Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1824 E. , 2025/1172 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1824
Karar No : 2025/1172
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : ..., Hukuk Müşaviri
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Yenilenebilir Enerji Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ... 5- ...
2- ... 6- ...
3- ... 7-...
4-...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tokat İli, Niksar ve Reşadiye İlçeleri, ... Köyü Mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Akıncı HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerji Santrali (GES) İlavesi (Mevcut Kapasite:100,731 MWm/99 MWe, Yardımcı Kaynak Kapasitesi:12,0914 MWm/MWe-13,63 ha; Nihai Kapasite:112,8224 MWm/99 MWe- 4 Ünite, 13,63 Ha)" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözülmesi amacıyla çevre mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi ve biyologtan oluşan bilirkişi heyetiyle Mahkemenin E:... sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "... Orman Yönünden Değerlendirme; ... Güneş Enerji Santralinin (GES) orman yangınlarına sebep verebileceği düşüncesi ile orman alanlarına kurulumuna izin verilmediği, Tapu Kadastro Parsel Sorgu Uygulamasından yapılan sorguya göre GES alanı tarla vasfında tarım nitelikli alanlar üzerinde yer aldığının tespit edildiği, ... alanın orman vasıflı arazi üzerinde yer almadığı, ancak alan üzerinde çalı fundalık formunda ağaçların bulunduğu, bahsi geçen fundalık ve çalılık formunda olan ağaçların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde belirtilen orman sayılmayan alanlardan olduğu, proje alanına en yakın ormanlık alanının, GES projesinin kuzeyinde 50 m uzaklıkta .../ ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parseline kayıtlı cinsinin orman olduğu, bu alan üzerinde kapalılığı oluşmuş verimli orman alanlarının olduğu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na göre sulak alanlar, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na göre korunan alanlar içinde olmadığı, alanda nesli tükenmekte olan yaban hayvanı türünün bulunmadığı, GES yapılacak saha üzerinde fundalık ve çalılık formunda olan ağaçların olduğu, GES projesinin yapılması durumunda üzerinde bulunan çalı gruplarının ve ağaçların güneş panellerine gölgeleme yapmaması için kesilmesi ile alan üzerinde yangına sebep olan ve yayılmasına neden olan materyallerin ortadan kalkmış olacağı, ayrıca GES projesi ile ormanlık alan arasında Kelkit Çayı'nın olduğu, bu sebeple GES projesi alanında çıkacak olası bir yangın olması durumunda yangının bu alana sıçramasının zor olduğu, ÇED raporunun 134. sayfasında orman yangınlarına karşı alınacak tedbirlerin açıkça belirtildiği, orman yangınlarına karşı alınacak tedbirlere uyulması durumunda GES yapılacak alanın ormancılık açısından bir sakıncasının olmadığı, Tarımsal faaliyet yönünden değerlendirme; Arazi bazı yerlerde *42-5, bazı yerlerde *45-10 eğime sahip olduğu ve üzerinde bazı sebzeler ile meyve fidanlarının mevcut olduğu, ... nihai ÇED raporunun 36. sayfasında IV.2.5. Tarım Alanları bölümünde; “Güneş Enerji Santrali kurulumu için, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri, sulu-kuru 1., I, III., IV. sınıf tarım arazileri ve çevre arazilerde tarımsal kullanım bütünlüğünü bozan alanlara izin verilmemektedir. Proje yer seçiminde ünitelerin bu alanlara gelmemesine özen gösterilmiştir”, “Proje alanı incelendiğinde ise planlanan GES alanlarının 1 adet üniteden oluştuğu görülmektedir. Planlanan GES alanı 13,63 hektarlık alanı kaplamaktadır. Söz konusu alan Akıncı GES arazi varlığı haritası ve Samsun-Çorum-Tokat Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni planında “marjinal tarım arazisi” gösteriminde kalan alanlara isabet etmektedir.” şeklinde ifadelere yer verildiği, ancak yapılan incelemelerde, arazinin eğimi, taşlılık durumu, toprak derinliği vb. toprak özellikleri ile analiz sonuçları dikkate alındığında, arazinin marjinal tarım arazisi olmadığı, arazi kullanım kabiliyet (AKK) sınıflamasına göre, işlemeli tarıma uygun III. sınıf tarım arazileri içinde olduğu, dava konusu arazide yapılan incelemelere ve toprak analiz sonuçlarına göre, dava konusu alanın iddia edildiği gibi marjinal tarım arazisi olmadığı, işlemeli tarıma uygun III. sınıf tarım arazisi vasfında olduğu, dolayısıyla yapılacak olan projenin tarım arazisine zarar vereceği kanaatinin oluştuğu, Hidrojeolojik Yönden Değerlendirme; bölgenin jeolojik olarak Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) içerisinde kalmakta olup, depremselliği konusundaki çalışmaların keşif mahallinde aynı şirket tarafından daha önce yapılmış olan Hidro-Elektrik Santrali (HES) nedeniyle tamamlanmış olduğunun varsayıldığı, keşfe konu Güneş Enerjisi Santrali (GES)'in bu jeolojik birimlerden Kuvaterner Alüvyon olarak tanımlanan birim üzerinde kurulmak istenildiği, Akıncı HES yardımcı kaynak güneş enerji santralinin (GES) kurulması planlan bu alan jeolojik olarak alüvyon olarak tanımlanmış olmasına karşın, oluşumu ve alüvyonun içerdiği malzeme ve bu malzemenin tane boyu incelendiğinde görülüyor ki; bu Kuvaterner Alüvyon aslında toprak sınıfı içerisinde yer aldığı, keşfe konu alanın alüvyon alan olduğu, ÇED raporunu hazırlayanlar tarafından verilen ve Tapu Kadastro Parsel Sorgulama (TKPS) uygulamasından alınan görüntüde parsellerin oldukça düzenli bir şekilde ayırtlanmış olduğu ve belirli bir düzen içerisinde tarım yapıldığının açıkça görülebildiği, ÇED raporunu hazırlayanlarca düzensiz olarak belirtilen tarımsal alanın yine ÇED raporunda hazırlayanlar tarafından verilen TKPS uygulama görüntüsü ile kendilerini yalanladıklarının açıkça görüldüğü, keşfe konu olan güneş enerji santrali kurulumu için yer seçimi konusunda yeterli araştırmaların yapılmadığı, yine ÇED raporunu hazırlayanlar tarafından verilen uydu görüntüsünden de anlaşılacağı gibi, GES yapılmak istenilen alanın hemen kuzeybatısında hem kot olarak daha yüksek hem de daha fazla güneş ışığı alabilecek bir alanın bulunduğu, sonuç olarak Akıncı HES'e yardımcı kaynak olarak düşünülen GES projesinin gerçeklestirilmek istenilen alanı marjinal tarım alanı değil, jeolojik olarak çok ince taneli birimler (Kil ve silt boyu) ile kumlu malzemenin ve orman toprağının birikmesi ile akarsular tarafından oluşturulmuş bir tarım toprağı olduğu, ayrıca GES uygulama alanı için bölgede yeterince araştırma yapılmadığı da yine ÇED raporundan görüldüğü, Çevre Yönünden Değerlendirme; yapılan literatür araştırmasına göre fotovoltaik güneş enerji santrallerinin işletme esnasında su kullanımının yok denecek kadar az olduğu, ... Güneş enerji santrallerinin işletme safhasında radyoaktif madde yayılımının bulunmadığı (Tsoutsos vd., 2005:292), ... santrallerin su kaynaklarına etkisinin, fotovoltaik güneş sistemlerinde çok düşük düzeyde, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe etkisinin yüksek düzeyde ancak yerel ölçekte, gürültü etkisinin yok denecek kadar az, görsel etkisinin yüksek düzeyde olduğu (Saner, 2015), ÇED raporunda çevresel açıdan yaşanabilecek olumsuzluklar ve bunlara karşı alınacak önlemlerin detaylıca anlatıldığı, taahhüt edilen önlemlerin alındığı ve yönetmeliklere uyulduğu takdirde çevresel açıdan bir sorun oluşmayacağı, sonuç olarak; kurulum ve işletim sırasındaki faaliyetler kapsamında oluşacak olan atıklar (bitkisel toprak, proses kaynaklı katı atıklar, personelden kaynaklı evsel katı atıklar, ambalaj atıkları, ömrünü tamamlamış lastikler, atık pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, tehlikeli atıklar, proses kaynaklı atık sular, personel kaynaklı atık sular, atık yağlar, bitkisel atık yağlar) ile ilgili olarak nihai ÇED raporunda belirtildiği şekilde toplanıp, taşınıp, bertaraf edilirse ve taahhüt edilen ilgili yönetmeliklere uyulursa sorun olmayacağının değerlendirildiği, tüm bu bilgiler ışığında, nihai ÇED raporunda taahhüt edilen hususların yerine getirilmesi durumunda projenin çevresel açıdan bir zarar oluşturmayacağı kanaatinin oluştuğu, Fauna-Flora ve Ekosistem Yönünden Değerlendirme; Nihai ÇED Raporunda; Akıncı GES sahasının 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre “Marjinal Tarım Arazileri” gösterimi üzerinde yer aldığının ifade edildiği, proje alanından bir görüntü paylaşıldığı, bu fotoğrafın proje sahasının çorak-vejetasyonca fakir, taşlık ve verimsiz bir alan olduğu izlenimini verdiği, ayrıca, nihai ÇED raporunda;“Proje sahasının yüksek yapılı bitkiler içermeyen çıplak kayalık ve açık bir araziden oluştuğu görülmüştür” ifadesine yer verildiği, ancak proje sahasına dair tanımlamaların (Proje sahasının yüksek yapılı bitkiler içermeyen çıplak kayalık ve açık bir araziden oluştuğu görülmüştür) gerçeği yansıtmadığı, keşif sırasında proje alanı ve yakın çevresi dikkatlice gözlendiği ve alanın fotoğraflandığı, bölgede çok sayıda kültür bitkisinin (kabak, karalahana, biber, fasulye, domates, pırasa, salatalık, yonca vb.) yetiştirildiğinin ve çok sayıda ceviz, vişne, kayısı, elma ağaçlarının yer aldığının belirlendiği, keşfin, Aralık ayında yapılmış olmasına rağmen bu tespitlerin, proje sahasının iddia edilenin aksine, vejetasyon açısından zengin ve verimli bir alan olduğunu gösterdiği, ÇED raporunda proje alanının florasını belirlemek amacıyla Ağustos 2022 tarihinde dört kez saha çalışmasının yapıldığının ifade edildiği, ancak raporda saha çalışması yapıldığına dair hiçbir fotoğraf paylaşılmadığı, proje alanı ve çevresinde tespit edilen hiçbir bitki türünün fotoğrafının da olmadığı, bununla birlikte, bölgede floristik çalışmalar için en uygun zamanın, çiçeklenmenin en yoğun olduğu Nisan-Haziran ayları arasında olduğu, saha çalışması için Ağustos ayının seçilmesinin doğru olmadığı, ÇED raporunda; proje sahası ve çevresinde tespit edilen 633 bitki taksonundan 79'unun (yaklaşık 414'ü) saha çalışması ile tespit edildiğinin ifade edildiği, bu verilerin, Tokat 2021 İl Çevre Durum Raporu,“Mesudiye (Ordu) ve Çevresindeki Bazı Vejetasyon Tiplerinin Biyoçeşitliliğinin Araştırılması” adlı Doktora Tez çalışmasından ve Ordu İli Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi'nden alındığının düşünüldüğü, dolayısıyla, flora tespiti amacıyla saha çalışmasının yapılmadığının açık olduğu, bu nedenle floraya dair tespitlerin bilimsel bir geçerliliğinin olamayacağı, bölgede yaşadığı ifade edilen endemik bitki türlerinin proje alanında bulunmadığının belirtildiği, saha çalışması yapmadan bu tespitte bulunmanın da doğru olmayacağı, bununla birlikte, proje sahası ve çevresinde tespiti yapıldığı ifade edilen flora temsilcilerinin, proje sahasının hangi alanlarında görüldüğünün belirtilmediği, GES sahası ve kuş uçuşu 10 km çevresindeki bitki örtüsünü net olarak elde edebilmek adına bazı kaynaklardan yararlanıldığı ve toplam 633 bitki türünün mevcut olduğu ve bunlardan 84 bitki türünün GES sahası ve çevresinde gözlemlendiğinin belirtildiği, bu iki ifadenin birbiriyle çeliştiği, GES sahası ve çevresinde 84 bitki taksonu tespit edildiyse, 633 bitki taksonu hangi bölgeye ait olduğunun belli olmadığı, ayrıca şayet yapıldıysa, bahsedilen dört günlük saha çalışmasında 633 bitki taksonunun tespit edilmesi, fotoğraflanması, toplanması ve bu bitkilerin teşhis edilmesinin mümkün olmadığı, zaten örnekleme zamanı (Ağustos ayı) bitki türlerinin tespiti için doğru bir zaman olmadığı, ÇED raporunun 90. sayfasında; proje sahasında endemik flora elemanlarının varlığının belirlendiğinin belirtildiği, ancak 48. sayfasında bu ifadenin tersine, 4 endemik bitki türünün (tarakotu, kızıl çatalotu, çuhaçiçeği, orman iplikçiği) hiçbirinin güneş panellerinin inşa edileceği alanda olmadığının ifade edildiği, bununla birlikte, Tablo 7'de, 55 bitki taksonunun endemik olduğu belirtilmiş iken, sayfa 149'da ise proje sahası boyunca bölgede yaşama potansiyeli yüksek, 20 endemik bitki taksonundan bahsedildiği, bu ifadelerin birbiriyle çeliştiği, ÇED raporunda proje alanında kaç bitki türünün yaşadığı ve bu türlerin kaçının endemik olduğuna dair net bir bilginin olmadığı, bu çelişkili ifadelerin, proje alanının flora elemanlarının tespiti amacıyla saha çalışması yapılmadığının, dolayısıyla ÇED raporunda paylaşılan verilerin literatür bilgisine dayandığını kanıtlar nitelikte olduğu, ... proje faaliyetlerinden (inşaat öncesi, inşaat aşaması ve işletme süreci) proje sahasında yer alan bitki taksonlarının nasıl etkileneceği ve bu olası etkilerin nasıl bertaraf edileceğine dair her hangi bir önleyici faaliyetin planlanmadığı, ÇED raporu sayfa 135'de yapılacağı taahhüt edilen faaliyetlerin tamamının genel ifadeler olduğu, ... fauna türlerinin tespitinin hangi tarihlerde yapıldığı ve kaç günlük saha çalışması ile gerçekleştirildiğinin belirtilmediği, bununla birlikte, fauna temsilcilerinin tespiti amacıyla, raporda saha çalışması yapıldığına dair hiçbir fotoğrafın paylaşılmadığı, proje alanı ve çevresinde tespit edilen hiçbir hayvan türünün fotoğrafının da olmadığı, proje sahası ve çevresinde tespiti yapıldığı ifade edilen hayvan türlerinin, proje sahasının hangi alanlarında görüldüğü, bu türlerin proje sahasında bulunma gerekçelerinin (beslenme, üreme, barınma, göç, kışlama vb.) ifade edilmediği, ÇED raporunun fauna bölümünde, proje alanı ve çevresinde yaşayanı kuş türlerinin tespiti amacıyla 1 Mart-29 Mayıs tarihleri arasında 25 gün, 18 Ağustos-15 Kasım 2022 tarihleri arasında 25 gün olmak üzere toplam 50 gün saha çalışması yapıldığının belirtildiği, ancak 50 günlük saha çalışmasına dair hiçbir fotoğrafa ve bu süreçte sahada tespiti yapılan bir kuş türünün fotoğrafına ÇED raporunda yer verilmediği, ... ÇED raporunun bir bölümünde, kuş türlerinin tespiti amacıyla 50 gün saha çalışması yapıldığı ifade edilirken, bir sonraki paragrafta 90 gün saha çalışması yapılacağının söylenmesinin büyük bir çelişki olduğu, ... bununla birlikte, proje alanına sınır olan Kelkit Çayı'nın balık faunasına dair herhangi bir bilginin paylaşılmadığı, proje faaliyetlerinden (inşaat öncesi, inşaat aşaması ve işletme süreci) bu sulak alanın ve bu alanda yaşayan balık türlerinin nasıl etkileneceği ve bu olası etkilerin nasıl bertaraf edileceğine dair herhangi bir önleyici faaliyetin planlanmadığı, proje alanı ve yakın çevresinin fauna temsilcilerinin tespit edilmesi amacıyla saha çalışmasının yapılmadığı kanaatini oluşturduğu, bu nedenle, fauna temsilcilerine dair tespitlerin de bilimsel bir geçerliliğinin olamayacağı, ... ÇED raporunda, flora, fauna ve ekosistem yönünden, Ekosistem Değerlendirme Raporundan farklı bir bilgi, tespit, değerlendirme ve yorum içermediği, ... “ÇED raporunun ve bu raporun ekinde sunulan “ekosistem değerlendirme raporu”nun alanı temsilden uzak ve literatür bilgisine dayalı hazırlandığı, sonuç olarak, "ÇED Olumlu" orman ve çevre açısından uygun, ancak tarımsal faaliyetler, hidrojeoloji ve flora, fauna ve ekosistem yönünden uygun olmadığı, yönünde görüş ve kanaate varıldığı belirtilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; her ne kadar bilirkişi raporunda, Orman ve Çevre bilim dallarına ilişkin yapılan değerlendirmelerde, dava konusu işleme dayanak nihai ÇED raporunun ve dolayısıyla ÇED Olumlu kararının kabul edilebilir düzeyde olduğu belirtilmiş ise de, dava konusu Akıncı HES yardımcı kaynak güneş enerji santrali (GES) ilavesi projesi ile ilgili olarak hazırlanan "ÇED Olumlu" kararının; bitki örtüsü durumunun, su kalitesindeki durumun, havzanın planlanması da dikkate alınmak suretiyle tarım ve orman alanlarının, bitki örtüsü ve türlerinin, civarda bulunan akarsuların, yeraltı ve yerüstü sularının, fiziksel ve biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olup olmayacağı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, projenin bütünlüğü, seçilen yer ve teknolojik alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı, dava konusu işletmenin yerleşim yerlerine uzaklığı da dikkate alınarak, insan sağlığına zarar verip vermeyeceği, ÇED Olumlu kararına dayanak alınan raporun gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olup olmadığı, varsa bu eksikliklerin raporu sakatlar ya da düzeltilebilir nitelikte olup olmadığının tespitinin birden fazla bilim dalına ilişkin teknik bilgiyi gerektirmesi sebebiyle, nihai ÇED raporu ve dolayısıyla ÇED Olumlu kararı bir bütün olarak değerlendirilerek, söz konusu raporda, tarımsal faaliyetler, hidrojeoloji ve flora, fauna ve ekosistem bilim dallarına ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde tespit edilen eksikliklerin, dava konusu ÇED Olumlu kararını sakatlar nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda; Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkileri ve projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmadığı, söz konusu projenin çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da vereceği zararının en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı görülmüş olup, literatür bilgilerine dayalı olarak hazırlanan ve proje özelinde uygun ve yeterli olmayan nihai ÇED raporuna istinaden verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, bilirkişiler tarafından kısıtlı bir zamanda, belli bir alana yönelik yapılan incelemenin alanın tarımsal sınıfını/niteliğini tespite yeterli olmayacağı, keşif sırasında alındığı belirtilen iki adet örneğin ve raporda sadece tablo şeklinde yer verilen analiz sonuçlarının proje alanının tamamını temsil edemeyeceği, planlanan projenin sadece 1 üniteden oluştuğu ve 13,63 hektarlık alanı kapladığı, çevre düzeni planında da marjinal tarım arazisi olarak gösterilen alanın seçildiği, bilirkişi raporunda flora ve faunayla ilgili somut bir tespit yapılmadığı, sonuç olarak objektif ve bilimsel verilere dayalı olarak düzenlemeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasıyla hukuka uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, süresinde temyiz isteminde bulunulmamıştır.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunda arazinin eğimi, taşlılık durumu, toprak derinliği vb. toprak özellikleri ile analiz sonuçları dikkate alınarak, arazinin III. sınıf tarım arazisi olduğunun ortaya konulduğu, alanın alüvyon niteliğinde olmasına rağmen ÇED raporunda bu hususa değinilmediği, flora ve faunayla ilgili ÇED raporunda yer verilen çalışmaların yetersiz olduğu, projenin söz konusu alana yapılması ile tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceği, ayrıca projeden en fazla etkilenmesi muhtemel olan 550 m mesafedeki Mutluca Köyünde halkın katılımı toplantısının yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçeyle bozulması gerektiği, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca "temyiz iddialarının açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi incelemesinin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından, bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
ÇED raporuna göre, Akıncı Hidroelektrik Santrali; Tokat İli, Niksar İlçesi, ... Köyü Mevkiinde 3 adet ünite ve 100,731 MWm/ 99 MWe kapasite ile faaliyet göstermektedir.
Sonrasında davalı yanında müdahil tarafından 12,0914 MWm/ MWe kapasiteli Akıncı HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerji Santrali İlavesi projesinin yapılmasının planlanması üzerine hazırlanan ÇED raporu davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde söz konusu projeyle ilgili ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinde; sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; ivedi yargılama usulünü düzenleyen ve Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlıklarda da uygulanan 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 48/7. maddesinde, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların daire ve kurulca verileceği hükmü yer almıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden; Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; tarımsal faaliyetler, hidrojeoloji, flora ve fauna bakımından yapılan tespitler dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, davacıların temel iddialarından birinin projenin yapılmasıyla birlikte tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceği, dolayısıyla yer seçiminin uygun olmadığı iddiasının olduğu görülmüş olup, ÇED raporunda; çevre düzeni planında alanın marjinal tarım arazisi olarak gösterildiği bilgisine yer verildiği, bilirkişi raporunda ise keşif günü topraktan alınan iki adet numunenin analiz sonucuna göre marjinal tarım arazisi değil, işlemeli tarıma uygun III. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirtildiği, jeoloji mühendisi tarafından da alanın marjinal tarım arazisi niteliğinde olmadığı, alüvyon nitelikli bir tarım arazisi olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı, biyolog tarafından flora ve faunayla ilgili yapılan çalışmaların yetersiz olduğu, ÇED raporunda eksik veya hatalı bilgilere yer verildiği tespitlerinin yapıldığı anlaşılmakla birlikte, dava konusu projenin halihazırda faal olan Akıncı HES'e yardımcı kaynak olarak 13,63 ha'lık alana yapılmasının planlandığı dikkate alındığında, bilirkişi raporundaki söz konusu tespitlerin; projenin özelliği, proje alanının büyüklüğü, proje alanı ve çevresindeki tarım arazilerin toplam alanı, proje alanı ve etki alanında yaşayan halk için tarım ve hayvancılığın boyutu gibi hususlar bakımından projenin yapılmasının tarım ve hayvancılık üzerindeki etkisi ile bu hususlar bakımından varsa eksikliklerin ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmayacağının açık ve kesin bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dava dilekçesinde proje kapsamında kullanılacak panellerin türü ve özellikleri itibarıyla korozyon, (karayoluna olan mesafesi nedeniyle) yansıma, ısınma gibi projeye özgü çevresel etkilere yönelik iddiaların bulunduğu halde, bu hususların açıklığa kavuşturulmadığı gibi, çevre mühendisi tarafından projenin çevresel etkileri ile ÇED raporunda alınması taahhüt edilen önlemlere yer verilmek suretiyle etkilerin belirlenmesi ve önlemlerin yeterliliği hususunda açık ve ayrıntılı bir değerlendirme yapılmayarak, ÇED raporunda yer verilen taahhütlere uyulması kaydıyla projenin yapılmasının uygun olduğu yönünde görüş bildirmekle yetinildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, temyiz dilekçesindeki, bakılmakta olan davanın dilekçesindeki ve Dairemizin E:2024/1823 sayılı dosyasındaki dava dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında çevre mühendisi, ziraat mühendisi, makine mühendisi, jeoloji mühendisi ve biyolog bilirkişiler başta olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davalı yanında müdahilin temyiz istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı yanında müdahil vekiline 05/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın konusunun, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olması nedeniyle bu karara karşı yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ve en son 20/05/2024 tarihinde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 15/01/2025 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise süre aşımı nedeniyle reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 25/02/2025 tarihinde usulde oyçokluğuyla, esasta oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!