Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3681 E. , 2025/733 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3681
Karar No : 2025/733
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Grup AŞ.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ...
2-...
...
30- ...
31- ...
32- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVACILAR YANINDA MÜDAHİLLER:
...
...
...
...
... ... ...
45-... 46-... 47- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli İli, Acıpayam İlçesi sınırlarında, Dalaman Çayı üzerinde ... A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Karaismailler Regülatörü ve HES " projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca düzenlenen … tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın iptali talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, şehir plancısı, biyolog, hidrojeoloji mühendisi, maden mühendisi, harita mühendisi, elektrik mühendisi ve meteoroloji mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; orman mühendisi tarafından, dava konusu projenin uygulanması halinde arazinin bütünlüğü, topoğrafyası, fiziksel ve doğal yapısının bozulacağı, projenin ormanda kalan kısımlarında ağaç kesimi yapılacağı, bilhassa “d” çağında bulunan ağaçların (çapları 36,0-51,9 cm arasında) kesilmesinin söz konusu olacağı, bu durumun uzun yıllar boyunca kendi ekosistemini yaratan ve onlarca canlıya barınak oluşturan habitatların zarar görmesi ve ormanın parçalanmasına sebep olacağı, uygulanacak projenin çeşitli kısımlarında yapılacak ağaç kesimlerinin bu vasıfta yerler olmasının ormanın sunduğu mal ve hizmetlerin teminini engelleyeceği, aşağıya bırakılan sadece %10 miktarındaki su miktarının Dalaman Çayı’nın 9.600 m’lik kısmında ekosistemi farklılaştıracağı ve doğal yapısını bozacağı, dere yatağında akan suyun derinliğinin 25-30 cm’den daha az olmasının burada yaşayan canlılar için yaşamsal sorunlara yol açacağı, dere yatağında yaşayan canlıların yaşama, üreme, beslenme ve gizlenme olanaklarının ortadan kalkacağı için zaman içinde popülasyonlarının azalacağı ve bazı türlerin yok olacağı, dere içindeki bazı canlı türlerinin dere suyunun getirdiği orman humusu gibi kolloid maddelerle beslendiğinden, bunun kesilmesi ile besin sıkıntısı çekecekleri, regülatör ile santral arasındaki Dalaman Çayı’nın 9.600 m’lik kısmının susuz kalmaması için dere yatağına ortalama akışın %10’u kadar su (can suyu) bırakılacağı, dere yatağının da karstlaşmış arazinin bir parçası olduğu düşünülürse, bu can suyunun da sızacağı ve derenin kısmen kuruyacağı, dere yatağına %10 can suyu bırakmanın, doğal tatlı su ekosistemleri ile dere boyundaki ve taşkın alanlarındaki yarı karasal ekosistemleri yok etmek anlamına geleceği, yağışların yıl içindeki dengesiz dağılımı yanında, günlük sağanak yağışların da aylık toplam yağış miktarlarının önemli bölümünü oluşturduğu, santralin yapılacağı dik yamaçlı vadide ağaç kesilmesinin toprağı açarak günlük sağanak yağışlarla erozyona ve göçüklere sebep olunacağı, santral inşası esnasında açılacak yollar, yapılacak kazılarla ciddi miktarda toprak ve pasa kütlesinin yamaçlara bırakılacağı ve yağmurlarla birlikte kayma, göçük ve taşınma ile Dalaman Çayı’nın su kalitesinin bozulacağı, projenin yapılacağı Dalaman Çayının kireç taşlarından oluşmuş derin bir vadi yapısında olduğu, kireç taşları çatlaklı (karstlaşmış) yapıda oldukları için yağış sularının önemli bölümünü yer altı suyuna sızacağı, yamaçlardaki toprakların dengesini ise orman ağaçlarının kök sistemlerinin koruduğu, ormanın tahrip edildiği dik yamaçlarda toprağın kayacağı ve sığlaşacağı, kayan, göçen, taşınan toprakların dere yataklarını ve tarım alanlarını dolduracağı, HES projesinin gerçekleştirilmesi ile doğal ekosisteme, peyzaj özelliklere zarar verileceği, orman alanlarının ekolojik yapısının değişeceği, gerek alanın tümü açısından geniş çaplı inşaatlar, hafriyatlar, dinamit patlatmaları sebebiyle, toz gürültüye sebep olunacağı, gerekse de alanda bulunan orman, orman altı bitki ve diğer floraya ve keza bu alanda zengin çeşitlilik gösteren her türden faunaya ciddi olumsuz etkileri olacağı, dava konusu proje alanında regülatör ile santral arasındaki susuz kalan akarsu yatağı arasındaki flora ve faunanın tahribata uğrayacağı belirtilmiştir.
ÇED raporunda, bu bölgenin can suyu verilmek suretiyle faunasının canlı tutulacağı belirtilmişse de; iklim şartları bakımından akarsuyun debisinin düşmesi sebebiyle tüm sucul canlılığın ortadan kalkması tehlikesiyle karşı karşıya kalınacağı, projenin cebri boru, santral binası, kuyruk suyu kanalı ve şantiye tesisleri eğimin yüksek olduğu tamamen koruma fonksiyonlu orman alanına/dere yatağı ve şevlerine inşa edileceği, bu alanlarda oluşacak tahribat, sel ve toprak kaymasına karşı koruma işlevi gören ormanların ortadan kalkmasına neden olacağı, orman kaynaklarının, bilhassa verimli ormanların bulunduğu ekosistemlerin gördükleri işlevler ve ülkeye sunduğu hizmetler açısından “üstün kamu yararı” niteliği olduğu, HES santrali projesinin ormanlar ve ormancılık çalışmaları bakımından sakıncalı olduğu, diğer bilirkişiler tarafından ise; proje faaliyetleri kapsamında yapılacak uygulamaların çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağına yer verilmiştir.
Bu durumda, bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile dava dosyasında bulunan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Dalaman Çayı Havzası’ndaki doğal ekosistemlerin dengesi ve devamlılığının, orman işçiliği ve sulu tarıma dayandırılmış olan üretim düzeninin ve ona bağlı üretim/ticaret/beslenme sisteminin devamlılığının sağlanmasının kamu güvenliği ve kamu düzeni bakımından üstün kamu yararı kapsamında olduğu, projenin orman alanları ve çevresi için oldukça önemli olan Dalaman Çayı’na vereceği zararların telafisi güç tahribatlara yol açacağı, can suyu ile yaklaşık 10 km boyunca akarsu yatağı ve yatağın yakın çevresinde orman ekosistemindeki flora ve fauna kaynaklı biyolojik çeşitliliğin zarara uğrayacağı ve birçok tür için yaşanabilir bir habitat olmaktan çıkacağı, orman sahasının nitelikleri ve işletme ile göreceği zararlar dikkate alındığında, sahada yapılacak santralin orman alanlarına zarar vereceği ve orman ekosistem hizmetlerinin elde edilememesine neden olacağı gerekçesiyle, hukuka aykırı bulunan dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, proje kapsamında mansaba bırakılacak su miktarı hesabının debi süreklilik grafiği eğrisi, teessüs etmiş su hakları gibi etkenler göz önüne alınarak hesaplandığı ve doğal hayatın devamı için yeterli görüldüğü, kati proje aşamasında ise doğal hayatın devamının sağlanabilmesi için su miktarının ölçümü amacıyla akım gözlem istasyonu yerlerinin belirleneceği, konu ile ilgili DSİ ... Bölge Müdürlüğü ile irtibata geçileceği gibi hususların taahhüt edildiği, proje alanında bulunabilecek ekosistem unsurları ve türler ÇED raporunda ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı, ÇED raporunda yapılan değerlendirmelerin ilgili kurum olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından incelendiği, yapılan değerlendirmelerin ve alınacak önlemlerin yeterli bulunarak, onaylandığı, projenin depremsellik ve doğal afet durumu hakkında ise; kitle hareketleri, heyelan risk haritası, heyelan yağış ilişkisi, duyarlılık analizi, yamaç stabilitesi gibi hususların ÇED raporunda detaylı bir şekilde incelendiği, bu konuda yetkili olan İl Afet Müdürlüğü tarafından projenin yapılmasında bir sakınca olmadığının belirtildiği, proje alanında 1568 ağaç kesileceği, kesilecek ağaçlar sayısının Orman Bölge Müdürlüğünden alınacak izin aşamasında hazırlatılacak ağaç röleve planları ile netleşeceği ve ağaç kesiminin alınacak izin ile yapılacağı, yapılacak projenin verilen taahhütler ve yapılacak tedbirler çerçevesinde çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu alandaki orman örtüsünün seyrek olduğu, bu nedenle proje alanının büyüklüğü düşünüldüğünde kesilecek ağaç oranının oldukça düşük olduğu, ormanın gen koruma ve gençleştirme bölümünden iletim tünelinin geçtiği, ancak iletim tünelinin yer altında geçmesinden ötürü bu kısma hiçbir zararın olmayacağı, patlatma sonucu meydana gelecek tozlanmanın ise yasal sınırın altında olduğu, bilirkişi heyetinin onbir kişiden oluştuğu, bunlardan on bilirkişinin olumlu görüş verdiği de dikkate alındığında, projenin çevreye herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Denizli İli, Acıpayam İlçesi sınırlarında, Dalaman Çayı üzerinde ... A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Karaismailler Regülatörü ve HES" projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, (i) bendinde ise; Danıştay'ın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görmesi veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndereceği, temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu, hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca, hakimin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verme zorunluluğu bulunmadığından, sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, verilen bilirkişi raporunun teknik açıdan yeterli görülmesi halinde, gerekçelerini ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine karar verilebileceği de açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, söz konusu rapor incelendiğinde; davaya konu ÇED olumlu kararının dayanağı olan Nihai ÇED Raporunun orman mühendisliği dışındaki hususlar açısından, 2872 sayılı Çevre Kanununa ve bu Kanuna dayanılarak hazırlanan Yönetmeliğe uygun olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlık; söz konusu raporda belirtilen ve temyize konu iptal kararına dayanak alınan Orman Mühendisi tarafından yapılan tespitler yönünden değerlendirilecektir.
Uyuşmazlıkta, orman mühendisi tarafından özetle; dereye bırakılacak can suyu miktarının yetersizliği, projenin yapım aşamasında meydana çıkacak toz nedeniyle etraftaki floranın bu durumdan olumsuz etkileneceği, gerek dik vadi yamacında ağaç kesimi nedeniyle oluşacak heyelan, gerekse de projenin faaliyete geçiş aşamasında meydana çıkacak atıklarla dere yataklarının dolacağı, kesilecek ağaç nedeniyle orman ekosisteminin bozulacağı, bu nedenlerle orman ve orman ekosisteminin zarar göreceği belirtilerek, projenin yapılmasının uygun görülmediği belirtilmiş, temyize konu kararda bu gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; ÇED raporunda, dere yatağına bırakılacak su miktarı ölçümleri için Akım Gözlem İstasyonu (AGİ) yerleri ve enerji üretimine başlandığında mansaba bırakılan su miktarı ölçümleri için ölçüm
istasyonu yerlerinin belirlenmesi hususunda DSİ ... Bölge Müdürlüğü ile irtibata geçileceği, AGİ istasyonunun GPRS modemli cihazla donatılacağı ve AGİ istasyonlarının online olarak DSİ ... Bölge Müdürlüğü ile bağlantısının sağlanacağının beyan edildiği, Çevre Mühendisi tarafından da bırakılması önerilen en düşük can suyu miktarının düşük akım dönemlerinde 0,902
m3/s, diğer dönemlerde (Aralık-Nisan) ise 1,397-2,277 m3/s aralığında olduğunun görüldüğü, projede önerilen can suyu debilerinin korunduğu takdirde akarsuyun bu kesiminde bir kuruma
ve etkili bir ekosistem bozulması gerçekleşmesinin beklenmediği yolunda değerlendirme yapıldığı, toz emisyonuna ilişkin olarak Çevre Mühendisi tarafından; ÇED raporunda, toz emisyonlarına ilişkin hesaplamaların yapıldığı, kontrollü durumda çalışılacağı, kontrolsüz durumda meydana gelebilecek toz debisinin
03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Sanayi Kaynaklı
Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” Ek-2 Tablo 2.1’de verilen 1 kg/saat sınır değerinin
üstünde olduğu, bu sebeple, Hava Kalitesi Dağılım Modeli raporunun hazırlandığı ve raporda sunulduğu, proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlerden kaynaklanacak partiküler madde (PM) ve çöken toz emisyonlarına ait hava kirlenmesine katkı değerlerinin 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sanayi Kaynaklı
Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği, 06/06/2008 tarih ve 26898 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’nde yer alan
sınır değerler ile karşılaştırıldığı, sonuçların Yönetmelikteki sınır değerin altında kaldığı, projenin gerçekleştirilmesinin bu yönüyle de
bir sakıncasının olmadığı yolunda değerlendirme yapılmıştır.
Anılan ÇED raporunda; kazı fazlası malzemenin depolanabilmesi amacıyla alternatif olarak 3 farklı depolama alanı (hafriyat depolama alanı) belirlendiği, bunlardan içinde dere yatağı olmayan 2 numaralı depolama alanının idare tarafından uygun bulunduğu, 1. İnceleme Değerlendirme Komisyonu Toplantısı sonrasında, orman izni başvurusu kapsamında, Denizli Orman Bölge Müdürlüğü’nün talebi ile hafriyat depolama sahasının da küçültüldüğü, kazı fazlası malzeme depolama alanında (hafriyat depolama alanında), DSİ ... Bölge Müdürlüğü’nün kurum görüşünde belirtildiği doğrultuda uygun şekilde istiflenerek tahkimat vb. önlemler alınarak dereye herhangi bir müdahalede bulunulmadan depolanacağının taahhüt edildiği, malzemelerin depolanması hususunda DSİ ... Bölge Müdürlüğü’nden alınmış olan uygunluk yazısı
nın da bulunduğunun belirtildiği, depolama alanlarında dere yataklarında erozyon meydana gelmemesi için bir takım önlemlerden bahsedildiği, bu önlemlerin yetersizliği ve dere yataklarında meydana gelebilecek heyelan hakkında başta çevre, maden ve jeoloji mühendisleri olmak üzere diğer bilirkişiler tarafından herhangi bir eleştiride bulunulmadığı, yine ÇED raporunda; projenin çeşitli yerlerinde toplamda 1.568 adet ağaç kesiminin yapılacağı, ağaç kesiminin ilgili idareden görüş alınarak yapılacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan bilirkişi raporunda; yapılması planlanan projeye
ilişkin hazırlanan ÇED Raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığı, projenin çevresel etkilerini
değerlendirmede yeterli olduğu, işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, ÇED raporunda;
projenin inşaat, işletme ve işletme sonrası aşamalarda çevresel etkilerine yer verildiği, çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirmek için alınabilecek
önlemlerin belirlendiği, alınan önlemlerin, projenin bütünlüğü, seçilen yer ile teknoloji
alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir
düzeylerde olduğu, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı belirtildiğinden, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin ise kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu durumda; söz konusu projeyle ilgili verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılar yanında müdahiller üzerinde bırakılmasına,
5. Aşağıda ayrıntısı gösterilen Hazineden karşılanan toplam ... TL keşif ve bilirkişi giderinin davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili idareye müzekkere yazılmasına,
6. Davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen ... TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (davalı idare vekili duruşmaya katılmadığından) duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
7. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ... TL
yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 03/02/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince çevre mühendisi, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, şehir plancısı, biyolog, hidrojeoloji mühendisi, maden mühendisi, harita mühendisi, elektrik mühendisi ve meteoroloji mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sunulan raporda; orman mühendisi tarafından HES santrali projesinin ormanlar ve ormancılık çalışmaları bakımından sakıncalı olduğu, diğer bilirkişiler tarafından ise, proje faaliyetleri kapsamında yapılacak uygulamaların çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı belirtilmiştir.
İdare Mahkemesi tarafından; orman mühendisi bilirkişinin görüşüne dayanılarak, Dalaman Çayı Havzası’ndaki doğal ekosistemlerin dengesi ve devamlılığının, orman işçiliği ve sulu tarıma dayandırılmış olan üretim düzeninin ve ona bağlı üretim/ticaret/beslenme sisteminin devamlılığının sağlanmasının kamu güvenliği ve kamu düzeni bakımından üstün kamu yararı kapsamında olduğu, projenin orman alanları ve çevresi için oldukça önemli olan Dalaman Çayı’na vereceği zararların telafisi güç tahribatlara yol açacağı, can suyu ile yaklaşık 10 km boyunca akarsu yatağı ve yatağın yakın çevresinde orman ekosistemindeki flora ve fauna kaynaklı biyolojik çeşitliliğin zarara uğrayacağı ve birçok tür için yaşanabilir bir habitat olmaktan çıkacağı, orman sahasının nitelikleri ve işletme ile göreceği zararlar dikkate alındığında, sahada yapılacak santralin orman alanlarına zarar vereceği ve orman ekosistem hizmetlerinin elde edilememesine neden olacağı gerekçesiyle, hukuka aykırı bulunan dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verilmiştir.
Buna karşın söz konusu raporda; çevre mühendisi tarafından, dereye bırakılacak olan can suyu değerlerine bakıldığında, projede önerilen can suyu debilerinin korunduğu takdirde akarsuyun bu kesiminde bir kuruma
ve etkili bir ekosistem bozulması gerçekleşmesinin beklenmediği, toz emisyonu değerlerinin ise mevzuattaki sınır değerlerin altında olduğu yolunda görüş verilmiş, diğer bilirkişiler tarafından ise, yapılması planlanan projeye
ilişkin hazırlanan ÇED Raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığı, projenin çevresel etkilerini
değerlendirmede yeterli olduğu, işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, ÇED raporunda;
projenin inşaat, işletme ve işletme sonrası aşamalarda çevresel etkilerine yer verildiği, çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirmek için alınabilecek
önlemlerin belirlendiği, alınan önlemlerin, projenin bütünlüğü, seçilen yer ile teknoloji
alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir
düzeylerde olduğu, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda; bilirkişi raporundaki uzman görüşlerinin tutarsızlık gösterdiği, raporun tarafların itiraz ve savunmalarını karşılayacak doyuruculuğa sahip olmadığı, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile tarafların itiraz ve savunmaları da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hazırlanacak rapor sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; eksik ve çelişkili bilirkişi incelemesine dayalı olarak verilen Mahkeme kararının yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!