Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3705 E. , 2025/1128 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3705
Karar No : 2025/1128
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) :
1- ... Köyü Muhtarlığı
2- ...
...
29- ...
30- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
31- ...
32- ...
...
36- ...
37- ...
VEKİLİ : Av. ...
38- ... Köyü Muhtarlığı
VEKİLLERİ :Av. ... Av. ...
39- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
40- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
41- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
42- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
43- ...
44- ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kütahya İli, Gediz İlçesi, ... Köyü'nde İR:... ruhsat numaralı sahada davacı şirket tarafından yapılması planlanan "Yıldız Altın-Gümüş Madeni Kapasite Artırımı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, meteoroloji mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, harita mühendisi, kimya mühendisi ve iki biyologdan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; proje kapsamında, batı ve doğu ocaktan çıkan malzemenin kırma-eleme tesisinde istenilen ebatlara getirildikten sonra, herhangi bir cevher zenginleştirmesi yapılmadan belirlenen nihai nakliye güzergâhından taşınarak bölgede ÇED olumlu belgesi bulunan cevher zenginleştirme tesislerine arz talep ilişkisine göre satışının planlandığı, ancak başka bir bölgede zenginleştirme yapılmasının doğaya zarar vermeyeceği anlamı taşımadığı gibi, taşınacağı bölgedeki zenginleştirme kapasitesi yükünün de hesaplanmadığı, söz konusu projede, ocak ve pasa alanlarının dere yataklarında kaldığı, ÇED alanının 5 mikro havzanın orta bölgesinde yer aldığı, ÇED alanının yaklaşık 5,05 km güneydoğusunda Küçükler Barajı ve yaklaşık 6,70 km batısında Gümeleköy Göleti ve 2,82 km kuzeybatısında Muratdağı Göletinin bulunduğu, bütçe hesaplamaları ve modellemeler neticesinde Batı Ocak Kuzey Bölümü içerisinde potansiyel göllenme olmasının beklendiği, ocak üretim planına göre 1. yıldan itibaren ocağa su girişinin olacağı, 20. yılda (işletme sonrası 15. yıl) göl yüzey alanının genişlemesine bağlı olarak buharlaşma miktarının yağış ve yeraltı suyu sızıntı miktarını geçmekte olduğu ve göl seviyesinin yaklaşık 1311 m statik duruma gelerek 1317,5 m taşma kotuna ulaşmayacağı ve akışa geçmeyeceği belirtilmesine rağmen, söz konusu kot farkının çok az olması sebebiyle dere yataklarına ulaşma riskinin yüksek olduğu, kuyularda arsenik (As) ve antimon (Sb) değerlerinin limit değerleri aştığı, ek olarak DS-009 no.lu çeşmede antimon, YİMW-03A no.lu kuyuda kurşun (Pb), YIMW10 no.lu kuyuda ise florür iyonu (F-) parametrelerinin içme suyu standart limitlerini aştığının gözlemlendiği, henüz proje alanında herhangi bir faaliyet olmamasına karşın, toplam azot, arsenik ve kurşun parametrelerinin cevherleşme kaynaklı yeraltı sularında limitleri aştığı düşünüldüğünde faaliyet aşamasında bu değerlerin daha da yükselmesi riskinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Hazırlanan raporda, projeye ilişkin raporda belirtilen potansiyel kesilecek ağaç sayısının miktarı (102.689 adet ve toplam 27.945 m3 olduğu, ocak, şantiye alanı ve diğer tesis alanlarında kalan diğer alanlarda dahil edildiği zaman toplam 214.260 adet ve 59.964 m3) ve iklim değişikliği ile mücadele ve karbon emisyonlarının azaltılması kapsamında ülke olarak verilen taahhütler göz önüne alındığında, bu kadar sayıda ağacın kesilmesinin ekolojik bütünlüğün korunması açısından uygun olmadığı, davacı şirket tarafından belirtilen 5 yıl sürecek bir üretim için verimli orman ve tarım alanlarının geri döndürülemez şekilde kullanımının sürdürülebilir olmadığı, dava konusu alan ve çevresinde bitki örtüsü yönünden tehlike altında veya korunması gereken orman ağacı türü olmamakla beraber dava konusu alan içerisinde ve yakın çevresinde verimli vasıfta orman alanlarının bulunduğu, dava konusu projenin gerçekleştirilmesi durumunda ekonomik ve ekolojik anlamda yüksek verimliliğe sahip orman alanı kaybı yaşanılacağının beklendiği, projenin işletilmesi durumunda 3 ve üstü (%71 üstü) kapalılığa sahip verimli vasıftaki ormanlarda deformasyon ve alan kaybına sebep olacağı, oluşacak toz örtüsünün daha geniş alanlardaki verimli orman alanları üzerinde çap artımına negatif etkide bulunacağı ve ormancılık çalışmaları üzerine olumsuz etki/etkilerinin olacağı, nihai ÇED raporundaki verilere göre, eteklerinde proje konusu alanın bulunduğu ...'nın zengin bir floristik ve faunistik çeşitliliği barındırdığı, keşif süresince yapılan gözlemler kapsamında, CR (Kritik Derece), diğeri CD (Koruma Gerektiren) kategorilerinde iki endemik türün tespit edildiği ve bu türlere Nihai ÇED Raporunda yer verilmediği, ayrıca saha gözlemlerinde tespit edilen bazı türlerinde (Örn; Tulipa sylvestris /Sarılale) raporda yer almadığı, proje sahası içindeki türler için de NT (Tehdit Altına Girebilir) kategorisindeki türlere koruma önerilirken; LC (Düşük Risk) kategorisindeki türlere, çoğu türün proje sahası dışında olduğuna dayanarak koruma önerilmemesinin bilimsel ve doğru bir yaklaşım olmadığı, ayrıca flora tür tablosunda sahadan gözlemlendiği iddia edilen 10 endemik tür ile ilgili koruma önlemlerine de yer verilmediği, projede gerçekleştirilen 13 günlük arazi çalışmasının, floristik açıdan sahanın florası ve faunasını ortaya koymak için yeterli olmayacağı, alanda bulunduğu tür listesinde verilen kırmızı yılan (Dolicophis schmidti) türünün dağılış sahasının (Batı sınırı Akşehir civarına kadar ulaşmaktadır Baran et al. 2005) Kütahya ili dağılış alanı dışında kaldığı için sehven ÇED raporunda yer verildiği, raporun bitki tür tablosu listesi ile floristik kısımlarının yorumlanmasında tutarsızlıkların olduğu ve alanda sadece 5 endemik türe göre koruma önlemlerine yer verilmiş olmasının gerçekçi ve uygulanabilir bir yöntem olmayacağı, raporun bu haliyle proje alanı için flora elemanları açısından ciddi bir risk oluşturabileceği, ayrıca alanın fauna açısından ne kadar önemli bir alan olduğunun özellikle önemli kuş türlerine ev sahipliği yaptığı arazi çalışması sırasında alanda kaydı verilmeyen ancak Kütahya'da olduğu kuş gözlemcileri tarafından da teyit edilen IUCN kategorisine göre VU (Hassas) kategorisinde olan Büyük Orman Kartalı (Clanga clanga) veya Kara Akbaba (Aegypius monachus) olduğu tahmin edilen bir kuşun alanda görüntü alma sırasında drone saldırıp düşürdüğü, dolayısıyla proje sahasında ilave insan faaliyetlerinin bu türleri ciddi anlamda etkileyeceği anlaşılmıştır.
Proje konusu faaliyete ilişkin olarak, Karaağaç Köyüne verilen içme suyunun debisinin şu an için yeterli olmasına karşın herhangi bir analizinin yapılmadığı belirtildiğinden, köye verilecek suyun sürekliliği ve kalitesinin belirsiz olmasının halk sağlığı açısından riskli olduğu, proje konusu faaliyet kapsamında arazinin hazırlanması işlemlerinden kaynaklı toz emisyonunun söz konusu olacağı, bu kapsamda kullanılması planlanan filtrelerin kapasitesi, sayısı ve teknik özellikleri ile ilgili bilgi verilmediği, meteorolojik ve iklimsel analizlere ilişkin model sonuçlarının analizi ve tablolarda verilen değerlerin geçersiz olduğu, ÇED alanının yaklaşık 2.750 m kuzeybatısında sulama amaçlı planlanan ve inşaatı devam eden ... Göleti ile pasa depolama alanı arasındaki yükseklik profili incelendiğinde, pasa depolama alanı kotunun 1400 m civarında, Gölet kotunun ise 920 m civarında olduğu ve aralarında yaklaşık 480 m’lik bir kot farkı bulunduğu, eğimin pasa depolama alanından gölete doğru güneydoğu-kuzeybatı istikametinde aşağı yönlü olduğu, nihai ÇED raporunda bitkisel toprak depolama sahasında projenin bu aşamasında herhangi bir sondaj çalışması yapılmadığı, mevcut verilere göre değerlendirme yapıldığında; “Çayınçıktığı Dere” deresinin üzerinde konumlandırılan Bitkisel Toprak Depolama alanının yer seçiminin uygun olmadığı, depolama yüksekliği açısından da seçilen alan büyüklüğünün yetersiz kalacağı, proje alanının, batıda Sındırgı (Balıkesir) ile doğuda Afyonkarahisar arasında uzanan ve genel doğrultusu KB-GD olan Simav Fayı’nın kuzeyinde yer aldığı, genellikle sağ yönlü doğrultu atımlı faylardan oluşan Simav Fayı’nın kuzeyinde aynı doğrultuda normal fayların da haritalandığı, bu faylardan biri olan Gediz Fayı üzerinde 28 Mart 1970 tarihinde M 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği ve deprem sırasında yüzey faylanması gerçekleştiği, 1970 depreminin normal fay üzerinde meydana geldiği, yüzey kırığı boyunca farklı miktarlarda düşey yer değiştirmeler gerçekleştiği, Sismik Tehlike Analiz Raporu’nda (Ek A), Gediz Fayı’nın proje sahasına 500 m mesafede olduğu belirtildiği, Gediz Fayı üzerinde benzer büyüklükte bir depremin projenin ömrü içinde (veya ortamın tamamen eski haline dönme süresi içinde) olup olmayacağı, eğer olursa proje sahasında yüzey faylanmasına neden olup olmayacağı, proje sahasında yüzey faylanması olması halinde yüzey faylanmasına bağlı hasarın önlenebilmesi için ne tür önlemlerin alınması gerektiğinin ÇED raporunda değerlendirilmediği, proje sahasında gerek doğal ortam koşullarına bağlı olarak gerek proje alanını etkileyecek bir deprem sırasında kütle hareketi olma potansiyeli olup olmadığının ÇED raporunda değerlendirilmediği, patlatma patterninin su kaynaklarına olan etkisini değerlendiren bir bölümün nihai ÇED raporunda mevcut olmadığı, patlatma patterni'ne göre teorik olarak veya patlatma uygulaması sırasında ivme ölçerlerle çatlak sistemlerine yapısal hasar verebilecek ve dolayısıyla su kaynaklarını yerini çıkış lokasyonunu değiştirebilecek, çatlak sistemlerinde deformasyona neden olarak su kaynaklarında azalma veya kurumaya neden olabilecek yapısal hasar sınırının mutlak surette belirlenmesi ve su kaynaklarının yapısal hasar sınırında kalıp kalmadığının ortaya konması gerektiği, nihai ÇED projesinde Degol Labaratuvar ve Çevre Hizmetleri tarafından ivme ve yer değiştirme hesabı yapılmış olmasına rağmen bunun su kaynaklarına etkisinin irdelenmediği, patlatma paterninin su kaynaklarına etkisini inceleyen bir araştırma veya kısmın nihai ÇED raporunda mevcut olmadığı, pasa döküm yerleri dereler olarak belirlendiğinden, Taşkın ve Rusubat Kontrolü Yönetmeliğine göre derelerin içerisinden beklenen yüzey suyu miktarına uygun olarak drenaj boruları veya by-pass kanalının tasarlanması gerektiği ve nihai ÇED raporuna eklenmesi gerekmesine rağmen taşkın ve rusubat projeleri pasa alanı olarak belirlenen dereler için mevcut olmadığı, bu bağlamda nihai ÇED raporunda yeterince incelenmeyen başlıkların mevcut olduğu, nihai ÇED raporunda usuli ve şekli eksikliklerin bulunduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere birçok aşamada teknik ve bilimsel yöntemler kullanılmadığı hususlarının sabit olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, tüm bu nedenlerle birlikte dava konusu işleme konu "Yıldız, Altın, Gümüş Madeni Kapasite Artırımı ve Kırma Eleme Tesisi" projesinin yukarıda detaylarıyla değinildiği şekilde, insan sağlığı, orman ve bitki varlığı, hayvanlar, hava, termal ve kış turizmi ile yeraltı ve yüzey su kaynakları ile tarım açısından açısından önem arz eden riskler barındırdığı ve bunlara zarar vereceği, zararın en az düzeye çekilmesi için teknolojinin gerektirdiği bütün tedbirlerin alınmadığı, oluşabilecek zararların ulusal ve uluslararası kabul edilebilir değerlerin altında olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; yerel mahkemenin proje raporunun uygunluğu bakımından üstün kamu yararı ilkelerini araştırmadığı, çünkü dava konusu kararda kamu yararına vurgu yapıldığı, bilirkişi raporunun afaki ve soyut gerekçelerinin mahkeme tarafından kabul gördüğü, proje sahasındaki fauna ve flora hakkında yeterli akademik kaynağın sunulduğu, sahada yapılan 3 mevsimde 13 günlük arazi çalışmasının da yeterli olduğu, göllenmede taşma riski ile ilgili olarak, bu konuda DSİ’nin uygun görüşünün bulunduğu, taşma riski ile ilgili bilirkişi değerlendirmesinin hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, işletme aşamasında yer altı suyundaki arsenik, antimon, kurşun gibi maddelerin değerinin yükseleceğine ilişkin ihtimal bildirildiği, bu ihtimalin hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, saha içerisinde diri fay bulunmadığı, patlatma paterninin de su kaynaklarına olan etkisinin proje raporunda incelendiği, ayrıca pasa alanlarında drenaja ilişkin gerekli uygulama ve tedbirlere de yer verildiği, madencilik faaliyeti nedeniyle kesilecek ağaç sayısının, her yıl Orman Genel Müdürlüğü tarafından kontrollü bir şekilde çeşitli ihtiyaçlar için kesilen ağaç sayısının yüz binde birini oluşturduğu, kaldı ki kesilecek ağaç sayısının 5 katı kadar ağaç dikme taahhüdünde bulunulduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare ve davalı yanında müdahiller tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Kütahya İli, Gediz İlçesi, ... Köyü'nde İR:... ruhsat numaralı sahada davacı şirket tarafından yapılması planlanan "Yıldız Altın-Gümüş Madeni Kapasite Artırımı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararının tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır, hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, Mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği, Mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği, hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılmaktadır.
Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.
Olayda, Kütahya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı görüş yazısında; dava konusu projenin "Kütahya Gediz Muratdağı Termal Turizm Merkezi sınırları içeresinde kalan bölümünde madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, bölgede yürütülen turizm amaçlı faaliyet ve çalışmaları olumsuz yönde etkileyeceğinden, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca projenin turizm merkezi sınırları içerisinde kalan kısımlarının faaliyetinin uygun görülmediği" belirtilmiş, Gediz Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı görüş yazısında ise; "...Sonuç olarak; planlanan faaliyetin turizm, içme suyu kaynakları, yöre halkının geçim kaynakları, endemik flora-fauna, insan sağlığı ve Gediz Havzası ve çevre için çok büyük riskler ve tehditler taşıdığı, oluşacak tahribatın kısa ya da uzun vadede insan eliyle giderilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu proje alanının asla günümüzdeki haline döndürülemeyeceği, bu nedenlerle yapılması planlanan proje ile ilgili görüşlerinin olumsuz olduğu" belirtilmiştir.
Bunun üzerine; "...ÇED sürecinde komisyon üyesi olan Gediz Belediye Başkanlığının; projenin su toplama havzasında olduğu ve su kaynaklarına zarar vereceği, bölgenin turizm potansiyelini etkileyeceği, tarım hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz etkileneceği ve benzeri gerekçelerle projenin istenilmediği şeklindeki görüşü ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünün; Kütahya Gediz Muratdağı Termal Turizm Merkezi sınırları içeresinde kalan kısımlarda madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinin, bölgede yürütülen turizm amaçlı faaliyetleri ve çalışmaları olumsuz etkileyeceği şeklindeki olumsuz görüşü, bununla birlikte, Bakanlığa ve İl Müdürlüğüne iletilen kurum görüşleri ve dilekçelerin bütüncül incelemesi sonucunda, planlanan faaliyetin oluşturacağı olumsuz çevresel ve sosyal etkilerin değerlendirildiği ve proje hakkında çevresel etki değerlendirilmesi olumsuz kararı verildiğine" dair dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Dava konusu proje hakkında verilen ve yukarıda gerekçesi belirtilen ÇED olumsuz kararına karşı açılan davada ise; İdare Mahkemesi tarafından, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca oluşturabilecek tüm unsurlar dikkate alınarak bilirkişi raporu hazırlattırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda ise; yapılacak projeden bölge turizminin ve bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmediği, dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan diğer hususlar hakkında ise yeterli incelemenin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; dava konusu ÇED olumsuz kararına dayanak yapılan gerekçelerle sınırlı inceleme yapılmak kaydıyla, başta çevre mühendisi olmak üzere seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sunulacak rapor üzerine yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 25/02/2025 tarihinde, usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!