WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/1300 E.  ,  2025/2823 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1300
Karar No : 2025/2823

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Enerji Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Elektrik Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şırnak İli, Uludere İlçesi, Silopi Barajı Eteğinde, Hezil Çayı üzerinde yapılması planlanan ''Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali Kapasite Artışı (9,900MWm/9,801 MWe)'' projesine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ''...Şırnak ili, Silopi ilçesi sınırlarında "Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin kapasitesinin artırılarak 9,900 MWm-9,801 MWe kurulu güce çıkarılması proje revizyonu ve kapasite artışı" projesine ilişkin Şırnak Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından alınan ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararının, tesisin yapılması için oluşturulan kazı şevleri ile ilgili herhangi bir süreksizlik ölçümü, kazı şevlerinde oluşabilecek duraysızlıkların ortaya konmasına yönelik herhangi bir kinematik analiz ve stabilite analizinin yapılmadığı, baraj gövdesi sol sahilinde oluşturulan bu kazı şevlerinde oluşacak kayma, akma, kaya düşmesi, vb. kütle hareketleri ile aşınmaya bağlı malzeme akışları nedeniyle baraj gövdesi ve su alma yapısı için büyük risk oluşturacak olup barajın hasar görerek işlevini yitirmesine neden olabileceği, yeni su alma yapısının inşa edilmesinin içme suyu kaynağının su kalitesi ve sağlığı açısından risk oluşturacağı, planlanan su alma yapısı ve santral binasının mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı, Çevresel etki değerlendirmesinin yetersiz olduğu, projenin yüzey ve yeraltısularına, çevreye, yerleşim yerlerine, tarım ve orman alanlarına, insan sağlığına olumsuz bir etkisinin olası olduğu açık olup Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerin, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla, alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmayan, projenin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da zararının çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı ve literatür bilgilerine dayalı hazırlanan ve proje özelinde uygun ve yeterli olmayan Proje Tanıtım Dosyasına göre verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararında değinilen gerekçelerle hukuka uygunluk görülmemiştir.'' gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından; davanın süresi içerisinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, bilirkişilerce objektif bir değerlendirme yapılmadığı ve fiili durum gözetilmediği, bilirkişi heyeti raporunda eksiklik olarak belirtilen hususların tamamının PTD'de detaylı bir şekilde açıklandığı, kayaçların kütle özelliklerinin belirlenmesi yönünden, ÇED Gerekli Değildir kararı sonrasında yapılabilecek etüt çalışmalarından elde edilen değerlendirmelere göre yapılacak analizlerin PTD'de olmasının beklenmemesi gerektiği, bilirkişilerin belirttikleri analizlerin yapılabilmesi için özellikle sondaj yapılması, sondajdan elde edilecek numuneler üzerinde zemin ve kaya analizlerinin yapılması, sondaj karotlarından süreksizliklerin ve yer altı suyu seviyelerinin tespit edilmesi gerektiği, bir proje için ÇED Gerekli Değildir/ÇED Olumlu kararı alınmadan sahada fiziki bir çalışma yapılması kanunen mümkün olmadığından bilirkişilerce yapılan değerlendirmelerin bu yönüyle hükme esas alınabilir bir yönü bulunmadığı, projenin geçici kabulünün yapıldığı ve aktif olarak elektrik üretimine başlandığı, Projenin yapımı aşamasında kayma, akma, kaya düşmesi vb. kütle hareketleri yaşanabileceğinin ifade edilmesinin, baraj gövdesi ve su alma yapısının bundan zarar göreceğinin düşünülmesinin somut olayda bahsedilen durumlardan hiçbirisiyle karşılaşılmadan inşai faaliyetlerin tamamlanmış olması karşısında herhangi bir anlam ifade etmediği, dava konusu PTD içerisinde çeşitli yerlerde jeolojik olumsuzluklarla ilgili değerlendirmelere ve alınacak önlemlere yer verildiği, Peyzaj Onarım Planı kapsamında yapılacak çalışmalarla jeolojik olumsuzluklardan kaynaklanabilecek tüm risklerin minimize edileceği, ilgili kurum olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan Peyzaj Onarım Planına uyulacağı hususunun dava konusu PTD içerisinde taahhüt edildiği, su alma yapısı ve santral binasının mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı şeklindeki tespit yönünden, Yönetmeliğin özü ve sözünden anlaşıldığı üzere amacın, baraj gövdesinin memba kısmında yer alan su toplama bölgesinin ve bu bölgeyi koruyan havzanın korunması olduğu, dava konusu Projenin baraj gövdesinin mansabında yer alması nedeniyle baraj gövdesi içerisindeymiş gibi değerlendirme yapılmasının hukuken kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu yapıların hiç birisinin Yönetmelik gereği izin verilmeyen yapılar niteliğinde olmadığı, somut olayda baraj gövdesi üzerinde içme-kullanma suyu alma yapısı bulunmaması, yapılan yapıların membada değil mansapta bulunması nedeniyle ilgili Yönetmelik hükümlerine göre Mutlak Koruma Alanı kavramından söz etmenin mümkün olmadığı, Silopi Barajı'nın DSİ Genel Müdürlüğü tarafından içme suyu, güvenlik ve enerji amaçlı olarak projelendirilen ve 2010 yılında baraj kısmı tamamlanmış bir proje olduğu, DSİ Silopi Barajı ve HES kapasite artışı projesi güvenlik amaçlı inşa edilmiş olan Silopi Barajı Projesi'nden mevcut barajın memba kısmına içme suyu alındıktan sonra aktarılan suların düşüşünden faydalanmak üzere projelendirildiği için yeni su alma yapısının inşa edilmesinin içme suyu kaynağı, su kalitesi ve sağlığı açısından herhangi bir riski bulunmadığı, PTD'nin projeye uygun ve yeterli olmadığı yönündeki gerekçeye katılmanın mümkün olmadığı, bilirkişi heyetinin tamamen faraziyelere dayanarak tanzim ettiği raporun herhangi bir şekilde hukuki değer taşımadığı, PTD'de yer alan önlemlerin yeterli olduğu ve projenin işletmeye alınmış olmasına rağmen çevre üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı, kamu yararının dikkate alınmadığı belirtilerek ve resen takdir edilecek diğer nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davanın süresinde açılmadığı yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğu, dava konusu işlemin iptalinde hukuki yararlarının mevcut olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu işleme yönelik hukuka aykırılıkların somut verilerle ortaya konulduğu, dava konusu proje kapsamında planlanan su alma yapısı ve santral binasının mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı ve mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde herhangi bir tesis kurulamayacağının mevzuat hükümlerimiz gereği sürecin başından beri belli olduğu, ancak mevzuat hükümlerine aykırı olarak inşaat faaliyetlerine devam edildiği, mansapta inşa edilen yapının sadece santral binası olduğu, ancak santral binasına suyun gelmesini sağlayan su alma yapısının mutlak koruma alanında inşa edildiği, PTD'de açıklanan hiçbir hususun somut işlemin hukuka aykırılıklarını gidermeye yeterli olmadığı, Mahkeme kararının üstün kamu yararı dikkate alınarak verildiği belirtilerek ve resen takdir edilecek diğer nedenlerle davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanuna ilişkin olarak çıkarılan ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca Şırnak ili sınırları dahilinde yer alan Silopi Enerji Grubu HES Projesine ilişkin olarak Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Su Kullanma Hakkı Anlaşması imzaladığı, Silopi barajının, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından güvenlik, içme suyu ve enerji amaçlı olarak projelendirilen ve 2011 yılında baraj kısmı tamamlanmış olan bir proje olduğu, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında Silopi Barajı için ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında olduğuna dair Mülga Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğünden bir yazı alındığı, Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin 2,400 MWm - 2,376 MWe olan kurulu güç kısmı için Çevresel Etki Değerlendirme, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünden ... tarih ve ... Karar Numarası ile “ÇED Belgesi” alındığı, imar planı onayı sonrasında inşaat faaliyetleri ile 06.10.2021 tarihinde DSİ 10. Bölge Müdürlüğü ile “Geçici Kabul Tutanağı” imzalanarak işletme faaliyetlerine başlandığı, proje kapsamında Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin toplam 9,900 MWm-9,801 MWe kurulu güce çıkarılmasının planlandığı, bu kapsamda ... Enerji Üretim Anonim Şirketinin Silopi barajında ayrı bir santral binası inşa ettiği, akabinde ... Enerji Enerji Anonim Şirketinin bu suretle kapasite artışına gitmesi için Şırnak Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararının alındığı, takiben anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 'Kirletme yasağı' başlıklı 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü" başlıklı 104/1'inci maddesi ile, çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek görev ve yetkisi Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; e) Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, g) Çevresel etki değerlendirmesi genel formatı: Gerçekleştirilmesi planlanan ve Ek-1’deki listede yer alan projelerin özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren ve projeyi genel boyutları ile tanıtan ÇED başvuru dosyasının hazırlanması sırasında esas alınacak Ek-3’teki genel formatı, ğ) Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını,...i) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ...k) Çevresel etki değerlendirmesi raporu: Ek-1’deki listede yer alan veya Bakanlıkça "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen bir proje için belirlenen özel formata göre hazırlanacak raporu, ... ğğ) Proje tanıtım dosyası: Çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler için Ek-4’te yer alan genel format esas alınarak hazırlanan dosyayı ifade eder." şeklinde tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler..." düzenlemesine, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." düzenlemesine, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." düzenlemesine yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek-1 listesinin 14. maddesinde; "Hidroelektrik enerji santralleri", seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK-2 listesinin 38. maddesinde; ''Mevcut baraj veya isale hatlarına kurulacak olan hidroelektrik enerji santralleri'' sayılmış, Ek-3 bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatında; Ek-4 bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyası Genel Formatında ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporlarındaki tespitler dikkate alınmış olup, İnşaat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Biyolog'tan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 09.10.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "... dava konusu proje alanında genel olarak Üst Devoniyen yaşlı köprülü Formasyona ait kireçtaşı, kumtaşı, marn ve şeyl birimlerinden oluşturmaktadır. Kireçtaşları ve marn gri ve siyah renkli, oldukça sert ve ince-orta tabakalanmalıdır. Kırıldığı zaman keskin ve köşeli, yer yer dolomitiktir. Şeyi kahve, boz, sarı ve siyah renkli olup ince tabakalanmalı ve yer yer laminalı bir yapıdadır. Tektonizmanın etkisiyle Formasyon kırıklı ve çatlaklı bir yapı sunmakta olup, oldukça kıvrımlı bir yapıya sahip olup yaklaşık kalınlığı 300 m. ile 350 m. arasındadır. İnceleme alanında sağ ve sol sahilde değişik kalınlıkta yamaç molozları bulunmaktadır. Kalınlığı değişken olup, genellikle kireçtaşı, marn, kumtaşı ve şeyl kayaçlarına ait parça ve blokları ile kil malzemelerinden oluşmaktadır. Silopi Barajı ve HES projesinde santral binasının oturacağı alanda genel olarak düşük geçirimliliğe sahip Köprülü Formasyonuna ait kahve, boz, sarı ve siyah renkli olup ince tabakalanmalı ve yer yer laminalı şeyl birimleri yer almaktadır. Baraj gövdesinin inşa edildiği alanın sağ ve sol yamaçları genelde çok yüksek ( 96 >30) eğim değerlerine sahiptir. Proje alanında planlanan sualma yapısı, santral binası vb. yapılar oldukça yüksek eğime sahip bu yamaç eteğine inşa edilecektir. Bu amaçla yapılan kazılar sonucunda oldukça yüksek eğimlere sahip şevler oluşturulmuştur. Ancak oluşturulan kazı şevleri ile ilgili herhangi bir süreksizlik ölçümü, kazı şevlerinde oluşabilecek duraysızlıkların ortaya konmasına yönelik herhangi bir kinematik analiz ve stabilite analizinin yapılmadığı belirlenmiştir. Yerinde yapılan incelemelerde sualma yapısı için yapılan kazılarda oldukça yüksek eğimli kazı şevlerinin oluşturulduğu ve bu şevlerde ince tabakalanmalı ve yer yer laminalı şeyl birimlerinin tektonizmanın etkisiyle oldukça kırıklı ve çatlaklı bir yapı kazandığı gözlenmiştir. Ayrıca bölgedeki iklim koşullarına bağlı olarak bu kayaçların fiziksel ve kimyasal ayrışmaya uğramalarının yüksek olması nedeniyle sualma yapısına doğru ve baraj gövdesine doğru malzeme akışları belirlenmiştir. Baraj gövdesi sol sahilinde oluşturulan bu kazı şevlerinde oluşacak kayma, akma, kaya düşmesi, vb. kütle hareketleri ile aşınmaya bağlı malzeme akışları nedeniyle baraj gövdesi ve sualma yapısı için büyük risk oluşturacak olup barajın hasar görerek işlevini yitirmesine neden olabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali Kapasite Artışı Projesi (9,900 MWm / 9,801 MWe) Proje Tanıtım Dosyasının ÇED Yönetmeliğine Uygun olarak hazırlandığı anlaşılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda baraj gövdesinin sol sahilinde Su alma yapısının hemen yanında yeni oluşturulan kazı şevlerinin baraj ve su alma yapısı için risk oluşturduğu, içme suyu temini amacıyla inşa edilmiş olan bu barajda suyun en hassas olduğu ve kirlilik riskinin en yüksek olduğu alanda yeni su alma yapısının inşa edilmesi içme suyu kaynağının su kalitesini ve sağlığı açısından risk oluşturacaktır. Bu sebeple dava konusu proje için ÇED gerekli değildir kararının yerinde olmadığı kanaati oluşmuştur. Proje alanında bitki örtüsü üzerinde oluşabilecek tahribatlar ve bunun sonucunda etkilenecek habitatlar, bitki ve hayvan varlığı bulunmaktadır. Proje alan tarım arazilerinin dışında olması sebebi ile tarım alanlarını etkileyebilecek herhangi bir olumsuz durum söz konusu değildir. Ancak tahrip edilen/edilebilecek alanların rehabilitasyonu ve kaybedilebilecek habitat, bitki ve hayvan varlığının biyorestorasyon, uygun habitat alanlarının, beslenme alanlarının oluşturulması gibi araçlarla alan içerisinde korunması gerekmektedir. Verilecek hasarın boyutlarını minimal seviyede tutmak, HES inşaatı veya kapasite artışı için ek birimlerin yapılmasına ilişkin olarak biyorestorasyon ve teknik onarım çalışmalarının inşaat sırasında ve inşaat sonrasında eş zamanlı olarak yürütülmesi gereklidir. Dolayısıyla Proje alanı olarak kabul edilen bölgeye kapasite artışı için yapılacak /yapılan inşaatlar için ek olarak ÇED raporu hazırlanması gerekmektedir. 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “İçme Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik” çerçevesinde; Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali Kapasite Artışı” projesi kapsamında planlanan Su Alma yapısı ve santral binası mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Mezkür yönetmelik hükümlerinin mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde yapılan/yapılması planlanan faaliyetleri düzenleyen hükümleri içerisinde; 'MADDE 9 (3) İçme-kullanma suyu projesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerine ait mecburi teknik tesisler haricinde hiçbir yeni yapı yapılamaz. (MADDE 9 (18) Güneş enerji santrali, rüzgar enerji santrali, hidroelektrik santrali, termik santral, gazlaştırma tesisi, biyogaz tesisi ve biyokütle tesisi kurulmasına izin verilemez.' hükümleri yeralmaktadır. Bahse konu bölgede yapılacak çalışmalarda mezkür yönetmelik hükümlerinin mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde yapılan/yapılması planlanan faaliyetler içerisinde kaldığı tarafımızdan belirlenmiştir. Sonuç olarak PTD dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; jeolojik, hidrolik ve hidrojeolojik, Ziraat, Biyoloji, ve Çevresel etki açısından yetersiz olduğu, yukarıda verilen bilgiler ve değerlendirmeler neticesinde dava konusu alanda planlanan Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali Kapasite Artışı” projesinin inşa edilmesi halinde yüzey ve yeraltısularına, çevreye, yerleşim yerlerine, tarım ve orman alanlarına, insan sağlığına olumsuz bir etkisinin olacağı “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Gerekli Değildir” kararının 2872 Sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği”ne, kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır." yönünde tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, kazı şevlerinde oluşabilecek duyarsızlıkların ortaya konmasına yönelik herhangi bir kinematik analiz ve stabilite analizinin yapılmadığı, baraj gövdesi sol sahilinde oluşturulan bu kazı şevlerinde oluşacak kayma, akma, kaya düşmesi, vb. kütle hareketleri ile aşınmaya bağlı malzeme akışları nedeniyle baraj gövdesi ve su alma yapısı için büyük risk oluşturacak olup barajın hasar görerek işlevini yitirmesine neden olabileceği, yeni su alma yapısının inşa edilmesinin içme suyu kaynağının su kalitesi ve sağlığı açısından risk oluşturacağı, planlanan su alma yapısı ve santral binasının mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı, Çevresel etki değerlendirmesinin yetersiz olduğu, projenin yüzey ve yeraltısularına, çevreye, yerleşim yerlerine, tarım ve orman alanlarına, insan sağlığına olumsuz bir etkisinin olası olduğu, projenin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da zararının çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı ve literatür bilgilerine dayalı hazırlanan ve proje özelinde uygun ve yeterli olmayan Proje Tanıtım Dosyasına göre verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uygunluk görülmediği belirtilmiş ise de; Proje Tanıtım Dosyası incelendiğinde, işletmede olan Silopi Barajı ve Hidroelektrik Santrali projesi için “ÇED Gerekli Değildir” kararı sonrasında imar planına esas jeolojik jeoteknik etüt kapsamında sondaj çalışmalarının yapılmış olduğu, proje alanlarının tamamının orman alanlarında kaldığı, gerekli izinlerin alınacağının belirtildiği, alanda tarım arazisi bulunmadığı, bu hususun bilirkişi heyeti raporu ile de tespit edildiği, 170. sayfa ve devamında yer verilen ''Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkiler, Öncelikli Etkilerin Belirlenmesi ve Alınacak Önlemler'' başlıklı III. Bölümünde; Silopi Barajı ve HES kapasite artışı projesinin etki alanının memba ve mansap projeleri ile çakışmadığı, Silopi Barajı depolamalı bir proje olduğu için ve ayrıca güvenlik amaçlı bir proje olduğu için memba proje işletme şartlarından etkilenmediği, dolayısı ile Silopi Barajı ve HES projesinin inşaat ve işletme aşaması etkileri diğer projeler ile birlikte değerlendirilmediği belirlemesinde bulunulduğu, dava konusu proje ile mevcut Silopi Baraj yapısının eteğinde enerji üretimi yapılacağı ve çok kısa mesafede suyun tekrar Hezil Çayı yatağına bırakılacağı, jeomorfolojik yapıya ve hidrolojik sisteme bir etkisi söz konusu olmayacağı, Silopi Barajı ve HES kapasite artışı projesinin yapılacağı alanda diğer su hakları hariç olmak üzere, doğal hayatın devamlılığının sağlanabilmesi için mansaba bırakılacak çevresel/ekosistem suyu miktarının belirlenmesine yönelik olarak yapılan değerlendirmelerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından onaylanması sonucu, ortaya çıkacak çevresel/ekosistem suyu miktarının keskinlikle mansaba bırakılması sağlanacağı, santral binası ve yakın çevresinde gerçekleştirilecek peyzaj çalışmalarının Peyzaj Mimarı tarafından çizilen proje ile Peyzaj Mimarı tarafından uygulamaya aktarılacağı, böylece, projenin yapımı ve sonrasında oluşabilecek görüntü bozuklukları, erozyon tehlikesi, heyelan vb. gibi olumsuzlukların önüne geçilmiş olacağının belirtildiği, davaya konu projenin, faaliyette olan Silopi Barajı eteğinde yapılacak olması da dikkate alındığında, PTD'de flora ve faunaya ilişkin yapılan tespitlerin ve alınacağı belirtilen tedbirlerin, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi hususunda yeterli olduğu, PTD'de, mevcut baraj yapısının eteğinde yer alacak santral binasında elektrik üretimi yapıldıktan sonra çok kısa mesafe ve sürede Hezil Çayı yatağına bırakılacağı için su santralden çıktıktan sonra su kalitesinde fiziksel (sıcaklık gibi) bir değişim göstermesi beklenmediği, proje kapsamında yapılacak çalışmalardan kaynaklı su kalitesi değişimi ve hidrokimyasal değişim beklenmediği, hidroelektrik santral projeleri suyun sadece hidrolik gücünden faydalanarak elektrik enerjisi ürettiği, enerji üretimi için su kalitesine hiçbir koşulda etki edilmediği için projeden ötürü suda su kalitesi değişimi ve hidrokimyasal değişim beklenmediği değerlendirmelerinde bulunularak konunun irdelendiği, bölgede mevcutta alanda yer alan baraj aksı ile yeni kurulması planlanan santral binası ve şantiye alanı su geçirimliliğinin düşük olduğu bölgelerde yer aldığı, geçirimliliğin düşük olduğu alan içerisinde inşaat çalışması yürütülen bölgelerde arazi biçimlendirme ve mühendislik çalışmaları ile yüzey akışı, yağmur suyu drenajının sağlanacağı, proje alanı ve çevresi arazi drenaj sisteminin birbirine yumuşak geçişinin tasarlanması gibi önlemlerin alınacağı, aksi takdirde bu bölgelerde yağışla yüzeyde oluşan sular yüzey akışı ile farklı alanlara dağılacak ve kontrolden çıkacağı, su geçirimliliğinin düşük olduğu bölgelerde su geçirimliliğini azaltacak olan çalışmalardan (gereksiz betonlaşma ve sıkışmış toprak) mümkün mertebe uzak durulacağı, erozyon fonksiyonu açısından yapılan analizlerde (Şekil 71) çalışma alanı içerisinde baskın olarak çok şiddetli derecede erozyon riskleri belirlendiği, ancak akarsu vadi yatağında yer yer orta ve çok hafif derecede erozyon riskleri de göze çarptığı buna göre mevcutta bölgede var olan baraj aksı çoğunlukla erozyon riskinin şiddetli olduğu alanda yer alır iken söz konusu bu yapının akarsu vadi tabanına gelen kısımlarında erozyon riski yer yer orta ve çok hafif olduğu, Silopi Barajı ve HES Projesi kapsamında yeni kurulması planlanan Santral Binası ve Şantiye Alanının yer aldığı bölgelerde erozyon riski alan genelinde olduğu gibi çok şiddetli olduğu, çalışma alanı içerisinde şiddetli erozyon riski taşıyan bölgelerin toprak koruma indis değerinin düşük olması ve eğim derecesinin genellikle %12 yüksek olmasından dolayı riskli bölgeler olduğu, bu bölgeler erozyon fonksiyonu açısından hassas bölgeler olarak değerlendirilmeli ve proje alanı sınırları içerisinde yüklenici firmanın sorumluluğunda olan bölgelerde tedbirler alınacağı belirtildiği, alınacak önlemlerin, uzun süre kalabilen ve eğim tutma özelliğine sahip bitki örtüsü oluşturması, toprak agregatlarının ayrışma ve dağılmasının önlemesi, infiltrasyon oranının arttırılması, bitki örtüsü yönetim planları oluşturularak yüzey akış hızının azaltılması, eğimin yüksek olduğu yerlerde teraslamalar yapılması şeklinde sayma suretiyle belirtildiği, yine PTD'de, erozyon riski açısından önlem alınacak alanların; Şekil 76’da kırmızı şerit içerisinde kalan inşaat çalışmalarının yürütüleceği bölgeler olduğu, bahsi geçen bu bölgeler içerisinde inşaat çalışmaları sonucunda kaldırılacak bitki örtüsünün yerine Tablo 74’te verilen erozyon önleyici bitkilerin getirilmesi gerektiği, ayrıca erozyon önleme amaçlı yapısal ve bitkisel önlemlerin alınması gereken alanlar olarak işaretlenen alanlarda bitki örtüsünün zayıf olduğu veya bulunmadığı bölgelerde de Tablo 74’te ki erozyon önleyici bitkiler kullanılacağı, bu sınır içerisinde yer alan ve inşaat çalışmalarında etkilenmeyecek bitki örtüsünün korunacağı ve mevcut bitki örtüsüne zarar verilmeyeceği, Şekil 73’te erozyon riski haritası incelendiğinde çalışma alanı içerisinde baskın olarak çok şiddetli derecede erozyon riskleri belirlendiği, ancak akarsu vadi yatağında yer yer orta ve çok hafif derecede erozyon riskleri de göze çarptiği, buna göre Silopi Barajı ve HES Projesi kapsamında yeni kurulması planlanan Santral Binası ve Şantiye Alanının yer aldığı bölgelerde erozyon riski alan genelinde olduğu gibi çok şiddetli olduğu, bahsi geçen bu şiddetli erozyon riski taşıyan bölgelerden Şekil 76’da kırmızı şerit içerisinde gösterilen alanlarda erozyon riskine karşı önlemler alınacağı, bu alanlar akarsu tabanında yapılan inşaat çalışmaları sonucunda akarsuya yamacı olan alanlarda yamaç akmalarını önlemek amacı ile topoğrafya (olası bir yamaç akması durumunda etkilenecek bölgeler) dikkate alınarak belirlendiği, erozyon riskine karşı yapısal ve bitkisel önlemlerin alınması gereken alanların sınırı belirlenir iken bu sınırın inşaat çalışmalarının yürütüleceği bölgenin yamaçlarının bir kısmını da içerisine alacak şekilde geniş tutulmasının nedeni mevcutta zaten erozyon riski olan ve toprağın gevşek olduğu bu bölgelerin ağır iş makinalarının çalışması sonucunda olası kayma durumu olan bölgeler olması olduğu, erozyon kontrolü amaçlı bitkilendirmeler yapısal önlemlerle bir arada gerçekleştirileceği, dere yataklarında ise kontrol setleri inşası mutlaka gerektiği, bu raporun Biyolojik/Teknik Onarım ve Uygulama başlıklı bölümünde bitkilendirmeye dayalı hususlar ve teknik önlemlere dair hususlar ayrıntılı olarak anlatıldığı, erozyon kontrolü amaçlı bitkilendirme, perdeleme, akarsu ve vadi iyileştirme, peyzaj onarım hedeflerine ilişkin teknik ilkeler, prosedürleri, teraslama yönetim gibi hususlarda geniş kapsamlı açıklamalara yer verilmek suretiyle, projenin erozyon konusundaki etkilerinin, muhtemel risklerin ve alınacak önlemlerin ayrıntılı biçimde belirlendiği, projeye kapsamında, ilgili Kanun ve bu Kanunlara istinaden çıkarılan Yönetmeliklere uyulacağının taahhüt edildiği, Peyzaj Onarım Planı kapsamında yapılacak çalışmalarla jeolojik olumsuzluklardan kaynaklanabilecek çevresel etkilerin minimum seviyeye indirileceğinin görüldüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan Peyzaj Onarım Planına uyulacağı hususunun dava konusu PTD içerisinde taahhüt edildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca; temyize konu karar gerekçesinde, projenin su alma yapısı ve santral binasının mutlak mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı şeklindeki tespitlere yer verilmiş ise de; gerek davaya konu projenin, mevcut kurulu bulunan Hidroelektrik Santralinin Kapasite Artışı projesi olması ve projenin ana unsuru olan santral binasının, baraj duvarı eteğinde planlanmış olması, gerekse de güvenlik amaçlı inşa edilmiş olan mevcut barajın memba kısmına içme suyu alındıktan sonra aktarılan suların düşüşünden faydalanmak suretiyle elektrik enerjisi üretimi amaçlanıyor olması nedeniyle, projenin, baraj gövdesinin memba kısmına, buradaki su kalitesine, olumsuz etkisinin olmayacağı açık olmakla birlikte; bahsi geçen Yönetmelik düzenlemesi ile amaçlananın, içme suyu su toplama bölgesinin ve bu bölgeyi koruyan havzanın korunması olması, davaya konu projenin ana unsuru olan santral binasının, mutlak korunması gereken su toplama bölgesi içerisinde bulunmaması sebebiyle, projeye konu yapıların bulunduğu alanın mutlak korunması gerekli alan içinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarındaki tespitler, PTD ve eki raporlardaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitlerin, davaya konu karara dayanak PTD'yi kusurlandırmayacağı, PTD'de yapılan tespitlerin ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, davaya konu proje ile güvenlik amaçlı inşa edilmiş olan Silopi Barajı Projesi'nden mevcut barajın memba kısmına içme suyu alındıktan sonra aktarılan suların düşüşünden faydalanmak suretiyle enerji üretimi amaçlanmış olması, projenin alternatif olarak başka bir alanda yapılmasının mümkün olmaması, projenin fiili durumu itibarıyla, Silopi Barajı'ndan ayrı olarak faaliyet göstermesinin olanaksız olması, projenin tamamlanmış olması ve 02/08/2024 tarihli geçici kabul tutanağı ile enerji üretime başlamış olması hususları da göz önüne alındığında, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu durumda; yukarıda belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının üyeler ... ve ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine,
5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idare vekilinin duruşmaya gelmediği dikkate alınarak duruşmasız yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6.Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde, aidiyetine göre taraflara iadesine,
7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/05/2025 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.