WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Mayıs 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/550 E.  ,  2025/2378 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/550
Karar No : 2025/2378

DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve Hazine adına kayıtlı olan ... ada, ... parsel (eski ... parsel) sayılı taşınmazın 4706 sayılı Kanun kapsamında tarafına satılması için yaptığı başvurunun değerlendirmeye alınmamasına ilişkin İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Avrupa Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin dayanağı olan 382 sıra numarlı Milli Emlak Genel Tebliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 50 yıldan fazladır uyuşmazlık konusu taşınmazın malik sıfatıyla zilyedi olduğu ve taşınmaz için yıllar boyunca ecrimisil ödediği, 4070 sayılı ve 4706 sayılı Kanun uyarınca Milli Emlak Müdürlüğüne başvurduğu, yıllar sonra gelen yazılı cevapta, 382 sıra numarlı Milli Emlak Genel Tebliğine göre “deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metreden az mesafe olan yerlerin satışa konu edilemeyeceğinden" bahisle satın alma başvurusunu değerlendirmeye alamayacağının belirtildiği, ancak 4070 sayılı Kanun'un 11/f bendine göre "Deniz kıyı kenar çizgisine 2.000 metre, tabii ve sun'i göl kenar çizgisine 500 metreden az mesafede bulunan alanlar"ın satışının yapılamayacağının düzenlendiği, buna göre Kanun'un aradığı şartın 382 Sıra Sayılı Milli Emlak Genel Tebliğindeki gibi 5.000 metre değil, 2.000 metre mesafe olduğu, söz konusu taşınmazın deniz kıyı kenar çizgisine uzaklığının 2.000 metreden fazla olduğu, İdarenin dava konusu Genel Tebliğ ile Kanun'dan daha daraltıcı bir şart öngördüğü, Tebliğ'in Kanun'un uygulamasını daraltamayacağı, bu nedenle, 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 4070 sayılı Kanun'a hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Tebliğ kuralının aykırı olduğu iddia edilen 4070 sayılı Kanun’un 19/04/2012 tarih ve 6292 sayılı Kanunun 13. maddesinin 10. fikrası ile yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 14. maddesinde "diğer mevzuatta 2924 sayılı Kanuna ve 4070 sayılı Kanuna yapıları atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.” hükmünün yer aldığı, davacının iddialarının mesnetsiz olduğu, Tebliğ'in kanunun üstüne çıkması veya kanunun uygulamasını engelleyecek şekilde daraltmasının söz konusu olmadığı, iptali istenen Tebliğ kuralının, 4706 sayılı kanunun 4. maddesinin 12. fıkrasına, söz konusu fıkranın ise uygulama bakımından kıyasen 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesine dayandığı, söz konusu maddeye göre, denizlerde kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafede bulunan Hazineye ait tarım arazilerinin satışa konu edilemeyeceği, dava konusu Tebliğ de bu hükme dayanılarak düzenlendiğinden, söz konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi, eski ... yeni ... ada, ... parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın müvekkiline doğrudan satışının yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Avrupa Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin dayanağı olan, 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 382 sıra no'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4. maddesinin 12. fıkrasında, 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerini 30/3/2014 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; 31/12/2019 tarihine kadar bu arazileri doğrudan satın almak için başvuruda bulunan ve tespit ve tebliğ edilen bedeli itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenlerin bu fıkraya göre hak sahibi sayılacağı, tarımsal amaçlı yapılar ile esaslı unsuru tarımsal faaliyet olması koşuluyla üzerinde sürekli ikamet amacıyla konut bulunan tarım arazilerinin de bu fıkra kapsamında değerlendirileceği, bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı hükmü yer almıştır.
6292 sayılı Kanun'un 12. Maddesinin (3). fıkrasında," Kamu hizmetine tahsis edilmiş veya fiilen bu amaçla kullanılanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan yerler, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olmakla birlikte kamu kurum ve kuruluşlarının hazırladıkları planlarda tarım dışı kullanıma ayrılmış alanlar, denizlerde kıyı kenar çizgisine beş bin metre, tabii ve suni göllerde kıyı kenar çizgisine beş yüz metreden az mesafede bulunan alanlar ile içme suyu amaçlı barajların mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları içinde kalan yerler, satış tarihi itibarıyla arazi toplulaştırılması yapılacak yerler, özel kanunları kapsamında kalan ve özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gerekenler ile diğer sebeplerle satılamayacağı Maliye Bakanlığınca belirlenecek Hazineye ait tarım arazileri bu madde kapsamında hak sahiplerine satılmaz. Hazineye ait tarım arazilerinden kadastrosu yapılmayan yerler kadastrosu yapıldıktan, tescil harici olanlar ise Hazine adına tapuya tescil edildikten sonra bu maddeye göre değerlendirilir. (Ek cümle: 20/8/2016-6745/69 md.) Ayrıca, 26/4/2012 tarihinden sonra belediye ve mücavir alan sınırları dışına çıkarılan yerler de bu maddeye göre değerlendirilir " hükmü yer almıştır.
Dava konusu 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 382 sıra no'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 1. Fıkrasında, " Hazineye ait tarım arazilerinden;
a) 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında (ölçeğine bakılmaksızın nazım imar planları ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı) tarımsal amaca ayrılanlar,
b) Kamu hizmetine tahsis edilmeyen veya fiilen bu amaçla kullanılmayanlar,
c) Deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin dışında bulunanlar,
ç) Tabii ve suni göllerin kıyı kenar çizgisine beş yüz metre mesafenin dışında bulunanlar,
d) İçme suyu amaçlı barajların mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları dışında kalanlar,
e) Satış tarihi itibarıyla arazi toplulaştırılması yapılmayacaklar,
f) Özel kanunlar kapsamında kalmayanlar,
g) Kadastrosu yapılanlar,
satışa konu edilebilir.
" hükmü yer almıştır
Olayda, davacının İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi, eski ... yeni ... ada, ... parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın müvekkiline doğrudan satışının yapılması istemiyle yaptığı başvurunun, 4706 sayılı yasanın 4. Maddesine eklenen 12. fıkra ve 382 sayılı Genel Tebliğin 5. Maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi hükümlerince reddi üzerine, söz konusu işlem ile anılan tebliğ hükmünün iptali istemiyle bu dava açılmıştır.
4706 sayılı kanunun yukarıda metnine yer verilen 4. Maddesinin 12. fıkra hükmü uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satışında 6292 sayılı Kanun'un uygulanacağı açık olup, 6292 sayılı kanunun 12. Maddesini 3. Fıkrasında yer alan hükümlere paralel düzenleme içeren dava konusu tebliğ hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu işleme gelince; hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılan düzenlemeye dayalı dava konusu birel işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve Hazine adına kayıtlı olan ... ada, ... parsel (eski ... parsel) sayılı taşınmazın 4706 sayılı Kanun kapsamında tarafına satılması için başvuruda bulunulmuş, söz konusu başvurunun İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Avrupa Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, 382 sıra sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine de yer verilerek reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
18/7/2001 tarih ve 24466 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un "Doğrudan satış" başlıklı Doğrudan satış" başlıklı 4. maddesinin 12. fıkrasında, "26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerini 30/3/2014 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan ve kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; 31/12/2019 tarihine kadar bu arazileri doğrudan satın almak için başvuruda bulunan ve tespit ve tebliğ edilen bedeli itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu fıkraya göre hak sahibi sayılır. (...) Bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. (…)" hükmüne yer verilmiştir.
26/4/2012 tarih ve 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un "Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemler" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, "Hazineye ait tarım arazilerinin; 31/12/2011 tarihi itibarıyla en az üç yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan, kira sözleşmesi halen devam eden kiracıları veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ve kullanımlarının halen devam ettiği idarece belirlenen kullanıcıları ya da paydaşlarından; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde bu arazileri bedeli karşılığında doğrudan satın almak için idareye başvuran ve idarece bu maddede belirtilen şekilde tespit ve tebliğ edilen satış bedelini itiraz etmeksizin kabul edenler bu maddeye göre hak sahibi sayılır." hükmü, 3. fıkrasında ise, (…) denizlerde kıyı kenar çizgisine beş bin metre, tabii ve suni göllerde kıyı kenar çizgisine beş yüz metreden az mesafede bulunan alanlar ile içme suyu amaçlı barajların mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları içinde kalan yerler, (…) bu madde kapsamında hak sahiplerine satılmaz. (…)" hükmü, Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 13. maddesinin 10. fikrasında ise, "17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır." hükmü yer almaktadır.
31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 382 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Tebliğin amacı, 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir." kuralına, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Tebliğ, 26/4/2012 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemleri kapsar." kuralına, "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Tebliğ, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4. maddesinin 12. fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır." kuralına, "Satışa konu edilebilecek Hazineye ait tarım arazileri" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, Hazineye ait tarım arazilerinden deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin dışında bulunanların satışa konu edilebileceği kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak, yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette ve bu normları aşar nitelikte hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda yer verilen mevzuat incelendiğinde, 382 sıra numarlı Milli Emlak Genel Tebliği'nin, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasına dayanılarak hazırlandığı, söz konusu fıkrada, belediye ve mücavir alan sınırları içinde yer alan ve imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazilerinde nasıl hak sahibi olunacağının düzenlendiği ve bu fıkra kapsamında yapılacak satışlarda, satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda, 6292 sayılı Kanun'un Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağının belirtildiği, 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında ise, denizlerde kıyı kenar çizgisine beş bin metre kalan yerlerin hak sahiplerine satılmayacağı hükmüne yer verildiği, anılan Tebliğ'in dava konusu edilen 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde de, Hazineye ait tarım arazilerinden deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin dışında bulunanların satışa konu edilebileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Buna göre, davacı tarafından, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve Hazine adına kayıtlı olan ... parsel sayılı taşınmazın 4706 sayılı Kanun kapsamında kendisine satılması için yaptığı başvurunun reddine dayanak gösterilen Hazineye ait tarım arazilerinden deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin dışında bulunanların satışa konu edilebileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin, yukarıda anılan Kanun hükümlerinin uygulanmasına açıklık getirmek amacıyla tesis edildiği anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu düzenlemede mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 11/f bendinde, deniz kıyı kenar çizgisine 2.000 metre bulunan alanların satışının yapılamayacağının düzenlendiği, Kanun'un aradığı şartın 382 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliğindeki gibi 5.000 metre değil, 2.000 metre mesafe olduğu, dava konusu düzenlemenin Kanun'dan daha daraltıcı bir şart öngördüğü ileri sürülmekte ise de, 4070 sayılı Kanun'un, 26/4/2012 tarih ve 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6292 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 10. fikrasıyla yürürlükten kaldırıldığı ve anılan 12. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen mesafenin 5.000 metre olarak düzenlendiği görüldüğünden, söz konusu iddiaya itibar edilmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.