Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/1158 E. , 2025/2867 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1158
Karar No : 2025/2867
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Maden İşletmeleri Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ...
2- ...
...
24- ...
25- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çanakkale İli, Bayramiç İlçesi, ... Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Feldspat Ocağı" projesi ile ilgili olarak Çanakkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla iki çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, meteoroloji mühendisi, harita mühendisi ve biyolog bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında yer alan mevcut bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği alanda orman bakımından zararlı sonuçların ortaya çıkmayacağı ve maden işletim kuralları açısından proje tanıtım dosyasının (PTD) bilimsel verilere uygun olarak hazırlandığı, proje alanının fiili durum ve harita üzerinde uyumlu olduğu anlaşılmaktaysa da, proje kapsamında yapılacak faaliyetlerle yeraltı ve yerüstü suların zarar görebileceği, proje kapsamında yapılacak taşıma işlerinde mesafelerin eksik olarak hesaplanmış olduğu, doğru hesaplama yapıldığı takdirde Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde yer alan eşik değerin aşılmış olacağı ve böylece çevre kirliliğine sebep olunacağı, proje bölgesinin rüzgarlı bir alan olması nedeniyle oluşacak tozların ağaç ve bitkilere tutunarak zarar görmelerine yol açacağı ve projeye yakın konumda bulunan diğer proje alanları ile kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan PTD hazırlandığı anlaşıldığından, Feldspat Ocağı projesi için verilen "ÇED Gerekli Değildir'' kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, dava konusu projenin ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesi kapsamında olduğundan bu projelere özgü değerlendirme yapıldığı, ilgili kurumların olumlu görüşlerinin bulunduğu, yapılan değerlendirmede PTD yeterli bulunduğundan, projeyle ilgili ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak, davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, esasa ilişkin olarak, bilirkişi raporundaki jeoloji mühendisi tarafından yapılan değerlendirmenin aksine PTD'de bölgede yer alan yüzey ve yeraltı suları incelenerek, projenin su kaynakları üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri ile alınması gerekli önlemlere yer verildiği, kuzey- kuzey batısı yöneliminde olan mikro drenaj alanlarının, çalışma sahasını kuzeyden terk ettiği, dolayısıyla bölgede gerçekleşecek yağışlar sonucu oluşacak akımlar ÇED sahası için risk potansiyeli taşımadığı, bölgenin geçirimsiz yapıdan oluştuğu, YAS akım yönleri dikkate alındığında, yöre halkının kuyuları ile etkileşimde olmadığı, ayrıca ÇED talep alanı ve civarında yer alan tüm kaynaklar, kuyular, sahadaki yeraltı suyu hareketlerinin akım yönlerinin hidrojeolojik haritada gösterildiği, jeoloji mühendisinin bu konudaki çekincelerinin somut veriye dayanmadığı, toz emisyonlarının kümülatif etki oluşturup oluşturmayacağının ortaya konulabilmesi amacıyla 4 km2’lik tesis etki alanı içerisinde mevcut durumda faaliyette olan veya planlanan benzer ve/veya farklı sektör yatırımlarının bulunmadığı, çevre mühendisinin tespitinin aksine, toz emisyon hesabı yapılırken gidiş-dönüş olarak hesap yapıldığı, çevre mühendisi tarafından yapılan hesaplamaların hatalı verilere dayandığı ve PTD'yi yansıtmadığı, meteorolojik olarak tüm verilere PTD'de yer verildiği, ayrıca toz emisyonları sınır değer altında kaldığı, dolayısıyla çevreye, suya, hava kirliliğine yol açmayacağı, biyolog bilirkişinin tespitinin aksine proje kapsamında kullanılacak suyun nereden temin edileceğine dair bilgiye PTD'de yer verildiği, PTD'de flora listesinin hazırlandığı ve endemik tür olmadığının ortaya konulduğu, proje alanında yer alan parsellerin kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, dolayısıyla tarım arazilerinin zarar görme potansiyeli bulunduğu görüşünün yüzeysel olduğu, projeyle ilgili orman ve maden mühendisi tarafından PTD'nin yeterli bulunduğu, diğer bilirkişilerin ise aynı konuda olumsuz görüş verildiği, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğu halde Mahkemece doğrudan olumsuz tespitlerin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davalı yanında müdahil tarafından, Çanakkale İli, Bayramiç İlçesi, ... Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından "Feldspat Ocağı" projesinin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, projeyle ilgili verilen kurum görüşleri dikkate alınarak, davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "... h) Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 15. maddesinde; (1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına, 16. maddesinde; "(1)15 inci maddede tanımlanmış projelerin çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla, proje sahibi tarafından vekâleten yetkilendirilen ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş olan kurum/kuruluşlar tarafından; Ek-4’te yer alan formata göre proje tanıtım dosyası hazırlanır. Hazırlanan proje tanıtım dosyası, proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin doğru olduğunu belirtir proje sahibince onaylı taahhüt yazısı ile başvuru bedelinin ödendiğine dair dekontla birlikte Bakanlığa sunulur. (2) Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını Ek-4’te yer alan format çerçevesinde 5 iş günü içinde inceler. Formata uygun hazırlanmadığı tespit edilen proje tanıtım dosyası, tamamlanmak üzere iade edilir. Eksiklikleri tamamlanan dosya 15 takvim günü içinde yeniden Bakanlığa sunulur. Sunulmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır. Formata uygun hazırlandığı tespit edilen proje tanıtım dosyasına konu proje ile ilgili ÇED inceleme değerlendirme süreci başlatılır. ..." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyası Genel Formatında; 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatifleri (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenleri), b) Projenin iş akım şeması, kapasitesi, kapladığı alan, teknolojisi, çalışacak personel sayısı, c) Doğal kaynakların kullanımı (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Projenin inşaat ve işletme aşamasında oluşan her türlü atığın özelliği (cinsi, türü, miktarı vb.) bertarafı ve geri kazanımına yönelik değerlendirmeler, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riski, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut arazi kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), b) Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri, Öncelikli Etkilerin Belirlenmesi ve Alınacak Önlemler, Bölüm IV: Kümülatif Etki Değerlendirme, Bölüm V: Çevresel ve Sosyal Eylem Planı, V-1: Çevre İzleme Planı, V-2: Sürdürülebilirlik Planı (Sıfır Atık Planı, Trafik Yönetim Planı, Sera Gazı Azaltım Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı vb.), Bölüm VI: Notlar ve Kaynaklar ve Ekler: 1- Proje için seçilen yerin koordinatları, 2-Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve Ek-5’te yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25000 ölçekli hâlihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanması, jeoloji haritası ve depremsellik, 3-Vekâletname, İmza Sirküleri ve Ticari Sicil Gazetesi, 4-Proje sahibince onaylı taahhüt yazısı, 5-Başvuru bedelinin ödendiğine dair dekont, 6-Faaliyet alanında yetkili müşavir firma tarafından yer incelemesi yapıldığını gösterir tutanak, şeklindeki konu başlıklarına yer verileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen ÇED Gerekli Değildir kararlarının iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek IV'te yer alan seçme eleme kriterleri yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; proje kapsamında yapılacak faaliyetlerle yeraltı ve yerüstü sularının zarar görebileceği, proje kapsamında yapılacak taşıma işlerinde mesafelerin eksik hesaplandığı, doğru hesaplama yapıldığı takdirde Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde yer alan eşik değerin aşılmış olacağı ve böylece çevre kirliliğine sebep olunacağı, proje bölgesinin rüzgarlı bir alan olması nedeniyle oluşacak tozların ağaç ve bitkilere tutunarak zarar görmelerine yol açacağı ve projeye yakın konumda bulunan diğer proje alanları ile kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda jeoloji ve hidrojeoloji yönünden yapılan değerlendirmede; PTD'de yer alan jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin ana hatlarıyla saha gerçekleriyle uyumlu olduğu, ancak dava konusu ÇED alanın bulunduğu Oligosen volkanik kayaçlar (andezit ve tüf birimi) az geçirimli olmakla birlikte, çatlaklı kaya akiferi özelliğinde olup yöre halkı tarafından kullanılan çok sayıda kuyu bulunduğu, PTD'de yüzey ve yeraltı sularına olabilecek olumsuz etkilerden yeterli düzeyde bahsedilmediği, dava konusu etkinlik kapsamında açık ocak madenciliğiyle sahadan sıyrılma, kazılma, delme, patlatma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak yol açma, yükleme ve taşıma etkinlikleri yapılacağı, dağ, yamaç vb. yok edilerek çukurlar açılacağı, oluşturulacak pasa, stok ve malzeme depolama sahalarıyla yüzey topoğrafyasının değiştirileceği, tüm bunların yeraltı sularına zarar verme potansiyelinin bulunduğu, yeraltı sularına zarar verme potansiyeli akiferin (yeraltı suyu deposunun) doğal beslenme alanlarının, yeraltı akım kanallarının yok edilmesi, dolayısıyla verimin azalma tehlikesiyle ile ilgili olduğu, özetle, PTD'de dava konusu maden ocağı ile ilgili hidrojeolojik baskı ve etkilerin yeterince incelenmediği için projenin çevresel etkilerin en aza indirilmesi yönünden yeterli olmadığı, ayrıca dava konusu alanın Doğu – Kuzeydoğu tarafında hemen komşu alanda aynı şirket tarafından işletilmesi planlanan Halilağa Bakır Madeni entegre projelerinin (“Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi”, Hacıbekirler Göletleri ve Kırma Eleme Tesisi, Hacıbekirler-1 ve 2 Göletleri ile Kocabaş Çayı Su Alma Yapısı ve İletim Hattı projeleri) bulunduğu, ÇED alanının hemen bitişiğinde yer alan aynı firmaya ait önemli maden etkinliklerinin kümülatif etki olarak belirtilmemesinin çok önemli bir eksikliği olarak değerlendirildiği yönünde tespitte bulunulmuş olup, PTD'de "Su Yüzeyi (Hidrolojik ve Hidrojeolojik Özellikler)" başlığı altında yüzey suları ile yeraltı suları, göl, gölet ve barajların ele alındığının görüldüğü, ÇED alanında yapılacak olan su numunesi çalışmaları ve yeraltısuyu izleme çalışmaları için açılabilecek araştırma ve izleme kuyu verilerinden faydalanılarak gerekli çalışmalar için uygun analizler yapılabileceğinin belirtildiği, konuya ilişkin çeşitli diyagramların önerildiği, diğer taraftan akarsu kaynakları ve baraj sahasının ÇED alanını kesmediğinin, yakın sayılacak bir mesafede olmadığının, ÇED sahasını kuzey-kuzey batısı yöneliminde olan mikro drenaj alanlarının, çalışma sahasını kuzeyden terk ettiğini gösterdiğinin, dolayısıyla bölgede gerçekleşecek yağışlar sonucu oluşacak akımların ÇED sahası için risk potansiyeli taşımadığının, yerüstü sularına herhangi bir etkinin söz konusu olmayacağının belirtildiği, ayrıca bölgede tespit edilmiş olan andezit birimlerin tüf birimleri ile birlikte görüldüğü, havzadaki en yaygın birimlerden biri olarak ifade edilen Neojen-Oligosen yaşlı andezit-tüf formasyonlarının az geçirimli-geçirimsiz birimler olduğu, su akım yönünün, (YÜS ve YAS) çalışma sahasını ağırlıklı olarak kuzey ve kuzey batı doğrultusunda terk ettiği, dolayısıyla yöre halkının kuyularıyla etkileşimde olmayacağının anlaşıldığı, ÇED alanı ve civarında yer alan tüm kaynakların, kuyuların, sahadaki yeraltı suyu hareketlerinin akım yönleri ile birlikte hidrojeolojik haritada gösterildiği, sonuç olarak, PTD'de proje alanı ile etki alanının jeolojik ve hidrojeolojik yapısının değerlendirildiği, muhtemel olumsuz etkiler ile alınması gerekli önlemlere yer verildiği anlaşıldığından, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi tarafından yapılan olumsuz yöndeki değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı, PTD'nin bu yönlerden yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; ocaktan alınan cevherin stok alanına taşınması sonrasında da tek yön olan 4,135 km’lik taşıma mesafesinin gidiş dönüş olarak dikkate alınması gerektiği, nitekim PTD sayfa 40’ta SKHKKY referanslı olarak verilmiş olan emisyon faktörleri tablosunda (tablo 28’de) nakliye (gidiş dönüş toplam mesafesi) olarak belirtildiği halde, PTD’de nihai sevk nakliye kaynaklı emisyon debilerinin hesabında dönüş mesafesi hesaba katılmadığının görüldüğü, PTD incelendiğinde toz hesaplarında 16 saat çalışılacağı belirtildiği ancak söz konusu kapasite koşullarında; personel giderleri, araç gereç yatırımın ekonomik olarak çalıştırılması gerekliliği dikkate alındığında, 8 saat çalışılacağı kanaatine ulaşıldığı, dolayısıyla kullanılacak stok alanının, pasa ve cevher taşıma mesafelerinin eksik hesaplanmış olduğu göz önüne alınarak toz kütlesel emisyon debilerinin tekrar hesaplanmasıyla Yönetmelik eşik değerinin aşılacağı ve PTD’de Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen Toplam Kirlenme Değerinin hesaplanarak yönetmelik sınır değerleriyle karşılaştırılması yükümlülüğünden kaçınılmış olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de, PTD'de yer alan tablolarda yapılan hesaplamanın 'gidiş-dönüş' olarak yapıldığı ve hesaplamalar sonucunda eşik değerinde altında sonuç elde edildiğinin görüldüğü, ayrıca PTD'de 16 saat çalışılması taahhüdünün neden gerçekçi bulunmadığının bilirkişi tarafından ortaya konulmadığı, davalı yanında müdahil tarafından ileri sürülen 16 saat çalışılmasının iş yükü bakımından daha verimli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, çevre mühendisinin eksik olduğu belirtilen tespitlere itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda meteoroloji yönünden yapılan değerlendirmede; mevcut bölge rüzgârlı geçtiğinden oluşacak toz ve partiküllerin proje alanı çevresindeki ağaç yapraklarına zarar vereceği, yaprakları kurutacağı kalıcı ekolojik dengeye zarar vereceği, PTD'de bölgeye ait rüzgâr değerlerinin ve analizinin, rüzgâr esme sayılarının tam olarak belirtilmediği, bu verilerin Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alındığı ve geçerli olduğu, ancak hazırlanan meteorolojik grafik ve tabloların uygunluğunun yanı sıra eksik olduğu, PTD'nin hazırlanmasında meteoroloji mühendisinin yer almadığı, projenin orman alanlarına etkisinin kabul edilebilir düzeyde olmadığı yönünde görüş belirtilmiş ise de, bilirkişi raporunda söz konusu verilerin Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alındığının ve geçerli olduğunun vurgulandığı halde, PTD'de meteorolojik verilerin tam olarak verilmediği yönündeki görüşün yüzeysel bir değerlendirme içerdiği, toz emisyonlarının Yönetmelikte öngörülen sınır değerin altında kaldığı, projenin türü ve niteliği itibarıyla PTD'yi hazırlayanlar arasında neden meteoroloji mühendisinin olması gerektiğinin tam olarak ortaya konulamadığı, kaldı ki projenin orman üzerinde olumsuz etkisinin olacağı belirtilmesine rağmen, orman mühendisi tarafından PTD'nin yeterli olduğu yönünde görüş beyan edildiği dikkate alındığında, meteoroloji mühendisinin olumsuz yöndeki değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı, PTD'nin bu yönlerden yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda biyoloji yönünden yapılan değerlendirmede; söz konusu faaliyet için ne kadar ağaç kesileceğine dair bir bilgi bulunmadığı, ekosistem kontrolü ve habitat korunmasının sağlanabilmesi için, öncelikle arazide kesilecek ağaç sayısının belirlenip, kaybolacak flora ve fauna elemanlarının devamlılığının sağlanmasını amaçlayan kapsamlı tedbir planlamalarının yapılmasının gerekli olduğu, toz oluşumu için önlem olarak uygulanan arazöz ile sulama işlemi için gerekli suyun nereden alınacağına dair kesin bilginin olmadığı, faaliyeti planlanan “Feldspat Ocağı” tesisine ait PTD'den anlaşıldığı üzere, endemik bitkilerin olmadığını varsaymanın şüpheli bir yaklaşım olduğu, ancak söz konusu saha için kapsamlı bir ÇED raporunun sahanın gerçek özelliklerini ortaya koyacağı yönünde görüş belirtilmiş ise de, flora ile ilgili yapılan değerlendirmenin somut tespite dayalı olmadığı, yüzeysel ve genel nitelikte ifadeler içerdiği, ayrıca PTD'de kullanma ve tozun önlenmesi için gereken suyun, Çanakkale İl Özel İdaresi veya Bayramiç Belediyesinden izin dahilinde tankerler ile temin edilebileceğinin belirtildiği, proje alanı ile etki alanına yönelik orman mühendisinin değerlendirmeleri dikkate alındığında, biyolog tarafından yapılan tespitlerin ÇED raporunu kusurlandırmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; davaya konu ÇED alanının içinde bulunduğu proje alanının bitişiğinde yer alan aynı firmaya ait Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi, Hacıbekirler Göletleri ve Kırma Eleme Tesisi, Hacıbekirler-1 ve 2 Göletleri ile Kocabaş Çayı Su Alma Yapısı ve İletim Hattı projelerinin PTD'de kümülatif etki olarak yer almadığı, dolayısıyla sadece davaya konu ÇED alanı içerisindeki tarım alanları değil çevredeki diğer tarım parsellerinin de proje faaliyetlerinden etkilenme (hakim rüzgarlar nedeniyle tozun taşınımı vb.) potansiyelinin olması nedeniyle kapsamlı bir ÇED raporunun hazırlanarak tekrar değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat belirtilmiş ise de, PTD'de kümülatif etki değerlendirmesi başlığı altında ÇED alanı etrafında mevcut durumda faaliyette olan ve/veya öngörülebilir gelecekte faaliyete geçebilecek benzer ve/veya farklı sektör yatırımları bulunmadığının belirtildiği, toz emisyonlarının da Yönetmelikte öngörülen sınır değerlerin altında kaldığı anlaşıldığı, kaldı ki ziraat mühendisi tarafından olumsuz etkilere yönelik tespite yer verilmediği, bu haliyle PTD'de yer alan önlemlerin kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda maden mühendisi tarafından "Feldspat Ocağı" projesine ilişkin tesis edilen '"ÇED Gerekli Değildir" kararının maden mühendisliği disiplini açısından uygun olduğu; orman mühendisi tarafından da alanda yapılacak madencilik faaliyetinin orman ekosistemi ve orman alanları üzerinde yaratacağı etkilerin sınırlı düzeyde olacağı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla; PTD'de dava konusu projenin, gerek inşaat, gerekse işletme dönemine ilişkin muhtemel çevresel etkilerine ve olumsuz etkilerinin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği görülmekte olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Davacılar tarafından yapılan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı idarece yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen ...-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
6. Keşif avansından artan ...-TL'nin davacıya iadesine,
7. Artan posta avanslarının istekleri halinde davacıya, davalı idareye ve davalı yanında müdahile iadesine,
8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/05/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!