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve savcılar tarafından yapılan paylaşımlar yer almaktadır.
İlgililer her ne kadar savunmalarında özetle; düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında paylaşımları yaptıklarını söylemiş ise de; bu paylaşımlarla, mağduriyet algısını oluşturmak amacıyla, kamu oyu baskısı oluşturmak ve FETÖ/PDY lehine sistematik ve planlı bir şekilde, yürütülen organizasyonun parçası olarak, etik ilkelere aykırı olarak doğruluk, dürüstlük, bağımsızlık ve tarafsızlıklarını yitirecek şekilde olduğundan, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesi mümkün olmadığından savunmalarına itibar edilmemiştir.
İlgililerin sosyal medyadaki paylaşımların amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükumet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu anlaşıldığından,.." şeklinde yer verilen gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararı ile reddedilmesi üzerine, karara karşı itiraz talebinde bulunulmadığından anılan karar 17/10/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
Bunun üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede davacı hakkında "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiği görülmüştür.
Öte yandan, ...tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...tarih ve... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapığı yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 02/06/2022 tarih ve E:2017/834, K:2022/4150 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/05/2023 tarihli ve E:2022/3764, K:2023/931 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddine, anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:...kararıyla "..."8 yıl 4 ay hapis" ibaresinin "7 yıl 16 ay hapis" olarak değiştirilmek suretiyle..." düzeltilerek reddedidildiği, anılan karar Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak 09.09.2019 tarihinde kesinleşmiştir

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti hâkimleri ve savcılarının takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen ve bağlayıcı bir belge olan Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 3.1. maddesinde, "Adil yargılamanın gereği olarak, herhangi bir tarafa iltimas göstermeden ve ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler."; 3.2. maddesinde, "Tarafsız hareket etmekle yetinmez, objektif bir bakış açısıyla tarafsızlıklarına ilişkin her türlü kuşkuyu bertaraf edecek bir duruş sergilerler. Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için tarafsız olmak kadar, tarafsız görünmenin de önemli olduğu bilincindedirler."; 3.3. maddesinde, "Mesleki ve sosyal hayatlarında tarafsızlık ilkesine aykırı düşebilecek her türlü ayrımcı söylem ve davranıştan kaçınır; konuşma ve beden dilini tarafsızlıklarını ihlal etmeyecek biçimde kullanmaya özen gösterirler."; 3.4. maddesinde, "Sosyal medya başta olmak üzere, kitle iletişim araçları vasıtasıyla yapacakları yorum, değerlendirme ve paylaşımların kolaylıkla amacını aşan sonuçlar doğurabileceğini ve tarafsızlıklarını sorgulanır hale getirebileceğini öngörerek hareket ederler."; 5.1. maddesinde, "Kendilerine duyulan güvenin, yargıya olan güvenle doğrudan ve ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunun bilinciyle bütün işlem, eylem ve kararlarında yargıya güveni temin eder ve güçlendirirler."; 5.5. maddesinde, "Özel hayatlarında, mesleki güvenilirliklerine gölge düşürebilecek davranışlarda bulunmamaya hassasiyet gösterirler."; 5.6. maddesinde, "İfade özgürlüklerini, yargıya duyulan güveni sarsmayacak ve siyasi tarafgirliğe düşmeyecek biçimde kullanırlar."; 7.1. maddesinde, "Mesleklerinin yaşamlarına kattığı değer ve yüklediği sorumluluğun bilinciyle görevlerinin gerektirdiği hassasiyetle davranırlar."; 7.3. maddesinde, "Toplumun kendilerinden yargı hizmetinin kaliteli sunulmasının yanı sıra erdemli olmalarını da beklediğinin bilincindedirler."; 7.7. maddesinde, "İfade özgürlüğü kapsamında yazılı, görsel, işitsel ya da sosyal medyada düşüncelerini açıklarken veya paylaşımlarda bulunurken, mesleğin gerektirdiği etik ilkelere uygun hareket ederler." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.

Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacının 26/09/2014 tarihinde, www.adalet.org isimli sosyal paylaşım sitesinde; "Referans olduğunuz yiğidiniz buysa, (...’i kastederek) Babayiğitleriniz de ..., ... olsa gerek; Zira onlar da ülkeyi aynı şekilde kamplaştırıp, bölücülük yapıyordu… Ha kürt Türk bugün ki bölücüleri savunduğunuz gibi açık açık PKK’yı da savunun barı… BÖLENLERİN VE BÖLENLERE ESKORTLUK YAPANLARIN HER YERE YERLEŞTİRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUM. … Kimi zaman birlikte 5 vakit namaz kıldığınız hâkim ve savcı arkadaşlarınıza da paralelci diyerek, bu sıfatı söylemeyi sürdürerek sözün sahibi olan zat tarafından sahte peygamber ilan edilen hocalarını dinsizlikle itham ettiğini de göz önünde bulundurarak, yargıç kimliğine sahip ve muhafazakâr geçinen insanların, aynı paralel söylemini sürdürerek, hem meslektaşlarını dinsizlikle itham etmeleri ve bunun bayraktarlığını yapan HSYK adayı olan ve yargıya menteşe takmayı vaat eden bir adamın bölücü söylemlerine sahip çıkmayı ve bu suretle hepiniz patates dinindensiniz anlamına gelen bir söylemi sahiplenmeyi anlamıyorum. Devletin kelle avcılığının teorik ve psikolojik altyapısı oluşturuluyor farkında değilsiniz. Harcını da size kardırıyorlar ki yarın hukukçular olarak kendiniz ettiniz deyip işin içinden sıyrılmak için. Yarın IŞIDÇİLER gibi bu paralel hakimlerin kellelerini cellatlarınıza aldırırken da ALLAHUEKBER!!! Dersiniz alınlarınızdaki kara bantlarınızla… ve secde edersiniz taptığınıza… Sonunuzu kestiremiyorum…" şeklinde paylaşımda bulunduğu, 24/06/2015 tarihinde, www.....org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S. E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazının altında "...hiçbir ilke tanımadan sürgünlere yollanırken en azından insan olarak bir tepki vermek isteyip de HSYK'nın hışmına uğramaktan korkarak susan halimizi anlatması açısından önemli" Hakim bey enfes bir enfes bir yazı- manifesto olmuş, ellerinize sağlık. Bu meydan okumalarla karşılaşacaklarını tahmin edememişlerdi... Ülkede bir çoğunun düştüğü bir hatadır, herkesi kendileri gibi gölgelerin gücü adına hareket eder zannetmek, Karşılarındaki entellektüel birikimiyle- evrensel standartların farkında - ulusal karakterini özümsemiş koskoca yargı teşkilatının asil bir tavır sergileyebileceğini öngörmemelerinin, hukuku hiçe saymalarının ve mesleğin ve meslektaşların onuruyla oynamalarının ilerde önlerine nasıl bir fatura koyacağını merak ediyorum... Susturamayacaklarını anladıklarında iş işten geçmiş olacak.." paylaşımda bulunduğu, 03/07/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim O. D. tarafından açılan "YARGIDA YENİ SORUNLU DÖNEM" başlıklı yazının altına "PANDORANIN KUTUSU AÇILMIŞTIR... YBP'lilerin içinden Onur Bey gibi, 5 tane cesur ve vicdanlı hakim ve savcı çıkmış olsa idi, bu kurul, yargıç ve savcıların onurlarıyla bu kadar rahat oynayabilir miydi? Tüm teşkilata bu kadar korku salabilirler miydi? Salınan korkunun bir gün nefrete dönüşeceğini hesap edememelerinin ardında, 5 tane cesur, mesleğin, meslektaşının, komşusunun, oda arkadaşının onuruna, insanca yaşam hakkına, emeğine, sahip çıkabilecek ve saygı duyulmasını isteyebilecek 5 tane adam çıkartamadıkları içindir yapılan bu kıyımın bu reddeye varması... Ortak olduğunuz günahın-vebalin-kanunsuzlukların büyüklüğü karşısında hala vazgeçmeyecekmisiniz...? Aşağıda yayınlanan anket'in ilk sonuçlarına vicdanlı bir şekilde göz atılsa görülecektir. 17-25 Aralıktan sonra yeniden şekillendirilen HSYK 1. Dairesinin ve 2014 seçim sonrasında yeniden oluşturulan HSYK 2. Dairesinin çıkardığı kararnamelerin sayısı 11!' buldu. Bu 11 kararnamede toplam: 2224+293+271+10+127+37+57+123+43+96 + 24+888+ 2.666 =6.769 meslektaş oradan oraya tayin edildi. HSYK nın elinde istatistikler vardır, Cesaretleri varsa yayınlasınlar... Kaç yargıç ve savcının 1 yıl içinde 2-3 defa kanunsuzca tayin edildiğini,! Varsa yürekleri, talep ve rızaları olmaksızın, görev yaptığı bölgedeki süreleri dikkate alınmadan, sırf gözdağı vermek amacıyla yaptıkları keyfi tayinlerin sayısını açıklasınlar kamuoyuna... Yukarıda devam eden ve henüz 2 gün olan anket sonuçlarına bakarsanız durumun vehameti anlaşılır.... 6.769 kişiden, ankete katılan 900 meslektaş içinde Yapılan insanlıkla bağdaşmayan tayinlerle, bu hukuk dışı ve Anayasal Teminatlara aykırı kararnamelerle; SADECE bir yıl içinde 2 ve daha fazla tayin gören 28 yargıç ve savcı değil; süresi dolmadan-disiplin cezası olmadan sürülen 173 yargıç ve savcı değil; çok ciddi sağlık sorunlarına rağmen (eş ve çocuğunkiler dahil) sürgüne hastalığa- ölüme gönderilen 10 yargıç ve savcı değil; Tercihleri dışında yerlere ve unvanlara atanan; 79 yargıç ve savcı değil; Talepleri olmaksızın unvanları değiştirilen; 29 yargıç ve savcı değil; YANIBAŞINDAKİ YILLARDIR BİRLİKTE AYNI TABAĞA KAŞIK SALLADIĞI MESLEKTAŞLARINA YAPILANLARDAN KORKARAK, SAĞDAN HİZAYA GELMELERİ BEKLENEN TÜM YARGI CAMİASI-YARGIÇLAR VE CUMHURİYET SAVCILARI TEHDİT ALTINDADIR... VE DAHA KÖTÜSÜ, EN BÜYÜK TEHDİT BUGÜNLERDE, BU YAPILAN HUKUKSUZLUKLARIN -YA DA BİRİLERİNİN KEYFİ İÇİN YILLARIN İÇTİHATLARININ TAM TERSİNE- HUKUKUN EN TEMEL İLKELERİNİ AYAKLARA ALTINA ALARAK ALINAN KARARLARIN ALTINA SİCİLLERİNİ YAZIP İMZALARINI BASAN, BAŞSAVCILARA, SULH CEZA HAKİMLERİNE, KOMİSYON BAŞKANLARINA, İDARE MAHKEMESİ ÜYE VE BAŞKANLARINADIR... ONLARI BU İŞLERE ZORLAYANLARCA ONLARA KISA ZAMAN SONRA ŞUNLARIN DENECEĞİNİ GÖRECEĞİZ... SİCİLİNİZİ YAZIP, İMZA ATMASAYDINIZ, HERKES KENDİ YAPTIKLARINDAN MESUL değil midir? Hukukçu yargıç ve savcılar olarak bunu en iyi sizin bilmeniz gerekmezmiydi?... PANDORANIN KUTUSU AÇILMIŞTIR... SAYGILAR... Onur Bey'i cesaretinden ötürü bir kez daha kutluyorum. Attığı adımla, YBP li meslektaşlarını derin bir muhasebeye sevk edeceğini düşünüyorum... ama içlerinden kaç tanesi harekete geçebilir ve YETER ARTIK diyebilir, o kendilerine kalmış, Herkesten Onur gibi bir duruş beklemekte mümkün olmadığını biliyoruz... anket sonuçları: Konu:2014 ve 2015 YILLARI ADLİ VE İDARİ YARGIDA İSTEK DIŞI TAYİNLERİ BELİRLEME ANKETİ Anket Sorusu: Ocak 2014 sonrası, HSYK 1. Dairesi tarafından Adli ve İdari yargıda istek ve Ankete Katılan Meslekler: Hakim+C.Savcısı ..." şeklinde yaptığı yorum ve paylaşımların, 2014 HSK seçimlerinde sözde bağımsız görünümlü FETÖ/PDY terör örgütü mensubu adayların yargıyı ele geçirmesini önlemek adına bir araya gelmiş hakim ve savcılardan oluşan platformun adaylarını herkesin önünde küçük düşürmek ve dolaylı olarak destek oldukları FETÖ/PDY terör örgütü mensubu adayların kazanmasının önünü açmak adına yapıldığı, bu haliyle söz konusu paylaşımları içerik olarak Anayasa ile güvence altına alınan ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aşarak hâkimlik ve savcılık mesleğinin temel kriterleri ile bağdaşmayacak nitelikte söylemler içerdiği görülmektedir.
Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak incelendiğinde, FETÖ/PDY "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan dolayı hakkında kesinleşen mahkumiyet kararı olan davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda sarf ettiği söz ve paylaşımların hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B itibarla, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin 11/05/2023 tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.