WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/4593 E.  ,  2025/2050 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4593
Karar No : 2025/2050

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabına 29/01/2014 tarihinde 1.200,00-TL, 18/09/2014 tarihinde 1.100,00-TL, 28/05/2015 tarihinde 4.500,00-TL para yatırdığı, aynı bankada 10/01/2014 tarihinde 17.900,36-TL tutarlı 91 günlük, 05/11/2014 tarihinde 31.284,66-TL tutarlı 31 günlük katılım hesapları açtığı, anılan banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, FETÖ/PDY ile iltisaklı Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğunun tespit edildiği, bu nedenle FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatı ve iltisakı olduğu şeklinde değerlendirmenin makul olduğu ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine varıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Ailesinin çiftçilikle uğraştığı ve yaşlı olmaları sebebiyle maddi işlemlerinde vekalet ettiği, gelirlerini faizsiz bankaya yatırmasını istedikleri için hesap açtırdığı ve yatırdığı, sadece 2014 ve 2015 yıllarında para yatırmadığı, 2014 yılında 24.500-TL tutarında para girişi görüldüğü, bunun sebebinin ise aracı ile kaza yaptığı ve hurda bedelinin Ankara Sigorta tarafından yatırıldığı, TMSF'ye devir sonrasında da hesap hareketlerinin devam ettiği, 2016 yılının ilk aylarında nakit ödemelerde bankanın zorlanmaya başladığı için parasını çekip ... Bankası'na yatırdığı, sendikanın resmi olduğu, sendika temsilcilerinin ısrarıyla üye olduğu, okul müdürü tarafından 2016 yılı Haziran ayı sonunda Mayıs ayında çıkan MGK kararını içeren Başbakanlık Genelgesini tebliğ etmesi üzerine sendikadan istifa ettiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer taraftan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla CMK'nun 223/2-e uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte, kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğunun, görevden çıkarılmayı haklı kılacak yeterlilik ve nitelikte sebeplere dayanması gerekmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; Davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabına 29/01/2014 tarihinde 1.200,00-TL, 18/09/2014 tarihinde 1.100,00-TL, 28/05/2015 tarihinde 4.500,00-TL para yatırdığı, aynı bankada 10/01/2014 tarihinde 17.900,36-TL tutarlı 91 günlük, 05/11/2014 tarihinde 31.284,66-TL tutarlı 31 günlük katılım hesapları açtığı, FETÖ/PDY ile iltisaklı Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde verilen ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; " sanığın Bank Asya daki parasal miktar incelendiğinde; 2014 yılı öncesinde sanığın bank asya hesabında parasal hareketliliğin olduğu anlaşılmaktadır. Sanık savunmasında; öğretmenlik mesleği yanında çiftçilikle uğraştığını, bu uğraşıdan dolayı elde edilen gelirleri faizsiz olması sebebiyle bank asyaya yatırdığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Özellikle bank asya kayıtları incelendiğinde; 11/05/2014 tarihinde 25.000 TL lik bir para hareketinin olduğu görülmektedir. Sanık söz konusu para hareketliliğine ilişkin olarak aracının kaza yaptığını, sigorta şirketinden söz konusu paranın alındığını ve paranın bankaya yatırıldığına ilişkin beyanların ve belgelerin olduğunu söyleyerek bu yöndeki savunmasını ispat etmeye çalışmıştır. Bilindiği üzere bank asyaya para yatırmak suretiyle bank asyaya destek çıkmak eyleminin delili olarak değerlendirilmesi için sebepsiz yere paranın bankaya yatırılması gerekmektedir. Yani kişilerin evlerini, arabalarını satıp Bank Asyayı desteklemek adına bu eylemi gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Sanığın savunmasının aksine, destekleme adına söz konusu paraların yatırıldığı hususunun her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil ile ispatlanması gerekir,. Söz konusu savunma haricinde sanığın savunmasının aksine bu yönde bir delil elde edilmediğinden söz konusu para hareketliliğinin sanığın aleyhine değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır... sanığın 05/01/2014 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu görülmektedir. Yine sanığın üyeliğinin 01/07/2016 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Sanığın mahkememizde yargılanan diğer sanıklarla kıyaslandığında sendika üyesi olan ve gerçek mana da örgüt üyesi olduğu kabul edilen kişilerin sendika üyesi olmalarından öte derneğin faaliyetlerine aktif olarak katıldıkları, sendikanın düzenledikleri protesto gösterilerine iştirak ettikleri, sendikaya maddi ve manevi olarak destek verdikleri görülmektedir. Yargıtay içtihatları incelendiğinde, sendika üyesi olmanın tek başına örgüt üyeliği için bir kriter sayılmadığı bilinmektedir. Somut olayımızda da sanığın sendika faaliyetleri çerçevesinde sendikaya adam kazandırma, sendikaya bağış yapma, sendikanın toplantılarını organize etme gibi aktif bir faaliyeti olmadığı gibi bu yönde bir iddia da bulunmamaktadır. Özellikle Niğde ilinde yapılan soruşturmalarında Aktif senin önde gelen isimlerinin sendikanın düzenlediği bazı basın açıklamalarına katıldıkları, bunlara ilişkin fotoğraflı tespitlerin bulunduğu halde sanık hakkında bu yönde bir tespit bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sanığın sadece örgüt veya sendika üyesi olmasının sanığın aleyhine değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. " gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırmadığı, ailesinin çiftçilikle uğraştığı ve yaşlı olmaları sebebiyle maddi işlerinde vekalet ettiği, gelirlerini faizsiz bankaya yatırmasını istedikleri için hesap açtırdığı ve yatırdığı, sadece 2014 ve 2015 yıllarında para yatırmadığı, 2014 yılında 24.500-TL tutarında para girişi görüldüğü, bunun sebebinin ise aracı ile kaza yaptığı ve hurda bedelinin Ankara Sigorta tarafından yatırıldığı, TMSF'ye devir sonrasında da hesap hareketlerinin devam ettiği, 2016 yılının ilk aylarında nakit ödemelerde bankanın zorlanmaya başladığı için parasını çekip ... Bankası'na yatırdığı, üyesi olduğu Aktif Eğitimciler Sendikasının resmi olduğu, sendika temsilcilerinin ısrarıyla üye olduğu, okul müdürü tarafından 2016 yılı Haziran ayı sonunda, Mayıs ayında çıkan MGK kararını içeren Başbakanlık Genelgesini tebliğ etmesi üzerine sendikadan istifa ettiği, anılan Sendikada üyelikten başka hiçbir görevinin olmadığı ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının, Bank Asya'da ... müşteri numarası hesabının bulunduğu ve 29/01/2014 tarihinde 1.200-TL yatırdığı, 31/01/2014 tarihinde bu parayı çektiği, 07/02/2014 tarihinde 400-TL para yatırdığı ve hesaplar arası virman olduğu, 15/05/2014 tarihinde 1.000-TL, 06/06/2014 tarihinde 9.400-TL tarihlerinde İş Bankasından EFT işlemi yapıldığı,16/06/2014 tarihinde ise Ankara Sigorta şirketi tarafından 14.600-TL para gönderildiği, bahse konu tutarların toplamı 24.500-TL olarak hesaplar arası virman yapıldığı ve 10/01/2014 tarihinde 17.900,36-TL tutarlı 91 günlük, 05/11/2014 tarihinde 31.284,66-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı görülmüş ise de; hesabın ilk olarak örgüt talimatı tarihinden çok önce 23/01/2012 tarihinde açıldığı, anılan tarihten itibaren sürekli ve rutin bir şekilde kullanıldığı, 23/01/2012 tarihinden itibaren TL, XAU ve USD katılım hesapları açtığı, yatmış görünen paraların hesapları arasındaki aktarım olduğu, TMSF'ye devir sonrasında da 24/03/2016 tarihinde kapatılan katılım hesabının bulunduğu, kaza yapması sebebiyle sigorta şirketinden gönderilen paraya ilişkin evrakların dosyaya sunulduğu görüldüğünden, davacının örgüt talimatıyla Bank Asya'da hesap açtığı veya hesabındaki mevduatını artırdığından söz edilemeyeceğinden, davacının rutin bankacılık olarak gerçekleştiği kanaatine varılan bankacılık işlemlerinin örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ...Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 veya Sendika'nın kapatıldığı 23/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden irtibat ve iltisaka ilişkin başkaca bir somut bilgi ve belge yoksa salt sendika üyeliğinin tek başına irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikasına Şubat 2014 - Temmuz 2016 tarihleri arasında 30 ay üyeliği bulunmakta ise de, 26 Mayıs 2016 tarihli Mİlli Güvenlik Kurulu kararını içeren Başbakanlık Genelgesi uyarınca 1 Temmuz 2016 tarihinde istifa ettiği, üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari ve aktif bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, salt Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda davacı hakkında beraat kararı verildiği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık aksi düşünceyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.