Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/1467 E. , 2025/2155 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1467
Karar No : 2025/2155
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Mineral Maden Endüstri ve Hammaddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırlarında ... Mineral Maden Endüstri ve Hammaddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. (...) tarafından yapılması planlanan "Feldspat Ocağı Kapasite Artırımı” projesine ilişkin düzenlenen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının güncelliğini ve geçerliliğini koruduğuna dair Aydın Valiliğinin ... tarih ve...sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, projenin yapılmasında orman mühendisliği açısından sakınca bulunmadığının belirtildiği, çevre mühendisliği açısından; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca ÇED kararı alınmış bir projeye 5 yıl içinde faaliyete başlanılması gerektiği, "ÇED Gerekli Değildir" kararı bulunmakla birlikte bu karar doğrultusunda faaliyete başlanılmadığı, ÇED kararının geçerlilik süresinin dolması nedeniyle "ÇED Gerekli Değildir" kararının devam ettirilmesinin uygun olmadığı ve proje için yeni bir ÇED sürecinin başlatılması gerektiği, proje tanıtım dosyasında üretim termin planının bulunmadığı, patlama dizaynında hatalar olduğu, şev stabilize analizlerinin yapılmadığı, hidrojeolojik ve jeolojik çalışmaların yetersiz olduğu, üç ocak alanında herhangi bir açık ocak işletmeciliğine rastlanılmadığı; rehabilitasyon planlarına yer verilmediği, rezerv bilgilerinin eksik olduğu, toz emisyon hesaplamalarının klasik yöntemlerle gerçekleştirildiği, toz emisyon hesaplamalarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kılavuzlarında da önerilen AERMOD modeli ile daha sağlıklı sonuçlara ulaşılacağı, nakliye mesafe hesaplamalarda da hataların olduğu, bunun toz emisyon sonuçlarını manipüle ettiği, proje tanıtım dosyasının daha detaylı ve güncel verilere göre değerlendirilmesi gerektiği, proje bilgilerinde eksiklikler ve yetersizlikler olduğu, jeoloji/hidrojeoloji mühendisliği açısından; bölgenin jeolojik yapısı, muhtemel rezerv bilgileri, proje alanının jeolojik haritası, jeolojik kesiti, bölgede ve proje alanında bulunan su kaynakları, bölgenin hidrojeolojik yapısı ile ilgili bilgiler, yeraltı su seviyesi, madencilik faaliyetinin bölgenin yeraltı su rejimine olabilecek etkileri vb. konularda jeolojik, hidrojeolojik ve jeofizik etüt çalışmalarında elde edilen sayısal değerlerin ve yorumların paylaşılması gerektiği, dava konusu yatırımın proje tanıtım dosyasında bulunan jeolojik ve hidrojeolojik bilgilerin yetersiz olduğu, maden mühendisliği açısından; dava dosyası içinde Ocak-1, Ocak-2 ve Ocak-3 üretim termin planı ve kesitlerine ilişkin bir veri bulunmadığı, keşif esnasında ise açık ocak işletmeciliği yapılan bir madencilik faaliyeti görülmediği, sadece bölgesel plansız kazı faaliyetleri tespit edildiği, açık işletmede patlatmalı kazı yöntemi uygulanacağı, patlatma delik dizaynında da görüldüğü üzere alt delme ile birlikte düşey yönde 15.85 m bir düşey mesafe verildiği, ancak eğimli patlatma deliği boyunun 4,95 m olduğu, basamak yüksekliği ile patlatma delik boyu uyumsuz olduğu, 2007 yılında hazırlanmış olan proje tanıtım dosyası içeriğinde proje alanı için hesaplanmış bir rezerv bilgisi ve şev stabilitesine yönelik bir analiz bulunmadığı, ayrıca depremselliğin fazla olduğu bu bölgelerde bu analizlerin depremsellik faktörleri ile birlikte yapılması gerektiğinden maden mühendisliği açısından uygun olmadığı, ziraat mühendisliği açısından; alanda verimli fıstık çamları bulunduğu, zeytin ağaçlarının da seyrek olarak bulunduğu, arıcılık yapıldığı, maden ocaklarının hidrojeolojik yapı durumuna etkilerinin incelenmediği, su kaynaklarına dolayısı ile yüzey ve yeraltı tarımsal sulama suyu potansiyeline etkisinin açıklanmadığı, oluşacak toz etkisinin tarım alanlarına, arıcılığa, fıstıkçamı plantasyonlarına etkisinin değerlendirilmediği, yazın toz oluşumunun engellenmesi için kullanılacak suyun hangi kaynaklardan temin edileceği konusunda açıklama bulunmadığı, yapılması planlanan maden çalışmasından kaynaklanabilecek tozların ocağın yılın 12 ayı ve günde 8 saat şeklinde çalışacak olması nedeni ile uzun vadede fıstıkçamı, arılar ve seyrek deliceye aşılı zeytin ağaçları üzerine olumsuz etkisinin olacağı bilirkişi raporunda gerekçeli olarak açıklandığı görüldüğünden, proje tanıtım dosyasında eksiklikler bulunduğu, verilerin güncel olmadığı ve hesaplama hatalarının olduğu, alanın deprem bölgesi olması nedeniyle bu yönde analizlerin de dikkate alınması gerekirken alınmadığı gerek yüzey gerek se yer altı suyuna etkisinin açıklanmadığı gibi doğal floranın korunmasına yönelik açıklamaların da zarar görmesinin açık olduğu belirtildiğinden, eksik araştırma ve değerlendirme sonucu düzenlenen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; yıllara göre sunulan hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere ÇED kararının verildiği tarihten itibaren 5 yıllık süre içeresinde projeye ilişkin faaliyetlerin yürütüldüğü, Mahkeme tarafından hükmü esas alınan bilirkişi raporundaki eleştirilen diğer hususlar yönünden ise yatırımcı tarafından proje tanıtım dosyasında gerekli tedbir ve taahhütlerin belirtildiği ve bunların idare tarafından da yeterli görüldüğü, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüş, davalı yanında müdahil tarafından ise; Enerji Bakanlığı tarafından 2012 yılında düzenlenen mahallinde tetkik ve değerlendirme raporunda, 2008, 2009, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin üretim ve satış miktarlarının belirtildiği, buna ilişkin sevk fişlerinin tarih ve sayıları yazıldığı, devlet hakkının ödendiğinin ve faaliyetin yapıldığının da belirtildiği, bütün bunlara ilişkin 2009 yılına ilişkin idareye sunulan işletme faaliyet bilgi formu ve satış bilgi formlarının bulunduğu, ÇED kararının verildiği 2007 yılından itibaren faaliyete başlandığının sabit olduğu, aksi yöndeki bilirkişi görüşlerinin hatalı olduğu iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırlarında ... Mineral Maden Endüstri ve Hammaddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. (...) tarafından yapılması planlanan "Feldspat Ocağı Kapasite Artırımı” projesine ilişkin düzenlenen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının güncelliğini ve geçerliliğini koruduğuna dair Aydın Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 17. maddesinin 2. fıkrasında; "ÇED Gerekli Değildir" Kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Gerekli Değildir" kararı geçersiz sayılır, hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Aydın İli, Koçarlı İlçesi, Kızılcabölük Köyü, Bağarcık Mahallesi sınırlarında yapılması planlanan "Feldspat Ocağı Kapasite Artırımı” projesi hakkında Aydın Valiliği tarafından ... tarihli,...sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının verildiği, anılan Valilik tarafından 13/06/2022 tarihinde söz konusu ÇED kararının güncelliğini ve geçerliliğini koruduğunun belirtilmesi üzerine, bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; Mahkemesince işlemin dayandığı sebep unsuru yönünden ve bununla sınırlı olarak, dolayısıyla, mevzuat gereği ÇED kararının verildiği 2007 yılından itibaren beş yıllık süre içerisinde yatırıma başlanıp başlanılmadığı yolunda bir inceleme yapılması gerekmektedir.
İdare Mahkemesi tarafından; projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca oluşturabilecek tüm unsurlar dikkate alınarak bilirkişi raporu hazırlattırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu projeye henüz başlanılmadığının da belirtildiği, İdare Mahkemesince verilen kararda ise; çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından verilen görüş doğrultusunda, (yukarıda özetlendiği üzere) projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin yeteri kadar araştırılıp değerlendirilmediği gerekçe gösterilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunda ise; maden mühendisi tarafından (bilirkişi raporu sayfa 28) "...davaya konu sahalar ile ilgili olarak MAPEG tarafından 21/11/2012 tarihinde yapılan mahallinde tetkik ve değerlendirme raporu bulunduğu, dava dosyası içeriğinde bu rapor ek-12 olarak sunulduğu, bu rapora göre sahada tek basamak halinde üretim yapılan açık ocak
koordinatları y:558858 x:4146665 (ed-50 6 derece) olarak verildiği, yine aynı raporda
x:555962 y:4152473 ile x:557168 y:4151266 noktalarında malzemenin kalitesine
yönelik küçük arama yarmalarının yapıldığının belirtildiği, bu koordinatların davaya konu
saha üzerinde konumlamaları şekil 3.3.5 ve şekil 3.3.6’te verildiği, buna göre 21/11/2012 tarihinde tek basamaklı üretim yapılan ocağın, ruhsat sınırının güney ucunda bulunduğu, dava konusu 3 ocak alanının bu
üretim ocağının kuzeyinde kaldığı, iki adet küçük arama yarmaları
ise 2 ve 3 nolu ocak sınırları içinde bulunduğu, bu durum tetkik
tarihine kadar dava konusu 3 ocak alanında madencilik faaliyetine
bağlı bir açık ocak üretiminin olmadığını gösterdiği, keşif çalışmasında da davaya konu 3 ocak alanında üretim amaçlı bir
açık ocak madencilik faaliyetine rastlanılmadığının" belirtildiği, ziraat mühendisi tarafından ise (bilirkişi raporun sayfa 41) "... Mahkeme keşfi sırasında yapılması planlanan feldspat işletme
alanlarının henüz faaliyete geçmediği, ÇED izin alanlarında herhangi bir
çalışmanın yapılmadığı ve alanın doğal halini koruduğunun görüldüğü" belirtilmiştir.
Bu durumda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, ÇED kararının verildiği 2007 yılından itibaren 5 yıllık süre içerisinde mücbir sebep olmaksızın yatırıma başlanılmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 08/04/2025 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Köyü, ... Mahallesi sınırlarında ... Mineral Maden Endüstri ve Hammaddeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. (... tarafından yapılması planlanan "Feldspat Ocağı Kapasite Artırımı” projesine ilişkin düzenlenen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının güncelliğini ve geçerliliğini koruduğuna dair Aydın Valiliğinin ... tarih ve...sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde; ilgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler." hükmüne, 11. maddesinde ise; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi; ortada bir davaya konu olabilecek bir işlem ya da eylem yok iken ilgilinin kişisel, güncel bir hakkın tesisine ilişkin bir işlem ya da eylem yapılması için idareye başvurması sonucu, idare tarafından verilecek cevap üzerine veya idarenin susması üzerine ortaya çıkacak uyuşmazlıktaki sürelere ilişkin düzenleme getirir iken, 11. madde ise, bir işlem yapıldıktan sonra ilgilisinin işlemin geri alınması, değiştirilmesi, kaldırılması vb. taleplerle başvurması sonucu, idare tarafından verilecek cevap üzerine veya idarenin susması üzerine ortaya çıkacak uyuşmazlıklardaki sürelere ilişkin düzenleme getirmektedir.
Davacı hakkında herhangi bir işlem tesis edilmediğine göre, davacının 3. kişi olarak ancak 11. madde başvurusu yapabileceği veya doğrudan dava açabileceği, olayda ise; davacının böyle bir başvurusu olmadığı gibi, halka duyurulması zorunluluğu olmayan dava konusu işlemin 2022 yılında tesis edildiği, davanın ise 2024 yılında açıldığı, davacının dava konusu işlemden nasıl haberdar olduğuna dair iddialarını inandırıcı delillerle ortaya koyamadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle; davada süre aşımı bulunduğundan, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!