WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/3602 E.  ,  2025/918 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3602
Karar No : 2025/918

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR):
1-... Köyü Muhtarlığı

2- ...
...
29- ...
30- ...
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, ... Köyü sınırlarında ... erişim ve ... izin numaralı ruhsat sahasında ... tarafından yapılması planlanan "Kum/Çakıl Ocağı Kırma, Eleme ve Yıkama Tesisi" projesi hakkında Afyonkarahisar Valiliği tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji uzmanı, biyolog, arkeolog, harita mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; orman mühendisi tarafından, ÇED sahası ve çevresinin Sultandağı Orman İşletme Şefliğine bağlı kum/çakıl ile kaplı dere yatağında kaldığı, alanın bilhassa güney kısmında verimli meşe ve çam ormanlarının bulunduğu, tesis kurulması ile iş makinalarının çalışması ve zemindeki malzemenin hareketi ile birlikte sahada mevcut toz probleminin ciddi olarak artacağı, çalışma kapsamında yapılacak faaliyetlerin yöre ormanlarının sağlığı ve sürdürülebilirliği bakımından sakıncalı olacağı yolunda görüş bildirildiği, Ziraat Mühendisi tarafından, dava konusu projenin tarım arazileri ve meraların ürün kalitesini ve miktarını düşürecek olması nedeniyle uygun olmayacağı, dolayısıyla “ÇED Gerekli Değildir” kararının ziraat mühendisliği açısından yerinde olmadığı yolunda görüş bildirdiği, Biyolog tarafından ise; davaya konu kum-çakıl ocağı faaliyetlerinin alandaki toz oluşumuna katkı sağlayacağı, çevreye ve orman örtüsüne kalıcı zararlar verme potansiyelinin bulunduğu, alanda bulunan farklı bitki ve hayvan türlerinden bazılarının ülkemize endemik olduğu ve risk altında bulunduğu, dolayısıyla "ÇED Gerekli Değildir" kararına esas teşkil eden proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu, Kum-Çakıl Ocağı ve Kırma Yıkama Eleme Tesisi”nin planlanmasının sakıncalı olduğu belirtilmiş, diğer bilirkişiler tarafından ise; proje faaliyetleri kapsamında yapılacak uygulamaların çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağına yer verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, ... Köyü sınırlarındaki Dort Deresi yatağında kurulması planlanan dava konusu projenin Doğancık Köyüne yakın mesafede olduğu, nitekim davacıların bu Köyde ikamet ettikleri veya bu yerleşim yerinde taşınmaz mallarının ve tarımsal faaliyetlerinin bulunduğu, keşif günü yapılan gözlemlerde de ortaya çıktığı üzere, kum ve çakıl malzemenin çıkarılması, taşıyıcı araca yüklenmesi, işlenmesi ve taşınması sürecinde çevreye toz salınımı riskinin yüksek seviyede olabileceği, dere yatağından malzeme alındıkça ve alt kotlara inilmekle dere yatağının topoğrafya ve özellikle taban kotunun değişme riskinin olduğu, dolayısıyla dere yatağının doğal yapısının bozulma riskinin bulunduğu, öte yandan, dere yatağının bitki örtüsünden yoksun olması, derenin kurumuş olmasının dava konusu işletme olmaksızın dahi toz problemini olumsuz etkileyici nitelikte olduğu, kum çakıl ocağının işletilmesi durumunda yoğun bir toz oluşumunun mevcut olacağı, proje alanı çevresinin kiraz ve diğer tarımsal ürünler açısından önemli bir üretim bölgesi olduğunun dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, proje alanının çevresinde önemli orman varlığının mevcut olduğu, mevcut toz riskinin bölgedeki tarımsal ürün kalitesini düşürme ve üretime zarar verme riskinin bulunduğu, ayrıca proje sahası ve çevresinde bulunan bitki ve canlı varlığı dikkate alındığında, proje tanıtım dosyasının alınmasında biyolog olmamasının proje kapsamında yeterli önlemlerin alınması hususunda bir eksiklik ortaya çıkardığı, proje tanıtım dosyasındaki flora kısmının bilimsel açıdan yetersiz olduğu, maden ocağı alanında bulunan farklı bitki ve hayvan türlerinden bazılarının ülkede endemik nitelikte olduğu ve risk altında bulunduğu, kum çakıl ocağının planlandığı bölgenin güney kısmında çoğunlukla karaçam türlerinden oluşan verimli bir orman sahasının mevcut olduğu, dere yatağında evveliyatında izin verilen muhtelif kum çakıl ocağı faaliyetleri neticesinde dere yatağındaki mevcut bitki örtüsünün yok olduğu, bu durumun toz problemini beraberinde getirdiği, dere yatağında mevcut olan kum çakıl ocakları ile birlikte ele alındığında, ilave dava konusu kum çakıl ocağı ile bilikte çevreye olan kümülatif tahribatın ciddi olumsuzlukları ortaya çıkaracağı, mevcut tarımsal varlık, bitki ve orman varlığının aşırı tozlanma sonucu fotosentez yapamaması durumunda yakın mesafelerde bulunan meyve bahçeleri ve arıcılık faaliyetlerinin veriminin olumsuz yönde etkileneceği, kum ve çakılın dereden çekilerek işlenmesi ve kullanılması sonucu ekonomiye kazandırılarak kalkınma açısından olumlu çıktıları olsa da kum çakıl ocağı işletiminin tarım, hayvancılık ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alındığında, bölge sosyolojisine ve toplumsal kalkınmaya bir takım külfetler de yükleyeceği, çevre ve doğal yaşam açısından ciddi olumsuz etkilerinin olacağı anlaşılmıştır.
Bu durumda, müdahil tarafından kum çakıl ocağı işletilmesi için hazırlanan ve ÇED gerekli değildir kararının dayanağı olan proje tanıtım dosyasının eksik ve yetersiz olduğu, gerekli önlemleri içermediği, bölgenin mevcut bitki, hayvan, insan yaşamı açısından kum çakıl ocağı işletilmesinin ciddi olumsuz etkileri olabileceği, proje tanıtım dosyasında öngörülen önlemlerin çevreye olan etkilerin makul ve asgari seviyede tutulması açısından yetersiz olduğu, dolayısıyla söz konusu proje hakkında verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, işletmeden kaynaklı meydana gelecek tozun çevredeki bitki, hayvan ve insan sağlığına etkileri açısından proje tanıtım dosyasında yapılan hesaplamaların mevzuatın belirlediği sınır değerlerin altında olduğu, bu konudaki olumsuz bilirkişi görüşlerinin gerçeği yansıtmadığı, projenin hayata geçmesi nedeniyle çevredeki yolların ve dere yatağının bozulmaması için her türlü önlemin alınması ve meydana gelecek herhangi bir hasarın tazmin edileceğine ilişkin yatırımcının taahhüdünün bulunduğu, dava konusu alana ait çevre düzeni planına göre etrafta korunacak alan ise bulunmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, işletme sırasında çevreye zarar verecek dinamit, siyanür, sülfat, civa, kurşun, arsenik gibi kimyasal madde kullanılmayacağı, tesiste su ile kum yıkama işlemi yapılacağından iddia edildiği gibi tozlanma da meydana gelmeyeceği, bir miktar tozlanma meydana gelmesinin işin doğasında olduğu, aksi takdirde tüm kum ocaklarının kapatılmasının gerekeceği iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, ... Köyü sınırlarında ... erişim ve ... izin numaralı ruhsat sahasında Ali Afyon tarafından yapılması planlanan "Kum/Çakıl Ocağı Kırma, Eleme ve Yıkama Tesisi" projesi hakkında Afyonkarahisar Valiliği tarafından ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 15. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-3 bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi, tarihi çevreler ve sit bölgelerini etkileyecek su tabanı değişiklikleri (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Projenin iklim üzerindeki etkisi (sera gazı emisyonlarının niteliği ve büyüklüğü) ve projenin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği, iklim değişikliğine bağlı projeyle ilgili afet ve kaza riski, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, Bölüm VII: Notlar, Kaynaklar ve Ekler; Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, proje için seçilen yerin koordinatları, proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri... şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, (i) bendinde ise; Danıştay'ın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görmesi veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndereceği, temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu, hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca, hakimin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verme zorunluluğu bulunmadığından, sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, verilen bilirkişi raporunun teknik açıdan yeterli görülmesi halinde, gerekçelerini ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine karar verilebileceği de açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, söz konusu rapor incelendiğinde; çevre mühendisi, maden mühendisi, inşaat mühendisi, harita mühendisi, hidrojeoloji uzmanı ve arkeolog bilirkişiler tarafından, projenin hayata geçmesinde çevre açısından bir sakıncasının olmadığı yolunda görüş bildirilmiş, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog tarafından ise; dava konusu faaliyet nedeniyle yoğun bir toz oluşumunun meydana çıkacağı, bu durumun etraftaki orman ve tarım arazilerine zarar vereceği, bu nedenle, projenin yapılmasında sakınca bulunduğu belirtilmiş, yine biyolog tarafından; proje tanıtım dosyasını hazırlayanlar içerisinde biyolog olmaması eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Proje tanıtım dosyasında; işletme sırasında malzemelerin sökülmesi, yüklenmesi, taşınması, boşaltılması, kırıcı ve eleyici ünitelerde işlem görmesi, depolanması ve patlatma faktörleri nedeniyle meydana gelecek toz emisyonunun kontrollü ve kontrolsüz senaryolara göre hesaplamalarının yapıldığı, oluşacak tozlanmanın en aza indirilmesi için taşıma sırasında kamyonların üzerilerinin branda ile kapatılması, ocak içi yolların tozumayı engelleyecek malzeme ile kaplanması, savurma yapılmadan yükleme ve boşaltma yapılması, mevzuat gereği tesisteki toz kaynağı olan her bir ünitenin (bunker, kırıcılar, elekler, bantlar) kapalı ortam içerisine alınması ve kapalı ortam içerisine alınan ünitelere toz indirgeme sistemi (torbalı filtre) kurulması ve pulvarize sulama sistemi yapılması gibi önlem ve taahhütlerde bulunulduğu, ayrıca proje tanıtım dosyasında bölgenin flora ve fauna türlerine ilişkin akademik çalışmalara yer verildiği, bunlara ilişkin değerlendirme ve önlemlerden bahsedildiği anlaşılmıştır.
Çevre mühendisi tarafından ise; ocak alanında gerçekleştirilecek olan üretim sırasında yükleme, boşaltma, nihai nakliye aşamalarında toz emisyonları oluşacağı, tozdan kaynaklı etkilerin azaltılması için
alınacak önlemler kapsamında savurma yapılmadan yükleme ve boşaltma yapılması, nakliye sırasında malzemenin üstünün kapatılması, faaliyet sırasında nakliye güzergâhında tozumayı önlemek amacıyla mevsimsel koşullara bağlı olarak sulama/spreyleme çalışmaları yapılması
gibi önlemlerin taahhüt edildiği, alınması planlanan önlemlere ve yönetmelik hükümlerine uyulması
halinde en yakın mesken alanında tozdan kaynaklı olumsuz bir etkinin beklenmediği, proje kapsamında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin hükümlerine
uyulacağının taahhüt edildiği, keşif esnasındaki inceleme ve gözlemler ile dosyada
yer alan bilgi ve belgeler dikkate alındığında; mevzuat hükümlerine uyulması durumunda izin istenen sahada yapılacak faaliyetin insan ve çevre sağlığına zarar
vermeyeceği belirtilmiştir.
Proje tanıtım dosyası ile başta çevre mühendisi olmak üzere diğer bilirkişilerin görüşleri ve dosyadaki bilgi/belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; projenin inşaat, işletme ve işletme sonrası aşamalarda çevresel etkilerine yer verildiği, çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirmek için alınabilecek
önlemlerin belirlendiği, alınan önlemlerin, projenin bütünlüğü, seçilen yer ile teknoloji
alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir
düzeylerde olduğu, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin ise kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu durumda; söz konusu projeyle ilgili verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının BOZULMASINA; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Aşağıda ayrıntıları gösterilen ... TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, ... TL yargılama giderinin ise davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 10/02/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 7. maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince çevre mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji uzmanı, biyolog, arkeolog, harita mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sunulan raporda; çevre mühendisi, maden mühendisi, inşaat mühendisi, harita mühendisi, hidrojeoloji uzmanı ve arkeolog bilirkişiler tarafından, projenin hayata geçmesinde çevre açısından bir sakıncanın olmadığı yolunda görüş bildirilmiş, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog tarafından ise; dava konusu faaliyet nedeniyle yoğun bir toz oluşumunun meydana çıkacağı, bu durumun etraftaki orman ve tarım arazilerine zarar vereceği, bu nedenle, projenin yapılmasında sakınca bulunduğu belirtilmiştir.
Orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog tarafından; proje nedeniyle meydana gelecek toz emisyonundan dolayı projenin yapılmasında sakınca bulunduğunun belirtilmesine karşın, çevre mühendisi tarafından; ocak alanında gerçekleştirilecek olan üretim sırasında yükleme, boşaltma, nihai nakliye aşamalarında toz emisyonları oluşacağı, tozdan kaynaklı etkilerin azaltılması için
alınacak önlemler kapsamında savurma yapılmadan yükleme ve boşaltma yapılması, nakliye sırasında malzemenin üstünün kapatılması, faaliyet sırasında nakliye güzergâhında tozumayı önlemek amacıyla mevsimsel koşullara bağlı olarak sulama/spreyleme çalışmaları yapılması
gibi önlemlerin taahhüt edildiği, alınması planlanan önlemlere ve yönetmelik hükümlerine uyulması
halinde en yakın mesken alanında tozdan kaynaklı olumsuz bir etkinin beklenmediği, proje kapsamında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin hükümlerine
uyulacağının taahhüt edildiği, keşif esnasındaki inceleme ve gözlemler ile dosyada
yer alan bilgi ve belgeler dikkate alındığında; mevzuat hükümlerine uyulması durumunda izin istenen sahada yapılacak faaliyetin insan ve çevre sağlığına zarar
vermeyeceği belirtilmiştir.
Bu durumda; bilirkişi raporundaki uzman görüşlerinin tutarsızlık gösterdiği, raporun tarafların itiraz ve savunmalarını karşılayacak doyuruculuğa sahip olmadığı, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile tarafların itiraz ve savunmaları da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hazırlanacak rapor sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; eksik ve çelişkili bilirkişi incelemesine dayalı olarak verilen Mahkeme kararının yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.