Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/2061 E. , 2025/2351 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/2061
Karar No : 2025/2351
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Milas ilçesi, ... Mahallesi,... pafta, İR: ... (ER:...) ruhsat numaralı 58,60 hektarlık ruhsat sahasının 15,63 hektarlık kısmında davacı şirket tarafından yapılması planlanan “Feldspat Maden Ocağı İşletme Projesi"ne ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sonlandırılmasına ilişkin Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi için yapılan başvuru ile başlayan çevresel etki değerlendirmesi sürecinin sona erdirilmesine ilişkin işlemin, çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan olduğu; bu bağlamda, ivedi yargılama usulüne tabi bulunan davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin uygulanması gerektiği; ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin, 05/04/2024 tarihinde davacı şirketin yetkilisi imzasına tebliğ edildiği ve dava dilekçesinde de dava konusu işlemin 02/04/2024 tarihinde tebliğ edildiğine dair davacı beyanının yer aldığı; dolayısıyla dava konusu işlemin usûlüne uygun bir şekilde 05/04/2024 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, söz konusu işleme karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ve en son 05/05/2024 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 30/12/2024 tarihinde açılan işbu davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işleme karşı dava açma süresinin işlemde açıkça belirtilmesinin Anayasal bir zorunluluk olduğu, bu kapsamda dava konusu işleme karşı hangi kanun yollarına ve mercilere başvurulabileceği ve bunun süresine dair bilgilendirme yapılmadığından, davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının esasa ilişkin kısmının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanması; vekalet ücretine ilişkin kısmının ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca bozularak "davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi"ne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Milas ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, İR: ... (ER:...) ruhsat numaralı 58,60 hektarlık sahada davacı şirket tarafından yapılması planlanan “Feldspat Maden Ocağı İşletme” projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sonlandırılmasına ilişkin Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının esasa ilişkin kısmı yönünden;
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüş, bu ek fıkranın gerekçesinde ise; "Bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmiştir." açıklaması yapılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ...Tarihi izleyen günden başlar. ..." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; " 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. ... 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Nitekim Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olarak değerlendirilmesinde ve dava konusu işlemin 04/04/2024 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği noktasında bir duraksama bulunmamakla birlikte; 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında olduğu anlaşılan dava konusu işleme karşı, işlemin tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde dava açılması gerekli ise de, dava konusu işlemde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, yukarıda belirtilen Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı gereği genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava konusu işlemin iptali istemiyle, 05/04/2024 tarihinden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde ve en geç 04/06/2024 tarihine kadar dava açılması gerekirken, 30/12/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Temyiz istemine konu İdare Mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde: "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. " hükmüne; aynı Kanun'un "Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında olduğu; 326. maddesinde, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde ise vekille takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği hüküm altına alınmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı düzenlenmiştir.
Davalı Muğla Valiliği vekilinin yargılamaya katkısının, ilk derece mahkemesinin 03/01/2025 tarihli ilk incelemeye esas ara kararı ile istenilen belgelerin Mahkemeye sunulmasından ibaret olduğu, bu durumda dosyaya ve davaya hukuki katkıdan (savunma, keşif, duruşma vb.) söz edilemeyeceği; Mahkemece, dava dilekçesi tebligata çıkarılmadan ve davalı idarenin savunması alınmadan ilk inceleme üzerine karar verildiği, dolayısıyla ilk inceleme üzerine verilen karar ile hukuki yardımın karşılığı olan avukatlık ücretine hak kazanılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadan düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 18.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkartılarak kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmının YUKARIDA BELİRTİLEN GEREKÇEYLE ONANMASINA, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının ise, 2577 sayılı Kanun'un 49/1-(b) maddesi uyarınca YUKARIDA BELİRTİLDİĞİ ŞEKİLDE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 17/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!