Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2649 E. , 2025/2494 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2649
Karar No : 2025/2494
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: I- (DAVACILAR) 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
II- (DAVALI) ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan tapunun ... ada ... sayılı parselinde kayıtlı taşınmazın bulunduğu bölgede yapımına başlanan ... Barajı HES ve ... Karayolu yol yapım inşaatı çalışmaları nedeniyle toprak kaymalarının meydana geldiği ve bundan dolayı taşınmazlarının zarar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılanması talebiyle yaptığı ... tarih ve ... sayılı başvurunun yasal süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazların kullanılamaz hale geldiği, mülkiyet hakkının kalıcı ve sürekli olarak kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedelinin karşılığı 435.132,55-TL (miktar artırımı sonucunda) tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı dava konusu işlemin iptali talebi yönünden davanın incelenmeksizin reddi, maddi tazminat isteminin kabulü ile 435.132,55-TL tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi yolundaki kararının, ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılması ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine verilen davanın görev yönünden reddine ilişkin ...tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 12/04/2023 tarih ve E:2023/1306, K:2023/3755 sayılı kararı ile uyuşmazlığın yargısal denetiminin idare mahkemelerinin görevinde olduğu gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozmaya uyularak, ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesi üzerine verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... İli ... İlçesi ... Köyü'nde bulunan ve tapunun ... ada ...sayılı parselinde kayıtlı davacıların mülkiyetinde bulunan taşınmazın toplam değerinin (dava tarihi itibarıyla) 435.132,55-TL olduğu, faiz isteminde de bulunulmadığı görüldüğünden dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeline karşılık olarak 435.132,55-TL'nin davacıların mülkiyet hakkının kullanılamaz biçimde kısıtlanmasına sebebiyet veren davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmaması nedeniyle, anılan Kanunun 13. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine açılan tam yargı davasında, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, dava konusu işlemin iptali talebi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat isteminin kabulü ile 435.132,55-TL tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Mahkeme kararına karşı davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu taşınmazların bilirkişi raporu ile belirlenen değeri üzerinden ve davacının ıslah dilekçesi ile dava değerini arttırdığı tutar dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de, davacının taşınmazlarında tarımsal amaçlı olarak kullanılmasına engel bir hukuki durumun mevcut olmadığı, davalı idare eylemi ile davacının taşınmazında meydana gelen değer kaybına bağlı olarak idarece taşınmazının kamulaştırılacağının varsayılamayacağı ve bu yönüyle idarece davacının taşınmazının değerinin ödenmesi zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, olayda davalı idareye atfedilen hizmet kusuru nedeniyle davalı idarece davacılara ödenmesi gereken tutarın taşınmazlarda meydana gelen değer kaybı olacağı dikkate alındığında, yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporu ile ... ili, ... ilçesi, ... Köyünde bulunan ... ada, ... numaralı parsel için 135.395,53 TL olarak belirlenen değer kaybı tutarının hisseleri oranında davacılara (davacı ...'nın hissesine karşılık olarak 45.131,84-TL, davacı ...'nın hissesine karşılık olarak 45.131,84-TL ve davacı ...'nın hissesine karşılık olarak 45.131,84-TL, olmak üzere) gerekmekte olup, bu haliyle 18.12.2017 tarihli dilekçe ile dava değerinin 435.132,55-TL olarak ıslah edildiği dikkate alındığında dava değeri olarak kabul edilen ıslah edilen tutarın 135.395,53 TL'lik kısmının kabulü, 299.737,02-TL'lik kısmının ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesince tazminine hükmedilen 435.132,55-TL'nin 135.395,53-TL'yi aşan 299.737,02-TL'sinin kaldırılmasına, bu kısma ilişkin olarak davanın reddine, Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptali talebi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmı ve hükmedilen tazminatın 135.395,53-TL'ye ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmek suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1-Davacılar tarafından; zarar ile idarenin eylem ve işlemleri arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunun kanıtlandığı, taşınmazın kamulaştırılmadığı gibi artık serbest piyasada da alımı satımı yapılamaz duruma geldiği, taşınmazda ikamet edilme yasağının devam etmekte olduğu, sulu tarım yapılamadığı, can ve mal güvenliği tehlikesinin azami boyutlara ulaştığı, halen heyelanların devam etmekte olduğu belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı tarafından; davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede meydana gelen heyelanlar ile idarelerinin yapmış olduğu yol çalışmaları arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı, tam yargı davasında kamulaştırma davasıymış gibi yargılama yapılıp, taşınmazın toplam bedelinden daha yüksek miktarlarda bedellerin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi, buna karşın idareyi tescilini alamadığı bir taşınmazın bedelini ödemeye mahkum etmenin hukukla ve hakkaniyetle bağdaşmadığı belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler, aynı konuya ilişkin olarak açılan Dairemizin E:2024/2641, E:2024/2643, E:2024/2646 sayılı dosyaları birlikte değerlendirilerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı taşınmazın bulunduğu bölgede yapımına başlanan ... Barajı HES ve ... Karayolu yol yapım inşaatı çalışmaları nedeniyle toprak kaymalarının meydana geldiği ve bundan dolayı taşınmazlarının zarar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılanması talebiyle yaptığı ... tarih ve ... sayılı başvurunun yasal süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile taşınmazların kullanılamaz hale geldiği, mülkiyet hakkının kalıcı ve sürekli olarak kısıtlandığından bahisle taşınmaz bedelinin karşılığı 435.132,55-TL (miktar artırımı sonucunda) tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hükmü yer almış, aynı maddenin 2. fıkrasında da, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılardan ... yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'nın 29/07/2023 tarihinde (İdare Mahkemesi kararından önce) vefat ettiği Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) alınan nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemesince yukarıda yer verilen 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca, dava konusu tazminat istemi hakkında davayı takip hakkı kendisine geçen davacının mirasçılarının davayı takip edip etmeyeceklerinin saptanması amacıyla dosyanın davacılardan ... yönünden işlemden kaldırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer davacılar yönünden;
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında istinaf incelemesi yapılan İdare Mahkemesi kararı gerekçesi ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın çözümü için davaya konu taşınmaz mahallinde 20/10/2016 tarihinde yapılan keşif neticesinde sunulan bilirkişi raporunda arazinin vasfı hususunun yeterince aydınlatılamadığının görülmesi üzerine, ikinci kez yapılan keşif sonrasında hazırlanan 27/11/2017 tarihli bilirkişi raporunun İdare Mahkemesi tarafından hükme esas alındığının görüldüğü, söz konusu raporda, "Jeolojik Yönden Değerlendirme:Dava konusu taşınmazın ... ili ... ilçesi ... Köyünde tapuca ... ada ... nolu parselde kayıtlı taşınmaz olduğu,... Barajı göl alanının sağ sahilinde ... kara yolu KM 9+730.000 – 9+950.000 ile ... Köyü ... Mahallesi arasındaki alandaki yamaçta heyelan kütlesinin varlığının belirlendiği, dava konusu alanın 2004 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesinden karayolu inşaatı yapılmadan önceki tarihlerde de, yani 1998-2005 yılları arasında devam eden baraj inşaatı tamamlanmadan da heyelanın mevcut olduğu, aynı alanın 2016 yılındaki uydu görüntüsünde de heyelanlı alanda yamaç hareketlerinin varlığının görüldüğü, dolayısıyla dava konusu olan alanı da içeren geniş bir sahada fosil heyelan olarak adlandırılan eski heyelan hareketinin mevcut olduğu, 24.07.2017 tarihinde Mahkeme ve Bilirkişi heyeti ile yerinde yapılan incelemelerde dava konusu olan ... ili ... İlçesi ... Köyünde dava konusu parselin bulunduğu sahayı içeren geniş alanın hareket etmiş bir heyelan kütlesi içinde yeraldığının gözlendiği, heyelan kütlesinin farklı bölümlerinde yeni heyelanların olduğu, bunların ana heyelanın kayma yönünde GB’ya ve ana kayma yönüne verev yönde, GD yönüne doğru geliştiklerinin gözlendiği, ayrıca ana heyelan kütlesinin yamaçtaki ana kayadan ayrıldığı, ana heyelanın taç kısmında da, yeni kayma izleri ve yeni gerilme çatlaklarının varlığının gözlendiği, ana heyelanın taç kısmındaki heyelan aynasında güncel düşey yer değiştirmenin 80 cm ile 120 cm arasında değiştiği, güncel topoğrafya üzerinde dava konusu parseli içeren arazinin duraylılık analizlerinin ... tarafından yazılan SLOPAC Şev Stabilitesi Analiz Programı kullanılarak incelendiği, yol çalışması için yapılan patlatmaların bulunduğu yerin yamaçtaki fosil heyelan kütlesinin topuğunda olması, zemindeki gözenek suyu basıncının varlığı ve yol yapım çalışmalarında patlayıcı kullanılmasının dava konusu parsellerin üzerinde bulunduğu eski heyelan kütlesinin duraylılığını (dengesini) olumsuz etkilediği ve yamaçta yeni kaymalara neden olduğu; Zirai Yönden Değerlendirme: 193/2 numaralı parselin zirai yönden değerlendirilmesi, değer tespiti, değer azalışının tespiti; 8.276,01 m2'lik bir alana sahip olan parselin tapudaki vasfının tarla olduğu, tapunun beyanlar hanesinde “Afete Maruz Bölge Sınırları İçerisindedir.” şerhinin bulunduğu, ... ilçe merkezine olan mesafesinin yaklaşık olarak 14 km ve ... Devlet Karayoluna mesafesinin ise yaklaşık 700 metre olduğu, belediye imar planı sınırları dışında olduğu ve belediyenin altyapı hizmetlerinden faydalanamadığı, ayrıca; 08.11.2006 tarihli Bakanlar Kurulu Kararınca dava konusu parsel ile yakın çevresindeki diğer parsellerin bulunduğu bölgenin “Heyelanlı Bölge” olarak ilan edilerek taşınmazların tapu-sicil kayıtlarına bu durumun şerh edildiği, ... Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 12.03.2013 tarihli yazısıyla ikamet edilmeye ve yapılaşmaya kapatıldığı ve bu nedenle dava konusu taşınmazın mahalle yerleşim alanı konumundan çıktığı, bölgede Devlet eliyle yapılmış sulama projesinin olmadığı, dava konusu parsel ile yakın çevresindeki taşınmaz alanlarının içme ve kullanma suyunun; dere yatağından 5 cm çapında boru içerisinde yaklaşık 750 m taşınarak getirildiği, bu suyun, dava konusu olan parsel sahipleri ve diğer parsel sahipleri tarafından paylaşımlı ve dönüşümlü olarak kullanıldığı, mevcut haliyle bu su kaynağının, damla sulama yöntemiyle her mevsim sulu tarım yapılmasına yeterli olacağı kanaati oluştuğundan, dava konusu taşınmazın “Sulu Tarım Arazisi” olarak değerlendirildiği, dava konusu taşınmazı etkileyen faktörlerin incelenerek değerlendirilmesi neticesinde kapitalizasyon faiz oranının %4,2 olarak tespit edildiği, objektif değer artışına neden olacak bir hususun tespit edilemediği, taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olması nedeni ile “Zirai Gelir Metodu”na göre değer hesaplamasının yapıldığı, dava konusu taşınmazın bölgede mutat olarak tarımı yapılan tek yıllık zirai ürünleri yetiştirme potansiyeline haiz olduğu, ... Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünden alınmış olan ve dava dosyasında mevcut olan 2015 yılına ait maliyet tabloları kullanılmak suretiyle yapılan değerlendirme neticesinde parselin m2 değerinin 50,71-TL, toplam değerinin 419.676,47-TL olarak hesaplandığı, taşınmaz üzerinde bina bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde münferit olarak dikilmiş olan muhtelif cins ve yaşlarda meyve ağaçlarının bulunduğu, söz konusu ağaçların, kapama bahçe niteliği oluşturacak sayı ve sıklıkta olmayıp bakım ve budama eksikliklerinin bulunduğu ve değerlerinin maktu olarak hesaplandığı, taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olması hasebiyle değer hesaplamasında ... Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğüne ait maliyet tablolarındaki sulu tarım verilerinin dikkate alındığı, sabit gelirlerin kapitalizasyonu yöntemine göre taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların toplam değerinin 15.456,08-TL olduğu, dava konusu .../... parsel nolu taşınmazın toplam değerinin; çıplak arazi değeri ile taşınmaz üzerinde bulunan ve ekonomik değere sahip olan ağaçların bedelinin toplamı olduğu,bunun da 419.676,47 + 15.456,08 = 435.132,55-TL olduğu; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgenin 7269 sayılı Kanunun 2. maddesine göre Bakanlar Kurulunca 08.11.2006 tarihinde heyelanlı bölge olarak ilan edilmesi, taşınmazların tapu-sicil kayıtlarına bu durumun şerh edilmesi nedeniyle üzerinde ikamet edilmesi ve inşaat yapılmasının yasak olduğu, ayrıca; taşınmazın üzerinde yapılan tarımsal faaliyet ile ilgili herhangi bir kısıtlama bulunmamakla birlikte, dava konusu taşınmazların da içerisinde bulunduğu bölgede 2014 ve 2015 yıllarında heyelanlar ve kaymaların devam etmesi üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan tespitlerde, bölgede oluşmuş ve oluşmakta olan çatlak ve yarıkları daha da tetikleyeceği ve artıracağı için sulu tarım yapılmasının uygun olmayacağı sonucuna varıldığı, taşınmazın Afete Maruz Bölge sınırları içerisinde kalması nedeni ile meydana gelen değer azalışına sebep olan bu olumsuzlukların, değer hesaplamasında kullanılan kapitalizasyon faiz oranını 2 puan arttırmış olduğu ve taşınmaz için taktir edilen kapitalizasyon faiz oranının % 6,2’ya çıktığı görüş ve kanaatine varıldığı, bu orana göre taşınmazın m2 değerinin 34,35TL, toplam değerinin ise 284.280,94 TL olduğu, taşınmazın önceki çıplak arazi değeri ile sonraki çıplak arazi değeri arasındaki farkın dolayısyla taşınmazda meydan gelen değer azalışının 419.676,47 – 284.280,94 = 135.395,53 TL olarak hesaplandığı, sonuç olarak, taşınmazın bulunduğu bölgenin, Bakanlar Kurulu tarafından Afete Maruz Bölge ilan edildiği, taşınmazın bulunduğu bölgenin Afete Maruz Bölge ilan edilmesinin davalı idare tarafından 2005-2006 yıllarında yapımına başlanan ... Barajı HES ve ...- ... Karayolu inşaatı çalışmaları sırasında dinamit atımları ve yol çalışmaları nedeniyle oluşan heyelanlardan kaynaklandığı, dava konusu parsellerin içinde bulunduğu ... Köyü ... Mahallesinin eski heyelan kütlesinin üzerinde kurulduğu, ... Barajı su tutmadan ve göl seviyesi üzerindeki ... Karayolu inşaatı yapılmadan önce, ... Mahallesinin daha önceden kaymış olan eski heyelan kütlesinin üzerinde kurulu durumda olduğu ve Karayolları yapım çalışmasından önce de var olduğu, karayolu çalışmalarının heyelanı tetiklediği, eski heyelan kütlesinin yeniden hareket etmesinde ve hareket hızının artmasında, eski heyelan kütlesinin topuğuna yaklaşık 150m mesafede 2014-2015 yıllarında davalı idarenin anılan bölgede gerçekleştirmiş olduğu ... Barajının tamamlanması sonrası yapımı gerekli olan davalı idare tarafından yürütülen patlatmalı karayolu inşaatı arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu, bölgedeki güncel heyelanların sebebinin yağışlı günlerde eski (fosil) heyelan kütlesi içinde biriken suların oluşturduğu gözenek suyu basıncındaki artış, bunun sonucu eski heyelan kütlesini oluşturan yamaç molozu ve ileri derecede ayrışmış tüf jeolojik birimlerinin içsel dayanımlarındaki azalma ve heyelan alanının topuğuna yakın (yatay mesafe yaklaşık 100m-150m) noktalarda davalı idare tarafından yapılan patlatmalı yol kazılarının olduğu, ... ili ... ilçesinin 3. derecede riskli deprem bölgesinde olduğu ve dolayısıyla bölgenin deprem aktivitesinin düşük olduğu, dava konusu parsel alanına dinamik (sarsıntı) yük oluşturacak etkilerin davalı idare tarafından karayolu çalışmasında yapılan patlatmalardan kaynaklandığı, dava konusu taşınmazda heyelanlar sebebiyle oluşan değer kaybının; toplamda 135.395,53-TL olduğu, dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla veya ikamet amacıyla kullanılmasının can ve mal güvenliği açısından risk taşıması nedeniyle söz konusu taşınmaz kullanılamayacağından davalı idare tarafından kamulaştırılmasının uygun olacağı, dava konusu taşınmazın değerinin dava açılış tarihi itibariyle 435.132,55-TL olarak hesaplandığı, dava konusu alanda karayolu çalışmaları esanasında yapılan patlatmalı yamaç kazılarının, ... İli, ... İlçesi ... Köyündeki dava konusu parsellerin içinde bulunduğu ana heyelan kütlesinin kaymasında etkili olduğu" tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, davacının taşınmazlarında tarımsal amaçlı olarak kullanılmasına engel bir hukuki durumun mevcut olmadığı, davalı idare eylemi ile davacının taşınmazında meydana gelen değer kaybına bağlı olarak idarece taşınmazının kamulaştırılacağının varsayılamayacağı ve bu yönüyle idarece davacının taşınmazının değerinin ödenmesi zorunluluğundan bahsedilemeyeceği, olayda davalı idareye atfedilen hizmet kusuru nedeniyle davalı idarece davacılara ödenmesi gereken tutarın taşınmazlarda meydana gelen değer kaybı olacağı dikkate alınarak, temyize konu karar verilmiş ise de, Mahkeme kararında hükme esas alınan ve üyeleri arasında akademisyen bir Jeoloji Mühendisi'nin de bulunduğu 27.11.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki, dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla veya ikamet amacıyla kullanılmasının can ve mal güvenliği açısından risk taşıması nedeniyle söz konusu taşınmaz kullanılamayacağından davalı idare tarafından kamulaştırılmasının uygun olacağı yönündeki tespitler dikkate alındığında, maddi tazminat bedeli olarak belirlenen 435.132,55-TL'nin tamamına hükmedilmesine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönden davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Ayrıca, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında, ''...uyuşmazlık konusu olayda yargılama yetkisinin taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen tazminat tutarına ve dava konusu edilen işlemin iptali istemine yönelik olacağı, kabul edilen tazminat tutarına yönelik olarak talep dışı bir değerlendirme yapılmasının yerindelik denetimi niteliğinde olacağından idari işlem tesisi sonucunu doğurabileceği, bu durumun da taleple bağlılık ilkesine de aykırılık oluşturacağından Mahkeme kararında bahsi geçen değerlendirmenin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Mahkeme kararının bu kısmının düzeltilmesi gerekmiştir.'' denilmişse de, bahsi geçen talep dışı değerlendirme olgusu somut olay bakımından değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde ... tarih ve ... sayılı başvurunun yasal süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, söz konusu başvuru dilekçesi incelendiğinde, davacının taşınmazın kamulaştırılması yönünden bir isteminin bulunduğunun görüldüğü, dosyadaki raporlarda zarar ile davalı idarenin eylemleri arasındaki illiyet bağının ortaya konulmuş olması, davacıların taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde tasarrufta bulunma imkanının kalmamış olduğunun tespit edilmiş olması, davacının kamulaştırma yapılması yönündeki istemini... tarih ve ... sayılı başvurusunda ortaya koymuş olması hususları göz önüne alındığında, Mahkeme kararında yer verilen ''davacıya ödenmesi gerektiği belirtilen miktarın tapuda tescil edilmesi sırasında kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılması zorunludur'' şeklindeki açıklamanın taleple bağlılık ilkesine aykırı olmadığı, yargılamanın geldiği aşama da dikkate alındığında, yargılamanın hakkaniyete en uygun şekilde çözümlenmesini temin bakımından yerinde bir değerlendirme olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan; bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada, davacılardan Yusuf Kalıncı'nın mirasçıları hakkında 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca işlem yapıldıktan sonra, taşınmazın güncel mülkiyet durumu da araştırılarak elde edilen sonuca göre, diğer davacılar yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekmekle birlikte, aynı olaya ilişkin başka davacılar tarafından açılan davalarda verilen ve Danıştay incelemesinden geçen kararların (... İdare Mahkemesi... tarih ve E:..., K:... - E:..., K:...) hüküm birlikteliği adına bu yargılamada da dikkate alınması gerektiği açıktır.
Öte yandan; bozmaya uyulması durumunda yapılacak yargılamada (tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yargılama giderleri hususunda da yeniden karar verilmesi gerekeceği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabülüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 21/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!